logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Dilek Hatipoğlu [1. B.], B. No: 2021/60190, 24/12/2025, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

DİLEK HATİPOĞLU BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/60190)

 

Karar Tarihi: 24/12/2025

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

 

 

Selahaddin MENTEŞ

 

 

İrfan FİDAN

 

 

Muhterem İNCE

Raportör

:

Mutlu ALAF

Başvurucu

:

Dilek HATİPOĞLU

Vekili

:

Av. Dilan KUNT AYAN

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru; ceza infaz kurumu disiplin kurulu kararına karşı yapılan şikâyette esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının, delillerin dikkate alınmaması nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin, kişinin çıplak aramaya maruz kaldığı ve arama esnasında yaralandığı iddiaları nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

2. Başvurucu, Sincan Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmakta iken ağır ceza mahkemesindeki duruşmalara katılmak için Van T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğüne (Kurum) misafir hükümlü olarak 12/2/2021 tarihinde giriş yapmıştır. Başvurucunun üstü aranmak istenmiştir. Başvurucunun bunu kabul etmemesi üzerine infaz koruma memurları ile başvurucu arasında tartışma çıkmıştır.

3. Başvurucu hakkında Kurum tarafından aramaya karşı çıktığı, görevli memurlara mukavemet göstererek saldırdığı ve görevli iki memuru yaraladığı iddialarıyla soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma dosyasına alınan Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 12/2/2021 tarihli raporlarda hem başvurucunun hem de infaz koruma memurlarının basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralandıkları tespit edilmiştir. Başvurucunun soruşturma kapsamında verdiği savunması şöyledir:

"12/02/2021 tarihinde Sincan Kadın Kapalı cezaevinden Hakkari'de mahkemem olduğu için getirildim. 2014 yerel seçimlerinde Hakkari belediye başkanıydım. Saat 11 civarında arama odası götürüldüm. Bana soyun çıplak arama yapacağım dendi. Hülya adında bir gardiyan ve iki kapalı gardiyan vardı. Bende çıplak arama yaptırmayacağımı söylediğim gibi, bir kapalı gardiyan kollarımdan bir kapalı gardiyan bacaklarımdan tutup yere yatırdılar. Hülya gardiyanda beni darp ederek çırılçıplak ettiler. Ben, yapmayın, bırakın beni, çıplak aramaya izin vermiyorum, bu yaptığınız terbiyesizliktir, ahlaksızlıktır, dedim. Darp raporu aldım. Sonra hücreye getirildim. Çıplak aramayı kabul etmediğim için bir daha darp edildim. Ben de mahkeme görüşürüz. Hakkımı arayacağım dedim. Benim yaşadıklarım ve söylediklerim bunlardır. Burada söylenenler doğru değil. Çıplak aramaya karşı geldiğim için darp edildim. Haksızlığa uğradım."

4. Kurum Disiplin Kurulu Başkanlığı tarafından 22/2/2021 tarihli kararla başvurucunun aramaya karşı çıkma, gereksiz olarak marş söyleme ve slogan atma, kurum görevlilerine hakaret veya tehditte bulunma disiplin suçlarını işlediği sonucuna varılmıştır. Başvurucuya en üst disiplin cezasını gerektiren eylem olan hükümlü ve tutukluları kasten veya neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama ile görevlileri her türlü kasten yaralama disiplin suçu nedeniyle on iki gün hücreye koyma cezası verilmiştir. Kararın gerekçesinde özetle başvurucunun mevzuat hükümleri doğrultusunda aramasının yapılmak istendiği fakat başvurucunun önce sözlü olarak sonrasında fiziki olarak aramaya karşı çıktığı, devamında şiddet kullanarak aramaya karşı çıktığı ve görevli memurlara saldırdığı, görevli memurlar tarafından başvurucunun zor kullanılarak etkisiz hâle getirildiği ve aramasının bu şekilde yapıldığı, arama sırasında başvurucunun slogan attığı, sonrasında alındığı tek kişilik odada da taşkınlıklarına devam ettiği hususlarına işaret edilmiştir.

5. Başvurucu, Disiplin Kurulu kararına karşı İnfaz Hâkimliğine şikâyette bulunmuştur. Başvurucu 8/3/2021 tarihli şikâyet dilekçesinde özetle memurların kendisine gelir gelmez çıplak arama yapacağız dediğini, kendisinin bunu kabul etmediğini, memurların kendisini yatırarak ellerini ve kollarını tuttuğunu, zorla kıyafetlerini çıkardıklarını ve aynı zamanda kendisini darp ettiklerini ileri sürmüştür. Kendisine memurları darp ettiğinin söylendiğini ancak eğitimli üç memuru darp edebilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu beyan etmiştir. Başvurucu; işkenceye uğradığını, darp raporu aldığını, darp raporu sonrasında da şiddete maruz kaldığını iddia etmiştir. Memurların kendi kendine zarar verdiğini ileri sürdüğünü ancak hem kendisine hem de memurlara zarar vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu beyan etmiştir.

6. Van İnfaz Hâkimliği (İnfaz Hâkimliği) tarafından yapılan yargılamada 29/3/2021 tarihli duruşmada başvurucu; avukatı ile savunma yapmak istediğini, ayrıca olayla ilgili Van Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu, bunun sonucunun beklenmesi gerektiğini beyan etmiştir.

7. Başvurucu 5/4/2021 tarihli duruşmada vermiş olduğu savunmasında şikâyet dilekçesinde ileri sürdüğü savunmalarını yinelemiştir. Ayrıca görevli memurlara söylediği iddia edilen sözleri söylemediğini beyan etmiştir. Başvurucu vekili ise savunmasında başvurucunun tamamen soyularak çıplak arama yapıldığını, bağımsız bir heyet tarafından düzenlenen darp raporu alındığını, Van Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğünce düzenlenen rapor ile de başvurucuda darp ve cebir sonucu oluşan ekimozlar tespit edildiğini, memurlar hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, Van Barosu Cezaevi Komisyonunda yer alan ve olaya ilişkin raporu düzenleyen kişilerin tanık olarak dinlenmesini talep etmiştir. İnfaz Hâkimliği kamera kayıtlarının bilirkişiye gönderilmesine, tutanak mümzisinin tanık olarak dinlenmesine, başvurucunun tanık dinletme talebinin celse arasında değerlendirilmesine karar vermiştir.

8. Başvurucu 26/4/2021 tarihli duruşmada Van Barosu Cezaevi Komisyonuna ait 19/2/2021 tarihli raporu dosyaya sunmuş; bu raporu hazırlayan avukatların tanık olarak dinlenmesini talep etmiştir. İnfaz Hâkimliği tarafından Van Cumhuriyet Başsavcılığından soruşturmanın akıbetinin sorulmasına, mevcut deliller dikkate alınarak başvurucunun tanık dinletmesi yönündeki talebinin yargılamaya yenilik katmayacağı ve esasa etkili olmayacağı kanaati ile tanık dinletme talebinin reddine karar verilmiştir.

9. Kamera çözümlenmesine ilişkin 28/4/2021 tarihli bilirkişi raporu dosyaya sunulmuştur. Raporun sonuç kısmında başvurucu ile infaz koruma memurları arasında kameraya yansıyan görüntülerde direnme, zor kullanma, darp ve cebir olayına rastlanmadığı tespit edilmiştir. 26/5/2021 tarihli yazı ile Van Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmanın devam ettiğini bildirmiştir. Bu yazı ekinde Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Van Adli Tıp Şube Müdürlüğü (Adli Tıp) tarafından düzenlenen 18/2/2021 tarihli rapor da sunulmuştur. Başvurucu ile ilgili bu raporun sonuç kısmında yaralanmanın basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olduğu değerlendirmesi yapılmıştır.

10. 7/6/2021 tarihli duruşmada tutanak mümzisi tanık olarak dinlenmiştir. Tanık beyanında özetle başvurucunun üst aramasına direndiğini, kendilerine karşı tehdit ve hakaret içerikli sözler söylendiğini, üst aramasını gerçekleştirebilmek için zor kullanarak başvurucuyu etkisiz hâle getirdiklerini, fiziksel bir saldırı yapmadıklarını, üçünün başvurucunun kollarını ve bacaklarını tuttuğunu beyan etmiştir. Ayrıca başvurucunun da tekme atarak ve tırnaklarıyla karşılık verdiğini, kesinlikle başvurucunun göğsüne bastırmadıklarını ileri sürmüştür. Sonraki duruşmalarda diğer iki tutanak mümzisi de dinlenmiş ve aynı yönde beyanlarda bulunmuşlardır.

11. İnfaz Hâkimliği 21/9/2021 tarihli kararı ile şikâyetin reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

"T/H DİLEK HATİPOĞLU'nun Hakkari 1. ve 3. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmalara katılmak üzere 12/02/2021 tarihinde Sincan Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan Van T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna getirilerek misafir hükümlü olarak kuruma giriş yaptığı, kurum giriş işlemleri sırasında hükümlünün kendisine yöneltilen sorulara asabi şekilde cevaplar verdiği, görevli infaz koruma memurları tarafından üst araması yapılacağı söylendiğinde '....hadsizler siz kim oluyorsunuz, beni arayamazsınız, sizi de kanununuzu da tanımıyorum....' diyerek infaz koruma memurlarına hakaret ve tehdit ettiği, arama için kendisine verilen önlüğü yere atarak giymediği, '.....size bunun hesabını sorarım, bunun burada mı kalacağını sanıyorsunuz....' diyerek tehdit etmeye devam ettiği, infaz koruma memurlarının hükümlüyü sakinleştirmeye çalıştığı ancak hükümlünün sakinleşmeyerek görevli memurlara saldırdığı, bu sırada, dosya kapsamındaki Adli Raporlara göre görevli memurlar Mehpare ve Hülya'nın basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralandığı, arama esnasında hükümlünün 'direne direne kazanacağız, biji serok apo, insanlık onuru işkenceyi yenecek' şeklinde sloganlar attığı, arama sonrası pantolununu giymesi istendiğinde '...nasıl çıkarttıysanız, öyle giydirim...' diyerek tahkir edici davranışlara devam ettiği, bu halde hükümlü Dilek Hatipoğlu'nun Ceza İnfaz Kurumuna girişi sırasında kendisine verilen önlüğü giymeyerek ve arama yaptırmayacağını söyleyerek yasa gereği yapılması gerekli olan arama işleminin yapılmasına karşı çıktığı, arama sırasında görevli memurlara'....hadsizler siz kim oluyorsunuz, beni arayamazsınız, sizi de kanununuzu da tanımıyorum....' , '.....size bunun hesabını sorarım, bunun burada mı kalacağını sanıyorsunuz....' diyerek tehdit ve hakarette bulunduğu, 'direne direne kazanacağız, biji serok apo, insanlık onuru işkenceyi yenecek' diyerek slogan attığı, ayrıca görevli memurlara saldırarak basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde kasten yaraladığının anlaşıldığı, hükümlü Dilek Hatipoğlu'nun aşamalarda alınan beyanında yapılan arama işleminin usulsüz olduğunu, bu nedenle karşı çıktığını savunmuşsa da, tanık olarak dinlenen tutanak mümzilerinin beyanlarından da anlaşıldığı üzere, arama sırasında hükümlü Dilek Hatipoğlu'nun iç çamaşırlarının çıkartılmadığı ve kendisine önlük giydirildiği anlaşılmakla aramanın çıplak arama olarak değil üst ve eşya araması olarak nitelendirilmesi gerektiği, T/H DİLEK HATİPOĞLU'nun birden fazla disiplin suçu işlediği ve en üst disiplin cezasını gerektiren eyleminin Hükümlü ve Tutukluları Kasten veya Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralamak İle Görevlileri Her Türlü Kasten Yaralamak suçu kapsamında olduğu, tutuklu/hükümlünün eylemini gerçekleştirme şekli, eyleminin sübutuna ilişkin kabulde, cezanın uygulanış şekli ve kullanılmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla T/H DİLEK HATİPOĞLU tarafından Van T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü Disiplin Kurulu Başkanlığının 22/02/2021 tarih ve 2021/58 karar sayılı kararına karşı yapılan şikayet başvurusunun reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."

12. Başvurucu, karara itiraz etmiş; itiraz dilekçesinde özetle şiddet uygulanarak aramaya maruz kaldığını, göğüs kafesine baskı yapılarak nefessiz kaldığını, adli tıp kurumundan alınan raporların dikkate alınmadığını, gerekçeli kararda bu hususta değerlendirme yapılmadığını, Van Barosu Cezaevi Komisyonu tarafından hazırlanan raporun da dikkate alınmadığını, buradaki avukatların tanık olarak dinlenmediğini ileri sürmüştür.

13. Van 1. Ağır Ceza Mahkemesi 6/10/2021 tarihli kararı ile İnfaz Hâkimliği kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle itirazın reddine karar vermiştir.

14. Başvurucu, nihai hükmü 20/11/2021 tarihinde öğrendikten sonra 14/12/2021 tarihinde süresinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

15. Başvurucu, adli yardım talebinde bulunmuştur. Başvurucunun adli yardım talebinin 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca geçici olarak kabulüne karar verilmesi gerekir.

A. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

16. Başvurucu; şiddete maruz kaldığının adli tıp raporu ile sabit olduğunu, kendisindeki yaralanmanın orantılı olup olmadığının değerlendirilmediğini, maruz kaldığı şiddetin değerlendirilmediğini ileri sürmüştür. Başvurucu, olayın faillerinin aldığı raporların değerlendirilmesine rağmen kendi raporunun değerlendirilmemesinin gerekçeli karar hakkını ihlal ettiğini iddia etmiştir. Olayın tanıklarının kendisine önlük giydirilmediğini beyan etmesine rağmen Mahkemenin gerekçesinde önlüğün giydirildiği değerlendirmesi yapmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Başvurucu, çıplak aramanın gerekli olup olmadığı hususunda Mahkemenin değerlendirme yapmadığını ileri sürmüştür. Başvurucu, İnfaz Hâkimliği tarafından infaz koruma memurlarının şiddete başvurması için gerekli bir durumun olup olmadığını araştırmadığını, çıplak arama yönünde bir talimatın olup olmadığının araştırılmadığını, Ağır Ceza Mahkemesi kararının da gerekçesiz olduğunu iddia etmiştir.

17. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, mevcut başvuruda başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edilip edilmediği konusunda Anayasa Mahkemesi tarafından yapılacak incelemede Anayasa ve mevzuat hükümleri doğrultusunda somut olayın kendine özgü koşullarının gözönüne alınması gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı cevabında başvuru formundaki şikâyetleri yinelemiştir.

18. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

19. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan merciin yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciine ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).

20. Somut olayda başvurucu, misafir hükümlü olarak gönderildiği cezaevinde üstünün aranması ile ilgili olarak infaz koruma memurlarını yaraladığı gerekçesiyle disiplin hapsi cezası almıştır. Başvurucunun bu karara karşı yapmış olduğu şikâyet reddedilmiştir.

21. İnfaz Hâkimliği başvurucunun 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 44. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (e) bendinde düzenlenen "hükümlü ve tutukluları kasten veya neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralamak ile görevlileri her türlü kasten yaralamak" disiplin suçunu işlediği sonucuna varmıştır. İnfaz Hâkimliği gerekçesini infaz koruma memurlarının tuttuğu tutanağa, bu kişilerin Mahkemede verdikleri ifadelere ve infaz koruma memurlarının yaralandıklarına dair raporlara dayandırmıştır.

22. İnfaz Hâkimlikleri, önüne gelen şikâyetleri disiplin hukuku çerçevesinde değerlendirmekte ve incelemelerini bu kapsamda yapmaktadır. Başvurucu, gerek yargılama sürecinde gerekse bireysel başvurusunda disiplin cezasına konu yaralama eylemini gerçekleştirmediğine yönelik bir iddiada bulunmaktadır. İnfaz Hâkimliği ise gerekçesini başvurucunun bu eylemi gerçekleştirdiğine yönelik delillere dayandırmaktadır. Bu itibarla İnfaz Hâkimliğinin somut olay bağlamında şikâyetin reddine ilişkin kanaate hangi delille ne şekilde bağ kurarak ulaştığını kararında gösterdiği değerlendirilmiştir.

23. Başvurucu; itiraz makamı olan Ağır Ceza Mahkemesi kararının da gerekçesiz olduğunu ileri sürmüşse de kanun yolu incelemesi yapan merciin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterlidir.

24. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Silahların Eşitliği ve Çelişmeli Yargılama İlkelerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

25. Başvurucu; hükme esas kabul ettiği tanıkların olayın failleri olduğunu, bu tanıkların beyanlarının esas alınarak şikâyetin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Ayrıca infaz koruma memurları hakkında yaptığı suç duyurusunun sonucunun beklenmemesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini, Mahkemenin kamu görevlilerinin beyanlarını peşinen kabul ettiğini beyan etmiştir. Başvurucu, kamera kayıtlarının dökümünün eksik olduğunu, kamera kayıtları sessiz olduğu için dudak okuma konusunda uzman bir bilirkişiye kayıtların gönderilmediğini ileri sürmüş ve tanık dinletme taleplerinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu iddia etmiştir.

26. Silahların eşitliği ilkesi davanın taraflarının usule ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına gelir (Yaşasın Aslan [2. B.], B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 32).

27. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın yürütülebilmesi için silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri ışığında taraflara tanık delili de dâhil olmak üzere delillerini sunma ve inceletme noktasında da uygun imkânların tanınması gerekir. Bu anlamda delillere ilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsiz olma iddiaları da yargılamanın bütünü kapsamında değerlendirilecektir (Yüksel Hançer [1. B.], B. No: 2013/2116, 23/1/2014, § 19).

28. Ancak Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kapsamındaki görevi; somut olayın usul kurallarına uygunluğu denetlemek değil, adil yargılanma hakkı kapsamındaki güvencelerin somut olayda ihlal edilip edilmediğini denetlemektir (Mustafa Kupal [1. B.], B. No: 2013/7727, 4/2/2016, § 51).

29. Başvurucu, olayın tarafı olan infaz koruma memurlarının tanık olarak dinlendiğini ve bunun hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Ancak İnfaz Hâkimliği gerekçesinde tek başına bu tanık beyanlarına dayanmamış olup bu tanıkların yaralandığını ortaya koyan adli raporlara da dayanmıştır. Başvurucu, Van Barosu Cezaevi Komisyonunda yer alan ve olaya ilişkin raporu düzenleyen kişilerin tanık olarak dinlenmesini talep etmiş ancak bu talebi İnfaz Hâkimliği tarafından reddedilmiştir. Başvurucu, bu tanıkların hazırlanan rapordan farklı olarak yargılamanın esasını etkileyecek nitelikte bir beyan verip vermeyecekleri hususunda somutlaştırma yapmadığı gibi bu tanıkların yargılama konusu olaya tanık olduklarına ilişkin bir iddia da bulunmamaktadır. Olaya ilişkin olarak kamera kayıtları getirtilmiş ve bilirkişi tarafından yazılı rapor hâlinde çözümü yaptırılmıştır. Başvurucu, yargılama sırasında ve İnfaz Hâkimliği kararına karşı itirazında bu rapora yönelik olarak bir itirazda bulunmamıştır. İnfaz Hâkimliğinin disiplin hukuku çerçevesinde değerlendirme yaptığı gözetildiğinde infaz koruma memurları hakkında yapılan suç duyurusunun sonucunun beklenmesinin gerekli olduğunu söylemek güçtür. Bu itibarla yargılama bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun dosya kapsamında bulunan tüm bilgi ve belgelere karşı beyanda bulunma ve delillerini sunabilme noktasında dezavantajlı duruma düşürülmediği, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edilmediğinin açık olduğu anlaşılmıştır.

30. Açıklanan gerekçelerle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine dair iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

31. Başvurucu, çıplak aramaya ve işkenceye maruz kaldığını, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığının korunması hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun iddiasının özü çıplak arama yapılmasına ve bu esnada yaralanmasına yönelik olduğundan başvurunun kötü muamele yasağı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

33. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun şikâyetleri açısından maddi olayın ortaya çıkarılması, olayda sorumluluğu bulunanların tespiti ve cezalandırılması şeklinde makul bir başarı şansı sunabilecek ve bir çözüm sağlayabilecek nitelikte olan yolun etkili bir ceza soruşturması yürütülmesi yolu olduğu anlaşılmaktadır (Zeki Güngör [1. B], B. No: 2013/8491, 31/3/2016, § 40). Başvurucu infaz koruma memurları hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu ileri sürmüştür. Başvurucu soruşturmanın sonucu ile ilgili bilgi ve belge sunmamıştır.

34. Dolayısıyla hukuk sisteminde mevcut yargısal yollar tüketilmeksizin bireysel başvuruda bulunulduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin GEÇİCİ OLARAK KABULÜNE,

B. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Geçici olarak muaf tutulan 487,60 TL harçtan ibaret yargılama giderinin 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca başvurucudan TAHSİLİNE 24/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Kabul Edilemezlik vd.
Künye
(Dilek Hatipoğlu [1. B.], B. No: 2021/60190, 24/12/2025, § …)
   
Başvuru Adı DİLEK HATİPOĞLU
Başvuru No 2021/60190
Başvuru Tarihi 14/12/2021
Karar Tarihi 24/12/2025

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, ceza infaz kurumu disiplin kurulu kararına karşı yapılan şikâyette esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının, delillerin dikkate alınmaması nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin, kişinin çıplak aramaya maruz kaldığı ve arama esnasında yaralandığı iddiaları nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) Gerekçeli karar hakkı (ceza) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Silahların eşitliği ilkesi / çelişmeli yargılama ilkesi (ceza) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Kötü muamele yasağı Çıplak/detaylı arama Başvuru Yollarının Tüketilmemesi
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi