TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
P.Ş. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2022/24797)
Karar Tarihi: 10/12/2025
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
Basri BAĞCI
Üyeler
Engin YILDIRIM
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Metin KIRATLI
Raportör
Tuğba TUNA IŞIK
Başvurucu
P.Ş.
Vekili
Av. Mehmet Emin İŞİYOK
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, icra memurunun eyleminin şikâyeti kapsamında açılan davanın reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucu, Siirt İdare Mahkemesinde açtığı davada 25/2/2021 tarihinde lehine hükmedilen 3.110 TL vekâlet ücretinin tahsili amacıyla Pervari Kaymakamlığına (İdare) karşı Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden Siirt İcra Müdürlüğünde icra takibi başlatmıştır.
3. İcra müdürü, başvurucunun icra takibi başlatılmadan önce İdareye başvurduğuna ilişkin herhangi bir belge sunmadığı gerekçesiyle takip talebinin reddine karar vermiştir.
4. Başvurucu, icra müdürünün işlemini 4/1/2022 tarihinde Siirt İcra Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) şikâyet etmiştir.
5. Mahkeme 20/1/2022 tarihinde şikâyetin reddine karar vermiş, gerekçeli kararda şikâyetin konusunun İdareye başvurulmadan icra takibi yapılıp yapılamayacağına ilişkin olduğunu tespit etmiş, 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesinin (2) numaralı fıkrası gereğince icra takibi başlatılmadan önce İdareye başvuru yapılması gerektiği şartının yerine getirilmediğini belirtmiştir.
6. Başvurucu, nihai kararı 24/1/2022 tarihinde öğrendikten sonra 23/2/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
7. Komisyon adli yardım talebinin kabulüne, hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilemez olduğuna, mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
II. DEĞERLENDİRME
8. Başvurucu, icra takibi başlatılırken İdareye başvurduğuna ilişkin belgenin takip dosyasına eklenmesinin gerekli olmadığını şikâyet etmesine rağmen Mahkemenin şikâyet konusunu icra takibi başlatılmadan önce İdareye başvurulması gerekip gerekmediği kapsamında görmesinden yakınmıştır. Başvurucu, Mahkemenin şikâyetini reddetmesi sonucunda 4.283,42 TL zararının oluştuğunu ileri sürmüştür.
9. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında anayasal açıdan önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvuruların esastan incelenmeksizin reddedilebileceği hüküm altına alınmıştır.
10. Anılan hükümle anayasal ve kişisel önemden yoksun başvuruların esastan incelenmemesine imkân tanıyan ek bir kabul edilebilirlik kriteri getirilmiştir. Dolayısıyla diğer tüm kabul edilebilirlik kriterlerini taşısa hatta esas hakkında incelemeye geçildiğinde ihlal kararı verilebilecek nitelikte olsa bile Kanun'da belirtilen nitelikteki bir başvuru kabul edilemez bulunabilecektir (K.V. [GK], B. No: 2014/2293, 1/12/2016, §§ 54, 55).
11. 6216 sayılı Kanun'da anayasal ve kişisel önemden yoksun başvuruların kabul edilemez bulunabilmesi için iki koşul öngörülmüştür: Anayasal önem olarak adlandırılabilecek olan birinci koşul başvurunun Anayasa'nın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımaması, kişisel önem olarak adlandırılabilecek olan ikinci koşul ise başvurucunun önemli bir zarara uğramamasıdır (K.V., § 57).
12. Anayasa hükümlerinin yorumlanması açısından önem taşıma unsurunun başta Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru yoluyla daha önce yorumlamadığı meseleleri kapsadığında kuşku yoktur. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi, bir meseleyle ilgili olarak daha önce Anayasa'nın ilgili hükümlerini yorumlamış olsa bile değişen durumları dikkate alarak yeniden yorumlama ihtiyacı duyabilir. Bu durumda da o meseleye ilişkin başvurunun anayasal öneminin bulunduğunu kabul etmek gerekir (K.V., § 63). Anayasa'nın uygulanması açısından önem taşıma unsurunda ise başvurunun Anayasa hükümlerinin uygulanması açısından önem taşıdığının söylenebilmesi için kamu makamları ve yargı makamlarının belli bir meseleye ilişkin uygulamalarının Anayasa Mahkemesi yorumlarından farklı olması ve bu farklılığın da önemli olması gerekir (K.V., § 64).
13. Kişisel önemin bulunmaması koşulu ise -başvurucunun içinde bulunduğu koşullar da dâhil olmak üzere- her olayın kendine özgü koşulları dikkate alınarak ve objektif verilerden hareket edilerek Anayasa Mahkemesi tarafından değerlendirilir (K.V., §§ 66, 67).
14. Somut olayda başvurucunun 3.110 TL vekâlet ücretinin ödenmesi istemli takip talebi icra müdürü tarafından reddedilmiştir. Başvurucu, icra müdürünün işlemini şikâyet etse de Mahkeme, şikâyetin reddine karar vermiştir. Başvurucu 4.283,42 TL zararının karşılanmadığı gerekçesiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
15. Başvurucu, zararının 4.283,42 TL olduğunu iddia etmiş; içinde bulunduğu koşullara göre söz konusu tutarı elde edememesinin kendisine ciddi anlamda zarar verdiği ve kendisi için ne denli önemli olduğu hususunda herhangi bir açıklama yapmamıştır. Bu tutarın nispeten düşük olduğu gözetildiğinde önemli bir zarara yol açtığı kanaatine ulaşılamamıştır. Ayrıca başvurunun Anayasa'nın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından da önem taşıdığının ortaya konulamadığı sonucuna varılmıştır.
16. Açıklanan gerekçelerle başvurunun anayasal ve kişisel önemden yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli tutulması talebinin KABULÜNE,
B. Başvurunun anayasal ve kişisel önemden yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 10/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.