|
Başkan
|
:
|
Basri BAĞCI
|
|
Üyeler
|
:
|
Yıldız SEFERİNOĞLU
|
|
|
|
Kenan YAŞAR
|
|
|
|
Ömer ÇINAR
|
|
|
|
Metin KIRATLI
|
|
Raportör
|
:
|
Eren Can BENAKAY
|
|
Başvurucu
|
:
|
Ercan TEKSOY
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Mehmet SAĞLAM
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, terfi durumunun yeniden değerlendirilmesi için yapılan başvurunun reddine dair işleme karşı açılan davada uyuşmazlığın esasının incelenmemesi ve istinaf incelemesinin yapılmaması nedenleriyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Emniyet amiri olarak görev yapan başvurucu hakkında Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) Yüksek Değerlendirme Kurulu, Bakanlar Kurulunun 5/5/2014 tarihinde 4. sınıf emniyet müdürlerinin görev ünvanı karşılığı olan merkez ve taşra kadrolarının değiştirilmesine karar vermesi nedeniyle terfi etmez kararı vermiştir. Anılan Bakanlar Kurulu kararına karşı -başvurucu harici kişi tarafından- 23/7/2014 tarihinde iptal davası açılmış ve aynı zamanda kararın yürütmesinin durdurulması talep edilmiştir. Danıştay Onikinci Dairesi, 17/12/2014 tarihinde Bakanlar Kurulunun 5/5/2014 tarihli kararının 4. sınıf emniyet müdürlerinin görev ünvanı karşılığı olan merkez ve taşra kadrolarının değiştirilmesine ilişkin kısmının yürütmesinin durdurulmasına karar vermiştir. Bu arada başvurucu 13/8/2015 tarihinde resen emekliye sevk edilmiştir.
3. Başvurucu 26/8/2015 tarihinde EGM'ye başvurarak Bakanlar Kurulu kararının yürütmesinin durdurulması sebebiyle Mayıs 2014 tarihi itibarıyla üst rütbeye terfisinin tekrar değerlendirilmesini talep etmiştir. EGM'nin 13/8/2015 tarihinde yapılan başvuruyu reddetmesi üzerine başvurucu 12/11/2015 tarihinde iptal davası açmıştır.
4. Ankara 3. İdare Mahkemesi 10/11/2017 tarihinde işlemin iptaline karar vermiştir. Kararda hukuka aykırılığı ilgili dava dairesinin vermiş olduğu kararla saptanan Bakanlar Kurulu kararının yürütmesi durdurulan kısmının dikkate alınarak yeni oluşan hukuki duruma göre başvurucunun durumunun rütbe terfine ilişkin mevzuat uyarınca yeniden değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu değerlendirme sonucu terfi durumuna ilişkin karar verilmesi gerekirken herhangi bir değerlendirmeye tabi tutulmaksızın başvurunun reddedilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuki isabet görülmediği ifade edilmiştir.
5. Davalı EGM, karara karşı 10/1/2018 tarihinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi 28/2/2018 tarihinde mahkeme kararını kaldırarak yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Kararda dava açma tarihi itibarıyla emekliye ayrılmış olan başvurucunun, rütbe terfisinden kaynaklanan uyuşmazlığın hangi mahkeme tarafından çözümleneceğinin açıklığa kavuşturulması gerektiği belirtilmiştir. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 33. maddesinin (3) numaralı fıkrasında belirtilen "ilgilinin görevli bulunduğu yer" ibaresinden "son görev yapılan yerin" anlaşılması gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucunun rütbe terfisinden kaynaklanan uyuşmazlığın çözümünde yetkili mahkemenin 2577 sayılı Kanun'un 33. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca başvurucunun son görev yaptığı Şırnak'ın yargı çevresi itibarıyla bağlı bulunduğu yer idare mahkemesi olan Mardin İdare Mahkemesi olduğu sonucuna varılmıştır.
6. Ankara 3. İdare Mahkemesi 27/3/2018 tarihinde 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca davayı yetki yönünden reddederek dosyanın yetkili Mardin İdare Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.
7. Mardin 1. İdare Mahkemesi (Mahkeme) 11/10/2018 tarihinde işlemin iptaline karar vermiştir. Kararda Ankara 3. İdare Mahkemesinin 10/11/2017 tarihli kararında belirtilen gerekçeye yer verilmiştir (bkz. § 4).
8. Davalı, karara karşı 3/12/2018 tarihinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi (Bölge İdare Mahkemesi) 28/10/2021 tarihinde oyçokluğu ile Mahkeme kararını kaldırmış ve davayı kesin olarak reddetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şu şekildedir:
"Bakılan davada; yukarıda anılan Bakanlar Kurulu kararının yargı kararı ile yürütmesinin durdurulduğu ve sonrasında da Danıştay Onaltıncı Dairesinin kararı ile iptal edildiği görülmekte ise de davacının bireysel olarak kendisi hakkındaki 2014 yılı terfi etmez kararına karşı bir dava açmadığı, bu nedenle söz konusu terfi ettirilmeme kararının davacı yönünden kesinleştiği ve hukuken ayakta olduğu, terfi etmez kararı öncesindeki ilgili Bakanlar Kurulu kararının yargı kararı ile iptal edilmesi nedeniyle idarenin, 2014 yılı terfi etmez kararına karşı dava açmayan davacının 2014 yılına ilişkin terfi değerlendirmesini tekrar yapıp yapmama konusunda bu aşamada takdir yetkisinin bulunduğu, hakkında dava açılmayan, idarece geri alınmayan veya kaldırılmayan davacının 2014 yılı terfisi konusunda idarenin yargı kararıyla zorlanmasına da hukuken imkan bulunmadığı, aksi durumun idari istikrarı bozabileceği ve bireysel olarak dava açanlarla dava açmayanlar arasında hukuki eşitsizliğe neden olabileceği dikkate alındığında, davacının terfisi hakkında Mayıs 2014 tarihi itibarıyla ve o tarihteki mevzuat çerçevesinde karar alınması yönünde yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmamakta olup, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen idare mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir."
9. Kararın karşıoyunda, istinafa konu Mahkeme kararı usul ve hukuka uygun olup kararın kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
10. Başvurucu, nihai hükmü 4/12/2021 tarihinde öğrendikten sonra 14/12/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
11. Danıştay (Kapatılan) Onaltıncı Dairesi (Danıştay) 22/3/2016 tarihinde terfi etmez kararlarına dayanak oluşturan Bakanlar Kurulunun 5/5/2014 tarihli kararının 4. sınıf emniyet müdürlerinin görev ünvanı karşılığı olan merkez ve taşra kadrolarının değiştirilmesine ilişkin kısmını iptal etmiştir. Kararda; Bakanlar Kurulu kararının 4. sınıf emniyet müdürlerinin görev ünvanı karşılığı olan merkez ve taşra kadrolarının değiştirilmesine ilişkin kısmında kadro ünvanlarının ve derecelerinin değiştirilmesinin söz konusu olduğu ve uyuşmazlığın çözümünün de önceden tahmin edilemeyen hizmetlerin ifası için ihtiyaç duyulan kadroların karşılanması şartının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespitine bağlı olduğu ifade edilmiştir. Davalı idarenin savunma dilekçelerinde dava konusu işleme gerekçe olarak sunduğu, “üst rütbedeki yığılma nedeniyle oluşan olumsuzların giderilmesi”, “alt rütbelilere yetenekleri oranında yükselme imkânı tanınması”, “sağlıklı bir personel piramidinin oluşturulması” gibi hususların önceden tahmin edilemeyen hizmetlerin ifası için ihtiyaç kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmayan, davalı idarece yıllardır ifade edilen, dolayısıyla uzun süredir var olan ve öngörülebilen sorunları ifade ettiği belirtilmiştir. Öte yandan davalı idarece savunma dilekçelerinde geçen “yeni kadro ihtiyaçları”, “kurum ihtiyaçları”, “personel ihtiyacı” gibi ifadelerin ise yine önceden tahmin edilemeyen hizmetlerin ifası için ihtiyaç bağlamında somutlaştırılmadığı ve gerekçelendirilmediği değerlendirilmiştir. Bu sebeple, mevzuat tarafından aranan önceden tahmin edilemeyen hizmetlerin ifası için ihtiyaç duyulan kadroların karşılanması şartının gerçekleşmediği sonucuna varılmıştır.
12. Komisyon, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasını kabul edilemez bulduktan sonra başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
II. DEĞERLENDİRME
13. Başvurucu, emniyet birimlerindeki kadroların düzenlenmesine dair genel işlem olarak kabul edilmesi gereken Bakanlar Kurulu kararının iptal edildiğini belirtmiştir. Liyakat değerlendirilmesi yapılmaksızın verilen terfi etmez kararının hukuki dayanağının ortadan kalktığını ifade etmiştir. Bu sebeple Mahkeme tarafından işlem iptal edilmesine karşın Bölge İdare Mahkemesince sırf terfi etmeme işlemine dava açılmamasının gerekçe gösterilmesinin yeterli olmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Aynı Bakanlar Kurulu kararına dayanılarak açılan davalarda lehe kararlar verilirken kendi davasının haksız bir şekilde reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
14. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvuruya ilişkin olarak İçişleri Bakanlığından temin edilen görüş ve ilgili belgelerin, başvurucunun şikâyetlerine ilişkin olarak yapılacak incelemede dikkate alınmak üzere ekte gönderildiği belirtilmiştir. Başvurucunun temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanında, bireysel başvuru formunda belirttiği hususları yinelemiştir.
15. Başvuru, mahkemeye erişim hakkı kapsamında değerlendirilmiştir.
16. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
17. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru kapsamında yaptığı değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına geldiğini ifade etmiştir (Özkan Şen [2. B.], B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52; Ziya Özden [1. B.], B. No: 2016/67737, 19/11/2019, § 46). Adil yargılanma hakkı, bir mahkeme kararına karşı üst yargı yollarına başvurabilmeyi güvence altına almamakla birlikte gerek suç isnadına bağlı yargılamalarda gerekse medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin yargılamalarda istinaf veya temyiz gibi kanun yollarına başvurma imkânı tanınmış ise bu kanun yolları yönünden de adil yargılanma hakkı kapsamındaki güvencelerin sağlanması gerekir (Hasan İşten [2. B.], B. No: 2015/1950, 22/2/2018, § 37). Somut olayda Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusu 2014 yılı terfi etmez kararına yönelik dava açılmaması ve buna bağlı olarak kesinleşmesi nedeniyle terfi durumunun yeniden değerlendirilmesine olanak bulunmadığı gerekçe gösterilerek incelenmemiştir. Başka bir deyişle başvurucunun terfi durumunun yeniden değerlendirilmesine yönelik talebi istinaf aşamasında esastan irdelenmemiştir. Bu nedenle istinaf aşamasında verilen kararın mahkemeye erişim hakkına bir müdahale teşkil ettiği açıktır.
18. Mahkemeye erişim hakkı, kural olarak mutlak bir hak olmayıp sınırlandırılabilen bir haktır. Bununla birlikte sınırlandırmanın kanuna dayanması, meşru amacının bulunması ve ölçülü olması gerekir (Serkan Acar [1. B.], B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 38). Mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahale, Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen şartlara uygun olmadığı müddetçe Anayasa'nın 36. maddesinin ihlalini teşkil edecektir.
19. Başvuru konusu olayda Bölge İdare Mahkemesinin 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesi gereği karar verdiği anlaşılmaktadır. Buna göre Bölge İdare Mahkemesince verilen karar ile yapılan müdahalenin kanun tarafından öngörülme ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.
20. Yargılama usullerinin düzenlenmesinde usul ekonomisinin gözetilmesi, bu suretle iyi adalet yönetiminin de sağlanarak kamu yararının gerçekleştirilmesi Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesinin gereklerinden biridir. Dolayısıyla usul ekonomisi ile iyi adalet yönetimi ilkesi gözetilerek idari işlemlerin dava konusu edilebilirliğinin belli koşullara bağlanması mümkündür (Levent Tütüncü [2. B.], B. No: 2015/3690, 18/7/2018, § 48). Mahkeme nezdinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların istinafta dinlenememesinin ve istinafta yeni delillere dayanılamamasının meşru amacının yargılamanın en genel anlamda etkili bir şekilde incelenmesi ve nihayetinde yargılamanın usul ekonomimisi gözetilerek makul sürede bitirilmesinin sağlanması olduğu anlaşılmaktadır (Selahattin Durdu [1. B.], B. No: 2018/22162, 15/6/2021, § 38).
21. Mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin ölçülü olup olmadığı da incelenmelidir. Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını; gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını; orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).
22. Başvurucu, terfi etmeme kararına dayanak olan Bakanlar Kurulu kararının ilgili kısmının yürütmesinin durdurulması nedeniyle hukuki dayanağının ortadan kalktığını belirterek terfi durumunun yeniden değerlendirilmesini talep etmiştir. Ardından Danıştay, Bakanlar Kurulu kararının ilgili kısmını iptal etmiştir. Yukarıda belirtildiği üzere objektif kurallar içeren Bakanlar Kurulu kararının iptal edilmesi durumunda bu karar sadece davayı açanı ilgilendirmeyecektir. Bakanlar Kurulu kararı ile ilgisi bulunan herkes bu karardan etkilenecektir. Söz konusu Bakanlar Kurulu kararının iptal edilmesi karşısında ve Danıştay kararları gözetildiğinde başvurucunun terfisinin yeniden değerlendirilmesi konusunda herhangi bir engel olduğundan bahsedilemeyecektir.
23. Bu bağlamda Bölge İdare Mahkemesinin başvurucunun Bakanlar Kurulu kararının Danıştay tarafından iptal edildiğine, kendisine yönelik işlemin hukuki dayanağının kalmadığına ilişkin iddiasını değerlendirmediği görülmüştür. Verilen iptal kararının başvurucunun terfi etmeme işlemine etkisi olup olmayacağını, buna dayalı olarak yeniden bir değerlendirme yapılıp yapılmayacağını irdelememiştir. Bölge İdare Mahkemesi, yalnızca başvurucunun terfi etmeme kararına dava açmaması nedeniyle terfi etmeme hususunun kendisi açısından kesinleştiğini ifade etmiştir. Ancak Danıştay kararları gözönünde tutulduğunda Bakanlar Kurulu kararının iptal edilmesinin kararla bağlantısı bulunan herkes için sonuç doğuracağından Bölge İdare Mahkemesinin bu hususu gözönünde bulundurarak kendi değerlendirmesini ortaya koyması gerekmektedir.
24. Başvurucu, mevzuatta öngörülen yükümlülüğünü yerine getirerek iptal davası açmasına rağmen Bölge İdare Mahkemesince başvurucunun terfi etmeme kararına dava açmadığı hususuna dayanılarak verilen karar uyuşmazlığın esasının incelenmemesi sonucunu doğurmuştur. Bu bağlamda söz konusu Bakanlar Kurulu kararının iptal edilmiş olması ve başvurucunun iptal davası açmasına rağmen davanın esasının incelenmemesi başvurucuya katlanılması güç orantısız bir külfet yüklemiştir.
25. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
26. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ve 50.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
27. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
28. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesine (E.2020/215, K.2021/741) iletilmek üzere Mardin 1. İdare Mahkemesine (E.2018/834, K.2018/2203) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
E. 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 4/11/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.