TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
BİRCAN ATEŞ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2021/27441)
Karar Tarihi: 12/6/2024
Başkan
:
Basri BAĞCI
Üyeler
Engin YILDIRIM
Rıdvan GÜLEÇ
Kenan YAŞAR
Ömer ÇINAR
Raportör
Batuhan Salim YEŞİLKÖY
Başvurucu
Bircan ATEŞ
Vekili
Av. Serdar EYİLER
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucunun Cumhuriyet savcısı huzurunda 23/9/2009 tarihinde müşteki sıfatıyla verdiği ifade akabinde, ilgili Cumhuriyet başsavcılığınca çocuğun cinsel istismarı suçundan soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma işlemlerinin tamamlanmasının ardından 6/4/2009 tarihinde iddianame düzenlenmiş ve ilgili ağır ceza mahkemesi tarafından hazırlanan 9/4/2009 tarihli tensip zaptıyla kovuşturma aşamasına geçilmiştir. Bu ceza muhakemesi süreci, ilk derece mahkemesi tarafından verilen mahkûmiyet kararlarının ilgili Yargıtay dairesi tarafından onandığı 3/10/2023 tarihine kadar devam etmiştir.
3. Başvurucu, vekili aracılığıyla 4/6/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
4. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
II. DEĞERLENDİRME
5. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
6. Başvurucu mağduru olduğu bir suç nedeniyle yürütülen ceza muhakemesi sürecinin uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğinden yakınmıştır.
7. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Hukuki tavsif (nitelendirme) ise başvurucu tarafından ileri sürülen olgusal iddiaların Anayasa’da güvence altına alınan hangi hak, özgürlük ya da yasak kapsamında inceleneceğinin tespit edilmesinden ibarettir. Bu bakımdan ileri sürülmeyen bir olay veya olguyu incelemek ya da bireysel başvuruya konu edilen hususun ötesinde yahut dışında bir karara varabilmek için “hâkim hukuku resen (kendiliğinden) uygular” (jura novit curia) ilkesine yani nitelendirme yetkisine başvurulamaz (Afra Bal ve diğerleri, B. No: 2020/21197, 14/12/2023, § 23).
8. Somut olayda başvurucu açıkça veya özü itibarıyla Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiğini ileri sürmemiştir. İddiaya konu yargısal sürecin cinsel istismar suçuna ilişkin olması da durumu değiştirmemiştir. Bu nedenle kötü muamele yasağının usul boyutu kapsamında incelenmesi mümkün görülmeyen başvuru, başvurucunun iddiası çerçevesinde adil yargılanma hakkının kapsamında yer alan makul sürede yargılanma hakkı kapsamında değerlendirilmiştir.
9. Anayasa’da kapsam ve içeriği açıkça düzenlenmediği için adil yargılanma hakkının kapsam ve içeriğinin belirlenmesinde referans alınması gereken Sözleşme’nin 6. maddesine göre adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkeler, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların ve bir suç isnadının esasının karara bağlanmasında geçerlidir. Bu durumda adil yargılanma hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek için başvurucunun ya medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın tarafı olması ya da başvurucuya yönelik bir suç isnadı hakkında karar verilmiş olması gerekir. Dolayısıyla bahsedilen hâller dışında adil yargılanma hakkının ihlali iddiasına dayanan başvurular Anayasa ve Sözleşme kapsamı dışında kalacağından bireysel başvuruya konu olamaz (birçok karar arasından bkz. Mustafa Takyan [GK], B. No: 2020/27974, 15/12/2021, §§ 41, 42). Bu kuralın istisnası, ceza davasında medeni hak talebine imkân veren bir sistemin benimsenmiş olması veya ceza davası sonucunda verilen kararın hukuk davası açısından etkili ya da bağlayıcı olmasıdır (Süreyya Kıran ve diğerleri, B. No: 2015/1782, 21/3/2019, § 30).
10. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile ceza muhakemesinde şahsi hak iddiasında bulunma imkânının ortadan kalktığı ve somut olayda ceza yargılaması sonucunda verilen kararın tazminat davası açısından etkili ya da bağlayıcı olması gibi bir durumun söz konusu olmadığı dikkate alındığında başvurucu, başvuruya konu ceza yargılamasına yalnızca sanıkların cezalandırılması için katılmıştır. Bu nedenle adil yargılanma hakkına ait bazı güvencelerin başvurucu yönünden ihlal edildiğine yönelik iddia adil yargılanma hakkının kapsamına girmemektedir (birçok kişinin ölümüne, pek çok kişinin de yaralanmasına yol açan bir maden kazası hakkında yürütülen ceza yargılamasında makul sürede yargılanma hakkının mağdur/müşteki ya da katılan sıfatıyla yer alan kişiler yönünden ihlal edildiği iddiasına ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez bulunduğu başvurular için bkz. yukarıda anılan Afra ve Bal ve diğerleri kararı. Kişiyi kasten yaraladıkları iddiasıyla polisleri yargılayan mahkemede görevli hâkimlerin tarafsız olmamaları nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiyle ilgili şikâyetin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez bulunduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı için bkz. Kaçar/Türkiye, B. No: 81532/12, 7/7/2020, §§ 19-21).
11. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebinde bulunan başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 12/6/2024 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.