logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Gökhan Gündüz (12) [1. B.], B. No: 2021/28429, 6/1/2026, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

GÖKHAN GÜNDÜZ BAŞVURUSU (12)

(Başvuru Numarası: 2021/28429)

 

Karar Tarihi: 6/1/2026

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

 

 

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

 

 

İrfan FİDAN

 

 

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Saliha AKSOY

Başvurucu

:

Gökhan GÜNDÜZ

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, disiplin cezasına karşı infaz hâkimliğince yapılan yargılamada sanığın hazır bulunma talebinin reddedilerek ses ve görüntü aktarımı suretiyle duruşmaya uzaktan katılımının sağlanması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Kırıkkale F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) hükümlü olarak bulunan başvurucunun transfer edilirken kullanılan ring aracı içindeki kameraları kapatması ve slogan atması nedeniyle hakkında disiplin soruşturması başlatılmıştır.

3. Yapılan soruşturma sonucu Kurum Disiplin Kurulu Başkanlığının 21/1/2020 tarihli ve 2020/24 sayılı kararıyla başvurucunun sevke, nakle veya bunlarla ilgili alınacak olan tedbirlere karşı çıkma fiili nedeniyle 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 43/2-c maddesi uyarınca dört gün hücreye konulmasına, gereksiz olarak marş söyleme veya slogan atma fiili nedeniyle de anılan Kanun'un 42/2-e maddesi uyarınca iki ay süre ile ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma disiplin cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

4. Başvurucu 24/1/2020 tarihinde karara karşı Kırıkkale 1. İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) şikâyet başvurusunda bulunmuş dilekçesinde duruşma yapılmadan dosya üzerinden cezasının kaldırılmasını ya da duruşmada bizzat hazır bulunarak sözlü savunma yapmak istediğini belirtmiştir.

5. İnfaz Hâkimliği, savunmanın Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) yoluyla alınacağı hususunu da içeren Tensip Tutanağı'nı başvurucuya Ceza İnfaz Kurumu aracılığı ile 25/2/2020 tarihinde tebliğ etmiştir.

6. Başvurucu, yargılamanın 26/2/2020 tarihli ilk celsesine SEGBİS aracılığıyla katılmış ve mahkeme huzurunda ifade vermek istediğini beyan etmiştir. İnfaz Hâkimliği, hükümlünün süre talebinin kabulüne ve sonraki celsenin 11/3/2020 tarihinde SEGBİS'le savunması alınmak üzere yapılmasına karar vermiştir. Başvurucu, duruşmanın 11/3/2020 tarihli ikinci celsesine Ceza İnfaz Kurumundan SEGBİS aracılığıyla katılmıştır. Söz konusu celseye SEGBİS aracılığı ile katılan başvurucu, açlık grevinde olması nedeniyle savunma verecek durumda olmadığını belirterek süre istemiştir. İnfaz Hâkimliği, başvurucunun açlık grevinde olması nedeniyle de iyileşme süreci belirsiz olduğundan süre talebinin reddine, ring aracının kamerasını kapatması eylemi nedeniyle dört gün hücreye koyma cezasına yönelik itirazın reddine, slogan atma eylemine ilişkin olarak verilen iki ay ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma disiplin cezasının ise iptaline karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"... Hükümlünün disiplin cezasına konu yaptığı eylemleri dosya içeresinde bulunan 15/01/2020 tarihli tutanak ile de gerçekleştiği sabit olduğu,ancak hükümlünün olay tarihinde yaptığı eylemlerin bir bütün halinde sayılması gereken eylemler olduğu, bu eylemler nedeni ile 2 ayrı disiplin cezası uygulanamayacağı, bu durumun Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2016/4119 Esas ve 2016/4074 sayılı kararında 'Bafra İnfaz Hakimliğinin 02/02/2015 tarihli ve 2015/82 esas, 2015/131 karar sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Bafra Ağır Ceza Mahkemesinin 16/02/2015 tarihli ve 2015/81 değişik iş sayılı kararı ile karar verilerek söz konusu disiplin cezalarının kesinleştiği anlaşılmakla, hükümlünün başlangıcı, gelişimi ve sonuçlanması kısa bir süre içinde meydana gelen ve bir bütün halinde tek bir eylem sayılması gereken eylemi ile ilgili Ceza İnfaz Kurumunca verilen en ağır ceza olan 3 gün hücreye koyma cezasının İnfaz Hakimliğince onanması sonrası aynı zaman diliminde meydana gelen hükümlünün diğer eylemi ile ilgili ceza infaz kurumunca dîsiplin cezası tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğu düşünüldüğünden, yapılan itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu ...' şeklinde açıkça belirtilmiş olduğu görülmüştür. Buna göre verilen disiplin cezasında daha fazla cezayı gerektirecek eylemin uygulanabileceği anlaşılmış olduğundan, hükümlünün disiplin cezasına itirazına ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."

7. Başvurucunun karara karşı yaptığı itiraz, Kırıkkale 1. Ağır Ceza Mahkemesinin (Ağır Ceza Mahkemesi) 1/4/2020 tarihli kararıyla kesin olarak reddedilmiştir.

8. Başvurucu, nihai hükmü 12/5/2020 tarihinde öğrenmesinin ardından 31/5/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

9. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

10. Başvurucu, Disiplin Kurulunca hakkında verilen disiplin cezasına karşı İnfaz Hâkimliğine yaptığı şikâyette ve İnfaz Hâkimliğinin verdiği ret kararına karşı yaptığı itirazda duruşmada hazır bulunmak istediğini beyan etmesine rağmen yargılama süreci boyunca SEGBİS aracılığıyla dinlendiğini belirterek savunma için gerekli zaman ve kolaylıklardan yararlanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

11. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, başvurucunun herhangi bir sınırlamaya maruz kalmadan ve teknik bir bağlantı sorunu yaşamadan etkili bir şekilde savunma yapma imkânı bulduğu ifade edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne ilişkin beyanında genel olarak bireysel başvuru formundaki iddialarını yinelemiştir.

12. Anayasa Mahkemesi ceza infaz kurumunda bulunan tutuklu ya da hükümlüler hakkında uygulanan disiplin cezalarının infazının kişiler üzerinde yaratacağı etkiyi değerlendirmek suretiyle bazı disiplin cezalarının kişisel hak ve bu bağlamda medeni hak niteliğinde olduğunu, söz konusu disiplin cezalarına karşı yapılan şikâyetlerin infaz hâkimliği tarafından incelenmesinin de medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlık kapsamında kaldığını ifade etmiştir (örnek olarak bkz. Giyasettin Aydın [2. B.], B. No: 2013/1852, 25/3/2015, § 37; Cihan Yeşil [1. B.], B. No: 2013/8635, 6/5/2015, § 35; Metin Yamalak (2) [1. B.], B. No: 2013/9450, 13/4/2016, § 59). Dolayısıyla başvurucunun hakkında uygulanan disiplin cezası nedeniyle yaptığı şikâyetin İnfaz Hâkimliği tarafından incelenmesinin medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlık kapsamında kaldığının ve somut olayda Anayasa’nın 36. maddesinin uygulanmasının mümkün olduğunun kabul edilmesi gerekir. Bu nedenle başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamında ileri sürdüğü ihlal iddiaları duruşmada hazır bulunma hakkı kapsamında incelenmiştir.

13. Anayasa Mahkemesi somut başvuru ile aynı nitelikteki ihlal iddialarını incelediği Ercan Yıldız ve diğerleri (2) ([GK], B. No: 2022/60188, 8/7/2025) kararında, duruşmada hazır bulunma hakkıyla ilgili uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Anayasa Mahkemesi, bu kararda öncelikle disiplin cezası nedeniyle yapılan şikâyetlerin infaz hâkimliği tarafından incelenmesinin medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlık kapsamında kaldığını ve kişilerin talebine aykırı olarak SEGBİS yoluyla duruşmaya katılmasının duruşmada hazır bulunma hakkına yönelik müdahale teşkil ettiğini tespit etmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 196. maddesinin söz konusu müdahalenin kanunilik ölçütünü karşıladığı ve müdahalenin usul ekonomisinin gerçekleştirilmesine yönelik meşru bir amaca dayandığı değerlendirmelerine yer verdiği kararda Anayasa Mahkemesi ölçülülük yönünden yaptığı incelemede özellikle geleneksel ceza hukuku kategorilerine dâhil olmayan veya medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıklarda delil ve ifadelerin sözlü olarak sunulmasını veya tanıkların sorgulanmasını gerektirecek inandırıcılıkla ilgili sorunların ya da kişilerin duruşmada bizzat bulunmasını zorunlu kılacak olayların var olmadığı, taraflara iddialarını yazılı olarak sunma ve aleyhindeki delillere itiraz etme imkânının tanındığı hâllerde kişilerin duruşmada bizzat bulunmasının gerekli görülmeyebileceğini vurgulamış ve belirtilen medeni hak yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıklarda duruşmada hazır bulunma hakkının daha esnek uygulanabileceği değerlendirmesine açıklık getirmiştir.

14. Anayasa Mahkemesi anılan kararında ilk olarak ceza infaz kurumunda verilen disiplin cezalarına karşı şikâyette bulunanların her durumda duruşmada bizzat hazır bulundurulması gerekmeyebileceğini belirtmiştir (aynı kararda bkz. § 59). Duruşmada hazır bulunma konusunda başvurucuların kişisel özelliklerinin ve davranışlarının, başvurucuların davanın karşı tarafınca sözlü olarak sunulan görüş ve kanıtlar, bilgi ve belgeler hakkında bilgi sahibi olup olamadıklarının, bunlara karşı kendi delillerini sunma hususunda dezavantajlı konuma düşüp düşmediklerinin, yargılamanın niteliği, şekli ve teknik nitelikte bir incelemeden ibaret olup olmadığının, ceza infaz kurumundan duruşma salonuna transfer edilmedeki zorlukların, başvurucuların duruşmada bizzat hazır bulunmak istemelerine yönelik ileri sürdükleri gerekçelerin duruşmada bizzat hazır bulunmayı gerektirip gerektirmediğinin, davanın konusunun, karşı tarafın konumu ve tanık sorgulama veya bu türden duruşmada bizzat hazır bulunmayı gerektirebilecek kabul edilebilir gerekliliklerin yapılacak değerlendirmede dikkate alınması gerektiğini vurgulamıştır (aynı kararda bkz. § 60).

15. Somut olayda başvurucunun disiplin cezasına konu eylemleri 15/1/2020 tarihinde Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesine götürülmek üzere mahkûm kabul birimine alınarak üst aramasının yapıldığı esnada "Keyfî aramaya son." şeklinde slogan atması ve sevkinin sağlandığı ring aracının kamerasını peçete ile kapatmak suretiyle görüntü alınmasına engel olmasıdır. İnfaz Kurumu başvurucunun eylemini ve zamanını tutanağa bağlamış, eylemlerin sevkin güvenliğini tehlikeye attığını değerlendirmiştir. Başvurucu da bu eylemleri gerçekleştirdiğini kabul etmiştir. Başka bir ifadeyle disiplin suçu yönünden olmasa da disiplin suçuna konu edilen eylemlerin sübutu yönünden taraflar arasında bir ihtilaf yoktur. Bu bağlamda yargılamanın karmaşık bir niteliği olmadığı anlaşılmaktadır. Diğer yandan ise başvurucunun infaz kurumu koşulları altında SEGBİS ile ifade vermesinin ne gibi sakıncaları olduğu hususuna yönelik herhangi somut bir açıklamada bulunmadığı ve bu bağlamda SEGBİS ile ifade vermek istememesinin gerekçelerini ortaya koyamadığı görülmüştür. Başvurucu, ses ve görüntü naklinde sorunlar yaşandığını da dile getirmemiştir. Aynı zamanda başvurucu hakkında uygulanan disiplin yaptırımının türü ve niteliği de dikkate alındığında duruşmada fiziki olarak hazır bulunmanın gerekli olduğu söylenemeyecektir.

16. Son olarak başvurucunun duruşmada hazır bulunmamasının yargılamanın adilliğine bir bütün hâlinde zarar verip vermediğinin ölçülülük ilkesinin diğer bir unsuru olan orantılılık açısından da değerlendirilmesi gerekir. Bu noktada somut olay incelendiğinde duruşmada bizzat hazır bulundurulmayan başvurucunun yargılamanın diğer tarafını oluşturan İnfaz Kurumunun disiplin cezası kararından, bu karara ilişkin bilgi ve belgelerden haberdar olduğu açıkça görülmektedir. Bundan başka yargılama sürecinde başvurucunun yokluğunda herhangi bir esaslı işlemin yapıldığı da tespit edilmemiştir. Somut olayda duruşmada hazır bulunma hakkına yapılan müdahalenin orantılı olmadığının söylenemeyeceği değerlendirilmiştir. Sonuç olarak başvuruda, aynı nitelikteki ihlal iddialarının incelendiği Ercan Yıldız ve diğerleri (2) kararında açıklanan ilkelerden ve gerekçelerden ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

17. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır bulunma hakkına ilişkin bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

Hasan Tahsin GÖKCAN ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ bu görüşe katılmamıştır.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA Hasan Tahsin GÖKCAN ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ'in karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyete neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 6/1/2026 tarihinde karar verildi.

 

 

 

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. 4675 sayılı İnfaz Hakimliği Kanununun 6/2. maddesinde infaz hakiminin diğer uyuşmazlıklarda duruşma yapmaksızın dosya üzerinde karar vereceği belirtilmiştir. İkinci fıkranın ikinci ve sonraki cümlelerinde ise disiplin cezasına karşı şikayet üzerine infaz hakiminin hükümlü veya tutuklunun savunmasını alıp diğer delilleri topladıktan sonra karar vereceği düzenlenmiştir. Aynı fıkranın 6008 sayılı Kanunla eklenen 3. cümlesinde, “Hükümlü veya tutuklu, savunmasını hazır bulunmak ve vekaletnamesini ibraz etmek koşuluyla avukatıyla birlikte veya avukatı aracılığıyla yapabilir.” denilmektedir. Görüldüğü üzere infaz hakimliği kapsamına giren diğer işlemler ile disiplin işlemleri bakımından Kanunda bir ayrım yapılmış ve disiplin işlemlerinde hükümlü veya tutuklunun talebi halinde savunmasını hakim huzurunda yapma hakkına sahiptir ve açık düzenleme karşısında bu konuda CMK genel kurallarına gidilmesi de mümkün değildir. Olayda da disiplin fiiline ilişkin bir inceleme süreci söz konusudur.

2. İncelenen olayda başvuran açıkça savunmasını hakim önünde yapmak istediğini belirtmesine karşılık Segbis ile diyecekleri sorulup beyanları tutanağa kaydedilmiştir. Bu uygulama Kanunun açık ve amir düzenlemesine aykırıdır. Çoğunluk gerekçesi de bu aykırılığı meşrulaştırmaktadır. Benzer bir başvuru olan 2022/60188 sayılı karara karşı yazdığım detaylı karşıoy gerekçesinde açıkladığım nedenlerle başvuranın duruşmada hazır bulunma hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağının bulunmaması nedeniyle ihlal kararı verilmesi gerektiği görüşündeyim.

 

 

 

 

Başkan

Hasan Tahsin GÖKCAN

 

 

 

 

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Disiplin cezasına karşı infaz hâkimliğince yapılan yargılamada sanığın hazır bulunma talebinin reddedilerek ses ve görüntü aktarımı (SEGBİS) suretiyle duruşmaya uzaktan katılımının sağlanması gerekçesiyle duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerektiği şeklindeki kararına katılmamaktayım.

2. İki celsede tamamlanan yargılama sürecinde başvurucu duruşmanın tüm celselerine SEGBİS aracılığı ile katılmıştır. Yargılamanın ilk celsesine SEGBİS aracılığıyla katılan başvurucu mahkeme huzurunda ifade vermek istediğini de özellikle beyan etmiştir.

3. Mahkememiz çoğunluğu ise başvurucunun duruşmaya bizzat hazır bulunarak katılma ile ilgili ihlal iddiasını açıkça dayanaktan yoksunluk gerekçesiyle kabul edilemez bulurken Anayasa Mahkemesinin Ercan Yıldız ve diğerleri ([GK], B. No: 2022/60188, 8/7/2025) kararında açıklanan ilkelere ve gerekçeye dayanmıştır.

4. Kanaatimizce bu yaklaşım, bahse konu kararda yazdığım karşıoyda belirttiğim şu gerekçelerle eldeki dosyada da sorun doğurduğundan başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekmektedir (bkz.: Ercan Yıldız ve diğerleri (2) [GK], B. No: 2022/60188, 8/7/2025 künyeli karardaki karşıoyum):

 “Çoğunluğun bu kararına katılmak mümkün değildir. Zira Anayasa Mahkemesi esasında benzer bir bireysel başvuruda verdiği Emrah Yayla kararında ([GK], B. No: 2017/38732, 6/2/2020) bu konuya ilişkin genel yaklaşımını ortaya koyarak başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiği kanaatine ulaşmıştır.

Her ne kadar eldeki bireysel başvuruya konu olay ile önceki karara konu olay arasında bazı detay farklılıklar mevcut ise de bu iki başvuruda da benzer yönler bulunmakta olup bu nedenle eldeki bireysel başvuruda da aynı şekilde ihlal sonucuna ulaşmak gerekmektedir.

Oysa Mahkememiz çoğunluğu ihlal olmadığı sonucuna ulaşırken gerçekleştirilen yargılamada duruşmada hazır bulunma hakkının esas, SEGBİS aracılığı ile katılımın ise istisna olduğu şeklindeki temel yaklaşımı değiştirmiştir.

Öte yandan Mahkememiz çoğunluğu SEGBİS yolu ile katılımın ne tür sakıncalar doğuracağını başvurucuların ortaya koymasını beklemektedir. Oysa 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 196. maddesinin (4) numaralı fıkrasındaki “Hâkim veya mahkemenin zorunlu gördüğü durumlarda, aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle yurt içinde bulunan sanığın sorgusu yapılabilir veya duruşmalara katılmasına karar verilebilir”. hükmü gereğince kişinin duruşmaya SEGBİS aracılığıyla katılmasının ancak hakim veya mahkemece zorunlu görülen durumlarda mümkün olduğu ifade edilmelidir.

Nitekim Anayasa Mahkemesi bu konuda Emrah Yayla kararında SEGBİS'in kullanılması yoluyla duruşmaya katılmanın duruşmada bizzat hazır bulunmaya göre kişilere kendilerini yargı makamları önünde sözlü olarak ifade etme ve yargılama sürecine aktif olarak katılım sağlama yönünden daha sınırlı bir menfaat sağladığının da gözardı edilmemesi gerektiğine işaret ederek konumuz bağlamında şu değerlendirmeye yer vermiştir: “Bu durumda kişinin duruşmada bizzat hazır bulunma hakkına belirli ölçüde sınırlama getiren bir uygulama olan SEGBİS vasıtasıyla duruşmaya katılımının neden gerekli olduğu derece mahkemelerince gösterilmelidir. Bu gerekliliğin ortaya konulması bağlamında, kişilerin duruşmada bizzat hazır bulunmayı talep etmelerine rağmen SEGBİS yoluyla katılımlarının neden yeterli görüldüğünün ve duruşmada bizzat hazır bulunmayı imkânsız hâle getiren veya büyük ölçüde zorlaştıran koşulların neler olduğunun ifade edilmesi gerekir. Bu çerçevede talepte bulunan kişilerin duruşmada bizzat hazır bulunmasına imkân sağlayan alternatif tedbirlerin uygulanabilirliğinin hatırda tutulması önemlidir. Duruşmada bizzat hazır bulunmanın önemine istinaden kanun koyucu da 5271 sayılı Kanun'un uygulandığı durumlarda hâkim veya mahkemenin ancak zorunlu gördüğü durumlarda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle duruşmalara katılıma karar verilebileceğini düzenlemiştir” (bkz.: § 73).

Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi Emrah Yayla kararında vurgulandığı ve 5271 sayılı Kanun’un 196. maddesindeki ilgili fıkra hükmü gereğince sanığın SEGBİS aracılığıyla duruşmaya katılmasının zorunlu nedeni mahkeme veya hakim tarafından mutlaka ortaya konulmalıdır. Bununla birlikte mahkemenin SEGBİS’in neden gerekli olduğunu belirtmediği görülmektedir. Mahkememiz çoğunluğu ise daha da ileri giderek SEGBİS yolu ile katılımın ne tür sakıncalar doğuracağını başvurucuların ortaya koymasını bekleyen bir yaklaşımla bu konuda SEGBİS’i adeta genel uygulamaya dönüştüren bir yaklaşımı benimsemeye başlamıştır.

İnfaz Hakimliğinin zorunlu olmadığı halde duruşma açmış olmasına rağmen bu durumda neden SEGBİS aracılığı ile katılımı tercih ettiğini gerekçelendirmemesi aynı zamanda 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu'nun İnfaz hâkimliğince şikâyet üzerine verilen kararlar" başlıklı 6. maddesinin ikinci fıkrasına 2010 yılında eklenen “Hükümlü veya tutuklu, savunmasını, hazır bulunmak ve vekaletnamesini ibraz etmek koşuluyla avukatıyla birlikte veya avukatı aracılığıyla yapabilir.” hükmü ile de çelişmektedir. Zira buradaki hazır bulunmanın duruşmada hakim huzurunda bizzat bulunmak şeklinde olduğu aşikardır.

Başvurucunun cezaevinde aldığı bir disiplin cezası nedeniyle gerçekleştirilen yargılamada talebi hilafına SEGBİS aracılığı ile yargılamalara katılması esasında burada adil yargılanma hakkı bağlamındaki ihlali daha da bariz hale getirmektedir. Cezaevlerinde fiziksel hürriyetinden mahrum olan kişilerin aldığı disiplin cezaları konumuz bağlamında daha sıkı biçimde adil yargılanma hakkı güvencelerinden faydalanmalıdır. Zira bu kişilerle ilgili gerçekleştirilen yargılamalardaki duruşmalarda kişilerin bizzat mahkeme huzurunda hazır bulunması bu yönü ile gerçekleştirilecek yargılamadaki usuli güvenceyi daha anlamlı kılacaktır.

Sonuç olarak, başvurucular savunmalarında SEGBİS vasıtasıyla kendilerini ifade edemediklerini ve mahkeme huzurunda savunma yapmak istediklerini beyan etmişlerdir. Hakimlik ise SEGBİS’in neden gerekli olduğunu kararında belirtmemesine rağmen yargılamayı SEGBİS aracılığıyla gerçekleştirmiştir. Yargılamadaki temel ilke yüz yüze yargılama olmasına rağmen başvurucular hiçbir şekilde duruşmada fiziken huzurda bulunamayarak bu temel ilke anlamsız kalmış ve başvurucuların duruşmada hazır bulunma hakkı böylece ihlal edilmiştir. Dolayısıyla Mahkememiz çoğunluğunun yaklaşımı ile de SEGBİS yolu ile duruşmaya katılım adeta yargılamada temel ilke haline getirilmeye çalışılmıştır.

Yukarıda sıralanan gerekçelerle somut bireysel başvuruda da Anayasa Mahkemesinin Emrah Yayla kararındaki yaklaşımdan ayrılmayı gerektiren hiçbir farklı durum olmadığı kanaatinde olduğum için başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmamaktayım”.

 

 

 

 

Üye

 Yusuf Şevki HAKYEMEZ

 

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Kabul Edilemezlik vd.
Künye
(Gökhan Gündüz (12) [1. B.], B. No: 2021/28429, 6/1/2026, § …)
   
Başvuru Adı GÖKHAN GÜNDÜZ (12)
Başvuru No 2021/28429
Başvuru Tarihi 31/5/2021
Karar Tarihi 6/1/2026

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, disiplin cezasına karşı infaz hâkimliğince yapılan yargılamada sanığın hazır bulunma talebinin reddedilerek ses ve görüntü aktarımı suretiyle duruşmaya uzaktan katılımının sağlanması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) Sözlü yargılanma hakkı (aleni yargılanma, duruşmada hazır bulunma vs.) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi