|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
SAMET SOMUNCU BAŞVURUSU
|
|
(Başvuru Numarası: 2022/32592)
|
|
|
|
Karar Tarihi: 13/1/2026
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
Başkan
|
:
|
Basri BAĞCI
|
|
Üyeler
|
:
|
Engin YILDIRIM
|
|
|
|
Rıdvan GÜLEÇ
|
|
|
|
Kenan YAŞAR
|
|
|
|
Ömer ÇINAR
|
|
Raportör
|
:
|
Mehmet Yavuz YAŞAR
|
|
Başvurucu
|
:
|
Samet SOMUNCU
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Muhammet TANRIKULU
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, sicil notunun iptali talebiyle açılan davada uyuşmazlığın esasına etkili iddiaların karşılanmaksızın karar verilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ve gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
A. Bireysel Başvurudan Önceki Süreç
2. Başvurucu, Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığında sözleşmeli uzman çavuş olarak görev yapmaktadır. Başvurucu 27/3/2018 tarihinde, 2017 sicil notunun iptali talebiyle dava açmıştır. Bu davada Diyarbakır 2. İdare Mahkemesi 11/5/2018 tarihli kararıyla dava dilekçesinin reddine karar vermiş ancak başvurucu dava dilekçesini yenilememiştir.
3. Başvurucunun Diyarbakır'ın Kocaköy ilçesi Kokulupınar Mahallesi'nde konuşlu bulunan yol kontrol noktasında görevli bulunduğu 17/12/2017 tarihinde amirin izni olmaksızın görev yerini terk etmek fiilini işlediğinden bahisle 24 ay uzun süreli durdurma cezası ile tecziyesine karar verilmiştir. Söz konusu cezanın personelin daha önceki disiplin durumu dikkate alınarak ve alt sınır uygulanarak brüt aylığından 1/3 oranında kesinti yapılmak suretiyle tatbik edildiği görülmüştür. Başvurucu, anılan işleme karşı 22/8/2018 tarihinde dava açmıştır. Uyuşmazlığı inceleyen Diyarbakır 1. İdare Mahkemesi12/4/2019 tarihli ve E.2018/1430, K.2019/823 sayılı kararıyla fiilin sabit olduğu gerekçesiyle davanın reddine hükmetmiştir. Anılan kararın kesinleşmesi üzerine başvurucunun yaptığı2021/64503 numaralı bireysel başvuruyu Anayasa Mahkemesi 9/6/2022 tarihli kararıyla açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez bulmuştur.
4. Başvurucunun Diyarbakır'ın Kocaköy ilçesi Kokulupınar Mahallesi'nde konuşlu bulunan yol kontrol noktasında 17/12/2017 tarihinde görevliyken görev içinde veya dışında amir ya da üstlerinin eylem veya işlemlerini olumsuz yönde eleştirici nitelikte söz söylemek ya da yazı yazmak fiilini işlediğinden bahisle 6 ay kısa süreli durdurma cezası ile tecziyesine karar verilmiştir. Söz konusu cezanın personelin daha önceki disiplin durumu dikkate alınarak ve alt sınır uygulanarak brüt aylığından 1/5 oranında kesinti yapılmak suretiyle tatbik edildiği görülmüştür. Başvurucu anılan işleme karşı 22/8/2018 tarihinde dava açmıştır. Uyuşmazlığı inceleyen Diyarbakır 1. İdare Mahkemesi 12/4/2019 tarihli ve E.2018/1479, K.2019/824 sayılı kararıyla fiilin sabit olduğu gerekçesiyle davanın reddine hükmetmiştir. Anılan kararın kesinleşmesi üzerine başvurucunun yaptığı 2021/33940 numaralı bireysel başvuruyu Anayasa Mahkemesi 9/11/2021 tarihli kararıyla açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez bulmuştur.
5. Başvurucunun Diyarbakır'ın Kocaköy ilçesi Kokulupınar Mahallesi'nde konuşlu bulunan yol kontrol noktasında 17/12/2017 tarihinde görevliyken görev sırasında amir veya üstlerine saygısız davranmak fiilini işlediğinden bahisle 4 ay kısa süreli durdurma cezası ile tecziyesine karar verilmiştir. Söz konusu cezanın personelin daha önceki disiplin durumu dikkate alınarak ve alt sınır uygulanarak brüt aylığından 1/5 oranında kesinti yapmak suretiyle tatbik edildiği görülmüştür. Başvurucu anılan işleme karşı 22/8/2018 tarihinde dava açmıştır. Uyuşmazlığı inceleyen Diyarbakır 1. İdare Mahkemesi 12/4/2019 tarihli ve E.2018/1480, K.2019/822 sayılı kararıyla fiilin sabit olduğu gerekçesiyle davanın reddine hükmetmiştir. Anılan kararın kesinleşmesi üzerine başvurucunun yaptığı 2021/64530 numaralı bireysel başvuruyu Anayasa Mahkemesi 23/5/2022 tarihli kararıyla açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez bulmuştur.
6. Başvurucunun Diyarbakır'ın Lice ilçesi Gökçe Mahallesi yol ayrımı mevkiinde 6/2/2018 tarihinde arama faaliyeti esnasında daha önceden emir verilmesine rağmen yol ayrımı noktasında beraber görevli olduğu diğer kişilerle birlikte emniyetli bir şekilde konuşlanmadıklarından, toplu hâlde görevlerini icra ettiklerinden, görevde kayıtsızlık gösterdiklerinden ve toplu hâlde yemek yediklerinden bahisle haklarında tutulan tutanağa istinaden görevde kayıtsızlık göstermek, görevi savsaklamak veya geçerli bir özrü olmaksızın belirtilen sürede bitirmemek düzenlemesi uyarınca kınama disiplin cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Başvurucu anılan işleme karşı 21/5/2018 tarihinde dava açmıştır. Uyuşmazlığı inceleyen Diyarbakır 3. İdare Mahkemesi 9/12/2019 tarihli ve E.2018/2090, K.2019/2372 sayılı kararıyla soruşturmacı atanmadan ve disiplin soruşturması açılmadan disiplin amiri tarafından doğrudan ceza verildiği gerekçesiyle işlemin iptaline karar vermiştir. Anılan karara karşı yapılan istinaf talebinin reddi üzerine hüküm kesinleşmiştir.
7. Başvurucunun Diyarbakır'ın Kocaköy ilçesi Kokulupınar yol kontrol ve emniyet devriyesi esnasında 22/12/2017 tarihinde sakal tıraşı olmadığından bahisle kınama disiplin cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Başvurucu anılan işleme karşı 28/3/2018 tarihinde dava açmıştır. Uyuşmazlığı inceleyen Diyarbakır 2. İdare Mahkemesi 24/5/2019 tarihli ve E.2018/376, K.2019/1360 sayılı kararıyla soruşturmacı atanmadan ve disiplin soruşturması açılmadan disiplin amiri tarafından doğrudan ceza verildiği gerekçesiyle işlemin iptaline karar vermiştir. Anılan karara karşı yapılan istinaf talebinin reddi üzerine hüküm kesinleşmiştir.
8. Başvurucunun sicil yetersizliğinden dolayı sözleşmesi 14/5/2018 tarihli işlemle feshedilmiştir. Başvurucu anılan işlemin iptali talebiyle 27/8/2018 tarihinde dava açmıştır. Bakılan davada Diyarbakır 3. İdare Mahkemesinin 9/9/2021 tarihli ve E.2021/1370, K.2021/1135 sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucunun 2018 yılı sicil notunun 25,5 puan olarak belirlendiğini, anılan sicil notu işlemine karşı Diyarbakır 1. İdare Mahkemesi nezdinde açılan E.2019/1094 sayılı dava dosyasında 8/1/2020 tarihli karar ile davanın reddine karar verildiği belirtilmiştir.Diyarbakır 1. İdare Mahkemesince buradan hareketle başvurucunun sicil notunun 60'ın altında kaldığı ve bu sicil notunun da yargı kararıyla hukuka uygun bulunduğu ifade edilerek aldığı sicil nedeniyle kademe ilerlemesi yapamayan başvurucunun sözleşmesinin feshine yönelik tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı vurgulanmıştır. Anılan karara karşı başvurucunun yaptığı istinaf talebi Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesinin 10/3/2022 tarihli kararıyla temyiz kanun yolu açık olmak üzere reddedilmiştir. Başvurucunun anılan kararı temyiz etmemesi üzerine hüküm 29/4/2022 tarihinde kesinleşmiştir.
B. Bireysel Başvuru Süreci
9. Başvurucu, sicil yetersizliğinden dolayı sözleşmesinin feshedilmesinin ardından 2018 yılı sicil notunun 25,5 puan olarak belirlenmesine yönelik işlemin iptali talebiyle 11/6/2019 tarihinde Diyarbakır 1. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde, 2015-2017 yılları arası sicil notlarının çok iyi olmasına karşın 2017 ve 2018 yılı sicil notlarının somut gerekçe belirtilmeksizin düşük verildiğini iddia etmiştir. Başvurucu ayrıca sicil notunun düşük belirlenmesine dayanak gösterilen disiplin cezaları kesinleşmeden düşük sicil notu verildiğini ileri sürmüştür. Mahkemenin E.2019/1094, K.2020/7 sayısında görülen uyuşmazlıkta 8/1/2020 tarihli karar ile davanın reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Uyuşmazlıkta, dosyada bulunan ve Mahkememizce UYAP sistemi üzerinden yapılan araştırma neticesinde elde edilen bilgi ve belgeler birlikte incelendiğinde; davacıya 2018 yılı için 100 puan üzerinden (3 sicil amirinin verdiği puanların ortalaması alınarak) 25,5 puan takdir edilmek suretiyle olumsuz sicil verildiği ve hakkında "sicil notu, kademe ilerlemesine/derece yükselmesine, uzman çavuşluğa yükseltilmesine elverişli değildir." kanaatinin düzenlendiği, yukarıda yer verilen Uzman Erbaş Yönetmeliği'nin 4. maddesine göre sicil yılının, o yılın 2 Mayıs tarihinden başlayıp bir sonraki yılın 2 Mayıs tarihine kadar olan süreyi ifade ettiği, bu süre zarfında davacının, 17/12/2017 tarihinde işlediği "amirin izni olmaksızın görev yerini terk etmek" fiili nedeniyle 7068 sayılı Kanun'un 8/5-(ç) maddesinin 5. alt bendi gereğince "24 ay uzun süreli durdurma" cezası ile tecziye edildiği, söz konusu cezanın takdir hakkı kullanılarak "brüt aylığından 1/3 oranında kesinti yapılarak uygulanmasına" karar verildiği, aynı tarihte (17/12/2018) işlediği "görev sırasında amir veya üstlerine saygısız davranmak" fiili nedeniyle aynı Kanun'un 8/4-(a) maddesinin 7. alt bendi gereğince "4 ay kısa süreli durdurma" cezası ile tecziye edildiği, söz konusu cezanın takdir hakkı kullanılarak "brüt aylığından 1/5 oranında kesinti yapılarak uygulanmasına" karar verildiği, yine aynı tarihte işlediği "amir ya da üstlerinin eylem veya işlemlerini olumsuz yönde eleştirici nitelikte söz söylemek ya da yazı yazmak" fiili nedeniyle aynı Kanun'un 8/4-(b) maddesinin 5. alt bendi gereğince "6 ay kısa süreli durdurma" cezası ile tecziye edildiği, ancak söz konusu cezanın takdir hakkı kullanılarak "brüt aylığından 1/5 oranında kesinti yapılarak uygulanmasına" karar verildiği, söz konusu disiplin cezalarına karşı açılan üç ayrı davada Mahkememizce "davanın reddine" kararının verildiği, yine davacı hakkında 05/02/2018 tarihinde Lice İlçesi Gökçe Mahallesi yol ayrımında icra edilen yol kontrol noktası faaliyeti esnasında verilen emirler doğru uygulamadığından bahisle "kınama" cezası verildiği görülmüştür.
Bu durumda; davacının, 2018 sicil yılı içerisinde aldığı yukarıda yer verilen disiplin cezaları, bu cezaların niteliği ve söz konusu cezalar tesis edilirken verdiği ifadeleri, tutum ve davranışları göz önünde bulundurulduğunda, hakkında olumsuz sicil notu düzenlenmesinde objektiflikten uzaklaşılmadığı, idarenin takdir yetkisini kamu yararı ve hizmet gerekleri dışında subjektif nedenlerle kullandığına dair hukuken kabul edilebilir herhangi bir somut bilgi ve belge bulunmadığı dikkate alındığında, tesis edilen dava konusu sicil notu işleminde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır."
10. Başvurucu, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Başvurucu istinaf dilekçesinde; disiplin soruşturmaları nedeniyle hakkında verilen ve henüz kesinleşmeyen beş ayrı disiplin cezasına dayanılarak düşük sicil notunun verildiğini ancak bunların iki tanesinin mahkeme kararı ile iptal edildiğini iddia etmiştir. Başvurucu ayrıca sicil notlarının somut dayanağının bulunmadığını ileri sürmüştür. Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi (Daire) 8/2/2022 tarihinde verdiği kararla istinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektirecek yasal bir sebep bulunmadığı tespitiyle istinaf başvurusunun reddine kesin olarak karar vermiştir.
11. Başvurucu, nihai kararı 14/2/2022 tarihinde öğrendikten sonra 16/3/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyonca oybirliği sağlanamaması nedeniyle başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
A. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
12. Başvurucu, sicil notunun düşük belirlenmesine dayanak gösterilen beş disiplin cezasından ikisinin (kınama cezaları) mahkemelerce iptal edildiğini ve disiplin cezaları kesinleşmeden tarafına sicil notu verildiğini belirtmiştir. Buna göre başvurucu, Mahkemece hukuk kurallarının hatalı yorumlandığını ifade ederek hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
13. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, başvurucunun temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca konuyla ilgili olarak idareden temin edilen görüş ve belgelerin başvurucunun şikâyetlerine ilişkin yapılacak incelemede dikkate alınmak üzere sunulduğu açıklanmıştır. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
14. Başvuru, hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında incelenmiştir.
15. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz (konuya ilişkin birçok karar arasından bkz. Ahmet Sağlam [2. B.] B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).
16. Ancak temel hak ve özgürlüklere müdahalenin söz konusu olduğu durumlarda mahkemelerin takdir ve değerlendirmelerinin Anayasa'daki güvencelere etkisini nihai olarak değerlendirecek merci Anayasa Mahkemesidir. Bu itibarla Anayasa'da öngörülen güvenceler dikkate alınarak bireysel başvuru kapsamındaki temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilip edilmediğine ilişkin herhangi bir inceleme kanun yolunda gözetilmesi gereken hususun incelenmesi olarak nitelendirilemez (Şahin Alpay (2) [GK], B. No: 2018/3007, 15/3/2018, § 53).
17. Diğer taraftan Anayasa Mahkemesi, çok istisnai durumlarda temel hak ve özgürlüklerden biri ile doğrudan ilgili olmayan bir şikâyeti kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin yasak kapsamına girmeden inceleyebilir. Açık bir keyfîlik nedeniyle yargılamanın hakkaniyetinin temelden sarsıldığı ve adil yargılanma hakkı kapsamındaki usule ilişkin güvencelerin anlamsız hâle geldiği çok istisnai hâllerde, aslında yargılamanın sonucuna ilişkin olan bu durumun bizatihi kendisi usule ilişkin bir güvenceye dönüşmüş olur. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin, mahkemelerin değerlendirmelerinin usule ilişkin güvenceleri anlamsız hâle getirip getirmediğini ve açık bir keyfîlik nedeniyle yargılamanın hakkaniyetinin temelden sarsılıp sarsılmadığını incelemesi yargılamanın sonucunu değerlendirdiği anlamına gelmez. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, mahkemelerin delillerle ilgili değerlendirmelerine ancak açık bir keyfîlik ve adil yargılanma hakkı kapsamındaki usule ilişkin güvenceleri anlamsız hâle getiren bir uygulama varsa müdahale edebilecektir (Ferhat Kara [GK], B. No: 2018/15231, 4/6/2020, § 149).
18. İncelenen olayda sözleşmeli uzman çavuş olarak görev yapan başvurucunun 2018 yılı sicil notunun 25,5 puan olarak belirlenmesine yönelik işlemin iptali talebiyle açtığı davada Mahkeme, başvurucunun 2018 sicil yılı içinde aldığı -yukarıda değinilen (bkz. §§ 3-7)- disiplin cezalarına dikkat çekmiştir. Mahkeme buradan hareketle idarenin takdir yetkisini kamu yararı ve hizmet gerekleri dışında subjektif nedenlerle kullandığına dair hukuken kabul edilebilir herhangi bir somut bilgi ve belge bulunmadığı gerekçesiyle sicil notuna karşı açılan davayı reddetmiştir.
19. Başvurucu, sicil notuna dayanak alınan beş disiplin cezasından ikisinin yargı kararıyla iptal edildiğini ve sicil notunun buna göre yeniden idarece değerlendirilmesi gerektiğini iddia etmekte ise de yukarıda değinilen aylıktan kesim disiplin cezalarına ilişkin olarak başvurucunun açtığı davalar ret yönünde kesinleşmiştir. Buna göre Mahkemenin cezaların niteliği gözönünde bulundurularak başvurucu hakkında olumsuz sicil notu düzenlenmesinde objektiflikten uzaklaşılmadığı yönündeki değerlendirmesinin hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasına yönelik olup bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan bir unsur içermediği görülmüştür (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Çiler Yılmaz [2. B.], B. No: 2019/12413, 19/12/2023, § 24).
20. Dolayısıyla başvurucunun ileri sürdüğü iddiaların yargılama mercilerince delillerin değerlendirilmesine ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olduğu, Daire kararında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan bir durumun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
21. Açıklanan gerekçelerle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
22. Başvurucu, 2015-2017 yılları arasındaki sicil notları çok iyi olmasına karşın 2017 ve 2018 yılı sicil notlarının somut gerekçe belirtilmeksizin düşük verildiğini, Mahkeme kararının gerekçesinde de bu durumun karşılanmadığını ifade ederek gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
23. Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsamaktadır (daha geniş değerlendirme için bkz. Abdullah Topçu [1. B.], B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75). Nitekim Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma yükümlülüğü yüklenmiştir. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı yanıt vermesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak mahkemeler, kendilerine sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilse de (Yasemin Ekşi [1. B.], B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56) davanın esas sorunlarını inceledikleri gerekçeli karardan anlaşılmalıdır. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği davanın niteliğine ve şartlarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili, başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte olması hâlinde davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemeler, makul bir gerekçe ile yanıt vermelidir (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, § 35). Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında ilgili ve yeterli bir yanıt vermemesi veya yanıt vermeyi gerektiren usul veya esasa dair iddiaları cevapsız bırakması hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri, § 39).
24. Öte yandan istinaf/temyiz merciinin yargılamayı yapan mahkemenin kararını uygun bulması hâlinde bunu ya aynı gerekçeyi kullanarak ya da bir atıfla kararına yansıtması yeterlidir. Burada önemli olan husus istinaf/temyiz merciinin bir şekilde istinafta/temyizde dile getirilmiş ana unsurları incelediğini, ilk derece mahkemesinin kararını inceleyerek onadığını ya da bozduğunu göstermesidir (bazı değişikliklerle birlikte bkz. Yasemin Ekşi, § 57).
25. Başvuru konusu olayda hem Mahkeme hem de Daire tarafından başvurucunun iddia ve itirazları ile tüm dosya kapsamı dikkate alınarak hukukun genel ilkeleri ve ilgili mevzuatın yorumlanması suretiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Dolayısıyla Mahkeme ve Daire kararlarında gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı anlaşılmıştır.
26. Açıklanan gerekçelerle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 13/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.