|
Başkan
|
:
|
Basri BAĞCI
|
|
Üyeler
|
:
|
Engin YILDIRIM
|
|
|
|
Rıdvan GÜLEÇ
|
|
|
|
Yıldız SEFERİNOĞLU
|
|
|
|
Metin KIRATLI
|
|
Raportör
|
:
|
Eren Can BENAKAY
|
|
Başvurucu
|
:
|
Serkan ÇAYIR
|
|
Vekilleri
|
:
|
Av. Cavit ÇALIŞ
|
|
|
|
Av. Alper ÇALIŞ
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, çalışma kaybının ve manevi zararın karşılanması talebiyle yapılan başvurunun zımnen reddine dair işleme karşı açılan davada sonuca etkili iddiaların kararda karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucu, Şırnak 2. Komando Tugay Komutanlığı emrinde uzman çavuş olarak görev yapmaktayken 13/10/2009 tarihinde gerçekleştirilen bir operasyon sırasında terör örgütü mensuplarınca el yapımı patlayıcının infilak ettirilmesi ile sağ göz altından cilt kesiği meydana gelecek şekilde yaralanmıştır. Başvurucuya bu yaralanma nedeniyle Millî Savunma Bakanlığı (MSB) Nakdi Tazminat Komisyonu tarafından 13/4/2011 tarihinde 8.239,88 TL ödenmesine karar verilmiştir.
3. Başvurucu görevine devam ederken psikolojik sorunlarının başlaması nedeniyle 8/7/2013 tarihinde Gülhane Askerî Tıp Akademisine (GATA) başvurmuştur. GATA tarafından düzenlenen 11/7/2013 tarihli raporda, başvurucu hakkında uyum bozukluğu tanısı konulmuş ve Türk Silahlı Kuvvetlerinde (TSK) görev yapamayacağı belirtilmiştir. Bunun üzerine başvurucu 2/6/2014 tarihinde terhis edilmiş ve 10/6/2014 tarihinde ilişiği kesilmiştir.
4. Başvurucu, vazife malulü sayılması talebiyle 14/9/2017 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) başvurmuştur. SGK 20/10/2017 tarihinde, başvurucunun eğitim araştırma hastanesine başvurarak hakkında düzenlenecek raporu ibraz etmesi gerektiğini belirtmiştir. Bunun üzerine başvurucu hakkında Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından 10/11/2017 tarihinde rapor düzenlenmiştir. Raporda başvurucunun travma sonrası stres bozukluğuna sahip olduğu, bu rahatsızlığının 2009 yılında gerçekleşen travmatik olay ile bağlantılı olduğu, başvurucunun tedaviye rağmen hastalık belirtilerinin devam etmesi ve hastalığın kronik hâle gelmesi nedeniyle TSK'da görev yapamayacağı kanaatine varıldığı ifade edilmiştir. Bunun üzerine SGK 27/12/2017 tarihinde başvurucunun 3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun uyarınca vazife malulü olduğuna karar vermiş, buna bağlı olarak başvurucuya 15/6/2014 tarihinden geçerli olmak üzere aylık bağlamıştır. Ayrıca bu durum nedeniyle başvurucuya Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından 27/4/2018 tarihinde ek 11.257,38 TL nakdi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
5. Başvurucu 13/10/2009 tarihinde yaşanan olay nedeniyle çalışma gücü kaybının ve manevi zararının karşılanması talebiyle 10/10/2018 tarihinde MSB'ye başvurmuştur. Talebinin zımnen reddedilmesi üzerine 9/1/2019 tarihinde dava açmış, çalışma gücü kaybının olması nedeniyle rapor aldırıldıktan sonra aktüerya konusunda uzman bir hesap bilirkişisinden rapor alınmasını ve alınacak rapor sonucuna göre karar verilmesini talep etmiştir. Daha sonra 19/12/2019 tarihli dilekçe ekinde, şahsen başvurması üzerine Ankara Şehir Hastanesi tarafından düzenlenen 5/12/2019 tarihli raporu sunmuştur. Raporda, 13/10/2009 tarihinde yaşanılan olay nedeniyle başvurucuya travma sonrası stres bozukluğu teşhisi konulduğu, başvurucunun engel oranının % 43 olduğu belirtilmiştir.
6. Mardin 2. İdare Mahkemesi (Mahkeme) 31/12/2019 tarihinde davayı kısmen kabul, kısmen reddetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Bakılan davada; Şırnak ilinde konuşlu 2. Komando Tugay Komutanlığı emrinde uzman çavuş olarak görev yaptığı dönemde, Seslice Üs Bölgesinde gerçekleştirilen bir operasyon sırasında 13/10/2009 tarihinde BTÖ mensuplarınca tuzaklanan el yapımı patlayıcının infilak etmesi ile sağ göz altından cilt kesiği meydana gelecek şekilde yaralanan davacıya vazifesini yapamayacak derecede malul olmuş olması nedeniyle 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 21/a maddesi ile 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerine göre görevdeki emsalinin maaşından az olmamak kaydıyla, bir başka ifade ile görevdeki emsalinin görev aylığı kadar vazife malullüğü aylığı bağlandığı; ayrıca davacıya 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 21. maddesi uyarınca emekli ikramiyesi ile 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun uyarınca nakdi tazminat ve 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun Ek 79. maddesi uyarınca ek ödeme yapıldığı dikkate alındığında, davacının aktif ve pasif dönemde maddi bir zararının bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, tüm dosya kapsamıyla, 3713, 2330 ve 5434 sayılı Kanunlar uyarınca davacıya yapılan ödemeler ve bağlanan aylık tutarları dikkate alındığında, davacının maddi bir zararının bulunmadığı anlaşıldığından, davacı tarafından talep edilen 10.000 TL maddi tazminatın ödenmesine olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
...
... davacıya, olayın oluş şekli ve niteliği dikkate alındığında, duyulan elem ve üzüntüyü kısmen de olsa gidermek için, ödenen nakdi tazminat miktarı da dikkate alınarak takdiren 25.000 TL manevi tazminatın, idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece ödenmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır."
7. Başvurucu, karara karşı 4/3/2020 tarihinde istinaf kanun yoluna başvurmuş; dilekçesinde, raporu Mahkemeye sunmasına rağmen raporun değerlendirilmediğini belirtmiştir. Raporda engelli hâle geldiğinin açıkça tespit edildiğini belirterek bu durumun Mahkemece değerlendirilmemesinden yakınmış, emsal kararlar ışığında Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi (Bölge İdare Mahkemesi) 19/10/2021 tarihinde istinaf başvurusunu kesin olarak reddetmiştir.
8. Başvurucu, nihai hükmü 16/11/2021 tarihinde öğrendikten sonra 30/11/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
II. DEĞERLENDİRME
9. Başvurucu; raporda %43 engelli olduğu açıkça tespit edilmesine rağmen Mahkemece bu hususun değerlendirilmediğini belirtmiştir. Çalışma gücü kaybı açık olmasına rağmen Mahkemece bilirkişi incelemesine gerek görülmeden alınan tazminatların yeterli kabul edilmesi ve rapor alınarak tazminat ödenmesine karar verilen emsal kararlara aykırı olarak davanın reddedilmesi nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılanma ilkeleri ile mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
10. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, başvurucunun tazminat talebinin reddine ilişkin işleme karşı iptal ve tam yargı davası açarak söz konusu idari işleme yönelik bilgi ve deliller ile iddia ve savunmalarını yargı mercilerine sunma fırsatı elde ettiği, mahkemelerin söz konusu işlem kapsamında elde edilen delilleri ilgili mevzuat çerçevesinde değerlendirmek suretiyle sonuca ulaştığı ifade edilmiştir. Yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihadı ve somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği savunulmuştur. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanında bireysel başvuru formunda belirttiği hususları yinelemiştir.
11. Başvuru, gerekçeli karar hakkı kapsamında incelenmiştir.
12. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
13. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesini sağlamak için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31-34).
14. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan mercinin yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayanancak ilk defa kanun yolu merciine ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).
15. Başvurucu hakkında Ankara Şehir Hastanesi tarafından düzenlenen raporda başvurucunun 2009 yılında yaşadığı olay ile ilgili olarak çalışma gücü kaybı oranının %43 olduğunun tespit edildiği belirtilmiştir. Başvurucu, raporu Mahkemeye sunmasına karşın Mahkeme raporu değerlendirmemiş; raporu neden kabul etmediğini açıklamamıştır. Yine başvurucuya 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu, 2330 sayılı Kanun ile 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu uyarınca yapılan ödemeler ve bağlanan aylıkların raporda tespit edilen çalışma gücü kaybı oranını nasıl karşıladığına ilişkin görüşünü belirtmemiştir. Oysa belirtilen ödemeler ve aylıkların ne kadar olduğunun, bu durumun raporda belirtilen çalışma gücü kaybını nasıl tamamen karşıladığının Mahkeme tarafından değerlendirilerek ortaya konulması gerekir.
16. Kural olarak mahkeme kararlarında esasa ilişkin hususlarda yeterli gerekçe bulunması hâlinde kanun yolu merciince bu karara atıf yapılarak değerlendirme yapılması makul görülebilir. Mahkeme kararlarında gerekçe bulunmadığı hâllerde ise kişilerin ileri sürdüğü esaslı itirazların kanun yolu mercii tarafından gerekçeli bir şekilde karşılanması gerekir. Somut olayda Mahkeme kararının yukarıda belirtilen bağlamda bir gerekçe içermediği, Bölge İdare Mahkemesi tarafından ise bu karara atıf yapılarak herhangi bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmıştır.
17. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
18. Başvurucunun, etkili başvuru hakkının ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürdüğü görülmekte ise de gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verildiğinden diğer ihlal iddiaları hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek olmadığına karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
19. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile 2.000.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
20. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerince yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
21. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
22. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,
D. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Mardin 2. İdare Mahkemesine (E.2019/139, K.2019/2807) GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
F. 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
G. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 10/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.