logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Esra Karakaş [1. B.], B. No: 2021/60990, 28/1/2026, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

ESRA KARAKAŞ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/60990)

 

Karar Tarihi: 28/1/2026

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

 

 

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

 

 

İrfan FİDAN

 

 

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Ali KOZAN

Başvurucu

:

Esra KARAKAŞ

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, vazife malulü sayılmama işlemine karşı açılan davada usule ilişkin imkânlar bakımından zayıf duruma düşürülme nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucunun eşi müteveffa M.K., 1996 yılında askerlik mesleğine komando olarak başlamış; Bursa, Şırnak, Kırklareli, Bilecik, Ardahan ve Ankara'da görev yapmıştır. En son jandarma personel astsubay kıdemli başçavuş olarak Ankara Jandarma Sahil Güvenlik Akademisi Başkanlığı nezdinde görev yapmakta iken 10/11/2019 tarihinde 42 yaşında kalp krizi geçirerek vefat etmiştir. Somut olaya ilişkin süreç ve M.K.nın sağlık durumu ile ilgili düzenlenen raporlar özetle şöyledir:

i. 15/4/2002 tarihinde Diyarbakır Asker Hastanesinde yapılan muayenesinde "Sol ventrikül hipertofisi. J.Astsb. Ad. olamaz." şeklinde rapor verilmiş,

ii. 26/7/2002 tarihinde Erzurum Mareşal Fevzi Çakmak Askeri Hastanesinde yapılan muayenesinde "Hipertrofik kardiyomiyopati. D/42 F/1 sınıfı görevini yapamaz." şeklinde rapor verilmiş,

iii. 23/12/2002 tarihinde Gülhane Askeri Tıp Akademisinde (GATA) yapılan muayenesinde "Tanı: Masum Üfürüm; Karar: A/42 F/1 sınıfı görevine devam edebilir. Jandarma Astsubay adayı olabilir." şeklinde rapor verilmiş,

iv. 29/9/2004 tarihinde GATA'da yapılan muayenesinde "Teşhis: Koroner Arterde Müsküler Bridge, Karar: D/42 F/10 sınıfı görevini yapamaz. TSK SYY'nin KKK.lığına ait 2 numaralı çizelgesinde karşılığında (+) işaretli sınıflarda sınıflandırılması uygundur.'' şeklinde teşhis ve öneride bulunulmuştur. Bu rapor üzerine Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Sağlık Kurulu tarafından 24/1/2005 tarihinde M.K.nın adi malul olduğuna, sınıf değişikliği yapmak suretiyle görevine devam edebileceğine karar verilmiştir.

v. 10/11/2019 tarihinde vuku bulan ölüm olayı, tutanaklara yansıdığı şekliyle şöyle gerçekleşmiştir: M.K. 6/11/2019 tarihinde mesainin başladığı sabah vakitlerinde çalışma odasında bulunduğu sırada rahatsızlanmıştır. İlk müdahale odada bulunan çalışma arkadaşları ve kurum sağlık hekimliği tarafından yapılmış, nabzının durması üzerine kalp masajı uygulanmış, ardından ambulans ile Murat Erdi Eker Devlet Hastanesine sevk edilmiştir. Burada yapılan müdahalelerin akabinde ise Ankara Şehir Hastanesine sevk edilmiş ve tedavi altına alınmış ancak kurtarılamamıştır.

vi. Ankara Şehir Hastanesince düzenlenen epikriz belgesinde M.K.nın çarpıntı şikâyeti ile Acil Servise başvurduğu, Acil Serviste entübe edildiği ve bilinci kapalı şekilde koroner yoğun bakıma alındığı belirtilmiştir.

3. Başvurucu 16/1/2020 tarihli dilekçesi ile eşinin vefatının görevi sırasında ve görevin sebep ve tesiriyle meydana geldiği iddiasıyla vazife malulü sayılmasını talep etmiştir. SGK Sağlık Kurulunca yapılan incelemelerde, M.K. hakkında düzenlenen sağlık raporları toplanmış; 27/5/2020 tarihli kararla M.K.nın ölüm sebebinin hipertrofik kardiyomiyopati şeklinde raporlara geçtiği, ölümün işyerinden, yürüttüğü görevden veya işyerinde görevli olduğu sırada meydana gelen dış etkenlerden kaynaklanmadığı tespiti yapılmıştır. Sağlık Kurulunun bu kararı Vazife Malullüğü Tespit Kurulunca görüşülmüş, 3/7/2020 tarihli karar ile vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle başvurucunun talebi reddedilmiştir.

4. Başvurucu, görevi başında vefat eden eşi M.K.nın vazife malulü kabul edilmesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali talebiyle Ankara 13. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır.

5. Mahkemenin 12/11/2020 tarihli kararıyla davanın reddine hükmedilmiştir. Kararın gerekçesinde; M.K.nın sağlık durumuna ilişkin raporlar, adi malullüğüne karar verilen süreç ve ölüm olayının meydana geliş şekli ile buna dair hastane raporlarına yer verilmiştir. Bu kapsamda M.K.nın görevin sebep ve etkisiyle değil daha önce kendisinde mevcut olan bünyesel kalp rahatsızlığına bağlı olarak geçirdiği kalp krizi sonucu vefat ettiği, bu hâliyle vazife malullüğü hükümlerinin uygulanması imkânının bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

6. Başvurucu, gerekçeli karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf dilekçesinde özetle eşinin mesleğe başlarken hiçbir rahatsızlığının bulunmadığını, sonrasında ortaya çıkan rahatsızlığın ise ani kalp krizine sebebiyet verecek nitelikte olmadığını ileri sürmüştür. Askeriyede görevli tüm subay ve astsubayların mevzuat gereği iki ya da üç yılda bir periyodik sağlık muayenesine gönderilmesi gerektiğini ancak eşinin son 4-5 yıldır bu muayenelere gönderilmediğini, genel atama dönemi dışında haksız olarak önceki görevine göre küçük bir birime atanmasının da eşini ruhen sıkıntıya düşürdüğünü, kalp rahatsızlığı bilinmesine rağmen nöbet görevi verildiğini belirten başvurucu; ölüm olayı ile eşinin meslek hayatı boyunca yaptığı vazifenin şartları, son görev yerindeki vazifesi ve buradaki çalışma şartları arasında illiyet bağının bulunduğunu ancak bu hususların gözardı edildiğini belirtmiştir. Bu kapsamda ölüm olayının vuku bulduğu şartlara da değinen başvurucu; eşine 4/11/2019 tarihinde nöbet yazıldığını, 5/11/2019 tarihinde ise eşinin istirahat etmeden mesaisine devam etmek zorunda kaldığını ve ertesi gün de kalp krizi geçirdiğini, kalp rahatsızlığı olduğu hâlde eşine nöbet yazılmasının krizi tetiklediğini iddia etmiştir.

7. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesi tarafından yapılan istinaf incelemesi neticesinde 26/10/2021 tarihli karar ile istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. Kararda, Mahkemenin gerekçesinin usul ve kanun hükümleri ile hukuka uygun olduğu, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilmiştir.

8. Başvurucu, nihai hükmü 23/11/2021 tarihinde öğrendikten sonra 22/12/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

9. Başvurucu; eşinin 1996 yılında komando olarak göreve başladığında bir sağlık sorununun bulunmadığını, çeşitli yerlerde en zor görevlerde çalıştığını, bununla birlikte en son haksız bir şekilde düşük bir kademeye atamasının yapıldığını ve çalışma koşullarının eşinin sağlık durumunu etkilediğini belirtmiştir. Eşinin mesleki hayatı boyunca yaptığı vazife şartları ve son görevine usulsüz atanması nedeniyle yaşadığı sıkıntılar ile ölümü arasında illiyet bağının bulunduğunu ancak bu durumun araştırılmadığını belirtmiştir. Eşinin görev sırasında ve görevinin tesiriyle vefat ettiğini, kalp rahatsızlığı bilindiği hâlde nöbet listesine adının yazıldığını, akabinde dinlenmeksizin mesaiye devam etmesinin kalp krizini tetiklediğini ileri sürmüştür. Eşinin mevcut rahatsızlığının kalp krizi geçirmeye sebep olacak nitelikte olmadığını belirten başvurucu, yargı mercilerince hiçbir inceleme ve araştırma yapılmadan, herhangi bir tıbbi incelemeyle rapor aldırılmadan davanın reddine karar verildiğini iddia etmiştir. Ayrıca epikriz belgesinde eşinin hastaneye gelme sebebinin çarpıntı olarak kayıtlara geçirildiğini, buna mukabil tutanaklara yansıdığı üzere eşinin henüz işyerindeyken kalbinin durduğunu, dolayısıyla söz konusu belgedeki tespitlerin doğru olmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

10. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Bakanlık görüşünde; mevcut başvuruda yargı mercilerinin maddi olay ve olgular ile delilleri değerlendirdikleri, uyuşmazlıkla ilgili vardıkları sonucu ve kullanılan takdir yetkisinin sebeplerini gerekçelendirdikleri belirtilmiştir. Ayrıca başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edilip edilmediği konusunda inceleme yapılırken Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihadı ve somut olayın kendine özgü şartlarının da dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı cevabında, başvuru formundaki iddialarını tekrar etmiştir.

11. Başvurucunun iddiaları adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmiştir. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

12. Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes iddia, savunma ve adil yargılanma hakkına sahiptir. Anayasa'nın anılan maddesinde adil yargılanma hakkından ayrı olarak iddia ve savunma hakkına birlikte yer verilmesi, taraflara iddia ve savunmalarını mahkeme önünde dile getirme fırsatı tanınması gerektiği anlamını da içermektedir (Mehmet Fidan [1. B.], B. No: 2014/14673, 20/9/2017, § 37).

13. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usule ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına gelir (Yaşasın Aslan [2. B.], B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 32). Bu usul güvencesi uyuşmazlığın her iki tarafına da savunmasının temel dayanağı olan delilleri sunma imkânı tanınmasını kapsamaktadır (Yüksel Hançer [1. B.], B. No: 2013/2116, 23/1/2014, § 18).

14. Başvurucunun eşi M.K.nın dosyaya giren sağlık kurulu raporlarına göre kalp rahatsızlığının bulunduğu ve bu kapsamda idarece sağlık durumuna uygun bir pozisyonda çalıştırılmasının tavsiye edildiği görülmektedir. Öte yandan söz konusu raporların en son 2004 yılında alındığı, M.K.nın ise 2019 yılında ve mesai sırasında vefat ettiği gözetildiğinde ölüm olayının görevden kaynaklandığı yolundaki iddianın temelsiz olduğunu söylemek mümkün görünmemektedir. Başvurucunun iddiasının temelsiz olmaması, ispatlandığı anlamına gelmemektedir. Dolayısıyla bu iddiaya dair daha güçlü ve ikna edici kanıtların varlığının aranması anlaşılabilir bir durumdur. Ancak başvurucunun eşinin hastalığının oluşmasının askerî görevden kaynaklandığını kendi imkânlarıyla ispatlamasının güçlüğü de gözönünde bulundurulmalıdır.

15. Kural olarak Anayasa Mahkemesinin görevi, herhangi bir davada bilirkişi raporu veya uzman mütalaasının gerekli olup olmadığına karar vermek değildir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin tarafların öne sürdüğü ve esasa etkili olan iddiaların işin mahiyetinin gerektirdiği ölçüde incelenip incelenmediğini ve özellikle ispat külfeti konusunda taraflardan birinin diğerine nazaran dezavantajlı bir konuma düşürülüp düşürülmediğini denetleme görevi bulunmaktadır (Ahmet Korkmaz [2. B.], B. No: 2014/16232, 25/1/2018, § 29).

16. Somut olayda başvurucunun temel iddiası, eşi M.K.nın mevcut rahatsızlığının ani kalp krizine neden olacak nitelikte olmadığı ancak rahatsızlığı gözetilmeksizin nöbet tutturulması ve dinlenme fırsatı olmadan mesaiye devam etmesi nedeniyle kalp krizinin tetiklendiği hususuna ilişkindir. Dava dosyasına yansıdığı kadarıyla başvurucunun eşi hakkında alınan sağlık raporlarının 2002-2004 yıllarına ait olduğu görülmektedir. Bu kapsamda başvurucu hakkında adi malul sayılmasına karar verilerek görev ve pozisyonu değiştirilmiş ise de M.K.nın 2019 yılında vefat ettiği gözetildiğinde sağlık durumuyla ilgili yakın tarihli bir bilginin de dava dosyasına girmediği anlaşılmıştır. Öte yandan başvurucu; eşinin son 4-5 yıldır ilgili mevzuat gereği gitmesi gereken sağlık kontrollerine gönderilmediğini, bu kapsamda mevcut rahatsızlığının engellenme ihtimalinin de gözardı edildiğini ileri sürmüştür. Ayrıca başvurucunun eşinin göreve 1996 yılında komando olarak başladığı ve uzun yıllar zorlu görevler ifa ettiği, bu süreçteki çalışma şartlarının ve maruz kaldığı uygulamaların kalp rahatsızlığını tetiklediği yönündeki iddialarla ilgili de bir araştırma/değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu kapsamda başvurucunun yargılamanın sonucuna etkili olduğu değerlendirilen iddialarının yargı mercilerince ayrıca ve açıkça karşılanması gerektiği, bu iddiaların sağlık kurumlarından tıbbi rapor alınması suretiyle açıklığa kavuşturulması gereken bir olgu olduğu değerlendirilmiştir.

17. Dolayısıyla tıbbi rapor olmadan başvurucunun iddiasını ispatlamasının mümkün olmayacağı dikkate alındığında başvurucunun iddiasını ispatlamada hayati öneme sahip olan bilirkişi raporu aldırma talebinin dikkate alınmadan dosyadaki mevcut raporlar çerçevesinde uyuşmazlığın sonuçlandırılmasının başvurucunun davalı idareye nazaran zayıf bir konuma düşürülmesine yol açtığı ve bu durumun silahların eşitliği ilkesiyle çeliştiği sonucuna ulaşılmıştır.

18. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

19. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri yönünden ihlal kararı verilerek yeniden yargılamaya hükmedilmiş olduğundan, eşitlik ilkesinin ihlali iddiası yönünden ayrıca inceleme yapılmasına gerek olmadığına karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

20. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ve 500.000 TL maddi tazminat talebinde bulunmuştur.

21. Başvuruda tespit edilen silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

22. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

23. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından başvurucunun tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,

C. Kararın bir örneğinin silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 13. İdare Mahkemesine (E.2020/711, K.2020/2082) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 487,60 TL başvuru harcından oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 28/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Esra Karakaş [1. B.], B. No: 2021/60990, 28/1/2026, § …)
   
Başvuru Adı ESRA KARAKAŞ
Başvuru No 2021/60990
Başvuru Tarihi 22/12/2021
Karar Tarihi 28/1/2026

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, vazife malulü sayılmama işlemine karşı açılan davada usule ilişkin imkânlar bakımından zayıf duruma düşürülme nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler) Silahların eşitliği ilkesi / çelişmeli yargılama ilkesi (İdare) İhlal Yeniden yargılama
Ayrımcılık yasağı Ayrımcılık Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi