TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
FERİDUN OSMANAĞAOĞLU VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2021/53409)
Karar Tarihi: 15/1/2025
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
Recai AKYEL
Selahaddin MENTEŞ
Muhterem İNCE
Yılmaz AKÇİL
Raportör
Şeyda Nur ÜN
Başvurucular
1. Feridun OSMANAĞAOĞLU
2. Hasan Basri YILDIZ
3. Turan AKTAŞ
Vekili
Av. Seda ŞARILDI
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, haksız olarak konutu terk etmemek şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. İstanbul Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü tarafından 14/9/2021 tarihli İhbar Tutanağı ile "Devrimci Halk Kurtuluş Partisi/Cephesi (DHKP/C) silahlı terör örgütü yapılanmaları olan Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Yardımlaşma Derneği (TAYAD) ve Direnişçiler Meclisi isimli yapılanmalar adına İstanbul'da değişik tarihlerde düzenlenen eylem ve faaliyetlerine ilişkin tespitler ve tanzim edilen rapor" İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosuna (Cumhuriyet Başsavcılığı) gönderilmiştir.
3. Kolluk Kuvvetleri tarafından şu tespitlerde bulunulmuştur:
"-DHKP-C üyelerinin, örgüt ideolojisi ve amacı doğrultusunda, şiddet içeren veya çoğunlukla şiddet içermeyen sözde adalet aramak, hak talep etmek gibi demokratik kavramları kullanarak, devlet-toplum dengesini bozacak şekilde sivil itaatsizlik eylemleri gerçekleştirdiği, yapılan bu eylemleri sosyal medya üzerinden geniş kitlelere yayılmasını sağlamak amacıyla basılı ve dijital olarak yayınladığı, yapılacak eylemlere katılım çağrıları yaptığı, söz konusu eylemleri sahiplenerek, yasal görüntü izlenimi de yaratarak söz konusu eylemleri gerek örgüte taban kazandırmak gerekse tabanını motive etmek amacı ile örgüt propagandası yapmak için kullandığı,
-Twitter sosyal medya hesabı üzerinden paylaşım yapan ''DİRENİŞLER MECLİSİ' '@Direnis_Meclisi' isimli/rumuzlu kullanıcı hesabından değişik tarihlerde yapılan paylaşımlar ile, örgütün güncel olarak 'Nuriye Gülmen' e Özgürlük', 'Ali Osman Köse Serbest Bırakılsın', 'Turan Aktaş İşe Geri Alınsın', 'Ankara Yüksel Direnişi', 'Edibe Ana İçin Adalet', 'Çorlu İçin Adalet', 'Şenyaşar Ailesi İçin Adalet', 'Burak İçin Adalet', 'Gülistan Doku Nerede' başlıklı ve konulu eylemleri organize ederek, bu yönde kitle oluşturma çabası içerisinde olduğu, bu amaçla 'Direnişler Meclisi' olarak il genelinde yapılan duvarlara gazete yapıştırma, afişleme, pullama ve kuşlama, DHKP/C Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak suçundan hükümlü Ali Osman Köse' nin serbest bırakılması, Şişli Belediyesinde işten çıkarılan Turan Aktaş'a destek verme ile ilgili eylemlerin paylaşılmasının yanı sıra, şüphelilerin gerçekleştirdikleri aşağıda belirtilen eylemlerinin de sahiplenildiği,
-DHKP/C'nin alan yapılanmalarından olan İdil Kültür Merkezi'nde 14.10.2021 tarihinde, çelik levha ve demirlerle çevrili ve güçlendirilmiş kısımda yapılan aramada, ön kısmında 'Verbatim 32 GB', arka kısmında ise 'E532G1626 TWLKA67038A47' ibareleri bulunan SD Kart ele geçirildiği, yapılan incelemede; DHKP/C'nin yurt dışında bulunan Merkez Komite ve yurt içinde bulunan örgüt üyelerinin aralarında yapmış oldukları yazışmalar bulunduğu, örgütün alan yapılanması olan 'Tutuklu Aileleri Yardımlaşma Derneği (TAYAD)' isimli yapının 'TARAKÇILAR' olarak kodlandığı, Adı geçen derneğin, 677 sayılı KHK ile kapatılan derneklerden olduğu,
-TAYAD rumuzlu '@TayadliAileler2' kullanıcı adlı Twitter hesabı incelendiğinde; hesap üzerinden değişik tarihlerde yapılan paylaşımlarda, DHKP/C Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak suçundan hükümlü Ali Osman Köse'nin serbest bırakılması ile ilgili paylaşımlar bulunduğu, söz konusu paylaşımlarda kuşlama yapılması ve pankart asılması ile ilgili eylemlerin yer aldığı, gerek söz konusu hesaptan gerekse benzer şekilde faaliyet gösteren 'Halkın Sesi TV' rumuzlu 'halkinsesitv' kullanıcı adlı ve 'Burası Okmeydanı' rumuzlu 'OkmeydaniH' kullanıcı adlı hesaplardan yapılan paylaşımlardaki haber/video/foto içeriklerinden şüphelilerin tespit edildiği...
-Şüphelilerden FERİDUN OSMANAĞAOĞLU ile ilgili olarak; 'Direnişler Meclisi' isimli örgüt yapılanması içerisinde ve ayrıca 'TAYAD' isimli yapı içerisinde faaliyet yürüttüğü, 'Direnişler Meclisi' adlı yapılanma tarafından değişik zamanlarda yapılan basın açıklamalarına aktif olarak katıldığı, TAYAD içerisinde faaliyet yürüttüğü, bu kapsamda çeşitli tarihlerde eylemlere katıldığı, yapılan paylaşım üzerine her Çarşamba DHKP/C Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak suçundan hükümlü Ali Osman Köse ile ilgili eylem çağrısı üzerine, İstanbul Adalet Sarayı önündeki farklı tarihlerdeki destek eylemlerine katıldığı, farklı tarihlerde TAYAD organizesindeki ölen DHKP/C Silahlı Terör Örgütü üyelerinin mezarlarını ziyaret ettiği, adresinde yapılan aramada; hakkında toplatma kararı bulunan Tavır Dergisi 2020 Aralık özel sayısı, hakkında toplatma kararı bulunan Tavır Dergisi 2021 Ağustos sayısı, sayfalar halinde ve ön kapak kısmında 'Hasta Tutsaklara Özgürlüğün Adı Güler Zere' ibareleri, Güler Zere için yapılan yürüyüşe ait resimler ve şahsın resminin yer aldığı materyal bulunduğu tespitlerin yapıldığı,
-Şüphelilerden HASAN BASRİ YILDIZ ile ilgili olarak; 'Direnişler Meclisi' isimli örgüt yapılanması içerisinde ve ayrıca 'TAYAD' isimli yapı içerisinde faaliyet yürüttüğü ve bu gruplar adına yapılan basın açıklamalarına aktif olarak katıldığı, bu kapsamda farklı tarihlerdeki eylemlere katıldığı, yapılan paylaşım üzerine her Perşembe 'Adalet İstiyoruz' eylemi için yapılan çağrı üzerine, İstanbul Adalet Sarayı önündeki destek eylemlerine katıldığı, Yunanistan Başkonsolosluğu binası önünde, yanında ... olduğu halde birlikte 'İşbirlikçi Faşist Yunanistan Mahkemeleri Türkiyeli 11 Devrimciyi Yargılayamaz. Devrimcilik Yapmak Suç Değil, Görevdir. TAYAD' LI AİLELER' imzalı pankart açtıkları, şüphelinin TAYAD binasında yakalandığı,
-Şüphelilerden TURAN AKTAŞ ile ilgili olarak; 'Direnişler Meclisi' ve 'Devrimci İşçi Hareketi' isimli örgüt yapılanmaları içerisinde faaliyet yürüttüğü, Şişli Belediyesi çalışanı iken işten çıkarılması ile ilgili olarak, işe geri dönüşünü sağlamak amacıyla 'İşçi Meclisi' imzalı yelek ile Şişli Belediyesi önünde eylemler yaptığı, fener uçurma, pullama, duvar gazetesi, yazılama, pankart asma, afiş asma, imza kampanyası, dilekçe verme gibi eylemlerin organize edildiği, 15 Eylül tarihinde yapacağı yürüyüş için örgüt yapılanmalarından olan Devrimci İşçi Hareketi ve Dev -Genç yapılanması tarafından destek çağrılarında bulunulduğu, örgütün ve 'Direniş Meclisi' isimli örgüt yapılanmasının, şüphelinin bu eylemlerini sahiplendiğinin örgüte ait yayınlardan (Halk Okulu, Halkın Sesi gibi) açıkça anlaşıldığı, DHKP/C'nin ölüm orucu eylemlerinde ölen üyelerinin mezarlarını ziyaret ettiği, DHKP/C üyelerinin tutuklu olarak yargılanan üyelerinin duruşmalarına başka örgüt üyeleri ile birlikte katılım yaptığı, farklı tarihlerdeki eylemlere katıldığı, yakalandığı esnadaki üst aramasında 'Şişli Chp'li Belediye, - KHK' lılar, - Şenyaşar Ailesi, Rabia Naz, - Edibe Özçelik, - Mücahit Miroğlu, - İkizdere Orman Katliamı, - Orman Yangınları, - HES' lerin Faturası, - Bozkurt Sel Katliamı' yazıları bulunan el yazılı doküman ve 'EKİM POLAT 24 yaşında 5 yıllık tutsak, 24 yıl hükümlü - kalp hastası tansiyon, büyüme Hormonu hastası, - 5 yıldır tek başına hücrede - 90 gündür açlık grevinde - annesi 14 gündür destek açlık grevinde -annesi Şişli' de cafe işletiyor - Teyyareci Cemal Sokak Şişli Camii karşısında Eski YKM Sokağı, 'CAN CAFE' annenin ismi SONGÜL İLKER' şeklinde not ele geçirildiği"
4. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucuların da aralarında bulunduğu şahıslar hakkında terör örgütüne üye olma suçundan soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma devam ederken Cumhuriyet Başsavcılığı 24/9/2021 tarihinde aralarında başvurucuların da bulunduğu dokuz kişi hakkında 13/12/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun314/2. maddesi gereğince silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklama kararı verilmesini sulh ceza hâkimliğinden talep etmiştir. İstanbul 3. Sulh Ceza Hakimliği (Sulh Ceza Hâkimliği) 24/9/2021 tarihinde "...şüphelilerin üzerilerine atılı suçu işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller bulunduğu, atılı suçun CMK'nın 100/3-a maddesinde yazılı kanunen tutuklama nedeni var sayılan katalog suçlardan olduğu, fakat delillerin büyük ölçüde toplanmış olması, delil karartma ihtimalinin bulunmaması, şüphelilerin sabit ikametgah sahibi olmaları, bir kısım şüphelilerin sağlık sorunları bulunması hususları ile birlikte mevcut delil durumu göz önüne alınarak tutuklama tedbiri yerine adli kontrol tedbirinin yerinde ve ölçülü olacağı" gerekçesiyle başvurucular hakkındaki tutuklama talebinin reddine, yurt dışına çıkmamak ve konutu terk etmemek şeklindeki adli kontrol tedbirlerinin uygulanmasına karar vermiştir. Başvurucuların konutu terk etmemek şeklindeki adli kontrol tedbirine yönelik itirazları İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından 28/9/2021 tarihinde "adli kontrol tedbirinin zorunlu, uygun ve orantılı olduğu" gerekçesiyle reddedilmiştir.
5. Başvurucular nihai hükmü 16/10/2021 tarihinde öğrendikten sonra 20/10/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
6. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan inceleme neticesinde başvuruculardan Feridun Osmanağaoğlu hakkında verilen konutu terk etmemek şeklindeki adli kontrol tedbirinin 22/11/2021 tarihinde, başvuruculardan Turan Aktaş hakkında verilen konutu terk etmemek şeklindeki adli kontrol tedbirinin ise 6/12/2021 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından resen kaldırıldığı görülmüştür.
7. Akabinde Cumhuriyet Başsavcılığının 6/12/2021 tarihli iddianamesiyle, başvurucuların da aralarında olduğu on altı kişi hakkında terör örgütüne üye olma suçundan kamu davası açılmıştır.
8. Yargılamanın yapıldığı İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesi (Ağır Ceza Mahkemesi) 25/12/2021 tarihli tensip zaptında, başvuruculardan Hasan Basri Yıldız hakkında verilen konutu terk etmemek şeklindeki adli kontrol tedbirinin kaldırılmasına karar vermiştir. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi önünde derdesttir.
9. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
II. DEĞERLENDİRME
10. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucuların açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
11. Başvurucular; haklarındaki suçlamanın temelde İstanbul'un değişik yerlerinde ve farklı tarihlerde katıldıkları basın açıklamalarına dayandığını, söz konusu basın açıklamalarının herhangi bir suç unsuru içermediğini ve barışçıl nitelikte olduğunu, basın açıklamalarına kolluk kuvvetlerinin bir müdahalesi dahi bulunmadığını, buna karşın haklarında konutu terk etmemek şeklinde adli kontrol kararı verilmesinin toplantılara katılma haklarının engellenmesine yönelik olduğunu belirtmiştir. Ayrıca başvurucular; verilen adli kontrol tedbirinin hukuka aykırı olduğunu, sağlık sorunlarının bulunduğunu, konutu terk etmemek şeklindeki adli kontrol tedbiri nedeniyle kişisel ihtiyaçlarını karşılayamadıklarını iddia etmiştir.
12. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; mevcut başvuruda başvurucuların toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilip edilmediği konusunda Anayasa Mahkemesi tarafından yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
13. Başvurucuların konutu terk etmemek şeklindeki adli kontrol tedbirine yönelik iddiaları bir bütün hâlinde kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmiştir (benzer değerlendirme için bkz. Esra Özkan Özakça [GK], B. No: 2017/32052, 8/10/2020, §§ 68-76).
14. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
15. Anayasa Mahkemesi konutu terk etmemek şeklindeki adli kontrol tedbirinin niteliği, uygulanış şekli ve özellikleri itibarıyla hareket serbestîsi üzerindeki sınırlayıcı etkisinin derece ve yoğunluk olarak seyahat özgürlüğüne göre oldukça ileri bir boyutta olduğu, dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına müdahale teşkil ettiği sonucuna varmıştır (Esra Özkan Özakça §§ 68-76).
16. Konutun terk edilmemesine yönelik bir yükümlülüğü içeren adli kontrol tedbirinin hukukiliğinin değerlendirilmesinde -tıpkı tutuklamanın hukukiliğinin incelenmesinde olduğu gibi- tedbirin kanun tarafından öngörülüp öngörülmediği, isnat edilen suçun işlendiğine dair kuvvetli şüphe bulunup bulunmadığı, Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanılıp dayanılmadığı, tedbirin ulaşılmak istenen amaç bakımından ölçülü olup olmadığı dikkate alınır. Çünkü böyle bir adli kontrol tedbiri tutuklamaya seçenek bir koruma tedbiridir. Dolayısıyla söz konusu tedbire ancak suçlamanın kuvvetli sayılabilecek inandırıcı delillerle desteklenmesi şartıyla, suçluluğu hususunda kuvvetli belirti bulunan kişiler hakkında, tedbir uygulanacak kişinin kaçmasını ya da delilleri yok etmesini veya değiştirmesini önlemek amacıyla ve ulaşılmak istenen amaç yönünden bir ölçüsüzlük yoksa başvurulabilir. Adli kontrol kapsamındaki başka yükümlülüklerin ulaşılmak istenen meşru amaç bakımından yeterli olması hâlinde kişi konutu terk etmeme yükümlülüğüne tabi tutulmamalıdır (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Esra Özkan Özakça, §§ 78-83).
17. Başvurucuların bireysel başvuruya konu ettiği husus 5237 sayılı Kanun'un 314. maddesi gereğince terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen bir soruşturma kapsamında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 109. maddesi uyarınca verilen konutu terk etmemek şeklindeki adli kontrol tedbiridir. Dolayısıyla başvurucular hakkında verilen ve adli kontrol yükümlülüğü olarak uygulanan konutu terk etmemek şeklindeki tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.
18. Kanuni dayanağı bulunan söz konusu tedbir açısından başvurucuların isnat edilen suçu işlediklerine dair kuvvetli şüphe bulunup bulunmadığının incelenmesi gerekmektedir.
19. Sulh Ceza Hâkimliği, adli kontrole hükmettiği kararında suçun işlendiğine dair kuvvetli şüphenin var olduğunu belirtmiştir (bkz. § 4). İsnada göre başvurucuların DHKP/C'nin alan yapılanmaları olan Direnişçiler Meclisi ve Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Dayanışma Derneği tarafından organize edilen/çağrıda bulunulan/sahiplenilen birden çok basın açıklaması ve eyleme katıldıkları, söz konusu alan yapılanmaları içinde aktif bir şekilde faaliyet yürüttükleri, afiş, pankart vb. yöntemlerle örgütün propagandasını yaptıkları, ölen örgüt üyelerinin mezarlarını ziyaret ettikleri, tutuklu örgüt üyelerinin duruşmalarına katıldıkları, üst ve ev/işyeri aramalarında örgüte dair birden çok doküman ele geçirildiği belirlenmiştir. Bu kapsamda başvurucuların eylemlerinin isnat edilen suçu oluşturup oluşturmayacağı bakımından haklarındaki yargılamaların derdest olduğu da gözetilerek somut olayın koşullarında Sulh Ceza Hâkimliğinin başvurucuların suçu işlediğine dair kuvvetli şüphe bulunduğu yönündeki kabulünden ayrılmayı gerektirecek bir husus bulunmadığı değerlendirilmiştir.
20. Bu aşamadan sonra başvurucular hakkında uygulanan adli kontrol tedbirlerinin meşru bir amacı olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
21. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında, tutuklama kararının kaçma ya da delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek amacıyla verilebileceği belirtilmiştir. Konutu terk etmemek şeklindeki adli kontrol tedbirinin tutuklamaya alternatif olma niteliği gereği bu tedbir yalnızca Anayasa'da öngörülen amaçlarla verilebilir. Anılan tedbirin niteliği ve özellikleri dikkate alındığında bunun bilhassa şüpheli veya sanıkların kaçmalarını engellemeye yönelik adli bir önlem olarak değerlendirilmesi mümkündür (Esra Özkan Özakça, § 80). 5271 sayılı Kanun'un 109. maddesinin (1) numaralı fıkrasında da tutuklama sebeplerinin varlığı hâlinde kişinin tutuklanması yerine adli kontrol altına alınmasına karar verilebileceği belirtilmiştir. Dolayısıyla adli kontrol tedbiri tutuklama sebeplerinin varlığı hâlinde ve ancak tutuklamanın ölçülü olmayacağı durumlarda başvurulabilen bir tedbirdir.
22. Tutuklama sebepleri 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinde düzenlendiği üzere şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması ya da kaçacağı şüphesini uyandıran somut olguların bulunması, şüpheli veya sanığın delilleri yok etme, gizleme veya değiştirmesi, tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı girişiminde bulunması hususlarında kuvvetli şüphe oluşmasıdır. Tutuklamanın anılan meşru amaçları adli kontrol bakımından da geçerlidir. Bu kapsamda adli kontrol tedbiri açısından somut olayda meşru amacın Sulh Ceza Hâkimliğince ortaya konulup konulmadığının değerlendirilmesi gerekir.
23. Somut olayda Sulh Ceza Hâkimliği, başvurucuların adli kontrol altına alınmasına karar verirken sabit bir ikametgâh sahibi olduklarını, dolayısıyla kaçma şüphelerinin bulunmadığını, delillerin büyük oranda toplanmış olduğunu ve delil karartma şüphesinin bulunmadığını açıkça belirtmiş; tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılmasını önleme amaçları yönünden ise bir değerlendirme yapmamıştır. Bu kapsamda adli kontrol tedbiri uygulanmasına ilişkin sebeplerin bulunmadığı kabulüne rağmen başvurucular hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
24. Tüm bu veriler ışığında Sulh Ceza Hâkimliği tarafından sunulan gerekçenin adli kontrol tedbirinin uygulanmasının gerekliliğini, dolayısıyla tedbirin meşru amacını ortaya koyma bakımından yetersiz kaldığı değerlendirilmiştir. Başvurucular yönünden konutu terk etmemeye ilişkin adli kontrol tedbirinin meşru bir amacının bulunmadığının Sulh Ceza Hâkimliğince de kabul edildiği bir hâlde Anayasa Mahkemesinin aksi bir sonuca varması da mümkün değildir. Varılan sonuç karşısında tedbirin ölçülülüğü yönünden ayrıca inceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.
25. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
26. Somut olayda bireysel başvurunun adli kontrol tedbirine ilişkin kanun yolu tüketildikten sonra yapılması ve inceleme sonucunda, anılan müdahalenin başvurucuların kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlal ettiği sonucuna ulaşılması nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı yönünden inceleme yapılmasına yer olmadığına karar verilmesi gerekir.
Muhterem İNCE bu görüşe katılmamıştır.
III. GİDERİM
27. Başvurucular; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ve miktar belirtmeksizin manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
28. Eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi için başvuruculara manevi zararları karşılığında ayrı ayrı net 83.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım taleplerinin KABULÜNE,
B. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
C. Anayasa’nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE Muhterem İNCE'nin karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA ,
D. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı yönünden İNCELEME YAPILMASINA YER OLMADIĞINA,
E. Başvuruculara net 83.000 TL manevi tazminatın AYRI AYRI ÖDENMESİNE,
F. 30.000 TL vekâlet ücretinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
G. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA
H. Kararın bir örneğinin bilgi için İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliğine (2021/384 D.İş) GÖNDERİLMESİNE,
İ. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 15/1/2025 tarihinde karar verildi.
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Başvurucular, haklarında uygulanan konutu terk etmeme adli kontrol tedbirinin haksız olarak uygulanması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Mahkememiz çoğunluğu, Sulh Ceza Hâkimliği tarafından sunulan gerekçenin adli kontrol tedbirinin uygulanmasının gerekliliğini, dolayısıyla tedbirin meşru amacını ortaya koyma bakımından yetersiz kaldığı gerekçesiyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır.
2. İsnada göre başvurucuların DHKP/C'nin alan yapılanmaları olan Direnişçiler Meclisi ve Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Dayanışma Derneği tarafından organize edilen/çağrıda bulunulan/sahiplenilen birden çok basın açıklaması ve eyleme katıldıkları, söz konusu alan yapılanmaları içinde aktif bir şekilde faaliyet yürüttükleri, afiş, pankart vb. yöntemlerle örgütün propagandasını yaptıkları, ölen örgüt üyelerinin mezarlarını ziyaret ettikleri, tutuklu örgüt üyelerinin duruşmalarına katıldıkları, üst ve ev/işyeri aramalarında örgüte dair birden çok doküman ele geçirildiği belirlenmiştir.
3. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucuların da aralarında bulunduğu şahıslar hakkında terör örgütüne üye olma suçundan soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma devam ederken Cumhuriyet Başsavcılığı 24/9/2021 tarihinde aralarında başvurucuların da bulunduğu dokuz kişi hakkında 13/12/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 314/2. maddesi gereğince silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklama kararı verilmesini sulh ceza hâkimliğinden talep etmiştir.
4. İstanbul 3. Sulh Ceza Hakimliği (Sulh Ceza Hâkimliği) 24/9/2021 tarihinde "...şüphelilerin üzerilerine atılı suçu işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller bulunduğu, atılı suçun CMK'nın 100/3-a maddesinde yazılı kanunen tutuklama nedeni var sayılan katalog suçlardan olduğu, fakat delillerin büyük ölçüde toplanmış olması, delil karartma ihtimalinin bulunmaması, şüphelilerin sabit ikametgah sahibi olmaları, bir kısım şüphelilerin sağlık sorunları bulunması hususları ile birlikte mevcut delil durumu göz önüne alınarak tutuklama tedbiri yerine adli kontrol tedbirinin yerinde ve ölçülü olacağı" gerekçesiyle başvurucular hakkındaki tutuklama talebinin reddine, yurt dışına çıkmamak ve konutu terk etmemek şeklindeki adli kontrol tedbirlerinin uygulanmasına karar vermiştir. Başvurucuların konutu terk etmemek şeklindeki adli kontrol tedbirine yönelik itirazları İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından 28/9/2021 tarihinde "adli kontrol tedbirinin zorunlu, uygun ve orantılı olduğu" gerekçesiyle reddedilmiştir.
5. Konutun terk edilmemesine yönelik bir yükümlülüğü içeren adli kontrol tedbirinin hukukiliğinin değerlendirilmesinde -tıpkı tutuklamanın hukukiliğinin incelenmesinde olduğu gibi- tedbirin kanun tarafından öngörülüp öngörülmediği, isnat edilen suçun işlendiğine dair kuvvetli şüphe bulunup bulunmadığı, Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanılıp dayanılmadığı ve tedbirin ulaşılmak istenen amaç bakımından ölçülü olup olmadığı dikkate alınır. Çünkü böyle bir adli kontrol tedbiri tutuklamaya seçenek bir koruma tedbiridir. Dolayısıyla söz konusu tedbire ancak, suçlamanın kuvvetli sayılabilecek inandırıcı delillerle desteklenmesi şartıyla, suçluluğu hususunda kuvvetli belirti bulunan kişiler hakkında, tedbir uygulanacak kişinin kaçmasını ya da delilleri yok etmesini veya değiştirmesini önlemek amacıyla ve ulaşılmak istenen amaç yönünden bir ölçüsüzlük yoksa başvurulabilir (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Esra Özkan Özakça [GK], B. No: 2017/32052, 8/10/2020, §§ 78-83).
6. Çoğunluğun kararında da belirtildiği üzere tedbirin kanuni dayanağının bulunduğu ve kuvvetli şüpheye dayandığı hususlarında bir tereddüt bulunmamaktadır. Bu aşamadan sonra başvurucular hakkında uygulanan adli kontrol tedbirlerinin meşru bir amacı olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
7. Çoğunluğun kararında, Sulh Ceza Hâkimliğinin, başvurucuların adli kontrol altına alınmasına karar verirken sabit bir ikametgâh sahibi olduklarını, dolayısıyla kaçma şüphelerinin bulunmadığını, delillerin büyük oranda toplanmış olduğunu ve delil karartma şüphesinin bulunmadığını açıkça belirttiği vurgulanmış ve adli kontrol tedbiri uygulanmasına ilişkin sebeplerin bulunmadığı kabulüne rağmen başvurucular hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verildiğine dikkat çekilmiştir. Oysa belirtilen gerekçeler Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklama tedbirinin tercih edilmemesinin gerekçesini oluşturmaktadır. Nitekim bu düşünceden hareketle belirtilen gerekçede tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılmasını önleme amacı yönünden bir değerlendirme yapılmamıştır. Somut olayın özelliği ve başvuruculara isnad edilen eylemlerin niteliği gözönüne alındığında adli kontrol tedbirinin uygulanmasını zorunlu kılan nedenlerin, yani meşru amacının da dosyadan anlaşılabildiği görülmektedir.
8. Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklama yerine daha hafif nitelikte olan konutu terk etmeme şeklinde adli kontrol tedbirinin tercih edildiği, UYAP üzerinden yapılan inceleme neticesinde başvuruculardan Feridun Osmanağaoğlu hakkında verilen tedbirinin 22/11/2021 tarihinde, Turan Aktaş hakkında verilen tedbirinin 6/12/2021 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından resen kaldırıldığı, başvuruculardan Hasan Basri Yıldız hakkında verilen tedbirin ise 25/12/2021 tarihli tensip zaptında kaldırıldığı gözetildiğinde, tedbirin niteliği ve süresi bakımından ölçülü olduğu anlaşılmaktadır.
9. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasanın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilmediği kanaatini taşıdığımdan çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmak mümkün olmamıştır.
Üye