|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
EMRAH ŞAHİN VE SAMİ ŞAHİN BAŞVURUSU
|
|
(Başvuru Numarası: 2022/102574)
|
|
|
|
Karar Tarihi: 17/2/2026
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
Başkan
|
:
|
Hasan Tahsin GÖKCAN
|
|
Üyeler
|
:
|
Recai AKYEL
|
|
|
|
Selahaddin MENTEŞ
|
|
|
|
Muhterem İNCE
|
|
|
|
Yılmaz AKÇİL
|
|
Raportör
|
:
|
Olcay ÖZCAN
|
|
Başvurucular
|
:
|
1. Emrah ŞAHİN
|
|
|
|
2. Sami ŞAHİN
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Tuğba GÜNEŞ AVCI
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, alacağın tahsili amacıyla borçlu aleyhine başlatılan icra takibi sırasında tahsil edilen alacağın enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvuruculardan Sami Şahin tarafından S.S.İ. Konut Yapı Kooperatifi aleyhine 2.500.000 TL bedelli bonoya istinaden başlatılan icra takibi sonrasında Kayseri 8. İcra Müdürlüğü tarafından 1/3/2012 ve 13/11/2012 tarihli sıra cetvelleri düzenlenmiştir. Sıra cetvellerine itiraz edilmiş, bu kapsamda başvurucu Sami Şahin aleyhine 12/3/2012 ve 20/11/2012 tarihlerinde üç ayrı dava açılmış ve bu davalar birleştirilmiştir.
3. Davanın devamı sırasında başvurucu Sami Şahin icra dosyasına konu alacağını diğer başvurucu Emrah Şahin'e temlik etmiştir. İcra Müdürlüğü 1/9/2014 tarihinde borçluya yazdığı yazıda herhangi bir anlaşma veya görüşme için temlik alacaklısı ile irtibata geçilmesi gerektiğini ifade etmiştir.
4. Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi) 14/5/2018 tarihinde asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne, İcra Müdürlüğünce düzenlenen 1/3/2012 ve13/11/2012 tarihli derece kararlarının (sıra cetvellerinin) birinci sırasında alacaklı olarak kayıtlı davalı Sami Şahin'in 2.500.000 TL bedelli bonoya dayalı alacağı ile ilgili kısımlarının muvazaa nedeniyle iptaline ve sıra cetvellerindeki söz konusu kaydının terkini suretiyle sıra cetvellerinin bu şekilde düzeltilmesine karar vermiştir.
5. Kararın istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi 16/6/2021 tarihinde asıl ve birleşen davaların reddine karar vermiştir. Yapılan temyiz talebi Yargıtay 6. Hukuk Dairesince 19/9/2022 tarihinde reddedilmiş ve karar onanmıştır.
6. Başvurucular nihai hükmü 28/10/2022 tarihinde öğrendikten sonra 21/11/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
7. Bireysel başvuru tarihinden sonra başvurucular vekili 8/5/2024 tarihli dilekçesi ile Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün 2019/13105 sayılı dosyası üzerinden 27/2/2024 tarihinde harçlar kesilerek nema geliri ödendiğini ifade etmiştir. Dilekçe ekinde herhangi bir ödeme belgesi sunulmadığı, ne kadar nema ödemesi alındığına ilişkin bir açıklama yapılmadığı ve şikâyetin sürdürüldüğüne ilişkin bir ifade yer verilmediği anlaşılmıştır.
8. 2022/102574 sayılı bireysel başvuruda Birinci Bölüm Birinci Komisyon 12/1/2024 tarihinde 2022/102577 sayılı bireysel başvuruda Birinci Bölüm İkinci Komisyon 28/3/2024 tarihinde adil yargılanma hakkı kapsamında makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna, mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasının kabul edilebilirlik hususunun karara bağlanması Bölüm kararını gerektirdiğinden başvurunun Bölüme gönderilmesine karar vermiştir.
II. DEĞERLENDİRME
9. 2022/102577 numaralı başvurunun 2022/102574 numaralı başvuru ile birleştirilmesine karar verilmesi gerekir.
10. Başvurucular, borçlunun seksen taşınmazından tahsil edilen paralara ilişkin sıra cetveli düzenlendiğini ve sıra cetveline karşı açılan davaların uzun süre sonra reddine karar verildiğini ifade etmiştir. Dosyaya yatan 2.088.212,85 TL'yi başvurucu Emrah Şahin'in 10 yıl 6 ay sonra hiçbir ekleme yapılmaksızın aynı miktarla alabildiğini, oysa bu süreçte değer kaybını önleyecek tedbirlerin alınması gerektiğini, bedeli tahsil edememe nedeniyle iflas durumuna geldiğini ve bedelin enflasyon karşısında değer kaybına uğratıldığını belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.
11. Başvuru, mülkiyet hakkı kapsamında incelenmiştir.
12. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir." denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Anayasa'nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu bağlamda mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve fikrî hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet hakkının kapsamına dâhildir (Mahmut Duran ve diğerleri [2. B.], B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60). Somut olayda başvurucuların icra takibine konu ettiği alacağın ekonomik bir menfaat teşkil ettiği hususunda kuşku bulunmamaktadır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Fatma Yıldırım [1. B.], B. No: 2014/6577, 16/2/2017, § 45).
13. Anayasa Mahkemesi, icra iflas dairelerinin borçlulardan tahsil ettiği paranın durumunu incelediği Fatma Yıldırım kararında borçludan tahsil edilen bedelin alacaklıya ödendiği zamana kadar borçlunun veya alacaklının para üzerinde tasarrufta bulunma, parayı kullanma veya paranın değerinin enflasyon karşısında aşınmasını önleyici tedbirler alma imkânı olmadığına dikkat çekmiştir. Borçludan tahsil edilen bedelin bu süreçte henüz icra müdürlüğünün kontrolü altında olduğunu, dolayısıyla bu paranın enflasyon karşısında kıymet yitirmesini önleyebilecek olanın da para üzerinde tasarrufta bulunma kudretini elinde bulunduran icra dairesi olduğunu belirtmiş; tahsil edilen paranın alım gücünü kaybetmesini engellemenin yolunun da bunun nemalandırılması olduğunu ifade etmiştir (Fatma Yıldırım, §§ 60, 61). Anayasa Mahkemesi, sonuç olarak cebrî icra organlarının tahsil ettiği parayı bir mevduat hesabına yatırılması biçiminde alacağı basit bir tedbirle icra sürecinin hızlı işlememesinin borçlu üzerinde oluşturduğu olumsuz etkileri asgari seviyeye indirememesinin mülkiyet hakkının devlete yüklediği koruma pozitif yükümlülüğünün ihlali sonucunu doğurduğunu kabul etmiştir (Fatma Yıldırım, §§ 60-63).
14. Anayasa Mahkemesi ön alım bedelinin enflasyon karşısında uğradığı değer kaybına ilişkin şikâyetleri de karara bağlamıştır. Buna göre, ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescili davalarında mahkeme, ön alım bedelinde oluşan değer kaybı şikâyeti yönünden dava açıldıktan sonra makul bir süre içinde ön alım bedelinin vadeli bir mevduat hesabına yatırılması biçiminde basit tedbirle yargı sürecinin hızlı işlememesinin kişiler üzerinde oluşturduğu olumsuz etkileri asgari seviyeye indirme imkânına sahiptir. Ancak mahkemenin bu tedbirleri almamış olması, mülkiyet hakkının devlete yüklediği pozitif yükümlülüğün ihlali sonucunu doğurmaktadır (benzer bir değerlendirme için bkz. Hüseyin Ak [1. B.],B. No: 2016/77854, 1/7/2020, § 71).
15. Bunun yanında Anayasa Mahkemesi 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 36. maddesinin birinci fıkrasının iptali talebi hakkındaki norm denetimi kararında; yoruma açık olmayan ve borçludan tahsil edilen bedelin nemasının Hazineye intikalini öngören bu hükmün Anayasa'nın 35. maddesine aykırı olduğunu tespit etmiş ve hükmün iptaline karar vermiştir. Kararda borçludan tahsil edilen paranın enflasyon karşısında değer yitirmesini önlemeye yönelik bir tedbir olarak vadeli mevduat hesabına yatırılması neticesinde elde edilen nemanın Hazineye irat kaydedilmesinin karşılıksız yararlanma hükmünde olduğu ve herhangi bir haklı temelinin bulunmadığı vurgulanmıştır. Kararda ifade edildiği üzere devletin zorlayıcı nedenler olmaksızın özel bir kişinin mal varlığından karşılıksız yararlanması düşünülemez. Devletin sunduğu yargı ve takip hizmetleri karşılığında zaten harç alınmakta ayrıca yapılan yargılama ve takip giderleri de ilgili taraflardan tahsil edilmektedir. Bu durumda bankaya yatırılan paranın nemasının Hazineye irat kaydedilmesinin sunulan yargı ve takip hizmetlerinin giderinin kısmen ilgililere yükletilmesi amacı taşıdığı da söylenemez. Kararda netice itibarıyla icra iflas dairelerine tevdi edilen ve özel hukuk kişilerine ait olan paraların nemasının Hazineye intikal ettirilmesinin anayasal açıdan meşru bir amaca dayanmadığı belirtilmiş ve itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine aykırı olduğundan iptaline hükmedilmiştir (AYM, E.2023/48, K.2023/72, 5/4/2023, § 19).
16. Son olarak Anayasa Mahkemesi, Muharrem Pınarbaşı ([1. B.], B. No: 2020/91, 4/10/2023) ve Alaettin Menteşe ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2020/10979, 3/10/2024) kararlarında nemalandırılan bedellerin Hazineye aktarılmasına ilişkin şikâyetleri incelemiştir. Buna göre Anayasa Mahkemesi, yoruma açık olmayan ve borçludan tahsil edilen bedelin nemasının Hazineye intikalini öngören bu hükmün Anayasa'nın 35. maddesine aykırı olduğunun tespit edildiğini ve hükmün iptaline karar verildiğini belirtmiştir. İptal kararında icra iflas dairelerine tevdi edilen ve özel hukuk kişilerine ait olan paraların nemasının Hazineye intikal ettirilmesinin anayasal açıdan meşru bir amaca dayanmadığı vurgulanmıştır. Sonuç olarak ise borçludan tahsil edilen paranın nemasının Hazineye intikal ettirilmesinin meşru bir amacı olmadığından bu durumun Anayasa'nın 35. maddesini ihlal ettiğine karar vermiştir.
17. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi" başlıklı 48. maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:
"Kabul edilebilirlik şartları ve incelemesinin usul ve esasları ile ilgili diğer hususlar İçtüzükle düzenlenir."
18. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) "Düşme kararı" başlıklı 80. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendi şöyledir:
"(1) Bölümler ya da Komisyonlarca yargılamanın her aşamasında aşağıdaki hâllerde düşme kararı verilebilir:
...
(c) İhlalin ve sonuçlarının ortadan kalkmış olması."
19. İçtüzük'ün 80. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendi gereği Anayasa Mahkemesi, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kalkmış olması hâlinde başvurunun düşmesine karar verebilir (S.Ö. [2. B.], B. No: 2013/7087, 18/9/2014, § 23; Mehmet Emin Bülbül [2. B.], B. No: 2014/4463, 16/6/2016, §§ 46-48).
20. Başvuru formları ve ekleri incelendiğinde başvuruculardan Sami Şahin'in takip alacaklısı, diğer başvurucunun ise temlik alan sıfatıyla bireysel başvuruda bulundukları ve icra dosyasındaki alacağın enflasyon karşısında değer kaybına uğradığını ileri sürdükleri anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesinin Marika Madeleni ve Memet Ergül ([2. B.], B. No: 2020/8577, 17/12/2024) kararına konu olayda, başvurucu Marika Madeleni tarafından murisine ait olan ancak emvali metruke mevzuatı çerçevesinde idare adına tescil edilen taşınmazın iadesi için dava açılmış ama yargılama sırasında miras payının devri sözleşmesiyle taşınmazdaki miras payının tamamı ile talep ve dava hakları, diğer başvurucu Memet Ergül'e devir ve temlik edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, her iki başvurucunun mağdur sıfatlarının bulunduğunu kabul etmiştir (Marika Madeleni ve Memet Ergül, § § 36-42). Somut olayda da başvurucuların arasındaki hukuki ilişki nedeniyle alacağın tahsili hususunda menfaatlerinin bulunduğu açıktır. Ancak bireysel başvuru formunda başvurucular, alacağın sıra cetveline itiraz davaları devam ederken nemalandırılmadığını ve 2.088.212,85 TL olarak başvurucu Emrah Şahin'e 10 yıl 6 ay sonra ödendiğini ileri sürdükleri hâlde başvurucular vekilince 8/5/2024 tarihinde sunulan dilekçede 27/2/2024 tarihinde nema geliri ödendiği ifade edilmiştir. Ayrıca şikâyetin sürdürüldüğüne ilişkin bir ifadeye de yer verilmemiştir.
21. Bu bağlamda başvurucuların ileri sürdükleri zararların ortadan kalktığı, İçtüzük'ün 80. maddesinin (2) numaralı fıkrasında öngörülen başvurunun incelenmesinin devamında Anayasa'nın uygulanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi ya da insan haklarına saygının gerekli kıldığı herhangi bir durumun da söz konusu olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
22. Açıklanan gerekçelerle İçtüzük'ün 80. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendi uyarınca mülkiyet hakkı yönünden başvurunun düşmesine karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvuruların BİRLEŞTİRİLMESİNE,
B. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddia yönünden başvurunun DÜŞMESİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA 17/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.