logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Mert Yaşar [2. B.], B. No: 2021/57960, 17/9/2025, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

MERT YAŞAR BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/57960)

 

Karar Tarihi: 17/9/2025

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

 

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Yıldız SEFERİNOĞLU

 

 

Metin KIRATLI

Raportör

:

Aydın AYGÜN

Başvurucu

:

Mert YAŞAR

Vekili

:

Av. Tuğçe Duygu KÖKSAL

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda internete ve bilgisayara erişimin sağlanması talebinin reddedilmesi nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 7/5/2021 tarihinde yapılmıştır.

3. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

4. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

6. Avukat olan başvurucu, olayların meydana geldiği tarihte Cumhurbaşkanına hakaret suçundan tutuklu olarak Silivri 1 No.lu Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu/Kurum) bulunmaktadır.

7. Başvurucu 10/3/2021 tarihli infaz hâkimliğine yazdığı dilekçeyle, Ceza İnfaz Kurumundan Yargıtay, Resmî Gazete, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin internet sitelerine erişim hakkı verilmesini talep ettiğini, bu talebin sözlü olarak reddedildiğini belirterek Ceza İnfaz Kurumunun kararına karşı şikâyette bulunmuştur.

8. Şikâyeti inceleyen Silivri 2. İnfaz Hâkimliği (İnfaz Hâkimliği), başvurucunun dilekçesine istinaden yaptığı araştırma kapsamında Ceza İnfaz Kurumunun 12/3/2021 tarihli ve 2021/3215 sayılı yazısından başvurucunun internet sitelerine erişme talebinin reddedildiğini tespit etmiştir. Anılan yazıda Kurum kapalı ve açık ceza infaz kurumları ile çocuk eğitim evlerinde bilgisayar kullanılmasını düzenleyen mevzuat hükümlerine yer verdikten sonra Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün bu konudaki genel yazısına atıf yapmıştır. Anılan yazının terör ve örgütlü suçlar ile toplu işlenen suç tutuklulularına yargı merciilerince dijital ortamda gönderilen iddianame sayfaları ve ekindeki soruşturma evrakı veya kovuşturma dosyalarında bulunan dokümanların makul sayılamayacak miktarda olması durumu ile sınırlı olarak tutuklu ve hükümlülerin bilgisayardan yararlandırılma esaslarını belirlediği açıklanmıştır. Bu kapsamda Eğitim Kurulu kararıyla, mesai gün ve saatleriyle sınırlı ve özel olarak sadece bu amaçla oluşturulan odalarda, dijital ortamda gönderilen verilerin incelenmesinin, savunma hazırlanmasının mümkün olduğu ancak başvurucunun belirtilen koşulları taşımadığı tespit edildiğinden bilgisayar kullanma talebinin reddedildiği ifade edilmiştir.

9. İnfaz Hâkimliği 17/3/2021 tarihinde; başvurucunun Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak barındırıldığını, kovuşturma aşamasına ilişkin işlemlerinin bulunmadığını, başvurucunun talebinin Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün yazısı kapsamında kalmadığını açıklamıştır. Ayrıca başvurucu hakkında sadece mahkemeleri tarafından Cumhuriyet savcılığı aracılığı ile veya doğrudan, tutuklulara verilmek üzere dijital ortamda gönderilen ve gönderilecek olan iddianame, ekleri veya duruşmalara ilişkin tutanakların bulunmaması nedeniyle başvurucunun internetli veya internetsiz ortamda bilgisayar kullanma talebinin reddedilmesi yönündeki kararın usul ve kanuna uygun olduğuna karar vermiştir.

10. Başvurucu, İnfaz Hâkimliğinin kararına itiraz etmiştir. İtirazı inceleyen Silivri Ağır Ceza Mahkemesi (Ağır Ceza Mahkemesi) 4/4/2021 tarihinde itiraza konu İnfaz Hâkimliği kararının usul ve kanuna uygun olduğunu, kararın gerekçesinde herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığını belirterek başvurucunun itirazını kesin olarak reddetmiştir.

11. Başvurucu, nihai kararı 19/4/2021 tarihinde öğrendikten sonra 7/5/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

12. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un "Hükümlünün radyo, televizyon yayınları ile internet olanaklarından yararlanma hakkı" başlıklı 67. maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkraları şöyledir:

"(3) Kapalı ve açık ceza infaz kurumları ile çocuk eğitimevlerinde ancak, eğitim ve iyileştirme programları çerçevesinde kurum yönetimince belirlenen yerlerde görsel ve işitsel eğitim araç ve gereçlerinin kullanımına izin verilebilir. Eğitim ve iyileştirme programları gerekli kıldığı takdirde denetim altında internetten yararlanılabilir. Hükümlü, odasında bilgisayar bulunduramaz. Ancak, Adalet Bakanlığının uygun görmesi hâlinde eğitim ve kültürel amaçlı olarak bilgisayarın ceza infaz kurumuna alınmasına izin verilebilir.

(4) Bu haklar, tehlikeli hâlde bulunan veya örgüt mensubu hükümlüler bakımından kısıtlanabilir."

13. 5275 sayılı Kanun'un "Tutukluların yükümlülükleri" başlıklı 116. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Bu Kanunun; yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları, ... ziyaret, yabancı hükümlüleri ziyaret, ziyaret ve görüşlerde uygulanacak esaslar, beden eğitimi, kütüphane ve kurslardan yararlanma konularında 9, 16, 21, 22, 26 ilâ 28, 34 ilâ 53, 55 ilâ62, 65 ilâ 76 ve 78 ilâ 88 inci maddelerinde düzenlenmiş hükümlerin tutukluluk hâliyle uzlaşır nitelikte olanları tutuklular hakkında da uygulanabilir. ..."

14. 29/3/2020 tarihli ve 31083 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik'in (İnfaz Yönetmeliği) "Hükümlünün radyo, televizyon yayınları ile internet olanaklarından yararlanma hakkı" başlıklı 75. maddesinin (3), (4) ve (5) numaralı fıkraları şöyledir:

"(3) Kapalı ve açık kurumlar ile çocuk eğitimevlerinde ancak eğitim ve iyileştirme programları çerçevesinde kurum yönetimince belirlenen yerlerde görsel ve işitsel eğitim araç ve gereçlerinin kullanımına izin verilebilir. Eğitim ve iyileştirme programları gerekli kıldığı takdirde denetim altında internetten yararlanılabilir. Hükümlü, odasında bilgisayar bulunduramaz. Ancak Bakanlığın uygun görmesi hâlinde eğitim ve kültürel amaçlı olarak bilgisayarın kuruma alınmasına izin verilebilir.

 (4) Bu haklar, idare ve gözlem kurulu kararı ile tehlikeli hükümlü oldukları saptananlar veya örgüt mensubu hükümlüler bakımından kısıtlanabilir.

 (5) İşlediği suçun nitelik ve işleniş biçimi gözönüne alındığında, toplum için ciddi bir tehlike oluşturan, kurumdaki tutum ve davranışlarıyla, suç işlemek amacıyla kurulan silahlı örgütün yöneticiliğini yapmaya devam eden, bu konuda herhangi bir yöntemle, kurum içi veya dışındaki kişilere talimat veya mesaj veren hükümlülerin, idare ve gözlem kurulu kararıyla televizyon yayınlarını izlemesine ve bilgisayar ile internetten yararlanmasına izin verilmez."

B. Uluslararası Hukuk

15. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Ramazan Demir/Türkiye (B. No: 68550/17, 9/2/2021) kararında, ceza infaz kurumunda tutuklu bulunan ve avukat olan başvurucunun dosyalarını daha iyi takip etmek ve hakkında açılan ceza yargılaması kapsamında yapılacak olan duruşmada kendi savunmasını hazırlamak amacıyla ihtiyaç duyduğu hukuki bilgileri edinmek için AİHM, Anayasa Mahkemesi ve Resmî Gazete’nin internet sitelerine erişim izni talep ettiği olayda ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasını incelemiştir. İnceleme konusu olayda AİHM, öncelikle ifade özgürlüğüne bir müdahalenin varlığını kabul etmiş; daha sonra ise söz konusu müdahalenin kanuni bir temeli ile meşru bir amacının olması ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir nitelik taşıması gerektiğini belirtmiştir (Ramazan Demir/Türkiye, §§ 30-40). AİHM, müdahalenin kanuniliğini ve meşru bir amacının bulunduğunu tespit ettikten sonra müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olup olmadığını incelemiştir.

16. AİHM söz konusu kararda öncelikle ihtilaf konusu tedbiri haklı göstermek için ulusal makamlar tarafından ileri sürülen gerekçelerin, davanın koşullarında “uygun ve yeterli” olduğunu tespit etmenin ulusal mahkemelerin görevi olduğunu belirtmiştir. Bu kapsamda AİHM, infaz hâkimliğinin tutukluların internete erişimlerinin yalnızca eğitim ve iyileştirme programları çerçevesinde mümkün olduğu tespitinde bulunduğunu, ağır ceza mahkemesinin ise infaz hâkimliğinin kararı ve gerekçesinin usul ve kanuna uygun olduğuna karar verdiğini tespit etmiştir. AİHM, ulusal makamların genel düzenlemelere dayanarak bu kısıtlamayı savunduğunu, başvurucunun erişmek istediği sitelerin neden eğitim ve iyileştirme kapsamına girmediğine, bu erişimin ceza infaz kurumunda güvenlik ve düzenin sağlanmasına nasıl tehdit oluşturduğuna veya başvurucunun özel durumuna dair herhangi bir gerekçe sunmadıklarını belirtmiştir. Sonuç olarak AİHM, bu kısıtlamayı haklı kılacak uygun ve yeterli gerekçelerin sunulmadığı ve bu tedbirin demokratik bir toplumda gerekli olduğunun ispatlanamadığı kanaatine varmıştır (Ramazan Demir/Türkiye, §§ 43-47). Bu değerlendirmeler sonrasında AİHM, somut olayda ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vermiştir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Anayasa Mahkemesinin 17/9/2025 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. İfade Özgürlüğünün İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

18. Başvurucu; avukat ve arabulucu olduğunu, hakkında başlatılan soruşturma nedeniyle savunmasını hazırlayabilmek için Anayasa Mahkemesi, AİHM ve Yargıtay resmî internet sitelerine girebilme talebinde bulunduğunu, talebinin reddedilmesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini, bu konuda AİHM kararının bulunduğunu belirterek ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini iddia etmiştir. Bununla birlikte başvurucu hakkında başlatılan soruşturma kapsamında sosyal medya paylaşımlarının geçmişe dönük olarak tespit edilmesi ve dökümünün yapılmasına karar verildiğini, bu doğrultuda bilgisayar ve cep telefonunda incelemeler yapıldığını, bu işleme yönelik yapmış olduğu itirazın uzun süre boyunca karara bağlanmadığını belirterek soruşturma kapsamında gerçekleştirilen işlemler nedeniyle de ifade ve haberleşme özgürlüklerinin, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ve etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

19. Bakanlık görüşünde, mevcut başvuruda başvurucunun ifade özgürlüğünün ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik şikâyetleri incelenirken Anayasa Mahkemesi tarafından yapılacak incelemede Anayasa ve mevzuat hükümleri doğrultusunda somut olayın kendine özgü koşullarının gözönüne alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanında, genel olarak bireysel başvuru formundaki iddialarını yinelemiştir.

2. Değerlendirme

20. Başvurucunun, hakkında başlatılan soruşturma kapsamında yapılan işlemler nedeniyle uğradığı hak ihlallerini 2021/11334 başvuru numarasına kaydedilen bireysel başvuruda da ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Başvurucu, bu hususu başvuru formunda da açıklamaktadır. Bu nedenle eldeki başvuruda Ceza İnfaz Kurumu işlemine bağlı olarak ileri sürülen ihlal iddiasıyla sınırlı bir inceleme yapılacaktır.

21. Başvurucunun Ceza İnfaz Kurumunda savunmasını hazırlayabilmek için belirli internet sitelerine erişebilmesi amacıyla bilgisayar imkânından faydalanabilmesine yönelik talebinin reddine yönelik iddialarının aleni bir bilgiye erişmekle ilgili olduğu, dolayısıyla ifade özgürlüğü kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

22. Anayasa'nın 26. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması, ... kamu düzeni, kamu güvenliği, ... suçların önlenmesi, ... gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.

...

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir."

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

23. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Müdahalenin Varlığı

24. Başvurucunun belli resmî internet sitelerine erişim imkânından yararlanmasının engellenmesiyle ifade özgürlüğüne bir müdahalede bulunulmuştur.

ii. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

25. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa'nın 26. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

26. Bu sebeple müdahalenin Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa'nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.

 (1) Kanunilik

27. Müdahaleye dayanak olan 5275 sayılı Kanun'un 67. maddesinin (3) numaralı fıkrasında eğitim ve iyileştirme programlarının gerekli kılması hâlinde denetim altında internetten yararlanılabileceği düzenlenmiştir. Dolayısıyla başvurucunun internet erişimli bir bilgisayardan yararlanmasına izin verilmemesinin kanuni dayanağının bulunduğu anlaşılmaktadır.

 (2) Meşru Amaç

28. Eldeki başvuruya konu olayda başvurucunun ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin amacının Ceza İnfaz Kurumunun düzenini ve güvenliğini sağlamak olduğu, bu bağlamda kamu düzeninin sağlanmasına yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

 (3) Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk

29. Müdahalenin kanuni temelinin ve meşru amacının bulunduğu belirlendikten sonra yapılması gereken, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olup olmadığını değerlendirmektir. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı bir müdahale olması gerekir (Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 53-55; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 70-72; Ferhat Üstündağ [1. B.], B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 45).

30. Hükümlü ve tutuklular, Anayasa'nın ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olarak sahiptir (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri [2. B.], B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 65). Bu bağlamda hükümlü ve tutukluların ifade özgürlüğünün de Anayasa ve Sözleşme kapsamında koruma altında olduğu konusunda hiçbir şüphe bulunmamaktadır (Murat Karayel (5) [2. B.], B. No: 2013/6223, 7/1/2016, § 27). Bununla birlikte ifade özgürlüğü mutlak bir hak değildir ve Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen sebeplerle sınırlanabilir. Bu bağlamda ceza infaz kurumunda bulunmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi kurumda güvenliğin ve düzenin korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda mahpusların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebilecektir (Murat Karayel (5), § 29).

31. Anayasa Mahkemesi, bir ceza infaz kurumunda bulunan mahpusların bilgisayar veya bu gibi bazı araçlara erişimi konusunda ceza infaz kurumlarının geniş bir takdir yetkisi bulunduğunu kabul etmiştir. Bu bağlamda ceza infaz kurumu idaresinin mahpusların kendi araçlarını bulundurmaları ve kullanmaları da dâhil olmak üzere teknik bazı araçlara ilişkin düzenlemeler yapması, bunları organize etmesi ve ceza infaz kurumu şartlarına göre denetlemesi mümkündür. Bu takdir yetkisi işin teknik boyutu, devletin olanakları, kurumların imkân ve kapasitesi ile infaz hukukunun gereklilikleri gibi koşullarla da bağlantılıdır (Abdulmenaf Osman [1. B.], B. No: 2015/5483, 10/5/2018, § 15).

32. Başvurucu, internet erişimi olan bir bilgisayardan faydalanma talebinin reddedilmesini şikâyet konusu etmiştir. Daha önce de vurgulandığı üzere ceza infaz kurumunda bulunmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi kurumda güvenliğin ve düzenin korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda başvurucunun bilgisayar imkânından yararlanmasına kısıtlama getirilebilecektir. Öte yandan Anayasa'nın ve ilgili mevzuatın mahpusların haber veya fikir alma özgürlüğüne ilişkin olarak belli bir iletişim aracını güvence altına aldığı da söylenemez. Bunun sonucu olarak mahpusların bilgiye ulaşmasını anlamsız ve imkânsız hâle getirmeyen münferit uygulamalar konusunda ceza infaz kurumlarının geniş bir takdir yetkisinin olduğu vurgulanmalıdır (Murat Gösterit [2. B.], B. No: 2019/9396, 27/2/2024, § 32). Bu bağlamda mahpusların internete veya belirli internet sitelerine erişimlerinin sağlanması konusunda genel bir yükümlülüğün bulunmadığı da belirtilmelidir.

33. Bununla birlikte ceza infaz kurumlarınca yapılacak belirli bir ulaşım aracına getirilen kısıtlamaya ilişkin idari tasarrufların tamamen denetimsiz olduğu, diğer bir ifadeyle keyfîliğe açık olduğu sonucu da çıkarılamaz. Dolayısıyla mevcut başvurudaki gibi ifade özgürlüğüne yapılan müdahalelerde kurumların ve yargı makamlarının belirli bir ulaşım aracına getirilen kısıtlamaya ilişkin uygulamaların ceza infaz kurumunun asayişi ve güvenliği için gerekli olduğunu değerlendirmeleri ve bunu -özellikle yargı makamlarının- ilgili ve yeterli bir gerekçeyle açıklamaları gerekir. Bu doğrultuda, mahpusların ifade özgürlüğü kapsamında görülebilecek teknik bazı araçlara kısıtlama getirilmesinden yakındıkları başvurularda Anayasa Mahkemesi, bilgiye ulaşım için kullanılan teknik bir araca getirilen kısıtlama konusunda idarenin ve yargı mercilerinin sahip oldukları geniş takdir yetkisinin; meşru bir temeli olmaksızın ayrımcı bir nedenle, öngörülemez ya da keyfî olarak kullanılıp kullanılmadığını denetleyecektir (bazı farklılıklarla birlikte bkz. Murat Gösterit, § 33).

34. Somut olayda başvurucu, avukat ve arabulucu olduğunu, hakkında başlatılan soruşturmada savunmasını hazırlayabilmek için Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, AİHM ve Resmî Gazete'nin internet sitelerine erişme talebiyle bilgisayardan yararlanmayı istemiştir. 5275 sayılı Kanun'un 67. maddesinin (4) numaralı fıkrası, tehlikeli statüsünde bulunan veya örgüt mensubu olan hükümlüler yönünden internet ve/veya bilgisayardan yararlanmanın kısıtlanabileceğini düzenlemektedir. Başvurucu hakkında anılan şekilde verilmiş bir kısıtlama kararı bulunduğuna dair idari veya yargısal kararlarda bir tespite rastlanmamıştır. Somut olayda böyle bir belirleme olmaksızın başvurucunun talebi reddedilmiştir. Ceza İnfaz Kurumu, internet imkânından ancak eğitim ve iyileştirme programları kapsamında yararlanılabileceğini, ayrıca mahkemeleri tarafından Cumhuriyet savcılığı aracılığı ile veya doğrudan, tutuklulara verilmek üzere dijital ortamda gönderilen ve gönderilecek olan iddianame, ekleri veya duruşmalara ilişkin tutanakların bulunmaması hâlinde internetli veya internetsiz bilgisayardan yararlanılabilineceğine karar vermiştir. Bu kararı denetleyen yargı makamları da başvurucunun Ceza İnfaz Kurumu kararında belirtilen koşulları sağlamadığını belirtmekle yetinmiştir.

35. Mahpusların internet ve bilgisayardan yararlanmasına yönelik mevzuatta tanınan imkânın ne şekilde kullanılabileceğine ilişkin olarak ceza infaz kurumlarına bir takdir yetkisi verildiği görülmektedir. Ancak bu takdir yetkisinin kullanımında keyfîlik olmaması gerekir. Bu nedenle mahpusların internet sitelerine erişimine kısıtlama getirilebilmesi için öncelikle -eğer bu yönde alınmış bir karar varsa- mahpusun neden tehlikeli hâlde bulunduğunun veya örgüt mensubu olmasının ortaya çıkardığı kısıtlamaya konu gerekçelerin somut, ilgili ve yeterli bir şekilde ortaya konulması gerekir. Mahpus hakkında bir kısıtlama kararı bulunmadığı durumda ise erişilmek istenen internet sitelerinin neden Kanun'da zikredilen eğitim ve iyileştirme faaliyeti kapsamında görülmediğinin izah edilmesi gerekir. Ayrıca her hâlükârda mahpusun bu olanaktan yararlanması durumunda ceza infaz kurumu düzeni ve güvenliğinin neden tehlikeye düşeceğinin açık bir şekilde belirtilmesi gerekmektedir (benzer yönde değerlendirmeler için bkz. Metin Can Yılmaz [1. B.], B. No: 2021/63600, 3/7/2025, § 24). Somut nedenlere dayanmaksızın, ilgili ve yeterli bir gerekçe içermeksizin yalnızca ilgili mevzuata atıfla talep konusunda ret kararı verilmesi yeterli olmayacaktır. Bu noktada ceza infaz kurumu kararlarını denetleyen yargılama makamlarının da bu yöndeki kararları anılan tespitler doğrultusunda incelemesi ve ceza infaz kurumlarının ret kararlarına ilişkin takdir yetkilerini yerinde kullanıp kullanmadıklarını irdelemesi gerekmektedir.

36. Bu çerçevede somut olay değerlendirildiğinde, idare ve yargılama makamlarının kararlarında başvurucunun erişmek istediği internet sitelerinin neden eğitim ve iyileştirme programları kapsamına girmediğine ilişkin bir değerlendirmenin bulunmadığı görülmektedir. Bununla birlikte başvurucunun talebi doğrultusunda internet sitelerine erişiminin sağlanmasının ceza infaz kurumunda güvenliğin ve düzenin sağlanması ya da suç işlenmesinin önlenmesi bakımından neden gerekli olduğu hususunda da bir açıklamaya yer verilmediği anlaşılmaktadır. Bu hâliyle müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı ilgili ve yeterli bir gerekçe ile ortaya konulamamıştır. Bu nedenle başvurucunun ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olduğunun gösterilemediği sonucuna ulaşılmıştır.

37. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

VI. GİDERİM

38. Başvurucu, ihlalin tespiti ve yeniden yargılama yapılması ile 3.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

39. Başvurucunun, başvuru tarihinden önce tahliye olduğu anlaşıldığından yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.

40. Eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi için başvurucuya manevi zararları karşılığında net 3.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VII. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 3.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

D. 487,60 TL harç ve 30.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 30.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Silivri 2. İnfaz Hâkimliğine (E.2021/622, K.2021/711) ve Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 17/9/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Mert Yaşar [2. B.], B. No: 2021/57960, 17/9/2025, § …)
   
Başvuru Adı MERT YAŞAR
Başvuru No 2021/57960
Başvuru Tarihi 7/5/2021
Karar Tarihi 17/9/2025

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, ceza infaz kurumunda internete ve bilgisayara erişimin sağlanması talebinin reddedilmesi nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
İfade özgürlüğü Ceza infaz kurumunda ifade İhlal Manevi tazminat
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi