|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
ORHAN ÇAĞLIYAN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
|
|
(Başvuru Numarası: 2021/3777)
|
|
|
|
Karar Tarihi: 6/1/2026
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
|
Başkan
|
:
|
Hasan Tahsin GÖKCAN
|
|
Üyeler
|
:
|
Recai AKYEL
|
|
|
|
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
|
|
|
|
İrfan FİDAN
|
|
|
|
Yılmaz AKÇİL
|
|
Raportör
|
:
|
Ali KOZAN
|
|
Başvurucular
|
:
|
1. Orhan ÇAĞLIYAN
|
|
|
|
2. A.A.
|
|
|
|
3. Mehmet İNCECİK
|
|
|
|
4. Ahmet ERTEKİN
|
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, resen emeklilik işleminin iptali talebiyle açılan davanın reddedilmesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvurular 11/1/2021, 15/2/2021, 25/2/2021 ve 14/1/2021 tarihlerinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
3.2021/8892, 2021/14072 ve 2021/14137 numaralı başvuruların konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2021/3777 numaralı başvuru ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
4. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar şöyledir:
6.Emniyet müdürü rütbesinde görev yapan başvurucular 4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'na 27/3/2015 tarihli ve 6638 sayılı Kanun'un 32. maddesiyle eklenen geçici 27. madde uyarınca resen emekli edilmiştir.
7. Başvurucular, bu işlemin iptali talebiyle farklı idare mahkemelerinde dava açmıştır. İdare Mahkemeleri (Mahkeme) davaların reddine karar vermiştir. Kararların gerekçesinde; gerekli şartları haiz olan personeli resen emekliye sevk etmek hususunda İdareye 3201 sayılı Kanun'un geçici 27. maddesi ile geniş bir takdir yetkisi tanındığını, bu kapsamda emekliye sevki zorunlu kılacak bir neden belirtilmesinin de gerekmediği, söz konusu yetkinin kamu yararı ve hizmet gerekleri dışında saikle tesis edildiğine ilişkin bilgi ve belgenin dava dosyasına sunulamadığı vurgulanmıştır. Bazı kararların oyçokluğuyla alındığı, karşı oylarda ise emekliye sevkin objektif kriterler belirlenmeden yapıldığı ve emekliye sevki zorunlu kılacak başkaca bir nedenin de ileri sürülmediği vurgulanarak dava konusu işlemin iptal edilmesi gerektiğinin belirtildiği görülmüştür.
8. Başvurucuların temyiz başvuruları Danıştay Beşinci Dairesi (Daire) tarafından, kararların hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle reddedilerek Mahkeme kararları onanmıştır.
9. Başvurucular, kararın düzeltilmesi talebinde bulunmuştur. Daire, değişik tarihlerde karar düzeltme talebini aynı gerekçeyle açıklamalı olarak reddetmiştir. Kararlarda; başvurucuların Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) ile iltisak ve irtibatı bulunduğundan bahisle 3/10/2016 tarihli ve 675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (675 sayılı KHK) ile rütbelerinin alındığı belirtilmiştir. Bununla birlikte idari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargısal denetiminin kural olarak söz konusu işlemlerin tesis edildikleri tarihteki hukuki duruma göre yapılması esas ise de dava konusu edilen işlemlerin niteliğine göre idari işlemin tesis edildiği tarihten önceki dönemi ilgilendirmesi koşuluyla, yargılama sürecinde veya daha sonra ortaya çıkan tüm bilgi ve belgelerin işlemin hukuka uygunluk denetiminde gözönünde bulundurulmasının gerektiği vurgulanmıştır. Bu bağlamda dava konusu resen emeklilik işleminin tesis edildiği tarih itibarıyla, görevine devam ettirilen personel ile resen emekliliğine karar verilen personelin değerlendirilmesinde dikkate alınması gereken ölçütlerin eşit, objektif ve istikrarlı bir şekilde uygulanması gerekmekle birlikte gelinen aşamada meydana gelen yeni hukuki durum itibarıyla resen emekliliğe sevk edilen bir kısım personelin rütbelerinin geri alınmasına konu olan fiillerin işlem tarihinden önceki dönemleri kapsayabileceği ve bu durumun resen emeklilik konusunda yapılacak değerlendirmeyi etkileyeceğinin de dikkate alınması gerektiğinin açık olduğu ifade edilmiştir.
10. Nihai kararları öğrendikten sonra başvurucular yasal süre içinde başvuru yapmışlardır.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. İlgili Mevzuat
11. 3201 sayılı Kanun'a 6638 sayılı Kanun'un 32. maddesiyle eklenen geçici 27. madde şöyledir:
"1/1/2015 tarihi itibarıyla, Birinci Sınıf Emniyet Müdürü rütbesini ihraz edenlerden Emniyet Genel Müdür Yardımcısı, Teftiş Kurulu Başkanı, Polis Akademisi Başkanı, Özel Güvenlik Denetleme Başkanı, Birinci Hukuk Müşaviri, Daire Başkanı, İl Emniyet Müdürü, Emniyet Müşaviri, Polis Moral Eğitim Merkezi Müdürü, Akademi Başkan Yardımcısı, Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Müdürü, Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı, Teftiş Kurulu Grup Amiri, Polis Meslek Yüksek Okulu Müdürü, Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürü ve Polis Eğitim Merkezi Müdürü kadrolarında bulunanlar dışında kalanlar ile 1/1/2015 tarihi itibarıyla İkinci, Üçüncü ve Dördüncü Sınıf Emniyet Müdürü rütbesini ihraz edenlerden emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için gerekli şartları haiz olanlar; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde Yüksek Değerlendirme Kurulunun teklifi ve İçişleri Bakanının onayı ile resen emekliye sevk edilebilir. Bu şekilde emekliye sevk edilenler hakkında da 55 inci maddenin yirmi birinci fıkrası hükümleri uygulanır."
12. 6638 sayılı Kanun'un 32. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:
"3201 sayılı Kanuna eklenen geçici 27 nci maddeyle; kıdeme dayalı otomatik terfi sistemi nedeniyle bozulan kadro piramidinin düzeltilmesi, kadro sayılarının 55 inci madde ile belirlenen oranlara çekilmesi için, özellikle yığılmalar meydana gelen emniyet müdürü rütbesinde bulunan personelden emeklilikle ilgili şartları haiz olanların resen emekli edilmesine yönelik düzenlemeye gidilmiştir. Bu şekilde emekli edilecek personelin mağdur edilmemesi bakımından, Türk Silahlı Kuvvetlerinde olduğu gibi, bunlara belli bir miktar kadrosuzluk tazminatının yaş haddine kadar ödenmesi öngörülmüştür."
13. 675 sayılı KHK'nın "Emekli Emniyet Teşkilatı personeline ilişkin tedbirler" başlıklı 2. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) 4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanununun 55 inci maddesinin ondokuzuncu ve yirminci fıkraları ile geçici 27 nci maddesi uyarınca resen emekliye sevk edilenler, kendi isteğiyle emekli olanlar veya Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre meslekten veya Devlet memurluğundan çıkarılanlar ile müstafi sayılanlardan milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olan ve ekli (2) sayılı listede yer alanların rütbeleri alınır. ..."
14. 675 sayılı KHK'nın 2. maddesindeki bu hüküm 6/2/2018 tarihli ve 7082 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun ile aynen kanunlaşmıştır.
B. İlgili Yargı Kararları
15. Anayasa Mahkemesinin 3201 sayılı Kanun'un geçici 27. maddesinin iptali talebiyle açılan davada iptal talebinin reddine ilişkin 4/5/2017 tarihli ve E.2015/41, K.2017/98 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"...
305. Kanun koyucunun bu şekilde emniyet müdürlerinin resen emekli edilmelerine ilişkin temel kuralları saptayıp yasal çerçeveyi çizdikten sonra maddenin gerekçesinde belirtilen; bozulan kadro piramidinin düzeltilmesi, kadro sayılarının 55. maddede belirlenen oranlara çekilmesi ve özellikle emniyet müdürü rütbesinde meydana gelen yığılmaları önlemek suretiyle daha etkin bir personel yapısına ulaşılması amaçlarını gerçekleştirmek üzere idareye resen emekliye sevk edilecek personeli seçme hususunda yetki vermesinde hukuki belirlilik, yasama yetkisinin devredilmezliği ve kanunilik ilkelerine aykırı düşen bir yön bulunmamaktadır. Zira anılan amaçları gerçekleştirmek üzere Kanun'da belirtilen çerçeve kapsamında ve yine Kanun'da belirtilen koşulları taşıyan personel arasında hangilerinin resen emekliye sevk edilecekleri hususunda idareye takdir yetkisinin verilmesi, uzmanlık ve idare tekniği kapsamında kalan bir husustur. Kuşkusuz idareye tanınan bu takdir yetkisi, keyfîlik anlamına gelmeyip anılan yetki kamu yararını gerçekleştirmek amacıyla ve objektif kriterlere uygun olarak kullanılabilecektir.
...
314. Bu bağlamda Kanun'da tüm emniyet müdürlerinin değil sadece emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için gerekli şartları haiz olanların resen emekliye sevk edilebilmelerine izin verilmiştir. Ayrıca kuralda, anılan şekilde emekliye sevk edilenlere yaş haddine kadar 3201 sayılı Kanun'un 55. maddesinin yirmi birinci fıkrasında belirtilen kadrosuzluk tazminatının ödeneceği belirtilerek bu kişilerin yaş haddinden önce resen emekliye ayrılmaları nedeniyle oluşabilecek ekonomik kayıplarını önlemeye yönelik dengeleyici tedbir de öngörülmüştür.
315. İptali istenen kuralın uygulanmasına karşı yargı yolunun da açık olduğu, böylece idarenin sınırlama aracını sınırlama amacına ve Kanun'a aykırı şekilde keyfî olarak kullanmasının önüne geçecek güvencenin de bulunduğu görülmektedir. Bu yönleriyle kuralla çalışma hürriyeti ve hakkına getirilen sınırlamanın, hakkın özünü zedelediği veya bunun demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı düştüğü söylenemez.
316. Kuralın kazanılmış haklara ve haklı beklentilere saygı ilkelerine aykırılık teşkil eden bir yönünün bulunmadığı da açıktır.
317. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2., 7., 10., 13., 48., 49. ve 128. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir."
16. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 3/10/2019 tarihli ve E.2017/4074, K.2019/4021 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
" ...
İzmir Rüştü Ünsal Polis Meslek Yüksekokulu Müdürlüğü emrinde 2. Sınıf Emniyet Müdürü rütbesiyle öğretim görevlisi olarak görev yapan davacı tarafından, 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun Geçici 27. maddesi uyarınca re'sen emekliye sevk edilmesine ilişkin işleminin iptali... 3201 sayılı Kanun'un Geçici 27. maddesinin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir. İzmir 5. İdare Mahkemesinin 11/3/2016 tarih ve E.2015/837, K.2016/424 sayılı kararıyla; ...davacının, kendi sınıfı içerisinde bulunan diğer personelle birlikte değerlendirilmesinden, Kurul kararında belirtilen; emekli edilmesini gerektirir, geçmiş hizmetlerinde başarısız veya yetersizliğine, hakkında yürütülen soruşturma ve aldığı cezalara, temsil ve yöneticilik yeteneklerinin, özgüveni, verimlilik ve benzeri özelliklerinin olumsuzluğuna ilişkin bir tespite yer verilmediği görüldüğünden, dava konusu işlemin iptaline ve işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
... Danıştay Beşinci Dairesinin 20/2/2017 tarih ve E.2016/29839, K.2017/3132 sayılı kararıyla; ...Söz konusu yasal zorunluluk nedeniyle resen emekliye sevk edilecek polis amirlerinin belirlenmesinde idarenin takdir yetkisi bulunduğunun açık olduğu, bu kapsamda, idarenin takdir yetkisinin kullanımında sınırsız bir serbestiye sahip olmadığı bilinmekle birlikte, Kanun'un amir hükmünü yerine getirmek durumunda olan idarenin, resen emekliye sevk edilecek polis amirlerinin belirlenmesinde kamu yararı amacına aykırı ve hizmet gerekleri dışında subjektif sebeplerle hareket ettiğine ilişkin bir verinin bulunmadığı, bunun yanında, hangi polis amirlerinin emekliye sevk edileceğinin belirlenmesi konusunda idarenin yargı kararı ile zorlanmasının da hukuken olanaklı olmadığı,...bozulmasına karar verilmiştir.... İzmir 5. İdare Mahkemesi ilk kararda ısrar kararı vermiştir.
...
Dava dosyasının ve benzer nitelikte olan Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu esasına kayıtlı diğer dosyaların incelenmesinden; davalı idarece yapılan değerlendirmelerde, görevine devam ettirilen personelin, kimi zaman sicil not ortalaması yüksek olmasına rağmen ödül ve takdirnameler, eğitim ve öğrenimle kazanılan bilgi, beceri bakımından re'sen emekli edilen personelin gerisinde kaldığı, kimi zaman ödül ve takdirnameler, eğitim ve öğrenimle kazanılan bilgi, beceri bakımından diğerlerinden önde olan personelin geçirdiği soruşturmalar ve aldığı cezalar dikkate alınarak görevine devam ettirilmediği; bir personelin görevine devam edebilmesi için önünde engel olan bir fiilin diğer bir personel için engel görülmediği; dolayısıyla, davalı idarece yapılan değerlendirmede dikkate alındığı belirtilen personelin geçmiş hizmetleri, haklarındaki soruşturma ve cezalar, performans puanları, temsil ve yöneticilik yetenekleri, özgüveni, verimlilik ve benzeri özelliklerinin gözetilmesinde eşit, objektif ve istikrarlı bir uygulamanın bulunmadığı, bunlardan birine öncelik verilmiş ise bunun gerekçelerinin açıklanmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dosyada yer alan Yüksek Değerlendirme Kurulu kararında her ne kadar, personelin geçmiş hizmetleri, haklarındaki soruşturma ve cezalar, performans puanları, temsil ve yöneticilik yetenekleri, özgüveni, verimlilik ve benzeri özellikleri dikkate alınarak bir değerlendirme yapıldığı belirtilmiş ise de; uyuşmazlık konusu dönemde görevine devam ettirilen personele ilişkin listeler ile listelerde yer alan personelin kıdem, sicil, ödül ve takdirnameler, eğitim ve öğrenimle kazanılan bilgi, beceri ve davranışlar ile geçmişte alınmış cezalar, geçirilen ve devam eden soruşturma bilgileri gözönüne alındığında, davalı idarece, yukarıda belirtilen ölçütlerin uygulanmasında eşit, objektif ve istikrarlı şekilde işlem tesis edildiğinin ortaya konulamadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararında ise sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiştir.
Öte yandan, davalı idarece, davacının re'sen emekliye sevk edilip edilmeyeceği konusunda yukarıda yer verilen gerekçedeki hususlar çerçevesinde yeniden bir değerlendirme yapılacağından, diğer bir ifadeyle, İdare Mahkemesince verilen iptal kararının yukarıdaki gerekçeyle hukuka uygun görülmesi, davacının doğrudan görevine devam ettirilmesi sonucunu doğurmayacağından, dava konusu işlem nedeniyle yoksun kalınan hakların tazmini isteminin bu aşamada kabulüne hukuken olanak bulunmamaktadır .(Benzer yönde değerlendirmeler için bkz. Danıştay Beşinci Daire E.2018/3439, K.2020/3480,14/7/2021;Danıştaay Onikinci Daire,2021/1421, K.2021/1642, 25/3/2021).
17. Danıştay Onikinci Dairesinin 9/3/2023 tarihli ve E.2022/6221, K.2023/1021 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"...
Polis Amirleri Eğitim Merkezinde 2. sınıf emniyet müdürü olarak görev yapan davacının, 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun geçici 27. maddesi uyarınca re'sen emekliye sevk edilmesine ilişkin 17/4/2015 tarih ve 2015/1 sayılı Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Değerlendirme Kurulu kararının iptali ve bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı maaş ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle açılan davada verilen davanın reddi yolundaki Ankara 4. İdare Mahkemesinin 29/1/2016 tarih ve E.2015/1653, K.2016/252 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari yargılama Usulü Kanunu'nun 53. maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesi yoluyla kaldırılması ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
... Ankara 4. İdare Mahkemesi'nin 9/3/2022 tarih ve E.2022/212, K.2022/485 sayılı kararıyla; davacı tarafından yargılamanın yenilenmesi dilekçesinde ileri sürülen sebeplerin, 2577 sayılı İdari yargılama Usulü Kanunu'nun 53. maddesinde tahdidi olarak sayılan yargılamanın yenilenmesi sebepleri arasında bulunmadığı görüldüğünden, yargılamanın yenilenmesi isteminin kabulüne imkân bulunmadığı gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verilmiştir.
... Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesinin 3/11/2022 tarih E.2022/1586, K.2022/2661 sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna ve yargılamanın yenilenmesi istemine konu olan ve kaldırılması istenen Ankara 4. İdare Mahkemesince verilen kararının, istinaf kanun yolunun uygulanmasına başlandığı 20/7/2016 tarihi öncesinde verilen ve temyiz incelemesinden geçen yargılamanın devamı olduğu gözönüne alındığında, bu karara karşı yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunulması üzerine verilen Ankara 4. İdare Mahkemesince verilen 9/3/2022 tarih ve E.2022/212, K.2022/485 sayılı kararının da temyiz kanun yolu incelemesine tabi olması gerektiği sonucuna varıldığından, istinaf başvurusunun görev yönünden reddi gerektiği gerekçesiyle Ankara 4. İdare Mahkemesince verilen anılan karara yönelik başvurunun Ankara Bölge İdare Mahkemesince istinaf yoluyla incelenmesine yasal olanak bulunmadığından, bu karara yönelik istinaf başvurusunun görev yönünden reddine, dosyanın söz konusu Mahkeme kararının temyizen incelemekle görevli olan Danıştay'a gönderilmesine karar verilmiştir.
... Resen emekliye sevk edildikten sonra 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında rütbelerinin alındığı, bu işleme karşı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu'na yaptığı başvurunun kabul edilmesi üzerine rütbelerinin geri verildiği, bu kararla birlikte terör örgütü ve faaliyetleri içerisinde yer almadığının kanıtlandığı, yeniden yargılama yapılması için gerekli olan şartların gerçekleştiği gerekçesiyle Ankara 4. İdare Mahkemesinin 29/1/2016 tarih ve E.2015/1653, K.2016/252 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 53. maddesinin (h) bendi uyarınca yargılamanın yenilenmesi yoluyla kaldırılmasına karar verilmesi için İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
...
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
18. Anayasa Mahkemesinin 6/1/2026 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli Yardım Talebi Yönünden
19. Adli yardım talebinde bulunan ve ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan birinci, ikinci ve üçüncü başvurucuların taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekir (Mehmet Şerif Ay [2. B.], B. No: 2012/1181, 17/9/2013).
B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
20. Birinci ve dördüncü başvurucu yargılamanın uzun sürmesinden dolayı makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
21. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Veysi Ado ([GK], B. No: 2022/100837, 27/4/2023) kararında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'un geçici 2. maddesinde 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun'un 40. maddesi ile yapılan değişikliğe göre 9/3/2023 tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla derdest olan yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarıyla yapılan başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı neticesine varmıştır. Somut başvuruda da anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
22. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucuların İddiaları ve Bakanlık Görüşü
23. Başvurucular; aktif bir şekilde görev yaparken ve mesleğe ilişkin haklı beklentileri varken öngöremediği bir zamanda emekli edildiklerini, uzun süre daha çalışabilecekken maaş hakkından mahrum bırakıldıklarını, idarenin kendisine tanınan takdir yetkisini keyfî bir şekilde kullandığını belirtmiştir. Başvurucular; resen emekli edilmelerine gerekçe olarak somut, objektif bir durumun gösterilmediğini, KHK ile bir yargılamaya konu olmaksızın rütbelerinin sökülmesine dayanılmasının hukuken mümkün olmadığını vurgulayarak adil yargılanma hakkının, masumiyet karinesinin, eşitlik ilkesinin, özel hayat saygı hakkının, mülkiyet hakkının ve kamu hizmetine girme hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Ayrıca ikinci başvurucu, kamuya açık belgelerde isminin gizli tutulması talebinde bulunmuştur.
24. Bakanlık görüşünde; yargısal makamlar tarafından başvurucunun itirazları dikkate alınarak ilgili mevzuat uyarınca talebinin incelendiği ve resen emekliye sevk edilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı sonuç olarak ilgili mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihadı ve somut olayın kendine özgü koşulları hatırlatılmış ve bunların dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunan dördüncü başvurucu önceki beyanlarını yinelemekle birlikte terör örgütü üyeliğinden dolayı emekli edilmediğini, resen emekli edildiği tarihten yaklaşık bir yıl sonra FETÖ/PDY'nin silahlı terör örgütü olarak ilan edildiğini belirtmiştir.
2 . Değerlendirme
25. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun iddiaları ve Danıştayın somut olayla ilgili içtihadı gözönüne alınarak başvuru, adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olan gerekçeli karar hakkı kapsamında değerlendirilmiştir.
a. Kabul Edilebilirlik Yönünden
27. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Genel İlkeler
28. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının, davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
29. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan merciin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciine ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).
30. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi norm denetimi ve bireysel başvuru kararlarında (örnekler için bkz. Ercan Din [2. B.], B. No: 2014/94, 8/6/2016; Semra Bekiroğlu ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/6717, 16/12/2015; Ahmet Gül ve diğerleri [2. B.], B. No: 2014/1182, 22/9/2016) hukuki güvenlik ve belirlilik kavramının mahkeme kararlarında makul bir istikrarın sağlanması hususu ile de doğrudan ilgili olduğu, yargı makamlarının benzer davalarda daha önceki kararlarıyla kabul edilebilir oranlarda uyumlu kararlar vermesi gerektiği, mahkeme kararlarında istikrarlı değerlendirmelerin dışındaki bir yaklaşımın hukukun dinamik yorumuyla uyumlu ve gelişmeye yönelik olarak verildiğinin ilgili ve yeterli gerekçeyle açıklanması gerektiği değerlendirilmiştir (Faruk Büyük [2. B.], B. No: 2015/17044, 11/12/2018, § § 33, 40).
ii. İlkelerin Olaya Uygulanması
31. 3201 sayılı Kanun'un geçici 27. maddesi, madde gerekçesinde de belirtildiği üzere emniyet teşkilatında kıdeme dayalı otomatik terfi sistemi nedeniyle bozulan kadro piramidinin düzeltilmesi amacıyla yığılmalar meydana gelen emniyet müdürü rütbesinde bulunan personelden emeklilikle ilgili şartları haiz olanların resen emekli edilmesi gerekliliğinden hareketle getirilmiştir (bkz. § 12). Düzenlemenin iptali talebiyle açılan davanın reddine ilişkin kararda da vurgulandığı üzere Anayasa Mahkemesi, getirilen bu düzenlemeyle idareye verilen takdir yetkisinin kamu yararını gerçekleştirmek amacıyla ve objektif kriterlere uygun olarak kullanılabileceğini belirtmiştir (bkz. § 15).
32. Nitekim bu belirlemeden de hareketle resen emekli edilen kişilerin açtıkları davalarda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından ilgililerin geçmiş hizmetleri, haklarındaki soruşturma ve cezalar, performans puanları, temsil ve yöneticilik yetenekleri, özgüveni, verimlilik ve benzeri özellikleri şeklindeki ölçütlerin uygulanmasında eşit, objektif ve istikrarlı şekilde işlem tesis edildiğinin ortaya konulması gerektiğine yönelik bir içtihat belirlenmiştir. Danıştayın ilgili daireleri de aynı gerekçelerle idare mahkemelerinin benzer uyuşmazlıklarda verdiği davanın reddine ilişkin kararların kişilerin resen emekliye sevk edilip edilmeyeceği konusunda yeniden bir değerlendirme yapılması gerektiğinden bahisle bozulmasına karar vermiştir (bkz. § 16).
33. Bu kapsamda bahse konu resen emeklilik müessesesinin uygulanması ile ilgili olarak hem Anayasa Mahkemesinin anılan kararında hem de Danıştayın ortaya koyduğu ilkelerde belirtilen temel husus 3201 sayılı Kanun'un geçici 27. maddesi uyarınca haklarında resen emeklilik kararı verilen kişilere uygulanan ölçütlerin eşit, objektif ve istikrarlı bir şekilde uygulanmış olduğunun ortaya konulması yönündeki gerekliliktir. Bu gerekliliğin belirlenmesinde ise yargı yerleri, idareye verilen takdir hakkının kamu yararı ve hizmetin gereklilikleri doğrultusunda kullanıldığının ortaya konulması şeklindeki temel prensibi kararlarına yansıtmıştır (Halil Dinler [2. B.], 2021/4667,15/4/2025,§ 39).
34. Söz konusu uyuşmazlıkta başvurucuların resen emekli edildikten sonra 675 sayılı KHK ile rütbelerinin geri alınmasına da karar verildiği resen emeklilik işleminin iptaline ilişkin davalarda ise Dairenin karar düzeltmeye ilişkin kararında rütbelerinin geri alınmasına konu olan fiillerin işlem tarihinden önceki dönemleri kapsayabileceği ve bu durumun resen emeklilik konusunda yapılacak değerlendirmeyi etkileyeceğinin de dikkate alınması gerektiği vurgulanarak rütbelerinin geri alınmasını yeni hukuki durum olarak değerlendirdiği görülmüştür.
35. FETÖ/PDY ile iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle rütbeleri geri alınan kişilerin iltisak veya irtibatlarını ortaya koyan eylemlerinin önceki dönemleri kapsayabileceği ve bunun da resen emeklilik konusunda yapılacak değerlendirmeyi etkileyebileceği düşünülebilir. Önemli olan ise bu etkinin yine içtihatla ortaya konulmuş olan eşit, objektif ve istikrarlı uygulama başlığı altında kişiselleştirilmiş olmasıdır. Daha açık bir ifadeyle salt rütbelerin geri alınması şeklindeki işlemin varlığından hareketle daha önce tesis edilmiş olan resen emeklilik işleminin hukuka uygun olduğu söylenemez.(Halil Dinler,§ 41)
36. Zira rütbelerin geri alınmasına ilişkin işlemin OHAL Komisyonu kararıyla ya da yargısal makamlarca iptal edilmesi hâlinde resen emeklilik işleminin de dayanağının kalmayacağını kabul etmek gerekir. Nitekim ilgili hukuk başlığında aktarılan Danıştay Onikinci Dairesinin 9/3/2023 tarihli kararında benzer durumdaki bir davacının rütbelerinin iade edildiği gerekçesiyle resen emeklilik işlemine yönelik olarak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunduğu, ilk derece mahkemesinin bu talebi reddettiği ve temyiz makamının da ilk derece mahkemesi kararını onadığı görülmektedir (bkz. § 17). Dolayısıyla somut olayda olağan yargı yerleri tarafından ortaya konulan gerekçelerin ilgili ve yeterli olup olmadığının değerlendirilmesi önem arz etmektedir (Halil Dinler, § 42).
37. Mahkemenin iptal davasının reddine ilişkin kararlarda idarenin geniş takdir hakkından bahisle ortaya koyduğu aynı yöndeki gerekçeler, başvurucuların rütbelerinin geri alındığı belirtilerek Daire tarafından kabul görmüştür. Fakat Danıştay içtihadıyla belirlenmiş olan eşit, objektif ve istikrarlı uygulama ilkesi kapsamında kişiselleştirilmiş gerekçelerin başvurucuların rütbelerinin geri alınmasına sebep olan FETÖ/PDY ile iltisak veya irtibatlarını ortaya koyar nitelikteki eylemleri değerlendirilerek resen emeklilik işleminin iptali talebiyle açılan davada bir sonuca varılması gerekir.
38. Sonuç olarak yargısal makamlar tarafından bahsedilen yönde bir değerlendirme yapılmaksızın konu ile ilgili mevcut içtihadın aksine salt idarenin geniş takdir hakkının varlığından ve başvurucunun rütbelerinin geri alınmış olmasından hareketle ortaya konulan gerekçenin ilgili ve yeterli nitelikte olduğu söylenemez .
39. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
40. Başvurucuların diğer ihlal iddialarının, gerekçeli karar hakkından ihlal verildiği ve yeniden yargılama öngörüldüğü gözetildiğinde bu aşamada incelemesine gerek olmadığı değerlendirilmiştir.
VI. GİDERİM
41. Başvurucular ihlalin tespit edilmesine, yeniden yargılama yapılmasına ve manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
42. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
43. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
44. Diğer yandan ihlalin niteliğine göre yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından başvurucuların tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
VII. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Başvurucu A.A.nın kamuya açık belgelerde kimliğinin gizli tutulması talebinin KABULÜNE,
2. Başvurucular A.A., Mehmet İncecik ve Orhan Çağlıyan'ın adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. 1. Başvurucular A.A ve Ahmet Ertekin'in makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialarının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Başvurucuların gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialarının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Diğer ihlal iddialarının incelenmesine GEREK OLMADIĞINA,
E. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 7. İdare Mahkemesine (E.2015/1464, K.2015/2168), İstanbul 10. İdare Mahkemesine (E.2015/1317, K.2016/285), Kastamonu İdare Mahkemesine (2015/722, K.2016/450), Şanlıurfa 2. İdare Mahkemesine (E.2015/911, K.2016/618) GÖNDERİLMESİNE,
F. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,
G. 487,60 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvurucu Ahmet Ertekin'e ÖDENMESİNE,
H. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
İ. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına ve bilgi için Danıştay Beşinci Dairesine GÖNDERİLMESİNE 6/1/2026tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.