|
Başkan
|
:
|
Hasan Tahsin GÖKCAN
|
|
Üyeler
|
:
|
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
|
|
|
|
Selahaddin MENTEŞ
|
|
|
|
İrfan FİDAN
|
|
|
|
Muhterem İNCE
|
|
Raportör
|
:
|
Gülsüm Gizem GÜRSOY
|
|
Başvurucu
|
:
|
Birleşik Metal İşçileri Sendikası
|
|
Temsilcisi
|
:
|
Adnan SERDAROĞLU
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Olcay KORKMAZ
|
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, bir sendika tarafından alınan grev kararının Bakanlar Kurulu tarafından ertelenmesi nedeniyle sendika hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 30/7/2021 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
4. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvurucu Sendika, 1947 yılında kurulan Türkiye Maden-İş Sendikası ile 1963 yılında kurulan Otomobil-İş Sendikasının 1993 yılında birleşmesiyle oluşmuş ve Birleşik Metal İşçileri Sendikası (Sendika) adını almıştır. Başvurucu Sendika, Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonuna bağlıdır.
6. Başvurucu Sendika ile davalı işyeri arasında yürütülen toplu iş sözleşmesi (TİS) görüşmelerinde anlaşma sağlanamamıştır.
7. Başvurucu Sendikanın Yönetim Kurulu 16/12/2016 tarihinde toplanmış ve davalı işyeri için 18/1/2017 tarihinden itibaren uygulamaya konulmak üzere grev kararı almıştır.
8. Bakanlar Kurulu 18/1/2017 tarihli ve 29952 sayılı mükerrer Resmî Gazete'de yayımlanan 17/1/2017 tarihli ve 2017/9744 sayılı kararı ile grevin ertelenmesine karar vermiştir. Karar şöyledir:
"A. Şirketine bağlı işyerlerinde Birleşik Metal İşçileri Sendikası tarafindan uygulanmakta olan grevin, milli güvenliği bozucu nitelikte olduğu görüldüğünden ertelenmesi hakkındaki ekli kararın yürürlüğe konması 18/10/2012 tarihli ve 6356 sayılı Kanunun 63 üncü maddesine göre, Bakanlar Kurulu'nca 17/1/2017 tarihinde kararlaştırılmıştır.
Karar:
...
b) ... Birleşik Metal İşçileri Sendikası tarafindan alınmış bulunan grev kararının, milli güvenliği bozucu nitelikte görüldüğünden altmış gün süreyle ertelenmesi kararlaştırılmıştır."
9. Bu kararın iptal edilmesi için Sendika tarafından 2/2/2017 tarihinde Danıştay Onuncu Dairesine dava açılmış ve bu davada yürütmenin durdurulması talep edilmiştir. Yürütmenin durdurulması talebi Danıştay Onuncu Dairesi tarafından 21/2/2017 tarihinde reddedilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"... Davalı idarece savunma dilekçesi ekinde gönderilen Milli Savunma Bakanlığının 16/01/2017 tarih ve 459 sayılı yazısı ile Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumunun 20/12/2016 tarih ve 120169 sayılı yazılarında, Kara Kuvvetleri Komutanlığının ihtiyaç duyduğu silah ve mühimmatın imalatında kullanılan vasıflı çeliklerin Bakanlar Kurulu kararında sözü edilen işyerlerinden temin edildiği belirtilmiştir. Yukarıda sözü edilen yazılar ve dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, adı geçen şirkete bağlı işyerlerinde uygulanacak olan grevin, milli güvenliği bozucu nitelikte olduğu sonucuna ulaşılmıştır..."
10. Başvurucu Sendika, bu karara karşı Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna itirazda bulunarak yürütmenin durdurulmasını talep etmiştir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu (İDDK) 13/3/2017 tarihli kararı ile oyçokluğuyla itirazı reddetmiştir. Kararda yalnızca "yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için yasanın aradığı koşulların gerçekleşmemiş olduğu" gerekçesine yer verilmiştir.
11. Muhalif kalan üyelerin muhalefet şerhinin ilgili kısmı şu şekildedir:
"... ertelenen grevin milli güvenliği bozucu nitelikte sonuç doğurabileceğine davalı idarenin dosyaya ibraz ettiği bilgi ve belgelerle ulaşıldığı, idarece aynı vasıftaki çeliğin başka yerden temin edilme imkanı, mevcut stok durumu gibi hususların açıklıkla ortaya konulmadığı anlaşıldığından dava konusu Bakanlar Kurulu kararında hukuka uyarlık görülmemiştir. Öte yandan, 6356 sayılı Kanunun 63. maddesi uyarınca, altmış günlük grev erteleme süresi sonunda taraflar arasında anlaşma sağlanamazsa, altı iş günü içinde taraflardan birinin başvurusu üzerine uyuşmazlığın Yüksek Hakem Kurulunca çözüleceği, aksi takdirde işçi sendikasının yetkisinin düşeceği göz önüne alındığında, hukuka aykırı bulunan dava konusu Bakanlar Kurulu kararının uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğabileceği de açıktır."
12. Daire 1/7/2019 tarihinde başvuruya konu grev erteleme kararını esastan incelemiş ve davanın reddine karar vermiştir. Kararda, davalı idarenin çeşitli askerî araçların ve silahların üretiminde kullanılan malzemelerin dava konusu işyerinden tedarik edildiği savunmasına yer vermiştir. Davalı idare; bu ürünlerin başta Fırat Kalkanı Harekâtı olmak üzere ülke güvenliği ve savunmasında kullanıldığını, üretimde sıkıntı yaşanmaması ve teslimatların gecikmemesi amacıyla başvurucu sendika tarafından alınan grev kararının uygulanmasının ertelenmesinin talep edildiğini ifade etmiştir. Daire kararında da davalı idarenin sunduğu gerekçelere benzer şekilde değerlendirmelerde bulunulmuştur. Bu itibarla kararda; millî savunmada özellikle Fırat Kalkanı Harekâtının devam ettiği günlerde; gerek bu harekâtta gerek diğer operasyonlarda iç ve dış tehditlerle mücadelede kullanılan askerî araç ve ekipmanların ülkemizde üretilmesinin ve bu konuda dışa bağımlılığın azaltılmasının, millî güvenliğin unsurları arasında yer aldığını değerlendirmiştir. Kararda, bu harekâtlarda kullanılan araç ve ekipmanların dava konusu işyerinde üretildiğini belirtmiştir. Ayrıca kararda, bu işyerindeki üretimi durduracak veya yavaşlatacak bir grev uygulamasının ülkenin iç ve dış tehditlere karşı koyabilme gücünü azaltacağı, bu durumun da millî güvenliği bozucu bir nitelik taşıdığı sonucuna ulaşmıştır.
13. Muhalif kalan üyenin muhalefet şerhinde anayasal hak ve işçi açısından güvence olan grev hakkının ancak yasada sayılan sebeplerle idari bir tasarrufla ertelenebileceği belirtilmiştir. Muhalif görüşte, ekonomik veya siyasi veya başkaca bir sebeple yasal bir grevin ertelenmesine yasal olanak bulunmadığı, soyut ve belirsiz olan millî güvenlik kavramının çok geniş bir şekilde yorumlanmasının, hemen hemen bütün grevlerin sonuçları bakımından millî güvenliği bozabileceği sonucuna ulaşılmasına ve böylece bütün grevlerin ertelenmesine yol açacağı vurgulanmıştır. Muhalif görüşte devamla; davacı sendikaya bağlı işyerlerinde uygulanmakta olan grevin millî güvenliği bozucu nitelikte olduğunu ortaya koyan geçerli ve inandırıcı kanıtların bulunmadığı ve bu nedenle grev erteleme kararının mevzuata uygun olmadığı ifade edilmiştir.
14. Anılan kararın temyizi üzerine Danıştay İDDK 8/3/2021 tarihinde, kararı usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle oyçokluğuyla onamıştır.
15. Muhalif kalan üyelerin muhalefet şerhinde; ertelenen grevin millî güvenliği bozucu nitelikte sonuç doğurabileceğine davalı idarenin dosyaya ibraz ettiği bilgi ve belgelerle ulaşıldığı ancak idarece aynı vasıftaki çeliğin başka yerden temin edilme imkânı, mevcut stok durumu gibi hususların açıklıkla ortaya konulmadığı belirtilmiştir.
16. Nihai karar, başvurucu tarafından 16/7/2021 tarihinde öğrenilmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
17. 7/11/2012 tarihli ve 28460 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun “Yüksek Hakem Kuruluna başvurma” kenar başlıklı 51. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1)Grev oylaması sonucunda grev yapılmaması yönündeki kararın kesinleşmesinden itibaren altı iş günü içinde işçi sendikası; grev ve lokavtın yasak olduğu uyuşmazlıklarda ... erteleme süresinin uyuşmazlıkla sonuçlanması hâlinde sürenin bitiminden itibaren taraflardan biri altı iş günü içinde Yüksek Hakem Kuruluna başvurabilir. Aksi takdirde işçi sendikasının yetkisi düşer.
(2) Yüksek Hakem Kurulu kararları kesindir ve toplu iş sözleşmesi hükmündedir."
18. 6356 sayılı Kanun’un “Grev ve lokavtın ertelenmesi” kenar başlıklı 63. maddesi şöyledir:
“(1) Karar verilmiş veya başlanmış olan kanuni bir grev veya lokavt genel sağlığı veya millî güvenliği bozucu nitelikte ise Bakanlar Kurulu bu uyuşmazlıkta grev ve lokavtı altmış gün süre ile erteleyebilir. Erteleme süresi, kararın yayımı tarihinde başlar.
(2) Erteleme kararının yürürlüğe girmesi üzerine, 60 ıncı maddenin yedinci fıkrasına göre belirlenen arabulucu, uyuşmazlığın çözümü için erteleme süresince her türlü çabayı gösterir. Erteleme süresi içerisinde taraflar aralarında anlaşarak uyuşmazlığı özel hakeme de götürebilir.
(3) Erteleme süresinin sonunda anlaşma sağlanamazsa, altı iş günü içinde taraflardan birinin başvurusu üzerine uyuşmazlık Yüksek Hakem Kurulunca çözülür. Aksi takdirde işçi sendikasının yetkisi düşer.”
V. İNCELEME VE GEREKÇE
19. Mahkemenin 24/12/2025 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
20. Başvurucunun iddiaları şu şekilde özetlenebilir:
i. Başvurucu, Bakanlar Kurulu kararında yer alan "millî güvenliği bozucu" ibaresinin gerekçelendirilmediğini, alınan grev kararının millî güvenliği ne şekilde tehdit ettiğinin açıklanmadığını belirtmiştir. Başvurucu "millî güvenlik" kavramının keyfî ve geniş yorumlanamayacağını; aksi hâlde tüm grevlerin bu gerekçeyle ertelenme tehlikesinin olduğunu ifade etmiştir.
ii. Başvurucu, altmış günlük erteleme süresinin fiilen grev yasağına dönüştüğünü ve TİS'in zorunlu olarak Yüksek Hakem Kurulu (YHK) kararıyla bağıtlandığından yakınmıştır. Sonuç olarak başvurucu Sendika, Anayasa'nın 53. maddesinde düzenlenen toplu iş sözleşmesi ve toplu sözleşme hakkı ile Anayasa'nın 54. maddesinde yer alan grev hakkı ışığında Anayasa'nın 51. maddesinde korunma altına alınmış olan sendika hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini öne sürmüştür.
21. Bakanlık görüşünde; Bakanlar Kurulu kararının iptaline ilişkin açılan davanın reddedilmesindeki haklı gerekçelerin Danıştay kararlarında gösterilip gösterilmediğinin, bireylerin sendika hakkı ile bir bütün olarak toplumun çatışan menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulup kurulmadığının, müdahalenin demokratik toplum düzeninde gerekli ve orantılı olup olmadığının amaç ile araç arasında makul bir ilişki ve dengenin bulunup bulunmadığının yapılacak incelemede dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir.
B. Değerlendirme
22. Anayasa Mahkemesi daha önce benzer şikâyetlerin yapıldığı Birleşik Metal İşçileri Sendikası ([GK], B. No: 2015/14862, 9/5/2018) başvurusunu sendika hakkı kapsamında incelemiştir. Mevcut başvuruda da bahsi geçen içtihattan ayrılmayı gerektirecek bir durum yoktur. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın “Sendika kurma hakkı” kenar başlıklı 51. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz.”
23. Anayasa’nın “Toplu iş sözleşmesi ve toplu sözleşme hakkı” kenar başlıklı 53. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler.”
24. Anayasa’nın “Grev hakkı ve lokavt” kenar başlıklı 54. maddesinin (1), (2) ve (4) numaralı fıkraları şöyledir:
“Toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında, uyuşmazlık çıkması halinde işçiler grev hakkına sahiptirler. Bu hakkın kullanılmasının ve işverenin lokavta başvurmasının usul ve şartları ile kapsam ve istisnaları kanunla düzenlenir.
Grev hakkı ve lokavt iyi niyet kurallarına aykırı tarzda, toplum zararına ve millî serveti tahrip edecek şekilde kullanılamaz…
Grev ve lokavtın yasaklanabileceği veya ertelenebileceği haller ve işyerleri kanunla düzenlenir.”
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan sendika hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Müdahalenin Varlığı
26. Başvurucunun sendikal faaliyet kapsamında uygulamaya koyduğu grev kararının ertelenmesi sonucunda sendika hakkına yönelik bir müdahalenin gerçekleştiği açıktır.
b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
27. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 51. maddesinin ihlalini teşkil edecektir.
28. Bu itibarla sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
i. Kanunilik
29. 6356 sayılı Kanun'un 63. maddesinin "kanunilik" ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.
ii. Meşru Amaç
30. Başvurucunun uygulamaya koyduğu grev kararının ertelenmesine ilişkin Bakanlar Kurulu kararının Anayasa'nın 51. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “millî güvenliğin” korunması sebebine dayandığı anlaşılmaktadır.
31. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi, müdahalenin gerekliliği konusunda yapılması gereken değerlendirmeler gözönünde bulundurulduğunda söz konusu sebebin olaya uygun düşüp düşmediği de dâhil olmak üzere müdahalenin meşruluğu başlığı altında ortaya çıkan sorunları çözmenin somut başvurunun koşullarında gerekli olmadığı sonucuna varmıştır.
iii. Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk
(1) Genel İlkeler
32. Anayasa Mahkemesi demokratik toplum düzeninin gerekleri ifadesinden ne anlaşılması gerektiğini daha önce pek çok kez açıklamıştır (sendikalarla ilgili olarak bkz. Tayfun Cengiz [2. B.], B. No: 2013/8463, 18/9/2014, §§ 31, 32; Kristal-İş Sendikası [1. B.], B. No: 2014/12166, 2/7/2015, §§ 53, 70, 74; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri [GK], B. No: 2014/920, 25/5/2017, § 73; Birleşik Metal İşçileri Sendikası [2. B.], B. No: 2015/14862, 9/5/2018 §§ 42, 43; derneklerle ilgili olarak bkz. Hint Aseel Hayvanları Koruma ve Geliştirme Derneği ve Hikmet Neğuç [1. B.], B. No: 2014/4711, 22/2/2017, § 45). Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı olması gerekir (Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 53-55; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 70-72; AYM, E.2017/130, K.2017/165, 29/11/2017, § 18; AYM, E.2018/69, K.2018/47, 3/5/2018, § 15).
33. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak kendisini göstermesi gerekmektedir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan veya ulaşılmak istenen amaca nazaran bariz bir biçimde ağır olan bir müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir (bazı farklılıklarla birlikte toplantı hakkı bağlamında bkz. Dilan Ögüz Canan [GK], B. No: 2014/20411, 30/11/2017, § 32; sendika hakkı bağlamında bkz. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 73; Tayfun Cengiz, § 56; Adalet Mehtap Buluryer [2. B.], B. No: 2013/5447, 16/10/2014, §§ 103-105; grev hakkı bağlamında bkz. Kristal-İş Sendikası, § 70; ifade özgürlüğü bağlamında bkz. Bekir Coşkun, § 51; Mehmet Ali Aydın, § 68; Tansel Çölaşan [1. B.], B. No: 2014/6128, 7/7/2015, § 51).
34. Orantılılık ise sınırlamayla ulaşılmak istenen amaç ile başvurulan sınırlama tedbiri arasında aşırı bir dengesizlik bulunmamasına işaret etmektedir. Kamu gücünü kullanan organların örgütlenme özgürlüğü kapsamındaki faaliyetlere müdahale ederken bu özgürlüğün kullanılmasından kaynaklanan yarardan daha ağır basan, korunması gereken bir menfaatin ve kişiye yüklenen külfeti dengeleyici mekanizmaların varlığını somut olgulara dayanarak göstermeleri gerekir (sendika hakkı bağlamında bkz. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 74; bazı farklılıklarla birlikte toplantı hakkı bağlamında bkz. Dilan Ögüz Canan, §§ 33, 56; ifade özgürlüğü bağlamında bkz. Bekir Coşkun, §§ 44, 47; Tansel Çölaşan, §§ 46, 49, 50).
35. Buna göre sendika hakkına yapılan bir müdahale, zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamakla birlikte orantılı değilse demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez (Ahmet Parmaksız, § 80; Birleşik Metal İşçileri Sendikası, § 43; Kristal-İş Sendikası, § 70; Tayfun Cengiz, § 51).
(2) İlkelerin Olaya Uygulanması
36. Sendikanın birden çok işyerinde aldığı grev kararının Bakanlar Kurulu tarafından millî güvenlik gerekçesiyle ertelenmesinin sendika hakkını ihlal ettiği iddiası daha önce Anayasa Mahkemesi tarafından incelenmiştir. Anayasa Mahkemesinin Kristal İş ve Birleşik Metal İşçileri Sendikası başvurularında Danıştay Onuncu Dairesinin 2003 yılında verdiği bir kararında millî güvenlik sınırlama sebebine ilişkin olarak geliştirdiği ölçütün benimsendiği ve benzer başvurularda bu ölçütün uygulanacağı ifade edilmiştir (Kristal-İş Sendikası, § 79; Birleşik Metal İşçileri Sendikası, § 48). Anayasa Mahkemesinin Birleşik Metal İşçileri Sendikası başvurusunda yaptığı değerlendirmeler şöyledir:
"49. Somut olaya konu Bakanlar Kurulu kararında yalnızca grevin ertelenme sebebi zikredilmiş, bunun dışında bir açıklamaya yer verilmemiştir. İlk derece mahkemesi olan Danıştay Onuncu Dairesi, ilgili kamu kurumlarının başvuru konusu grevin millî güvenliği bozucu etkisinin olduğu yönünde "somut verilere dayalı görüş bildirdiğini" ifade etmiş ise de zikri geçen ifadeden başka somut verilerin neler olduğuna ve varsa bu somut verilerin millî güvenlik ile ilişkisine dair bir açıklama yapmamıştır. Oysa derece mahkemelerinin kararlarında grevin uygulandığı işyerlerindeki üretimin bir süre durmasının millî güvenliği nasıl ve ne şekilde bozduğunun açıkça ortaya konulması gerekir.
...
51... 6356 sayılı Kanun’un 63. maddesine göre yalnızca millî güvenlik ve genel sağlık sebepleriyle grev ertelemesi kararı verilebilmesi mümkün olup ... Anılan Kanun maddesinde yer alan terimlerin anlamlarının ikna edici bir gerekçe olmaksızın çok geniş bir şekilde yorumlanması, ekonomik bazı sonuçları olacak olan bütün grevlerin millî güvenliği bozabileceği sonucuna ulaştırabilecek ve Anayasal haklara demokratik toplumda gerekli olmayan ve ölçüsüz müdahalelere yol açabilecektir.
52. Somut olayda önce Bakanlar Kurulunun grev erteleme kararında ve daha sonra da derece mahkemelerinin uyuşmazlığa ilişkin kararlarında ülke ve devletin güvenliğine ilişkin özel tedbirlerin alınmasını gerektiren ciddi tehlikelerin varlığının ve bu tehlikenin somut grevin ertelemesi için demokratik toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyaca karşılık geldiğinin gösterilmesi gerekir. Söz konusu gereklilik sendika hakkının kullanılmasına kamu makamlarının keyfî müdahalelerine karşı bireyin menfaatlerini koruma amacının bir sonucudur.
53. Grev hakkına getirilen yasal kısıtlamaların kısıtlamaya konu işyerlerini mümkün olduğunca açık, sınırlayıcı ve ikna edici bir biçimde tanımlaması gerektiği açıktır. Somut olayda ise idare,... yürütülen toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde başvurucu Sendikanın temsil ettiği otuz sekiz işyerinin tamamı için grev erteleme kararı almış; söz konusu kararı için ikna edici bir açıklama getirmemiştir.
54. İlave olarak söz konusu grev erteleme kararı tam da toplu iş sözleşmesi sürecine ilişkin yasal takvimin işlediği sırada alınmış ve başvurucu Sendikaya YHK'ya başvurmaktan başka seçenek bırakılmamıştır. Söz konusu erteleme kararı ile anayasal bir hak olan grev ve toplu sözleşme hakkının kullanılması fiilen anlamsız hâle gelmiştir. Açıktır ki işçiler grev yaparak işverenleri daha avantajlı bir toplu iş sözleşmesi yapmaya zorlama fırsatını kullanamamışlardır. İşçilerin daha dezavantajlı bir konuma düşürülmesine ilişkin haklı gerekçeler derece mahkemelerinin kararlarında gösterilmemiştir.
55. İdare ve derece mahkemeleri bireylerin sendika hakkı ile bir bütün olarak toplumun menfaatleri arasında bir çatışma bulunduğunu göstermemiş, böyle bir çatışma varsa çatışan menfaatler arasında adil bir denge kurulmasına çalışmamıştır.
56. Dolayısıyla derece mahkemelerinin kararlarında sendika hakkına yapılan müdahalenin “toplumsal bir ihtiyaç baskısı”na tekabül ettiğinin ve bu sebeple de demokratik toplum düzeninin sürekliliği için gerekli olduğunun ilgili ve yeterli bir gerekçe ile gösterildiği söylenemez. Söz konusu kararlarda, yalnız başına grevin millî güvenlik sebebiyle ertelenmesine karar verildiğinin söylenmiş olması grev erteleme kararının zorlayıcı bir toplumsal ihtiyaca dayandığının ve demokratik toplumda gerekli olduğunun gösterildiği şeklinde değerlendirilemez."
37. Somut olayda grev erteleme kararının millî güvenlik nedenine dayandırıldığı görülmektedir. Davalı idare yargılama esnasında mahkemeye kararın gerekçesini bildirmiştir. Buna göre çeşitli askerî araçların ve silahların üretiminde kullanılan malzemelerin dava konusu işyerinden tedarik edildiği belirtilmiştir. Bu ürünlerin ise başta Fırat Kalkanı Harekâtı olmak üzere, ülke güvenliği ve savunmasında kullanıldığı, üretimde sıkıntı yaşanmaması ve teslimatların gecikmemesi amacıyla başvurucu sendika tarafından alınan grev kararının uygulanmasının ertelenmesinin talep edildiği ifade edilmiştir. Danıştay Onuncu Dairesi yaptığı değerlendirmede; Fırat Kalkanı Harekâtının devam ettiği günlerde, gerek bu harekâtta gerekse de diğer iç ve dış tehditlerle mücadelede kullanılan askerî araç ve ekipmanların ülkemizde üretilmesinin ve bu konuda dışa bağımlılığın azaltılmasının, millî güvenliğin unsurları arasında yer aldığını değerlendirmiştir. Mahkemenin oyçokluğuyla aldığı karara göre, bu üretimin durmasına veya yavaşlamasına neden olacak müdahaleler, ülkenin iç ve dış tehditlere karşı koyabilme gücünü azaltacağından millî güvenliği bozucu niteliktedir ve alınan grev erteleme kararı hukuka uygundur.
38. 6356 sayılı Kanun’un 63. maddesine göre millî güvenlik sebebiyle grev ertelemesi kararı verilebilmesi mümkün olmakla birlikte; bu kavramın ikna edici bir gerekçe olmaksızın çok geniş bir şekilde yorumlanması, ekonomik bazı sonuçları olacak olan bütün grevlerin millî güvenliği bozabileceği sonucuna ulaştırabilecek ve anayasal haklara demokratik toplumda gerekli olmayan ve ölçüsüz müdahalelere yol açabilecektir (benzer değerlendirmeler için bkz. Birleşik Metal İşçileri Sendikası, § 51). Eldeki başvuruda olduğu gibi grev erteleme kararı TİS sürecine ilişkin yasal takvimin işlediği sırada alınmış ve başvurucu Sendika YHK'ya başvurmak zorunda kalmıştır. Anılan Kanun'un 51. maddesine göre YHK kararları TİS hükmündedir ve kesindir. Bu şekilde sendika toplu pazarlık imkânını kaybetmiş; anayasal bir hak olan grev ve toplu sözleşme hakkının kullanılması fiilen anlamsız hâle gelmiştir. Açıktır ki işçiler grev yaparak işvereni daha avantajlı bir TİS yapmaya zorlama fırsatını kullanamamışlardır.
39. O hâlde Danıştay tarafından başvuruya konu grev erteleme kararının hukuka uygunluğunun ilgili ve yeterli bir gerekçe ile ortaya konulup konulmadığına bakılması gerekir. Danıştay kararlarına bakıldığında; davalı işyerinin yaptığı çelik üretiminin askerî araç ve silahların üretiminde kullanılan ham madde olduğu ve bu üretimin durmasının askerî operasyonları etkileyebileceği belirtilmiştir. Azlık görüşünde ise dava konusu işyerinde üretilen malzemenin başka yerden temin edilme imkânı, mevcut stok durumu gibi hususların açıklıkla ortaya konulamadığının altı çizilmiştir.
40. Kuşkusuz askerî ihtiyaçları karşılayan bir ham maddenin üretiminde aksaklıklar yaşanması millî güvenliği tehdit edici boyutlara neden olabilir. Ancak bu ham maddenin yalnızca davalı işyerinden temin edilip edilmediği, işyerinin üretim kalitesi, ham madde ihtiyacının giderilebileceği süreler, stok yapılıp yapılamayacağı, yapılabiliyorsa stok durumu gibi hususların açıkça ortaya konması gerekir. Altını çizmek gerekirse Danıştayın kabul ettiği gibi (bkz. § 12) davalı işyeri askerî araç ve silahları üretmemekte, bu araç ve silahların yapılmasında kullanılan ham madde üreticilerinden yalnızca biri olarak faaliyet göstermektedir. Somut olayda ise Danıştay sadece davalı işyeri üretiminin durmasının veya yavaşlamasının millî güvenliği bozacak nitelikte olduğunu belirtmiş daha detaylı bir değerlendirmede bulunmamıştır.
41. Dolayısıyla sendikanın ve sendika mensubu işçilerin örgütlü mücadelesindeki en önemli araçlarından biri olan grev hakkını kullanamamasına ilişkin haklı gerekçeler derece mahkemelerinin kararlarında ortaya konulamamıştır. Bu kapsamda Danıştay kararlarında sendika hakkına yapılan müdahalenin zorunlu toplumsal bir ihtiyacı karşıladığı ve demokratik toplumda gerekli olduğu ilgili ve yeterli bir gerekçe ile gösterilememiştir.
42. Açıklanan gerekçelerle başvuruya konu grevin ertelenmesine ilişkin Danıştay kararlarında ortaya konan gerekçelerin ilgili ve yeterli olmadığı sonucuna varıldığından Anayasa’nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
VI. GİDERİM
43. Başvurucu; ihlalin tespit edilmesini ve tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
44. İncelenen olayda başvuruya konu grevin ertelenmesine ilişkin Danıştay kararlarında ortaya konan gerekçelerin ilgili ve yeterli olmadığı sonucuna varıldığından Anayasa'nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir. Dolayısıyla ihlalin Danıştay kararından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Ancak olayın niteliği gözetildiğinde YHK kararı kapsamında TİS bağıtlandığından yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılması için başvurucuya net 70.000 TL manevi tazminat ödenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
VII. HÜKÜM
A. Sendika hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 70.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,
D. 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 24/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.