logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Enver Kanmaz ve Mahsum Bilem [2. B.], B. No: 2022/39654, 29/1/2026, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

ENVER KANMAZ VE MAHSUM BİLEM BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/39654)

 

Karar Tarihi: 29/1/2026

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Kenan YAŞAR

 

 

Ömer ÇINAR

Raportör

:

İsmail ŞAHİN

Başvurucular

:

1. Enver KANMAZ

 

 

2. Mahsum BİLEM

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, aynı ceza infaz kurumunda bulunan mahpusların birbirlerine mektup göndermelerinin yasaklanması nedeniyle haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucular, sırasıyla Şanlıurfa ve Beşikdüzü Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu) terör örgütüne üye olma ve silahlı örgüt kurma suçlarından hükümlü olarak bulunmaktadır. İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığı (Kurul) aynı ceza infaz kurumunda bulunan örgüt veya terör suçlarından hükümlü ve tutukluların -aile birlikteliğinin sağlanması amacıyla eşler veya anne babası bulunanlar hariç- birbirlerine kurum içi (iç posta yoluyla) mektup gönderemeyeceklerine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 63. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince kamu düzeninin korunması, kişi, toplum ve kurum güvenliğinin sağlanması veya suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla terör veya örgüt suçlarından hükümlü ve tutukluların iç posta yoluyla mektuplaşmalarına izin verilmeyeceği belirtilmiştir.

3. Başvurucular, anılan Kurul kararlarına karşı infaz hâkimliklerine şikâyette bulunmuştur. Başvurucular; dilekçelerinde Kurul kararlarının hukuka aykırı olduğunu, herhangi somut bir gerekçe içermediğini ve bu uygulamanın haberleşme hürriyetini ihlal ettiğini belirtmiştir.

4. İnfaz hâkimlikleri, başvurucuların şikâyetlerinin reddine karar vermiştir. Kararların gerekçesinde; örgüt ve terör suçlarından hükümlü veya tutuklu olanların kurum içi birbirlerine mektup göndermelerinin 5275 sayılı Kanun'un 68. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince örgüt mensuplarının haberleşmelerine neden olacağı belirtilerek Kurul kararlarının usul ve yasaya uygun olduğu açıklanmıştır.

5. Başvurucuların itirazları, ağır ceza mahkemeleri tarafından ek bir gerekçe sunulmadan reddedilmiştir.

6. Başvuru, süresinde yapılmıştır.

7. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

8. Başvurucular adli yardım talebinde bulunmuştur. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucuların adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

9. 2022/62721 numaralı başvurunun konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2022/39654 numaralı başvuru ile birleştirilmesine karar verilmesi gerekir.

10. Başvurucular; kurum içi mektuplaşmayı engelleyen Kurul kararlarının herhangi somut bir gerekçe içermediğini, böylece kurum içi mektup gönderemedikleri için mağduriyet yaşadıklarını belirterek haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına yer verildikten sonra başvurucuların şikâyeti konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı bireysel başvuru formundaki iddialarını yinelemiştir.

11. Başvuru, haberleşme hürriyeti kapsamında incelenmiştir.

12. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

13. Mahpusların mektuplarının denetlenmesi ve alıkonulması suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahalelerin kanuniliği, meşru amacı, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluğu ve ölçülülüğünün denetiminde gözetilmesi gereken genel ilkeler Anayasa Mahkemesince birçok kararda ayrıntılı olarak açıklanmıştır (bkz. Ahmet Temiz [2. B.], B. No: 2013/1822, 20/5/2015, §§ 37-68; Muhittin Pirinççioğlu (3) [1. B.], B. No: 2017/34566, 10/3/2020, §§ 44-57; Cihat Ayik ve Hacı Ali Baştürk [1. B.], B. No: 2017/31506, 10/3/2020, §§ 44-57; Eyyup Gül [1. B.], B. No: 2018/10186, 25/2/2021, §§ 22-40).

14. Anayasa uyarınca temel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamaların öncelikle kanunla öngörülmüş olması gerekir. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihadına göre de Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan kanunilik ölçütünün karşılanması için müdahale şeklî anlamda bir kanuna dayanmalıdır (Mehmet Akdoğan ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 31; Bülent Polat [GK], B. No: 2013/7666, 10/12/2015, § 75; Fatih Saraman [GK], B. No: 2014/7256, 27/2/2019, § 65; Turgut Duman [1. B.], B. No: 2014/15365, 29/5/2019, § 66; Yunus Bulut [1. B.], B. No: 2020/38826, 20/7/2023, § 45).

15. Bununla birlikte temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasına ilişkin kanunların şeklen var olması yeterli değildir. Kanunilik ölçütü aynı zamanda maddi bir içeriği de gerektirmekte olup bu noktada kanunun niteliği önem kazanmaktadır. Kanunla sınırlama ölçütü sınırlamanın erişilebilirliğini, öngörülebilirliğini ve kesinliğini ifade etmekte; böylece uygulayıcının keyfî davranışlarının önüne geçtiği gibi kişinin hukuku bilmesine de yardımcı olmakta; bu yönüyle hukuk güvenliği teminatı sağlamaktadır (Halime Sare Aysal [GK], B. No: 2013/1789, 11/11/2015, § 62; Fatih Saraman, § 66; Turgut Duman, § 67; Yunus Bulut, § 46).

16. Kanunun bu gerekliliklere uygun olduğunun söylenebilmesi için yeterince ulaşılabilir olması, vatandaşların belirli bir olaya uygulanabilir nitelikteki hukuk kurallarının varlığı hakkında yetirli bilgiye sahip olabilmesi, ayrıca ilgili normun keyfîliğe karşı uygun bir koruma sağlaması, salahiyetli makamlara verilen yetkinin genişliğini ve icra edilme biçimlerini yeterli bir netlikte tanımlaması gerekmektedir (Halime Sare Aysal, § 63; Fatih Saraman, § 67; Turgut Duman, § 68; Yunus Bulut, § 47).

17. Hukukun kendisi beraberinde getireceği idari pratiğin dışında söz konusu işlemin meşru amacını da gözönünde tutarak keyfî müdahalelere karşı bireyi korumak için yetkili makamlara bırakılan takdir yetkisinin kapsamını yeterince açık bir şekilde göstermelidir. Diğer bir anlatımla hukuk sistemi, kamu makamlarına hangi şartlarda ve hangi sınırlar içinde müdahalede bulunma yetkisinin verildiğini açık ifadelerle ortaya koyacak nitelikte olmalı ve bu bağlamda ilgili müdahalenin muhataplarına müdahaleye zemin hazırlayan şartlar ile müdahalenin sonuçları açısından bir öngörüde bulunabilmeleri imkânı tanımalıdır (Halime Sare Aysal, § 64; Fatih Saraman, § 68; Turgut Duman, § 69; Yunus Bulut, § 48).

18. Öte yandan her ihtimale çözüm getiremeyecek olan yasal mevzuatın sağladığı koruma seviyesi, büyük ölçüde ilgili metnin düzenlediği alan ve içeriğiyle birlikte muhataplarının niteliği ve sayısıyla yakından bağlantılıdır. Bu nedenle kuralın karmaşık olması ya da belirli ölçülerde soyutluk içermesi ve buna bağlı olarak hukuki yardım ile tam olarak anlaşılabilir hâle gelmesi tek başına hukuken öngörülebilirlik ilkesine aykırı görülemez. Bu kapsamda hak ya da özgürlüğe müdahale eden kural belirli ölçülerdeki takdir alanını elbette uygulayıcıya bırakabilir. Fakat bu takdir alanının sınırlarının da yeterli açıklıkta belirlenmesi ve kuralın öngörülebilirliği sağlayacak şekilde asgari bir kesinlik içermesi zaruridir (Halime Sare Aysal, § 65; Fatih Saraman, § 69; Turgut Duman, § 70; Yunus Bulut, § 49).

19. Nihayetinde söz konusu şartların yerine getirilip getirilmediğini denetleyecek merci olan yargı organları, müdahalelere dayanak olarak gösterilen kanuni düzenlemelerin erişilebilir, öngörülebilir ve kesin nitelikte olup olmadığını irdelemekle, en başta da ilgili kanuni düzenlemeleri önlerine gelen davalarda anılan çerçevede kalarak uygulamakla yükümlüdür (Tamer Mahmutoğlu [GK], B. No: 2017/38953, 23/7/2020, § 108; Yunus Bulut, § 50).

20. Somut olaya konu olan süreç incelendiğinde aynı ceza infaz kurumunda bulunan örgüt veya terör suçlarından hükümlü ve tutukluların -aile birlikteliğinin sağlanması amacıyla eşler veya anne babası bulunanlar hariç- kurum içi mektup gönderemeyeceklerine ilişkin verilen kararın 5275 sayılı Kanun'un 63. maddesinin (3) numaralı fıkrası ile 68. maddesinin (3) numaralı fıkrası kapsamında uygulandığı belirtilmiştir.

21. 5275 sayılı Kanun'un "Hükümlünün barındırılması ve yatırılması" başlıklı 63. maddesinin (3) numaralı fıkrasının ilgili kısmında "... örgüt veya çıkar amaçlı örgüt suçluları ile terör suçlularının Kanunda sayılan hâller dışında bir araya gelmelerine ve bağlantı kurmalarına izin verilmez." düzenlemesi mevcuttur. Anılan Kanun'un "Hükümlünün mektup, faks ve telgrafları alma ve gönderme hakkı" başlıklı 68. maddesinin (3) numaralı fıkrasında ise "Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmez." şeklinde bir düzenleme yer almaktadır.

22. Ceza infaz kurumunda örgüt veya çıkar amaçlı örgüt suçluları ile terör suçlularının Kanunda sayılan hâller dışında bir araya gelmeleri ve bağlantı kurmaları 5275 sayılı Kanun'un 63. maddesinin (3) numaralı fıkrası kapsamında yasaklanmıştır. Buna karşın anılan düzenlemede mahpusların kurum içi mektup gönderemeyeceklerine ilişkin bir yasaklamanın öngörüldüğü veya söz konusu düzenlemenin bu konuda ilgili idari mercilere genel bir yasaklama yetkisi verdiği söylenemez. Zira ilgili düzenlemenin somut müdahalenin kanuni dayanağı olarak kabul edilebilmesi için kurum içi mektup gönderiminin yasaklanması yetkisinin hangi şartlarda ve hangi sınırlar içinde verildiğini açık ifadelerle ortaya koyması ve muhataplarına müdahaleye zemin hazırlayan şartlar ile müdahalenin sonuçları açısından bir öngörüde bulunabilmeleri için imkân tanıması gerekir. Dolayısıyla somut olaya konu uygulama yönünden 5275 sayılı Kanun'un 63. maddesinin (3) numaralı fıkrasının söz konusu müdahalenin uygulanmasını muhatapları bakımından öngörülebilir şekilde düzenlemediği değerlendirilmiştir.

23. Öte yandan 5275 sayılı Kanun'un 68. maddesinin (3) numaralı fıkrasında ceza infaz kurumunun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgrafların hükümlüye verilmeyeceği, hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmeyeceği düzenlenmiştir. Mahpusların cezaevinden yaptıkları yazışmaların denetlenmesinin ve sınırlandırılmasının yasal dayanağını 5275 sayılı Kanun'un 68. maddesi oluşturmaktadır (ayrıntılı açıklama için bkz. Ahmet Temiz, § 46; Muhittin Pirinççioğlu (3), § 45). Söz konusu düzenleme, mektubun sakıncalı olup olmadığı hususunda denetim yapılabilmesine ve denetleme neticesinde sakıncalı olduğuna karar verilen mektupların alıkonulmasına cevaz veren bir düzenlemedir. Anılan düzenlemede kurum dışına gönderilen mektuplarla kurum içinde gönderilen mektuplar arasında herhangi bir ayrım da yapılmamıştır. Ancak başvuruya konu edilen uygulama ise mektupların denetlenmesine ilişkin değil kurum içi mektup gönderiminin henüz denetim yapılmadan engellenmesine yönelik genel bir uygulamadır. Dolayısıyla eldeki başvuruya konu olan koşullar yönünden 5275 sayılı Kanun'un 68. maddesinin (3) numaralı fıkrasının da kanuni bir temel olarak kabul edilebilmesi mümkün görünmemektedir.

24. Kanunda açıkça tanınan mahpusların mektup alma ve gönderme hakkı ancak çerçevesi belirli olan ve yetkili makamlara bırakılan takdir yetkisinin kapsamını yeterince açık bir şekilde gösteren düzenlemelere dayanılarak sınırlandırılabilir. Belirtilen kanuni düzenlemeler ise mahpusların kurum içi mektup gönderemeyecekleri konusunda idari makamlara açık ve genel bir yetki vermemektedir.

25. Bu bağlamda 5275 sayılı Kanun'un 63. maddesinin (3) numaralı fıkrası ile 68. maddesinin (3) numaralı fıkrası kapsamında mahpusların iç posta yoluyla birbirlerine mektup göndermelerinin bağlantı kurmaları ve örgüt mensuplarının haberleşmelerine neden olacağı anlamına geldiği kabul edilerek gerçekleştirilen genel bir yasaklama şeklindeki müdahale yönünden başta öngörülebilirlik olmak üzere kanunun niteliklerini karşılamadığı anlaşılmıştır. Tüm bu açıklamalar ışığında incelenen olayın şartlarında ceza infaz kurumlarında örgüt veya terör suçlarından hükümlü ve tutukluların kurum içi posta gönderiminin -aile birlikteliğinin sağlanması amacıyla eşler veya anne babası bulunanlar hariç- engellenmesine veya yasaklanmasına imkân veren açık bir düzenlemenin olmadığı görülmüştür.

26. Özetle haberleşme hürriyetine yönelik müdahalenin Anayasa'nın öngördüğü güvencelere uygun kabul edilebilmesinin ilk ve temel şartı olarak kanuni dayanağı bulunmalıdır. Olayda ise başvurucuların haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin kanuni temelinin bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

27. Yukarıda yer verilen tespitler uyarınca başvuruya konu müdahalenin kanunilik şartını sağlamadığı anlaşıldığından söz konusu müdahale açısından diğer güvence ölçütlerine riayet edilip edilmediğinin ayrıca değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.

28. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

29. Başvurucular; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile maddi ve manevi tazminat (birinci başvurucu için 2.000 TL maddi ve 2.000 TL manevi tazminat; ikinci başvurucu için 5.000 TL manevi tazminat) talebinde bulunmuştur.

30. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

31. İhlalin niteliği dikkate alındığında yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvuruların BİRLEŞTİRİLMESİNE,

B. Adli yardım taleplerinin KABULÜNE,

C. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

D. Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

E. Kararın bir örneğinin haberleşme hürriyetinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Şanlıurfa İnfaz Hâkimliğine (E.2022/3811, K.2022/4174) ve Trabzon İnfaz Hâkimliğine (E.2022/502, K.2022/528) GÖNDERİLMESİNE,

F. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 29/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Enver Kanmaz ve Mahsum Bilem [2. B.], B. No: 2022/39654, 29/1/2026, § …)
   
Başvuru Adı ENVER KANMAZ VE MAHSUM BİLEM
Başvuru No 2022/39654
Başvuru Tarihi 17/3/2022
Karar Tarihi 29/1/2026
Birleşen Başvurular 2022/62721

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, aynı ceza infaz kurumunda bulunan mahpusların birbirlerine mektup göndermelerinin yasaklanması nedeniyle haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Özel hayatın ve aile hayatının korunması hakkı Ceza infaz kurumu uygulamaları İhlal Yeniden yargılama
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi