|
Başkan
|
:
|
Basri BAĞCI
|
|
Üyeler
|
:
|
Engin YILDIRIM
|
|
|
|
Yıldız SEFERİNOĞLU
|
|
|
|
Kenan YAŞAR
|
|
|
|
Metin KIRATLI
|
|
Raportör
|
:
|
Kamber Ozan TUTAL
|
|
Başvurucu
|
:
|
Mehmet KONAK
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru; ortaklığın giderilmesi davası kapsamında gerçekleştirilen ihalenin feshi için açılan davanın reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının, ihale bedelinin %10'u oranındaki para cezasının Hazineye irat kaydına karar verilmesi nedeniyle de mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
2. Ortaklığın giderilmesi davası kapsamında başvurucunun hissedarı olduğu taşınmazın ihale yoluyla satışına mahkemelerce karar verilmiştir. Satışa çıkarılan söz konusu taşınmaz 9/10/2017 tarihinde 680.500 TL bedelle F.D.ye ihale edilmiştir. Başvurucu, ihalenin usulüne uygun yapılmadığını, ihale bedelinin düşük kaldığını iddia ederek F.D. ve diğer iki kişiye karşı ihalenin feshi davası açmıştır.
3. Ordu 2. Sulh Hukuk Mahkemesi (Mahkeme) başvurucunun taraf teşkili sağlamadığı ve eksik gider avansını tamamlamadığı gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına 21/2/2018 tarihinde karar vermiştir. Başvurucunun istinaf kanun yoluna başvurması üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi) taraf teşkilinin Mahkemece resen sağlanacağını ve eksik gider avansının usulüne uygun olarak tamamlatılması için ara kararı da kurulmadığını belirterek Mahkeme kararını 22/11/2018 tarihinde kaldırmıştır.
4. Mahkeme, istinaf kararı doğrultusunda gider avansını tamamlatmış ve taraf teşkilini sağlamıştır. Başvurucu vekili duruşmadaki beyanında satış ilanına ilişkin tebligatların usulsüz olduğunu ileri sürmüştür. Davalılar vekilleri ise iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında söz konusu beyanlara muvafakatları olmadığını kaydetmiştir.
5. Mahkeme 8/7/2019 tarihinde davanın reddine, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 134. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca şikâyete konu ihale bedelinin %10'u olan 68.050 TL para cezasının başvurucudan tahsili ile Hazineye irat kaydına karar vermiştir. Kararın gerekçesinde başvurucunun dava dilekçesinde tebligatın usulsüzlüğüne dair bir iddiası bulunmadığı gibi ihaleye katılarak pey sürdüğü ve diğer hissedarlara yapılan tebligatların usulsüz olduğuna dair iddiayı başvurucunun ileri süremeyeceğini belirtmiştir. Mahkeme; satışa hazırlık işlemine karşı şikâyette bulunulmadığından aynı şikâyete dayalı olarak ihalenin feshinin istenemeyeceğini, satış bedelinin taşınmazın değerinin yarısı ile satış masraflarını karşıladığını, başvurucunun ihaleye katılıp pey sürebildiğini, fesat iddiasını kanıtlayamadığını kaydetmiştir. İhalenin feshini gerektirecek bir başka neden de bulunmadığını belirten Mahkeme, davanın esastan reddedilmesi nedeniyle başvurucu aleyhine para cezasına hükmedilmesi gerektiğini açıklamıştır.
6. Başvurucu, önceki iddiaları çerçevesinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi 13/3/2020 tarihinde istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
7. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2/11/2020 tarihinde başvurucunun temyiz itirazlarını reddetmiş ve kararı onamıştır.
8. Başvurucu, nihai hükmü 26/11/2020 tarihinde öğrendikten sonra 28/12/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
9. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
A. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
10. Başvurucu; usulüne uygun bir şekilde yapılmayan ihale neticesinde hissedarı olduğu taşınmazın düşük bir bedelle satıldığını, yargılamada delillerinin toplanmadığını ve hukuka aykırı karar verildiğini iddia etmiştir. Bu gerekçelerle mülkiyet hakkı ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
11. Başvurunun bu kısmı mülkiyet hakkı kapsamında incelenmiştir.
12. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyet eden bir kimse, önce böyle bir hakkının var olduğunu kanıtlamak zorundadır. Bu nedenle öncelikle başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca korunmayı gerektiren mülkiyete ilişkin bir menfaate sahip olup olmadığı noktasındaki hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekir (Cemile Ünlü [2. B.], B. No: 2013/382, 16/4/2013, § 26; İhsan Vurucuoğlu [1. B.], B. No: 2013/539, 16/5/2013, § 31). Başvuruya konu olayda yapılan ihale ile satışı gerçekleştirilen tapu siciline kayıtlı taşınmazda başvurucunun hissedar olduğu gözetildiğinde Anayasa'nın 35. maddesi kapsamında mülkü bulunduğu açıktır.
13. Başvurucunun hissedarı olduğu taşınmazın ihale yoluyla üçüncü kişiye satılması mülkiyet hakkına müdahale teşkil etmektedir. Anayasa'nın 35. maddesiyle güvence altına alınan mülkiyet hakkı kapsamında devletin pozitif yükümlülükleri ile negatif yükümlülükleri arasında kesin bir sınırın tanımlanması mümkün olmamakla birlikte uygulanacak ilkeler benzerlik taşımaktadır. Somut olayda ortaklığın giderilmesi davasından doğan özel hukuk kişileri arasındaki bir uyuşmazlık kapsamında yapılan bir ihale söz konusudur. Bu bağlamda eldeki başvurunun devletin mülkiyet hakkına ilişkin pozitif yükümlülükleri kapsamında incelenmesi gerekir (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Bekir Çığlı [2. B.], B. No: 2019/25805, 3/4/2024, § 33).
14. Mülkiyet hakkının korunmasına ilişkin devletin pozitif yükümlülükleri bulunduğuna ilişkin ilkelere Türkiye Emekliler Derneği ([1. B.], B. No: 2012/1035, 17/7/2014, §§ 34-38), Eyyüp Boynukara ([1. B.], B. No: 2013/7842, 17/2/2016, §§ 39-41) ve Osmanoğlu İnşaat Eğitim Gıda Temizlik Hizmetleri Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limitet Şirketi ([2. B.], B. No: 2014/8649, 15/2/2017, § 43) kararlarında yer verilmiştir. Devletin pozitif yükümlülükleri bireylerin özel kişilerle olan uyuşmazlıklarında etkili ve adil bir karar vermesini temin etmek sorumluluklarını da içermektedir (Selahattin Turan [1. B.], B. No: 2014/11410, 22/6/2017, § 41). Başvuruculara mülkiyet hakkına yapılan müdahaleye etkin bir biçimde itiraz edebilme, savunma ve iddialarını yetkili makamlar önünde ortaya koyabilme olanağı tanınmalıdır (Züliye Öztürk [1. B.], B. No: 2014/1734, 14/9/2017, § 36; Bekir Yazıcı [GK], B. No: 2013/3044, 17/12/2015, § 71). Mülkiyet hakkını ilgilendiren davanın sonucuna etkili esasa ilişkin temel iddia ve itirazların yargılama makamlarınca özenli bir şekilde değerlendirilerek karşılanması gerekmektedir (Kamil Darbaz ve Gmo Yapı Grup End. San. Tic. Ltd. Şti. [2. B.], B. No: 2015/12563, 24/5/2018, § 53). Olayın bütün koşulları ve taraflara tanınan tüm imkânlar ile tarafların tutum ve davranışları gözönünde bulundurularak menfaatlerin adil bir şekilde dengelenip dengelenmediği değerlendirilmelidir (Faik Tari ve Sultan Tari [2. B.], B. No: 2014/12321, 20/7/2017, § 52).
15. Mülkiyet hakkının korunmasına ilişkin devletin pozitif yükümlülükleri bağlamında ilk olarak etkili hukuksal bir çerçeve oluşturma ve oluşturulan bu hukuksal çerçeve kapsamında özel kişiler arasındaki uyuşmazlıkta etkili ve adil bir karar verilmesini temin etmek sorumluluğu incelenmelidir. Başvurucunun açtığı ihalenin feshi davasının 2004 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde ve uzman mahkemeler önünde görüldüğü anlaşılmıştır. Dolayısıyla mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına konu edilen uyuşmazlığın çözümüne ilişkin olarak önceden oluşturulan, öngörülebilir, ulaşılabilir ve belirli nitelikte olduğu anlaşılan bir hukuksal çerçeve kapsamında yargı makamlarınca hukuk kuralları yorumlanarak sonuca varıldığı belirtilmelidir.
16. İkinci olarak başvurucuya mülkiyet hakkına yapılan müdahaleye etkin bir biçimde itiraz edebilme, savunma ve iddialarını yetkili makamlar önünde ortaya koyabilme olanağının tanınıp tanınmadığı incelenmelidir. Somut olayda kendisini avukatla temsil ettirebilen başvurucunun iddia ve itirazlarını ileri sürebildiği, istinaf ve temyiz kanun yollarına müracaat edebildiği görülmektedir. Açılan davanın reddine ilişkin Mahkeme kararı incelendiğinde de ihalenin feshine dair iddia ve itirazların incelendiği ve hükme ulaşmaya elverişli, ilgili ve yeterli gerekçenin ortaya konulduğu kaydedilmelidir. Bu hâliyle mülkiyet hakkını ilgilendiren davanın sonucuna etkili esasa ilişkin temel iddia ve itirazların yargılama makamlarınca özenli bir şekilde değerlendirilerek karşılandığı belirtilmelidir. Ayrıca hukuk kurallarının uygulanması ve yorumlanmasında takdirin yargı mercilerine ait olduğu gözetildiğinde mahkemelerin vardığı sonucun bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içerdiği söylenemeyecektir.
17. Son olarak ise özel kişiler arasında çatışan menfaatlerin adil şekilde dengelenip dengelenmediği değerlendirilmelidir. Somut olayda başvurucunun katılarak pey sürebildiği ihale sonucunda taşınmazın üçüncü kişiye satışından elde edilen bedelden başvurucunun hissesinin karşılığı olan paya karşılık gelen tutarın ödeneceği açıktır. Bu hâliyle mülkiyet hakkının korunması bağlamında her iki tarafın menfaatlerini dengeleyecek mekanizmaların bulunduğu anlaşılmıştır.
18. Açıklanan gerekçelerle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
19. Başvurucu, yargılama sonunda aleyhine hükmedilen para cezasından şikâyet etmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.
20. Başvurunun bu kısmı mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmiştir.
21. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
22. Anayasa Mahkemesi Yıldız Eker ([GK], B. No: 2015/18872, 22/11/2018) kararında mahkemeye erişim hakkı yönünden inceleme yapmış ve uygulanacak ilkeleri belirlemiştir. Anılan kararda, mahkemelerin somut durumun özelliklerini gözönünde tutmasına izin vermeyen ve hâkime herhangi bir takdir yetkisi de tanımayan kanun hükmüne dayalı olarak uygulanan para cezasının miktarının başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yüklediği ve bu durumun başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahaleyi ölçüsüz kıldığı sonucuna varmıştır.
23. Somut başvuruda davası reddedilen başvurucu, ihale bedelinin %10'u oranına karşılık gelen 68.050 TL para cezası ile cezalandırılmıştır. Başvurucunun şikâyeti yönünden Yıldız Eker kararında açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Bu doğrultuda Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
24. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile 400.000 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
25. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Bununla birlikte eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi için başvurucunun maddi zararlarının giderilmesi gerekir. Olayda başvurucu aleyhine verilen ve ihale bedelinin %10'u olan 68.050 TL para cezasının hükmün kesinleşmesinden sonra tahsili amacıyla ilgili vergi dairesine gönderilmek üzere harç tahsil müzekkeresi düzenlenmiştir. Bireysel başvuru ve dava dosyasında para cezasının tahsil edildiğine ilişkin bir bilgi ve belge olmadığı gibi başvurucu tarafından da bu hususta yapılan bir bildirim bulunmamaktadır. Bu itibarla Mahkemece düzenlenen 8/1/2021 tarihli harç tahsil müzekkeresinin ilgili vergi dairesince gereğinin yerine getirilmesini önleyecek şekilde iptali ve ilgili mahkemesine iadesi yeterli bir giderim sağlayacaktır (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
26. Mahkemece düzenlenen harç tahsil müzekkeresinin ilgili vergi dairesince yerine getirilmesini önleyecek şekilde iptalinin ve mahkemesine iadesinin yeterli bir giderim imkânı sağladığı değerlendirilerek başvurucunun tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla harç tahsil müzekkeresinin iptali ve ilgili kurumdan geri çekilmesi için Ordu 2. Sulh Hukuk Mahkemesine (E.2018/1228, K.2019/699) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
E. 446,90 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 19/11/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.