logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Çağatay Alaçam ve diğerleri [1. B.], B. No: 2021/22090, 24/12/2025, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

ÇAĞATAY ALAÇAM VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/22090)

 

Karar Tarihi: 24/12/2025

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

 

GİZLİLİK TALEBİ KABUL

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

 

 

Selahaddin MENTEŞ

 

 

İrfan FİDAN

 

 

Muhterem İNCE

Raportör

:

Hasan HÜZMELİ

Başvurucular

:

Çağatay ALAÇAM ve diğerleri (bkz. Ekli tablo)

Vekilleri

:

bkz. Ekli tablo

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, kişilik haklarını ihlal ettiği ileri sürülen internet içeriklerine erişimin engellenmesi ve/veya içeriğin çıkarılması yönündeki taleplerin reddedilmesi nedeniyle şeref ve itibarın korunması hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucular, internette yayımlanan bazı içeriklerin kişilik haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un 9. maddesi uyarınca sulh ceza hâkimliklerinden ilgili internet sitelerine erişimin engellenmesi ve/veya içeriklerin yayından çıkarılması yönünde karar verilmesini talep etmişlerdir.

3. Başvurucuların talepleri, farklı gerekçelerle sulh ceza hâkimliklerince reddedilmiştir. Başvurucuların anılan kararlara karşı yaptıkları itirazlar da yine sulh ceza hâkimliklerince reddedilmiş ve kararlar kesinleşmiştir.

4. Başvurular süresi içinde yapılmıştır.

5. Başvurucular E.G., S.O. ile Mehmet Can Seyhan, İdil Karabulut, Murat Yılmaz, Mahmut Açıl, Halil Hilmi Müftüoğlu, Mehmet Burak Uzun, Cumhur Cansever, Zekeriya Demirsever ve Erkan Karaarslan'ın yargılama giderlerini ödemekten geçici olarak muaf tutulmasına ve başvuruların birleştirilmesine Komisyonca karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Şeref ve İtibarın Korunması Hakkı ile Bağlantılı Olarak Etkili Başvuru Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

6. Başvurucular, kişilik haklarını zedeleyici nitelikteki haber, yazı ve görsellerin internet ortamında yayımlanmasından ve bu içeriklere yönelik erişimin engellenmesi ile yayından çıkarılması taleplerinin hukuka aykırı ve gerekçesiz biçimde reddedilmesi nedeniyle unutulma hakkı, lekelenmeme hakkı, özel hayatın gizliliği, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı, masumiyet karinesi, şeref ve itibar hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 71. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun içtihadın oluştuğu alana ilişkin olduğu değerlendirilerek Bakanlık cevabı beklenmeden incelenmesine karar verilmiştir.

7. Başvuru, şeref ve itibarın korunması hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkı kapsamında incelenmiştir (İ.D. ve diğerleri [GK], B. No: 2016/14513, 28/12/2022, §§ 60-62).

8. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

9. Anayasa Mahkemesi, 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesi kapsamında gerçekleştirilen müdahalelere ilişkin ihlal iddialarını Bulut Duman ve diğerleri ([2. B.], B. No: 2021/8675, 1/10/2025) kararında değerlendirmiştir. Anılan kararda Anayasa Mahkemesi, daha önce verdiği bireysel başvuru kararlarına (Ali Kıdık [2. B.], B. No: 2014/5552, 26/10/2017; İ.D. ve diğerleri; Keskin Kalem Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri [GK], B. No: 2018/14884, 27/10/2021) ve bir norm denetimi kararına (AYM, E.2020/76, K.2023/172, 11/10/2023) atıf yaparak, başvuruya konu kararların verildiği dönemde yürürlükte bulunan 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesinin, yargılama hukukunun usule ilişkin güvencelerini ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun, orantılı bir yargısal karar verilmesini sağlayacak yeterli güvenceleri içermediği sonucuna ulaşmıştır.

10. Nitekim norm denetimi iptal kararının ardından, aynı hüküm kapsamında erişimin engellenmesi taleplerinin reddine dair verilen çok sayıda karar, bireysel başvuruya konu olmuş ve bu başvurular Atalay Candelen ve diğerleri kararında birleştirilerek incelenmiştir. Anılan kararda da aynı gerekçelerle başvurucuların şeref ve itibarlarının korunması hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru haklarının ihlal edildiğine karar verilmiştir (Atalay Candelen ve diğerleri [2. B.], B. No: 2016/596, 25/1/2024, §§ 11-18; karşılaştırmak için bkz. Abdullah Kaya ve diğerleri [2. B.], B. No: 2016/1430, 22/11/2023). Anayasa Mahkemesi, kişilik haklarına yönelik müdahalelere karşı etkili bir başvuru yolunun bulunmaması nedeniyle başvurucuların şeref ve itibarlarının korunması hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru haklarının ihlal edildiği sonucuna vardığı Bulut Duman ve diğerleri kararında aşağıdaki gerekçelere dayanmıştır (ayrıntılı değerlendirme için bkz. Bulut Duman ve diğerleri, §§ 20-33):

"...

22. Nitekim Anayasa Mahkemesi, İ.D. ve diğerleri kararına kadar, sulh ceza hâkimliklerince içeriğe erişimin engellenmesi taleplerinin reddedilmesi nedeniyle şeref ve itibarın korunması hakkının ihlal edildiği iddiasına dayanan çok sayıda bireysel başvuruyu, olağan kanun yollarının tüketilmediği gerekçesiyle kabul edilemez bulmuştur. Anılan kararlarda; başvurucuların, ortaya çıktığını iddia ettikleri zararın giderimi için uyuşmazlığın esasına ilişkin olarak, 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesiyle öngörülen erişimin engellenmesi yolu dışında kalan ve kişilik haklarının korunması bakımından daha etkili koruma sağlayabilecek hukuk yollarına başvurmadıkları, bu nedenle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapmadan önce tüm başvuru yollarını tüketmedikleri belirtilmiştir (diğerleri arasından bkz. C.K. [GK], B. No: 2014/19685, 15/3/2018; A.A. [2. B.], B. No: 2014/7244, 12/9/2018; Medeni Özer [2. B.], B. No: 2017/15421, 30/9/2020)

23. Bununla birlikte süreç içerisinde kişilik haklarına yönelik saldırılar nedeniyle açılan tazminat davalarına ilişkin temyiz incelemesini yapmakla görevli Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (Daire), internet içeriklerine erişimin engellenmesi taleplerinin özel hukuk davaları yoluyla ileri sürülüp sürülemeyeceği hususunda, birbirine yakın tarihlerde farklı yönlerde kararlar vermiştir. Daire, 2009 yılından 2016 yılına kadar muhtelif tarihlerde verdiği bazı kararlarında, bu gibi hâllerde hukuki veya cezai koruma yollarına başvuruda bulunma konusunda seçimlik hakkın davacıya ait olduğunu belirterek, genel hükümlere göre hukuka aykırılığın tespiti ve internet yayınının durdurulması taleplerinin yargı merciince incelenmesi ve işin esasına girilerek karar verilmesi gerektiği yönünde görüş bildirmiştir. Buna karşılık, 2013 ila 2019 yılları arasında oybirliğiyle verdiği bazı kararlarında ise Daire, erişimin engellenmesine yönelik taleplerin yalnızca sulh ceza hâkimliklerinin görev alanına girdiğini kabul etmiştir. Buna göre, Daire kararlarında Anayasa Mahkemesi içtihadının karşılık bulmadığı, kişilik haklarına yönelik suç teşkil etmeyen haksız fiil niteliğindeki saldırılar bakımından 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesinde öngörülen usulün pratikte kullanılabilir tek başvuru yolu olarak kaldığı anlaşılmıştır (İ.D. ve diğerleri, §§ 75, 78, 82).

24. Anayasa Mahkemesi Keskin Kalem Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri kararında, ifade ve basın özgürlüklerine yapılan müdahalenin dayanağını oluşturan 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesinin kanunilik şartını sağlayıp sağlamadığını, derece mahkemelerinin kararlarının demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluğu ile birlikte ele almıştır. Anayasa Mahkemesi, anılan kararda 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesine dayalı erişimin engellenmesi usulüne ilişkin içtihadını hatırlatmış (Keskin Kalem Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri, §§ 107–111); ardından başvuruya konu erişimin engellenmesi kararlarıyla Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüklerine yapılan müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığı ve anayasal hakların ihlaline neden olan sorunun doğrudan 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesinden kaynaklandığı sonucuna varmıştır....

26. Anayasa Mahkemesi, İ.D. ve diğerleri kararında; müdahaleye dayanak oluşturan kanun hükmünün temel güvenceleri içermemesi nedeniyle kişilik haklarına yönelik saldırılara karşı etkin bir koruma sağlayamadığını, sulh ceza hâkimliğine yapılan başvuruların ise şikâyetlerin esasını inceleme imkânı sunmadığını ve gerektiğinde uygun bir telafi yöntemi sağlamadığını değerlendirmiştir (İ.D. ve diğerleri, §§ 65–66, 89)....

27. Daha sonra Anayasa Mahkemesi, 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesini değerlendirdiği norm denetimi kararında; Keskin Kalem Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri kararında kanunilik ilkesi yönünden yapılan tespitlere atıfla, anılan maddenin Anayasa’nın 13., 26. ve 28. maddelerine aykırı olduğuna hükmetmiş ve söz konusu düzenlemeyi iptal etmiştir (AYM, E.2020/76, K.2023/172, 11/10/2023, §§ 97-107)....

...

29. Anayasa Mahkemesi, anılan iptal hükmünün Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar vererek bu alanda oluşacak hukuki boşluğun yasama organı tarafından doldurulmasına imkân tanımıştır (AYM, E.2020/76, K.2023/172, 11/10/2023, §113). Ne var ki söz konusu iptal kararının Resmî Gazete'de yayımlanmasının üzerinden yirmi aydan fazla bir süre geçmiş olmasına rağmen kanun koyucu tarafından bu zamana kadar yeni bir yasal düzenleme yapılmadığı görülmektedir.

30. İ.D. ve diğerleri kararında ihlal sonucuna varılırken, Yargıtayın genel hukuk yoluna göre 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesini özel bir düzenleme olarak kabul etmesinin belirleyici bir etkisi olduğu açıktır. Nitekim Yargıtay, internet ortamında yapılan yayınlarla kişilik haklarının ihlaline ilişkin taleplerini yalnızca 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesi kapsamında ileri sürülebileceği yönünde bir içtihat geliştirmiştir (bkz. § 23). Bununla birlikte, söz konusu madde hükmünün iptal kararının yürürlüğe girmesiyle birlikte, anılan içtihada ilişkin hukuki yorumunun kanuni dayanağının ortadan kalktığı anlaşılmaktadır. Başka bir ifadeyle, sulh ceza hâkimlikleri nezdindeki başvurularda, ihlalin ilk bakışta anlaşılmaması gerekçesiyle sonuç alamayan kişilerin, kişilik haklarına yönelik müdahalelere karşı genel hukuk yollarına başvurmaları hukuken mümkün hâle gelmiştir (başvurulabilecek özel hukuk davalarına ilişkin değerlendirme için bkz. Ali Kıdık, § 64).Dolayısıyla somut olayda kişilik haklarının ihlal edildiğini ileri süren başvurucuların, mevcut hukuki durumda genel dava yollarına başvurabilecekleri gibi, ihlalin devam ettiğini ortaya koymaları hâlinde, erişimin engellenmesi talebinde de bulunabilecekleri konusunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Bu yöndeki talepleri değerlendirecek Mahkemeler ise kişilik haklarına yönelik belirgin nitelikte bir ihlalin varlığını ve ihlalin süratle giderilmesinin zaruri olduğunu tespit ederlerse tedbir olarak içeriğin çıkarılmasına ve/veya erişimin engellenmesine yargılamanın her aşamasında karar verebileceklerdir.

31. Bununla birlikte, somut başvuruların değerlendirilmesinde anılan tarihte yürürlükte bulunan 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesinin irdelenmesi gerekmektedir. Başvuruya konu kararların verildiği dönemde uygulanan kanun hükmünün, yargılama hukukunun usule ilişkin güvencelerini ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve orantılı bir karar verilmesini sağlayacak yeterli güvenceleri içermediği Anayasa Mahkemesinin gerek bireysel başvuru kararlarında gerekse norm denetimi kararında açıkça ortaya konulmuş; anılan dönemde, kişilik haklarına yönelik müdahalelere karşı etkili bir başvuru yolunun bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır (bkz. § 26)...."

11. Somut olayda da anılan kararda yapılan değerlendirmelerden ve ulaşılan ihlal sonucundan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığından, başvurucuların şeref ve itibarlarının korunması hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru haklarının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.

12. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17. maddesiyle bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Diğer İhlal İddiaları

13. Başvurucu Murat Bolten, 5651 sayılı Kanun kapsamında bazı internet içeriklerine erişimin engellenmesi istemiyle sulh ceza hâkimliğine yaptığı başvuruların, içeriğin taşınır belleğe kaydedilerek sunulması şartına bağlı tutulması nedeniyle mahkemeye erişim hakkının; ayrıca bu nedenle hâkimliğe teslim ettiği taşınır belleğin, talebine rağmen iade edilmemesi nedeniyle de mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

14. Başvurucunun mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt ([2. B.], B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16-21)kararı doğrultusunda başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle; mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın K.V. ([GK], B. No: 2014/2293, 1/12/2016, §§ 47-80) kararı doğrultusunda anayasal ve kişisel önemden yoksun olması nedeniyle diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

15. Başvurucular ihlalin tespiti ve/veya yeniden yargılama yapılması talebinde bulunmuşlardır. Ayrıca bazı başvurucular, değişen miktarlarda maddi ve/veya manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır.

16. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hak ve hürriyetin ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikle devam eden ihlalin durdurulması, ihlale konu kararın veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, § 55).

17. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilmeden önce ihlalin kaynağının belirlenmesi gerekir. Buna göre ihlal; idari eylem ve işlemler, yargısal işlemler veya yasama işlemlerinden kaynaklanabilir. İhlalin kaynağının belirlenmesi uygun giderim yolunun belirlenebilmesi bakımından önem taşımaktadır (Mehmet Doğan, § 57).

18. Eldeki başvuruda ihlalin kaynağı 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesindeki yapısal sorundan kaynaklanmaktadır. Anayasa Mahkemesince başvurulardan sonraki tarihte söz konusu norm iptal edilmiştir. Bu durumda iptal edilen kanun hükmüne dayalı olarak verilen kararları tesis eden sulh ceza hâkimliklerinin, ihlal kararı doğrultusunda yapacakları yeniden yargılamada iptal edilen norm kapsamında bir değerlendirme yapabilmeleri mümkün değildir. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin giderilebilmesi için yeniden yargılama yapılmasında hukuki bir yarar bulunmamaktadır. Bu durumda ihlalin tazminatla giderilmesi gerekir (Bulut Duman ve diğerleri, § 40).

19. Bununla birlikte ihlalin şeref ve itibarın korunması hakkı gibi temel haklarla bağlantılı olduğu dikkate alındığında, salt manevi tazminat ile yetinilmesinin de etkili giderim sağlayamayabilir. Başvurucuların erişimin engellenmesi veya içeriğin çıkarılması talebinde bulundukları yayınların hâlen ulaşılabilir olması nedeniyle hak ihlalinin başvuru tarihlerinden sonra da devam ettiği iddialarının bulunması hâlinde ihlal kararında belirtilen anayasal ilkeler doğrultusunda ilgili internet içeriklerine ilişkin değerlendirme yapılmasını sağlamak üzere genel mahkemelere başvurma olanağına sahip olduğu (bkz. Bulut Duman ve diğerleri, § 30) vurgulanmalıdır. Bu itibarla ihlalin giderilebilmesi için genel hukuk yoluna başvuru imkanına sahip başvuruculara, mahkemelerde dava açılması yolunun gösterilmesine karar verilmesi gerekir (benzer yönde bkz. Bulut Duman ve diğerleri, § 41; Kırca Mühendislik İnş. Turz. Tic. ve San. A.Ş. [1. B.], B. No: 2014/6241, 29/9/2016, § 88) .

20. Şeref ve itibar hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvuruculara ekli tabloda gösterilen miktarlarda manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir. Talepte bulunan başvurucular, maddi zararlarına ilişkin olarak yeterli bilgi/belge sunmadıklarından maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 2022/86971, 2022/89780, 2022/92463, 2022/99758, 2023/22299, 2023/107607, 2023/87399, 2023/91512, 2024/12853, 2024/59919 ve 2024/161 numaralı birleşen başvurularda kamuya açık belgelerde başvurucuların kimliğinin gizli tutulması talebinin KABULÜNE,

B. 1. Şeref ve itibar hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Diğer ihlal iddialarının kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Anayasa'nın 17. maddesiyle bağlantılı olarak 40. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Başvurucuların şeref ve itibarın korunması hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru haklarının ihlali nedeniyle devam eden ihlallerin sonlandırılması için genel hukuk mahkemelerinde dava açma yolunun GÖSTERİLMESİNE,

E. Başvuruculara ekli tabloda gösterilen net miktarlardaki manevi tazminatın ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

F. Ekli tabloda gösterilen yargılama giderlerinin başvuruculara ÖDENMESİNE,

G. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 24/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Çağatay Alaçam ve diğerleri [1. B.], B. No: 2021/22090, 24/12/2025, § …)
   
Başvuru Adı ÇAĞATAY ALAÇAM VE DİĞERLERİ
Başvuru No 2021/22090
Başvuru Tarihi 7/5/2021
Karar Tarihi 24/12/2025
Birleşen Başvurular 2022/73313, 2022/101814, 2022/104796, 2022/109618, 2022/78569, 2022/80648, 2022/81245, 2022/82197, 2022/86971, 2022/89780, 2022/91363, 2022/91442, 2022/92463, 2022/92499, 2022/96773, 2022/99758, 2023/100167, 2023/104162, 2023/105074, 2023/107622, 2023/107811, 2023/107911, 2023/11110, 2023/12396, 2023/16922, 2023/22299, 2023/2450, 2023/32684, 2023/68863, 2023/33168, 2023/33283, 2023/34725, 2023/40402, 2023/44817, 2023/44873, 2023/107607, 2023/60384, 2023/64822, 2023/72447, 2023/77717, 2023/86646, 2023/87399, 2023/87630, 2023/91512, 2023/93114, 2023/94888, 2023/99689, 2024/10506, 2024/12853, 2024/13933, 2024/161, 2024/18762, 2024/28650, 2024/31383, 2024/32075, 2024/35975, 2024/41561, 2024/47953, 2024/48919, 2024/50136, 2024/52458, 2024/52662, 2024/53326, 2024/54522, 2024/58811, 2024/58817, 2024/59919, 2024/60328, 2024/6579, 2024/6916, 2023/87371, 2023/6315, 2024/25480, 2023/65466, 2022/109744

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, kişilik haklarını ihlal ettiği ileri sürülen internet içeriklerine erişimin engellenmesi ve/veya içeriğin çıkarılması yönündeki taleplerin reddedilmesi nedeniyle şeref ve itibarın korunması hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
İfade özgürlüğü İfade özgürlüğü ile bağlantılı etkili başvuru hakkı İhlal Genel mahkemelerde dava açma
İhlal Manevi tazminat
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) Mahkemeye erişim hakkı Başvuru Yollarının Tüketilmemesi
Mülkiyet hakkı Müsadere ve Elkoyma Anayasal ve Kişisel Önemin Olmaması
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi