TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
KEREM DOĞAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2020/40248)
Karar Tarihi: 11/12/2024
Başkan
:
Basri BAĞCI
Üyeler
Engin YILDIRIM
Kenan YAŞAR
Ömer ÇINAR
Metin KIRATLI
Raportör
Eren Can BENAKAY
Başvurucu
Kerem DOĞAN
Vekili
Av. Cengiz ATAYILMAZ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; iş kazasından kaynaklanan tazminat davasında ıslah talebinin zamanaşımından dolayı reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
2. Başvurucu, işçi olarak çalışmaktayken 29/4/2000 tarihinde iş kazası geçirmiş ve yaralanmıştır.
3. Başvurucu, iş kazasının üzerinden dört yıl geçtikten sonra 28/6/2004 tarihinde iş kazası nedeniyle uğradığı zararların karşılanması amacıyla işverene karşı İstanbul Anadolu 2. İş Mahkemesinde (Mahkeme) fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere tedavi ve ameliyat masrafları için 1.000 TL, çalışmadığı aylara ait kazanç kaybı için 1.000 TL, iş gücü kaybından ötürü 1.000 TL ve çektiği acılar sebebi ile manevi tazminat olarak 10.000 TL maddi ve manevi tazminat talepli dava açmıştır. 23/2/2011 tarihinde davasını ıslah eden başvurucu 71.585 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
4. Mahkeme 20/10/2011 tarihli kararla tazminat taleplerini kısmen kabul etmiş; 48.989 TL maddi tazminat ile takdiren 5.000 TL manevi tazminatın başvurucuya ödenmesine hükmetmiştir. Kararın gerekçesinde olaya ilişkin düzenlenen 13/9/2010 tarihli rapor ile davacının %20, davalı işverenin %80 oranında kusurlu olduğunu, davacının maluliyetinin ise SGK raporuna göre %11,2 oranında olduğunu belirtmiştir. 21/1/2011 tarihli hesap bilirkişisinden alınan raporda ise davacının maddi zararının 90.021,95 TL olduğu, bu zarardan SGK tarafından ödenen son peşin sermaye değeri düşülmesi ve yine bu rakam üzerinden de davacının olayda %11,2 oranında maluliyetinin olması ve sonuç çıkan rakamdan %30 oranında hakkaniyet indirimine gidilerek ödenmesi gereken maddi tazminatın 48.989 TL olarak hesaplandığını ifade etmiştir. Son olarak davacının kaza nedeniyle duyduğu üzüntü nedeniyle 5.000 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini aktarmıştır.
5. Temyiz üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 19/11/2012 tarihinde bozma kararı vermiştir. Kararda; davacı tarafından 23/2/2011 tarihinde maddi tazminattın ıslahen artırılmasına yönelik talebine, süresi içerisinde davalı tarafından ileri sürülen zamanaşımı definin kabul edilerek ıslahen istenilen miktarlara ilişkin tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, ıslahen istenilen miktarı da kapsar biçimde tazminat talebinin kabulüne karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu belirtmiştir.
6. Mahkeme 7/3/2013 tarihinde bozma kararına karşı direnerek 48.989 TL maddi tazminat ile takdiren 5.000 TL manevi tazminatın başvurucuya ödenmesine yeniden karar vermiştir. Kararda, insana verilen zararlarda zararı öğrenmenin manası üzerinde durulması gerekmesi nedeniyle davacının zarar verici olayı sonuçlarını ve kesinleşen durumu değerlendirebilecek bilgiye sahip olmasının önemli olduğunu belirtmiştir. Bu sebeplerle zararın öğrenme tarihinin; iş göremezlik oranına ilişkin raporun düzenlendiğini ve bu raporun öğrenildiği tarihler, maluliyet oranını tespit eden sağlık kurulu raporu, kesin maluliyetin belirlendiği tarih olduğunu ifade etmiştir.
7. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 5/2/2019 tarihinde Mahkeme kararının bozulmasına karar vermiştir. Kararda, dava konusu iş kazasının gerçekleştiği 29/4/2000 tarihinde zarar ortaya çıkmış olup sonrasında değişen ve gelişen bir durum bulunmadığından zamanaşımı süresinin başlangıç tarihinin iş kazasının meydana geldiği 29/4/2000 tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini ve bu nedenle de davacı vekilinin 23/2/2011 tarihinde ıslah dilekçesiyle talep ettiği tazminat miktarı yönünden zamanaşımı gerçekleştiğinden bu talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
8. Mahkeme, bozma kararına uyarak davayı kısmen kabul etmiştir. Kararda, dava dilekçesinde iş kazası sonucu uğranılan maddi zararın karşılığı olarak toplam 3.000 TL maddi tazminat talebinde bulunulduğunu, dava tarihi itibarıyla söz konusu maddi tazminat tutarının zamanaşımına uğramadığını belirtmiştir. Buradan hareketle maddi tazminat olarak 3.000 TL ve manevi tazminat olarak tayin ve takdir olunan5.000 TL'nin iş kazası tarihi olan 29/4/2000 tarihinden işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesi gerektiğini ifade etmiştir.
9. Başvurucunun temyiz istemi, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi tarafından 11/11/2020 tarihinde reddedilmiştir.
10. Başvurucuya 25/11/2020 tarihinde karar tebliğ edilmiş, başvurucu 9/12/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
11. Komisyon tarafından 15/12/2023 tarihinde başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasını, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olarak değerlendirildikten sonra başvurunun mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasının kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
12. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
13. Başvurucu; yaşanılan kazanın iş kazası olarak tespitinin olay tarihi itibarıyla mümkün olmadığını, dava açtığı tarihte dahi maluliyet ve iş kazasına ilişkin gerekli tespitlerin yapılmamış olduğunu, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile olayın iş kazası olduğunun anlaşıldığını belirterek ıslah talebinin zamanaşımı nedeniyle reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
14. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
15. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme) yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., § 34).
16. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru kapsamında yaptığı değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına geldiğini, kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka anlatımla mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamaların mahkemeye erişim hakkını ihlal edebileceğini ifade etmiştir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).
17. Dava açmayı imkânsız kılacak ya da aşırı zorlaştıracak ölçüde kısa olmadıkça dava açma ya da kanun yollarına başvurma için belli sürelerin öngörülmesi hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve tek başına bu durum mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmaz (Remzi Durmaz, B. No: 2013/1718, 2/10/2013, § 27). Bu nedenle usul kurallarını uygularken mahkemelerin yargılamanın hakkaniyetine zarar getirecek ölçüde katı şekilcilikten ve kanunla öngörülmüş usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak aşırı esneklikten kaçınmaları gerekir (Kamil Koç, B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 65).
18. Somut olayda başvurucu 29/4/2000 tarihinde gerçekleşen iş kazasından sonra 28/6/2004 tarihinde 3.000 TL maddi tazminat talepli dava açmış ve 23/2/2011 tarihli dilekçe ile bu talebini ıslah etmiştir. Mahkeme, iş kazasının meydana geldiği tarihten itibaren başlayan zamanaşımının ıslah tarihinde dolmuş olduğu gerekçesiyle başvurucunun dava dilekçesindeki talebiyle bağlı kalarak 3.000 TL tazminat ödenmesine karar vermiştir.
19. Anayasa Mahkemesi, somut başvuruya benzer nitelikteki iddiaları Çetin Akboğa [GK] (B. No: 2019/430, 23/3/2023) kararında incelemiştir. Anılan karara konu olayda 5/1/2005 tarihinde gerçekleşen iş kazasından sonra 6/8/2007 tarihinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak kaydıyla 2.000 TL maddi tazminat talepli dava açılmıştır. Bilirkişi incelemesi sonucu maddi zarar 121.312,31 TL olarak belirlenmiş ve 8/11/2016 tarihli dilekçe ile maddi tazminat talebi bilirkişi raporundaki tutar kadar artırılmıştır. İlk derece mahkemesi de başvurucunun davasını kabul etmiş ise de Bölge Adliye Mahkemesi, iş kazasının meydana geldiği 5/1/2005 tarihinden itibaren başlayan zamanaşımının ıslah dilekçesinin sunulduğu 8/11/2016 tarihinde dolduğu gerekçesiyle bilirkişi raporu doğrultusunda artırılan maddi tazminat kısmı yönünden davayı reddetmiştir.
20. Anılan başvuruda davanın ıslah ile artırılan kısmının reddedilmesini mahkemeye erişim hakkı kapsamında inceleyen Anayasa Mahkemesi, davaya konu zararın tespit edilmesinin belli bir uzmanlık gerektirdiğine bu nedenle zararın boyutunun belirlenebilmesi için yargı mercilerince bilirkişi raporu alınmasına karar verildiğine dikkat çekmiş ve zararının tamamını yargılamanın başlangıcında bilmesinin başvurucudan beklenemeyeceğini, bu sebeple başvurucunun tüm zararı için tazminat talep edemediğini belirtmiştir (Çetin Akboğa § 68).
21. Anayasa Mahkemesi, anılan kararda yaptığı değerlendirmede zamanaşımı süresinin başlangıcı yönünden davanın açıldığı tarihte başvurucunun zararın miktarını bilebilmesinin mümkün olmadığı hususu dikkate alınmadan karar verilmesinin başvurucunun bilirkişi raporuyla belirlenen tazminat tutarının tamamını talep edebilme imkânını ortadan kaldırdığı; başvurucunun bilirkişi raporundan sonra artırdığı alacak talebinin zamanaşımı gerekçesiyle reddedilmesine ilişkin yorumun başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yüklediği, başvurucunun katlanmak zorunda kaldığı külfetin hedeflenen meşru amaçla karşılaştırıldığında orantısız olduğu, dolayısıyla müdahalenin ölçülü olmadığı sonucuna ulaşmıştır (Çetin Akboğa §§ 73, 74).
22. Anılan kararda ayrıca, Türk hukukunda belirsiz alacak davasına ilişkin düzenlemenin kabulünden önceki döneme ilişkin olarak açılan kısmi davalarda başvurucuların zararın miktarını dava tarihi itibarıyla öğrenebilmelerinin kendilerinden beklenemeyeceğine dair AİHM'in ihlal kararlarına da dikkat çekilmiştir (Çetin Akboğa § 69).
23. Somut olay yukarıda yer verilen ilkeler bakımından değerlendirildiğinde başvurucunun iş kazası nedeniyle oluşan maluliyet durumunun ve uğradığı zararın davanın açıldığı tarihte belirli olmadığı, bu hususların yargılama sırasında olaya ilişkin alınan 13/9/2010 tarihli ve 21/1/2011 tarihli bilirkişi raporları neticesinde öğrenildiği anlaşılmaktadır. Nitekim başvurucu da zararın öğrenilmesinden sonra 23/2/2011 ıslah talebinde bulunmuştur.
24. Yukarıda yer verilen tespitler ışığında başvuruya konu olay değerlendirildiğinde başvurucunun ıslaha konu dava değerinin artırılan kısmı yönünden davanın zamanaşımından reddedilmesine ilişkin uygulamanın başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yüklediği, başvurucunun katlanmak zorunda kaldığı külfetin hedeflenen meşru amaçla karşılaştırıldığında orantısız olduğu, dolayısıyla müdahalenin ölçülü olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
25. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
26. Başvurucu; ihlalin tespitine, yeniden yargılama yapılmasına ve 45.989 TL maddi tazminata karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
27. Başvuruda tespit edilen hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Bu kapsamda kararın gönderildiği yargı mercilerince yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatmak ve Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar vermektir (Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
28. Yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesi mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçları bakımından yeterli bir giderim oluşturduğundan başvurucunun tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul Anadolu 2. İş Mahkemesine (E.2019/283, K.2019/339) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
E. 446,90 TL harç ve 30.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 30.446,90 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 11/12/2024 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.