|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
ERCAN ŞAHİN BAŞVURUSU
|
|
(Başvuru Numarası: 2021/60284)
|
|
|
|
Karar Tarihi: 11/2/2026
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
Başkan
|
:
|
Hasan Tahsin GÖKCAN
|
|
Üyeler
|
:
|
Recai AKYEL
|
|
|
|
Selahaddin MENTEŞ
|
|
|
|
Muhterem İNCE
|
|
|
|
Yılmaz AKÇİL
|
|
Raportör
|
:
|
Ali KOZAN
|
|
Başvurucu
|
:
|
Ercan ŞAHİN
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Alperen ŞAHİN
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, resen emeklilik işleminin iptali talebiyle açılan davanın reddedilmesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Emniyet müdürü rütbesinde görev yapan başvurucu 4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'na 27/3/2015 tarihli ve 6638 sayılı Kanun'un 32. maddesiyle eklenen geçici 27. madde uyarınca resen emekli edilmiştir.
3. Başvurucunun bu işlemin iptali talebiyle açtığı dava, Batman İdare Mahkemesince (Mahkeme) oyçokluğuyla reddedilmiştir. Kararın gerekçesinde; gerekli şartları haiz olan personeli resen emekliye sevk etmek hususunda İdareye 3201 sayılı Kanun'un geçici 27. maddesi ile geniş bir takdir yetkisi tanındığı, bu kapsamda emekliye sevki zorunlu kılacak bir neden belirtilmesinin de gerekmediği, söz konusu yetkinin kamu yararı ve hizmet gerekleri dışında saikle tesis edildiğine ilişkin bilgi ve belgenin dava dosyasına sunulamadığı vurgulanmıştır. Karşıoyda ise, Danıştayın ilgili kararlarına atıf yapılarak başvurucudan daha kötü sicile sahip olanların çalışmaya devam ettiği yönündeki tespite yer verilmek suretiyle emekliye sevkin objektif kriterler belirlenmeden yapıldığı veemekliye sevki zorunlu kılacak başkaca bir nedenin de ileri sürülmediğinin vurgulandığı, bu bağlamda dava konusu işlemin iptal edilmesi gerektiğininbelirtildiği görülmüştür.
4. Başvurucunun temyiz başvurusu, Danıştay Beşinci Dairesi tarafından kararın hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle reddedilerek onanmıştır.
5. Başvurucu, kararın düzeltilmesi talebinde bulunmuştur. Danıştay Onikinci Dairesi (Daire)karar düzeltme talebini aynı gerekçeyle açıklamalı olarak 22/11/2022 tarihinde reddetmiştir. Kararda; başvurucunun Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) ile iltisak ve irtibatı bulunduğundan bahisle 3/10/2016 tarihli ve 675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (675 sayılı KHK) ile rütbelerinin alındığını belirtmiştir. Bununla birlikte idari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargısal denetiminin kural olarak söz konusu işlemlerin tesis edildikleri tarihteki hukuki duruma göre yapılması esas ise de dava konusu edilen işlemlerin niteliğine göre idari işlemin tesis edildiği tarihten önceki dönemi ilgilendirmesi koşuluyla yargılama sürecinde veya daha sonra ortaya çıkan tüm bilgi ve belgelerin işlemin hukuka uygunluk denetiminde gözönünde bulundurulması gerektiğini vurgulamıştır. Bu bağlamda dava konusu resen emeklilik işleminin tesis edildiği tarih itibarıyla, görevine devam ettirilen personel ile resen emekliliğine karar verilen personelin değerlendirilmesinde dikkate alınması gereken ölçütlerin eşit, objektif ve istikrarlı bir şekilde uygulanması gerekmekle birlikte gelinen aşamada meydana gelen yeni hukuki durum itibarıyla resen emekliliğe sevk edilen bir kısım personelin rütbelerinin geri alınmasına konu olan fiillerin işlem tarihinden önceki dönemleri kapsayabileceğini ve bu durumun resen emeklilik konusunda yapılacak değerlendirmeyi etkileyeceğinin de dikkate alınması gerektiğinin açık olduğunu ifade etmiştir.
6. Nihai kararı 22/11/2022 tarihinde öğrendikten sonra başvurucu 21/12/2022 tarihinde bireysel başvuru yapmıştır.
7. Komisyonca başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna, diğer iddialar yönünden ise başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
8. Başvurucu; aktif bir şekilde görev yaparken ve mesleği ile ilgili haklı beklentileri varken öngöremediği bir zamanda emekli edildiğini, idarenin kendisine tanınan takdir yetkisini keyfî bir şekilde kullandığını iddia etmiştir. Mahkemenin gerekçesinde rütbesinin geri alınmasına dayanılmamasına rağmen Dairenin bu durumu da karar düzeltme talebinin reddi sebeplerinden sayarak gerekçe ikame ettiğini, emeklilik sonrası gelişen durumun önceki idari işleme dayanak olmasının hukuken mümkün olmadığını ifade etmiştir. Başarısızlığına ya da yetersizliğine yönelik somut bir durumun gösterilmediğini vurgulamıştır. Bu bağlamda başvurucu hukuki güvenliğinin ve haklı beklentisinin ortadan kaldırıldığını belirterek sonuç olarak gerekçeli karar hakkı, mülkiyet hakkı ile masumiyet karinesinin ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
9. Bakanlık görüşünde; yargısal makamlar tarafından başvurucunun itirazları dikkate alınarak ilgili mevzuat uyarınca talebinin incelendiği ve resen emekliye sevk edilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı hususu ile ilgili mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihadı ve somut olayın kendine özgü koşulları hatırlatılmış ve bunların dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu; bu görüşe cevabında başvuru formundaki iddialarını yinelemekle birlikte rütbesinin hakkında verilen bir ceza nedeniyle alınmadığını, Batman Cumhuriyet Savcılığındaki ceza soruşturmasının ise kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla sonuçlandığını belirtmiştir.
10. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun iddialarıadil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olan gerekçeli karar hakkı kapsamında değerlendirilmiştir.
11. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
12. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
13. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan merciin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciine ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).”
14. 3201 sayılı Kanun'un geçici 27. maddesi, madde gerekçesinde de belirtildiği üzere emniyet teşkilatında kıdeme dayalı otomatik terfi sistemi nedeniyle bozulan kadro piramidinin düzeltilmesi amacıyla yığılmalar meydana gelen emniyet müdürü rütbesinde bulunan personelden emeklilikle ilgili şartları haiz olanların resen emekli edilmesi gerekliliğinden hareketle getirilmiştir. Düzenlemenin iptali talebiyle açılan davanın reddine ilişkin kararda da vurgulandığı üzere Anayasa Mahkemesi, getirilen bu düzenlemeyle idareye verilen takdir yetkisinin kamu yararını gerçekleştirmek amacıyla ve objektif kriterlere uygun olarak kullanılabileceğini belirtmiştir (AYM, E.2015/41, K.2017/98,4/5/2017).
15. Bu kapsamda bahse konu resen emeklilik müessesesinin uygulanması ile ilgili olarak hem Anayasa Mahkemesinin anılan kararında hem de Danıştayın ortaya koyduğu ilkelerde belirtilen temel husus 3201 sayılı Kanun'un geçici 27. maddesi uyarınca haklarında resen emeklilik kararı verilen kişilere uygulanan ölçütlerin eşit, objektif ve istikrarlı bir şekilde uygulanmış olduğunun ortaya konulması yönündeki gerekliliktir. Bu gerekliliğin belirlenmesinde ise yargı yerleri, idareye verilen takdir hakkının kamu yararı ve hizmetin gereklilikleri doğrultusunda kullanıldığının ortaya konulması şeklindeki temel prensibi kararlarına yansıtmıştır (ilgili mevzuat ve Danıştay kararları için bkz Halil Dinler [2. B.] 2021/4667,15/4/2025,§§12-22, 39).
16. Anayasa Mahkemesi; başvuru konusu olayı Danıştay içtihatlarını da gözeterek incelediği kararında FETÖ/PDY ile iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle rütbeleri geri alınan kişilerin iltisak veya irtibatlarını ortaya koyan eylemlerinin önceki dönemleri kapsayabileceği ve bunun da resen emeklilik konusunda yapılacak değerlendirmeyi etkileyebileceğiifade etmekle birlikte, idarenin işleminin eşit, objektif ve istikrarlı uygulama başlığı altında kişiselleştirilmiş olmasının önemli olduğunu vurgulamıştır. Rütbenin geri alınması işlemininOHAL Komisyonu kararıyla ya da yargısal makamlarca iptal edilmesi hâlinde resen emeklilik işleminin de dayanağının kalmayacağını vurgulayan Anayasa Mahkemesi buradan hareketle salt rütbelerin geri alınması şeklindeki işlemin varlığından hareketle daha önce tesis edilen resen emeklilik işleminin hukuka uygun olduğunun söylenemeyeceğinin altını çizmiştir. Bu bağlamda eşit, objektif ve istikrarlı uygulama ilkesi kapsamında kişiselleştirilmiş gerekçelerin başvurucunun rütbelerinin geri alınmasına sebep olan FETÖ/PDY ile iltisak veya irtibatlarını ortaya koyar nitelikteki eylemleri değerlendirilerek resen emeklilik işleminin iptali talebiyle açılan davada bir sonuca varılması gerektiğini vurgulamıştır (Halil Dinler, §§ 40-42).
17. Söz konusu olayda da başvurucu hakkındaki işlemin eşit ve objektif nedenlere dayandığının rütbenin alınmasına dair olay ve olgular değerlendirilmek ve kamusal yarargözetilmek suretiyle yeterli gerekçeyle ortaya konulmadığı görüldüğünden anılan karardaki değerlendirmeler ve sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak yargısal makamlar tarafından bahsedilen yönde bir değerlendirme yapılmaksızın konu ile ilgili mevcut içtihadın aksine salt idarenin geniş takdir hakkının varlığından ve başvurucunun rütbesinin geri alınmasından hareketle ortaya konulan gerekçenin ilgili ve yeterli nitelikte olduğu söylenemez.
18. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
19. Başvurucunun diğer ihlal iddialarının gerekçeli karar hakkından ihlal kararı verildiği ve yeniden yargılama öngörüldüğü gözetildiğinde bu aşamada incelemesine gerek olmadığı değerlendirilmiştir.
III. GİDERİM
20. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile 500.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
21. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
22. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak, yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
23. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından başvurucunun tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Diğer ihlal iddialarının incelenmesine GEREK OLMADIĞINA,
D. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Batman İdare Mahkemesine (E.2015/1065, K.2016/117) GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
F. 487,60 TL harçtan ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
G. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin bilgi için Danıştay Onikinci Dairesine (E.2021/930, K.2021/2210) ve Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 11/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.