TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
RAZİYE IŞIK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2021/34079)
Karar Tarihi: 12/6/2024
Başkan
:
Basri BAĞCI
Üyeler
Engin YILDIRIM
Rıdvan GÜLEÇ
Kenan YAŞAR
Ömer ÇINAR
Raportör
Muhammed Nuri ÖZGÜR
Başvurucu
Raziye IŞIK
Vekili
Av. Hakan ÖNER
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, ceza davasında delillerin eksik ve hatalı değerlendirilmesi sonucu mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde gerçekleştirilen işlemler nedeniyle başka temel hakların ihlal edildiğine ilişkin şikâyetleri de içermektedir.
2. Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyesi olduğu şüphesiyle başvurucu hakkında silahlı terör örgütü suçundan soruşturma başlatmıştır. Soruşturma neticesinde Başsavcılık başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması talebiyle 14/5/2019 tarihinde iddianame düzenlemiştir.
3. Sivas 3. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) yargılama sonucunda başvurucunun anılan suçtan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Hüküm, kanun yolu denetiminden geçerek 1/6/2021 tarihinde kesinleşmiştir.
4. Başvurucu, nihai kararı 13/7/2021 tarihinde öğrendikten sonra 30/7/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
5. Bireysel başvuruda bulunulmasından sonra 28/12/2021 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet başsavcısı onama kararına itiraz etmiş, Yargıtay 3. Ceza Dairesi (Daire) itirazı yerinde görerek mahkûmiyet kararının bozulmasına ve başvurucunun tahliyesine 11/4/2022 tarihinde karar vermiştir.
6. Bozmadan sonra yapılan yargılama sonucunda başvurucunun beraatine karar verilmiştir. Beraat kararı kanun yoluna başvurulmaksızın 14/11/2022 tarihinde kesinleşmiştir.
7. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
II. DEĞERLENDİRME
8. Başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkûmiyet kararı verildikten sonra delil olarak nitelendirilemeyecek olgulara dayanılarak hakkında aynı suçtan başlatılan soruşturma ve kovuşturma sonucunda yeniden mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu; mahkûmiyet kararı verilen suç yönünden kanunun belirli ve öngörülebilir olmadığını, aynı davada yargılanan diğer sanıkların beraatine karar verildiğini, tanıklıktan çekinme hakkı olan kişiler ile arasında geçen iletişimin hükme esas alındığını, tutukluluk kararına karşı etkili başvuru yolu bulunmadığını ifade ederek anayasal haklarının ihlal edildiğini belirtmiştir.
9. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; yargılamalara konu eylemlerin farklı olduğu, Mahkemenin delil değerlendirmesi sonucunda ilk olarak başvurucunun mahkûmiyetine karar verdiği, başsavcının itirazı üzerine kararın bozulduğu ve başvurucunun anılan suçtan beraat ettiği belirtilmiştir. Bakanlık görüşüne karşı başvurucu, başvuru formunda belirttiği iddialarını yinelemiştir.
10. Genel olarak bir hakkın açıkça öngörüldüğü amaç dışında ve başkalarını zarara sokacak şekilde kullanılmasının hukuk düzenince himaye edilmeyeceğini ifade eden hakkın kötüye kullanılması bireysel başvuru alanında özel olarak ele alınmaktadır. Bu bağlamda bireysel başvuru usulünün amacına açıkça aykırı olan ve mahkemenin başvuruyu gereği gibi değerlendirmesini engelleyen davranışların başvuru hakkının kötüye kullanılması olarak değerlendirilmesi mümkündür (Mehmet Güven Ulusoy [GK], B. No: 2013/1013, 2/7/2015, § 31; S.Ö., B. No: 2013/7087, 18/9/2014, § 28).
11. Bu kapsamda özellikle mahkemeyi yanıltmak amacıyla gerçek olmayan maddi vakıalara dayanılması veya bu nitelikte bilgi ve belge sunulması, başvurunun değerlendirilmesi noktasında esaslı olan bir unsur hakkında bilgi verilmemesi, başvurunun değerlendirilmesi sürecinde vuku bulan ve söz konusu değerlendirmeyi etkileyecek nitelikte yeni ve önemli gelişmeler hakkında mahkemenin bilgilendirilmemesi suretiyle başvuru hakkında doğru bir kanaat oluşturulmasının engellenmesi, medeni ve meşru eleştiri sınırları saklı kalmak kaydıyla bireysel başvuru amacıyla bağdaşmayacak surette hakaret, tehdit veya tahrik edici bir üslup kullanılması ile söz konusu başvuru yolu kapsamında ihlalin tespiti ile ihlal ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin amaçla bağdaşmayacak surette içeriksiz bir başvuruda bulunulması durumunda başvuru hakkının kötüye kullanıldığı kabul edilebilecektir (Mehmet Güven Ulusoy, § 32; S.Ö., § 29).
12. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) 83. maddesi ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 51. maddesi gereği başvurucunun istismar edici, yanıltıcı ve benzeri nitelikteki davranışlarıyla bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığının tespit edilmesi hâlinde başvuru reddedilir.
13. Somut olayda mahkûmiyet kararı kesinleştikten sonra başsavcının itirazı üzerine Daire mahkûmiyet kararını bozmuştur. Kararın bozulması üzerine Mahkeme, başvurucunun beraatine karar vermiş ve karar kesinleşmiştir. Başvurucu müdafii, başvurucunun beraatine karar verilen duruşmada hazır bulunmuş; gerekçeli kararı Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden 23/11/2022 tarihinde okumuş ve öğrenmiştir. Öte yandan beraate ilişkin olguların ifade edildiği Bakanlık görüşü başvurucu vekiline 27/3/2023 tarihinde tebliğ edilmiştir. Anılan olgular başvurucunun ihlal iddialarına yönelik bireysel başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesi bakımından oldukça önem taşımaktadır. Buna rağmen başvurucu, İçtüzük'ün 59. maddesinin (5) numaralı fıkrasında belirtilen yükümlülüklerine açıkça aykırı bir şekilde başvuru sürecinde yukarıda belirtilen olgulara ilişkin olarak herhangi bir bildirimde bulunmamıştır.
14. Başvurucunun başvurunun değerlendirilmesi noktasında esaslı olan bir unsur hakkında bilgi vermemesi, bu süreçte vuku bulan değerlendirmeyi etkileyecek nitelikte yeni ve önemli gelişmeler hakkında Anayasa Mahkemesini bilgilendirmemesi ile başvuru hakkında doğru bir kanaat oluşturulmasını engellediği anlaşıldığından başvuru hakkının kötüye kullanımı nedeniyle başvurunun reddine karar verilmesi gerekir.
15. Açıklanan nedenlerle başvurunun başvuru hakkının kötüye kullanımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle REDDİNE,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 12/6/2024 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.