|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
ETKİLEM İLETİŞİM DANIŞMANLIK EĞİTİM MEDYA VE GIDA TİCARET
|
|
LTD. ŞTİ. BAŞVURUSU
|
|
|
|
(Başvuru Numarası: 2022/39472)
|
|
Karar Tarihi: 10/2/2026
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
Başkan
|
:
|
Basri BAĞCI
|
|
Üyeler
|
:
|
Yıldız SEFERİNOĞLU
|
|
|
|
Kenan YAŞAR
|
|
|
|
Ömer ÇINAR
|
|
|
|
Metin KIRATLI
|
|
Raportör
|
:
|
Mehmet Yavuz YAŞAR
|
|
Başvurucu
|
:
|
Etkilem İletişim Danışmanlık Eğitim Medya ve Gıda
|
|
|
|
Ticaret Ltd. Şti.
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Mehmet Turgay BİLGE
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin açılan davada sonuca etkili iddianın kararda karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Konya Ovası Projesi (KOP) Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığının (İdare) KOP Bölgesi Yerel Yönetimleri Personelinin Kapasitesinin Geliştirilmesi Projesi kapsamında yapılan eğitim projesi ihalesini 632.000 TL bedelli teklifle başvurucu kazanmıştır. Taraflar arasında 28/8/2015 tarihinde sözleşme imzalanmış ve sözleşmenin konusunun 16/9/2015-2/12/2015 tarihleri arasında dört farklı şehirde toplam yüz kırk kişiye sözleşmeyle belirlenen konularda eğitim verilmesi işi olduğu kararlaştırılmıştır.
3. Eğitimlere bazı şehirlerde İdare tarafından bildirilen sayıda katılım olmaması ve İdarenin katılım sağlamayan personele ait konaklama ve yeme-içme ücretlerini hak edişten kesinti yapmak (57.837,07 TL) suretiyle eksik ödemesi üzerine başvurucu, Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) alacak davası açmıştır. Başvurucu, dava dilekçesinde ödemenin son hak ediş tarihi olan 17/12/2015'ten itibaren işleyecek yasal faiziyle İdareden tahsilini talep etmiştir.
4. Mahkeme 8/7/2021 tarihli kararıyla davayı kısmen kabul etmiştir. Karar gerekçesinde başvurucuya ait 2015-2016 yıllarına ilişkin ticari defterlerin bilirkişi tarafından incelendiğini belirtmiştir. Mahkeme yaptırdığı bilirkişi incelemesi neticesinde başvurucunun İdareden 51.307,25 TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini vurgulamıştır. Mahkeme bu tespitten yola çıkarak 51.307,25 TL'nin temerrüt tarihi olan 3/2/2016'dan itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte eğitimlerden, öğrencilerden ayrıca projenin yürütülmesinden sorumlu olan davalı KOP Başkanlığından tahsili ile başvurucuya verilmesi, fazlaya dair istemin reddi gerektiğini açıklamıştır.
5. İdare tarafından yapılan istinaf kanun yolu başvurusu Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin (Daire) 30/12/2021 tarihli kararıyla kabul edilmiştir. Daire, Mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine kesin olarak karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 8.2.1. maddesinde Hizmet İşleri Genel Şartnamesi'nin sözleşmenin eki olarak kabul edildiğini belirtmiştir. Daire; Hizmet İşleri Genel Şartnamesi'nin 42. maddesinde yüklenicinin geçici hak edişlere itirazı olduğu takdirde karşı görüşlerinin neler olduğunu ve dayandığı gerekçeleri, İdareye vereceği ve bir örneğini de hak ediş raporuna ekleyeceği dilekçesinde açıklaması gerektiğini, yüklenicinin itirazlarını bu şekilde bildirmediği takdirde hak edişi olduğu gibi kabul etmiş sayılacağını vurgulamıştır. Daire, istinaf incelemesi aşamasında celbettiğini belirttiği hak ediş raporlarına işaret ederek kesintilerin yapıldığı 1, 2, 3, 4, ve 5 No.lu hak edişlere ilişkin olarak başvurucunun "Sözleşme kurallarına aykırı olduğundan kesintiyi kabul etmediğimizi ve tüm yasal haklarımızın saklı olduğunu bildiririz." şeklinde şerhle hak edişleri imzalandığını ifade etmiştir. Daire, bu tespitten yola çıkarak başvurucunun İdareye sunmuş olduğu bir itiraz dilekçesinin bulunmadığını ve hak edişlere yazdığı şerhlerin Hizmet İşleri Genel Şartnamesi'nin 42. maddesi uyarınca usulüne uygun şekilde yapılmış itiraz olarak kabul edilemeyeceğini dile getirmiştir. Daire, bu sonuçla Hizmet İşleri Genel Şartnamesi'nin 42. maddesi hükmü gözetilerek dava konusu hak edişlerin kesinleştiğinin ve başvurucunun kesintilere ilişkin talebinin reddi gerektiğinin altını çizmiştir.
6. Başvurucu, nihai kararı 4/2/2022 tarihinde öğrendikten sonra 3/3/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
7. Öte yandan 4/3/2009 tarihli ve 27159 mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) eki Hizmet İşleri Genel Şartnamesi'nin 42. maddesinin (a) bendinin iptali talebiyle başka bir firma tarafından ilk derece mahkemesi sıfatıyla Danıştayda açılan ve E.2020/1740 sayısına kaydedilen davada Danıştay Onüçüncü Dairesi (Danıştay) 5/10/2020 tarihinde yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar vermiştir. Yürütmenin durdurulması talebinin reddine karşı yapılan itirazı inceleyen Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu (İDDK) 17/12/2020 tarihli kararıyla yapılan itirazı kabul ederek Hizmet İşleri Genel Şartnamesi'nin 42. maddesinin (a) bendinde yer alan dava konusu düzenlemenin yürütmesini durdurmuştur. Devam eden süreçte uyuşmazlığı esastan inceleyen Danıştay 1/12/2021 tarihli kararla davanın reddine hükmetmiştir. Yapılan temyiz başvurusunu inceleyen İDDK 3/11/2022 tarihli ve E.2022/892, K.2022/3100 sayılı kararıyla Danıştay kararını bozmuştur. Bozma üzerine uyuşmazlığı yeniden ele alan Danıştay, bozmaya uyarak 6/6/2023 tarihli ve E.2023/404, K.2023/2898 sayılı kararıyla dava konusu işlemi iptal etmiştir. Son süreçte karara karşı yapılan temyiz başvurusunu inceleyen İDDK 22/1/2024 tarihinde kararı kesin olarak onamış ve hüküm kesinleşmiştir.
8. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
9. Başvurucu; ilgili şartname hükmünün ihale konusu işlerde sözleşmenin tarafları arasında açık bir eşitsizlik oluşturduğunu, net bir itiraza rağmen bunun dikkate alınmadığını ve yüklenici aleyhine alacak hakkı ile hak arama özgürlüğünü kısıtlayıcı nitelik taşıdığını ileri sürmüştür. Başvurucu, ayrıca davalarının Yönetmelik'in eki Hizmet İşleri Genel Şartnamesi'nin 42. maddesine uygun olarak itiraz etmediği gerekçesine dayanılarak reddedildiğini, oysaki İDDK'nın 17/12/2020 tarihli kararıyla Hizmet İşleri Genel Şartnamesi'nin 42. maddesinin (a) bendinde yer alan düzenlemenin yürütmesinin durdurulduğunu iddia etmiştir. Başvurucu, buradan yola çıkarak Dairenin kararını yürürlükte olmayan bir şartnameye dayandırdığını ve bu sebeple gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ifade etmiştir.
10. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, başvurucunun temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca konuya dair İdareden temin edilen görüş ve ilgili belgelerin başvurucunun şikâyetlerine ilişkin olarak yapılacak incelemede dikkate alınmak üzere sunulduğu dile getirilmiştir. İdare yazısında; geçici hak edişlere itiraz prosedürünü düzenleyen hükmün yürütmesinin durdurulmasının yahut iptal edilmesinin söz konusu kararlardan önce taraflarca imzalanmış olan sözleşmeye ve dolayısıyla eldeki başvuruya etkisinin bulunmadığı vurgulanmıştır. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
11. Başvuru, gerekçeli karar hakkı kapsamında değerlendirilmiştir.
12. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
13. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının, davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
14. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan mercinin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciinde ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).
15. Başvurucu; ilgili şartname hükmünün ihale konusu işlerde sözleşmenin tarafları arasında açık bir eşitsizlik oluşturduğunu, net bir itiraza rağmen bunun dikkate alınmadığını ve yüklenici aleyhine alacak hakkı ile hak arama özgürlüğünü kısıtlayıcı nitelik taşıdığını ileri sürmüştür. Şartname maddesine karşı yukarıda değinilen Danıştaydaki dava süreci incelendiğinde başvurucunun iddiasının temelsiz olduğu da söylenemeyecektir.
16. Başvurucunun temel iddiası sözleşme şartnamesindeki hak edişlere ilişkin itirazların bildirimine dair hükümlerin açıkça eşitsizlik oluşturduğuna yöneliktir. Olayda söz konusu bu iddia ile ilgili olarak İDDK 17/12/2020 tarihli kararıyla ilgili Yönetmelik'in eki Hizmet İşleri Genel Şartnamesi'nin 42. maddesinin (a) bendinde yer alan düzenlemenin yürütmesini durdurmuş ve devam eden süreçte Danıştay düzenlemenin iptaline hükmetmiştir (bkz. § 7). Daire ise iptal edilen bu hükme dayanarak davayı reddetmiştir. Bu kapsamda başvurucunun söz konusu iddiasının Danıştay ve İDDK kararları da dikkate alındığında esasa etkili iddia olduğu ve Dairece bu hususun tartışılmadığı açıktır.
17. Sonuç olarak gerekçeli kararda olay ve olgulara dair yeterli inceleme ve araştırma yapılmadığı, başvurucunun yargılamanın esasına tesir eder nitelikteki iddia ve itirazlarının incelenmediği ve bu iddiaların karşılanmadığı görülmüştür.
18. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
19. Başvurucu, ihlalin tespiti ile yeniden yargılama yapılması talebinde bulunmuştur.
20. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
21. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkı ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesine (E.2021/1252, K.2021/1676) iletilmek üzere Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2017/286, K.2021/419) GÖNDERİLMESİNE,
D. 664,10 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.664,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 10/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.