|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
ZEKERİYA PİŞMİŞ BAŞVURUSU
|
|
(Başvuru Numarası: 2022/29235)
|
|
|
|
Karar Tarihi: 14/1/2026
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
Başkan
|
:
|
Hasan Tahsin GÖKCAN
|
|
Üyeler
|
:
|
Recai AKYEL
|
|
|
|
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
|
|
|
|
İrfan FİDAN
|
|
|
|
Yılmaz AKÇİL
|
|
Raportör
|
:
|
Mehmet Yavuz YAŞAR
|
|
Başvurucu
|
:
|
Zekeriya PİŞMİŞ
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Recep SELÇUK
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, askerlik görevi sırasında yaralanması nedeniyle ilgili İdare hakkında açtığı tam yargı davası sonucunda reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarı üzerinden vekâlet ücreti belirlenmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
A. Bireysel Başvurudan Önceki Süreç
2. Başvurucu, Antalya 3. Piyade Er Eğitim Tugay Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini yerine getirmekte iken 17/11/2008 tarihinde yapılan spor çalışması esnasında mıcırlı yerde düşmesine bağlı olarak sağ el bileğinden yaralanmıştır. Başvurucu, yaralanma nedeniyle askerliğe elverişsiz hâle gelmiş ve bu durum Gülhane Askerî Tıp Akademisinin (GATA) 24/2/2010 tarih ve 780 sayılı raporu ile belirlenmiştir.
3. Başvurucu, meydana gelen olay nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararların tazmini için Millî Savunma Bakanlığı (davalı/İdare) aleyhine Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) 17/9/2010 tarihinde tam yargı davası açmış; 230.000 TL maddi, 70.000 TL manevi tazminat ve adli yardım taleplerinde bulunmuştur.
4. AYİM İkinci Dairesinin 6/10/2010 tarihli kararı ile başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.
5. AYİM İkinci Daire Başkanlığı, yaptığı yargılama sonucunda 21/12/2011 tarihli kararla yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu başvurucunun 34.422 TL maddi tazminat hak ettiğine karar vermiştir. AYİM, ayrıca başvurucuya olay sebebiyle 6.000 TL manevi tazminat ödenmesine hükmederek fazlaya ilişkin tazminat taleplerini reddetmiştir. AYİM, yargılama giderine yönelik olarak hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden nispi olarak hesap edilen 5.236 TL avukatlık ücretinin davalı İdareden alınarak başvurucuya verilmesine, 2/11/2011 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 26/9/2011 tarih ve 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin (659 sayılı KHK) 6. ve 14. maddeleri gereğince reddedilen tazminat talepleri üzerinden hesaplanan 17.385 TL avukatlık ücretinin başvurucudan alınarak davalı İdareye ödenmesine hükmetmiştir.
6. Başvurucu, bu karar aleyhine karar düzeltme yoluna başvurmuş ve AYİM İkinci Dairesinin 9/5/2012 tarihli kararı ile başvurucunun talebi reddedilerek karar kesinleşmiştir.
7. Başvurucu, 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine dayanılarak reddedilen tazminat tutarı üzerinden İdare lehine 17.385 TL tutarında vekâlet ücretine hükmolunduğu ve bu tutarın kendisine ödenen tazminattan mahsup edildiği iddiası ile 13/11/2012 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) başvurmuştur. Ancak bu süreçte 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununa eklenen geçici 9. madde uyarınca AYİM tarafından verilen kararlara karşı Ankara İdare Mahkemeleri nezdinde başvurulabileceğinin hüküm altına alınmıştır.
B. Bireysel Başvuru Süreci
8. Başvurucu, AYİM İkinci Daire Başkanlığının 21/12/2011 tarihli kararına konu yargılamanın yenilenmesi ve kendisine ödenen tazminatlardan söz konusu karara istinaden mahsup edilen 17.385 TL tutarın kesinti tarihi olan 19/3/2012 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte iadesine karar verilmesi talebiyle İdareye karşı 8/5/2018 tarihinde Ankara 7. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır.
9. Mahkeme, yaptığı yargılama sonucunda 12/3/2021 tarihli kararıyla başvurucunun yargılamanın yenilenmesi isteminin kabulüne ancak AYİM İkinci Daire Başkanlığının 21/12/2011 tarihli kararına istinaden kendisine ödenmesi kararlaştırılan tazminatlardan mahsup edilen 17.385 TL tutarındaki kesintinin iadesine karar verilmesi yönündeki talebinin reddine karar vermiştir. Mahkeme, ayrıca karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 2.040 TL tutarındaki avukatlık ücretinin başvurucudan alınarak davalı İdareye verilmesine hükmetmiştir. Mahkeme kararın gerekçesinde; hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri veya avukatlar tarafından takip edilip idareler lehine sonuçlanan davalarda, dava 659 sayılı KHK'nın yürürlüğe girmesinden önce açılmış olsa dahi 659 sayılı KHK'nın yürürlüğünden sonra karar verilmiş olması durumunda, ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekâlet ücreti takdir edilmesinin zorunlu olduğunu ve ilgili mevzuat ifadesinden avukatlık asgari ücret tarifesinin anlaşılması gerektiğini belirtmiştir. Mahkeme bu yorumdan hareketle, başvurucunun yaralanmasından ötürü uğradığı zararların tazmini istemiyle AYİM'de açılan davada yapılan yargılama sonucunda 21/12/2011 tarihli kararda reddedilen maddi ve manevi tazminat tutarları için başvurucu aleyhine vekâlet ücreti ödemesine hükmedilmesinde hukuki isabetsizlik bulunmadığını vurgulamıştır.
10. Bu karara karşı başvurucu; istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf başvurusunu inceleyen Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi (Daire) 12/1/2022 tarihli kararıyla istinaf isteminin kesin olarak reddine hükmetmiştir.
11. Başvurucu, nihai kararı 24/2/2022 tarihinde öğrendikten sonra 28/2/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
12. Başvurucu; hukuk muhakemesi sisteminde yer alan ıslah müessesesinin, askerî idari yargılama usulü için öngörülmediğini belirterek davanın açıldığı tarihte zarar miktarını tespit etmenin olanaksız olması karşısında herhangi bir hak kaybına uğramamak için tazminat taleplerini zorunlu olarak yüksek tuttuğunu iddia etmiştir. Başvurucu; ayrıca AYİM tarafından dava açıldığı zaman yürürlükte olmayan bir düzenlemeye dayanılarak reddedilen miktar üzerinden nispi olarak hesaplanan 17.385 TL vekâlet ücreti ödemeye mahkûm edildiğini, böylece lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminatın önemli bir bölümünün vekâlet ücreti olarak İdareye geri verildiğini ileri sürerek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinden şikâyet etmiştir.
13. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüş yazısında, başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği belirtilmiş ve Millî Savunma Bakanlığından temin edilen görüş yazısı eklenmiştir. Millî Savunma Bakanlığınca reddedilen tutar üzerinden ilgili mevzuat hükmü dayanak alınarak nispi oranda vekâlet ücreti uygulamasının hukuka uygun olduğu belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık ve İdare görüşüne karşı beyanında başvuru formundaki iddialarını tekrarlamıştır.
14. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun şikâyetleri bir bütün olarak adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkı yönünden incelenmiştir.
15. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
16. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen [2. B.], B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).
17. Taraflardan birinin yargılamadaki başarı oranına göre kazanılan veya kaybedilen değer oranında lehine veya aleyhine mahkeme masraflarının hükmedilmesine yönelik düzenlemeler; mahkemeye erişim hakkına müdahale oluşturmakta ise de abartılı, zorlama veya ciddiyetten yoksun talepleri disipline etmeye yönelik orantılı müdahaleler makul görülebilir. Ancak bu sınırlamaların hakkın özüne zarar vermeyecek nitelikte ve kullanılan aracın sınırlama amacı ile orantılı olması, kamu yararının gerekleri ile bireyin hakları arasında kurulmaya çalışılan adil dengeyi bozacak şekilde birey aleyhine katlanılması zor külfetler yüklememiş olması gerekir (Özkan Şen, §§ 61, 62).
18. Dava sonucundaki başarıya dayalı olarak taraflara vekâlet ücreti ödeme yükümlülüğü öngörülmesi de bu kapsamda mahkemeye erişim hakkına yönelik bir sınırlama oluşturur. Böyle bir sınırlamanın meşru görülebilmesi için kamu yararı ile birey hakkı arasında makul bir dengenin gözetilmiş olması gerekir. Başvuru konusu olayda dava açıldıktan sonra 2/11/2011 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 659 sayılı KHK ile İdarenin taraf olduğu davaların İdarenin bünyesinde görev yapan kadrolu hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından takibi öngörülmüş olup davanın reddi hâlinde İdare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi düzenleme altına alınmıştır. Gereksiz başvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece mahkemelerin fuzuli yere meşgul edilmeksizin uyuşmazlıkları makul sürede bitirebilmesi amacıyla başvuruculara belli yükümlülükler öngörülebilir. Bu yükümlülüklerin kapsamını belirlemek kamu otoritelerinin takdir yetkisi içindedir. Öngörülen yükümlülükler dava açmayı imkânsız hâle getirmedikçe ya da aşırı derecede zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği söylenemez. Dolayısıyla davayı kaybetmesi hâlinde başvurucuya yüklenecek olan vekâlet ücreti bu çerçevede değerlendirilmelidir (Serkan Acar [1. B.], B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 38, 39).
19. Olayda, anılan kuralın anayasal açıdan meşru bir amaca dayandığı açıktır. Bu itibarla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin ölçülü olup olmadığı ve başvurucuya ağır bir yük getirip getirmediği hususlarının değerlendirilmesi gerekmektedir. Başvuruda elverişlilik ve gereklilik ilkeleri yönünden tartışmayı gerektirecek bir yön bulunmamaktadır. Asıl üzerinde durulması gereken husus mahkemeye erişim hakkına orantısız bir müdahale oluşturup oluşturmadığıdır.
20. Buna karşılık bir hukuki uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyan başvurucuların reddedilen dava konusu miktar üzerinden hesaplanan vekâlet ücretini karşı tarafa ödemeye mahkûm edilmeleri ihtimali veya olgusu, belirli dava koşulları çerçevesinde mahkemeye başvurmalarını engelleme ya da mahkemeye başvurmalarını anlamsız kılma riski taşımaktadır. Bu kapsamda davanın özel koşulları çerçevesinde masrafların makullüğü ve orantılılığı, mahkemeye erişim hakkının asgari sınırını teşkil etmektedir (Özkan Şen, § 54).
21. Başvurucunun tam yargı (tazminat) davasını açtığı 17/9/2010 tarihi itibarıyla 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı mülga Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu'nda dava dilekçesinde belirtilen talep konusu miktarın sonradan ıslah yoluyla değiştirilmesine veya dava sonucunda haksız çıkan davacının, her hâlükârda davalı İdare lehine reddedilen miktar üzerinden nispi vekâlet ücreti ödenmesini öngören bir düzenlemenin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
22. Maddi tazminat alacağının miktarı, ancak bilirkişi incelemesi ve benzeri araştırmalardan sonra mahkemenin takdir yetkisi çerçevesinde belirlenebilen bir olgudur. Maddi tazminat müessesesinin bu özelliği gereği, hak kazanılan tazminat miktarının dava açılmadan önce tam olarak bilinmesi veya öngörülmesi mümkün değildir. Dava açılması aşamasında karşı karşıya kalınan bu belirsizliğin talep miktarının sonradan düzeltilmesi (ıslah) yoluyla aşılması da 1602 sayılı Kanun gereği 30/4/2013 tarihi öncesinde mümkün olmadığından hak kaybına uğramak istemeyen davacılar için tazminat taleplerine ilişkin miktarları yüksek tutmaktan başka seçenek bulunmamaktadır.
23. Başvurucu da bu şartlar altında düzenlediği dilekçe ile İdare aleyhine tam yargı davası açarak 230.000 TL maddi, 70.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur. AYİM, önündeki davalarda haksız çıkan davacı aleyhine ve davalı İdare lehine vekâlet ücreti ödenmesine ilişkin 659 sayılı KHK’nın 14. maddesindeki düzenleme, 2/11/2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ve bu düzenlemeyi dikkate alan AYİM de başvurucu lehine tazminata hükmettikten sonra başvurucunun reddedilen fazlaya ilişkin tazminat talepleri üzerinden davalı İdareye 17.385 TL vekâlet ücreti ödenmesine karar vermiştir.
24. Buna göre, başvurucunun dava açtığı sırada ıslah imkânının olmaması nedeniyle hak kaybına uğramamak amacıyla talebini yüksek tuttuğu, hak kazandığı toplam 34.422 TL tazminat karşısında 17.385 TL tutarında bir vekâlet ücreti ödeme yükümlülüğü altına girdiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla başvurucunun dava açtığı tarihten sonra 659 sayılı KHK’nın 14. maddesi ile yapılan düzenleme uyarınca, reddedilen dava konusu miktar üzerinden nispi vekâlet ücreti ödeme zorunluluğu ile karşı karşıya kaldığı görülmektedir.
25. Dava devam ederken başvurucunun aleyhine yapılan bu değişikliğin, başvurucular tarafından önceden öngörülmesi beklenemez. Bununla birlikte anılan bu düzenlemenin tek başına mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği de söylenemez. Bu durumda düzenleme sonucu gerçekleşen müdahalenin ölçülü olup olmadığının da incelenmesi gerekir.
26. Somut olayın koşulları bir bütün hâlinde değerlendirildiğindebaşvurucunun maddi durumunun elverişsiz olması nedeniyle lehine adli yardım kararı verildiği ayrıca dava açıldığı sırada ıslah imkânının olmaması nedeniyle hak kaybına uğramamak amacıyla talebini yüksek tuttuğu ve hak kazandığı tazminatın neredeyse yarısını vekâlet ücreti adı altında İdareye geri ödemek zorunda bırakıldığı ve açılan tazminat davasının bu şekilde başvurucu açısından büyük ölçüde anlamsız hâle geldiği dikkate alındığında yapılan müdahalenin ölçülü olduğu söylenemez.
27. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
28. Başvurucu, ihlalin tespiti ve yeniden yargılama yapılması veya kendisinden yapılan 17.385 TL tutarındaki kesintinin 19/3/2012 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesi talebinde bulunmuştur.
29. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
30. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 7. İdare Mahkemesine (E.2018/1156, K.2021/519) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
E. 664,10 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.664,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 14/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.