logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Ramazan Başa [1. B.], B. No: 2021/38563, 28/1/2026, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

RAMAZAN BAŞA BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/38563)

 

Karar Tarihi: 28/1/2026

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

 

 

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

 

 

İrfan FİDAN

 

 

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Eren Can BENAKAY

Başvurucu

:

Ramazan BAŞA

Vekili

:

Av. Fatma KABA

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru; icra takibi altında ödenen bedelin iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu hakkında Kahramanmaraş 5. İcra Müdürlüğü tarafından toplam 59.301,42 TL üzerinden kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatılmıştır. Başvurucu, ödeme emrinin usulsüz tebliğ edildiğini belirterek 24/1/2018 tarihinde Kahramanmaraş İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde şikâyette bulunmuş; dava dilekçesinde ayrıca takibe konu senede de itiraz etmiştir. Bu kapsamda alacaklıya borcu olmadığını, hatta alacaklıyı tanımadığını ve senetteki imzaların kendi eli ürünü olmadığını belirten başvurucu, sahte senet ile başlatılan haksız icra takibinin iptalini talep etmiştir.

3. Başvurucu ayrıca sahte senet düzenlendiği iddiası ile suç duyurusunda da bulunmuş; Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından ceza soruşturması başlatılmıştır. Soruşturma kapsamında Başsavcılık takip konusu senedi aslı ile birlikte Adana Kriminal Polis Laboratuvarına göndermiştir. Yapılan inceleme sonucunda 15/2/2019 tarihli rapor ile dava konusu senet üzerinde yer alan "58 BİN TL" yazısındaki 5 rakamının sonradan ilave edilerek "8 BİN TL"nin "58 BİN TL" hâline getirildiği ve aldatma kabiliyetinin olduğu, senet altındaki imzaların ise başvurucunun eli ürünü olduğu tespit edilmiştir.

4. Başsavcılık dosyasına gelen rapor üzerine Kahramanmaraş İcra Hukuk Mahkemesince 18/6/2019 tarihli karar ile davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine hükmedilmiştir. Kararın gerekçesinde, Yargıtay içtihadı uyarınca üzerinde tahrifat yapıldığı tespit edilen senedin düzeltme öncesi durumuna göre değerlendirilmesine, bu kapsamda takibin 50.000 TL yönünden durdurulmasına, 8.000 TL yönünden devamına karar verilmiştir. Ancak yargılama devam ederken 13/2/2018 tarihinde takip borcu başvurucunun banka hesabından tahsil edilmiştir.

5. Başvurucu, İcra Hukuk Mahkemesindeki yargılama devam ettiği hâlde takip konusu borcun tahsili üzerine 15/3/2018 tarihli dilekçesi ile Kahramanmaraş 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde istirdat davası açmıştır. Dava dilekçesinde, senedin altındaki imzanın kendisine ait olmadığını, sahte imza ile düzenlenen senetle hakkında takip başlatıldığını, İcra Hukuk Mahkemesince bu aşamada takibin iptaline karar verilmediği için takibe konu bedelin tahsil edildiğini, borçlusu olmadığı bir parayı haksız şekilde icra tehdidi altında ödemek zorunda kaldığını belirterek 65.525,09 TL'nin işleyecek mevduat faizi ile birlikte iadesini talep etmiştir.

6. Mahkeme, 16/3/2018 tarihli tensip zaptı ile başvurucuya, dayandığı delilleri ve hangi delilinin hangi vakanın ispatına ilişkin olduğunu açıklaması için iki hafta süre vermiştir. Başvurucu icra takibi kapsamında 71.811,04 TL'nin banka hesabından tahsiline ilişkin dekontu Mahkemeye göndermiştir. 27/6/2018 tarihli duruşmaya mazereti nedeniyle katılamayan başvurucu vekili, 24/10/2018 tarihli ikinci duruşmada önceki beyanlarını tekrar etmek suretiyle davalının kötü niyetle "sahte bir senedi" icraya koyduğunu, buna ilişkin olarak Başsavcılık nezdinde soruşturma yürütüldüğünü, bu kapsamda imza örneklerinin alındığını belirtmiş ve delilleri bildirmek üzere süre talep etmiştir. Mahkeme başvurucu vekilinin talebini kabul etmiş ve henüz sunulmayan belgelerin sunulması veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilmesi amacıyla gereken açıklamanın yapılması için iki haftalık kesin süre verilmesine, bu hususların kesin süre içinde yerine getirilmemesi hâlinde o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılacağına karar vermiştir. 4/2/2019 tarihli duruşmada başvurucu vekilinin de talebi üzerine Başsavcılığın imza incelemesinin sonucunun beklenmesine karar verilmiş, 12/7/2019 tarihli duruşmada başvurucu vekilince Başsavcılık dosyasına gelen kriminal raporun bir örneği Mahkeme dosyasına sunulmuş, raporun içeriğine dair açıklama yapılarak aleyhe olan hususların kabul edilmediği belirtilmiştir.

7. Mahkemece 12/7/2019 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde, takibe dayanak senetteki 58.000 TL miktarın 50.000 TL'si yönünden başvurucunun borçlu olmadığının tespitine, 50.000 TL bedelin ödeme tarihi olan 13/2/2018 tarihinden itibaren mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak başvurucuya verilmesine hükmedilmiştir.

8. Gerekçeli karara karşı hem başvurucu hem de davalı istinaf talebinde bulunmuştur. Başvurucu; istinaf dilekçesinde sadece senette yazan bedel üzerinden hüküm kurulmasının doğru olmadığını, icra takibi kapsamında ödemek zorunda olduğu 71.811,04 TL bedel üzerinden hüküm kurulması gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı ise senedin alacağına karşılık ciro yoluyla kendisine geldiğini, başvurucuyu tanımadığını, başvurucunun sadece imza yönünden senede itiraz ettiğini, senetteki tahrifat nedeniyle bir şikâyet dile getirmediğini belirterek senede konu alacak ilişkisinin esasına yönelik inceleme yapılması gerektiğini iddia etmiştir.

9. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi) yaptığı incelemede 10/6/2021 tarihli karar ile başvurucunun istinaf taleplerinin esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile gerekçeli kararın kaldırılmasına ve davanın reddine hükmetmiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucunun talebinin takip konusu senetteki imzanın kendisine ait olmadığı gerekçesiyle borçlu olmadığı hâlde icra tehdidiyle ödediği paranın iadesi olduğunu belirtmiştir. Senette tahrifat bulunduğu anlaşılmakta ise de gerek dava dilekçesinde gerekse ön inceleme aşamasında başvurucunun bedel yönünden iddia ve inkârının bulunmadığını belirten Bölge Adliye Mahkemesi, başvurucunun iddiasını sahte imzaya dayandırdığını ancak imzanın kendisine ait olduğunun tespit edildiğini, bu durumda tahrifat nedeniyle senetteki bedeli inkârın iddianın değiştirilmesi anlamına geleceğini ifade etmiştir. İddianın değiştirilmesi konusunda ıslah ya da karşı tarafın açık muvafakatinin de bulunmadığını belirten Bölge Adliye Mahkemesi, Mahkemece bu hususun resen nazara alınmasının da mümkün olmadığına dikkati çekerek davanın reddi yerine kabulü yönünde kurulan hükmün doğru olmadığına kanaat getirmiştir.

10. Başvurucu, nihai kararı 7/7/2021 tarihinde öğrendikten sonra 3/8/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

11. Başvurucu; dava dilekçesinde borcun varlığına genel olarak itiraz ettiğini ancak Bölge Adliye Mahkemesince bu durumun dikkate alınmadığını, eksik inceleme ve değerlendirme neticesinde davanın reddine karar verildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

12. Başvurucunun iddiaları hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında değerlendirilmiştir.

13. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

14. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır (Ahmet Sağlam [2. B.], B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 41).

15. Diğer taraftan Anayasa Mahkemesi çok istisnai durumlarda temel hak ve özgürlüklerden biri ile doğrudan ilgili olmayan bir şikâyeti kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin yasak kapsamına girmeden inceleyebilir. Açık bir keyfîlik nedeniyle yargılamanın hakkaniyetinin temelden sarsıldığı ve adil yargılanma hakkı kapsamındaki usule ilişkin güvencelerin anlamsız hâle geldiği çok istisnai hâllerde, aslında yargılamanın sonucuna ilişkin olan bu durumun bizatihi kendisi usule ilişkin bir güvenceye dönüşmüş olur. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin yargılama mercilerinin değerlendirmelerinin usule ilişkin güvenceleri anlamsız hâle getirip getirmediğini ve açık bir keyfîlik nedeniyle yargılamanın hakkaniyetinin temelden sarsılıp sarsılmadığını incelemesi yargılamanın sonucunu değerlendirdiği anlamına gelmez. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi yargılama mercilerinin delillerle ilgili değerlendirmelerine ancak açık bir keyfîlik ve adil yargılanma hakkı kapsamındaki usule ilişkin güvenceleri anlamsız hâle getiren bir uygulama varsa müdahale edebilecektir (Ferhat Kara [GK], B. No: 2018/15231, 4/6/2020, § 149).

16. Anayasa Mahkemesi İsmet Murtezaoğlu ([1. B.], B. No: 2018/17312, 18/10/2022, § 40) kararında aşağıdaki hâllerde aslında yargılamanın sonucuna ilişkin olan bir durumun bizatihi kendisinin usule ilişkin bir güvenceye dönüştüğünün kabul edilebileceğini ifade etmiştir:

i. Somut olayda uygulanan veya uygulanması gereken hukuk kurallarının kabul edilebilir herhangi bir yorumuna dayanılmaması

ii. Delil ile bu delilin ispat aracı olarak kullanıldığı vakıa arasında kurulan bağın kabul edilebilir bir muhakemeye dayanmaması veya mantık dışı bir çıkarıma dayanması

iii. Açıkça yanlış olan olguların hükme esas alınması

iv. Somut olayın açıkça belirli olan koşullarının gözetilmemesi

v. Belirli bir hususu ispat ettiğinde kuşku bulunmayan bir delilin açıkça keyfî olarak dikkate alınmaması

vi. Maddi olayın tespitinde aksi ispat edilemeyecek ve savunma yapmayı anlamsız kılacak varsayımlara dayanılması

17. Anayasa Mahkemesi aynı kararda yargılamanın sonucuyla ilgili hususları usule ilişkin bir güvenceye dönüştüren durumların yukarıda belirtilenlerle sınırlı olmadığını, bunlara benzer hâllerde de Anayasa Mahkemesince bireysel başvuru kapsamında denetim yapılabileceğini, bununla birlikte belirtilen eksikliklerin adil yargılanma hakkının ihlaline yol açabilmesi için bunların ayrıca yargılamanın hakkaniyetini zedelediğinin tespit edilmiş olması gerektiğini de ifade etmiştir (İsmet Murtezaoğlu, § 40).

18. Başvurucu, sahte olduğunu iddia ettiği senede istinaden icra tehdidi altında ödemek zorunda kaldığı bedelin iadesi talebiyle istirdat davası açtığını, sahtelik iddiasının İcra Hukuk Mahkemesi kararı ve Başsavcılık soruşturması kapsamında da ortaya konulduğunu belirtmekte; sadece senedin altındaki imzaya değil borcun tamamına itiraz ettiğini ifade ederek Bölge Adliye Mahkemesince yapılan değerlendirmenin eksik incelemeye dayalı olduğundan yakınmaktadır.

19. Başvuruya konu yargılamada, Asliye Hukuk Mahkemesinin kısmen kabul kararı verdiği ancak Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davanın reddedildiği görülmektedir. Bölge Adliye Mahkemesince yapılan incelemede; başvurucunun iddiasını senetteki imzanın kendisine ait olmadığı hususuna dayandırdığı ancak imzanın kendisine ait olduğunun tespit edildiği, bu noktada tahrifat nedeniyle senetteki bedelin inkâr edilmesinin ise iddianın değiştirilmesi anlamına geldiği belirtilmiştir.

20. Dosya kapsamında yapılan incelemede, başvurucunun hem İcra Hukuk Mahkemesi hem Asliye Hukuk Mahkemesi hem de Başsavcılık nezdinde borcu inkâr ettiği görülmektedir. Başvurucunun Asliye Hukuk Mahkemesi de dâhil olmak üzere bütün mercilerde ileri sürdüğü temel şikâyeti, olmayan bir borcu icra tehdidi altında ödemek zorunda kaldığı hususuna ilişkindir. Bu kapsamda başvurucu, özellikle senetteki imzayı inkâr etmiş ise de bu iddiasının yanı sıra defaatle borçlu olmadığı hususunu da tekrar etmiş, alacaklıyı dahi tanımadığını belirtmiştir.

21. Asliye Hukuk Mahkemesinde yürütülen yargılama sürecine bakıldığında başvurucunun dava dilekçesinde senetteki imzayı açıkça inkâr ettiği görülmekle beraber borçlusu olmadığı bir parayı haksız şekilde icra tehdidi altında ödemek zorunda kaldığı hususunu da ileri sürdüğü anlaşılmaktadır. 24/10/2018 tarihli ikinci duruşmada, davalının kötü niyetle sahte bir senedi icraya koyduğunu ileri süren başvurucu, Başsavcılık nezdinde buna ilişkin soruşturma yürütüldüğünü, bu kapsamda imza örneklerinin alındığını belirterek delilleri bildirmek üzere süre talep etmiştir.

22. Buna karşın Bölge Adliye Mahkemesince yalnızca davalı tarafın özellikle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü bir noktada değerlendirme yapıldığı anlaşılmaktadır. Ancak dava dilekçesinden ve tüm yargılama sürecinden anlaşıldığı kadarıyla başvurucunun itirazlarının bizatihi senedin varlığına ilişkin olduğu, bu kapsamda 58.000 TL üzerinden imzalanmış bir senedin olmadığı iddiasını dile getiren başvurucunun yargılamanın herhangi bir aşamasında boş senet verdiği vb. yeni bir vakıa da ileri sürmediği, tahkikat aşaması tamamlandıktan sonra hazırlanan kriminal rapora ilişkin olarak aleyhe hususları kabul etmediğini beyan etmekle yetindiği görülmektedir.

23. Buna göre Bölge Adliye Mahkemesinin başvurucunun icra takibini öğrendiği andan itibaren başvuruya konu yargılama da dâhil olmak üzere bütün hukuki süreçlerde dile getirdiği ve yargılamanın sonunda çözülmesi gerekli bir uyuşmazlık olarak ortaya koyduğu, "senedin sahte olduğu" hususunu davanın kapsamına dâhil etmediği görülmektedir. Öte yandan başvurucunun açtığı ilk dava olan ödeme emrinin iptali davası ve sonradan açmış olduğu istirdat davası bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun aynı zamanda borcu kabul etmediği de anlaşılmaktadır. Buna karşın Bölge Adliye Mahkemesince söz konusu hususun da herhangi bir şekilde değerlendirilmeksizin yalnızca senedin altında yer alan imza konusunda değerlendirme yapılması neticesinde sonuca varılmasının yargılamanın hakkaniyetini zedelediği kanaatine ulaşılmıştır. Zira Bölge Adliye Mahkemesi somut olayın açıkça belirli olan koşullarını gözetmemiştir.

24. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

25. Başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürdüğü görülmekte ise de hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verildiğinden diğer ihlal iddiası hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek olmadığı değerlendirilmiştir.

III. GİDERİM

26. Başvurucu, ihlalin tespiti ve yeniden yargılama yapılması ile 100.000 TL maddi tazminat talebinde bulunmuştur.

27. Başvuruda tespit edilen hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

28. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

29. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından başvurucunun tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Diğer ihlal iddiasının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,

D. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesine (E.2019/2205, K.2021/984) iletilmek üzere Kahramanmaraş 3. Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2018/231, K.2019/821) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

F. 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

G. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 28/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Ramazan Başa [1. B.], B. No: 2021/38563, 28/1/2026, § …)
   
Başvuru Adı RAMAZAN BAŞA
Başvuru No 2021/38563
Başvuru Tarihi 3/8/2021
Karar Tarihi 28/1/2026

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, icra takibi altında ödenen bedelin iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler) Hakkaniyete uygun yargılanma hakkı (bariz takdir hatası, içtihat farklılığı vs.-hukuk) İhlal Yeniden yargılama
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi