|
Başkan
|
:
|
Hasan Tahsin GÖKCAN
|
|
Üyeler
|
:
|
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
|
|
|
|
Selahaddin MENTEŞ
|
|
|
|
İrfan FİDAN
|
|
|
|
Muhterem İNCE
|
|
Raportör
|
:
|
Hüseyin ERAL
|
|
Başvurucu
|
:
|
Cengiz Çağlar AYYILDIZ
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Bayram Ali AYYILDIZ
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünde başvurucunun karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddialarının karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuruda ayrıca adil yargılanma hakkının farklı güvencelerinin ihlal edildiği iddiası da bulunmaktadır.
2. Balıkesir'de serbest avukatlık yapmakta olan başvurucu hakkında boşanma aşamasında olduğu eşi D.A. tarafından başvurucunun çocuğun kaçırılması ve alıkonulması ile silahlı terör örgütüne üye olma suçlarını işlediği iddiasıyla 20/4/2016 tarihinde şikâyette bulunulmuştur.
3. Soruşturma kapsamında 2/8/2016 tarihinde ifade veren D.A. başvurucunun Fetullah Gülen Cemaatinin üyesi olduğunu, cemaat ile bağlantılı şirket ve derneklerin avukatlığını yaptığını, şikâyet tarihi itibarıyla sohbet ve toplantılara katılmaya devam ettiğini beyan etmiştir. Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) başvurucu hakkında Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyesi olduğuna ilişkin soruşturmanın çocuğun kaçırılması ve alıkonulmasına ilişkin soruşturmadan ayrılmasına karar vermiştir.
4. Başsavcılık, ayırma kararı sonrasında FETÖ/PDY'nin Balıkesir avukat yapılanmasına yönelik olarak soruşturmayı genişletmiştir. Soruşturma işlemleri kapsamında başvurucuya ait Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtları, Asya Katılım Bankası A.Ş. (Bank Asya) hesap bilgileri, HTS kayıtları, başvurucunun üyesi bulunduğu dernek ve sendika üyelikleri ile başvurucunun ByLock kullanıcısı olup olmadığı hususları araştırılmıştır.
5. Başvurucu, FETÖ/PDY'ye üye olma şüphesiyle 15/2/2017 tarihinde gözaltına alınmıştır. Kolluk aşamasındaki ifadesinde örgütsel bir bağlantısının bulunmadığını, sohbetlere katılmadığını, avukatlığını yaptığı kurum ve şirketlerin FETÖ/PDY bağlantılarını bilmediğini beyan eden başvurucu, adli kontrol hükümleri uygulanmak suretiyle serbest bırakılmıştır.
6. Soruşturma doğrultusunda başvurucuya ait ByLock kullanıcı kaydı bulunmadığına dair rapor ile başvurucunun 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hâl Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Balıkesir Hukukçular Derneği (Dernek) üyeliğinin ve Yönetim Kurulu başkanlığının bulunduğuna, 2003-2006 yılları arasında çok sayıda yurt dışı çıkışının ve yine Bank Asya hesabının tespit edildiğine ilişkin evrak dosyaya gönderilmiştir. Başvurucu ile D.A.nın boşanmalarına ilişkin olarak Balıkesir 2. Aile Mahkemesi dosyasında ise tarafların 17/10/2017 tarihinde anlaşmalı olarak boşanmalarına karar verildiği bildirilmiştir.
7. Başsavcılık ayrıca başvurucunun eşi olan D.A.nın yeniden ifadesine başvurmuştur. D.A. alınan beyanlarında başvurucunun örgütle irtibatlı derneğin başkanı olduğunu, dernek üyelerinin eşlerine yönelik düzenlenen sohbetlere kendisinin de katıldığını, katıldığı son sohbette Hükûmete yönelik beddua içeren kâğıtların dağıtılmaya başlandığını, kadın sohbet grubunun sorumlusunun D.D. olduğunu, D.D.nin eşi Ziya kod isimli Z.D.nin de erkeklere sohbet verdiğini ifade etmiştir. D.A. ayrıca 17/25 Aralık sürecinden sonra başvurucuya örgüte ait kurumların avukatlığının verildiğini, başvurucunun sosyal medya hesabından örgüt liderine ait fotoğrafı 2016 yılında paylaşması üzerine bir şirketin avukatlık sözleşmesini iptal ettiğini ifade etmiştir.
8. Başsavcılık, başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması talebiyle 23/6/2017 tarihli iddianame düzenlemiştir. İddianamede özetle D.A.nın başvurucu hakkındaki örgütsel faaliyetlerine ilişkin anlatımları, başvurucunun yurt dışına giriş ve çıkış kayıtları, dernek üyeliğine ve başkanlığına dair bilgi formu, Bank Asya hesabında 2014 yılında gerçekleşen hesap hareketleri ile başvurucunun örgüt mensubu olduğuna ilişkin yapılan isimsiz ihbar çerçevesinde atılı suçu işlediği iddia edilmiştir.
9. İddianamenin kabulü ile açılan dava, Balıkesir 3. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme) görülmeye başlanmıştır. Mahkeme 5/7/2017 tarihinde duruşma hazırlığı işlemleri yapmıştır. Tensip Tutanağı'nda -diğerlerinin yanı sıra- başvurucu hakkında ByLock, Bank Asya ve dernek kayıtlarının araştırılmasına karar verilmiştir. Celse öncesinde başvurucunun KHK ile kapatılan Derneğin Yönetim Kurulu başkanı olduğunu gösteren kayıtlar dosyaya gönderilmiştir.
10. Yargılama altı celsede tamamlanmıştır. Birinci celsede başvurucunun savunması alınmıştır. Başvurucu savunmasında özet olarak eski eşi D.A. ile aralarında husumet bulunması nedeniyle D.A.nın beyanlarına itibar edilemeyeceğini, üyesi olduğu Derneğin örgütsel bir faaliyetinin bulunmadığını, iftar ve etkinlikleri Dernek bünyesinde yaptıklarını, bireysel emeklilik birikimi için Bank Asyada sadece bir hesabının bulunduğunu ve talimat alarak işlem yapmadığını beyan etmiştir. Başvurucuyla birlikte yargılanan ve aynı celsede savunmalarını sunan diğer sanıkların beyanları ise şu şekildedir:
i. M.T.A. 2013 yılında dinî sohbetlerin yapıldığı eve gittiğinde sohbeti diğer sanık Z.D.nin verdiğini, sohbetlerin avukatlara özel yapılmadığını, 17/25 Aralık sürecinden sonra da bu sohbetlere katılmış olabileceğini, üyesi olduğu Derneğin örgütsel bağlantısı hakkında bilgisinin olmadığını, kendisinin başvurucu tarafından dernek saymanı olarak görevlendirildiğini ve cep telefonundaki ByLock programını Z.D.nin yüklediğini,
ii. Z.D.; D.A. ve eşi D.D. arasında husumet olduğundan D.A.nın beyanlarını kabul etmediğini, dinî sohbetlerin yapıldığı toplantılarda M.T.A.yı gördüğünü ve yine M.T.A.nın telefonuna dinî bilgiler göndermek amacıyla ByLock kurduğunu ancak ByLock'un gizli haberleşme programı olduğunu bilmediğini,
iii. D.D.; D.A.nın beyanlarını kabul etmediğini, sohbet hocalığı yapmadığını, cep telefonuna ByLock programını eşi Z.D.nin ayet ve hadis gibi dinî bilgilere ulaşabilmek için kurduğunu ifade etmiştir.
11. Mahkeme, birinci celseyi başvurucu hakkındaki Bank Asya ve ByLock kayıtlarının araştırılmasına karar vermek suretiyle ertelemiştir. İkinci celse öncesinde başvurucuya ait ByLock kullanıcı kaydı bulunmadığına ilişkin tutanak ve Bank Asya kayıtları dosyaya gönderilmiştir. Mahkeme, Bank Asya hesap hareketleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması ve D.A.nın dinlenmesi amacıyla celseyi ertelemiştir. 21/12/2017 tarihli bilirkişi raporunda, 26/9/2014 tarihinde 1.011,69 TL tutarlı yeni hesap açılışının gerçekleştirildiği, hesabın 2/2/2015 tarihine kadar vadeli hesap olarak işlem gördüğü ve hesap hareketlerinde FETÖ/PDY ile irtibatlı işlem tespit edilemediği belirtilmiştir.
12. Başvurucunun da hazır bulunduğu üçüncü celsede Mahkemece dinlenen tanık D.A.; eskieşi olan başvurucunun avukatlık stajını yaptığı 2009 yılından itibaren örgütün sohbet toplantılarına gitmeye başladığını, dernek başkanlığı yaptığını, kadınların katıldığı toplantılardaki sohbetleri sanık D.A.nın yaptığını, kendisinin katıldığı sohbetlere D.D. dışında sanık İ.Y.nin de katıldığını, Z.D.nin gerçek ismini kollukta öğrendiğini, Z.D.yi kod ismiyle bildiğini, M.T.A.nın Derneğin mali işlerine baktığını, örgütün götürdüğü otel gezisinde M.T.A.yı da gördüğünü, başvurucunun 2016 yılında sosyal medya hesabından örgüt liderine ait fotoğraf paylaştığını ve bu nedenle A. Gayrimenkul Şirketinin başvurucuyla olan avukatlık sözleşmesini feshettiğini, katıldığı bir sohbette ise D.D. tarafından dönemin hükûmet yetkilileri hakkında beddua içeren kâğıt dağıtıldığını beyan etmiştir. Tanık ayrıca talep üzerine duruşma salonunda bulunan Z.D.yi teşhis de etmiştir. Aynı celsede dinlenen tanık A.A. ise başvurucu dışındaki bir kısım sanığın da katıldığı, örgütün avukatlara yönelik yaptığı sohbetlere 2012 yılına kadar katıldığını ifade etmiştir. Mahkeme, üçüncü ve dördüncü celseyi diğer sanıklarla ilgili ara kararlarının yerine getirilmesinin beklenmesi amacıyla ertelemiştir.
13. Beşinci celsede Cumhuriyet savcısı tarafından başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması talebini içeren esas hakkındaki mütalaa sunulmuştur. Başvurucu yaptığı savunmasında tanık D.A. ile aralarında husumet bulunması nedeniyle beyanlarına itibar edilemeyeceğini, örgüt üyeliği suçunu işlediğini gösteren delil bulunmadığını, dernek üyeliği ve banka kayıtlarının suçun unsurunu oluşturmayacağını ileri sürmüştür. Mahkemece başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği sabit kabul edilerek örgüt üyeliği suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Gerekçeli kararın başvurucuyla ilgili kısmı şu şekildedir:
"... Sanığın [başvurucu] avukat olarak görev yaptığı, sanığın Balıkesir İl Dernekler Müdürlüğünün 14/02/2017 tarihli yazısına göre örgütle bağlantılı olması nedeniyle 667 sayılı KHK ile kapatılan Balıkesir Hukukçular Derneğinin asıl üyesi olduğu, dernekte yönetim kurulu asıl üyesi ve yönetim kurulu başkanı olarak görev aldığı,
Bank Asya hesap hereketlerine ilişkin CD ve bilirkişi raporunun incelenmesinde; sanığınyukarıda izah edildiği üzere sanığın 06/01/2014 - 29/05/2015 tarihleri arasında hayatın olağan akışına aykırı olarak Asya Katılım Bankası'nın mali olarak durumunun raporlarla teyit edildiği üzere kötü olduğu bir dönemde 26/09/2014 tarihinde 1.011,69 TL tutarlı vadeli katılım hesapları açtırdığı, bu suretle örgüt liderinin talimatı doğrultusunda Bank Asya'ya destek mahiyetinde hesap hereketlerinin olduğunun anlaşıldığı,
Dinlenen tanıklardan [D.A.nın] beyanlarında eski eşi olan sanığın avukatlık stajını yaptığı dönemde [Ç.] Hukukçular Derneğine üye olduğunu, bu derneğe üye olduktan kısa bir süre örgüt liderine ait kitaplar okumaya başladığını, örgütle bağlantılı yayınları takip ettiğini, [Ç.] Hukukçular Derneği kapandıktan sonra örgüt mensupları tarafından kurulduğunu daha sonradan öğrendiğini Balıkesir Hukukçular Derneğine üye olduğu, yönetiminde yer aldığı, dernek merkezinde sohbet toplantılarının yaptıklarından kendisine bahsettiğini, 2012 ve 2014 yılları arasında evlerde sohbet yapıldığı, 2015 yılında avukat [B.A.A.nın] evlerine gelerek eski eşi olan sanıkla görüşmek istediğini söylediğini, eşinin evde olmaması nedeniyle içeriye davet ettiğini ve eşi gelene kadar bir müddet sohbet ettikleri esnada kendisine'telefonla iletişime geçmemiz yasaklandı, o yüzden Cengiz ile yüz yüze görüşmek istedim' diye söylediğini, sanığın Balıkesir Hukukçular Derneği derneğine başkan olduktan sonra çeşitli zamanlarda avukat arkadaşları ile büro, ev ve dernekte toplantılar yapmaya başladıklarını, diğer sanıklardan [Z.D.yi] 'hocamız' diyerek kendisiyle tanıştırdığını, bir süre sonra eşinin dernek üyesi beylerin toplantılarının yanı sıra eşlerinin de zaman zaman toplandığını ve kendisinin de buna iştirak etmesini söylediğini, bunun üzerine bayanlar olarak bir kaç evtoplantısınakatıldığını, sanığın 'facebook' hesabında 2016 yılında yayınladığı örgüt lideri Fetullah Gülen fotoğrafları yüzünden Balıkesir Merkez [Z.] Bankasının birlikte çalıştığı ipotek işleri yapan [A.] isimlişirketle sözleşmesini iptal ettiklerini duyduğunu belirterek sanığın başkanı olduğu derneğin merkezinde sohbet toplantılarının düzenlendiği ve örgütsel toplantılara katıldığı, eski eşi tanık [D.A.nın] da sohbet toplantılarına katılmasını istediği, örgütsel faaliyet ve organizasyonlarda bulunduğu, bu organizasyonların önde gelenlerinden olduğunun anlaşıldığı, sanığın bu şekilde eylemlerindeki çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk birlikte değerlendirildiğinde silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısı içinde yer aldığı, FETÖ/PDY terör örgütüne üye olmaktan eylemine uyan TCK'nın 314/2 maddesi gereğince cezalandırılması hususunda Mahkememizce tam bir vicdani kanaat hasıl olmuş[tur].
...
Yapılan yargılama sonunda; her ne kadar sanıklar Cengiz Çağlar Ayyıldız, ... atılı suçu kabul etmemişler ve dinlenen tanık [D.A.nın] beyanlarının soyut, dayanaktan yoksun beyanlar olduğu yönünde ifadelerde bulunmuş iseler de, tanığın beyanlarının diğer tanık [A.A.nın] beyanı ile sanıklar hakkında dosyaya gönderilen [N.D.] ve [G.A.nın] ifadeleriyle örtüştüğü gibi sanıklardan [M.T.A.nın] beyanlarıyla da örtüştüğü, sanıkları tanımayan bir kişinin örgüt yapılanması içerisindeki kişileri ayrıntılı olarak bilmesinin hayatın olağan akışına uymadığı... [kabul edilmiştir.] "
14. Başvurucu, mahkûmiyet kararına karşı sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde -diğerlerinin yanı sıra- terör örgütü suçunun unsurlarının oluşmadığını, husumeti bulunan tanık beyanı ve diğer delillerin yeterli delil sayılamayacağını belirtmiştir. Başvurucunun istinaf talebi Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesince (İstinaf Dairesi) 30/11/2018 tarihinde esastan reddedilmiştir.
15. Başvurucu; temyiz dilekçesinde delillerin mahkûmiyet için yeterli kabul edilemeyeceğini, mahkûmiyet kararını ortaya koyabilecek delillerin açıklanmadığını, suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Yargıtay 16. Ceza Dairesi istinaf talebinin esastan reddine ilişkin İstinaf Dairesi kararını 28/4/2021 tarihinde onamıştır.
16. Başvurucu, nihai hükmü 7/9/2021 tarihinde öğrendikten sonra 17/9/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
17. Komisyon tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
18. Başvurucu, cezalandırılmasında delil olarak kabul edilen eylemlerinin yasal faaliyetler olduğunu, bu faaliyetlerin terör örgütüne üye olma suçunun delilleri olarak kabul edilmesi ve bu kapsamda yapılan değerlendirmelerin terör örgütüne üye olma kastının ortaya konulması yönünden hiçbir şekilde yeterli olmadığını, tanık ile aralarındaki husumete ilişkin itirazın kararda değerlendirilmediğini ileri sürmüş; bu nedenle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
19. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvurucunun şikâyetlerinin kabul edilebilirliği hakkında inceleme yapılması gerektiği, isnat edilen terör örgütü üyesi olma suçunun sübuta erip ermediği veya toplanan delillerin suçun sübutu için yeterli olup olmadığı meselesinin ilkesel olarak Anayasa Mahkemesinin ilgi alanı dışında olduğu, Mahkemenin kararında başvurucunun iddiaları ile dosya kapsamındaki tüm delillerin incelenerek ayrıntılı bir değerlendirme yapıldığı, bu değerlendirmenin kanun koyucunun suç olarak belirlediği fiilin kapsamını suçta ve cezada kanunilik ilkesine aykırı olacak şekilde genişletmediği, müdahalenin dayanağı olan hükmün özüyle çelişmediği ve öngörülebilir olduğu belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı bireysel başvuru formunda ileri sürdüğü şikâyetleri yinelemiştir.
20. Başvuru, adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olan gerekçeli karar hakkı kapsamında incelenmiştir.
21. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
22. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
23. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan mercinin yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciine ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).
24. Somut olayda Mahkeme, başvurucunun örgütle irtibatı nedeniyle kapatılan Dernekte Yönetim Kurulu başkanı olarak görev yapma, 2014-2015 yıllarında Bank Asya hesabı açıp buraya para yatırma ve tanık D.A.nın beyanları doğrultusunda 2012-2014 yılları arasında sohbetlere katılma şeklindeki eylemlerinin anılan örgüte üye olma suçu açısından süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösterdiğini, bu suretle başvurucunun örgüt hiyerarşisi içine girdiğini değerlendirmiştir (bkz. § 13). Diğer yandan Mahkeme, başvurucunun suçlamaları inkâra yönelik savunmasına, tanık D.A.nın beyanının başvurucu ile birlikte yargılanan sanık ile tanığın beyanlarıyla uyumlu olması ve sanıkları tanımayan bir kişinin örgüt yapılanması içindeki kişileri ayrıntılı olarak bilmesinin hayatın olağan akışına uymadığını gözeterek itibar etmediğini vurgulamıştır. Başvurucu ise dernek üyeliği ve Bank Asya hesabının örgüt üyeliği suçu yönünden delil kabul edilemeyeceğini, Dernek bünyesinde örgütsel bir eylemde bulunmadığını, sohbetlere katılmadığını, boşandığı eşi olan tanık D.A.yla aralarında husumet bulunması nedeniyle tanığın beyanlarına itibar edilemeyeceğini ileri sürmüştür (bkz. §§ 10, 13).
25. Yargıtay uygulamasına göre kişilerin örgütle iltisaklı Bank Asyaya örgüt liderinin talimatıyla ve terör örgütüne yardım etme kastıyla destek amaçlı para yatırdıklarına ilişkin kesin ve inandırıcı delil bulunmaması durumunda, mevcut şüphe sanık lehine değerlendirilmektedir [birçok karar arasından bkz. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 25/11/2024 tarihli ve E.2022/24737, K.2024/15026; 12/12/2024 tarihli ve E.2022/30656, K.2024/18046 ile 23/12/2024 tarihli ve E.2022/34231, K.2024/19255 sayılı kararları].
26. Anayasa Mahkemesi Mustafa Özterzi ([GK], B. No: 2016/14597, 31/10/2019) kararında örgütsel amaçlarla yapıldığını gösteren somut olgular ortaya konulmadığı sürece yalnızca FETÖ/PDY'ye aidiyeti veya örgütle iltisakı, irtibatı belirlenen sivil toplum örgütüne üye olunmasının örgütsel bir ilişki bakımından kuvvetli suç belirtisi olarak kabulünü mümkün görmemiştir (Mustafa Özterzi, §§ 105, 106; aynı yöndeki değerlendirmeler için ayrıca bkz. Mustafa Açay [1. B.], B. No: 2016/66638, 3/7/2019, § 61; İlker Deniz Yücel [2. B.], B. No: 2017/16589, 28/5/2019, § 86; Murat Aksoy [GK], B. No: 2016/30112, 2/5/2019, § 79; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 146; mahkûmiyet kararı yönünden benzer değerlendirmeler için ayrıca bkz. Bilal Celalettin Şaşmaz [1. B.], B. No: 2019/20791, 18/10/2022, §§ 17, 18, 57).
27. Bu noktada belirtmek gerekir ki Anayasa Mahkemesinin doğrudan ilgili soruşturma ve yargılama makamlarının yerine geçerek delil değerlendirmesi yapması söz konusu olamaz. Bu konuda asıl sorumlu ve yetkili olanlar ilk elden olayları inceleyen yetkili adli ve idari mercilerdir (Cemil Danışman [1. B.], B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 58). Ancak başvurucunun savunmaya ilişkin olarak Yönetim Kurulu başkanı olduğu Derneğin örgütsel bir faaliyetinin olmadığına, kendisinin de örgütsel bir eyleminin bulunmadığına, Bank Asya hesabını yatırım amacıyla açtığına, tanık D.A.yla aralarında Savcılık ve boşanma dosyasına yansıyan husumetin bulunduğuna ve bu nedenle tanığın kendisini suçlayıcı beyanlarına itibar edilemeyeceğine dair sübuta, ceza hukukunun temel prensiplerine, Yargıtay uygulamasına ve Anayasa Mahkemesi kararlarına temas eden, kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki savunma ve itirazları hakkında gerekçeli kararda ayrı ve açık olarak somut değerlendirmede bulunulmadığı anlaşılmaktadır (bkz. § 13).
28. Öte yandan somut olayda gerekçeli karara bakıldığında başvurucunun sendika yönetim kurulu başkanlığı kaydı, Bank Asya hesabında gerçekleşen artış miktarı ve husumet itirazında bulunulan tanık D.A.nın anlatımları dikkate alınarak mahkûmiyet sonucuna varıldığı görülmüştür. Bununla birlikte özellikle Anayasa Mahkemesi kararlarında ve Yargıtay içtihadında yer verilen (bkz. §§ 22-26) ilkelerin herhangi bir şekilde kararda tartışılmadığı, bu çerçevede Yargıtay içtihadında ortaya konulması gerektiği belirtilen, başvurucunun örgüte yardım kastıyla, bilerek ve isteyerek banka hesabı açtığını gösterir, kastını ortaya koyan yeterli delil bulunup bulunmadığı ve sendika faaliyetlerinin örgütsel bir özellik taşıyıp taşımadığı hususunun kararda yeterince değerlendirilmediği anlaşılmıştır. Diğer taraftan tanık D.A.nın tarihsel ayrıntı içermeyen beyanları çerçevesinde başvurucunun örgütün nihai amacını bildiğinin ve terör örgütü hiyerarşisi içerisinde gerçekleştirilmiş örgütsel faaliyetlerinin varlığını ortaya koyduğunun yeterli gerekçeyle açıklanmadığı da görülmektedir. Yine istinaf ve temyiz incelemesi sırasında da bu eksikliğin telafi edilmediği anlaşılmıştır.
29. Buna göre başvurucu üzerine atılı suçu işlemediğine dair savunmasını destekleyebilecek mahiyette itirazlar sunmasına rağmen Mahkemece bu durum gerekçeli kararda ayrı ve açık olarak tartışılmamış ve başvurucunun iddialarına cevap verilmemiştir. Bu nedenle yargılama süreci bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
30. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
Selahaddin MENTEŞ bu sonuca farklı gerekçeyle katılmıştır.
31. Başvuruda gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verildiğinden kararda varılan sonuca ve uygun görülen giderime göre başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamındaki diğer şikâyetlerine yönelik olarak kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek olmadığına karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
32. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile 250.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
33. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
34. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
35. İhlalin niteliğine göre yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,
D. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Balıkesir 3. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2017/308, K.2018/352) GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
F. 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
G. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 4/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
FARKLI GEREKÇE
1. Anayasa Mahkemesi 2021/40443 esas sayılı dosyada, sayın çoğunluk Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir. İhlal sonucuna suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği gerekçesiyle farklı gerekçeyle sonuca katılmaktayım.
2. Anayasa Mahkemesi (Bilal Celalettin Şaşmaz [1. B.], B. No: 2019/20791, 18/10/2022, § …) esas nolu kararında suçta ve cezada kanunilik ilgili ilkeleri ortaya koymuştur. Başvuruya konu dosyada da sayın çoğunlukça 24. ve 28. Paragraflar arasındaki değerlendirmeler Bilal Celalettin Şaşmaz kararında ortaya konulan suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlali sonucunu doğurmalıdır. Mahkememizin Bilal Celalettin Şaşmaz kararındaki ilkeler göz önüne alınarak suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği gerekçesiyle farklı gerekçeyle sonuca katılmaktayım.