|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
ERHAN ÖZAL BAŞVURUSU
|
|
(Başvuru Numarası: 2022/29432)
|
|
|
|
Karar Tarihi: 6/1/2026
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
Başkan
|
:
|
Hasan Tahsin GÖKCAN
|
|
Üyeler
|
:
|
Recai AKYEL
|
|
|
|
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
|
|
|
|
İrfan FİDAN
|
|
|
|
Yılmaz AKÇİL
|
|
Raportör
|
:
|
Hüseyin ERAL
|
|
Başvurucu
|
:
|
Erhan ÖZAL
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Dudu ERTUNÇ
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan verilen mahkûmiyet hükmünde başvurucunun karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddialarının karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Hatay Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasının (FETÖ/PDY) Hatay'da faaliyette bulunan şirket yapılanması kapsamında aralarında başvurucunun da bulunduğu kişiler hakkında soruşturma başlatılmıştır.
3. Soruşturma kapsamında FETÖ/PDY hakkında bildiklerini anlatmak istediğini beyan eden N.Y.nin beyanlarına başvurulmuştur. N.Y. kolluk aşamasında vermiş olduğu ifadesinde özetle; il merkezinde bulunan dershanelerin tamamının Antaş Özel Eğitim Öğretim Danışmanlık İnşaat Anonim Şirketinin (Şirket) bünyesinde faaliyet gösterdiğini, Şirketin faaliyetlerine devam edebilmesi için örgüte bağlı kişilerin Şirkete yardımda bulunduklarını, büyük bölge ve il imamlarının bu Şirketin çalışanı olarak gösterildiklerini ve başvurucunun babası olan M.T.Ö.nün de bu Şirketin yöneticisi olduğunu beyan etmiştir.
4. Şirkete ait ticaret sicil ve tapu kayıtları dosyaya gönderilmiştir. Ticaret sicil kayıtlarında örgütle irtibatlı Anafen isimli Dershanenin Şirket bünyesinde faaliyet gösterdiği, Şirket ortaklarının soruşturmanın şüphelileri arasında yer alan M.A. ve Z.B. olduğu, Şirketin 15/4/2016 tarihinde ünvan değişikliği yoluna gittiği ve H.O. Fotoğrafçılık Danışmanlık Anonim Şirketine devredildiği bildirilmiştir. Şirkete ait tapu kayıtlarına ilişkin yazı cevabında ise Anafen Dershanesinin bulunduğu taşınmazın başvurucu adına satış işlemiyle 3/12/2015 tarihinde tescil edildiği açıklanmıştır.
5. Başvurucu hakkında 24/8/2016 tarihinde yakalama kararı düzenlenmiştir. Başvurucu, sahte olduğu değerlendirilen kimlikle Artvin'de bulunan bir otelde yakalanmıştır. Başvurucu, müdafii huzurunda vermiş olduğu beyanlarında; Asya Katılım Bankası A.Ş. (Bank Asya) hesabında talimatla işlem yapmadığını, örgütün sohbet ve benzeri toplantılarında bulunmadığını, Anafen Dershanesinin bulunduğu taşınmazı kimden satın aldığını hatırlamadığını, taşınmazın satışına emlakçının aracılık yaptığını ve taşınmazı 450.000 TL bedel karşılığında ticari amaçla aldığını ifade etmiştir. Diğer taraftan başvurucuya ait dijital materyallere de el konulmuştur.
6. Hatay 1. Sulh Ceza Hâkimliğindeki sorgusunda örgüte ait olduğunu bilmediği taşınmazı yıkarak yeni bir bina inşa etmek amacıyla satın aldığını beyan eden başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma şüphesiyle 29/8/2016 tarihinde tutuklanmıştır.
7. Başsavcılık, başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması talebiyle 26/1/2017 tarihli iddianame düzenlemiştir. İddianamede özetle; Hatay merkezde esnaflık yapan başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatlı Şirket bünyesinde faaliyet gösteren Anafen Dershanesinin bulunduğu taşınmazı 3/12/2015 tarihinde satış yoluyla edindiği ve dosyanın diğer şüphelisi olan babası M.T.Ö.ye devretme girişiminde bulunduğu belirtilerek atılı suçu işlediği iddia edilmiştir.
8. İddianame Hatay 2. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme) kabul edilmiş ve 6/3/2017 tarihinde duruşma hazırlığı işlemleri yapılmıştır. Tensip Tutanağı'nda -diğerlerinin yanı sıra- başvurucudan ele geçen dijital materyallerle ilgili düzenlenen inceleme raporunun akıbetinin sorulmasına, başvurucuya ait Bank Asya hesabının 1/1/2013 tarihinden sonraki hesap hareketlerinin temini ile söz konusu hesap hareketleri üzerinde Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından rapor düzenlenmesinin istenmesine ve Anafen Dershanesinin kapatılmasına ilişkin kayıtların araştırılmasına karar verilmiştir.
9. Yargılama on bir celsede tamamlanmıştır. Birinci celse öncesinde başvurucuya ait dijital eşyalar üzerinde incelemenin henüz tamamlanmadığı bildirilmiş ve yine başvurucu hakkında MASAK tarafından düzenlenen rapor dosyaya ibraz edilmiştir. 31/5/2017 tarihli anılan raporda başvurucunun 20/4/2010 tarihinde ticari faaliyete başladığı, iddianamede belirtilen taşınmazın satıcısı konumunda bulunan Şirketin FETÖ/PDY irtibatı nedeniyle kapatılmış olduğu, tapu kayıtları üzerinde yapılan incelemeye göre ise başvurucu adına başkaca altı taşınmaz kaydının bulunduğu belirtilmiştir. Başvurucunun Bank Asya hesabının da incelendiği raporda 20/12/2006 tarihinde açılmış olan hesabın 18/2/2016 tarihinde kapatıldığı, 31/12/2013 tarihli hesap bakiyesinin 5781,34 TL iken 15/2/2014 tarihinde 163.127,72 TL'ye çıktığı, 31/5/2015 tarihinde ise hesapta 209.027,29 TL bakiye bulunduğu ve hakkında benzer suçtan işlem yapılan altı kişiyle para hareketlerinin bulunduğu tespit edilmiştir.
10. 19/6/2017 tarihinde gerçekleştirilen birinci celsede savunmasını yapan başvurucu; üniversiteden sonra ticaretle uğraşmaya başladığını, giyim işi dışında inşaat sektöründe de iş yaptığını, örgüte ait taşınmazı da inşaat yapmak için ticari amaçla edindiğini, bu doğrultuda taşınmazdaki eski binayı yıktıklarını, bu taşınmazı babası olan diğer sanık M.T.Ö.ye devretme girişiminde bulunmadığını ve soruşturmada aleyhine beyanda bulunan N.Y.yi tanımadığını ifade etmiştir. Başvurucu ayrıca Bank Asya hesabını giyim şubelerindeki alışveriş işlemlerinde kullanılması için açtığını, taşınmazı 2015 yılında 450.000 TL karşılığında satın aldığını ve taşınmazı satın aldığı Şirketin örgütle bağlantısından haberdar olmadığını belirtmiştir. Bank Asya hesap kayıtları doğrultusunda MASAK tarafından hazırlanan raporundaki para hareketlerinin ticari faaliyetiyle ilgili olduğunu beyan eden başvurucu, adı geçen banka dışında farklı bankalarda da hesaplarının bulunduğunu savunmasına eklemiştir. Celse, dijital inceleme raporunun beklenmesi ve N.Y.nin dinlenmesine yönelik işlem yapılması amacıyla ertelenmiştir.
11. Başvurucunun da hazır bulunduğu ikinci celsede dinlenen N.Y. ifadesinde kollukta verdiği ifadesinin içeriğinin doğru olduğunu, örgüte müzahir evlerde kaldığını ve yurtta çalıştığını, başvurucuya yapılan taşınmaz devrinden haberdar olmadığını, soruşturma aşamasında vermiş olduğu ifadesinde bu hususta beyanda da bulunmadığını, diğer beyanlarının 2009-2011 yıllarına ilişkin olduğunu beyan etmiştir. Başvurucu, N.Y.nin mahkeme huzurundaki beyanları çerçevesinde hakkındaki suçlamanın dayanaksız kaldığını ileri sürmüştür. Mahkemece diğer sanıklarla ilgili eksikliklerin tamamlanması ve başvurucuya ait dijital inceleme raporunun akıbetinin araştırılması amacıyla celsenin ertelenmesine karar verilmiştir.
12. 18/12/2017 tarihli celsede, mevcut delillerin silahlı terör örgütüne üye olma suçunun işlendiğini göstermeye yetmeyeceğini beyan eden başvurucu, Bank Asya hesabının işyerindeki ticari faaliyetinde kullanıldığını ve başkaca aleyhe delilin de bulunmadığını ifade etmiştir. Mahkeme, başvurucunun yakalandığı esnada üzerinde tespit edilen kimlikle ilgili açılan kovuşturmanın ve dijital inceleme raporunun akıbetinin sorulması amacıyla celseyi ertelemiştir. Celse arasında Hopa 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından başvurucunun üzerinde ele geçen kimlikle ilgili resmî belgede sahtecilik suçunun işlendiği iddiasıyla açılan kamu davasının derdest olduğu bildirilmiştir. Mahkemece, onuncu celseye kadar diğer sanıklarla ilgili ara kararlar yerine getirilmiş ve yine başvurucuya ait dijital inceleme raporunun beklenilmesine karar verilmiştir.
13. Onuncu celse başvurucudan ele geçen dijital materyallere ilişkin hazırlanan inceleme raporu, başvurucuya okunmuştur. 22/11/2018 tarihli inceleme raporunda tespit edilen veriler içinde FETÖ/PDY bağlantılı kitap resimleri ile örgüt liderine ait fotoğraflara rastlanıldığı belirtilmiştir. Başvurucu, tespit edilen verilerin internette okuduğu haber içeriklerinden kalmış olabileceğini beyan etmiştir. Aynı celse Cumhuriyet savcısı tarafından esas hakkında mütalaa sunulmuştur. Mütalaada başvurucunun örgütle irtibatlı Anafen Dershanesinin el değiştirmesine aracılık yaptığı, örgüt liderinin talimatı doğrultusunda Bank Asya hesabında mutad olmayan artış gerçekleştirdiği ve yurt dışına kaçarken yakalandığı belirtilerek iddianamede atılı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması talep edilmiştir.
14. On birinci celsede esasa ilişkin savunmasını yapan başvurucu, Yargıtay içtihatlarına göre Bank Asya hesabının bulunmasının örgüt üyeliği suçu bakımından mahkûmiyete yeter delil sayılmayacağını, örgüt üyeliğini gösteren başkaca delil de bulunmaması nedeniyle beraatine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Başvurucu, Mahkemenin 5/2/2019 tarihli kararıyla silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan 3 yıl 9 ay hapis cezasına mahkûm edilmiştir. Gerekçeli kararın başvurucuyla ilgili kısmı şu şekildedir:
"...[Başvurucu] sanık Erhan Özal'ın Hatay Uzun Çarşı'da bulunan Özal Giyim isimli iş yerinin sahibi olduğu, dosyamızın sanığı [M.T.Ö.nün] oğlu olduğu, sanığın Saraycık Mahallesi 1... nolu parselde bulunan bir dönem Anafen Dershanesi olarak faaliyet gösteren taşınmazı, örgütle iltisaklı Antaş A.Ş'den [Şirket] satın aldığı, 24/08/2016 tarihinde Otel [İ.] isimli işyerinin 501 numaralı odasında babası olan diğer sanık [M.T.Ö.] ile darbe girişiminden sonra yurt dışına kaçmak amacıyla üzerlerinde sahte kimliklerle Artvin Hopa'da yakalandıkları, sanık Erhan Özal'ın üzerinde 5900 Amerikan Doları, 200 Türk Lirasının, sanığa ait valiz içerisinde ise 15.000 Amerikan Doları bulunduğu anlaşılmıştır.
Sanığın 20/12/2006 tarihinde açtırmış olduğu Bank Asya hesabının bulunduğu, hesap bakiyesinin 31/12/2013 tarihinde 5781,34 TL, 15.01.2014 tarihi itibari ile 173.277,08 TL'ye ulaştığı, 31/01/2014 tarihinde 156.197,69 TL olduğu, 15/02/2014 tarihi itibariyle 163.127,72 TL, 15/03/2014 tarihinde 38.538,53 TL, 15/04/2014tarihinde 62.847,79 TL, 15/05/2014 tarihinde 86.687,00 TL, 15/06/2014 tarihinde 88.063,92 TL, 15/07/2014 tarihinde 70.594,38 TL, 31/07/2014 tarihinde 53.521,24 TL, 15/08/2014tarihinde 119.444,25 TL,15/09/2014 tarihinde 172.228,13 TL, 15/10/2014 tarihinde 202.823,48 TL, 15/11/2014 tarihinde 206.300,55 TL, 15/12/2014 tarihinde 197.940,26 TL, 31/01/2015 tarihinde 241.114,28 TL, 28/02/2015 tarihinde 201.055,56 TL, 31/03/2015 tarihinde 91.675,58 TL, 30/04/2015 tarihinde 94.078,76 TL olduğu, son olarak 31/05/2015 tarihinde ise hesap bakiyesinin 209.027,29 TLolduğu anlaşılmıştır. Hesap hareketleri incelendiğinde hesap açılış tarihi 2006 yılı olsa dahi sanığın örgüt lideri Fethullah Gülen'in 2014 yılı Ocak ayındaki talimatı üzerine örgütün finans kuruluşu olan Bank Asya'nın TMSF'ye [Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu] devrini önlemek amacıyla para yatırmak suretiyle destek olduğu anlaşılmıştır.
Hatay İl Emniyet Müdürlüğü tarafından düzenlenen 22/11/2018 tarihli müzekkere ekinde gönderilen Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele ve Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından hazırlanan sanığa ait A. marka cep telefonu incelemesinde örgütle iltisakı bulunan yazarlara ait kitap resimlerine, T. marka hard disk incelemesinde Fetullah Gülen'e ait fotoğraflara rastlanıldığının bildirildiği anlaşılmıştır.
Her ne kadar Sanık Erhan Özal hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmış ise de dosya kapsamı, toplanan deliller değerlendirildiğinde sanığın Saraycık Mahallesi 1... nolu parselde bulunan bir dönem Anafen Dershanesi olarak faaliyet gösteren taşınmazı, örgütle iltisaklı Antaş A.Ş'den satın aldığı, taşınmaz satışının o tarihte yapılan soruşturmalar nedeniyle taşınmaza el konulmasını önlemek amacıyla gerçekleştiği, sanığın bu eyleminin örgütün amacına hizmet ettiğinin kabulü gerektiği, ayrıca örgütün finans kurumu olan Bank Asya'ya destek olmak amacıyla örgüt liderinin talimatı ile para yatırdığı nazara alındığında sanığın eyleminin örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek suçunu oluşturduğu anlaşıldığından sabit görülen eylemine uyan 5237 Sayılı TCK'nun 314/3 ve 220/7 maddesi delaletiyle 314/2. maddesi gereğince suçun işleniş biçimi göz önünde bulundurularak sanığın cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir."
15. Başvurucu; mahkûmiyet kararına karşı sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde -diğerlerinin yanı sıra- Bank Asya hesabının ticari faaliyetlerde kullanıldığını, hesabındaki rutin bankacılık işlemlerinin örgüte yardım suçu bakımından delil sayılamayacağını, taşınmazı ticari amaçla satın aldığını ve kararda delillerin örgütsel faaliyetlerle ilişkilendirilmediğini ileri sürmüştür. Başvurucunun istinaf talebini Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi (İstinaf Dairesi) 7/7/2020 tarihinde hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle esastan reddetmiştir.
16. Başvurucu, İstinaf Dairesinin anılan kararına karşı temyiz yoluna başvurmuştur. Temyiz dilekçesinde, istinafta ileri sürdüğü nedenler dışında mahkûmiyet kararında dayanılan delillerin somut olaylarla ilişkilendirilmediğini ve örgüte yardım etme suçunun unsurlarının oluşmadığını açıklamıştır. Yargıtay 3. Ceza Dairesi (Ceza Dairesi) istinaf talebinin esastan reddine ilişkin kararı 12/1/2022 tarihinde onamıştır.
17. Başvurucu, nihai hükmü 21/2/2022 tarihinde öğrendikten sonra 14/3/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
18. Komisyon; suçta ve cezada kanunilik ilkesi dışındaki şikâyetlerin kabul edilemez olduğuna ve anılan şikâyetin kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
II. DEĞERLENDİRME
19. Başvurucu; iş yeriyle ilgili Bank Asya hesabındaki para hareketlerinin, ticari amaçla edindiği taşınmaza ilişkin resmî kayıtların ve cep telefonunda tespit edilen örgüt liderine ait fotoğrafların mahkûmiyet kararında aleyhe değerlendirilemeyeceğini beyan etmiştir. Söz konusu delillerin darbe girişiminden önceki tarihe ilişkin olduğunu belirten başvurucu, mahkûmiyet kararının yerleşik içtihatlara aykırı verildiğini, rutin bankacılık hareketlerinin örgüt suçu kapsamında değerlendirilmesinin kanuna aykırı olduğunu ve tahkikata ilişkin taleplerinin şablon gerekçelerle kabul edilmediğini beyan ederek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
20. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, Mahkemenin gerekçeli kararında başvurucu yönünden yapılan değerlendirmede öncelikle başvurucuya atılı eylemlere yer verildiği, devamında atılı eylemlerin mahkûmiyete konu suça ne şekilde vücut verdiğine dair değerlendirmelerde bulunulduğu belirtilmiş; ayrıca yasa hükmü ne kadar açık ve anlaşılır şekilde düzenlenirse düzenlensin suç ve ceza öngören kuralların yargı organlarının yorumuna ihtiyaç duyabileceğini, kesinliğin çoğu zaman istenen bir durum olsa da bu durumun beraberinde aşırı katılık getirebileceğini vemahkemelerin görevinin de yorumsal şüpheleri gidermek olduğu açıklanmıştır.
21. Anayasa Mahkemesi, Bank Asya verilerinin mahkûmiyette belirleyici delil olarak kabul edildiği bir yargılamanın şikâyet konusu yapıldığı başvuruda başvurucunun mutat hesap hareketlerine dayanılarak ceza verildiği yönündeki savunması hakkında mahkûmiyet kararında yeterli açıklamalara yer verilmemesini gerekçeli karar hakkı kapsamında değerlendirmiştir (Gürcan Balık [2. B.], B. No: 2020/16435, 17/11/2022). Bu doğrultuda başvurucunun şikâyetleri adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı kapsamında incelenmiştir.
22. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
23. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının, davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
24. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan merciin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciine ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1.B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).
25. Somut olayda Mahkemece, başvurucunun FETÖ/PDY'ye üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan mahkûm olmasında dayanılan deliller;
i. FETÖ/PDY ile irtibatlı Anafen Dershanesinin bulunduğu taşınmaza soruşturma kapsamında el konulmasını önlemek amacıyla taşınmazı satın alması,
ii. Örgütün finans kurumu olan Bank Asyaya destek olmak amacıyla örgüt liderinin talimatı doğrultusunda para yatırması,
iii. Ele geçen dijital materyallerinde örgüt liderine ait fotoğraf tespit edilmesi,
iv. Yurt dışına kaçarken üzerinde sahte kimlikle yakalanmış olması olarak açıklanmıştır (bkz. § 14).
26. Gerekçeli karar incelendiğinde başvurucunun örgüte ait taşınmaza el konulmasını önlemek amacıyla taşınmazı satın almasına ve yine Bank Asya hesabında talimatla uyumlu artış yapmış olmasına başvurucunun örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçunu işlediğine yönelik kabul yönünden ayrıca vurgu yapıldığı anlaşılmaktadır. Başvurucu ve müdafii ise yargılamanın tüm aşamalarında sunmuş oldukları savunmalarında Bank Asya hesabının işyerindeki alım satım işlerinde kullanıldığını, örgüte ait olduğunu bilmediği taşınmazın ticari amaçla üzerine inşaat yapılmak üzere satın alındığını ileri sürmüştür (bkz. §§ 14-16).
27. Yargıtay uygulamasına göre kişilerin örgütle iltisaklı Bank Asyaya örgüt liderinin talimatıyla ve terör örgütüne yardım etme kastıyla destek amaçlı para yatırdıklarına ilişkin kesin ve inandırıcı delil bulunmaması durumunda, mevcut şüphe sanık lehine değerlendirilmektedir [birçok karar arasından bkz. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 25/11/2024 tarihli ve E.2022/24737, K.2024/15026; 12/12/2024 tarihli ve E.2022/30656, K.2024/18046 ile 23/12/2024 tarihli ve E.2022/34231, K.2024/19255 sayılı kararları]. Benzer şekilde Anayasa Mahkemesi ilgili Yargıtay içtihadına da atıf yapmak suretiyle başvurucuların örgüte yardım kastıyla, bilerek ve isteyerek bu hesabı açtıklarını, bankacılık işlemleri yaptıklarını gösteren, kastlarını ortaya koyan yeterli delil bulunup bulunmadığı hususunun kararlarda yeterince değerlendirilmediği nedeniyle gerekçeli karar hakkından ihlal kararı vermiştir (Ruhi Erginer ve diğerleri [2. B.], B. No: 2023/24807, 15/4/2025, § 24).
28. Yine Yargıtay, kişilerde salt Fetullah Gülen'e ait ses veya videolara ilişkin dijital veriler ele geçirilmesinin silahlı terör örgütü üyeliği suçu açısından tek başına yeterli delil olarak kabul edilmediği, anılan kararlarda dosya kapsamına göre toplanması gerektiği belirtilen diğer delillere değinildikten sonra suçun sübutu açısından tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır [(kapatılan) Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 1/3/2018 tarihli ve E.2017/3481, K.2018/710 ile Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2/5/2023 tarihli ve E.2021/17056, K.2023/2493 sayılı kararı].
29. Bu noktada belirtmek gerekir ki Anayasa Mahkemesinin doğrudan ilgili soruşturma ve yargılama makamlarının yerine geçerek delil değerlendirmesi yapması söz konusu olamaz. Bu konuda asıl sorumlu ve yetkili olanlar ilk elden olayları inceleyen yetkili adli ve idari mercilerdir (Cemil Danışman [1. B.], B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 58). Ancak başvurucunun savunmaya ilişkin olarak taşınmazı inşaat yapmak amacıyla satın aldığına ve banka hesabının ticari faaliyetle ilgili kullanıldığına dair sübuta, ceza hukukunun temel prensiplerine ve Yargıtay uygulamasına temas eden, kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki savunma ve itirazları hakkında gerekçeli kararda ayrı ve açık olarak somut değerlendirmede bulunulmadığı anlaşılmaktadır (bkz. § 14).
30. Diğer taraftan somut olayda gerekçeli karara bakıldığında salt tapu kaydı ve birtakım banka verileri dikkate alınarak mahkûmiyet sonucuna varıldığı görülmüştür. Bununla birlikte özellikle Yargıtay içtihadında yer verilen (bkz. §§ 26, 27) ilkelerin herhangi bir şekilde kararda tartışılmadığı, bu çerçevede Yargıtay içtihadında ortaya konulması gerektiği belirtilen, başvurucunun örgüte yardım kastıyla, bilerek ve isteyerek bu hesabı açtığını gösteren, kastını ortaya koyan yeterli delil bulunup bulunmadığı hususunun kararda yeterince değerlendirilmediği anlaşılmıştır. Dolayısıyla mahkûmiyet kararında taşınmazın satışının örgütsel bir özellik taşıyıp taşımadığının, başvurucunun taşınmaza olan ihtiyacı ve satın alma gücü ile başvurucunun örgüt liderinin ve yöneticilerinin Bank Asyaya destek olunması şeklindeki talimatı üzerine örgüte yardım kastıyla bankacılık işlemleri yaptığının yeterli gerekçeyle ortaya konulamadığı görülmüştür. Yine istinaf ve temyiz incelemesi sırasında da bu eksikliğin telafi edilmediği anlaşılmıştır. Bu nedenle yargılama süreci bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
31. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
32. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile 3.000.000 TL maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
33. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir(yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
34. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
35. İhlalin niteliğine göre yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından manevi tazminat, başvurucu uğradığını iddia ettiği maddi zararla ilgili bilgi ve belge sunmadığından da maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Hatay 2. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2017/74, K.2019/65) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,
E. 664,10 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.664,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE, 6/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.