|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
ALİ ÇEVİK VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
|
|
(Başvuru Numarası: 2022/18746)
|
|
|
|
Karar Tarihi: 24/12/2025
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
|
Başkan
|
:
|
Hasan Tahsin GÖKCAN
|
|
Üyeler
|
:
|
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
|
|
|
|
Selahaddin MENTEŞ
|
|
|
|
İrfan FİDAN
|
|
|
|
Muhterem İNCE
|
|
Raportör
|
:
|
Yunus Emre BAĞLAR
|
|
Başvurucular
|
:
|
Ali ÇEVİK ve diğerleri [bkz. ekli listenin (C) sütunu]
|
|
Vekilleri
|
:
|
bkz. ekli listenin (E) sütunu
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, ceza davasında bir kısım başvurucunun hazır bulunma talepleri reddedilerek duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla uzaktan katılımlarının sağlanması, bir kısım başvurucunun ise esaslı işlemlerin yapıldığı duruşmalarda SEGBİS aracılığıyla dahi hazır edilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurular, muhtelif tarihlerde yapılmıştır. Ekli listenin (B) sütununda bulunan başvurular, konu yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle birleştirilmiş ve inceleme 2022/18746 numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmüştür.
3. Başvurucular; ceza infaz kurumlarında tutuklu iken çeşitli suçlardan farklı mahkemelerde yargılanmıştır. Başvuruculardan bazıları celse arasında sunduğu dilekçelerle, bazıları da duruşmada savunmalarının alındığı sırada SEGBİS yerine duruşmalarda bizzat hazır bulunma talebinde bulunmuş; mahkemeler başvurucuların bu yöndeki taleplerini çeşitli nedenlerle reddetmiş ya da taleple ilgili karar vermemiştir. Bu nedenle bazı başvurucular esaslı işlemlerin yapıldığı duruşmalara, bazıları da duruşmaların tümüne tutuklu bulundukları ceza infaz kurumlarından SEGBİS aracılığıyla katılmış veya esaslı işlemlerin yapıldığı duruşmada SEGBİS aracılığıyla dahi hazır edilmemiştir. Mahkemeler, başvurucuların atılı suçlardan mahkûmiyetlerine karar vermiştir.
4. Başvurucular hakkında çeşitli suçlardan verilen mahkûmiyet kararları olağan kanun yollarından geçerek kesinleşmiştir. Başvurucular, olağan kanun yollarına başvuru dilekçelerinde celselere SEGBİS aracılığı ile katılmak zorunda bırakıldıklarını ya da esaslı işlemlerin yapıldığı celsede SEGBİS aracılığıyla dahi hazır edilmediklerini ileri sürmüştür.
5. Komisyon, duruşmada hazır bulunma hakkına ilişkin şikâyetlerin kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
II. DEĞERLENDİRME
6. Talepte bulunan ve ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucuların adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
A. Duruşmada Hazır Bulunma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
7. Başvurucuların bir kısmı yargılama süreci boyunca, bir kısmı da esaslı işlemlerin yapıldığı celselerde SEGBİS aracılığıyla dinlendiklerini veya esaslı işlemlerin yapıldığı celselerde SEGBİS aracılığıyla dahi hazır edilmediklerini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
8. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunan bazı başvurucular, bireysel başvuru formlarında dile getirdikleri itirazlarını yinelemiştir.
9. Başvurular, adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır bulunma hakkı bağlamında incelenmiştir.
10. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvuruların kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
11. Anayasa Mahkemesi Şehrivan Çoban ([GK], B. No: 2017/22672, 6/2/2020) kararında duruşmada hazır bulunma hakkı ile ilgili ilkeleri belirlemiştir. Anayasa Mahkemesi bu kararda öncelikle kişilerin talebine aykırı olarak SEGBİS yoluyla duruşmaya katılmasının duruşmada hazır bulunma hakkına yönelik bir müdahale teşkil ettiğini tespit etmiş; bu müdahalenin kanunilik, meşru amaç ve ölçülülük yönünden inceleneceğini ifade etmiştir. Anılan kararda 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 196. maddesinin kanunilik ölçütünü karşıladığı ve müdahalenin usul ekonomisinin gerçekleştirilmesine yönelik meşru bir amaca dayandığı sonucuna ulaşmıştır (Şehrivan Çoban, §§ 72-104).
12. Anılan kararda ölçülülük yönünden yapılan incelemedeyse başvurucuların duruşmada hazır bulunma taleplerinin hangi zorlayıcı nedene dayanılarak kabul edilmediğinin ortaya konulmaması, başvurucular yönünden SEGBİS yoluyla katıldıkları celselerde esaslı işlemlerin yapılması nedeniyle müdahalenin gerekli olmadığı değerlendirilmiştir.
13. Öte yandan Anayasa Mahkemesi daha önce adil yargılanma hakkı güvencelerinden açık veya örtülü şekilde feragat edilmesinin mümkün olduğunu belirterek feragatin Anayasa'ya uygun kabul edilebilmesi için feragat iradesinin açık olmasının ve sonuçlarının kişi yönünden makul, öngörülebilir olmasının gerekliliğini belirtmiştir. Buna ek olarak asgari usul güvencelerinin sağlanmış olması, ayrıca adil yargılanma hakkından feragat edilmesini meşru olmaktan çıkaran üstün bir kamu yararının da bulunmaması gerekir (Nurettin Balta ([1. B.], B. No: 2016/10023, 28/12/2021, § 45). Örtülü feragatin hangi durumlarda Anayasa'ya uygun kabul edileceğine ilişkin ilkeler genel olarak Ansar Onat ([2. B.], B. No: 2019/14515, 15/6/2022) kararında belirtilmiştir. Buna göre örtülü feragatin geçerli olabilmesi için feragat eden tarafın söz konusu eylemlerinin sonuçlarını makul olarak öngörebileceğinin ortaya konulması gerekir. Dolayısıyla yetkili yargı organları bu konuda varsayıma dayalı bir değerlendirme yapmamalıdır (duruşmada hazır bulunma hakkı bakımından yapılan benzer değerlendirmeler için bkz. Emrah Yayla [GK], B. No: 2017/38732, 6/2/2020, § 75). Bununla birlikte adil yargılanma hakkı güvencelerinden feragat iradesi, bunu gösteren olguların bulunmasından veya suç isnadı altındaki kişinin tutum ve davranışlarından anlaşılabilir (Ansar Onat, § 21).
14. Somut olaylarda başvurucuların bir kısmı duruşmaların tüm ya da esaslı işlemlerin yapıldığı celselerine SEGBİS aracılığı ile katılmış; bir kısmı ise esaslı işlemlerin yapıldığı celselere SEGBİS aracılığıyla dahi katılım sağlayamamıştır. Başvurucuların doğrudan duruşmada hazır bulunma hakkından feragat ettiklerine dair beyanları olmadığı gibi başvuruculardan bazıları celse arasında sunduğu dilekçelerle, bazıları da duruşmada savunmalarının alındığı sırada SEGBİS yerine duruşmalarda bizzat hazır bulunma talebinde bulunmuştur. Dolayısıyla başvurucuların zımnen feragat iradesini ortaya koyduklarını gösteren somut olguların varlığından söz etmek de mümkün değildir.
15. Bu çerçevede mahkemelerce diğer seçenekler değerlendirilmeden ve olaya özgü somut gerekçeler sunulmadan başvurucuların bir kısmının duruşmaların tümüne ya da esaslı işlemlerin yapıldığı celselerine video konferans yöntemiyle uzaktan katılımının sağlanması, bir kısmının esaslı işlemlerin yapıldığı celselere SEGBİS aracılığıyla dahi katılımlarının sağlanmaması, en uygun aracın seçilmemesi nedeniyle müdahalenin gerekli olmadığı sonucuna yol açmıştır. Buna göre somut olayda başvurucular yönünden anılan kararlarda yer alan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
16. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
17. Başvuruda duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiğine karar verildiğinden kararda varılan sonuca ve uygun görülen giderime göre başvurucuların bir kısmının -makul sürede yargılanma hakkı dışındaki- adil yargılanma hakkının, suçta ve cezada kanunilik ile aynı fiilden dolayı birden fazla yargılanmama veya cezalandırılmama ilkelerinin ihlal edildiği iddialarının kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca incelenmesine gerek olmadığına karar verilmesi gerekir.
B. Diğer İhlal İddiaları
18. Başvuruculardan;
i. Enes Yılmaz'ın suç isnadına bağlı tutulduğu muhakeme süreci itibarıyla kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Mehmet Emin Kılıç ([2. B.], B. No: 2013/5267, 7/3/2014, §§ 19-32) ve Mehmet Şimşek ([1. B.], B. No: 2018/10953, 22/7/2020, §§ 47-70) kararları doğrultusunda süre aşımı nedeniyle,
ii. Özal Birlik'in makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Ahmet Kartalkuş ([2. B.], B. No: 2019/39635, 19/3/2024) kararı doğrultusunda başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle,
iii. Hüsnü Turhan'ınsuç isnadına bağlı tutulduğu muhakeme süreci itibarıyla kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının (Mehmet Emin Kılıç, §§ 19-32) ve (Mehmet Şimşek, §§ 47-70) kararları doğrultusunda süre aşımı nedeniyle, mahkûmiyete bağlı tutulduğu süre yönünden kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Ç.Ö. ([GK], B. No: 2014/5927, 19/7/2018, §§ 36-39) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Veysi Ado ([GK], B. No: 2022/100837, 27/4/2023) kararı doğrultusunda, mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasının bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt ([2. B.], B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17) kararı doğrultusunda başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle, gözaltı süreci ile ceza ve infaz kurumundaki uygulamalar nedeniyle kötü muamele yasağının, eğitim hakkının, haberleşme hürriyetinin, özel hayata ve aile hayatına saygı haklarının, maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiği iddialarının bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Bayram Gök ([2. B.], B. No: 2012/946, 26/3/2013, §§ 20-24), İsmail Buğra İşlek ([1. B.], B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17), Ömer Aktaş ([1. B.], B. No: 2014/14915, 21/9/2016, §§ 38-39); Ertan Erçıktı (3) ([1. B.], B. No: 2018/14040, 30/6/2021); Süleyman Araç ([2. B.], B. No: 2015/7985, 20/9/2018) kararları doğrultusunda başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle, seyahat özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın Sebahat Tuncel ([1. B.], B. No: 2012/1051, 20/2/2014, §§ 41-54) kararı doğrultusunda konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
19. Başvurucular; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
20. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
21. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
22. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından başvurucuların manevi tazminat taleplerinin, uğradıklarını iddia ettikleri maddi zararlarla ilgili bilgi/belge sunmadıklarından da maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Talepte bulunan başvurucuların adli yardım taleplerinin KABULÜNE,
B. Talepte bulunan başvurucunun kamuya açık belgelerde kimliğinin gizli tutulması talebinin KABULÜNE,
C. 1. Duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Diğer ihlal iddialarının kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
D. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır bulunma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
E. Makul sürede yargılanma hakkı dışındaki adil yargılanma hakkının, suçta ve cezada kanunilik ile aynı fiilden dolayı birden fazla yargılanmama veya cezalandırılmama ilkelerinin ihlal edildiği iddialarının kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,
F. Kararın bir örneğinin duruşmada hazır bulunma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere ekli listenin (D) sütununda yer alan ilgili mahkemelere GÖNDERİLMESİNE,
G. Başvurucuların tazminata ilişkin taleplerinin REDDİNE,
H. Ekli listenin (G) sütunundaki harçlar ile ekli listenin (H) sütunundaki vekâlet ücretlerinin başvuruculara ÖDENMESİNE,
İ. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
J. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 24/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.