logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Hayriye Uyar [2. B.], B. No: 2021/50281, 10/2/2026, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

HAYRİYE UYAR BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/50281)

 

Karar Tarihi: 10/2/2026

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

 

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Yıldız SEFERİNOĞLU

 

 

Kenan YAŞAR

 

 

Ömer ÇINAR

 

 

Metin KIRATLI

Raportör

:

Tuğba TUNA IŞIK

Başvurucu

:

Hayriye UYAR

Vekili

:

Av. Ozan GÜRHAN

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, yurt dışı borçlanma yoluyla yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesine ilişkin davada talep edilmesine rağmen faize hükmedilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu, 8/5/1985 tarihli ve 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun gereğince yurt dışındaki hizmet sürelerinin saydırılması için 1995 yılında Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK/Kurum) başvurmuştur.

3. SGK tarafından talebi kabul edildikten sonra başvurucu, borç olarak tahakkuk ettirilen 5.494 USD'yi Kuruma ödemiştir.

4. Başvurucu 13/2/2007 tarihinde tahsis talebinde bulunmuşsa da Kurum tarafından 3201 sayılı Kanun kapsamında yapılan borçlanmanın anılan Kanun'da yer alan yurda kesin dönüş yapılması gerektiği şartının yerine getirilmediği gerekçesiyle iptal edildiği belirtilmiştir.

5. Başvurucu yurt dışı borçlanma yoluyla aylık bağlanması talebinin ret gerekçesi olan yurda kesin dönüş yapılması gerektiğine ilişkin 3201 sayılı Kanun'un 3. maddesinde yer alan hükmün Anayasa Mahkemesi tarafından (AYM, E.2000/36, K.2002/198, 12/12/2002) iptal edildiğini belirterek 1/9/2003 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması talebiyle 14/6/2010 tarihinde Ankara 12. İş Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Başvurucu vekili dava dilekçesinin açıklamalar kısmında dava konusu olaylara kronolojik olarak yer verdikten sonra "3201 sayılı yasa hükümleri doğrultusunda 22/8/2003 tarihinde emekli müracaatı yapmış olan müvekkilimin bu tarihten günümüze kadar birikmiş olan maaşlarının tarafına gecikme faizleriyle ödenmesine ... Arz ve Talep ederim." şeklinde talepte bulunduğu görülmüştür. Dava dilekçesinin "İSTEM SONUCU" kısmında ise "Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla; davacının borçlanmasına ilişkin kurum işleminin iptaline ve birikmiş olan maaş kaybının kendisine ödenmesine ve maaşının ödenmeye devam ettirilmesine, kurum işlemi iptal edilmezse, yapılan ödemenin hizmet sayılmasına...arz ve talep ederim" şeklinde talepte bulunmuştur.

6. Mahkeme 24/2/2015 tarihli kararıyla başvurucunun yurt dışı borçlanma işlemini iptal eden Kurumun işleminin iptaline, yurt dışı borçlanma işleminin geçerli olduğunun tespitine, başvurucuya 1/5/2007 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına karar vermiştir.

7. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi (Yargıtay Dairesi) temyiz incelemesi sonucunda 1/11/2016 tarihinde başvurucunun ödediği bedelin başvurucuya iade edilip edilmediğinin netleştirilmesi gerektiği gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar vermiştir.

8. Mahkeme, bozma kararına uymak suretiyle yaptığı yargılama sonucunda 8/11/2019 tarihli kararıyla başvurucunun yurt dışı borçlanma işlemini iptal eden Kurumun işleminin iptaline, başvurucuya 1/5/2007 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına, anılan tarihten bu yana ödenmemiş olan yaşlılık aylıklarının yasal faiziyle beraber ödenmesine karar vermiştir.

9. Yargıtay Dairesi 13/10/2021 tarihli temyiz kararıyla Mahkeme kararının yaşlılık alacağına uygulanan faiz yönünden düzeltilerek onanmasına karar vermiş; karar gerekçesinde, bozma kararından önce başvurucu bilirkişi raporuna karşı beyanında ödenmeyen aylıkların faiziyle birlikte tahsilini talep etmişse de dava dilekçesinde faizden bahsetmemesi ve ıslah da yapmaması nedeniyle faiz konusunda karar verilmemesi gerektiğini ifade etmiştir.

10. Başvurucu, nihai kararı 4/11/2021 tarihinde öğrendikten sonra 15/11/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

11. Başvurucu 4/11/2021 tarihinde karar düzeltme talebinde bulunmuştur. Dilekçede, dava dilekçesinde talep etmesine rağmen talep edilmediği gerekçesiyle faize hükmedilmemesinin maddi hataya dayandığını ileri sürmüştür. Yargıtay Dairesi 16/2/2022 tarihinde karar düzeltme talebini, söz konusu karara karşı karar düzeltme yolunun kapalı olması ve temyiz kararında maddi hatanın bulunmaması sebebiyle reddetmiştir.

12. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

13. Başvurucu, dava dilekçesinin sonuç kısmının üzerinde yer alacak şekilde dava konusu aylığına faiz işletilmesi talebinde bulunmasına rağmen Yargıtay Dairesinin Mahkeme kararını faiz istemi yönünden düzelterek onadığını belirtmiştir. Yargılama sonucunda yaklaşık on dört yıldır ödenmeyen aylıklarına faiz uygulanmadığından yaşlılık aylığının değer kaybetmesi sebebiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

14. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; ilgili mevzuat kapsamında yaşlılık aylığının ödenmesinde faiz uygulanmasının öngörülmediği, faizin ancak mahkeme kararıyla hükmedilmesi durumunda ödenebileceği, bu nedenle başvurucunun yaşlılık aylığına faiz ödemesi yapılmadığı ifade edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

15. Başvurucunun şikâyetinin özü, dava dilekçesinde açık ve net bir şekilde faiz talebinde bulunmasına rağmen yargılama sonunda ödenmesine hükmedilen aylığa dava dilekçesinde talep etmediği gerekçesiyle faiz uygulanmamasına ilişkindir. Başvurucunun şikâyetinin Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde teminat altına alınan etkili başvuru hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

16. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

17. Somut olayda başvurucu, Mahkeme kararı ile 2007 yılından itibaren yaşlılık aylığına hak kazanmış; karar, kanun yolu denetiminden de geçerek kesinleşmiştir. Başvurucunun Mahkeme kararı ile hükmedilen yaşlılık aylığı Anayasa'nın 35. maddesi bağlamında mülk teşkil etmektedir.

18. Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkı, temel hak ve özgürlüklerin korunması amacıyla oluşturulan idari ve yargısal mekanizmalara yapılan başvuruların mutlaka başvurucu lehine sonuçlanmasını güvence altına almamaktadır. Bu bağlamda ilgili idari ve yargısal mercilere düşen ödev, başvurucunun şikâyetinin esasını inceleyerek ilgili ve yeterli bir gerekçeyle karara bağlamaktır. Bununla birlikte mahkemelerin yorum ve değerlendirmelerinin söz konusu başvuru yoluna müracaat edilmesini anlamsız kılacak, başarı şansını zayıflatacak derecede keyfîlik içermesi ya da açıkça makul olmayan bir muhakemeye dayanması hâlinde etkili başvuru hakkı ihlal edilebilir (Seyfettin Şimşek [2. B.], B. No: 2019/21111, 30/3/2022, § 41).

19. Etkili başvuru hakkı anayasal bir hakkının ihlal edildiğini ileri süren herkese hakkın niteliğine uygun olarak iddialarını inceletebileceği makul, erişilebilir, ihlalin gerçekleşmesini veya sürmesini engellemeye ya da sonuçlarını ortadan kaldırmaya (yeterli giderim sağlama) elverişli idari ve yargısal yollara başvuruda bulunabilme imkânı sağlanması olarak tanımlanabilir (Y.T. [GK], B. No: 2016/22418, 30/5/2019, § 47; Murat Haliç [1. B.], B. No: 2017/24356, 8/7/2020, § 44).

20. Etkili başvuru hakkı, Anayasa'ya aykırılığı iddia edilen bir husustan kendisinin zarar gördüğünü düşünen kişinin hem iddiaları hakkında karar verilmesini hem de mümkünse zararının giderilmesini sağlamak için hukuki bir yola başvurabilmesini gerektirir. Başka bir deyişle Anayasa'da düzenlenen temel hak ve özgürlüklerden birinin savunulabilir düzeyde ihlal edilmesinden dolayı mağdur olduğunu ileri süren herkes Anayasa'nın 40. maddesi kapsamında etkili başvuru hakkına sahiptir (Sıtkı Güngör [2. B.], B. No: 2013/5617, 21/4/2016, § 87).

21. Mülkiyet hakkı kapsamında alacağın geç ödenmesi durumunda arada geçen sürede enflasyon nedeniyle paranın değerinde oluşan hissedilir aşınma ile mülkiyetin gerçek değeri azaldığı gibi bu bedelin tasarruf veya yatırım aracı olarak getirisinden yararlanma imkânı da bulunmamaktadır. Bu şekilde kişiler mülkiyet haklarından mahrum edilerek haksızlığa uğratılmaktadır (AYM, E.2008/58, K.2011/37, 10/2/2011).

22. Başvuruya konu olayda başvurucu, yaşlılık aylığı bağlanmasına hükmedilmesi talebiyle açtığı davada Kuruma başvurduğu tarihten itibaren birikmiş aylıklarına faiz işletilmesi talebinde bulunmuştur. Faiz talebi ilk derece mahkemesi tarafından kabul edilmişse de temyiz incelemesini yapan Yargıtay Dairesi dava dilekçesinde faiz talebi olmadığı ve bu yönde ıslah yapılmadığı gerekçesiyle başvurucunun geriye dönük alacaklarına faiz uygulanmamasına karar vermiştir.

23. Başvuruya konu yargılama sonucunda 13/10/2021 tarihli Yargıtay Dairesi kararıyla başvurucuya 1/5/2007 tarihinden itibaren yaşlılık aylığının bağlanmasına karar verilmiştir. Öte yandan başvurucunun yaklaşık on dört yıl boyunca birikmiş olan aylıklarında meydana gelebilecek muhtemel değer kayıplarının telafisi için dava dilekçesinde talep etmesine rağmen faiz talebinin reddedilmesinin alacağına kavuşamayan, süreç içinde alacağı üzerinde tasarrufta bulunamayan ve alacağın değerinin düşmesini önleyici tedbirler de alamayan başvurucunun mülkiyet hakkını olumsuz etkilediği açıktır.

24. Başvurucunun dava dilekçesinin incelenmesi sonucunda geçmişe dönük alacaklarına faiz uygulanmasını talep ettiği görülmüştür. Ancak Yargıtay Dairesi dava dilekçesinde faiz talebinin bulunmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi tarafından hükmedilen faizi kaldırmıştır. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26. maddesinde hâkimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu, daha fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği ancak duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebileceği düzenlenmiştir. Anılan maddenin lafzına göre hâkimin talepten daha azına karar verebileceği belirtilmişse de somut olayda Yargıtay Dairesinin faiz talebine hükmetmeme gerekçesi başvurucunun dava dilekçesinde faiz talebinde bulunmamasıdır. Yargıtay Dairesinin bu yorum ve değerlendirmesi başvurucunun mülkiyet hakkı kapsamında kabul edilen yaşlılık aylığında zaman içinde meydana gelen aşınmayı telafi yolu olan faizin uygulanmamasına neden olmuştur.

25. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde teminat altına alınan etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

26. Başvurucu, ihlalin tespiti ile yeniden yargılama yapılması talebinde bulunmuştur.

27. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde teminat altına alınan etkili başvuru hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Yargıtay 10. Hukuk Dairesine (E.2020/2586, K.2021/12170) iletilmek üzere Ankara 12. İş Mahkemesine (E.2017/179, K.2019/513) GÖNDERİLMESİNE,

D. 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 10/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Hayriye Uyar [2. B.], B. No: 2021/50281, 10/2/2026, § …)
   
Başvuru Adı HAYRİYE UYAR
Başvuru No 2021/50281
Başvuru Tarihi 15/11/2021
Karar Tarihi 10/2/2026

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, yurt dışı borçlanma yoluyla yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesine ilişkin davada talep edilmesine rağmen faize hükmedilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Mülkiyet hakkı Mülkiyet hakkı ile bağlantılı etkili başvuru hakkı İhlal Yeniden yargılama
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi