logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Meryem Karakuş [1. B.], B. No: 2022/41736, 17/2/2026, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

MERYEM KARAKUŞ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/41736)

 

Karar Tarihi: 17/2/2026

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

 

 

Selahaddin MENTEŞ

 

 

Muhterem İNCE

 

 

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Hüseyin ERAL

Başvurucu

:

Meryem KARAKUŞ

Vekili

:

Av. Niyazi YILMAZ

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, ceza davasında istinaf kararının tebliğ edilmemesi ve kararın müdafiye tebliğ edildiği tarihten itibaren başlatılan temyiz süresi dolduktan sonra karardan haberdar olan kişinin temyiz taleplerinin süre yönünden reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık), Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması üyesi olduğu şüphesiyle başvurucu hakkında soruşturma başlatmıştır.

3. Soruşturma neticesinde Başsavcılık, başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması talebiyle 30/3/2017 tarihli iddianame düzenlemiştir. İddianamede başvurucuya ait Asya Katılım Bankası A.Ş. (Bank Asya) hesabında gerçekleştirildiği belirlenen artış, sorgu raporuna göre başvurucunun adına kayıtlı cep telefonu üzerinden kullandığı ByLock'la ilgili kayıt ve tanıkların anlatımları neticesinde başvurucunun atılı suçu işlediği iddia edilmiştir.

4. İddianamenin kabulü ile açılan dava, İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme) görülmeye başlanmıştır. Yargılama iki celsede tamamlanmıştır. Başvurucu birinci celsede müdafii huzurunda savunmasını yapmıştır. İkinci celseye ise başvurucu ve müdafii katılmamıştır.

5. Mahkemece başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği sabit kabul edilerek örgüt üyeliği suçundan alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle 9 yıl 9 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Mahkemenin gerekçeli kararında; Tespit ve Değerlendirme Tutanağı'na göre başvurucunun adına kayıtlı cep telefonu üzerinden ByLock kullandığının tespit edildiği, örgüt liderinin talimatıyla uyumlu şekilde Bank Asya hesabında artış gerçekleştirdiği, örgütle irtibatı nedeniyle kapatılan derneğe üye olduğu ve tanığın başvurucunun örgüt mütevellilerinden aktarılan paraları topladığına dair ByLock mesaj içeriğiyle uyumlu beyanlarına dayanılmıştır.

6. Başvurucunun mahkûmiyet kararına karşı bizzat yaptığı istinaf kanun yolu başvurusu, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi (İstinaf Dairesi) tarafından temyiz kanun yolu açık olmak üzere 8/2/2018 tarihinde esastan reddedilmiştir.

7. İstinaf Dairesinin anılan kararı başvurucu müdafiine 11/4/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu müdafii, kendisine yapılan tebligat sonrasında sunduğu 1/5/2018 tarihli dilekçesiyle başvurucunun müdafiliğinden çekildiğini belirtmiştir. Müdafiinin çekilme dilekçesini içeren tebligat başvurucuya 12/5/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir.

8. Başvurucu, kendisine yapılan tebligat sonrasında sunduğu 25/5/2018 tarihli dilekçesi ile İstinaf Dairesi kararına yönelik temyiz başvurusunda bulunmuştur. İstinaf Dairesi, başvurucunun temyiz başvurusu doğrultusunda dosyayı Yargıtaya göndermiştir.

9. Temyiz incelemesini gerçekleştiren Yargıtay 3. Ceza Dairesi (Ceza Dairesi) başvurucunun yasal süresi geçtikten sonra yapmış olduğu temyiz başvurusunun oyçokluğuyla reddine karar vermiştir. Ceza Dairesinin ret gerekçesi şu şekildedir:

"Gerekçeli kararın, 7201 sayılı Tebligat Kanununun 21. maddesi uyarınca 11.04.2018 tarihinde sanık müdafiine usulüne uygun tebliğ edildiği, sanık müdafiinin dosya kapsamında bulunan 01.05.2018 tarihli dilekçesi ile müdafilikten istifa ettiğini belirtmesi karşısında, temyiz süresi geçtikten sonra sanığa [başvurucu] yapılan tebligat yeniden temyiz hakkı vermeyeceğinden, sanığın 25.05.2018 tarihli dilekçesi ile yaptığı temyiz isteminin yasal süresinden sonra yapıldığı anlaşıldığı..."

10. Ceza Dairesi kararına katılmayan üyelerin muhalefet gerekçesi; İstinaf Dairesi kararının başvurucuya bizzat tebliğ edilmediği, sadece müdafiye yapılan tebligatın yeterli kabul edilemeyeceği ve müdafinin dosyadan çekilmesine bağlı olarak başvurucuya yeniden müdafi tayininin zorunlu olduğu hususlarına dayandırılmıştır.

11. Başvurucu, nihai hükmü 10/3/2022 tarihinde öğrendikten sonra 8/4/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

12. Komisyon; adli yardım talebinin kabulüne, etkili başvuru hakkı dışındaki şikâyetlerin kabul edilemez olduğuna ve anılan hakka ilişkin şikâyetin kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

II. DEĞERLENDİRME

13. Başvurucu adli yardım talebinde bulunmuştur. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

14. Başvurucu; istinaf kanun yoluna kendisinin başvurmuş olmasına rağmen istinaf kararının sadece müdafiine tebliğ edildiğini, İstinaf Dairesinin gerekçeli kararı kendisine tebliğ edilmediği için temyiz süresinin başlamayacağını ve süresi içinde yapılan temyiz başvurusunun kanuna aykırı şekilde reddedildiğini belirterek bu durumun hak arama özgürlüğünü ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

15. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına geldiği, ancak kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen hukuki veya fiilî sınırlamaların mahkemeye erişim hakkını ihlal edeceği ileri sürülmüştür. Ayrıca mahkemeye erişim hakkının ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve mevzuat hükümleri doğrultusunda, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları ile somut olayın kendine özgü koşullarının gözönüne alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanında bireysel başvuru formunda belirttiği hususları yinelemiştir.

16. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun etkili başvuru hakkına yönelik iddialarının mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

17. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

18. Anayasa Mahkemesi Özkan Şen ([2. B.], B. No: 2012/791, 7/11/2013), Cemile Akyıldız ([2. B.], B. No: 2014/1382, 22/9/2016), Ertuğrul Dalbaş ([1. B.], B. No: 2014/7805, 25/10/2017), Hasan İşten ([2. B.], B. No: 2015/1950, 22/2/2018) ve Nihal Uslukol ([2. B.], B. No: 2016/73086, 25/9/2019) kararlarında mahkemeye erişim hakkı kapsamında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir.

19. Diğer taraftan Anayasa Mahkemesi daha önce benzer şikâyetleri Hakan Dağ ([1. B.], B. No: 2020/32671, 28/11/2024) ve Behiye Çağlıyan ([2. B.], B. No: 2021/34076, 14/1/2025) başvurularında incelemiş ve karara bağlamıştır. Anayasa Mahkemesi anılan başvurularda, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11. maddesi, anılan maddede 6/6/1985 tarihli ve 3220 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ve gerekçesine göre ceza davalarında istinaf ve temyiz kanun yolu başvurularına ilişkin kararların sanıklar yerine müdafiine tebliğiyle yetinilemeyeceğini vurgulamıştır. Dolayısıyla açık kanunî düzenleme ve kanun gerekçesine rağmen kararların sanıklara tebliğ edilmemesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının bulunmadığı ve mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır.

20. Somut olayda başvurucunun istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karar sadece müdafiye tebliğ edilmiştir. İstinaf başvurusu bizzat başvurucu tarafından yapılmasına rağmen anılan kararın İstinaf Dairesi tarafından başvurucuya tebliğ edilmediği anlaşılmıştır (bkz. § 7). Diğer taraftan başvurucu müdafiinin vekillikten çekilmesi üzerine başvurucuya gönderilen tebligata istinaf kararı eklenmemiştir. Bu doğrultuda başvurucunun istinaf kararını öğrendiği de kabul edilemeyecektir. Sonuç olarak istinaf kanun yolu başvurusuna ilişkin kararın sadece müdafiye tebliğ edilmiş olmasının kanuni dayanağı bulunmamaktadır. Dolayısıyla eldeki başvuruda da yukarıda anılan kararlardan ayrılmayı gerektiren bir husus bulunmadığından başvurucunun mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

21. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

22. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

23. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerince yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

24. İhlalin niteliğine göre yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından manevi tazminat, başvurucu uğradığını iddia ettiği maddi zararla ilgili bilgi ve belge sunmadığından da maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Yargıtay 3. Ceza Dairesine (E. 2021/1334, K. 2021/11433) iletilmek üzere İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2017/426, K.2017/362) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

F. 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

G. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 17/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Meryem Karakuş [1. B.], B. No: 2022/41736, 17/2/2026, § …)
   
Başvuru Adı MERYEM KARAKUŞ
Başvuru No 2022/41736
Başvuru Tarihi 8/4/2022
Karar Tarihi 17/2/2026

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, ceza davasında istinaf kararının tebliğ edilmemesi ve kararın müdafiye tebliğ edildiği tarihten itibaren başlatılan temyiz süresi dolduktan sonra karardan haberdar olan kişinin temyiz taleplerinin süre yönünden reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) Mahkemeye erişim hakkı İhlal Yeniden yargılama
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi