logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Yusuf Abur [2. B.], B. No: 2022/16193, 4/11/2025, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

YUSUF ABUR BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/16193)

 

Karar Tarihi: 4/11/2025

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Yıldız SEFERİNOĞLU

 

 

Kenan YAŞAR

 

 

Ömer ÇINAR

 

 

Metin KIRATLI

Raportör

:

Şeyda Nur ÜN

Başvurucu

:

Yusuf ABUR

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda bulunan başvurucunun yazdığı bir mektupta yer alan ifadelerden ötürü açık ceza infaz kurumuna ayrılma talebinin reddedilmesi nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu, olayların yaşandığı tarihte silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hükümlü olarak Denizli T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu/İdare) bulunmaktadır.

3. Başvurucu 9/11/2021 tarihinde Ceza İnfaz Kurumu idaresine bir dilekçe yazarak açık ceza infaz kurumuna ayrılma talebinde bulunmuştur. Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığı (İdare ve Gözlem Kurulu) 18/11/2021 tarihinde; başvurucunun iyi hâlli olmadığına ve açık ceza infaz kurumuna ayrılma talebinin reddine karar vermiştir. İdare ve Gözlem Kurulu kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...Hükümlünün Mektup Okuma Komisyonundan gelen raporunda 3 adet sakıncalı mektup kararının bulunduğu, ilkinin kardeşi ...nin gönderildiği APS olduğu, ...., ikincisinin de kardeşi ...nin gönderildiği APS olduğu, ... ,üçüncüsünün ise hükümlünün kardeşi C.S.'ye göndermek istediği üç sayfadan oluşan APS mektup olduğu, mektup içeriğinde 'A.K., Gözlerinden öperim gardaşım' ile başlayan sayfanın dört, beş, altı ve yedinci paragrafında yazarı Emile Zola olan Dreyfus olayı adlı kitaptan alıntı yaparak ve 'Anneme ve A.K'ya da yazdım onlara verilsin' ile başlayan sayfanın iki, üç ve dördüncü paragrafının tamamında ayette geçen bir olayı devleti yönetenlere örneklendirip haklarında olumsuz ifadeler kullandığı görüldüğünden sakıncalı görülmüş ve kurumumuz Disiplin Kurulu Başkanlığının 4/9/2020 tarih ve ... sayılı kararı ile kurumda muhafazasına karar verildiği,

Hükümlünün 3/9/2020 tarihinde kardeşi C.S.'ye göndermek istediği üç sayfadan oluşan APS mektup içeriğinde;

'Geçen gün tefsir okurken Sebe suresine denk geldik. 14. ayetin başı 'Süleymanın ölümüne hükmettiğimiz zaman onun öldüğünü ancak değneğini yiyen bir ağaç kurdu gösterdi' kısmını okuyunca şöyle bir yorum yaptık aramızda.

Süleyman Allahın izniyle cinlere hükmediyor, onları çalıştırıyordu. Ayakta iken dayandığı değneğini kurt yedi ve düştü. Oysaki daha önce ölmüştü. Ama cinler onu ayakta görünce hayatta sanıyorlardı ama ufacık bir ağaç kurdu ölümünü haber verdi. Kur'an'ın her harfi bize bir ışık olmalı. Biz bu kıssayı nasıl günümüze uyarlarız.

Bu adamlar çökmüş bir ekonominin üzerine gelip onu düzelttiler. Ve son yedi yıldır da millet bunlar giderse ekonomi çöker, işimizden oluruz. Bunlar gitse kim gelir diye bunları iktidarda tuttu. Bunların dayanağı ekonomiydi. Bitmişlerdi, ölmüşlerdi. Ama ekonomi değneği bunları ayakta tutuyordu. Ufacık bir virüs olan Corona bunların dayanağını yiyor, bitiriyor. İnsanlar para kazanamaz, ihtiyaçlarını göremez oldu. Ekonomi çöktü. Ama hala dimdik ayakta numarası yapıyorlar. Dıştan heybetli görünen ama içi çürümüş, boşalmış bir ağaç misali çökecekler. Bu kadar ah boşa gitmezdi' dediği,

...hükümlü her ne kadar 9/11/2021 tarihli dilekçesinde örgütle herhangi bir bağının olmadığını, açık ceza infaz kurumuna ayrılmak istediğini beyan etmiş ise de adı geçenin dosyasında yapılan inceleme sonucunda hükümlünün kardeşi C.S.'ye hitaben yazdığı mektubunda devleti yönetenlere örneklendirip haklarında olumsuz ifadeler kullandığı ve bu eylemleri nedeniyle nedamet göstermediği, bu gerekçelerle ceza infaz kurumunca örgütten ayrıldığına dair kanaatin oluşmadığından samimiyetin tasdik edilmediği, ilgilinin işlediği suç konusunda pişman olduğu ve örgütten samimi olarak ayrıldığı konusunda kanaat oluşmadığından açık ceza infaz kurumuna ayrılma nakil talebinin reddine, ..."

4. Başvurucu, İdare ve Gözlem Kurulu kararına karşı infaz hâkimliğine şikâyette bulunmuş; şikâyeti inceleyen Denizli İnfaz Hâkimliği (İnfaz Hâkimliği) 1/12/2021 tarihinde kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle şikâyeti reddetmiştir.

5. Başvurucu, anılan karara itiraz etmiş; itirazı inceleyen Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesi (Ağır Ceza Mahkemesi) 27/12/2021 tarihinde kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle başvurucunun itirazını kesin olarak reddetmiştir.

6. Başvurucu, nihai hükmü 29/12/2021 tarihinde öğrendikten sonra 27/1/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

7. Komisyon adli yardım talebinin kabulüne, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

II. DEĞERLENDİRME

8. Başvurucu, Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğu süre boyunca olumsuz herhangi bir davranışı olmadığını, tarafsız koğuşa geçme talebine yönelik değerlendirmede iyi hâlli olduğuna karar verildiğini, iki katı süreyle telefonla görüşme şeklinde ödüllendirildiğini, akabinde de şartları oluştuğundan açık ceza infaz kurumuna ayrılma talebinde bulunduğunu, açık ceza infaz kurumuna ayrılma talebinin psikolojik olarak sıkıntılı olduğu bir dönemde yazdığı bir mektupta yer alan ifadelerden ötürü reddedildiğini, söz konusu ifadeleri bir anlık kızgınlıkla ve eleştiri mahiyetinde yazdığını ancak Ceza İnfaz Kurumu ve İnfaz Hâkimliğinin söz konusu hususları değerlendirmeksizin keyfî karar verdiğini belirtmiştir. Sonuç olarak kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı ile ifade özgürlüğü başta olmak üzere bir kısım anayasal hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

9. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; mevcut başvuruda başvurucunun iddialarının haberleşme özgürlüğü kapsamında değerlendirildiğini, haberleşme özgürlüğünün ihlal edildiğine yönelik şikâyetler incelenirken Anayasa Mahkemesi tarafından yapılacak incelemede, Anayasa ve mevzuat hükümleri doğrultusunda somut olayın kendine özgü koşullarının gözönüne alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

10. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun şikâyetlerinin özü, bir yakınına göndermek istediği mektupta yer alan bir kısım ifadelerden ötürü açık ceza infaz kurumuna ayrılma talebinin reddine ilişkindir. Bu kapsamda başvurucunun şikâyetlerinin bir bütün hâlinde ifade özgürlüğü kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

11. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

12. Başvurucunun göndermek istediği bir mektupta yer alan ifadelerden ötürü açık ceza infaz kurumuna ayrılma talebinin reddedilmesiyle ifade özgürlüğüne bir müdahalede bulunulmuştur. Müdahaleye dayanak olan 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 89. maddesinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı ve müdahalenin Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan kamu düzeninin korunması meşru amacı kapsamında kaldığı anlaşılmıştır. Müdahalenin kanuni temelinin ve meşru amacının bulunduğu belirlendikten sonra yapılması gereken, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olup olmadığını değerlendirmektir.

13. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı bir müdahale olması gerekir (Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 53-55; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 70-72; Ferhat Üstündağ [1. B.], B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 45).

14. Hükümlü ve tutuklular, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olarak sahiptir (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri [2. B.], B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 65). Bu bağlamda hükümlü ve tutukluların ifade özgürlüğünün de Anayasa ve Sözleşme kapsamında koruma altında olduğu konusunda hiçbir şüphe bulunmamaktadır (Murat Karayel (5) [2. B.], B. No: 2013/6223, 7/1/2016, § 27). Bununla birlikte ifade özgürlüğü mutlak bir hak değildir ve Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen sebeplerle sınırlanabilir. Bu bağlamda ceza infaz kurumunda bulunmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi kurumda güvenliğin ve düzenin korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda mahpusların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebilecektir (Murat Karayel (5), § 29).

15. Somut olayda başvurucu 9/11/2021 tarihli dilekçesiyle açık ceza infaz kurumuna ayrılma talebinde bulunmuştur. İdare ve Gözlem Kurulu yaptığı değerlendirme neticesinde başvurucunun örgütten ayrıldığına dair kanaatin oluşmaması nedeniyle iyi hâlli olmadığına karar vermiş ve başvurucunun talebini reddetmiştir. İdare ve Gözlem Kurulu bu kararına gerekçe olarak başvurucunun bir yakınına göndermek istediği önceki tarihli bir mektupta yer alan bir kısım ifadeleri göstermiştir. İnfaz Hâkimliği ise Ceza İnfaz Kurumu kararına yönelik yapılan şikâyeti daha fazla bir değerlendirme yapmaksızın reddetmiştir.

16. 5275 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat gereğince açık ceza infaz kurumuna ayırma, idare ve gözlem kurullarınca yapılacak değerlendirme ve -belirli suç ve ceza türleri bakımından- infaz hâkiminin onayı ile gerçekleştirilmektedir. Bu kapsamda hükümlülerin açık ceza infaz kurumlarına ayrılmalarında ceza infaz kurumlarının önemli bir takdir payının bulunduğu kabul edilmelidir. Ancak söz konusu takdir payı -temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil ettiği müddetçe- Anayasa Mahkemesinin denetimi altındadır.

17. Eldeki başvuruda İdare ve Gözlem Kurulu yaptığı değerlendirmede başvurucunun kanunen geçirmesi gereken süreleri kapalı ceza infaz kurumunda infaz ettiğini belirledikten sonra başvurucu hakkında iyi hâl değerlendirmesinde bulunmuştur. İdare ve Gözlem Kurulu ilk olarak; başvurucunun kurum içinde personele karşı tavır ve davranışlarında uyumlu ve saygılı olduğunu, kurum içerisinde yükümlülüklerini yerine getirdiğini, toplu yaşam ortamına uygun davranışlar sergilediğini, kendisine verilen hakları kullanma konusunda iyi niyet gösterdiğini, kurum görevlilerine ve diğer hükümlü ve tutuklulara yönelik olumsuz bir tavrının bulunmadığını, sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlere katıldığını belirtmiştir.

18. Devamında ise İdare ve Gözlem Kurulu, başvurucunun bir yakınına göndermek istediği sakıncalı bulunan üç mektuptan birinde mektupta yer alan ifadelerden ötürü iyi hâlli olmadığı değerlendirmesinde bulunmuştur. İdare ve Gözlem Kurulu; başvurucunun anılan mektupta dinî bir kıssayı devleti yönetenlere örneklendirip haklarında olumsuz ifadeler kullandığını, bu eylemi nedeniyle nedamet göstermediğini, söz konusu ifadelerden ötürü başvurucunun örgütten ayrıldığına dair kanaat oluşmadığını ve başvurucunun samimiyetinin tasdik edilmediğini belirtmiştir.

19. İdare ve Gözlem Kurulu kararında yer alan mektubun içeriği incelendiğinde; başvurucu dinî bir kıssadan hareketle genel olarak hükûmeti ve onların davranışlarını hedef almıştır. Bu kapsamda başvurucunun toplumsal ve ekonomik sıkıntılar ile ekonominin zamanla kötüleştiğine işaret etmek suretiyle hükûmet politikalarına yönelik bir eleştiride bulunduğu görülmektedir. Başvurucunun mektubunda dile getirdiği düşünceler kamusal çıkarlarla ilgilidir ve toplumu yakından ilgilendirmektedir. Bu çerçevede önemli kamusal meseleler birer seçmen ve vatandaş olarak başvurucunun yakın denetimindedir (Orhan Gökdemir [2. B.], B. No: 2017/38377, 30/9/2020, § 47; Cem Atmaca [2. B.], B. No: 2018/6030, 8/9/2021, § 40; Turgut Altınok [1. B.], B. No: 2017/36724, 29/1/2020, § 31). Başvurucu da ceza infaz kurumlarında ifade özgürlüğünden yararlanmak için başvurulan yaygın araçlardan biri hâline gelen mektup aracılığıyla düşüncesini açıklamıştır.

20. İdare ve Gözlem Kurulu ise; başvurucunun mektubunda yer alan söz konusu ifadelerin devleti yönetenler hakkında olumsuz ifadeler kapsamında olduğunu ve bu sebeple başvurucunun örgütten ayrıldığına dair kanaat oluşmadığını belirtmiştir. Bunun haricinde İdare ve Gözlem Kurulunca kararda başka bir değerlendirme yapılmadığı görülmüştür. Yukarıda da anlatıldığı üzere söz konusu ifadelerin bilhassa ekonomik bağlamda hükûmete yönelik eleştiri mahiyetinde olması karşısında İdare ve Gözlem Kurulunca, anılan ifadelerin başvurucunun üyesi olduğu için mahkûm olduğu terör örgütünün hangi söylemiyle ne şekilde ilintili olduğu ve dolayısıyla ne şekilde örgütle bağlantının devamına yönelik gerekçe oluşturduğu hususunda bir değerlendirme yapılmadığı görülmektedir.

21. Kaldı ki başvurucu, açığa ayrılma talebinden yaklaşık bir yıl önce yazdığı söz konusu mektup nedeniyle herhangi bir disiplin cezası da almamıştır. Yine başvurucunun mektubu yazdıktan sonraki bir yıl içinde iyi hâlli olmadığına ilişkin bir değerlendirmenin de yapılmadığı görülmektedir. Bu kapsamda; incelendiği tarih itibarıyla herhangi bir disiplin cezasına da konu olmayan ve hükûmete yönelik eleştiri mahiyetinde bir içerikten ibaret olan söz konusu mektuba atıfla, başvurucunun örgütten ayrıldığına kanaat edilememesine ilişkin olarak Ceza İnfaz Kurumunun; keyfîyetten uzak, ilgili ve yeterli bir gerekçe oluşturmaksızın iyi hâlli olmadığına karar verdiği görülmektedir. Ceza İnfaz Kurumu kararını denetleyen yargı mercilerinin de daha fazla bir değerlendirme yapmaksızın ve Ceza İnfaz Kurumu kararına atıfla başvurucunun itirazlarını reddettiği anlaşılmıştır.

22. Anayasa Mahkemesi ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahalenin kamu makamları tarafından ortaya konulan gerekçelerinin ilgili ve yeterli olup olmadığını denetler (diğerleri arasından bkz. Kemal Kılıçdaroğlu [1. B.], B. No: 2014/1577, 25/10/2017, § 58; Bekir Coşkun, § 56; Tansel Çölaşan [1. B.], B. No: 2014/6128, 7/7/2015, § 56; Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri [GK], B. No: 2018/17635, 26/7/2019, § 120; Sırrı Süreyya Önder [GK], B. No: 2018/38143, 3/10/2019, § 60; hükümlü ve tutuklulara uygulanan disiplin cezaları bağlamında bkz. Eşref Arslan [2. B.], B. No: 2014/14655, 18/7/2018, §§ 50-54; Abdulhamit Babat (3) [1. B.], B. No: 2015/3370, 9/1/2020, §§ 33-37). Somut olayda Ceza İnfaz Kurumu ve İnfaz Hâkimliği, başvurucunun yakınına göndermek istediği önceki tarihli bir mektupta yer alan ifadeleri nedeniyle açık ceza infaz kurumuna ayrılma talebinin reddedilmesinin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığına ilişkin ilgili ve yeterli bir gerekçe gösterememiştir. Bu kapsamda başvurucunun ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olduğu kabul edilemez.

23. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

24. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile 1.000.000 TL manevi ve miktar belirtmeksizin maddi tazminat talebinde bulunmuştur.

25. Başvurucunun 24/2/2022 tarihinde denetimli serbestliğe ayrıldığı anlaşıldığından yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.

26. Öte yandan ihlalin niteliği dikkate alınarak başvurucuya net 10.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir. Başvurucunun maddi zararına ilişkin olarak herhangi bir bilgi/belge sunmadığı anlaşıldığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 10.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

E. Kararın bir örneğinin bilgi için Denizli İnfaz Hâkimliğine (E.2021/13897, K.2021/14488) ve Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 4/11/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Yusuf Abur [2. B.], B. No: 2022/16193, 4/11/2025, § …)
   
Başvuru Adı YUSUF ABUR
Başvuru No 2022/16193
Başvuru Tarihi 27/1/2022
Karar Tarihi 4/11/2025

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, ceza infaz kurumunda bulunan başvurucunun yazdığı bir mektupta yer alan ifadelerden ötürü açık ceza infaz kurumuna ayrılma talebinin reddedilmesi nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
İfade özgürlüğü Ceza infaz kurumunda ifade İhlal Manevi tazminat
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi