logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Akif Çolak ve diğerleri [2. B.], B. No: 2021/6349, 10/12/2025, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

AKİF ÇOLAK VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/6349)

 

Karar Tarihi: 10/12/2025

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Yıldız SEFERİNOĞLU

 

 

Metin KIRATLI

Raportör

:

Tahir Hami TOPAÇ

Başvurucular

:

1. Akif ÇOLAK

 

 

2. Erkan ÇOLAK

 

 

3. Hayriye UTKU

 

 

4. Muzaffer GÜRSOY

 

 

5. Müfekkir KARA

Vekili

:

Av. Fatoş ÖZATA YAĞCI

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru; taşınmaza kamulaştırmasız el atılması, bu nedenle açılan tazminat davasında taşınmazın gerçek bedeline hükmedilmemesi ve bedelin değer kaybına uğratılması nedenleriyle mülkiyet hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

2. Başvurucular İstanbul ili Arnavutköy ilçesi Şamlar Köyü 1501 parsel, 596 parsel ve 460 parsel sayılı taşınmazların malikidir. Başvurucular; anılan taşınmazların Sazlıdere Baraj Gölü Mutlak Koruma Alanı içinde kaldığını, taşınmazları üzerinde yapılaşmaya ve tarımsal faaliyetlere izin verilmediğini, bu hâliyle taşınmazlarına kamulaştırılmaksızın fiili olarak el atıldığını belirterek İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (İSKİ) ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) aleyhine 4/5/2012 tarihinde kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası açmıştır.

3. Gaziosmanpaşa 4. Asliye Hukuk Mahkemesi (Mahkeme) 17/2/2015 tarihli kararıyla; 1501 parsel sayılı taşınmaza yönelik davanın idari yargının görev alanına girdiği gerekçesiyle usulden reddine, 460 parsel sayılı taşınmaza yönelik davanın başvurucuların murisi tarafından açılan kamulaştırma bedelinin artırılması davasının işlemden kaldırıldığı ve yasal süresinde yenilenmediği anlaşıldığından açılmamış sayılmasına, 596 parsel sayılı taşınmaza yönelik davanın ise kamulaştırma evrakının başvurucuların murisine usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, tebligatın geçerli olduğu ve hak düşürücü süre içinde dava açılmadığı gerekçesiyle reddine karar vermiştir.

4. Hüküm, başvurucular tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi (Daire) 28/2/2017 tarihli kararıyla; 1501 parsel yönünden verilen davanın usulden reddine ve 460 parsel yönünden verilen davanın açılmamış sayılmasına dair kararların isabetli olduğunu belirtmiş; 596 parsel yönünden açılan davada ise başvurucuların murisine yapılan kamulaştırma tebligatının usulsüz olduğunu vurgulayarak davanın esasına girilmek suretiyle sonuçlandırılması gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur.

5. Bozma kararından sonra yargılamaya 596 sayılı parsel yönünden devam edilmiştir. Bu kapsamda 16/3/2018 tarihinde keşif yapılmış ve bilirkişi heyeti 16/5/2018 tarihli raporu dosyaya ibraz etmiştir.

6. Bilirkişi raporunda; 596 parsel sayılı 4.840 m² yüzölçümlü çayır vasıflı taşınmazın 35/96 hissesinin (1.764,58 m²) başvurucuların murisine ait olduğu, Sazlıdere İçme Suyu Barajında su altında kaldığı, 1/1000 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planlarının bulunmadığı, belediye hizmetlerinden yararlanmadığı, Sazlıbosna yoluna 360 m., Şamlar Köyüne 3500 m., Sazlıbosna yerleşim merkezine 4000 m. ve Hacımaşlı merkezine 3800 m. mesafede bulunduğu belirtilmiştir.

7. Bilirkişi raporunda taşınmazın vasfı yönünden yapılan değerlendirmede; taşınmazın su altında kaldığı ve bu nedenle çayır vasfını yitirdiği, DSİ'nin el atması sonucu kullanılamaz duruma geldiği, mevcut durum itibarıyla taşınmazın çayır vasfı fiilen ortadan kalktığından taşınmazın ölçülebilir şekilde kıymetlendirilmesi gerektiği, bu bağlamda toprak yapısı itibarıyla çayır vasfı bulunan taşınmazın tarla olarak değerlendirilmesinin mümkün olup tarla vasfındaki taşınmazların verimliliklerine göre değer farklılıkları gösterebileceğinin dikkate alındığı, çayır olarak değerlendirildiğinde ise kıymet takdirinde anlamlı bir farklılık doğmayacağı, aksine taşınmazın tarla vasfıyla değerlendirildiğinde ekonomik değerinin daha yüksek olacağı, ayrıca keşif anındaki şartlar itibarıyla çevredeki komşu parsellerin tarımsal amaçla kullanıldığı ve taşınmazın ilgili Bakanlar Kurulu Kararında öngörülen arsa tanımı koşullarını taşımadığı, bu nedenle değerlendirmenin tarım arazisi olarak yapıldığı ifade edilmiştir.

8. Bilirkişi raporunda; bölgedeki uygulama ve verimlilik ilkeleri gereği buğday/kavun münavebesinin dikkate alındığı, taşınmazın tarım arazisi olarak kabul edilmesi nedeniyle net gelir metodunun uygulandığı belirtilmiştir. Ayrıca bölgede tarım arazilerinin azalması, taşınmazın mevkii ve şartları ile ekonomik gelişmişlik düzeyi gözönünde bulundurularak kapitalizasyon faiz oranının %4 olarak belirlendiği ifade edilmiştir. Raporda taşınmazın dava tarihindeki şehir merkezine yakınlığı, ulaşım faktörlerinin sağladığı sağlık, eğitim, kültürel, pazar, banka, işyeri, sanayi, sosyal ve benzeri olanaklardan yararlanma imkânı nedeniyle taşınmazın birim bedeline %50 oranında objektif değer artışı eklenmesi gerektiği sonucuna varılmış; taşınmazın metrekare birim fiyatı 63,08 TL olarak hesaplanmış ve toplam bedel 111.309,73 TL olarak tespit edilmiştir.

9. Başvurucular bilirkişi raporuna itiraz etmiştir. İtiraz dilekçelerinde, taşınmazın vasfının arsa olarak kabul edilmesi gerektiği ve belirlenen bedelin düşük olduğu ileri sürülmüştür. Bu itirazlar üzerine bilirkişi heyetinden ek rapor alınmıştır. 25/12/2018 tarihli ek raporda; taşınmazın arsa vasfında kabul edilebilmesi için Yargıtay uygulamalarına göre taşınmazın nazım imar planı içerisinde yer alması, çevresinde en az 500 metre mesafede meskûn mahal bulunması ve belediye hizmetlerinden yararlanıyor olması gerektiği, ancak dava konusu taşınmazda bu şartların hiçbirinin mevcut olmadığı belirtilmiştir.

10. Mahkeme 23/5/2019 tarihli kararıyla; dava konusu taşınmazın imar durumu, tapu kaydı, belgeler, yazı cevapları, keşif ve bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davalı DSİ tarafından el atıldığı sabit olan taşınmaza ilişkin kamulaştırmasız el atma bedelinin bilirkişi heyetince belirlenen bedel üzerinden ve ıslah edilmiş şekliyle kabulüne; 111.309,73 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı DSİ'den tahsiline ve murisin veraset ilamındaki hisseleri oranında başvuruculara ödenmesine; davalı İSKİ aleyhine açılan davanın ise reddine karar vermiştir.

11. Hüküm, başvurucular tarafından temyiz edilmiştir. Daire 11/2/2020 tarihli kararıyla hükmün onanmasına karar vermiş; karar düzeltme talebini kabul ederek 16/12/2020 tarihli kararıyla ise hükmü düzelterek onamıştır.

12. Başvurucular, nihai kararı 16/12/2020 tarihinde öğrendikten sonra 15/1/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

13. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

14. Başvurucular; taşınmaza devlet erki ile el atılmasının, vasfının hatalı belirlenerek taşınmaz bedelinin düşük belirlenmesinin ve bedelin değer kaybına uğratılmasının mülkiyet hakkı ile hakkaniyete uygun yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

15. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; ödeme yapılması durumunda başvurucuların mağdur statüsünün tartışılması ve yapılacak incelemede somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında ödemenin hala gerçekleşmediğini ve mağdur statülerinin devam ettiğini belirterek başvuru sırasındaki iddialarını tekrar etmiştir.

16. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Somut olayda başvurucuların iddialarının mülkiyet hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

17. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan taşınmaza kamulaştırmasız el atılması ve kamulaştırmasız el atma tazminatının değer kaybına uğratılması nedenleriyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

1. Taşınmaza Kamulaştırmasız El Atıldığı İddiası Yönünden

18. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Şevket Karataş ([GK], B. No: 2015/12554, 25/10/2018), Celalettin Aşçıoğlu ([1. B.], B. No: 2013/1436, 6/3/2014), Mustafa Asiler ([2. B.], B. No: 2013/3578, 25/2/2015) ile İbrahim Oğuz ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2013/5926, 6/10/2015) kararlarında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede başvurucuların taşınmazlarına yapılan kamulaştırmasız el atmanın Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddeleri ile 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nda belirtilen usule uymadığı belirtilerek mülkiyet hakkına yapılan söz konusu müdahalenin kanunilik ilkesini ihlal ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Somut başvuruda da anılan kararlarda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

19. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

2. Kamulaştırmasız El Atma Tazminatının Değer Kaybına Uğratıldığı İddiası Yönünden

20. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Ali Şimşek ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2014/2073, 6/7/2017), Mehmet Akdoğan ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2013/817, 19/12/2013), Kadir Çakar ([1. B.], B. No: 2015/18908, 21/3/2018), Hanım Çeyiz ve Mehmet Gündüz ([1. B.], B. No: 2015/19289, 17/7/2018), Türkan Poyraz ([1. B.], B. No: 2015/15388, 13/9/2018) ve Emine Dilek Onaran ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2017/19987, 12/2/2020) kararlarında kamulaştırma bedellerinin ve kamulaştırmasız el atma karşılığında hükmedilen tazminatın enflasyon karşısında değer kaybına uğratılmasına veya uğratılarak ödenmesine ilişkin şikâyetleri inceleyerek uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede kamulaştırma bedellerinin ve kamulaştırmasız el atma karşılığında hükmedilen tazminatın enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılmasının veya uğratılarak ödenmesinin başvuruculara şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediğini belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır. Somut başvuruda da anılan kararlarda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

21. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. Kamulaştırmasız El Atma Tazminatının Düşük Belirlendiği İddiası Yönünden

22. Şikâyetin dayanağını oluşturan kamulaştırmasız el atılan taşınmazın gerçek değerinin ödenmesi talebi Anayasa'nın 35. maddesinde yer alan mülkiyet hakkının kapsamına dahildir. Anayasa'nın 35. maddesinde mülkiyet hakkının mutlak bir hak olmadığı ve kamu yararı amacıyla sınırlandırılabileceği belirtilmiştir. Anayasa'nın 13. maddesi temel hak ve hürriyetleri sınırlandırmada genel ilkeleri tespit ederken devlet ve kamu tüzel kişilerine özel mülkiyette bulunan taşınmazları kamulaştırma yetkisi veren ve kamulaştırma ilkelerini belirleyen Anayasa'nın 46. maddesi mülkiyet hakkının sınırlandırılmasına ilişkin özel hükümler içermektedir. Anayasa'nın bütünselliği ilkesi gereği başvurucuların talebinin değerlendirilmesinde Anayasa'nın 35. maddesiyle birlikte 13. ve 46. maddelerinin de gözönünde bulundurulması gerekmektedir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, § 28).

23. Kamulaştırmasız el atma, idareye taşınmazı kullanma ve kamulaştırma işlemi yapmadan taşınmazı elde etme imkânı sağlamaktadır. Bu durumda, kamulaştırma işlemi olmadığından kullanılan taşınmazın devrini meşrulaştırma ve belli bir hukuki güvence sağlama imkânı sunan tek unsurun, idare tarafından kullanımın yasal olmadığını tespit eden ve bireylere "kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat" ödenmesine hükmeden mahkeme kararı olduğu hatırdan çıkarılmamalıdır (Funda İnciler ve diğerleri [1. B.], B. No: 2014/2582, 14/9/2017, § 28).

24. İncelenen olayda başvurucuların temel şikâyeti el atılan taşınmazın vasfının hatalı belirlenmesi ve gerçek bedeline hükmedilmemesine ilişkindir. Başvurucuların taşınmazı tapu kaydına göre çayır vasfındadır. Öte yandan bu taşınmaz içme suyu barajı projesi kapsamında su altında kalmıştır. Başvurucular taşınmazın arsa niteliğinde kabul edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

25. Yargılama sürecinde Mahkemece taşınmaz için tazminat miktarının tespiti amacıyla atanan bilirkişiler katılımında taşınmazda keşif yapılarak bilirkişi raporları düzenlenmiştir. Buna göre taşınmazın DSİ'nin el atması sonucu su altında kalarak çayır vasfını fiilen yitirdiği ve çevresindeki parsellerin tarımsal amaçla kullanıldığı tespit edilmiştir. Ayrıca taşınmazın nazım imar planları içinde yer almadığı, meskûn mahallere uzak olduğu ve belediye hizmetlerinden yararlanmadığı ifade edilmiş, bu nedenlerle arsa niteliği için gerekli koşulları taşımadığı belirlenmiştir. Bu çerçevede taşınmazın ekonomik değerinin daha gerçekçi biçimde belirlenebilmesi için çayır vasfı yerine tarım arazisi olarak değerlendirilmesi uygun görülmüştür. Bu noktada başvuru formunda yalnızca taşınmazın arsa niteliğinde olduğunun ileri sürülmesinin, Mahkemenin ulaştığı kanaatin keyfî olarak nitelendirilebilmesi için yeterli olmadığının altını çizmek gerekir. Başvurucular anılan iddialarını ve taşınmazın arsa olarak nitelendirilmesi gerektiğini destekleyecek ve somutlaştıracak şekilde başvuru formu ve ekleri kapsamında bilgi, belge ve veri sunmamıştır. Başvurucuların açıklanan yönde bir çabaya girişmemiş olması da gözetildiğinde Mahkemenin ulaştığı kanaatin keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.

26. Bilirkişi raporunda taşınmazın tarım arazisi olarak kabul edilerek net gelir metodunun uygulandığı, bölgenin koşulları dikkate alınarak kapitalizasyon faiz oranının %4 belirlendiği ve şehir merkezine yakınlığı ile sunduğu imkânlar nedeniyle taşınmazın birim bedeline %50 oranında değer artışı yapılması gerektiği belirtilmiştir. Netice itibarıyla Mahkeme tarafından benimsendiği anlaşılan bilirkişi raporunda bedelin hesaplanmasında dikkate alınan objektif değer artış oranı ile kapitalizasyon faiz oranının tespitine ilişkin gerekçenin ilgili ve yeterli olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

27. Mahkemece keşif ve bilirkişi marifetiyle taşınmazın tarım arazisi niteliğinde değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmış ve bu doğrultuda tazminat tutarı takdir edilmiştir. Mevcut hâliyle Mahkeme kararında yapılan tespitin ve hükmedilen tazminat miktarının belirli bir tatmin sağladığı ve taşınmazın kabul edilen durumuna göre makul seviyede olduğu değerlendirilmiştir. Öte yandan Anayasa Mahkemesinin tazminat miktarlarının belirlenmesi konusunda Mahkemenin takdir yetkisine müdahalesinin söz konusu olamayacağı açıktır.

28. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

29. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Veysi Ado ([GK], B. No: 2022/100837, 27/4/2023) kararında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'un geçici 2. maddesinde 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun'un 40. maddesi ile yapılan değişikliğe göre 9/3/2023 tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla derdest olan yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarıyla yapılan başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı neticesine varmıştır. Somut başvuruda da anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

30. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

31. Başvurucular; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması, taşınmazın güncel değerinin ödenmesi ile 10.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

32. Kamulaştırmasız el atma şikâyeti nedeniyle mülkiyet hakkının ihlalinin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Olayda ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması bakımından etkin giderim yolu tazminat olarak görülmektedir. Eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi için başvuruculara net 34.000 TL manevi tazminatın müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

33. Kamulaştırmasız el atma karşılığında hükmedilen tazminatın değer kaybetmesi nedeniyle tespit edilen mülkiyet hakkı ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100). Öte yandan ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kamulaştırmasız el atma nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Kamulaştırmasız el atma tazminatının değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3. Kamulaştırmasız el atma tazminatının düşük belirlenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının kamulaştırmasız el atma ve kamulaştırmasız el atma tazminatının değer kaybına uğratılması nedeniyle İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin kamulaştırmasız el atma tazminatının değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Gaziosmanpaşa 4. Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2017/89, K.2019/140) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvuruculara net 34.000 TL manevi tazminatın MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 10/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Akif Çolak ve diğerleri [2. B.], B. No: 2021/6349, 10/12/2025, § …)
   
Başvuru Adı AKİF ÇOLAK VE DİĞERLERİ
Başvuru No 2021/6349
Başvuru Tarihi 15/1/2021
Karar Tarihi 10/12/2025

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, taşınmaza kamulaştırmasız el atılması, bu nedenle açılan tazminat davasında taşınmazın gerçek bedeline hükmedilmemesi ve bedelin değer kaybına uğratılması nedenleriyle mülkiyet hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Mülkiyet hakkı Kamulaştırmada değer kaybı Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler) Makul sürede yargılanma hakkı (hukuk) Başvuru Yollarının Tüketilmemesi
Mülkiyet hakkı Kamulaştırmada değer kaybı İhlal Yeniden yargılama
Kamulaştırmasız el atma İhlal Manevi tazminat
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi