logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Ali Fuat Bayın ve diğerleri [1. B.], B. No: 2021/45692, 18/11/2025, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

ALİ FUAT BAYIN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/45692)

 

Karar Tarihi: 18/11/2025

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

 

 

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

 

 

İrfan FİDAN

 

 

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Soner GÖÇER

Başvurucular

:

1. Ali Fuat BAYIN

 

 

2. İlyas BAYIN

 

 

3. Nurcan BAYIN

 

 

4. Teyfik BAYIN

Vekilleri

:

Av. Koray TOKSARİ

 

 

Av. Sinem OKTAR TOKSARİ

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, hükümlünün ceza infaz kurumundaki ölümü hakkında yürütülen ceza soruşturmasının etkisizliği nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 31/8/2021 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

4. Başvuru formu ve ekleri ile Bakanlığın görüş yazısı ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu İlyas Bayın ile Nurcan Bayın'ın oğlu, diğer başvurucuların ise kardeşi olan R.B. İşlediği bir suç nedeniyle aldığı hapis cezasının infazı kapsamında 1/4/2018 tarihinde Keskin T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna alınmıştır. Kuruma kabulü sırasında İnfaz Kurumu Psikososyal Birimi tarafından gerçekleştirilen görüşmelerde R.B. geçmişte intihar etmeyi planlayıp planlamadığı, intihar etmeyi deneyip denemediği, kendisini öldürmeyi düşünüp düşünmediği, intihar etmekle ilgili planları olup olmadığı yönündeki sorulara olumsuz cevap vermiştir. Bununla birlikte daha önce psikiyatrik veya psikolojik tedavi görüp görmediğine ya da ilaç kullanıp kullanmadığına ilişkin soruya "Evet." yanıtını vermiş ve askerlik görevini ifası sırasında kendisine antisosyal kişilik tanısı konduğunu söylemiştir. Görüşmeler neticesinde R.B.nin genel sağlık durumunun iyi olduğu, kendini kötü hissetme ve ruhsal sorununun yaşamını etkileme düzeyi ile kendisine zarar verme ihtimalinin çok düşük olduğu değerlendirilmiş fakat psikososyal uzman, R.B.de güvenli davranış eksikliği ve antisosyal kişilik özellikleri gözlemlemiştir. Görüşmeler sonrasında tanzim edilen genel risk ve ihtiyaç raporunda R.B.nin sürekli kullandığı ilaçlar olduğu, bu sebeple doktor muayenesi gerektiği kaydedilmiş; ayrıca güvenli davranış eksikliği ve antisosyal kişilik özellikleri dolayısıyla uygun müdahaleler yapılması gerektiği mütalaa edilmiştir. Sonrasında anılan rapor kapsamında güvenli davranış eksikliği ve antisosyal kişilik müdahale programları tamamlanmıştır. Müdahale notlarına göre R.B. antisosyal kişilik örüntüsüne sahip olup içe kapanıktır.

6. R.B.nin iyi hâlli olduğu ve açık ceza infaz kurumu rejimine uyum sağlayabileceği değerlendirilerek açık ceza infaz kurumuna ayırılması kararı alınmış ve talebi doğrultusunda R.B. 10/4/2018 tarihinde Keskin Açık Ceza İnfaz Kurumuna nakledilmiştir. İnfaz Kurumu psikoloğunca yapılan görüşme sonrası R.B.nin on yıl boyunca bali ve tiner kullandığı, ayrıca vücudunda kesikler olduğu, daha önce kendisine zarar verdiği tespit edilmiş ancak intihar eğilimi bulunmadığı yolunda kanaat bildirilmiştir. Açık ceza infaz kurumunda kaldığı süre içinde 26/4/2018 tarihinde bir üniversite hastanesinin psikiyatri polikliniğine sevk edilen R.B.ye anksiyete bozukluğu tanısı konulmuş ve ilaç reçete edilmiş, 20/6/2018 tarihinde ise depresyon tanısı ile iki ilaç reçete edilmiştir.

7. R.B.nin annesi olan başvurucu Nurcan Bayın, Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği dilekçeyle oğlunun atipik psikoz hastası olduğunu, 20/6/2018 tarihinde hastaneye sevk edildiğinde kendisini gördüklerini, durumunun pek iyi olmadığını belirterek R.B.nin tedavisinin yaptırılması için Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine sevkini talep etmiştir. Başvurucu, dilekçesine Bakırköy Profesör Doktor Mazhar Osman Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinden alınan engelli sağlık kurulu raporunu da eklemiştir. 24/8/2017 tarihli rapora göre R.B.ye atipik psikoz teşhisi konulmuş ve R.B. %45 oranında engellidir. Dilekçe ve ekinde yer alan rapor 21/6/2018 tarihinde İnfaz Kurumu Müdürlüğüne gönderilmiştir.

8. 6/7/2018 tarihinde sabah sayımı sırasında R.B.nin sayıma katılma konusunda zorluk çıkarması ve agresif tavırlar sergilemesi nedeniyle hakkında disiplin soruşturması başlatılmış, ayrıca tedbiren kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verilmiştir. Bunun üzerine R.B. aynı gün tekrar Keskin T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna alınmıştır. Kapalı ceza infaz kurumuna tekrar alınması sonrası Psikososyal Birimiyle yapılan görüşmelerde R.B. "Geçmişte intihar etmeyi planladın mı veya intihar etmeyi denedin mi?", "Kendini öldürmeyi düşünüyor musun?", "İntihar etmekle ilgili planların var mı?" sorularına "Hayır." yanıtını vermiştir. "Daha önce esrar kullandın mı?" ve "Madde kullanımı nedeniyle tedavi gördün mü?", "Daha önce bir psikiyatrik veya psikolojik tedavi gördün mü veya bir ilaç kullandın mı?" sorularına "Evet." şeklinde yanıt vermiştir. R.B.nin sürekli tedaviyi gerektiren kronik ve müzmin bir hastalığı olduğu (psikiyatri) ayrıca askerlik görevinin ifası sırasında antisosyal kişilik tanısı konduğu kaydedilmiştir. Görüşmeler neticesinde R.B.nin genel sağlık durumunun iyi olduğu, kendini kötü hissetme ve ruhsal sorununun yaşamını etkileme düzeyi ile kendisine zarar verme ihtimalinin çok düşük olduğu değerlendirilmiş fakat genel risk ve ihtiyaç raporunda R.B.nin antisosyal kişilik özellikleri olabileceği, gözlem altında tutulması gerektiği mütalaa edilmiştir. Ayrıca 10/7/2018 tarihli psikososyal durumu bildirir raporda kurum psikoloğu; R.B.nin konuşulanları anlamadığını ve cevap vermekte güçlük çektiğini gözlemlediğini, kişiye daha önce İstanbul Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi tarafından atipik psikoz tanısı konduğunu, psikiyatri polikliniğine sevk edilmesinin uygun olacağını belirtmiştir. Bu rapor üzerine R.B. yineleyen depresif bozukluk tanısı ile 11/7/2018 tarihinde ruh sağlığı ve hastalıkları polikliniğine sevk edilmiştir.

9. R.B.nin aynı zamanda vasisi olan kardeşi başvurucu Teyfik Bayın, İnfaz Hâkimliğine verdiği 13/7/2018 ve 27/7/2018 tarihli dilekçelerle R.B.nin atipik psikoz hastası olduğunu, özür oranının %45 olduğunu gösteren, daha önce infaz kurumuna gönderilen engelli sağlık kurulu raporunu sunarak R.B.nin akıl hastalıklarının takibinin yapıldığı tam teşekküllü bir hastaneye sevk edilip tedavisinin yatılı yapılmasını talep etmiştir. Başvurucuya göre R.B.nin tedavisi yatış yapılmadan takip edildiği için ilerlemektedir. Kapalı ceza infaz kurumunda tutulan R.B. ilaçlarını düzenli olarak alamadığı gibi kişisel bakımını da yapamamaktadır, gelinen noktada kendi kendine konuşan ve saldırganlaşan R.B.nin algısı azalmıştır.

10. R.B. verdiği dilekçeler ile şahsi sıkıntıları dolayısıyla kurum psikoloğu ile görüşmek istemiş, ayrıca tekli odada kalmak istediğini belirtmiştir. Kurum psikoloğunca tanzim edilen 12/9/2018 tarihli psikososyal durum bildirir raporuna göre yapılan görüşmede R.B.ye atipik psikoz (%45) tanısı konulmuş; hâlihazırda antidepresan ve antipsikotik ilaçları kullanan R.B.nin konfüze (patolojik derecede zihin bulanıklığı) olduğu, sorulan soruları anlamadığı, özne ve yüklemi olan cümle kuramadığı, kelimeleri sürekli tekrarladığı, tek konu üzerinde konuşmakta zorlandığı, zaman-mekân algısında bozulmalar olduğu gözlemlenmiştir. Görüşmede R.B. on iki senedir madde kullanma öyküsü olduğunu, her çeşit maddeyi denediğini ve gün boyu kullandığını ifade etmiş; sosyal ilişkilerinde problem yaşadığı için tekli odada kalmak istediğini dile getirmiştir. Geçmişte intihar denemesi olmadığını, şu anda böyle bir şey düşünmediğini söylemiştir. Kurum psikoloğu; psikotik rahatsızlığa sahip bireyler davranışlarını kontrol edemediğinden başkalarına rahatsızlık verme, bunun sonucunda da başkalarının zarar görme ihtimalinin yüksek olduğu, daha sakin ortamlarda kalmalarının kişiler için daha yararlı olduğu gerekçesiyle R.B.nin belirli bir süre tekli odada gözlemlenmesinin uygun olacağı yönünde kanaat bildirmiştir.

11. Talebine ve kurum psikoloğunun görüşüne uygun olarak R.B. tekli odaya yerleştirilmiştir. 2/10/2018 günü R.B.nin tuvaletini yatağına yaptığı gerekçesi ile hakkında disiplin soruşturması başlatılmıştır. Alınan ifadesinde R.B. öz bakımını yapmakta zorlandığını, tuvaletini istemeden yatağına yaptığını söylemiştir. Yapılan soruşturma neticesinde R.B.nin 1 ay süre ile bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma disiplin cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Yine 22/10/2018 günü çöplerini yatak üzerinde bulundurduğu gerekçesiyle hakkında disiplin soruşturması başlatılmıştır. R.B. savunma vermemiştir. Yapılan soruşturma neticesinde R.B.nin 2 gün süre ile hücreye koyma disiplin cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. İtirazın reddi üzerine kesinleşen ceza, R.B.nin zaten tek kişilik odada tutuluyor olması nedeniyle 17/12/2018 ile 19/12/2018 tarihleri arasında infaz edilmiştir. 19/12/2018 günü R.B.nin kendi kendine bağırıp kapıya vurması üzerine hakkında disiplin soruşturması başlatılmış ancak 10/1/2019 tarihinde R.B.nin psikolojisinin bozuk olduğu, sağlık durumunun iyi olmadığı, bu hareketleri istem dışı yapabileceği gerekçesiyle herhangi bir disiplin cezası verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

12. Kurum psikoloğu durumunu takip etmek amacıyla R.B.yi koğuşunda ziyaret ederek bireysel görüşme yapmıştır. Kurum psikoloğunca tanzim edilen 26/10/2018 tarihli psikososyal durumu bildirir rapora göre yapılan görüşmede konfüze olma, deorganize konuşma, enkoherans ve ekolali gibi belirtiler bulunduğundan R.B. ile sağlıklı bir iletişim kurulmakta güçlük çekilmiştir. Kişide izmarit ve çöp biriktirme, tuhaf ve kirli kıyafetler giyme, toplumsal normlara uymayan davranışlar sergileme gibi deorganize davranışlar ve uygunsuz duygulanım gözlenmiştir. Kurum psikoloğu, tedavinin süreklilik arz etmesi ve düzenli ilaç kullanımına rağmen herhangi bir remisyon gözlemlenmemesi nedeniyle R.B.nin ruh ve sinir hastalıkları hastanesi olan bir ilde cezasını infaz etmesinin iyileşme sürecinde yararlı olabileceği yönünde kanaat bildirmiştir. Bu görüş doğrultusunda R.B. 9/11/2018 tarihinde Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Uygulama ve Araştırma Hastanesine sevk edilerek bu Hastaneden R.B.nin cezasının tehirinin veya infazının ruh ve sinir hastalıkları hastanesi olan bir ilde devam etmesinin gerekip gerekmediği sorulmuştur. Muayene sonrası Hastanenin Psikiyatri Ana Bilim Dalınca tanzim edilen raporda R.B.nin öz bakımının kötü olması ve uygunsuz duygulanımı dışında bulguya rastlanmadığı, sorulan sorulara yanıt verilebilmesi için R.B.nin adli koğuşu olan bir psikiyatri kliniğine sevkinin uygun olacağı bildirilmiştir. Bu rapor üzerine R.B. 3/12/2018 tarihinde Bakırköy Profesör Doktor Mazhar Osman Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine sevk edilmiştir. Hastanede 12/12/2018 günü yapılan muayene sonrası yatış randevusu verilerek R.B.nin 20/8/2020 tarihinde hazır edilmesi istenmiş, ayrıca mevcut tedavisinin tutulduğu kuruma en yakın hastanedeki psikiyatri polikliniğinde devam etmesi önerilmiştir.

13. R.B. sağlık sorunlarından dolayı gerekli tetkik ve tedavisinin yapılabilmesi amacıyla 3/1/2019 tarihinde Bolu İzzet Baysal Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edilmiştir. Hastanede yapılan muayenesi sonrası düzenlenen raporda hastanın klinik gözlemi ve tanısının netleştirilebilmesi için yatışı yapılarak izlenmesi gerektiği ancak hastanelerinde mahkûm koğuşu bulunmadığı ifade edilmiştir.

14. Kurum psikoloğu ve sosyal çalışmacı tekli odada kalması sebebiyle durumunu takip etmek amacıyla R.B.yi koğuşunda ziyaret ederek bireysel görüşme gerçekleştirmiştir. 14/3/2019 tarihli psikososyal durumu bildirir rapora göre yapılan görüşmede R.B.nin hijyene dikkat etmeme, uyumsuz giyinme, konfüze olma gibi belirtiler gösterdiği gözlemlenmiş; kişiler arası ilişkilerde sorun yaşadığı kanaati edinilmiştir. R.B. görüşmede kendisine zarar verme ve intihar etme geçmişi bulunmadığını, hâlihazırda bu tarz düşünceler taşımadığını, ayrıca tekli odada kalmaya devam etmek istediğini belirtmiştir. Bahsi geçen rapor ve R.B.nin talebi doğrultusunda tekli odada tutulmasına devam edilmesine karar verilmiştir.

15. 9/8/2019 tarihinde R.B.nin iyi hâlli olduğu ve açık ceza infaz kurumu rejimine uyum sağlayabileceği değerlendirilerek hakkında açık ceza infaz kurumuna ayırma kararı alınmıştır. Açık ceza infaz kurumu olarak Niğde Açık Ceza İnfaz Kurumu belirlenmiş ve R.B. 23/8/2019 tarihinde Keskin T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan ayrılmıştır. R.B.nin belirlenen nakil yol izin süresinde Niğde Açık Ceza İnfaz Kurumuna teslim olmaması üzerine hakkında yakalama kararı tanzim edilmiş, ayrıca sevkinden vazgeçilerek kapalı ceza infaz kurumuna iadesine karar verilmiştir.

16. Firarda olduğu dönemde R.B. ailesi tarafından 3/9/2019 tarihinde saldırgan davranışlarda bulunduğu, kendi kendine konuştuğu, çöp topladığı şikâyetleri ile Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Polikliniğine götürülmüştür. Şizofreni ön tanısıyla ve hostilite (düşmanlık, öfke) riski gerekçesiyle acilden yatışı yapılan R.B. 10/9/2019 tarihine kadar yatarak tedavi görmüştür. Muhakemesi bozuk ve içgörüsü bulunmadığı tespit edilen R.B.nin yedi günlük yatış süresi sonunda muhakemesinin büyük ölçüde düzeldiği, kısmen içgörü geliştirdiği, taburculuk sonrası tedavi ve takiplerini düzenli olarak devam ettirme motivasyonu olduğu gözlenerek taburcu edilmesine karar verilmiştir. Kendisinin ceza infaz kurumunda kaldığını ifade etmesi üzerine güvenlik birimleri ile iletişime geçilmiş, reçetesi düzenlenerek ve bir hafta sonra psikiyatri polikliniği kontrolü önerilmek suretiyle polis ekipleri refakatinde R.B. 10/9/2019 tarihinde taburcu edilmiş, aynı gün Kartal H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna alınmıştır.

17. İnfaz Kurumuna alınması sonrası Psikososyal Birimiyle yapılan görüşmelerde R.B. "Geçmişte intihar etmeyi planladın mı veya intihar etmeyi denedin mi, kendini öldürmeyi düşünüyor musun, intihar etmekle ilgili planların var mı?" sorularına "Hayır." yanıtını vermiştir. "Daha önce bir psikiyatrik veya psikolojik tedavi gördün mü veya bir ilaç kullandın mı?" sorusuna da "Evet." şeklinde yanıt veren R.B.nin askerlik görevinin ifası sırasında ruhsal nedenlerle elverişsizlik kararı aldığı, ayrıca sürekli tedaviyi gerektiren kronik ve müzmin bir hastalığı olduğu kaydedilmiştir. Görüşmeler neticesinde R.B.nin genel sağlık durumunun iyi olduğu, kendini kötü hissetme ve ruhsal sorununun yaşamını etkileme düzeyi ile kendisine zarar verme ihtimalinin düşük olduğu değerlendirilmiş fakat genel risk ve ihtiyaç raporunda R.B.nin psikoz olabileceği, uygun müdahaleler yapılması gerektiği mütalaa edilmiştir.

18. 17/9/2019 günü Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildiği anlaşılan R.B.nin şikâyetlerinin devam ettiği görüldüğünden hekim tarafından psikotik bozukluk tanısı konulmuş ve düzenli kullandığı ilaç değiştirilmiştir.

19. Açık ceza infaz kurumuna sevki sırasında firar eden R.B. hakkında disiplin soruşturması başlatılmıştır. R.B. savunmasında on beş ay kadar tek kişilik koğuşta yatması ve aşırı depresyonda olması nedeniyle açık ceza infaz kurumuna gitmek üzere sevk edildiğinde içinde bulunduğu ruhsal buhranın etkisiyle kuruma teslim olmadığını, pişman olduğunu dile getirmiştir. Yapılan disiplin soruşturması neticesinde firar ettiği gerekçesiyle R.B.nin 15 gün süre ile hücreye koyma disiplin cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Verilen cezanın kesinleşmesi üzerine İnfaz Kurumu Tabipliğinden hücre cezasının infazının sağlık açısından herhangi bir sakıncası bulunup bulunmadığı sorulmuş, Kurum tabibi (aile hekimi) hücre cezasının infazında sakınca bulunmadığı yönünde rapor düzenlemiştir. Bunun üzerine 10/10/2019 günü saat 16.00 sıralarında müşahede bölümünde yer alan 13 No.lu tek kişilik odada R.B.nin hücre cezasının infazına başlanmıştır. Aynı gün saat 22.01'de müşahede bölümüne giren müşahede ve revir görevlisi, R.B.yi odadaki pencerenin demir korkuluğuna pijama ile boynundan asılı olarak görmüştür. R.B.nin nabzı kontrol edildiğinde hayatını kaybettiği anlaşılmıştır.

A. Olaya İlişkin Olarak Yürütülen Ceza Soruşturması

20. Olaya ilişkin olarak İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) resen soruşturma işlemlerine başlanmış, aynı gece Cumhuriyet savcısının katılımıyla olay yerinde keşif ve ölü muayene işlemi icra edilmiştir. Yapılan keşifte R.B.nin hücrenin havalandırma demirlerine pijamanın üst kısmı ile bağlantı kurmuş, pijamanın diğer kol ve alt kısmı ise boynuna geçirmiş şekilde asılı olduğu görülmüştür. Cesedin haricî muayenesinde ölü katılığının ve ölü lekelerinin henüz oluşmadığı, kollarda skar (iyileşme sürecinde görülen yara izleri), boyunda ise telem izi (ası ipinin boyunda bıraktığı iz) olduğu tespit edilmiştir. Aynı gece yapılan olay yeri incelemesinde ise R.B.nin asılı olduğu demir korkuluğun önünde, lavaboyla duvarın arasında bulunduğu, oturur bir pozisyona yakın şekilde kalçasının ve baldırının yerden 20 cm yüksekte olduğu görülmüştür. Aynı incelemede R.B.nin boyu 180 cm olarak ölçülmüşken asılı bulunduğu odanın tavanı ile zeminin yüksekliği 270 cm, ası ipi olarak kullanılan kıyafet 90 cm, tavan ile düğüm arası mesafe ise 90 cm olarak ölçülmüştür.

21. Olaya ilk müdahale eden infaz koruma memurlarının kolluk tarafından beyanları alınmıştır. Memurlar beyanlarında saat 22.00 sıralarında R.B.ye ilacını vermek için müşahede odasına gittiklerinde mazgaldan R.B.yi asılı vaziyette gördüklerini ifade etmiştir.

22. Başsavcılık 31/10/2019 tarihinde İnfaz Kurumu Müdürlüğüne yazdığı müzekkere ile ölüm olayı ile ilgili gerekli inceleme ve araştırmanın yapılarak görevli ve sorumlu personelin tespit edilmesi ile ifadelerinin alınması, R.B.nin tüm tedavi belgelerinin gönderilmesi, konu ile ilgili olarak araştırma tutanağı düzenlenmesi, olaya ilişkin disiplin soruşturması evrakının gönderilmesi talimatı vermiştir.

23. İnfaz Kurumu 30/12/2019 tarihli yanıt ekinde, başlatılan idari soruşturma kapsamında alınan ifade tutanakları ile soruşturmaya konu belge örneklerini ve R.B.nin sağlık dosyası ile psikososyal raporunu, ayrıca Kamera İzleme Tutanağı göndermiştir:

i. Yazı ekinde yer alan ve infaz kurumu psikoloğunca tanzim edildiği anlaşılan psikososyal servis raporuna göre R.B.nin 10/9/2019 tarihinde infaz kurumuna gelmesi sonrasında psikiyatri geçmişi, psikiyatri tanı ve tedavi süreci tespit edilerek kendisine gerekli psikolojik destek sağlanmış, psikiyatrik tedavisinin devam etmesi adına kurum tabipliğine bilgi verilmiş, bu doğrultuda Kurum Tabipliğince R.B. 17/9/2019 tarihinde Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine sevk edilmiş ve bahsi geçen hastanede R.B.ye organik olmayan psikotik bozukluk tanısı konulmuş ve ilaç tedavisine başlanmıştır. Kurum psikoloğuna göre psikiyatrik tedavisi devam eden R.B. sakin bir ruh hâlinde görülmüş, anormal davranışlar sergilemediği gözlemlenmiş, suisidal (intihar) düşüncesi olduğundan bahsetmediği gibi yapılan görüşmelerde de böyle bir kanı oluşmamıştır. Kaldı ki kişinin daha önce tutulduğu infaz kurumlarında yapılan psikososyal görüşmeler neticesinde tanzim edilen psikolog görüşlerinde de intihar düşüncesinin olmadığı yönünde kanaate varılmıştır.

ii. Yazı ekinde yer alan ve infaz kurumu personelince (kamera odası görevlisi) tanzim edildiği anlaşılan Kamera İzleme Tutanağı'na göre olayın yaşandığı müşahede odasını gören koridorda bulunan kameranın kaydettiği görüntülerden saat 20.05 ile 01.11 arasını kapsayan kısmı izlenmiştir. Buna göre ilk olarak saat 20.08'de gündüz ve gece nöbetçi olan infaz koruma memurları birlikte odaların mazgallarından kontrol etmek suretiyle akşam sayımını yapmıştır. Saat 22.00'da revir görevli memuru ile nöbetçi memur, müşahede koridorunda ilaç dağıtımına başlamış; saat 22.04'te memurlar ilaç vermek için R.B.nin tutulduğu 13 No.lu mazgala bakmış, hemen akabinde koşarak müşahede koridorundan çıkmıştır. Saat 22.06'da başmemur ve diğer infaz koruma memurları 13 No.lu odanın kapısını açıp odaya girmiş, bu sırada memurlardan bir tanesi elindeki aksiyon kamerası ile 13 No.lu odayı kamera ile kayıt altına almışlardır. Kamera kaydı bittikten sonra saat 22.09'da 13 No.lu odanın kapısı kapatılmıştır. Saat 23.27'de 112 Acil Servis sağlık ekipleri 13 No.lu odaya girmiş, saat 23.31'de odayı terk etmiştir. Saat 00.09'da Cumhuriyet savcısı ve olay yeri inceleme ekibi 13 No.lu odaya girmiş, saat 01.08'de R.B.nin cenazesi ceset torbası içinde odadan çıkarılmıştır.

24. Adli Tıp Kurumunda yapılan otopsi sırasında cesedin dış muayenesinde, boyunda telem izi ve telem izi hizasında düğüm izi benzeri iz dışında travmatik patoloji saptanmamıştır. Yapılan toksikolojik incelemede kan ve idrarda uyuşturucu ve uyarıcı maddeler ile ilaç etken maddelerinden ketiapin (şizofreni, bipolar bozukluk ve majör depresif bozuklukta kullanılan bir çeşit atipik antipsikotik) tespit edilmiştir. Otopsi raporunda kişinin ölümünün asıya bağlı mekanik asfiksi (oksijen yetersizliğinden ileri gelen boğulma) sonucu meydana geldiği ve teleme uyan bölge yumuşak dokularda ekimoz görülmekle ası fiilinin kişi canlıyken gerçekleştiği kanaati bildirilmiştir.

25. Başvurucular vekili 17/6/2020 tarihinde soruşturma dosyasına vekâlet sunarak soruşturmanın genişletilmesi talebinde bulunmuştur. Başvuruculara göre R.B.nin cesedinin lavabo ile duvar arasında, sanki sıkıştırılmış gibi, neredeyse oturur vaziyette bulunduğu gözetildiğinde olayın intihar olmadığına dair şüphe bulunmaktadır. Toksikolojik incelemede kan ve idrarda, uyuşturucu ve uyarıcı maddeler ile ilaç etken maddelerinden olan ketiapin tespit edildiği dikkate alındığında R.B.nin bu maddenin etkisi ile uyutularak asılma ihtimali vardır. Bu nedenle R.B.nin kullandığı ilaç muhteviyatında ketiapin bulunup bulunmadığı araştırılmalı, akabinde dosya kül hâlinde Adli Tıp Kurumuna gönderilerek olayın intihar vakıası olup olmadığı hususunda ayrıntılı rapor alınmalıdır. Başvurucular ayrıca odaya kimlerin girip çıktığının tespiti bakımından olayın yaşandığı 13 No.lu odayı gören kamera kayıtlarının tamamının getirtilmesini ve R.B.nin ası işleminde kullandığı pijama üzerinde parmak izi ve DNA incelemesi yapılmasını talep etmiştir.

26. Olaya ilişkin olarak yürütülen soruşturma neticesinde Başsavcılık, infaz kurumu görevlileri hakkında görevi kötüye kullanma suçundan 16/12/2020 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Karara göre R.B. kendi kusuru sonucu intihar etmek suretiyle hayatını kaybetmiş olup olayda kurum görevlilerinin ihmal ve kusurlarının olduğuna veya R.B.yi intihara azmettiren, teşvik eden, intihar kararını kuvvetlendiren birinin bulunduğuna ilişkin somut kanıt elde edilememiştir.

27. Başvurucular, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz etmiş; itiraz dilekçesinde soruşturmanın yüzeysel bir şekilde yapıldığını, soruşturmanın genişletilmesine yönelik taleplerinin karşılanmadığını, bir kişinin neredeyse oturur vaziyette hayatına son vermesinin mümkün olmadığını, olayın intihar olmadığına dair şüphelerinin giderilmediğini ileri sürmüştür. Başvuruculara göre psikolojik sorunları olduğu bilinen, psikiyatri ilaçları kullanan R.B.ye verilen hücre cezasının infaz edilmesi, dahası konulduğu tek kişilik odada yeterli gözetim ve denetim altında tutulmaması nedeniyle intihar etmesinde kusur bulunduğundan soruşturma genişletilmelidir.

28. Yapılan itiraz, İstanbul Anadolu 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 24/6/2021 tarihli kararıyla reddedilmiştir. İtirazın reddine dair karar 6/8/2021 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiş, başvurucular 31/8/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

29. Başvurucu İlyas Bayın 15/5/2022 tarihinde vefat etmiştir.

B. Olaya İlişkin Olarak Yürütülen Disiplin Soruşturması

30. İnfaz kurumu görevlileri hakkında yapılan soruşturma neticesinde ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Kararda R.B.nin intihar geçmişi olmadığı, risk grubunda olmaması nedeniyle yakın takibinin gerekmediği, dahası yakın takip edilmesi gerektiği yönünde bir tebliğin görevlilere yapılmadığı gözönüne alındığında kurum görevlilerinin herhangi bir kusuru olmadığına kanaat getirilmiştir. Yine karara göre İnfaz Kurumunda kapasitenin üzerinde hükümlü barındırıldığı, görevlilerin söz konusu kalabalık karşısında kısıtlı sayıyla görev yaptığı ve intiharın anlık geliştiği de dikkate alınmalıdır.

C. Olaya İlişkin Olarak Açılan Tam Yargı Davası

31. Başvurucular, R.B.nin ölümünde idarenin kusuru bulunduğu iddiasıyla maddi ve manevi tazminat talebiyle Bakanlık aleyhine dava açmıştır. Yapılan yargılama sonucunda İstanbul 10. İdare Mahkemesinin 30/11/2021 tarihli kararıyla idarenin hizmet kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Başvurucular karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dokuzuncu İdare Dava Dairesi 2/5/2023 tarihli kararla başvurucuların istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 10. İdare Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar vermiştir. Bölge İdare Mahkemesi, toplam 140.288,08 TL maddi ve 117.500 TL manevi tazminatın 31/8/2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmetmiştir. Bölge İdare Mahkemesine göre disiplin cezasının infaz edildiği ve ölüm olayının gerçekleştiği hücre mevzuatta aranan şartları haiz olmayıp R.B. intihar eylemini gerçekleştirirken hücrenin şartlarından istifade etmiştir. Karara karşı temyiz yoluna başvurulmuş olup temyiz incelemesi sürmektedir.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

32. Anayasa Mahkemesinin 18/11/2025 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları ve Bakanlık Görüşü

33. Başvurucular, yakınlarının ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma sırasında soruşturmanın genişletilmesine yönelik olarak dile getirdikleri taleplerin dikkate alınmadığını, idari yargıda görülmekte olan dava dosyası içeriğinden olay anına ilişkin kamera kaydı bulunduğu anlaşılmasına ve kendilerinin de talep etmelerine rağmen kamera kayıtlarının getirtilmeksizin kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, yine kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yaptıkları itirazda dile getirdikleri hususların karşılanmadığını, savcılık makamının gerekli titizlikte bir incelenme yapmadan intihar sonucuna ulaştığını, böylelikle adil yargılanma ve yaşam haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

34. Bakanlık görüşünde, idari yargıda açılan tam yargı davasının derdest olmasının başvurunun kabul edilebilirliği hususunda yapılacak incelemede dikkate alınması gerektiği, ayrıca olay ile ilgili olarak etkili soruşturma yapıldığı ifade edilmiştir.

35. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarında intihar sonucuna ulaşılmasının şaibeli olduğunu, psikolojik sorunları olduğu bilinen, psikiyatri ilaçları kullanan yakınlarının konulduğu tek kişilik odada yeterli gözetim ve denetim altında tutulmaması nedeniyle intihar eyleminde idarenin kusuru olduğunu öne sürmüştür. Bakanlık görüşüne karşı beyanları bir bütün hâlinde değerlendirildiğinde başvurucuların esas olarak yakınlarının yaşamının korunmadığından şikâyet ettikleri anlaşılmıştır.

B. Değerlendirme

1. İddiaların Hukuki Tavsifi ve İncelemenin Kapsamı Yönünden

36. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucuların başvuru formunda dile getirdiği iddiaların özü, yakınlarının ölümü hakkında yürütülen ceza soruşturmasının etkisiz şekilde yürütüldüğüne ilişkindir. Bu nedenle söz konusu iddiaların yaşam hakkının etkili soruşturma yürütme yükümlülüğüne dair usul boyutu kapsamında incelenmesi gerekli ve yeterlidir.

37. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında başvuru formundaki iddialarına ek olarak yakınlarının yaşamının korunması için gerekli önlemlerin alınmadığına yönelik iddiada da bulunmuştur. Ne var ki başvuruya konu edilen soruşturma kapsamında verilen nihai kararın öğrenilmesinden itibaren otuz günlük başvuru süresi içinde dile getirilmeyen iddiaların incelenmesi mümkün değildir. Aksinin kabulü bir kez bireysel başvuru yapıldıktan sonra başvuru sonlandırılıncaya kadar başvuru dosyasına gelen her türlü ihlal iddiasının incelenmesini gerekli kılar ki bu, bireysel başvuru için öngörülen otuz gün kuralını anlamsız hâle getirir (Ümüt Demir [2. B.], B. No: 2012/1000, 18/9/2014, § 31). Bu sebeple başvurucuların başvuru formunda dile getirmeyip de Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında ortaya attıkları iddialar hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmayacaktır.

38. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak “Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı” başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

Herkes, yaşama ... hakkına sahiptir.

39. Anayasa’nın “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, … kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

2. Kabul Edilebilirlik Yönünden

40. Anayasa Mahkemesi Abdurrahman Beycur ve diğerleri ([GK], B. No: 2023/76490, 31/7/2025) kararında başvurucunun bireysel başvuru tarihinden sonra vefat etmesi hâlinde bireysel başvurudan haberi olmayan mirasçılarının hak kaybına uğramaması için yapılması gerekenler hususunda genel ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi mirasçıların hak kaybına uğramalarını engellemek, bireysel başvuruların neticelendirilmesini sağlamak gerekliliğini birlikte karşılayabilecek bir yol olarak 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 49. maddesinin (7) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 84. maddesinin verdiği yetkiyle 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 26. maddesinin başvuru tarihinden sonra ölüm hâli için de uygulanabileceği kanaatine varmıştır. Anılan kararda Anayasa Mahkemesi, başvurucunun bireysel başvuru tarihinden sonra ölmesi hâlinde bu kişi yönünden başvurunun işlemden kaldırılmasına karar verilmesinin uygun olacağı sonucuna ulaşmıştır. Bunun yanında vefat eden başvurucunun mirasçısı olduğunu bilgi ve belgeleriyle ispat eden kişilerin ise makul bir süre içinde bireysel başvuruyu takip etme iradesini ortaya koymaları hâlinde -mirasçıların menfaatlerinin bulunup bulunmadığını da gözeterek- başvurunun incelenmesine devam edilebileceğini belirtmiştir.

41. Başvurucu İlyas Bayın, bireysel başvurunun yapılmasından sonra vefat etse de işbu başvuru, R.B.nin yakınları tarafından dolaylı mağdur sıfatıyla yapılmış olup R.B.nin yakınları olan diğer başvurucular hayattadır. Bu nedenle başvurucu İlyas Bayın yönünden başvurunun işlemden kaldırılmasına karar verilmesine gerek görülmemiştir. Ayrıca başvuru açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi başvurunun kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmamaktadır. Bu sebeple yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

42. Yaşam hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülükleri kapsamında devlet, yaşam hakkını korumak için oluşturulan yasal ve idari çerçevenin gereği gibi uygulanmasını ve bu hakka yönelik ihlallerin durdurulup cezalandırılmasını sağlayacak etkili bir yargısal sistem kurmakla da yükümlüdür. Bu usul yükümlülüğü şüpheli her ölüm olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütülmesini gerektirir (Cemil Danışman [1. B.], B. No: 2013/6319, 16/7/2014, §§43, 95; Fatma Akın ve Mehmet Eren [GK], B. No: 2017/26636, 10/11/2021, § 97).

43. Etkili yargısal sistem kurma yükümlülüğünün ceza soruşturmasını gerektirdiği hâllerde yürütülen soruşturmanın Anayasa’nın 17. maddesinin gerektirdiği şekilde etkili olduğunun kabul edilebilmesi için soruşturma makamlarının resen harekete geçerek ölüm olayını aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek bütün delilleri tespit etmesi, soruşturma makamlarının olaya karışan kişilerden bağımsız olması, soruşturmanın makul bir özen ve süratle yürütülmesi, soruşturmanın veya sonuçlarının gerektiği ölçüde kamu denetimine açık olması ve meşru menfaatlerini korumak için ölen kişinin yakınlarının soruşturma sürecine gerekli olduğu ölçüde katılabilmesi gerekir. Ayrıca soruşturma sonucunda alınan karar; soruşturmada elde edilen tüm bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayanmalıdır (Cemil Danışman, §§ 98-100; Fatma Akın ve Mehmet Eren, § 99). Sözü edilen soruşturmanın temel amacı, yaşam hakkını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir şekilde uygulanmasını ve vuku bulan ölüm olayında sorumlular ile sorumlulukları tespit etmektir (Cemil Danışman, § 97; Narin Kurt [GK], B. No: 2018/2540, 1/12/2022, § 91).

b. İlkelerin Olaya Uygulanması

44. Başvurucuların soruşturma makamlarının resen ve derhâl harekete geçmediğine veya soruşturmanın makul bir süratle yürütülmediğine yönelik herhangi bir iddiası yoktur Başvuruya konu soruşturmada anılan hususlar yönünden bir eksiklik de tespit edilmemiştir. Ayrıca başvurucular,taleplerini soruşturma makamlarına iletebilmiş;Başsavcılıkça verilen karara itiraz edebilmiş ve soruşturma evrakına erişme konusunda bir engelle karşılaşmamıştır. Bu bakımdan başvurucular soruşturma sürecine gerekli olduğu ölçüde katılabilmiştir. Ayrıca başvuruya konu soruşturma makul bir süratle yürütülmüştür.

45. Öte yandan sözü edilen soruşturmadaki bazı eksiklikler göze çarpmaktadır:

 i. R.B.nin ölümü şüpheli ölüm olmasına rağmen Başsavcılık, olayın yaşandığı müşahede odasını gören koridorda bulunan kameranın kaydettiği görüntüleri incelememiş; bağımsız bir bilirkişiye de inceletmemiştir. Anılan görüntüler yalnızca İnfaz Kurumu personelince incelenerek tutanağa bağlanmıştır. Başsavcılıkça verilen kararın tamamına yakınının Ceza İnfaz Kurumunca verilen bilgi ve belgelere dayandığı dikkate alındığında anılan durum soruşturmanın bağımsızlığına gölge düşürmektedir.

ii. Otopsi raporunda R.B.nin ölümünün asıya bağlı mekanik asfiksi sonucu meydana geldiği ve ası fiilinin kişi canlıyken gerçekleştiği belirtilmiştir. Bununla birlikte başvurucular; vekilleri aracılığıyla Başsavcılığa sunduğu dilekçelerinde R.B.nin cesedinin konumuna ve cesetten alınan kan ve idrar örneklerinde uyuşturucu ve uyarıcı maddeler ile ilaç etken maddelerinden ketiapin tespit edilmesine işaret ederek R.B.nin ilaçla uyuşturularak başkalarınca asılmış olabileceği ileri sürmüştür. Otopsi raporu bu şüpheyi ortadan kaldırmamasına rağmen Başsavcılık R.B.nin cesedinin tespit edilen konumu dikkate alındığında R.B.nin intihar edip etmediği, cesetten alınan kan ve idrarda tespit edilen maddelerin R.B.nin sağlığında kullandığı ilaçlarda bulunup bulunmadığı, başvurucuların iddia ettiği gibi R.B.nin başkalarınca uyuşturularak asılıp asılmadığı konusunda bilirkişi incelemesine başvurmamıştır.

46. Soruşturmaya ilişkin belirtilen hususlar nedeniyle etkili soruşturma yükümlülüğünün yerine getirildiği söylenememektedir.

47. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

İrfan FİDAN bu görüşe katılmamıştır.

V. GİDERİM

48. Başvurucular, ihlalin tespiti ile toplamda maddi tazminat olarak 2.400.000 TL, manevi tazminat olarak 2.000.00 TL talep etmiştir.

49. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 6216 sayılı Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği soruşturma makamınca yapılması gereken iş, yeniden soruşturma işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek soruşturma sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

50. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin soruşturmanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı, varılan sonuçtan bağımsız olup soruşturmanın şüpheli kişi veya kişiler hakkında kamu davası açılması gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak soruşturmanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak soruşturma sonunda da delillerin soruşturmayla ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili soruşturma makamına aittir.

51. Diğer taraftan ihlalin niteliği dikkate alınarak başvurucular Ali Fuat Bayın, Nurcan Bayın ve Teyfik Bayın ile İlyas Bayın mirasçılarına müştereken 225.000 TL manevi tazminat ödenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Başvurucuların uğradıklarını iddia ettikleri maddi zararla ilgili bilgi ve belge sunmamaları, ayrıca ileri sürdükleri maddi zarar ile tespit edilen ihlal arasındaki illiyet bağının ortaya koyamamaları nedeniyle maddi tazminat talebi reddedilmiştir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE İrfan FİDAN'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

C. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmak üzere İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına (Sor. No: 2019/179883)GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucular Ali Fuat Bayın, Nurcan Bayın ve Teyfik Bayın ile başvuru sonrası vefat eden İlyas Bayın'ın yasal mirasçılarına net 225.000 TL manevi tazminatın MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama giderinin başvurucular Ali Fuat Bayın, Nurcan Bayın ve Teyfik Bayın ile başvuru sonrası vefat eden İlyas Bayın'ın mirasçılarına MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 18/11/2025 tarihinde karar verildi.

 

 

 

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Başvurucular, yakınları olan hükümlünün ceza infaz kurumunda ölümü hakkında yürütülen ceza soruşturmasının etkisizliği nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

2. Yaşam hakkı yönünden pozitif yükümlülükleri kapsamında devlet, yaşam hakkını korumak için oluşturulan yasal ve idari çerçevenin gereği gibi uygulanmasını ve bu hakka yönelik ihlallerin durdurulup cezalandırılmasını sağlayacak etkili bir yargısal sistem kurmakla da yükümlüdür. Bu usul yükümlülüğü şüpheli her ölüm olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütülmesini gerektirir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,§§52, 54; Cemil Danışman [1. B.], B. No: 2013/6319, 16/7/2014, §§43, 95; Fatma Akın ve Mehmet Eren [GK], B. No: 2017/26636, 10/11/2021, § 97).

3. Etkili yargısal sistem kurma yükümlüğünün ceza soruşturmasını gerektirdiği hâllerde yürütülen soruşturmanın Anayasa’nın 17. maddesinin gerektirdiği şekilde etkili olduğunun kabul edilebilmesi için soruşturma makamlarının resen harekete geçerek ölüm olayını aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek bütün delilleri tespit etmesi, soruşturma makamlarının olaya karışan kişilerden bağımsız olması, soruşturmanın makul bir özen ve süratle yürütülmesi, soruşturmanın veya sonuçlarının gerektiği ölçüde kamu denetimine açık olması ve meşru menfaatlerini korumak için ölen kişinin yakınlarının soruşturma sürecine gerekli olduğu ölçüde katılabilmesi gerekir. Ayrıca soruşturma sonucunda alınan karar; soruşturmada elde edilen tüm bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayanmalıdır (Serpil Kerimoğlu, §§ 57, 58; Cemil Danışman, §§ 98-100; Fatma Akın ve Mehmet Eren, § 99). Sözü edilen soruşturmanın temel amacı, yaşam hakkını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir şekilde uygulanmasını ve vuku bulan ölüm olayında sorumlular ile sorumlulukları tespit etmektir (Cemil Danışman, § 97; Narin Kurt [GK], B. No: 2018/2540, 1/12/2022, § 91).

4. Başvuru konusu olayda, açık ceza infaz kurumuna sevki sırasında firar eden başvurucuların yakını R.B. hakkında disiplin soruşturması başlatılmıştır. R.B. savunmasında, on beş ay kadar tek kişilik koğuşta yatması ve aşırı depresyonda olması nedeniyle açık ceza infaz kurumuna gitmek üzere sevk edildiğinde içinde bulunduğu ruhsal buhranın etkisiyle kuruma teslim olmadığını, pişman olduğunu dile getirmiştir. Yapılan disiplin soruşturması neticesinde firar ettiği gerekçesiyle R.B.nin 15 gün süre ile hücreye koyma disiplin cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Verilen cezanın kesinleşmesi üzerine İnfaz Kurumu Tabipliğinden hücre cezasının infazının sağlık açısından herhangi bir sakıncası bulunup bulunmadığı sorulmuş, kurum tabibi (aile hekimi) hücre cezasının infazında sakınca bulunmadığı yönünde rapor düzenlemiştir. Bunun üzerine 10/10/2019 günü saat 16.00 sıralarında müşahede bölümünde yer alan 13 No.lu tek kişilik odada R.B.nin hücre cezasının infazına başlanmıştır. Aynı gün saat 22.01'de müşahede bölümüne giren müşahede ve revir görevlisi, R.B.yi odadaki pencerenin demir korkuluğuna pijama ile boynundan asılı olarak görmüştür. R.B.nin nabzı kontrol edildiğinde hayatını kaybettiği anlaşılmıştır.

5. Olaya ilişkin olarak İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) resen soruşturma işlemlerine başlanmış ve aynı gece Cumhuriyet savcısının katılımıyla olay yerinde keşif ve ölü muayene işlemi icra edilmiştir. Yapılan keşifte R.B.nin hücrenin havalandırma demirlerine pijamanın üst kısmı ile bağlantı kurmuş, pijamanın diğer kol ve alt kısmı ise boynuna geçirmiş şekilde asılı hâlde olduğu görülmüştür. Cesedin haricî muayenesinde ölü katılığının ve ölü lekelerinin henüz oluşmadığı, kollarda skar (iyileşme sürecinde görülen yara izleri), boyunda ise telem izi (ası ipinin boyunda bıraktığı iz) olduğu tespit edilmiştir. Aynı gece yapılan olay yeri incelemesinde ise R.B.nin, asılı bulunduğu demir korkuluğun önünde lavaboyla duvarın arasında bulunduğu, oturur bir pozisyona yakın şekilde kalçasının ve baldırının yerden 20 cm yüksekte olduğu görülmüştür. Aynı incelemede R.B.nin boyu 180 cm olarak ölçülmüşken asılı bulunduğu odanın tavanı ile zeminin yüksekliği 270 cm, ası ipi olarak kullanılan kıyafet 90 cm, tavan ile düğüm arası mesafe ise 90 cm olarak ölçülmüştür.

6. Olaya ilişkin olarak yürütülen soruşturma neticesinde Başsavcılık, infaz kurumu görevlileri hakkında görevi kötüye kullanma suçundan 16/12/2020 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Karara göre R.B. kendi kusuru sonucu intihar etmek suretiyle hayatını kaybetmiş olup olayda kurum görevlilerinin ihmal ve kusurlarının olduğuna veya R.B.yi intihara azmettiren, teşvik eden, intihar kararını kuvvetlendiren birinin bulunduğuna ilişkin somut kanıt elde edilememiştir.

7. Başvurucuların kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yaptıkları itiraz, İstanbul Anadolu 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 24/6/2021 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

8. Öncelikle ifade edilmelidir ki etkili soruşturma yükümlülüğü ceza soruşturması yapma yükümlülüğünü içerir. Etkili soruşturma sonunda kamu davası açılması ve mahkûmiyet kararı verilmesi yükümlülüğünü içermez.

9. Somut olay bakımından başvurucular, R.B.nin cesedinin neredeyse oturur vaziyette bulunduğu gözetildiğinde olayın intihar olmadığına dair şüphelerini dile getirmişlerdir. İntihar vakalarında genellikle karşılaşılan, ası noktasının kişinin boyundan daha yüksekte olmasıdır. Ancak Anayasa Mahkemesince daha önce incelenmiş olan bir kısım intihar kaynaklı ölüm olaylarında olduğu gibi, ası noktasının daha aşağıda olduğu yani kişinin vücudun bir bölümünün yer ile veya başka bir cisim ile temas halinde olduğu intihar vakaları da görülebilmektedir. Yarım ası olarak isimlendirildiği anlaşılan bu ası metodunda kişinin ayakları ya da vücudun bir kısmı yer ile temas hâlindedir.Adli Tıp Uzmanlarına göre, asma fiilinin ayaklar yere değer vaziyette gerçekleştirmesi teknik olarak mümkündür (benzer yönde bir adli tıp mütalaası için bkz. Cengiz Eyigün, B. N: 2015/3097, 18/7/2018, § 23). Dolayısıyla somut olay bakımından, R.B.nin cesedinin bulunduğu pozisyona göre ası noktası R.B.nin boyundan daha aşağı bir noktada ise de bu durum tek başına ölümün intihar neticesi meydana geldiği kabulünü değiştirmeyecektir.

10. Olayın yaşandığı odanın bulunduğu koridoru gösteren kamera görüntülerini veya olay sonrası aksiyon kamerası ile kaydedilen görüntüleri içeren herhangi dijital bir verinin (CD, flaş bellek vs.) soruşturma dosyasına gönderildiğine dair bir bilgi ve belge bulunmamaktadır. Bununla birlikte koridoru gösteren görüntüler, infaz kurumu kamera odası görevlisince izlenerek tutanağa bağlanmış ve tutanak (bkz. § 23) İnfaz Kurumunca soruşturma dosyasına gönderilmiştir. Görüntülerin ham hallerinin soruşturma dosyasına getirtilmemiş olması bir eksiklik olarak göze çarpmaktadır ancak kamera izleme tutanağının olayda dahli veya sorumluluğu olabilecek infaz koruma memurları yerine kamera odası görevlisince tanzim edilmiş olması tutanağın sıhhatini artırmaktadır. Bu durum somut olayda soruşturma makamlarının olaya karışmış olabilecek kişilerden bağımsız olması kriterini karşılamaya kafidir. R.B.nin saat 16.00 sularında olayın yaşandığı odaya konulduğu dikkate alındığında görüntülerin saat 20.05 ile 01.11 arasını kapsayan kısmının izlenmiş olması da bir eksiklik olarak düşünülebilir ancak bahsi geçen görüntü izleme tutanağına göre, saat 20.08'de gündüz ve gece nöbetçi olan infaz koruma memurları birlikte, odaların mazgallarından kontrol etmek suretiyle akşam sayımını yapmışlardır. Nöbet devri sırasında yapılan bu sayımda R.B.nin hayatta olduğu anlaşılmaktadır. Saat 22.04'te memurlar ilaç vermek için R.B.nin tutulduğu odanın mazgalından bakmış ve R.B.nin asılı olduğunu görmüşlerdir. Dolayısıyla görüntülerin öncesinin izlenip tutanağa bağlanmamış olması sonucu etkileyecek mahiyette bir eksiklik değildir.

11. R.B.nin uzun süredir psikolojik problemler yaşadığı ve psikiyatri ilaçları kullandığı, bu rahatsızlıklar nedeniyle %45 düzeyinde engelli olduğu; nitekim cezasının tehirinin gerekip gerekmeyeceği noktasında işlemlere başlandığı anlaşılmaktadır. Buna mukabil soruşturma dosyasında R.B.nin daha önce sorun yaşadığı, kendisine husumetli infaz kurumu memuru ya da mahpus herhangi bir kimse tespit edilemediği gibi başvurucularda bu yönde somut bir iddia ortaya atmış değillerdir. Otopsi raporu ile R.B.nin hayatta iken gerçekleşen ası nedeniyle yaşamını kaybettiği aşikâr olup zor kullanıldığına dair bir veri yoktur. Yapılan toksikolojik incelemede kan ve idrarda tespit edilen "ketiapin" maddesinin uyuşturucu ve uyarıcı maddeler yanında ilaç etken maddesi de olduğu ve R.B.nin psikiyatri ilacı kullandığı dikkate alındığında bu hususun araştırılmamış olması da sonuca etkili değildir.

12. Ölüm olayını çevreleyen koşulların tespitini engellemediği sürece, soruşturma makamlarının her iddia ve talebi karşılama zorunluluğu bulunmadığı gibi delillerin toplanmasında görülen her eksiklik otomatik olarak etkili soruşturma yükümlülüğüne halel getirmez. Bu kapsamda somut olayda soruşturmada toplanan deliller dikkate alındığında, başvurucuların toplanmasını talep ettiği delillerin toplanmaması soruşturmanın etkililiğini zedelememiştir.

13. Sonuç olarak başvurucuların varlığını ileri sürdükleri de dâhil olmak üzere soruşturmadaki eksikliklerin başvuruya konu soruşturmanın Anayasa’nın 17. maddesinin gerektirdiği etkinlikten yoksun olması sonucunu doğurmadığı, ölüm olayının aydınlatabilecek bütün delillerin toplandığı, soruşturmanın yeterince özenli bir şekilde yürütüldüğü sonucuna varılmıştır. Bir kez daha ifade etmek gerekir ki etkili soruşturma yükümlülüğü bir sonuç yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür. Soruşturma veya idari yargı dosyasında bulunan veyahut başvurucularca temas edilen hiçbir delil, veri; intihar haricinde bir varsayımda bulunulmasına imkân vermemekte olup; soruşturma makamlarının olayları aydınlatma niyeti taşıdıklarından şüphe edilmesini sağlayacak herhangi bir unsur bulunmamaktadır.

14. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edilmediği kanaatine vardığımdan, çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyorum.

 

 

 

 

Üye

 İrfan FİDAN

 

 

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Ali Fuat Bayın ve diğerleri [1. B.], B. No: 2021/45692, 18/11/2025, § …)
   
Başvuru Adı ALİ FUAT BAYIN VE DİĞERLERİ
Başvuru No 2021/45692
Başvuru Tarihi 31/8/2021
Karar Tarihi 18/11/2025

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, hükümlünün ceza infaz kurumundaki ölümü hakkında yürütülen ceza soruşturmasının etkisizliği nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Yaşam hakkı Kişinin intihar riskine karşı korunması İhlal Yeniden soruşturma
İhlal Manevi tazminat
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi