TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ŞEVKET BESİM EKİN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2022/104628)
Karar Tarihi: 9/12/2025
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Selahaddin MENTEŞ
İrfan FİDAN
Muhterem İNCE
Raportör
Kamber Ozan TUTAL
Başvurucu
Şevket Besim EKİN
Vekili
Av. Ufuk Can MAHANOĞLU
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, kamu kurumundan olan kıdem tazminatı alacağının enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucu 25/5/2017 tarihinde Mersin Su ve Kanalizasyon İdaresine karşı işçilik alacağı davası açmıştır.
3. Mersin 2. İş Mahkemesi (Mahkeme) 9/12/2019 tarihinde davayı kısmen kabul etmiştir. Mahkeme 985,76 TL kıdem tazminatının fesih tarihinden itibaren mevduata uygulanacak en yüksek faiz oranıyla birlikte ve 4.261,15 TL fazla çalışma ücretinin dava tarihinden itibaren mevduata uygulanacak en yüksek faiz oranıyla birlikte başvurucuya ödenmesine, başvurucunun diğer işçilik alacağı taleplerinin ise reddine karar vermiştir. Taraflar, karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur.
4. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi) 10/11/2022 tarihinde başvurucunun istinaf başvurusunu esastan reddetmiş, davalının istinaf başvurusunu ise kabul ederek Mahkeme kararını kaldırmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi davanın kısmen kabulü ile 985,76 TL kıdem tazminatının fesih tarihi olan 14/4/2016 tarihinden itibaren mevduata uygulanacak en yüksek faiz oranıyla birlikte başvurucuya ödenmesine, başvurucunun fazla çalışma ücreti ile diğer ücret alacağı taleplerinin reddine kesin olmak üzere karar vermiştir.
5. Başvurucu, nihai hükmü 23/11/2022 tarihinde öğrendikten sonra 8/12/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
6. Komisyon; başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının kabul edilemez olduğuna, mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasının kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin ise Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
II. DEĞERLENDİRME
7. Başvurucu, hüküm altına alınan kıdem tazminatı alacağının uzun süren yargılama neticesinde enflasyon karşısında değer kaybına uğradığını ileri sürmüştür. Adalet Bakanlığı, Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın koşullarının dikkate alınması gerektiği görüşünü bildirmiştir.
8. Anayasa Mahkemesi, anayasal ve kişisel önem kriterini daha önce K.V. ([GK], B. No: 2014/2293, 1/12/2016) kararında incelemiş; temel ilkelerini belirlemiştir. Buna göre kanunda anayasal ve kişisel önemden yoksun başvuruların kabul edilemez bulunabilmesi için iki şart öngörülmüştür: Anayasal önem olarak adlandırılabilecek olan birinci şart başvurunun Anayasa'nın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımaması, kişisel önem olarak adlandırılabilecek olan ikinci şart ise başvurucunun önemli bir zarara uğramamasıdır.
9. Kişisel önem şartı, başvurucunun önemli bir zarara uğramamış olmasını ifade eder (K.V., § 66). Bu çerçevede her başvuru kendine özgü şartları çerçevesinde değerlendirilmeli ve inceleme yapılırken ihtilaf konusu maddi bir zarar söz konusu ise objektif anlamda miktarın az olup olmadığı, belirlenen miktar az veya çok olsa dahi başvurucu açısından bu miktarın önemi (başvurucunun işi/mesleği, davanın kendisi açısından önemi ve gelir durumuna göre kıyaslanması), başvurunun önemli ilkesel sorunlarla ilgili olup olmadığı ve başvurucunun olaydaki tutum ve davranışları dikkate alınmalıdır.
10. Bunun yanında kişisel önem şartı çerçevesinde objektif anlamda maddi zararın tespiti bakımından paranın zaman içinde enflasyon karşısında değer kaybedebileceği dikkate alındığında başvuru tarihindeki takvim yılına göre değerlendirme yapılması gerektiği kuşkusuzdur. Diğer bir ifadeyle bireysel başvurular, eğer başvuruda bir maddi zararın varlığı söz konusu ise kişisel önem şartı değerlendirilirken başvurunun yapıldığı tarihteki takvim yılı itibarıyla incelenecektir. Özellikle bu durum, başvurunun yapıldığı yıldan sonraki bir takvim yılında karara bağlanan başvurular için önem arz etmektedir. Son olarak belirtmek gerekir ki kişisel önem şartı uygulanırken gözetilmesi gereken diğer bir husus ise objektif anlamda yapılacak değerlendirmenin sonuca varılması bakımından tek başına bir önem taşımamasıdır. Yukarıda değinilen unsurlar birlikte değerlendirilerek başvurunun kişisel anlamda bir önem taşıyıp taşımadığı belirlenecektir (bazı değişikliklerle birlikte Ahmet Baş [GK], B. No: 2019/42746, 17/5/2023, § 45).
11. Somut olayda Bölge Adliye Mahkemesinin 985,76 TL kıdem tazminatının 14/4/2016 tarihinden itibaren mevduata uygulanacak en yüksek faiz oranıyla birlikte başvurucuya ödenmesine hükmettiği görülmüştür. Başvurucunun lehine hükmedilen kıdem tazminatının yargılama süreci içinde enflasyon karşısında değer kaybına uğramasından yakındığı, bunun dışında diğer işçilik alacağı taleplerine ilişkin herhangi bir iddiasının bulunmadığı kaydedilmelidir. Bu bağlamda şikâyetin çözülmesi için başvurucu yönünden mülk teşkil eden kesinleşmiş ve icra edilebilir mahkeme hükmüne konu alacağın enflasyon karşısında güncellenmiş halinin tespiti yapılmalıdır. Türkiye İstatistik Kurumunun enflasyon verilerine göre başvurucuya ödenmesi gereken 985,76 TL kıdem tazminatı alacağının 2016 yılı Nisan ayı itibarıyla değer kaybını telafi edecek fark ile birlikte ödenmesi gerekecek bedel 3.869 TL'dir. Diğer taraftan başvurucunun alacağı için mevduata uygulanacak en yüksek faiz oranının esas alındığı da belirtilmelidir. Dolayısıyla başvuru tarihi (2022 yılı) itibarıyla bireysel başvuruya konu edilen değerin objektif anlamda önemli bir miktar olarak görülemeyeceği değerlendirilmiştir. Öte yandan mevduata uygulanacak en yüksek faiz oranıyla birlikte kıdem tazminatı hükmedilmesine rağmen başvurucunun içinde bulunduğu kişisel koşullara göre kendisine ciddi anlamda zarar verdiği veya kendisi için ne denli önemli olduğu hususunda herhangi bir açıklamasının olmadığı belirtilmelidir.
12. Sonuç olarak somut olayda başvurunun Anayasa'nın yorumlanması ve uygulanması açısından önem taşımadığı gibi başvurucunun da önemli bir zarara uğramadığı anlaşılmaktadır.
13. Açıklanan nedenlerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin anayasal ve kişisel önemden yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın anayasal ve kişisel önemden yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 9/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.