|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
NECATİ GÖZEL BAŞVURUSU
|
|
(Başvuru Numarası: 2022/103640)
|
|
|
|
Karar Tarihi: 10/12/2025
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
Başkan
|
:
|
Basri BAĞCI
|
|
Üyeler
|
:
|
Engin YILDIRIM
|
|
|
|
Rıdvan GÜLEÇ
|
|
|
|
Yıldız SEFERİNOĞLU
|
|
|
|
Metin KIRATLI
|
|
Raportör
|
:
|
Eren Can BENAKAY
|
|
Başvurucu
|
:
|
Necati GÖZEL
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, devlet memurluğundan çıkarma disiplin cezasına karşı açılan davada davanın sonucuna etkili iddianın kararda karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucu, Turgutlu Sulh Hukuk Mahkemesinde mübaşir olarak görev yaptığı sırada hakkında disiplin soruşturması başlatılmıştır. Disiplin soruşturması sonucunda başvurucunun memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelikte yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunma fiilini işlediği kanaatine varılarak 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesi uyarınca devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılması teklif edilmiştir.
3. Turgutlu Adliyesi Adalet Komisyonu Başkanlığı 2/10/2015 tarihinde soruşturma dosyasını Adalet Bakanlığı (Bakanlık) Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne göndermiştir. Bakanlık Yüksek Disiplin Kurulunun 28/3/2017 tarihinde başvurucunun devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar vermesi üzerine 24/7/2017 tarihinde iptal davası açılmıştır.
4. Konya 2. İdare Mahkemesi (Mahkeme) 27/12/2017 tarihinde davayı reddetmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Dosya içeriğinde bulunan belgeler, soruşturma raporu ve şahit ifadelerinin incelenmesinden; davacı tarafından değişik tarihlerde Mahkemeler Veznesi'nden çekilen tebligat ücretlerinin yapılan incelemede PTT'ye teslim edilmediği hususunun 7/7/2015 tarihinde tutanak altına alındığı, şahit ifadelerinde; yapılan incelemelerde tebligat bedellerinin vezneden çekilmesine rağmen uzun süre PTT'ye teslim edilmeyerek davacının uhdesinde tutulduğunun yapılan araştırma ve UYAP sorgulamasından öğrendikleri beyanlarının bulunduğu, şahit beyanlarının aynı yönde ve birbirini doğrular nitelikte olduğu, davacının ifadesinde ise; iş yoğunluğu sebebiyle işleri zamanında yetiştiremediğinden dolayı tebligatları PTT'ye teslim edemediği, zimmet kastının olmadığının beyan edildiği, davacı hakkında yapılan adli kovuşturma sonucunda Turgutlu Ağır Ceza Mahkemesi'nin 3/11/2015 tarih ve E:2015/33, K2015/14 sayılı kararıyla zimmetine para geçirdiği gerekçesiyle 7 ay 24 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezanın ertelenmesine karar verildiği görülmektedir.
Bu durumda, değişik zamanlarda mahkemeler veznesinden çekilerek tebligat listesi ile birlikte davacıya teslim edilen tebligat bedellerinin PTT'ye teslim edilmeyerek uzun süre davacının uhdesinde kaldığının yapılan soruşturma sonucunda sabit olduğu, bu davranışın devlet memurluğu ile bağdaşmayacak nitelikte ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunma fiili kapsamında kaldığı açık olduğundan, davacı hakkında tesis edilen idari işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır."
5. Başvurucu, karara karşı 19/1/2018 tarihinde istinaf kanun yoluna başvurmuş; dilekçesinde Turgutlu Ağır Ceza Mahkemesi (Ağır Ceza Mahkemesi) nezdinde devam eden yargılamanın kesinleşmediğini, zimmet suçunu işlemediği hâlde işlemiş gibi kabul edilerek devlet memurluğundan çıkarılmasının haksız olduğunu iddia etmiştir. Mübaşir olarak görev yapması nedeniyle parayı mecburen zimmetinde tuttuğunu ve soruşturma açılmadan teslim ettiğini belirtmiştir. Aynı olaya ilişkin olarak bir başka mübaşire kademe ilerlemesinin durdurulması cezası verilirken kendisine devlet memurluğundan çıkarma cezası verilmesinin eşitlik ilkesini ihlal ettiğini ifade etmiştir.
6. Konya Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi (Bölge İdare Mahkemesi) 21/5/2018 tarihinde istinaf başvurusunu reddetmiş; kararda, Mahkeme kararında 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinde düzenlenen kararın kaldırılması nedenlerinin bulunmadığını belirtmiştir.
7. Başvurucu, karara karşı 23/7/2018 tarihinde temyiz kanun yoluna başvurmuş; dilekçesinde istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek haksız ve hukuka aykırı olarak verilen disiplin cezasının iptalini talep etmiştir. Danıştay Onikinci Dairesi (Danıştay) 17/3/2022 tarihinde temyiz talebini reddetmiş; kararda, temyizen incelenen kararın usul ve hukuka uygun olduğunu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğini açıklamıştır.
8. Ağır Ceza Mahkemesi 3/11/2015 tarihinde başvurucunun zimmet suçundan 7 ay 24 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezanın ertelenmesine karar vermiş; kararda, başvurucunun görevi gereği kendisine tevdii edilen paraları, bir kısmını teslim aldığı süreden çok sonra, bir kısmını da hakkında adli soruşturma başlatıldıktan sonra PTT'ye yatırmak suretiyle uhdesinde tutarak atılı zimmet suçunu işlediğini belirtmiştir. Başvurucunun zimmet suçunu malı geçici bir süre kullandıktan sonra iade etmek koşuluyla işlediğinin sabit olduğunu, zimmetinde tuttuğu paranın değerinin azlığı karşısında cezasından indirim yoluna gidildiğini, zimmetine geçirdiği parayı soruşturma başladıktan sonra ancak kovuşturma aşamasına geçmeden yatırması karşısında etkin pişmanlık hükmünün uygulandığını açıklamıştır.
9. Yargıtay 5. Ceza Dairesi 1/10/2019 tarihinde anılan kararı bozmuştur. Kararda;
i. Sanığın ücreti kendisine verilen bir kısım tebligatı hakkında ceza soruşturması başlatıldıktan sonra 15/7/2015 tarihinde PTT'ye teslim ettiğini, bu nedenle suç duyurusu sonrası ortaya çıkan bu fiilinin mal edinme kastına bağlı olarak temellük zimmeti vasfında olduğu gözetilmeden yanılgılı değerlendirme ile kullanma zimmeti şeklinde kabul edilerek cezadan indirim yapılmasının hukuka aykırı olduğunu,
ii. Kullanma zimmetinde suçun konusunun kullanma ile elde edilen yarar olması karşısında bilirkişi tarafından hesaplanacak nemanın da ödenip ödenmediği araştırılarak sonucuna göre cezadan indirim yapılması ve nema miktarı tespit edildikten sonra şartların varlığı hâlinde değer azlığı sebebiyle daha az cezayı gerektiren hâlin varlığına karar verilmesi gerektiğini ifade etmiştir.
10. Ağır Ceza Mahkemesi 23/1/2020 tarihinde bozmaya uyarak başvurucunun hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan 7 ay 24 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve bu cezanın ertelenmesine karar vermiş; kararda, mübaşir olarak görev yapan sanığın posta masrafları olarak adliye veznesi tarafından kendisine verilen paraları posta idaresine teslim etme hususunda görevlendirilmesinin yasal olarak mümkün olmadığını, suça konu olan paralar kendisine görevi nedeniyle tevdi edilmiş sayılamayacağından eyleminin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçuna uyduğunu belirtmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesi 23/2/2021 tarihinde kararı onamıştır.
11. Başvurucu, nihai kararı 4/11/2022 tarihinde öğrendikten sonra 2/12/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
12. Komisyon, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilemez olduğuna karar verdikten sonra başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
II. DEĞERLENDİRME
A. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
13. Başvurucu; hakkında kesinleşmiş bir ceza yargılaması kararı olmaksızın devlet memurluğundan çıkarıldığını, suçluluğu sabit olmadığı hâlde haksız ve hukuka aykırı olarak tesis edilen disiplin cezası nedeniyle adil yargılanma hakkının ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
14. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; masumiyet karinesinin ceza soruşturmasıyla eş zamanlı olarak kişi hakkında disiplin soruşturması yürütülmesine engel teşkil etmediği gibi hakkındaki ceza soruşturmasının kovuşturmaya yer olmadığı, beraat, düşme gibi mahkûmiyet dışındaki bir hüküm ile sonuçlanmasının kişiye disiplin yaptırımı uygulanmasına veya bu kişinin başka türlü sorumluluğuna gidilmesine de mâni olmayacağı belirtilmiştir. Mevcut başvuruda başvurucunun adil yargılanma hakkı bağlamında masumiyet karinesinin ihlal edilip edilmediği konusunda Anayasa Mahkemesi tarafından yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihadı ve somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanında bireysel başvuru formunda belirttiği hususları tekrar etmiştir.
15. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının, davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
16. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan merciinin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciinde ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).
17. Başvurucu hakkında verilen disiplin cezası hukuka uygun kabul edilirken mahkemeler veznesinden çekilerek başvurucuya teslim edilen tebligat bedellerinin başvurucunun PTT'ye teslim etmeyerek uzun süre uhdesinde kaldığının yapılan disiplin soruşturması sonucunda sabit görüldüğü gerekçesine dayanılmıştır. Söz konusu tespit ise Ağır Ceza Mahkemesi tarafından zimmet suçundan verilen hapis cezasının ertelenmesine dair kararla desteklenmiştir. Karar, istinaf ve temyiz aşamalarından geçerek kesinleşmiştir.
18. Yargılama merciileri varılan sonuca hangi nedenle ulaştığını ve delillerin değerlendirilmesini başvurucu ve üçüncü kişiler tarafından objektif olarak anlaşılmasına imkân verecek yeterli gerekçe ile ortaya koymuştur. Yargılama merciilerinin yaptığı yorumun hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasına yönelik olup bariz takdir hatası veya açık keyfîlik oluşturan bir unsur içermediği anlaşılmıştır. Başvuru konusu olayda yargılamanın esasına tesir eden nitelikte karşılanmayan bir iddia bulunmadığından başvurucunun şikâyetinin açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
19. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Diğer İhlal İddiaları
20. Başvurucu, hakkında verilen mahkûmiyet kararı olmamasına rağmen devlet memurluğundan çıkarılması nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir. Ayrıca disiplin cezasına dayanak eylem nedeniyle başka bir adliyeye tayin edilerek cezalandırıldıktan sonra devlet memurluğundan çıkarılması nedeniyle aynı suçtan iki kez cezalandırıldığını belirterek suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
21. Başvuruya konu olayda yargılama merciileri olgusal olarak olayı değerlendirmiş ve mevzuat hükümlerini gözönünde bulundurarak sonuca ulaşmıştır. Yargılama merciilerinin kararlarında başvurucu hakkında herhangi bir suça ilişkin saptamada bulunulmadığından masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
22. Öte yandan suç isnadına yönelik olmayan, yönetsel düzene aykırı bir davranıştan dolayı değil 657 sayılı Kanun'da belirtilen şartın mevcut olmadığı gerekçesiyle gerçekleştirilen ve başvurucunun kamunun diğer alanlarında veya özel sektörde çalışmasına yönelik herhangi bir yasak barındırmayan kamusal müdahalenin cezai karakterde olduğunun kabulü mümkün değildir. Dolayısıyla başvurucunun suçta ve cezada kanunilik kapsamında yer almadığı açık olan iddiaları yönünden ileri bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiş ve anılan iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
23. Açıklanan gerekçelerle diğer ihlal iddialarının kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Diğer ihlal iddialarının kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 10/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.