TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
KARAR
|
|
ÖMER KILINÇ VE ZEHRA EMİNE DULKADİR BAŞVURUSU
|
(Başvuru Numarası: 2021/4551)
|
|
Karar Tarihi: 15/4/2025
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
KARAR
|
|
Başkan
|
:
|
Basri BAĞCI
|
Üyeler
|
:
|
Yıldız SEFERİNOĞLU
|
|
|
Kenan YAŞAR
|
|
|
Ömer ÇINAR
|
|
|
Metin KIRATLI
|
Raportör
|
:
|
Erdem Ender ÇINAR
|
Başvurucular
|
:
|
1. Ömer KILINÇ
|
Vekili
|
:
|
Av. Mehmet KART
|
|
|
2. Zehra Emine DULKADİR
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, işyeri hekimliği belgesinin aktif duruma getirilmesi talebinin reddine dair işlemin iptali talebiyle açılan davanın reddedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucular, doktor olarak çalışmaktayken olağanüstü hâl kapsamında çıkarılan kanun hükmünde kararname ile kamu görevinden çıkarılmıştır.
3. İşyeri hekimliği sınavında başarılı olan başvurucular, pasif hâle getirilen işyeri hekimliği sertifikalarının aktif hâle getirilmesi için İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğüne (İdare) başvurmuştur. İdare cevap yazılarında 6/2/2018 tarihli ve 7081 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 9. maddesi kapsamında oluşturulan komisyonun aldığı karar gereğince başvurucular hakkındaki ceza yargılamalarında adli kontrol tedbiri uygulanması nedeniyle ret kararı verildiğini bildirmiştir.
4. Başvurucular, Ankara 6. ve 17. İdare Mahkemesinde (Mahkemeler) dava açmıştır. Mahkemeler, davaların reddine karar vermiştir. Kararların gerekçesinde; başvurucuların ceza yargılamalarında adli kontrol tedbiri uygulandığı tespitine yer vererek dava konusu işlemlerin hukuka uygun olduğunu belirtmiştir. Başvurucular, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi, Mahkemelerin kararlarının usule ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle anılan kararları kesin olarak onamıştır.
5. Başvurular, süresi içinde yapılmıştır.
6. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
7. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucuların adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekir. 2021/13395 numaralı başvurunun konu yönünden hukuki irtibatı nedeniyle 2021/4551 numaralı başvuru ile birleştirilmesine karar verilmesi gerekir.
8. Başvurucular; işyeri hekimliği sınavında başarılı olduklarını, aynı durumda olan kişilere sertifika verilmesine rağmen kendileri hakkında olumsuz karar verilmesi nedeniyle ayrımcılığa maruz kaldıklarını ve masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
9. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; yapılan işlemlerin mevzuata uygun olarak tesis edildiği ifade edilmiştir. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
10. Somut olayda, başvurucular hakkında özel hayat kapsamındaki eylemleri nedeniyle işyeri hekimliği sertifikası verilmediği anlaşıldığından özel hayata saygı hakkına yönelik bir müdahale söz konusudur. Öte yandan kamu görevinden çıkarılan ve özel sektörde çalışma olanağı bulunmayan başvurucular hakkındaki işlemin başkalarıyla mesleği çerçevesinde ilişki kurabilme ve geliştirebilme imkânının önemli ölçüde zayıflamasına, mesleğini devam ettirebilmesi, sosyal ve mesleki itibarını koruyabilmesi açısından ciddi sonuçlar doğurmasına yol açacağı anlaşılmıştır. Dolayısıyla başvuruculara işyeri hekimliği sertifikası verilmemesinin kişisel verilere dayandığı ayrıca başvurucuların özel hayatına ciddi şekilde etki ettiği ve bu etkinin belirli bir ağırlık düzeyine ulaştığı görülmüştür. Neticede gerek nedene gerekse sonuca dayalı olarak somut başvurunun özel hayata saygı hakkı kapsamında incelenebilir nitelikte olduğu değerlendirilmiştir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. C.A. (3) [GK], B. No: 2018/10286, 2/7/2020, §§ 90-96).
11. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
12. Başvurucuların işyeri hekimliği belgesinin aktif duruma getirilmesine yönelik taleplerinin reddedilmesi özel sektörde çalışmalarına engel olmakla birlikte meslek hayatlarında üçüncü kişilerle ilişki kurabilme ve geliştirebilme imkânını önemli ölçüde zayıflatmasına, sosyal ve mesleki hayatları yönünden ciddi sonuçlar doğurmasına yol açacağından özel hayata saygı hakkına müdahalede bulunulduğu anlaşılmıştır.
13. Öte yandan başvurucuların anılan taleplerinin reddedilmesine yönelik işlemler, 7081 sayılı Kanun'un 9. maddesine dayanmaktadır. Bu maddede yer alan düzenleme ile -somut olaydaki işyeri hekimliği yetkisini de kapsayan- terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olanların yetkilerinin iptal edileceğine ilişkin bir hüküm getirilmiştir. Bu kapsamda İdareye verilen yetki çerçevesinde bir komisyon kurulmuş ve bu komisyon tarafından 18/5/2018 tarihinde birtakım kararlar alınmıştır. Buna göre bazı durumdaki kişilerin belgelendirme işlemlerinin devam ettirilmesine, bazılarının süresiz durdurulmasına, bazılarının ise belgelerinin pasif hâle getirilmesine karar verilmiştir. Başvurucular da adli kontrol şartıyla tahliye edilmiş olduğundan işyeri hekimliği belgesi pasif hâle getirilmiş ve bu belgenin aktif duruma getirilmesine yönelik talepleri reddedilmiştir.
14. Anayasa Mahkemesinin 26/10/2022 tarihli ve E.2018/76, K.2022/125 sayılı kararıyla 7081 sayılı Kanun'un 9. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Bu kararda Anayasa Mahkemesi; somut olaydaki işlemlerin dayanağı olan kuralın millî güvenliğin ve kamu düzeninin sağlanması açısından stratejik önemi bulunan ve daha farklı bir konumda değerlendirilmesi gereken sektörlerde faaliyet gösteren iş ve işyerlerinin yanı sıra millî güvenlik ve kamu düzeni ile doğrudan bir bağlantısı bulunmayan ve bunları olumsuz etkileme ihtimali zayıf olan sektörlerde faaliyet gösteren iş ve işyerlerinde faaliyet gösterecek iş sağlığı ve güvenliği alanında çalışan kişi, kurum ve kuruluşların yetki belgelerinin de iptal edilmesi sonucunu doğurduğunu belirterek kuralın bu yönüyle millî güvenliğin ve kamu düzeninin korunması ile kamu hizmetinin sürdürülebilirliğinin sağlanması açısından gereklilik unsurunu taşımadığı sonucuna ulaşmıştır.
15. Bakılmakta olan başvuruda da başvurucuların işyeri hekimliği belgesinin aktif duruma getirilmesine yönelik taleplerinin reddine ilişkin işlemler ile ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin -Anayasa Mahkemesinin aktarılan kararındaki belirlemeler gözönüne alındığında- demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olma şartını sağlamadığı anlaşılmıştır.
16. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
17. Başvurucular; ihlalin tespiti ve yeniden yargılama yapılması ile tazminat talebinde bulunmuştur.
18. Başvuruda tespit edilen hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Bu kapsamda kararın gönderildiği yargı mercilerince yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatmak ve Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar vermektir (30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasında düzenlenen bireysel başvuruya özgü yeniden yargılama kurumunun özelliklerine ilişkin kapsamlı açıklamalar için bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
19. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından başvurucuların tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvuruların BİRLEŞTİRİLMESİNE,
B. Adli yardım taleplerinin KABULÜNE,
C. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
D. Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
E. Kararın bir örneğinin özel hayata saygı hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 6. İdare Mahkemesine (E.2019/522, K.2019/1945) ve Ankara 17. İdare Mahkemesine (E.2019/1553, K.2020/431) GÖNDERİLMESİNE,
F. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,
G. 30.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucu Ömer KILINÇ'a ÖDENMESİNE,
H. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
İ. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 15/4/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.