logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Alaattin Güner [2. B.], B. No: 2022/29013, 3/12/2025, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

ALAATTİN GÜNER BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/29013)

 

Karar Tarihi: 3/12/2025

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

 

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Yıldız SEFERİNOĞLU

 

 

Metin KIRATLI

Raportör

:

Hüseyin ERAL

Başvurucu

:

Alaattin GÜNER

Vekili

:

Av. Mehmet ÇAVDAR

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, karar sonucunu etkileyecek nitelikteki esaslı iddiaların kararda karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucunun soruşturma ve kovuşturma evrelerinde gerçekleştirilen işlemler nedeniyle başka temel haklarının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetleri de bulunmaktadır.

2. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasının (FETÖ/PDY) medya örgütlenmesi aracılığıyla darbe çağrısı yaptığının ve medya şirketlerine ait mal varlıklarının usulsüz olarak devredildiğinin tespiti neticesinde soruşturma başlatılmıştır. Başsavcılık o tarihte Cihan Medya Dağıtım A.Ş. (Şirket) Yönetim Kurulu üyesi olan başvurucuyu da FETÖ/PDY üyesi olduğu şüphesiyle soruşturmaya dâhil etmiştir.

3. Soruşturma kapsamında başvurucunun ByLock kullanıcısı olup olmadığı, Asya Katılım Bankası A.Ş. (Bank Asya) hesabının bulunup bulunmadığı araştırılmış ve yine Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) hizmet dökümü alınmıştır. Diğer taraftan Şirkete ait ticaret sicil ve gayrimenkul kayıtları ile banka hesap hareketleri de temin edilmiştir.

4. Soruşturma dosyasına sunulan "Ön Bağımsız Denetim Raporu"nda altı farklı taşınmazın Feza Gazetecilik A.Ş. tarafından Şirkete satıldıktan kısa süre sonra bu taşınmazların satıcı Feza Gazetecilik A.Ş.ye kiralandığı, satış işlemlerinin Şirketin cari hesaplarında para bulunmasına rağmen çekle yapıldığı, bu durumun varlıkların elden çıkarılmasına yönelik hileli işlem olarak değerlendirildiği, Şirket tarafından alınan 30/12/2014 tarihli karar uyarınca değer tespiti yapılmaksızın hisse satışına karar verildiği belirtilmiştir. Raporda ayrıca kanuna aykırı şekilde kâr payı dağıtımı yapıldığı ve Şirketin faaliyetini sürdürmesinin mümkün olmadığı değerlendirilmiştir.

5. SGK kayıtları incelendiğinde, başvurucunun Şirket bünyesinde 6/3/2007-17/3/2016 tarihleri arasında çalışma kaydının bulunduğu anlaşılmaktadır. Başvurucu 31/3/2015 tarihinde ise Şirketin Yönetim Kurulu üyeliğine seçilmiş ve dağıtımdan sorumlu genel müdür olarak görev yapmıştır.

6. Başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma şüphesiyle 29/7/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucu, soruşturma aşamasındaki beyanlarında 2007-2016 yılları arasında Şirkette dağıtım işi yaptığını, Şirkette bulunan binde iki oranındaki hissesini 2015 yılında devrettiğini, Şirketin örgütle bağlantısını bilmediğini, denetim raporunda muvazaalı olduğu belirtilen işlemlerden haberinin olmadığını, 17/25 Aralık olaylarından sonra çalışmasını profesyonel iş olarak devam ettirdiğini ifade etmiştir. Başvurucu ayrıca örgüt üyesi olmadığını ve örgütün gazeteye verdiği talimatlardan da haberinin bulunmadığını beyan etmiştir.

7. Başvurucu, İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliği (Hâkimlik) huzurundaki ifadesinde ise Şirketin mal varlığının yönetimi konusunda yetkisinin olmadığını ve darbe girişimine kadar örgüt liderinin sadece eğitim faaliyeti yaptığını düşündüğünü beyan etmiştir. Hâkimlik başvurucunun FETÖ/PDY'ye üye olma şüphesiyle 4/8/2016 tarihinde tutuklanmasına karar vermiştir. Başvurucunun ByLock kullanıcı kaydının olmadığına ve Bank Asya hesabının bulunmadığına dair yazı cevapları da dosyaya gönderilmiştir.

8. Başsavcılık, başvurucunun anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan cezalandırılması talebiyle 10/4/2017 tarihli iddianame düzenlemiştir. İddianamede özetle Şirket bünyesinde çalışan ve yönetici olarak da görev yapan başvurucunun FETÖ/PDY'nin amaçları doğrultusunda medya gücünü kullanarak örgüt faaliyetlerini sürdürdüğü, usulsüz işlemlerle kayyım tedbirini engellemek amacıyla Şirketin mali yapısına müdahale ettiği, genel müdür olan başvurucunun bu işlemlerden haberdar olmamasının mümkün görülmediği belirtilerek atılı suçu işlediği iddia edilmiştir.

9. İddianamenin kabulü ile açılan dava, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme) görülmeye başlanmıştır. Mahkeme 24/4/2017 tarihinde duruşma hazırlığı işlemleri yapmıştır. Tensip Tutanağı'nda -diğerlerinin yanı sıra- başvurucuya ait ByLock kullanıcı kaydı ile Bank Asya hesabının araştırılmasına ve yine başvurucunun duruşma günü hazır edilmesine karar verilmiştir.

10. Yargılama yedi celsede tamamlanmıştır. Birinci celsede başvurucunun savunması müdafi huzurunda alınmıştır. Başvurucu savunmasında özet olarak 2007-2016 yılları arasında Şirkette dağıtım direktörü olarak çalıştığını, çalıştığı Şirketin dağıtılan yayınların içeriğiyle ilgisinin bulunmadığını, görevinin gazeteleri bireysel ve kurumsal okuyuculara ulaştırmak olduğunu, satın alma konusunda yetkisinin bulunmadığını, belge ve çeklere de imza atmadığını beyan etmiştir. Başvurucunun müdafi, başvurucunun savunmalarına ek olarak isnat edilen eylemlerin başvurucunun dağıtımdan sorumlu genel müdür olduğu 31/3/2015 tarihi öncesini kapsadığını beyan etmiş; iddianamede belirtilen tiraj hilesi iddiası ile şirketler arasındaki ilişkinin ortaya konulabilmesi amacıyla bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etmiştir. Mahkeme, başvurucuyla ilgili olarak Bank Asya hesap kayıtları ile ByLock kullanıcı kaydının bulunup bulunmadığının araştırılması amacıyla celseyi ertelemiştir.

11. Devam eden üç celsede diğer sanıkların savunmaları alınmış, aynı zamanda Bank Asya ve ByLock kayıtlarına ilişkin yazı cevaplarının dönüşü beklenmiştir. Beşinci celsede başvurucu hakkında ByLock kaydına rastlanmadığına ve yine başvurucunun Bank Asya hesabının bulunmadığına dair yazı cevapları dosyaya gönderilmiştir. Cumhuriyet savcısı bu celsede sunmuş olduğu esas hakkındaki mütalaasında, başvurucunun 2007 yılında çalışmaya başladığı Şirkette 31/3/2015 tarihinde Yönetim Kurulu üyesi olduğu, Şirkete kayyım atanması tedbirinden önce yapılan muvazaalı taşınmaz devir ve kiralama işlemlerinden haberinin olduğu iddiasıyla silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmasını talep etmiştir. Mahkeme, bu celsede ayrıca başvurucuya isnat edilen eylemler ile diğer sanıklara isnat edilen eylemler arasında fiili ve hukuki irtibat bulunmadığı gerekçesiyle başvurucu ve bir kısım sanık hakkındaki kovuşturmanın dosyadan tefrikine karar vermiştir.

12. Başvurucu; tefrik edilen dosya kapsamında son celsede yapmış olduğu savunmasında, çalıştığı Şirketin sadece gazete dağıtım işi yaptığını ve başka bir görevinin olmadığını beyan etmiştir. Mahkeme, başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçunu işlediğini sabit kabul ederek 4 yıl 12 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkeme gerekçeli kararın tüm sanıklarla ilgili değerlendirme içeren kısmında, FETÖ/PDY güdümündeki Feza Gazetecilik A.Ş.nin cezai ve mali soruşturmaları etkisiz kılmak amacıyla bir kısım mal varlığını muvazaalı olarak Şirkete devrettiğini, devir sonrasında ise Şirketin bu taşınmazları Feza Gazetecilik A.Ş.ye düşük bedellerle kiraladığını kabul etmiştir. Gerekçeli kararın başvurucuyla ilgili değerlendirme içeren kısmı ise şu şekildedir:

"Sanığın [başvurucu] Cihan Medya Dağıtımda [Şirket] çalıştığı, 17/25 süreci sonrasında 31.3.2015 tarihinde Yönetim Kurulu üyeliğine seçildiği anlaşılmıştır.

Sanık savunmasında atılı suçlamaları reddetmiş ve özetle, iddianameye konu muvazaalı eylemlerde kendisinin bir katılımının olmadığı, zaten bu konularda imza yetkisinin de olmadığını beyan etmiştir.

Tüm dosya kapsamından sanığın muvazaalı işlemlere iştirak ettiğine ya da örgüt üyesi olduğuna dair somut, kesin ve her türlü şüpheden uzak delil elde edilememiştir. Ancak sanığın Cihan Medya Dağıtım A.Ş. de yönetim kurulu üyesi olarak görev yapması, bu göreve 31.3.2015 tarihinde seçilmesi, yönetim kuruluna seçildiği tarih itibariyle FETÖ yapılanmasının amaç ve hedefini bilebilecek durumda olması, çalışan statüsünden farklı olarak 17/25 sürecinden sonra FETÖ ile iltisaklı bir şirketin yönetiminde görev alması nedenleriyle sanığa atılı eylemin hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek kapsamında kaldığı değerlendirilmiştir."

13. Başvurucu ve müdafi istinaf dilekçelerinde diğerlerinin yanı sıra gerekçeli kararın hukuki vasıflandırmayı içermediğini, deliller kısmında açıklanan belgelerin kişiselleştirilmediğini ve gerekçenin yeterli olmadığını belirtmiştir. Başvurucunun istinaf talebi İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince (İstinaf Dairesi) 13/2/2019 tarihinde kesin olarak esastan reddedilmiştir. Mahkeme, başvurucu hakkındaki kararla ilgili kesinleşme şerhi düzenlemiş ve infaz işlemlerinin yapılması amacıyla kararı Başsavcılığa göndermiştir.

14. Başvurucu 25/10/2019 tarihinde Mahkemeye başvurarak 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun gereğince temyiz kanun yoluna başvurma imkânının tanındığı gerekçesiyle infazın durdurulmasını talep etmiştir. Mahkeme 30/10/2019 tarihli ek kararıyla başvurucu hakkındaki hükmün infazının durdurulmasına karar vermiştir.

15. Başvurucu, sunmuş olduğu temyiz dilekçesinde diğerlerinin yanı sıra gerekçeli kararın esasa ilişkin savunmalarını karşılamadığını ve gerekçenin bireyselleştirilmediğini belirtmiştir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi (Ceza Dairesi) istinaf talebinin esastan reddine ilişkin İstinaf Dairesi kararını 23/11/2021 tarihinde onamıştır.

16. Başvurucu, nihai hükmü 4/2/2022 tarihinde öğrendikten sonra 25/2/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

17. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

18. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

A. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

19. Başvurucu; Yönetim Kuruluna seçilmiş olmasının silahlı terör örgütüne yardım etme suçunu ne şekilde oluşturduğuna, Yönetim Kurulunun hangi kararlarına katıldığına ve hangi eylemlerinin yardım suçu için delil kabul edildiğinin ortaya konulmasına ilişkin olarak aşamalarda ileri sürdüğü davanın sonucuna etkili itiraz ve savunmalarına Mahkeme ve kanun yolu incelemesi aşamasında ayrı ve açık yanıt verilmemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

20. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; yargılama mercilerinin gerekçeli karar yükümlülüğünün yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı olarak yanıt vermesi gerektiği şeklinde anlaşılamayacağı, gerekçeli karardan davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğunun tespit edilebildiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı formdaki şikâyetleriyle aynı doğrultuda açıklamalarda bulunmuştur.

21. Başvuru, adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı çerçevesinde incelenmiştir.

22. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

23. Anayasa Mahkemesi, önüne gelen birçok başvuruda gerekçeli karar hakkının kapsam ve içeriğini belirlemiştir. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, Anayasa'nın 141. maddesi de dikkate alındığında kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır. Gerekçeli karar hakkı, yargılamada ileri sürülen tüm iddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle, gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre değişebilir. Tarafların uyuşmazlığın sonucuna etkili nitelikteki iddia ve itirazlarının mahkemesince ilgili ve yeterli bir gerekçe ile karşılanması gerekir. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan merciin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterlidir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan iddia ve itirazların bu defa kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açar (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. [2. B.], B. No: 2013/1213, 4/12/2013, §§ 25, 26; Vesim Parlak [2. B.], B. No: 2012/1034, 20/3/2014, §§ 33, 34; Yasemin Ekşi [1. B.], B. No: 2013/5486, 4/12/2013, §§ 56, 57; Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31-39; Münür Ata [2. B.], B. No: 2014/4958, 22/1/2015, §§ 37-43; Hikmet Çelik ve diğerleri [2. B.], B. No: 2013/4894, 15/12/2015, §§ 54-59; Şah Tarım İnşaat Turizm Seyahat Yatçılık San. ve Tic. Ltd. Şti. [2. B.], B. No: 2013/7847, 9/3/2016, §§ 36-48; Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).

24. Somut olayda, istinaf ve temyiz denetiminden geçerek kesinleşen gerekçeli karara göre başvurucunun FETÖ/PDY'ye üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan mahkûm olmasında Mahkeme "...sanığın Cihan Medya Dağıtım A.Ş. de yönetim kurulu üyesi olarak görev yapması, bu göreve 31.3.2015 tarihinde seçilmesi, yönetim kuruluna seçildiği tarih itibariyle FETÖ yapılanmasının amaç ve hedefini bilebilecek durumda olması[na]" dayanmıştır. Diğer taraftan Mahkeme, başvurucunun sabit kabul edilen söz konusu eylemlerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturmama gerekçesini ise "...sanığın muvazaalı işlemlere iştirak ettiğine ya da örgüt üyesi olduğuna dair somut, kesin ve her türlü şüpheden uzak delil elde edilememesi" şeklinde açıklamıştır (bkz. §12).

25. Başvurucu; yargılamanın tüm aşamalarında sunduğu savunmalarında, denetim raporunda muvazaalı olduğu belirtilen işlemlerden haberi olmadığını, taşınmaz ve araç satışlarıyla ilgisi bulunmadığını, söz konusu işlemlerde imzasının yer almadığını, şirket satın alma konusunda yetkisi bulunmadığını, Şirkette sadece binde iki oranında hissesi olduğunu, belge ve çeklere imza atmadığını ileri sürmüştür (bkz. §§ 6-10).

26. Yargıtay kararlarında; FETÖ/PDY ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu tespit edilen Şirkette imza yetkisi bulunmayan ve dosyaya yansıyan başkaca eylemi de olmayan sanığın örgüte yardım etme kastıyla hareket ettiğinin kabul edilemeyeceği [bkz. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 22/3/2023 tarihli ve E.2021/14607, K.2023/1438], örgüte müzahir derneğin yönetim kurulunda yer alma ve şirket ortaklığı dışında başkaca faaliyetin tespit edilememesi hâlinde suçun unsurlarının oluşmayacağı [bkz. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 24/4/2024 tarihli ve E.2024/3420, K.2024/5628] ve yine sanığa güvenilerek bedelsiz olarak örgütle irtibatlı şirketin hissesinin devredildiği olay kapsamında ByLock kullanıcısı olmayan ve örgütsel bir konumu da tespit edilemeyen, örgütsel içeriği belirlenemeyen sohbetlere katılmak dışında bir faaliyeti de saptanamayan sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği [bkz. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 23/9/2024 tarihli ve E.2023/14329, K.2024/10518] ifade edilmiştir.

27. Bu noktada belirtmek gerekir ki Anayasa Mahkemesinin doğrudan ilgili soruşturma ve yargılama makamlarının yerine geçerek delil değerlendirmesi yapması söz konusu olamaz. Bu konuda asıl sorumlu ve yetkili olanlar ilk elden olayları inceleyen yetkili adli ve idari mercilerdir (Cemil Danışman [1. B.], B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 58). Ancak başvurucunun savunmasına ilişkin olarak Şirketi temsil ve imza yetkisinin bulunmadığına, taşınmaz ve araç devirleriyle ilgili kararlardan haberdar olmadığına dair sübuta, ceza hukukunun temel prensiplerine ve Yargıtay uygulamasına temas eden, kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki savunma ve itirazları hakkında gerekçeli kararda ayrı ve açık olarak somut değerlendirmede bulunulmadığı anlaşılmaktadır (bkz. § 12).

28. Son olarak Mahkemece bir taraftan başvurucunun Yönetim Kurulunda bulunduğu Şirketin kayyım tedbiri öncesinde gerçekleştirdiği belirtilen muvazaalı taşınmaz ve araç alım satımı gibi işlemlere katılmadığı kabul edilmesine rağmen diğer taraftan başvurucunun Şirketin Yönetim Kurulunda görev alması örgüte yardım olarak kabul edilmiştir. Bu durumda Mahkemenin başvurucunun Şirketin Yönetim Kurulunda görev alma statüsü dışında hangi eylemlerinin örgüte yardım kapsamında kabul edildiğini gerekçede tartışmasız bir şekilde ortaya koyduğu da söylenemeyecektir.

29. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

30. Başvuruda gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verildiğinden kararda varılan sonuca ve uygun görülen giderime göre başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamındaki bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkına, hakkaniyete uygun yargılanma hakkına, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine, masumiyet karinesine, suçta ve cezada kanunilik ilkesine ilişkin diğer şikâyetleri hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek olmadığına karar verilmesi gerekir.

B. Diğer İhlal İddiaları

31. Başvurucunun;

i. Müdafi ile gizliliğin sağlandığı bir ortamda görüşme yapılmaması nedeniyle müdafi yardımından yararlanma hakkının ihlal edildiği iddiasının müdafi ile gizliliğin sağlandığı bir ortamda görüşülememesinin bir bütün olarak yargılamanın hakkaniyetini zedelemediği dikkate alınarak Orhan Patarya ([GK], B. No: 2019/42695, 20/5/2021, § 61) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle,

ii. Örgütle irtibatlı şirkette çalışmasının mahkûmiyet kararında delil olarak kullanılması nedeniyle çalışma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Serkan Acar ([1. B.], B. No: 2013/1613, 2/10/2013, §§ 22-25) kararı doğrultusunda konu bakımından yetkisizlik nedeniyle,

iii. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın Veysi Ado ([GK], B. No: 2022/100837, 27/4/2023) kararı doğrultusunda başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

32. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile 300.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

33. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

34. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

35. İhlalin niteliğine göre yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Diğer ihlal iddialarının kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkı, hakkaniyete uygun yargılanma hakkı, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri, masumiyet karinesi ile suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddiaların İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,

E. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2018/33, K.2018/78) GÖNDERİLMESİNE,

F. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

G. 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

H. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

İ. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 3/12/2025tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Alaattin Güner [2. B.], B. No: 2022/29013, 3/12/2025, § …)
   
Başvuru Adı ALAATTİN GÜNER
Başvuru No 2022/29013
Başvuru Tarihi 25/2/2022
Karar Tarihi 3/12/2025

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, karar sonucunu etkileyecek nitelikteki esaslı iddiaların kararda karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) Gerekçeli karar hakkı (ceza) İhlal Yeniden yargılama
Bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkı (ceza) İncelenmesine Yer Olmadığı
Hakkaniyete uygun yargılanma hakkı (hukuka aykırı deliller, bariz takdir hatası vs.) İncelenmesine Yer Olmadığı
Silahların eşitliği ilkesi / çelişmeli yargılama ilkesi (ceza) İncelenmesine Yer Olmadığı
Masumiyet karinesi (Ceza) İncelenmesine Yer Olmadığı
Suç ve cezaların kanuniliği ilkesi Suç ve cezada kanunilik İncelenmesine Yer Olmadığı
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) Müdafi yardımından yararlanma hakkı (ceza) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Kapsam dışı haklar Kapsam dışı (hak) Konu Bakımından Yetkisizlik
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) Makul sürede yargılanma hakkı (ceza) Başvuru Yollarının Tüketilmemesi
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi