logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Mustafa Kılınç [2. B.], B. No: 2021/39047, 4/11/2025, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

MUSTAFA KILINÇ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/39047)

 

Karar Tarihi: 4/11/2025

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Yıldız SEFERİNOĞLU

 

 

Kenan YAŞAR

 

 

Ömer ÇINAR

 

 

Metin KIRATLI

Raportör

:

Soner GÖÇER

Başvurucu

:

Mustafa KILINÇ

Vekili

:

Av. Semra GÜNEY

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, başvurucunun murisinin askerlik görevini ifa ettiği dönemde vefatı üzerine vazife malulü sayılması talebiyle açılan davanın sonuca etkili olabilecek nitelikteki iddialar karşılanmaksızın reddedilmesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 10/8/2021 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca oybirliği sağlanamaması nedeniyle başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi aracılığıyla erişilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucunun oğlu T.K. 21/3/2014 tarihinde başladığı zorunlu askerlik görevini, Kara Harp Okulu ATAT Bölge Birlik Komutanlığı (Urla-Menteş/İzmir) emrinde ifa ederken 30/11/2014 tarihinde rahatsızlanarak hayatını kaybetmiştir.

A. Ölüm Olayına İlişkin Yürütülen Ceza Soruşturması Süreci

6. Olayla ilgili olarak Kara Kuvvetleri Komutanlığı Ege Ordusu Komutanlığı Askerî Savcılığı (Askerî Savcılık) tarafından resen soruşturmaya başlanmıştır.

7. Olaydan bir gün sonra Cumhuriyet savcısının katılımı ile otopsi işlemi yapılmıştır. İzmir Adli Tıp Grup Başkanlığının (Adli Tıp Grup Başkanlığı) 30/12/2014 tarihli raporunda mevcut verilerle kişinin ölüm sebebinin tespit edilemediği ancak adli tahkikat bilgileri ile birlikte değerlendirildiğinde cesette ölüme müessir travmatik lezyon saptanmamış olup travmatik bir etki sonucu öldüğüne dair tıbbi delilin bulunmadığı, toksikolojik analizlerde de ölüme neden olabilecek toksik madde saptanmadığı, kişinin doğal nedenler sonucu öldüğünün tıbben kabulü gerektiği bildirilmiştir.

8. Soruşturma kapsamında olay yerinde askerî savcının katılımı ile uzman ekiplerce olay yeri incelemesi yapılmış, T.K.nın üzerinde, askerî dolabında ve sivil eşya deposunda bulunan eşyaları incelenmiş; tanıkların beyanları alınmıştır. Soruşturma sırasında başvurucunun ve T.K.nın annesinin de ifadelerine başvurulmuştur. T.K.nın anne ve babası, oğullarının askere gitmeden önce veya vefat tarihinde herhangi bir sağlık problemi olmadığını beyan etmiş; T.K.nın tanık olarak dinlenen asker arkadaşları da kendisinin -zaman zaman ayağının ağrıdığından yakınmak dışında- daha önce herhangi bir sağlık problemi olduğundan bahsetmediğini söylemiştir. Asker arkadaşlarına göre yemekhane kısmında gece görevlisi olarak çalışan T.K. zaman zaman yemekhanede işlerin yoğunluğundan ve bu nedenle çok yorulduğundan yakınmıştır.

9. Askerî Savcılıkça kesin ölüm nedeninin tespiti için dosya İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığına gönderilmiştir. Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu (Adli Tıp İhtisas Kurulu) T.K.nın herhangi bir hastalık öyküsü olmadığı, kişinin ölümünün kalp hastalığı sonucu meydana geldiği yönünde görüş bildirmiştir.

10. Yürütülen soruşturma neticesinde 18/9/2015 tarihinde, T.K.nın ölümünde herhangi bir askerî personelin cezai sorumluluğunu gerektirecek kasıtlı ya da taksirli bir eylemi olduğu yönünde yeterli şüphe oluşmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Karar, itirazı kabil şekilde verilmekle beraber karara itiraz edilip edilmediği yönünde bir bilgi yoktur.

B. Vazife Malullüğü Talebine İlişkin İdari Yargı Süreci

11. T.K.nın babası olan başvurucu ile T.K.nın annesi 13/5/1016 tarihinde, T.K.nın 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu kapsamında vazife malulü olarak kabul edilmesi için Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına (SGK) başvurmuş; tıbbi evraklar Sağlık Kurulunca incelenmiş ve Kurulun görüşü dikkate alınarak başvuru, SGK Vazife Malullüğü Tespit Kurulunca 9/5/2017 tarihinde kişinin "ölümünde vazifesinin neden ve etkisinin bulunmadığı" gerekçesiyle reddedilmiştir. T.K.nın babası olan başvurucu 13/8/2018 tarihinde bir kez daha Kuruma başvurmuş, talep 21/8/2018 tarihinde yine aynı gerekçe ile reddedilmiştir. Her iki ret gerekçesinde de dayanak olarak olaya ilişkin yürütülen ceza soruşturması sırasında Adli Tıp Grup Başkanlığınca yapılan otopsi sonrası düzenlenen 30/12/2014 tarihli rapor (bkz. § 7) gösterilmiştir.

12. Başvurucu 14/9/2018 tarihinde işlemin iptali istemiyle SGK aleyhine Ankara 13. İdare Mahkemesi (İdare Mahkemesi) nezdinde iptal davası açmıştır.

13. İdare Mahkemesince T.K.nın ölümüne ilişkin idari tahkikat raporu ve revir kayıtları ile ölümüne ilişkin tüm bilgi ve belgeler celbedilmiş, yürütülen yargılama neticesinde 13/2/2019 tarihinde davanın reddine karar verilmiştir. Kararda, yürütülen ceza soruşturması sırasında Adli Tıp Grup Başkanlığınca gerçekleştirilen otopsi sonucunda düzenlenen 30/12/2014 tarihli raporda (bkz. § 7) dile getirilen "kişinin doğal nedenler sonucu ölmüş olduğunun tıbben kabulü gerektiği'' şeklindeki kanaat gerekçe gösterilmiştir. Buna göre ölümün vazifenin sebep ve etkisiyle meydana geldiğine dair bir tespit bulunmadığından vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmasına imkân yoktur.

14. Anılan karara karşı başvurucunun yaptığı istinaf başvurusu Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesinin (İstinaf Dairesi) 3/6/2021 tarihli kararıyla kesin olarak reddedilmiştir.

15. Nihai karar başvurucuya 16/7/2021 tarihinde tebliğ edilmiştir.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

16. Anayasa Mahkemesinin 4/11/2025 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

17. Başvurucu, Askerî Savcılıkça yürütülen soruşturmada kesin ölüm nedeninin tespiti amacıyla alınan Adli Tıp İhtisas Kurulunun raporunda T.K.nın ölümünün kalp hastalığı sonucu meydana geldiğinin tespit edildiğini ancak raporun İdare Mahkemesince dikkate alınmadığını iddia etmiştir. Başvurucuya göre askere sağlıklı şekilde başlayan ve daha öncesinde herhangi bir hastalık öyküsü olmayan T.K.nın askerlik hizmeti sırasında kalp hastalığına yakalandığının kabul edilmesi gerekir. Bu durumda ölümün görevin tesir ve etkisiyle gerçekleşmediğinin ortaya konulamadığı hâllerde makul bir açıklama yapma yükümlülüğü devlete aittir, nitekim bu yönde pek çok emsal içtihat vardır. Kaldı ki olaya ilişkin soruşturmada dinlenen tanıklar, birliğin yemekhanesinde görev yapan T.K.nın yoğun tempoda çalışmasının kendisini çok yorduğunu söylediğini ifade etmiştir ancak İdare Mahkemesi tanıkların beyanları üzerinde hiç durmamıştır. Netice olarak başvurucu, adil yargılanma hakkı ile gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

18. Bakanlık görüşünde, başvurunun kabul edilebilirliğine dair yapılacak incelemede başvurucunun iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olup olmadığı hususunun dikkate alınması gerektiği, somut olayda yargı mercilerinin dava konusu maddi olay ve olgular ile delilleri değerlendirdikleri, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanmasını, uyuşmazlıkla ilgili vardıkları sonucu ve kullandıkları takdir yetkisinin sebeplerini gerekçelendirdikleri ifade edilmiştir.

19. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru formunda dile getirdiği yakınmalara benzer hususlara değinmiştir.

B. Değerlendirme

1. İnceleme Kapsamının Belirlenmesi Yönünden

20. Kabul edilebilirliği hususunda Komisyonda oybirliği sağlanamaması üzerine incelemenin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilen somut başvuruda öncelikle yaşam hakkı bakımından bir inceleme yapılıp yapılamayacağının irdelenmesi gerekmektedir.

21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Ancak şikâyet edilmeyen bir hususun resen incelenmesi de mümkün değildir. Eldeki başvurunun vazife malulü sayılma talebiyle açılan davanın reddedilmesi üzerine yapıldığı görülmüştür. Başvuru formunda yaşam hakkının ihlal edildiğinden yakınılmadığı gibi başvurucunun yakını T.K.nın askerliğe sevki, askerlik hizmetinin devamı veya ölüm olayının yaşandığı gün fenalaşması sürecinde sağlık hizmetine erişimi ya da ölüm olayının etkili şekilde soruşturulması hususlarında bir yakınma da dile getirmemiştir. Bu çerçevede şikâyet edilmeyen olgulara dair yaşam hakkından resen bir inceleme yapılması mümkün değildir.

22. Başvurucunun iddialarının tamamı adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı yönünden incelenmelidir.

2. Kabul Edilebilirlik Yönünden

23. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Esas Yönünden

24. Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsamaktadır (daha geniş değerlendirme için bkz. Abdullah Topçu [1. B.], B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75). Nitekim Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma yükümlülüğü yüklenmiştir. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı yanıt vermesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak mahkemeler, kendilerine sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilse de (Yasemin Ekşi [1. B.], B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56) davanın esas sorunlarını inceledikleri gerekçeli karardan anlaşılmalıdır. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği davanın niteliğine ve şartlarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili, başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte olması hâlinde davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemeler, makul bir gerekçe ile yanıt vermelidir (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, § 35). Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında ilgili ve yeterli bir yanıt vermemesi veya yanıt vermeyi gerektiren usul veya esasa dair iddiaları cevapsız bırakması hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri, § 39).

25. İncelenen olayda başvurucunun açtığı dava, yürütülen ceza soruşturması sırasında Adli Tıp Grup Başkanlığınca düzenlenen 30/12/2014 tarihli raporda (bkz. § 7) dile getirilen "kişinin doğal nedenler sonucu ölmüş olduğunun tıbben kabulü gerektiği" şeklindeki kanaat gerekçe gösterilerek İdare Mahkemesince reddedilmiştir. Ancak aynı soruşturmada daha sonra Adli Tıp İhtisas Kurulunca düzenlenen ve T.K.nın herhangi bir hastalık öyküsü olmadığı, "kişinin ölümünün kalp hastalığı sonucu meydana gelmiş olduğu" yönündeki görüş (bkz. § 9) kararda irdelenmemiştir. Başvurucu, askere sağlıklı bir şekilde başlayan ve daha öncesinde herhangi bir hastalık öyküsü bulunmayan T.K.nın askerlik hizmeti sırasında kalp hastalığına yakalandığını iddia etmiştir. Nitekim soruşturma kapsamında dinlenen tanıklar, birliğin yemekhanesinde görev yapan T.K.nın yoğun tempoda çalışmasının kendisini çok yorduğunu söylediğini ifade etmiştir. Başvurucu, bu sebeplerle ölümün görevin tesir ve etkisiyle meydana geldiğinin kabul edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. İdare Mahkemesince T.K.nın görev yaptığı yer ve koşullar ile bahsi geçen tanık beyanlarının da kararda değerlendirilmediği görülmüştür. Bu itibarla kesin ölüm sebebinin tespit edildiği Adli Tıp İhtisas Kurulu raporu çerçevesinde daha önce celbedilen idari tahkikat raporu, revir kayıtları ile diğer bilgi ve belgeler ve tanık beyanlarının kararda irdelenmemesi ulaşılan sonucu etkileyebilecek mahiyette önemli eksikliklerdir. Bu eksiklikler, istinaf incelemesi neticesinde verilen kararda da giderilmemiştir.

26. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

V. GİDERİM

27. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile 30.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

28. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

29. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

30. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 13. İdare Mahkemesine (E.2018/1952, K.2019/354) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 4/11/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Mustafa Kılınç [2. B.], B. No: 2021/39047, 4/11/2025, § …)
   
Başvuru Adı MUSTAFA KILINÇ
Başvuru No 2021/39047
Başvuru Tarihi 10/8/2021
Karar Tarihi 4/11/2025

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, başvurucunun murisinin askerlik görevini ifa ettiği dönemde vefatı üzerine vazife malulü sayılması talebiyle açılan davanın sonuca etkili olabilecek nitelikteki iddialar karşılanmaksızın reddedilmesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler) Gerekçeli karar hakkı (idare) İhlal Yeniden yargılama
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi