logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Devrim Öz ve Soljenitsin Rus Dil ve Kültür Derneği [1. B.], B. No: 2021/14941, 6/1/2026, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

DEVRİM ÖZ VE SOLJENİTSİN RUS DİL VE KÜLTÜR DERNEĞİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/14941)

 

Karar Tarihi: 6/1/2026

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

 

 

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

 

 

İrfan FİDAN

 

 

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Fatma Gülbin ÖZTÜRK

Başvurucular

:

1. Devrim ÖZ

 

:

2. SOLJENİTSİN RUS DİL VE KÜLTÜR DERNEĞİ

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru; bir taşınmazın imar planında ibadethane olarak belirlenmesi hususundaki istemin reddedilmesi üzerine açılan davanın reddine karar verilmesi sebebiyle din ve inanç özgürlüğünün, istinaf merci kararının kesin olduğundan bahisle temyiz isteminin reddine karar verilmesi ve başvurucular aleyhlerine vekâlet ücretine hükmedilmesi sebebiyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

2. İzmir'in Konak İlçesi Etiler Mahallesi'nde bulunan Aya Vukolos Ortodoks Kilisesi'nin mülkiyeti Maliye Hazinesine aittir. Kilisenin kâin olduğu 1588 ada 45 parselin 6/8/1984 tarihinde Merkez İlçe Belediye Meclisi tarafından "kültür tesis alanı" olarak kullanılması uygun bulunmuş ve bu karar İzmir Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından 13/8/1984 tarihinde onaylanmıştır.

3. 14/10/2002 tarihinde ise İzmir 1 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu, aynı taşınmazı kapsayan 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı'nı uygun bulmuş ve bu plan İBB Meclisi tarafından 4/11/2002 tarihinde onaylanarak söz konusu parsel "sosyo-kültürel tesis alanı" olarak planlanmıştır. 14/7/2003 tarihinde Maliye Hazinesi ilgili parseli İBB'ye tahsis etmiştir. İBB Meclisi 16/11/2011 tarihinde 924 sayılı kararıyla, Aya Vukolos Ortodoks Kilisesi'nin "Kültür Merkezi ve İzmir Basın Müzesi" olarak kullanılmasına karar vermiştir.

4. Başvurucu Devrim Öz; İBB'den İzmir'in Konak ilçesinde ve tapunun 1588 ada 45 sayılı parselinde kayıtlı Aya Vukolos Ortodoks Kilisesi'nin 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı'nda ibadethane olarak belirlenmesi talebiyle taşınmazın kültür alanı statüsünden çıkartılması hususunda talepte bulunmuştur. Başvurucunun talebi 18/5/2018 tarihinde İBB İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanlığınca plan tadilatı istemi kapsamında ele alınmış ve "1/5000 ve 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı İmar Planlarındaki kullanım kararının, bu parselde bulunan yapının korunarak yaşatılmasını amaçladığı ve söz konusu imar planlarının, 2863 sayılı Yasa kapsamında İzmir I. Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunca da uygun bulunmuş olduğu, dolayısıyla Belediyemizce yapılan işlemlerin mevzuata uygun olduğu dikkate alınarak, ilgi dilekçesinizdeki talebiniz değerlendirilememiştir." gerekçesiyle reddedilmiştir.

5. Başvuruculardan Devrim Öz, İBB tarafından tesis edilen 18/5/2018 tarihli ret kararının iptali talebi ile dava açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde; İzmir'in Konak ilçesinde tescilli tarihî eser statüsünde bir konutta ikamet ettiğini belirtmiştir. Konutunun bulunduğu alanın 1905 yılında yapılan imar planı ile yapılaşmasını tamamlamış olduğunu belirten başvurucu; söz konusu bu alanın kiliseleri, taş sokakları ve Osmanlı Dönemi mimarisi ile öne çıkan bir tarihi doku barındırdığını ifade etmiştir. Dilekçesinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin taraf olduğu 16/11/1972 tarihli UNESCO Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunması Sözleşmesi'ne de atıf yapan başvurucu; bu bölgenin dünya kültür mirası niteliği taşıdığını, buna karşı idarenin bu mirası korumak yerine mevzuata ve ilgili sözleşmeye aykırı olarak yapılaşmaya izin vererek kişilere haksız kazanç sağlamak için tarihi yapılara zarar verdiğini ileri sürmektedir. Aya Vukolos Ortodoks Kilisesi'nin İzmir'de ayakta kalabilen tek Ortodoks kilisesi olduğunu belirten başvurucu, Kilise'nin İBB Meclisi tarafından verilen 16/11/2011 tarihli karar ile "Kültür Merkezi ve İzmir Basın Müzesi" olarak kullanılmasına karar verildiğini ve konser gibi birtakım etkinliklerde kullanıldığını ifade etmiştir. Konak ilçesinde yaşayan bir birey olduğunu belirten başvurucu; söz konusu kilisenin ibadethane olarak kullanılmayarak başka amaca tahsis edilmesinin kişisel, kültürel ve dinî anlamda menfaatlerini zedelediğini ileri sürerek dava açma ehliyetine sahip olduğunu ileri sürmektedir. Aya Vukolos Kilisesi'nin ibadete açık tutulması gerektiğini belirten başvurucu İzmir'de yoğun bir Ortodoks Hristiyan nüfus bulunduğunu ve bu nüfusun ibadet ihtiyacını karşılayacak başka kilise bulunmadığını iddia ederek söz konusu Kilise'de yılda sadece bir kez Paskalya ayinine izin verilmesinin din ve vicdan özgürlüğü ile bağdaşmadığını iddia etmiştir.

6. Başvurucu Soljenitzin Rus Dil ve Kültür Derneği ise 8/7/2019 tarihinde davaya ferî müdahale talebinde bulunmuştur. Başvurucu Dernek, ferî müdahale dilekçesinde Aya Vukolos Kilisesi'nin 1800'lü yıllarda inşa edildiğini ve İzmir'de ayakta kalan tek Ortodoks kilisesi olduğunu ve bu yapının tarihi, kültürel ve dinî açıdan önemli bir mirası temsil ettiğini ifade etmiştir. İzmir'de evlilik ya da başka sebeplerle çok sayıda Rus vatandaşı bulunduğuna işaret eden başvurucu Dernek, bu nüfusun ibadet edebileceği tek yapının Aya Vukolos Kilisesi olduğunu ileri sürmüştür. Bununla birlikte başvurucu Dernek, ilgili Kilise'nin imar planında "sosyo-kültürel tesis" alanı olarak ayrılması ve konser salonu olarak kullanılmaya başlanılması sebebiyle Ortodoks cemaatinin bu Kilise'yi dinî amaçla kullanmasının mümkün olmadığını belirtmiştir. Bu nedenle söz konusu kilisede vefat edenler için cenaze merasimleri yapılamadığını, yeni doğan bebeklerin vaftiz törenlerinin gerçekleştirilemediğini, düğün ve nikâh törenlerinin dinî kurallara uygun şekilde ifa edilemediğini ifade etmiştir. Başvurucu Dernek, İzmir'de birçok Katolik kilisesinin bozulmadan ayakta durduğuna işaret ederek kalabalık Ortodoks cemaatine ait Aya Vukolos Kilisesi'nin ibadet dışı kullanıma açılmasının dinî inançlara, eşitlik ilkesine ve Lozan Barış Sözleşmesi'ne aykırı olduğunu belirtmektedir. Rus dili ve kültürü ile Ortodoks geleneklerini de korumayı amaçladığını belirten başvurucu, bir sivil toplum kuruluşu olarak dava konusu kararın doğrudan etki alanında bulunduğunu ve bu nedenle feri müdahale talebinin kabul edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

7. İzmir 2. İdare Mahkemesi (Mahkeme) 25/9/2019 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Mahkeme, gerekçeli kararında 14/6/2014 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 31. maddesine yer vermiştir. Söz konusu madde şöyledir:

"(1) İdare; onaylanmak üzere iletilen plan tekliflerini, öncelikle eksik belgesinin olup olmadığı yönünden inceler, eksik belgesi bulunanların eksikliklerinin ilgilisince 30 gün içinde tamamlanmak üzere iade eder.

(2) Plan teklifleri; Kanun ve bu Yönetmelik hükümleri uyarınca, planın kademesi ve türüne göre üst kademe planlar, planlama esasları, yapılan analiz ve kararlar ile birlikte gerekçesi, planın kent bütününe ve çevresine etkisi ve uyumu, ulaşım sistemi ile bütünleşmesi, kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanlarının sağlanması, kentsel doku ve yaşanabilirlik hususları kapsamında değerlendirilir.

(3) Plan paftası, plan notları, plan raporu bulunmayan ve plan teklifi niteliğini haiz olmayan, müellif tarafından yapılmayan ve imzalanmayan planlar, idarelerin karar mercilerine sunulamaz.

(4) İmar planı teklifleri, planın kapsadığı alanın maliki veya maliklerinin yasal vekilleri tarafından sunulabilir. Planlanan alan içinde maliklerine ulaşılamayan, malikleri belli olmayan veya maliki bulunmayan yerlerin mevcudiyeti halinde, bunların ilgili idarece belgelendirilmesi ve planlanan alanın %20’sini aşmaması şartı aranır."

Mahkeme, bu düzenleme uyarınca;

i. Plan değişikliği taleplerinin belediye meclisi gündemine alınmadan önce idare tarafından eksik belge yönünden incelenmesi gerektiğine,

ii. Eksik belge tespit edilirse bu eksikliklerin tamamlanmak üzere başvurunun iade edilmesinin mümkün olduğuna,

iii. Bu tür bir iade için belediye meclisince ayrıca bir karar alınmasının zorunlu olmadığına,

iv. Eksiklik içeren planların karar mercine sunulmasının mümkün olmadığına,

v. Bu nedenle eksik bilgi ve belgelerin tamamlanmasının istenebileceğine

ilişkin değerlendirmelerde bulunarak başvurucunun imar planlarında değişiklik yapılması talebinin davalı idarenin karar merciine sunulabilmesi için eksik belgelerin tamamlanması gerektiğini belirtmiştir. Bu çerçevede, İzmir Büyükşehir Belediyesi İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanlığı tarafından tesis edilen ret işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır.

8. 25/9/2019 tarihli karar başvurucu Devrim Öz tarafından istinaf edilmiştir. İzmir Bölge İdare Mahkemesi 3. Dava Dairesi (İstinaf Mercii) tarafından yapılan istinaf incelemesinde 8/7/2020 tarihinde başvurucunun istinaf isteminin reddine, temyiz kanun yolu açık olmak üzere, karar verilmiştir. İstinaf Mercii, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 31. maddesinde plan değişikliği başvurusunun taşınmazın maliki veya maliklerinin yasal vekilleri tarafından talep edilebileceğinin düzenlendiğini, incelenen olayda söz konusu taşınmazın mülkiyetinin Maliye Hazinesine ait olduğunu ve başvurucunun maliki olmadığı bir taşınmaza ilişkin olarak diğer bir ifade ile yetkili olmadığı konuda başvurusunun 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesi kapsamında belediye meclisine iletilmeden, İBB Başkanlığı İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanlığınca reddedilmesinde mevzuata aykırılık bulunmadığını belirtmiştir.

9. Karar başvurucu Devrim Öz tarafından temyiz edilmiştir. Danıştay Altıncı Dairesi tarafından yapılan temyiz incelemesi neticesinde 7/10/2020 tarihinde başvurucunun temyiz isteminin uyuşmazlık konusu taşınmazın tahsisine ilişkin belediye meclisi kararının kaldırılması talebinin reddi hakkında olduğu ve bu istemin2577 sayılı Kanun'un 46. maddesi kapsamında olmayan kararlardan olduğu belirtilerek başvurucunun temyiz talebinin incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.

10. 7/10/2020 tarihli nihai karar, başvurucu Devrim Öz'e 6/1/2021 tarihinde elektronik tebligat (e-tebligat) yolu ile tebliğ edilmiş, 11/1/2021 tarihinde ise otomatik olarak okundu sayılmıştır. Başvurucu Soljenitzin Rus Dil ve Kültür Derneği'ne ise aynı karar 16/2/2021 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucular 23/2/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

II. DEĞERLENDİRME

11. Başvurucular, adli yardım talebinde bulunmuştur. Başvurucuların adli yardım talebinin 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca geçici olarak kabulüne karar verilmesi gerekir.

12. Başvurucular, davaya konu taleplerinin imar planı tadilatı niteliğinde olmadığını, bu nedenle istinaf merciinin yaptığı bu nitelendirmenin hatalı olduğunu ileri sürmektedirler. Bu yanlış niteleme nedeniyle temyiz kanun yolunun kapatıldığını, böylelikle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini iddia etmektedirler. Uyuşmazlığın esasına ilişkin olarak İstinaf Mercii tarafından hatalı değerlendirme yapıldığını belirten başvurucular, bu değerlendirme sebebi ile dava açma ehliyetinin yalnızca taşınmaz üzerinde hak sahibi olanlara ait kabul edildiğini ve kendilerinin bu şartı sağlamamaları sebebi ile uyuşmazlığın esasına girilerek karara bağlanmadığını savunmaktadırlar. Başvurucular, başvuruya konu Aya Vukolos Kilisesi'nin, İzmir'de yaşayan Ortodokslar açısından tek ibadet yeri olduğunu ve bu Kilise'nin ibadethane olarak kullanımının mümkün olmamasının, din ve vicdan özgürlüğünü ihlal ettiğini ileri sürmektedirler. Başvurucular ayrıca, yargılama sonunda davalı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu savunmaktadırlar. Bu durumun, adil yargılanma hakkı ve mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini ileri sürmektedirler.

13. Bakanlık görüşünde kabul edilebilirlik ve esasa ilişkin açıklamalara yer vermiştir. Kabul edilebilirliğe ilişkin olarak öncelikle bireysel başvurunun 30 günlük yasal süre içinde yapılmadığını ileri sürmüştür. Danıştay kararının başvuruculara tebliği ile bireysel başvuru tarihi karşılaştırılarak bu konuda yapılacak değerlendirmenin Anayasa Mahkemesine ait olduğunu belirtmiştir. Ayrıca, Danıştay kararında temyiz kanun yolunun kapalı olduğu gerekçesiyle başvurunun incelenmeksizin reddedildiği hatırlatılarak başvuru süresi değerlendirilirken bu hususun da gözönünde bulundurulması gerektiği ifade edilmiştir. Mağdur sıfatı yönünden ise yalnızca mağduriyetin ileri sürülmesinin yeterli olmayacağını, bu mağduriyetin somut biçimde ortaya konulması gerektiğini, Anayasa Mahkemesi içtihatları doğrultusunda mağduriyetin başvurunun her aşamasında ileri sürülmesi gerektiğini ifade etmiştir. Bu kapsamda başvurucuların dava konusu taşınmazın üzerinde mülkiyet hakkına sahip olmamaları ve dava konusu taleplerinin taşınmazın malikine tanınan yetkileri içermesi nedeniyle mağdur sıfatının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

14. Başvurucuların şikâyetlerinin özünün esas itibari ile yargılama makamlarının delil değerlendirmesi ve hukuk kurallarını yorumlamasına yönelik olduğu, bu nedenle başvurunun kanun yolu şikâyeti niteliğinde olup olmadığının da kabul edilebilirlik aşamasında ele alınması gerektiğini ifade etmiştir. Esas yönünden ise başvurucuların yargılamanın hiçbir aşamasında doğrudan din ve vicdan özgürlüğüne ilişkin bir kamu gücü müdahalesini ortaya koyamadıklarını belirten Bakanlık, bu bakımdan başvurucuların bu ihlal iddialarını temellendiremediğini belirtmiştir. Mevcut plan kararlarının kilisenin fonksiyonuna açıkça aykırı olmadığı, aksine kültürel ve sosyo-kültürel tesis kullanımına olanak tanıdığı, bu itibarla başvurucuların din özgürlüğünün ihlal edildiğine dair ileri sürdükleri iddiaların dava konusu işlemin niteliği ve dayanakları itibarıyla desteklenmediğini ileri sürmüştür.

A. Başvurucu Devrim Öz Yönünden

15. Başvurucu yaşadığı semtte bulunan bir kilisenin sadece ibadethane olarak kullanılmasına karar verilmesi talebinde bulunmuş ve isteminin reddedilmesi üzerine bireysel başvuruya konu iptal davasını açmıştır. Danıştay Altıncı Dairesi tarafından yapılan temyiz incelemesi neticesinde tesis edilen 7/10/2020 tarihli nihai karar 6/1/2021 tarihinde elektronik tebligat (e-tebligat) yolu ile başvurucu Devrim Öz vekiline tebliğ edilmiş olup 11/1/2021 tarihinde ise tebligat otomatik olarak başvurucu tarafından okundu sayılmıştır. Bununla birlikte başvurucu tarafından 23/2/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunulduğu görülmektedir.

16. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan (Mehmet Özcan [1. B.], B. No: 2019/6266, 15/1/2020)kararında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Kararda; tebligatın elektronik tebliğ yöntemiyle yapıldığı hâllerde ilgili mevzuat uyarınca gönderinin muhatabın hesabına ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda tebliğ edilmiş sayıldığını, bununla birlikte elektronik tebligatın Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi (UETS) üzerinden elektronik ortamda açıldığı tarihte başvurucunun bireysel başvuruya ilişkin gerekçeli nihai karardan haberdar olduğunu kabul etmiş ve bireysel başvuru süresinin bu tarihten başlayacağını belirtmiştir.

17. Somut olayda nihai karar başvurucunun vekiline e-tebligat yoluyla tebliğ edilmiştir. İlgili mevzuat uyarınca e-tebligatla gönderilerin muhatabın hesabına ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda tebliğ edilmiş sayıldığı ve tebligatın açıldığına dair bir kayıt da yer almadığı gözönüne alındığında somut olayda tebliğ mazbatasında "Tebligat alıcının hesabına iletilmesini müteakip mevzuat gereği belirlenen süre sonunda otomatik olarak okundu sayıldı." şeklindeki delil kaydının oluşturulduğu 11/1/2021 öğrenme tarihidir (Mehmet Özcan, § 27). Bu kapsamda otuz günlük bireysel başvuru süresi geçtikten sonra23/2/2021 tarihinde yapıldığı anlaşılan başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Başvurucu Soljenitzin Rus Dil ve Kültür Derneği Yönünden

18. Başvurucu Dernek, başvurucu Devrim Öz tarafından açılan davaya; İzmir'de bulunan çok sayıdaki Rus vatandaşın cenaze ve düğün gibi dinî nitelikteki törenlerinin yapılabileceği ve ibadet edebilecekleri tek yapının Aya Vukolos Kilisesi olduğunu belirterek Rus vatandaşlarını temsil iddiasıyla ilk derece mahkemesi aşamasında feri müdahil sıfatıyla katılmıştır.

19. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinde üçüncü şahısların davaya katılması ve davanın ihbarı konularında 6100 sayılı Kanun'un uygulanacağı belirtilmiş ancak davanın ihbarının mahkeme tarafından resen yapılması öngörülmüştür. 4/2/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 66. maddesinde de üçüncü kişinin davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla tahkikat sona erinceye kadar ferî müdahil olarak davada yer alınabileceği kurala bağlanmıştır(Yusuf Bilin [1. B.], B. No: 2014/14498, 26/12/2017,§ 59). Her ne kadar anılan maddede ihbarın mahkemece re’sen yapılabileceği ifade edilmişse de, bu düzenleme davadan hukuken etkilenebilecek konumda bulunan ve ferî müdahil olmak isteyen kişilerin mutlaka mahkemece yapılacak ihbarı beklemeleri gerektiği anlamına gelmez. Aksine 2577 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle atıf yapılan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 66. maddesi uyarınca, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan üçüncü kişilerin tahkikat sona ermeden ferî müdahil olarak davaya katılmaları mümkündür. Bu, usul hukukunca tanınmış meşru bir yoldur. Somut olayda başvurucu Dernek de bu kapsamda, mahkemece ihbar yapılmasına gerek kalmaksızın kendi iradesiyle ferî müdahillik talebinde bulunmuştur.

20. Anayasa Mahkemesi, Cengiz İnş. San. ve Tic. A.Ş. ve Mirax Tur. İnş. Tic. A.Ş.([GK], B. No: 2015/7846, 26/6/2019) kararında, yargılamaya davalı idare yanında ferî müdahil olarak katılan başvurucuların, sürece ilişkin iddialar bakımından kişi bakımından yetki kriterini karşıladığını kabul etmiştir. Kararda, bu tür müdahillerin yargılama sürecine katılımının, sadece şeklen değil esas yönünden de anlamlı ve etkili olması gerektiğini, bu çerçevede de adil yargılanma hakkına dair güvencelerden faydalanabilmelerinin mümkün olduğunu değerlendirmiştir. Bununla birlikte bireysel başvuruya konu somut olayda başvurucu Derneğin maddi bir hak olan din özgürlüğü kapsamında da etnik bir topluluğu temsilen dava konusu taşınmazın ibadethane statüsüne alınmasında menfaati olduğunu ileri sürerek görülmekte olan davaya feri müdahil olduğu görülmektedir. Bu kapsamda taşınmazdan yalnızca ibadet amaçlı değil aynı zamanda cenaze, düğün gibi dinî temelli kültürel faaliyetlerde de yararlanılabileceği açık olup bu yönüyle başvurucunun temsil ettiği topluluğun kültürel faaliyetleri kapsamında mahkeme kararından doğrudan etkilenebileceği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan içtihadı uyarınca başvurucunun bu değerlendirme kapsamında mağdur statüsünün bulunduğunun kabul edilmesi ve şikâyetlerinin buna göre kişi bakımından yetki kriteri yönünden kabul edilebilir bulunması gerektiği değerlendirilmiştir.

21. Bununla birlikte ele alınması gereken bir diğer kabul edilebilirlik kriteri ise başvuru yollarının tüketilip tüketilmediği meselesidir. Zira Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ve 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulabilmesi için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. Bu nedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine ilişkin iddiaların öncelikle ilk derece mahkemesi ve kanun yolu mercileri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt [2. B.], B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 16). Bireysel başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve mahkemeler önünde ileri sürülmeyen iddialar ile bu mahkemelere sunulmayan bilgi ve belgeler bireysel başvuru konusu edilemez (Bayram Gök [2. B.], B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 20).

22. Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun (DİBK) 25/5/2023 tarihli ve E.2021/4, K. 2023/1 sayılı kararı uyarınca, ferî müdahil olarak yargılamaya katılan kişinin yanında yer aldığı tarafın usuli iradesine aykırı olmamak kaydıyla tek başına kanun yollarına başvurabileceği kabul edilmiştir. Kurul, bu değerlendirmesinde 6100 sayılı Kanun’un 66. maddesi uyarınca müdahile tanınan usul işlemi yapma yetkisini, 2577 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle yapılan yollama kapsamında idari yargı bakımından da geçerli saymış; ayrıca bu hakkın adil yargılanma hakkı çerçevesinde korunması gerektiğini vurgulamıştır. Müdahilin tarafın işlemlerine açıkça aykırı düşmeyen bir şekilde tek başına temyiz başvurusunda bulunabileceği belirtilmiş, bu durumda ilgili dilekçenin asıl tarafın bilgisine sunulmasının yeterli olduğu ifade edilmiştir.

23. Somut olayda başvurucu Dernek, ilk derece yargılamasında diğer başvurucu Devrim Öz’ün yanında ferî müdahil olarak davaya katılmıştır. Yukarıda aktarılan içtihat uyarınca ferî müdahilin, yanında yer aldığı tarafın menfaatiyle çelişmeyen bir şekilde, mahkemece tesis edilen karara karşı tek başına kanun yollarına başvurma imkânı bulunmaktadır. Kaldı ki başvurucunun yanında yer aldığı ve yargılamada davacı sıfatıyla hareket eden diğer başvurucu Devrim Öz’ün karara karşı hem istinaf hem de temyiz başvurusunda bulunduğu anlaşılmaktadır.

24. Ne var ki, başvurucu Dernek’in bireysel başvuruya konu ettiği şikâyetini, olağan kanun yolları olan istinaf ve temyiz aşamalarında ileri sürmediği, dolayısıyla kanunen öngörülmüş yargısal başvuru yolunu usulüne uygun şekilde tüketmediği görülmektedir. Başvurucunun söz konusu şikâyetini olağan kanun yollarında ileri sürme imkânı mevcutken, bu yolu kullanmaksızın doğrudan bireysel başvuru yoluna başvurması, bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır.

25. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin GEÇİCİ OLARAK KABULÜNE,

B. Başvurucu Devrim Öz tarafından yapılan başvurunun süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Başvurucu Soljenitzin Rus Dil ve Kültür Derneği tarafından yapılan başvurunun başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

D. Adli yardım talebinin kabulü ile geçici olarak muaf tutulan 487,60 TL harçtan ibaret yargılama giderinin 6100 sayılı Kanun’un 339. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca başvuruculardan TAHSİLİNE 6/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Kabul Edilemezlik vd.
Künye
(Devrim Öz ve Soljenitsin Rus Dil ve Kültür Derneği [1. B.], B. No: 2021/14941, 6/1/2026, § …)
   
Başvuru Adı DEVRİM ÖZ VE SOLJENİTSİN RUS DİL VE KÜLTÜR DERNEĞİ
Başvuru No 2021/14941
Başvuru Tarihi 23/2/2021
Karar Tarihi 6/1/2026

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, bir taşınmazın imar planında ibadethane olarak belirlenmesi hususundaki istemin reddedilmesi üzerine açılan davanın reddine karar verilmesi sebebiyle din ve inanç özgürlüğünün, istinaf merci kararının kesin olduğundan bahisle temyiz isteminin reddine karar verilmesi ve başvurucular aleyhlerine vekâlet ücretine hükmedilmesi sebebiyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Din ve vicdan özgürlüğü Din özgürlüğü Süre Aşımı
Başvuru Yollarının Tüketilmemesi
Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler) Mahkemeye erişim hakkı (idare) Süre Aşımı
Başvuru Yollarının Tüketilmemesi
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi