logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Hakan İnci [2.B.], B. No: 2021/4722, 11/12/2024, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

HAKAN İNCİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/4722)

 

Karar Tarihi: 11/12/2024

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

 

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Kenan YAŞAR

 

 

Ömer ÇINAR

 

 

Metin KIRATLI

Raportör

:

Rıdvan DEMİR

Başvurucu

:

Hakan İNCİ

Vekili

:

Av. Seda ŞARALDI

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda tutulan tutuklunun fiziksel saldırıya uğraması ve bu olay hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddiasıyla Adana F Tipi Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu iken tahliyesine karar verilmesi üzerine 19/7/2019 tarihinde adli bir suça ilişkin mahsup işlemlerinin yapılması amacıyla Adana E Tipi Ceza İnfaz Kurumuna (Ceza İnfaz Kurumu) nakledilmiştir.

3. Başvurucunun beyanlarına göre 20/7/2019 tarihinde, bulunduğu koğuşa gelen infaz ve koruma görevlilerinin ayağa kalkmasını istemesine karşı çıkmıştır. Bu sebeple fiziksel şiddete uğramış ve tek kişilik bir koğuşa götürülmüştür. Ayrıca 21/7/2019 tarihinde Ceza İnfaz Kurumu müdürünün gözetimi altında hücreye alınmış, hücrede elleri arkadan kelepçelenerek falakaya yatırılmış, copla ayaklarının altına vurulmuş, tuzlu suda zıplatılmış, bayılana kadar darbedilmiştir.

4. 20/7/2019 ve 21/7/2019 tarihlerinde Ceza İnfaz Kurumunda görevli infaz koruma memurları tarafından tutulan tutanaklara göre başvurucu, koğuşta ve koğuş dışında slogan atması sebebiyle tek kişilik rehabilitasyon koğuşuna nakledilmiş; sayıma katılmayacağını, siyasi mahpus olduğu gerekçesiyle görevlilere saygı duymayacağını, talimatlarına uymayacağını belirtmiştir. Bu sebeplerle başvurucu ile infaz koruma memurları arasında arbede yaşanmış, başvurucu, Ceza İnfaz Kurumu müdürünün telkinlerine rağmen tutumunu devam ettirmiş; Kurum personelinin üzerine yürümüş, davranışlarından dolayı etkisiz hâle getirilmeye çalışılmış, bu esnada kendisini yere bırakmış, kollarından tutularak koğuşuna götürülmüştür.

5. Başvurucunun anlatımına göre Ceza İnfaz Kurumunun ikinci müdürü başvurucuya işkence yapıldığını, olay yerinde bulunsaydı olayın gerçekleşmesini engelleyeceğini belirtmiştir.

6. Başvurucu 22/7/2019 tarihinde Ceza İnfaz Kurumu revirine başvurmuş, ayağında ağrı olduğunu belirtmiştir. Düzenlenen adli muayene raporunda; başvurucunun dirseğinde 1x1 ebadında bir abrazyon olduğu, başkaca herhangi bir ekimoza rastlanmadığı, ayaklarında ağrı şikâyeti olup herhangi bir lezyon bulunmadığı belirtilmiştir. Başvurucu, 22/7/2019 tarihinde Ceza İnfaz Kurumuna girişi sırasında çıplak arama yapıldığına dair şikâyetle Ceza İnfaz Kurumuna başvurmuştur.

7. Başvurucu 25/7/2019 tarihinde tahliye edilmiştir.

8. Başvurucu, yaşadığını ileri sürdüğü olaylar sebebiyle 31/7/2019 tarihinde Türkiye İnsan Hakları Vakfı İzmir Temsilciliğine (Vakıf) başvurmuş; gördüğünü ileri sürdüğü işkence sebebiyle rapor hazırlanmasını istemiştir. Devletin denetiminde olan hastanelere güvenmediği için Vakfa başvurduğunu belirtmiş; başvurusunda yukarıdaki hususlara ek olarak (bkz. § 3) iki gün boyunca ayaklarının üzerine basamadığını ileri sürmüştür.

9. Başvurucu ile birlikte Ceza İnfaz Kurumunda kalan, başvurucuyla aynı suç kapsamında tutulan Ü.G.A., F.K., F.Ö.A., R.A. ve E.B. 7/8/2019 tarihinde başvurucunun anlatımlarıyla uyumlu olan ve kötü muameleye maruz kaldıklarını belirten dilekçelerle Adana Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) suç duyurusunda bulunmuştur.

10. Başsavcılık, başvurucuya yönelik eylemler hakkında 2019/48290 numaralı dosya üzerinden soruşturma başlatmış; bu kapsamda kamera görüntülerini bağımsız bir bilirkişiye inceletmiş, Ceza İnfaz Kurumundan gerekli bilgi ve belgelerin gönderilmesini istemiş, başvurucunun müşteki olarak, Ceza İnfaz Kurumu müdürünün ise şüpheli olarak ifadesine başvurmuştur.

11. Bilirkişi tarafından düzenlenen Görüntü İzleme Tutanağı'nda, başvurucu ile ceza infaz koruma görevlileri arasında arbede yaşandığının, başvurucunun birkaç kez zorla koğuşuna götürüldüğünün tespit edildiği, 22/7/2019 tarihli görüntülere ilişkin olarak başvurucunun infaz koruma görevlileriyle birlikte yürüdüğünün anlaşıldığı hususlarına yer verilmiştir.

12. Başvurucu, Başsavcılık ifadesinde Ceza İnfaz Kurumu müdürünün tehdit ve hakaretine maruz kaldığını ve onun talimatıyla elleri arkadan kelepçelenerek yüzüstü falakaya yatırıldığını, bu esnada bayıldığını, tuzlu su üzerinde zıplatıldığını, bu olaylar sebebiyle üç gün boyunca ayaklarının üzerine basamadığını, Ceza İnfaz Kurumu müdürü ile diğer kamu görevlilerinden şikâyetçi olduğunu belirtmiştir. Ceza İnfaz Kurumu müdürü ifadesinde olayın başvurucunun tasarladığı bir kurgu olduğunu, sürekli olarak koğuşlarda slogan atarak düzen ve asayişi bozmaya çalıştığını, söz konusu eylemleri sebebiyle hakkında disiplin cezalarının uygulandığını, başvurucunun baygınlık geçirmiş gibi davrandığını, kendisine başvurucunun epilepsi hastası olduğunun söylendiğini, görüntülerde sürüklendiğine ilişkin görüntülerin sebebinin bu olduğunu, başvurucuya yönelik olarak zor kullanma yetkisini aşacak ve başvurucunun da belirttiği şekilde bir işkence olayının yaşanmadığını belirtmiştir.

13. Soruşturma devam ederken başvurucu, Vakfa yaptığı başvuru sonucu düzenlenen raporu 17/4/2020 tarihinde Başsavcılığa ibraz etmiş ve şikâyetinin devam ettiğini bildirmiştir. Başvurucu hakkında Vakıf tarafından düzenlenen raporda; başvurucunun karnında, göğsünde, dirseğinde ve ayaklarında eski yaralar olduğu, sağ üst kol 1/3 alt arka dış yüzde, 5x6 cm'lik alanda birbiri ardına yukarıdan aşağıya doğru 1,2 cm, 6 cm, 4 cm ve 1,8 cm ebatlarında, sol ayak tabanı orta hatta birbirine paralel 8 cm, 3,5 cm ve 8 cm uzunluğunda görülen hafif ekimozlar olduğu belirtilmiştir.

14. Başsavcılık bu rapor üzerine başvurucunun Adli Tıp Kurumuna sevkine karar vermiştir. Anılan karara karşı başvurucu, bir ceza infaz kurumunda bulunduğunu, Adli Tıp Kurumuna gitmesi hâlinde döndüğünde karantinaya alınacağını, bu nedenle Adli Tıp Kurumuna karar üzerine değil de pandemiden sonra gideceğini 7/7/2020 tarihinde belirtmiştir.

15. Başsavcılık, toplanan deliller neticesinde 9/10/2020 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

" ...[M]üştekinin Adana E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü'ne 'Suç Örgütlerini Kullanarak Tehditte Bulunmak' suçundan hükümlü iken tutuklama kararından tahliye edilmesi ve infaz ettiği kesinleşmiş hapis cezasının adli olması nedeniyle 19/07/2019 tarihinde Adana F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünden nakil olarak geldiği,

Müştekinin barındırılmakta olduğu D-27 odasına 20/07/2019 tarihinde görevli memurlarca sabah sayımına girildiği esnada 'ben sayıma katılmam ben siyasi mahkumum TC' nin önünde ayağa kalkmam ben sayım felan vermiyorum' diyerek diğer tutuklu/hüükümlüleri galeyana getirmeye çalıştığı, görevli memurlarca oda dışına çıkartılmak istendiğinde memurlara direnerek slogan atmaya devam ettiği, sayımın güvenli bir şekilde alınması ve herhangi bir üzücü olay yaşanmaması amacıyla oda dışına alındığı, görevli memurlarca konuşulup sakinleştirilmeye çalışıldığı ancak müştekinin'Ben siyasi mahkumum ben sayı felan vermem, sayım almak işkenceye girer. Bize işkence edemezsiniz. Bu tür baskılar bizi yıldıramaz. Ben TC' ye saygı duymuyorum' şeklinde slogan atamaya devam ettiği, bir süre daha konuşulup sakinleştirilmeye çalışıldığı, tekrar aynı odaya verildiğinde odaya girdiği esnada 'Bize işkence ediyorlar, baskılar bizi yıldıramaz' şeklinde slogan atmaya devam ettiği, görevli memurlarca tekrar konuşulduğu,

21/07/2019 tarihinde müştekinin barındırıldığı Rehabilitasyon gözetim odasında saat 10:10 sularında 3 dakika süresince 'insanlık onuru işkenceyi yenecek, infaz şartları iyileştirilsin, direne direne kazanacağız, baskılar hücreler bizi yıldıramaz, baskıya hücreye son' şeklinde slogan atarak kapıya vurması üzerine görevli memurlar tarafından yaptığı bu eylemelerin yanlış olduğu konusunda uyarıda bulunulmasına rağmen 'ben siyasi mahkumum, burada kalmak istemiyorum, istediğim zamanda slogan atıp kapıya vururum' şeklinde sözler söylediği,

21/07/2019 günü 16:30 sularında Kurum Müdürünün rutin denetimi sırasında Vardiya Başmemurunun, Kurum Müdürüne müşteki Hakan İNCİ'nin yapmış olduğu slogan ve eylemler hakkında bilgi vermesi üzerine, Kurum Müdürünün müşteki Hakan İNCİ'yi eylemlerinden vazgeçirmek ve görüşme yapmak üzere iç güvenlik birimine alınmasını istediği, yaptıklarının yanlış olduğunun anlatıldığı, bulunduğu yerin bir Cezaevi olduğu tek kişilik odalar bulunmadığı mecburen çoklu odalarda kalacağı bu yüzden diğer tutuklu hükümlüleri rahatsız etmemesi gerektiği, kendisinin de adli bir dosyadan geldiği anlatılmış olup akabinde tekrardan gözetim odasına alınmak istendiği,odaya gireceği esnada slogan ve eylemlerine devam edeceğini belirtmesi üzerine 2. defa içgüvenlik birimine alındığı ve yapılan uyarılara rağmen kendisini yere attığı, kalkması için uyarıldığı, kendisini kastığı ve yumruklarını sıkarak değişik hareketlerde bulunduğu, slogan atmaya devam ettiği bu sebeple de görevli memurlar nezaretinde müştekinin sakinleşmesi için C-Sağ blok havalandırma bahçesine çıkarıldığı, bir süre sonra burada rahatladığı görülen müştekinin tekrardan odasına alınmak için çağrıldığında kendisini yere atması üzerine memurların yardım ve nezaretinde bulunduğu odasına nasihat edilerek tekrardan konulduğu,

Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük' ün 22/8. Maddesinde 'İnfaz ve koruma başmemuru ile infaz ve koruma memuru, kurumun güvenliğini bozan firara teşebbüs, isyan, rehin alma, saldırı, yasaya veya düzenlemelere dayalı bir emre karşı aktif veya pasif fiziki direnme gibi olaylar ile 5237 sayılı Kanunun 25 inci maddesindeki meşru savunma ve zorunluluk hâli ortaya çıktığında kurum en üst amirinin izni ile zor kullanabilir. Acil hâllerde tehlikenin ortadan kaldırılması amacıyla izin alınmaksızın da zor kullanılabilir. Durumu derhâl en üst amire iletir. Zor kullanan personel gerekenden fazla kuvvet kullanamaz.' şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, görevli infaz koruma memurlarının görevin yerine getirilmesinin gerektirdiği ölçüde kuvvet kullanmasının TCK'nun 24/1,2 kapsamında meşru ve haklı sayılacağı, müştekinin yaralanmasının niteliği de dikkate alındığında, kendisine karşı TCK'nun 256. Maddesinde düzenlenen zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması sonucunda suç işlendiği yönünde, iddiasını destekler mahiyette kesin, inandırıcı ve somut delil bulunmadığı gibi atılı suçun yasal unsurlarının gerçekleşmediği,

Her ne kadar müşteki vekili tarafından dosyaya ibraz edilen Türkiye İnsan Hakları Vakfı Tıbbi Değerlendirme Raporunda müştekinin darp edildiğine yönelik iddialar ileri sürülmüş ise de söz konusu raporun tanzim tarihinin 29/01/2020 başvuru tarihinin ise 31/07/2019 olduğu göz önünde bulundurulduğunda iddia edilen olayın üzerinden yaklaşık 10 gün sonra yapılan kontrol sonucunda tanzim edildiği, iddia edilen olayın hemen akabinde Adana E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Revir Birimi tarafından 22/07/2019 tarihli tanzim edilen rapor ile içerik itibari ile çeliştiği, müştekinin kesin raporunun aldırılmasına yönelik yazılan talimata müştekinin pandemi döneminin bitmesinden sonra ileri bir tarihte aldırmak istediğine ilişkin beyanını sunduğu, olayın üzerinden uzunca bir süre geçmiş olması nedeniyle Adli Tıp Kurumundan rapor aldırılmasının mevcut soruşturma dosyasında herhangi bir etkisinin olmayacağı anlaşılmakla... kovuşturmaya yer olmadığına... [karar verildi.]"

16. Karara karşı yapılan itiraz, Sulh Ceza Hâkimliği tarafından reddedilmiştir. Söz konusu ret kararı başvurucuya 23/12/2020 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 19/1/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

17. Komisyon başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

II. DEĞERLENDİRME

18. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

19. Başvurucu, ceza infaz kurumunda fiziksel saldırıya uğraması ve bu olay hakkında ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağı ile etkili başvuru hakkının ihlal edildiğinden yakınmıştır. Adalet Bakanlığı görüşünde; başvurucunun bir kısım yaralarının zor kullanma yetkisi kapsamında ceza infaz kurumundaki düzeni sağlamaya yönelik çaba kapsamında gerçekleşmiş olabileceği, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda başvurucu hakkında düzenlenen adli raporların bir bütün olarak ele alındığı ve usul yükümlüğüne ait gereklerin özenle yerine getirildiği belirtilmiştir.

20. Başvuru, Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağı kapsamında incelenmiştir.

21. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

22. Güç kullanmaya yetkili kamu görevlilerinin tutumu nedeniyle kendisine karşı güç kullanılması kesin olarak gerekli olmayan bir kişiye karşı fiziksel güce başvurmaları ilke olarak Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasını ihlal eder. Kesin gerekli olduğu hâllerde güç, aşırıya kaçmadan kullanılmalı ve kişinin tutumuyla orantılı olmalıdır (Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, §§ 81, 82).

23. Somut olayda, başvurucunun dirseğinde meydana gelen abrazyonun infaz koruma memurlarının müdahalesi esnasında ortaya çıkmış olabileceği değerlendirilmiştir. İnfaz koruma memurları tarafından tanzim edilen tutanaklar ile başvurucunun anlatımlarından anlaşıldığı kadarıyla başvurucuya güç kullanılmasını gerektiren durumların ortaya çıktığı görülmüştür. Söz konusu abrazyonun meydana gelmesi, güç kullanılmasında sınırın aşıldığı veya orantılı davranılmadığı sonucuna ulaşılması için yeterli değildir. Diğer yandan başvurucu, 22/7/2019 tarihinde Ceza İnfaz Kurumu revirinde düzenlenen rapor içeriğine itiraz etmemiş; raporun yanlış veya eksik düzenlendiğine dair herhangi bir şikâyette bulunmamıştır. Başvurucu, kendisine tekrar işkence yapılmasından korktuğu için ilgililer hakkında hemen suç duyurusunda bulunmadığını belirtmesine rağmen Ceza İnfaz Kurumundaki iş ve işleyişi ve burada görev alanları 22/7/2019 tarihinde şikâyet etmiştir. Ancak uğradığını ileri sürdüğü işkence hakkında herhangi bir beyan veya başvuruda bulunmamıştır. Başvurucu, olaydan sonra uzun bir süre ayaklarının üstüne basamadığını belirtmişse de görüntü çözümlerinden olayın yaşandığının iddia edildiği günün ertesinde olağan bir şekilde yürüdüğü tespit edilmiştir. Başsavcılığın vardığı sonucun aksi bir sonuca varmak için Anayasa Mahkemesinin elinde inandırıcı deliller bulunmamaktadır. Dolayısıyla kötü muamele yasağının maddi boyutunun ihlal edilmediği sonucuna varılmıştır.

24. Anayasa’nın 17. maddesi -“Devletin temel amaç ve görevleri” kenar başlıklı 5. maddesindeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında- bir kimsenin devlet görevlilerinin 17. maddenin üçüncü fıkrasını ihlal eden bir muamelesine uğradığına ilişkin savunulabilir bir iddiada bulunması hâlinde etkili bir soruşturma yürütülmesini gerektirir. Kötü muamelenin kasten yapıldığının ileri sürüldüğü durumlarda iddia hakkında ivedilikle bir ceza soruşturması başlatılmalıdır. Şikâyet olmadığında bile kişiye kötü muamelede bulunulduğuna ilişkin yeterince açık belirtiler varsa konuyla ilgili bir ceza soruşturması açılmalıdır. Soruşturmada olayı aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek tüm deliller toplanmalıdır. Dahası soruşturma süreci, gerektiği ölçüde kamu denetimine ve mağdurun erişimine açık olmalı; mağdur soruşturmaya etkili şekilde katılabilmeli; soruşturmada makul bir özen ve süratle hareket edilmelidir. Ayrıca yetkililer, soruşturmayı sonlandırmak için aceleci davranmamalı ve temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdır (Ali Rıza Özer ve diğerleri, §§ 101-103; S.D., §§ 111-114; Veli Saçılık (2), B. No: 2018/24614, 18/10/2022, § 16).

25. Başvuruya konu olayda Başsavcılığın başvurucunun belirttiği tüm delillerle birlikte gerekli delilleri de toplayarak sonuca vardığı görülmüştür. Başsavcılık, hemen soruşturma işlemlerine başlayarak kamera görüntülerini temin etmiş; görüntülerin çözümü için bağımsız bir bilirkişi tayin etmiştir. Ceza İnfaz Kurumu müdürünün ifadesini şüpheli sıfatıyla ve doğrudan almıştır. Kati rapor düzenlenmesi için başvurucuyu Adli Tıp Kurumuna sevk etmiş ancak başvurucu, sevk işlemini yerine getirmeyeceğini belirtmiştir. Netice itibarıyla Başsavcılığın olayı aydınlatma isteğinden şüphe duyulmasını gerektirecek bir olgu olmadığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edilmediği sonucuna varılmıştır.

26. Açıklanan gerekçelerle kötü muamele yasağının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının maddi ve usul boyutlarının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA,

E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 11/12/2024 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal Olmadığı)
Künye
(Hakan İnci [2.B.], B. No: 2021/4722, 11/12/2024, § …)
   
Başvuru Adı HAKAN İNCİ
Başvuru No 2021/4722
Başvuru Tarihi 19/1/2021
Karar Tarihi 11/12/2024

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, ceza infaz kurumunda tutulan tutuklunun fiziksel saldırıya uğraması ve bu olay hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Kötü muamele yasağı İnfaz kurumunda güç kullanımı İhlal Olmadığı
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi