|
Başkan y.
|
:
|
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
|
|
Üyeler
|
:
|
Selahaddin MENTEŞ
|
|
|
|
İrfan FİDAN
|
|
|
|
Muhterem İNCE
|
|
|
|
Yılmaz AKÇİL
|
|
Raportör
|
:
|
Mehmet ALTUNDİŞ
|
|
Başvurucu
|
:
|
Fatih Şükrü KAYA
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, eczane ile yapılan sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucu, Ankara'nın Altındağ ilçesinde 1998 yılından beri faaliyet gösteren eczanenin sahibi ve mesul müdürü olarak çalışmaktadır. 20/10/2016 tarihinde eczanenin erişebileceği Medikal Ulak (Medula) sistemi Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından kapatılmıştır. Daha sonra SGK Başkanlığının 1/12/2016tarihliyazısı ile eczane sözleşmesinin bir ay sonra feshedileceği başvurucuya bildirilmiştir.
3. Başvurucu, fesih işleminin iptali için 26/12/2016 tarihinde Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Dava dilekçesinde, tip sözleşmenin hangi hâllerde feshedileceğinin SGK Kapsamındaki Kişilerin Türk Eczacıları Birliği Üyesi Eczanelerden İlaç Teminine İlişkin Protokol’ün (Protokol) 5.1. maddesinde düzenlendiğini ancak SGK tarafından gönderilen yazıda anılan maddede sayılan sebeplerden hiçbirine yer verilmemesi nedeniyle savunma hakkının engellendiğini ileri sürmüştür. Ayrıca, sözleşmenin feshini gerektirecek nitelikte hakkında herhangi bir soruşturma veya kovuşturma yürütülmediğini ve disiplin cezası da uygulanmadığını vurgulamıştır.
4. Mahkeme 11/4/2019 tarihli kararıyla, SGK ile eczane arasında imzalanan Protokol'ün feshine dair işlemin iptaline hükmetmiştir. SGK'nın istinaf başvurusu üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi (İstinaf Mahkemesi) 30/9/2020 tarihinde ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak, davanın reddine karar vermiştir. Gerekçede, SGK tarafından davaya konu sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiğinin yazılı olarak bildirildiğini, nitekim Protokol'ün 5.1. maddesinde yer alan "Taraflar bir ay önceden yazılı bildirimde bulunmak şartıyla sözleşmeyi her zaman feshedebilir." hükmü gereğince somut olaya konu işlemin Protokol hükmüne uygun olduğu ifade edilmiştir. İstinaf Mahkemesi kararı temyizden geçerek kesinleşmiştir.
5. Başvurucu, nihai kararı 9/11/2021 tarihinde öğrenmiş; 30/11/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
6. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
7. Başvurucu; somut hiçbir neden bulunmaksızın gerçekleştirilen fesih işleminin hukuka aykırı olduğunu, yargı mercilerince soyut ve genel geçer ifadeler ile ret kararı verildiğini belirtmiştir. Medula sisteminin kapatılması nedeniyle ilaç satışı yapamadığını ifade eden başvurucu, gelirinin tamamına yakınını kaybettiği gibi şahsi ve mesleki itibarının da zedelendiğini vurgulayarak gerekçeli karar hakkının, çalışma hakkının, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, başvurucunun ileri sürdüğü iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olup olmadığının yapılacak kabul edilebilirlik incelemesinde dikkate alınması gerektiği bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
8. Başvuru, özel hayata saygı hakkı kapsamında incelenmiştir.
9. Mesleki hayata yönelik tedbirlerin ya da müdahalelerin hangi durumlarda özel hayat bağlamında uygulanabilir olduğu hususunda belirlenen ölçütler C.A. (3) ([GK], B. No: 2018/10286, 2/7/2020, §§ 90-96) kararında açıklanmıştır. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi Mustafa Akyıldız ([2. B.], B. No: 2020/23302, 2/10/2024, §§ 29-30) kararında SGK ile yapılan Protokol kapsamında tip sözleşmesinin feshedilmesi şeklindeki uygulamanın başvurucunun mesleği çerçevesinde ilişki kurabilme ve geliştirebilme imkânının önemli ölçüde zayıflamasına, mesleğini devam ettirebilmesi, sosyal ve mesleki itibarını koruyabilmesi açısından ciddi sonuçlar doğurmasına yol açacağı kabulüyle iddiayı özel hayata saygı hakkı kapsamında incelenebilir bulmuştur. Somut başvuruda da anılan tespitten ayrılmayı gerektiren bir durum olmadığı anlaşılmıştır.
10. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden bulunmadığı anlaşıldığından özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
11. Anayasa Mahkemesinin Mustafa Akyıldız kararında; tip sözleşmesinin feshedilmesinin özel hayata saygı hakkına müdahale oluşturduğu, müdahalenin 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 73. maddesi ile 25/1/1956 tarihli ve 6643 sayılı Türk Eczacıları Birliği Kanunu'nun 39. maddesi temelinde kanuni dayanağının olduğu, ayrıca millî güvenliğin ve kamu düzeninin korunması ile kamu hizmetinin sürdürülebilirliğinin sağlanması konusunda meşru amacının bulunduğu kabul edilmiştir (Mustafa Akyıldız, §§ 34-38).
12. Anayasa Mahkemesi; başvuru konusunu incelediği anılan kararda eczacılık faaliyetinin özünde bir serbest meslek olmasına rağmen sağlık hizmetlerinin yerine getirilmesine aracılık etmesi itibarıyla bu faaliyetin kamusal yönünün de olduğunu, mesleğin belirtilen özelliği nedeniyle diğer mesleklerden farklı kurallar ve denetleme yöntemlerine tabi olmasının olağan olduğunu kabul etmiştir. Bununla beraber her durumda mesleğin ifasına ilişkin kuralların, uygulamaların ve tedbirlerin esaslarının açıkça mevzuatta düzenlenmesi gerektiğini, mesleğin ifasının imkânsız hâle getirilmesi ya da meslek sahibine ölçüsüz külfet yüklenmesi hâlinde mesleğe yapılan müdahalenin somut olaya göre temel hak ve özgürlükleri ihlal edebileceğini vurgulamıştır (Mustafa Akyıldız, § 48).
13. Anayasa Mahkemesi, tip sözleşmesi ve Medula sisteminin niteliğini irdeleyerek özünde serbest meslek olan eczacılığın esasen bu sözleşmeler çerçevesinde etkili şekilde ifa edilebilir bir meslek olduğu ve Medula sistemine erişimin eczanelerin ticari faaliyetlerinin devamı için elzem olduğu sonucuna ulaşmıştır. Sonuç olarak gerek fesih işlemini gerçekleştiren SGK tarafından verilen kararda gerekse yargı mercilerince verilen kararlarda fesih yönünde kullanılan takdir yetkisinin kanuni dayanaklarının gösterilmesi, müdahalenin nedenlerine ve başvurucunun mesleği üzerindeki etkilerine ilişkin bireyselleştirilmiş ilgili ve yeterli gerekçe sunulmasının gereklilik arz ettiği vurgulandıktan sonra somut olayda bu gerekliliğin yerine getirilmediği tespit edilerek özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir (Mustafa Akyıldız, §§ 49-51).
14. Somut olayda, SGK tarafından başvurucuya gönderilen 1/12/2016 tarihli yazıda, Protokol’ün 5.1. maddesi uyarınca, yazının tebliğ tarihinden itibaren bir ay sonra sözleşmenin feshedileceği bildirilmiştir. Mahkemeler, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin Protokol’ün 5.1. maddesi uyarınca yalnızca bir ay önceden bildirimde bulunulmak suretiyle ve herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin feshedilebileceği sonucuna ulaşmıştır. Ne var ki, Protokol’ün 5. maddesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde, başvurucudan takdire bağlı olmaksızın savunma alınmasını öngören düzenlemelerin bulunduğu, ayrıca maddenin devamında hangi hâllerde fesih işleminin uygulanacağı ve hangi durumlarda cezai yaptırım öngörüldüğüne ilişkin ayrıntılı hükümlerin yer aldığı görülmektedir. Buna rağmen yargı mercilerince fesih işleminin dayanağı olan usul ve gerekçeler tartışılmamış, idarenin sahip olduğu takdir yetkisinin keyfî biçimde kullanılmasını önleyecek bir yargısal denetim mekanizması işletilmemiştir.
15. Sonuç olarak gerek mahkemelerce gerekse fesih işlemini gerçekleştiren SGK tarafından takdir yetkisini denetlemeye elverişli olacak şekilde müdahalenin nedenlerine ve başvurucunun mesleği üzerindeki etkilerine ilişkin bireyselleştirilmiş ilgili ve yeterli gerekçe sunma konusundaki gerekliliklerin yerine getirilmediği görülmüştür. Dolayısıyla Mustafa Akyıldız kararında varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum olmadığı anlaşılmaktadır.
16. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
17. Başvurucu, ihlalin tespiti ve yeniden yargılama yapılması talebinde bulunmuştur.
18. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerince yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
19. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da başka bir karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin özel hayata saygı hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılması amacıyla Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesine (E.2019/1998, K.2020/1429) iletilmek üzere Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2016/553, K.2019/374 ) GÖNDERİLMESİNE,
D. 487,60 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için YASAL FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 4/3/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.