logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Vildan Eraslanoğlu [1. B.], B. No: 2022/29916, 17/2/2026, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

VİLDAN ERASLANOĞLU BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/29916)

 

Karar Tarihi: 17/2/2026

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

 

 

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

 

 

Selahaddin MENTEŞ

 

 

Muhterem İNCE

Raportör

:

Eren Can BENAKAY

Başvurucu

:

Vildan ERASLANOĞLU

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, hâkim adaylığı eğitim sonu sözlü sınav sonucuna yapılan itirazın reddine dair işleme karşı açılan davada davanın sonucuna etkili iddianın kararda karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu 19/12/2015 tarihinde adli yargı hâkim ve savcı adaylığı yazılı sınavına katılarak 79.508 puan ile sözlü sınava girmeye hak kazanmıştır. 11/4/2016 tarihinde gerçekleştirilen sözlü sınavdan ise 70.714 puan alarak başarılı olmuş, İzmir Adliyesinde 20. dönem adli yargı hâkim ve savcı adayı olarak 1/7/2016 tarihinde eğitimine başlamıştır. 30/7/2016 tarihinde gerçekleştirilen adli yargı hâkim ve savcı adayları eğitim sonu yazılı sınavında 100 tam puan alarak başarılı olmuş ve sözlü sınava katılmaya hak kazanmıştır. 1/9/2016 tarihinde sözlü sınava katılmıştır. 3/3/2017 tarihinde açıklanan sonuçlara göre sözlü sınavda başarısız olarak değerlendirilmiştir. Başvurucu sonuca karşı 6/3/2017 tarihinde Türkiye Adalet Akademisine (TAA) itiraz etmiştir. TAA'nın 31/7/2017 tarihli işlemiyle itiraz reddedilmiş ve işlem 18/9/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 16/11/2017 tarihinde iptal davası açmıştır.

3. Ankara 3. İdare Mahkemesi (Mahkeme) 6/12/2018 tarihli ara kararıyla davalı Adalet Bakanlığından (Bakanlık) dava konusu mülakat sınavına ilişkin olarak davacının Mülakat Aday Değerlendirme Tutanakları da dâhil olmak üzere dava konusu işleme ilişkin tüm bilgi ve belgelerin onaylı bir örneğinin gönderilmesini istemiştir. Bakanlık istenen bilgi ve belgeleri 4/1/2019 tarihinde Mahkemeye sunmuştur.

4. Mahkeme 15/3/2019 tarihinde davayı reddetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Bu durumda; davalı idarece gönderilen sözlü sınav tutanaklarında puan ortalaması 15 olsa da davacının başarısız sayılması işlemini sonucu itibariyle etkilemediği, sınav sonuç birleştirme tutanağında 13 rakamı yazmasının maddi hata olarak değerlendirilebileceği, sözlü sınavın yöntemine ve değerlendirmenin nasıl yapılacağına yönelik mevzuatta ayrıntılı olarak düzenlenen kurallara göre gerçekleştirilen sözlü sınav sonucunda davacının başarısız sayılmasına dair işleme yapılan itirazın reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır."

5. Başvurucu, karara karşı 2/7/2019 tarihinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Dilekçesinde 260 adayın üç saat içinde sınava tabi tutulduğunu, adayların beşerli olarak sınava alındığını, her bir adayın bir dakika kadar değerlendirildiğini ifade etmiştir. Yazılı sınavdan 100 tam puan, sözlü sınavdan 25 puan alması neticesinde başarılı olacak olması karşısında kendisine 15 puan verilerek sınavda başarısız kabul edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, sözlü sınavda ses ve görüntü kaydı alınması gerektiğini ancak böyle bir kaydın alınmadığını iddia etmiştir. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi (Bölge İdare Mahkemesi) 23/10/2019 tarihinde istinaf başvurusunu reddetmiştir.

6. Başvurucu, karara karşı 9/12/2019 tarihinde temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Dilekçesinde, istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde belirttiği hususlara ek olarak girdiği sözlü sınava ilişkin değerlendirme tutanakları incelendiğinde imzalı tutanaklarda yer alan rakamları aynı kişinin yazdığının görüleceğini ileri sürmüştür. Danıştay Beşinci Dairesi (Danıştay) 8/12/2021 tarihinde temyiz başvurusunu reddederek Bölge İdare Mahkemesi kararını onamıştır.

7. Nihai karar başvurucuya 2/3/2022 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 28/3/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyon, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezliğine karar verdikten sonra başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılması gerektiği sonucuna varmıştır.

II. DEĞERLENDİRME

8. Başvurucu adli yardım talebinde bulunmuştur. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

9. Başvurucu, sözlü sınavda hayatın olağan akışına aykırı olarak kendisine 15 puan verildiğini, her değerlendirme kriterine kurul üyeleri tarafından aynı puanın verildiğini, sözlü sınavda beş kişilik gruba tek soru sorulduğunu, her adaya eşit süre verilmediğini iddia etmiştir. Sözlü sınava dair tutanaklarda imzalar haricinde kalan kısımları aynı kişinin yazdığını iddia ederek adil yargılanma hakkının ve gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

10. Bakanlık görüşünde, idari yargı mercilerince dava konusu olayın ilgili mevzuata göre değerlendirilerek yeterli ve açıklayıcı gerekçe ile ortaya konulduğu, Anayasa Mahkemesi tarafından yapılacak incelemede Anayasa'nın ve ilgili mevzuat hükümlerinin, Anayasa Mahkemesi içtihadının ve somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanında bireysel başvuru formunda belirttiği hususları yinelemiştir.

11. Anayasa Mahkemesi, önceki birçok kararında özel hayata ilişkin herhangi bir nedene dayanılmaksızın mesleki hayata yönelen müdahalelerin sonuç temelli olarak özel hayata saygı hakkı kapsamında incelenebilmesi için gerekli olan koşulların neler olduğuna dair detaylı değerlendirmelerde bulunmuştur (Tamer Mahmutoğlu [GK], B. No: 2017/38953, 23/7/2020, §§ 84-90; C.A. (3) [GK], B. No: 2018/10286, 2/7/2020, §§ 97-101; Ayla Demir İşat [GK], B. No: 2018/24245, 8/10/2020, §§ 106-110). Söz konusu kararlarda da vurgulandığı gibi başvurucunun mesleki yaşamına yönelik her işlem, özel hayata saygı hakkının otomatik olarak uygulanabilirliğini sağlamaz. Uygulanabilir olduğunun kabulü için özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların olması, mesleki hayata yönelik müdahalelerin ya da işlemlerin özel hayata ilişkin bir sebebe dayanması ya da anılan kararlarda belirtilen ilkeler çerçevesinde işlemin sonuçları yönüyle başvurucunun özel hayatına ciddi şekilde etki etmesi ve bu etkinin belirli bir ağırlık düzeyine ulaştığının başvurucular tarafından ortaya konulması gerekir. Anayasa Mahkemesi, özel hayata saygı hakkının uygulanabilirliğine ilişkin koşulların sağlanmadığı veya hakkın ihlal edildiğine ya da kapsamına ilişkin şikâyetlerin ileri sürülmediği durumlarda özel hayata saygı hakkından inceleme yapamamakta; ilgisine göre diğer hak ve güvenceler çerçevesinde ya da adil yargılanma hakkı bağlamında değerlendirme yapmaktadır (benzer yönde değerlendirmeler için bkz. Tamer Mahmutoğlu, § 96; B. C. [2. B.], B. No: 2021/29094, 8/1/2025, § 16; Mustafa Deniz [2. B.], B. No: 2019/18125, 1/10/2025, § 14).

12. Anayasa Mahkemesi, mesleki hayatla bağlantılı müdahalelerin sonuç temelli olarak özel hayat kapsamında incelenebilmesi için başvurucunun fiilen icra edilen ve süreklilik kazanmış bir mesleki statünün bulunmasını, ayrıca mesleki hayata yönelik müdahalenin özel hayat üzerinde doğrudan ve ciddi sonuçlar doğurduğunun somut olarak ortaya konulmasını aramaktadır (C.A. (3), §§ 93-95). Bu bağlamda kamu görevine atanamama, bir işe başlatılmama, terfi ettirilmeme, unvan veya statü değişikliğinin yapılmaması ya da göreve başlatılmada gecikme gibi durumlar sonuç temelli yaklaşımda kural olarak özel hayata saygı hakkının uygulanabilirlik alanı dışında kalmaktadır.

13. Somut olayda başvurucunun hâkim adayı iken aldığı eğitimin sonunda girdiği sözlü sınavda başarısız kabul edildiği görülmektedir. Dolayısıyla başvurucunun mesleki yaşamını etkileyen temeldeki husus, tesis edilen işlem nedeniyle hâkimlik mesleğine kabul sürecinin etkileneceğine ilişkin iddiadır. Bu durumda başvurucunun henüz aday statüsünde olduğu, fiilen icra ettiği ve süreklilik kazanmış bir hâkim veya savcı unvanı veya statüsünün bulunmadığı açıktır. Mesleğe kabul edilmeme, kamu görevine asaleten atanmama veya bir unvan verilmeme gibi durumlar kural olarak özel hayata saygı hakkının uygulanabilirliğini otomatik olarak sağlamadığından somut olayda başvurucunun meslek hayatını kurma ve sürdürme olanaklarını sonuç temelli yaklaşımda gerekli düzeyde etkilediği söylenemeyecektir (benzer yöndeki AİHM değerlendirmesi için bkz. Altıner Akıncı/Türkiye, B. No: 9570/23, 6/1/2026; Yokuşlu/Türkiye, 489/24, 6/1/2026). Ayrıca başvurucunun bu bağlamda iddiası da bulunmamaktadır. Bununla beraber söz konusu işlemin gerekçesi özel hayata ilişkin bir nedene de dayanmamaktadır. Bu durumda başvurucunun somut koşullarında özel hayata saygı hakkının uygulanabilir olmadığı, dolayısıyla özel hayata saygı hakkına ilişkin bir müdahalenin bulunmadığı değerlendirilmiştir.

14. Öte yandan başvurucunun söz konusu işleme karşı açtığı davada yürütülen yargılamaya yönelik ihlal iddiaları, ilgisi ve kapsamında diğer temel hak ve güvenceler kapsamında karşılanabilecek niteliktedir (benzer yöndeki AİHM değerlendirmesi için bkz. Ballıktaş Bingöllü/Türkiye, B. No: 76730/12, 22/6/2021). Başvurucunun yargılamanın usule ilişkin güvencelerine dair ihlal iddiaları adil yargılanma hakkı kapsamında karşılanabilecek niteliktedir. Dolayısıyla başvurucunun söz konusu iddiaları, adil yargılanma hakkının güvencelerinden olan gerekçeli karar hakkı kapsamında ele alınmıştır.

15. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

16. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve buna uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmaz. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesi için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

17. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan mercinin yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması, bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciinde ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).

18. Mahkeme, gerekçesinde dava konusu işlemin hukuka uygun olduğunu kabul ederken sözlü sınavın mevzuata uygun gerçekleştirildiğini kabul etmiştir. Ancak bu sonuca nasıl ulaştığına dair herhangi bir açıklama yapmamıştır. Mahkeme 6/12/2018 tarihli ara kararıyla sözlü sınava ilişkin tutanaklar dâhil olmak üzere tüm evrakı istemesine karşın tutanakları değerlendirmemiş, tutanaktaki değerlendirmenin ne şekilde mevzuata uygun olarak gerçekleştirildiğini, sınav komisyonunca sınavda sorulacak soruların önceden hazırlanıp hazırlanmadığı hususunu açıklamamıştır. Yine sınavı yapan komisyonun mevzuata uygun oluşturulup oluşturulmadığı da kararda yer almamıştır.

19. Öte yandan Bakanlık tarafından sadece başvurucuya ait tutanakların Mahkemeye sunulduğu görülmektedir. Bu durumda her adaya sorulan soruların kayda geçirilip geçirilmediğinin açıklığa kavuşturulduğu söylenemeyecektir. Bunun yanı sıra adayların verdiği yanıtlara hangi komisyon üyesince hangi notun takdir edildiğinin tutanakta ayrı ayrı gösterilip gösterilmediği de Mahkeme tarafından değerlendirilmemiştir.

20. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/10/2023 tarihli ve E.2023/781, K.2023/2045 sayılı kararına göre sözlü sınavların yargısal denetimine ilişkin olarak, adayların girdiği sözlü sınav öncesinde sınav komisyonunca sınavda sorulacak soruların önceden hazırlanması vetutanağa bağlanması, her adaya sorulan soruların kayda geçirilmesi, adayların verdiği cevaplara hangi komisyon üyesince hangi notun takdir edildiğinin tutanakta ayrı ayrı gösterilmesi gerekmektedir. Bu durumun sözlü sınavın nesnelliğinin ve yargısal denetimin gerçekleştirilmesini sağlayacağının içtihat olarak benimsendiği kararda yer almıştır (aynı yönde kararlar için bkz. Danıştay Onikinci Dairesinin 17/2/2025 tarihli ve E.2024/2403, K.2025/802 sayılı; Danıştay İkinci Dairesinin 13/1/2025 tarihli ve E.2024/131 ve K.2025/177 sayılı kararları). Nitekim Danıştay içtihadında da sözlü sınavların değerlendirilmesi konusunda yapılacak işlemlerin nasıl olması gerektiği ortaya konarak nesnel bir yargısal denetimin önemi vurgulanmıştır.

21. Kural olarak mahkeme kararlarında esasa ilişkin hususlarda yeterli gerekçe bulunması hâlinde kanun yolu merciince bu karara atıf yapılarak değerlendirme yapılması makul görülebilir. Mahkeme kararlarında gerekçe bulunmadığı hâllerde ise kişilerin ileri sürdüğü esaslı itirazlar, kanun yolu mercii tarafından gerekçeli şekilde karşılanmalıdır. Somut olayda mahkeme kararının yukarıda belirtilen bağlamda bir gerekçe içermediği, Bölge İdare Mahkemesi ve Danıştay tarafından ise bu karara atıf yapılarak herhangi bir değerlendirme yapılmadığı görülmüştür (Diren Taş [1. B.], B. No: 2019/38230, 24/1/2024, § 36).

22. Sonuç olarak başvurucunun sözlü sınavda başarısız olmasının neden ve nasıl hukuka uygun kabul edilmesi gerektiği hususu yargılama mercilerinin gerekçelerinde yer almamıştır. Yargılama mercileri başvurucunun sınavına ilişkin tutanak ve diğer belgeleri nasıl değerlendirdiğini açıklamadığından başvurucunun sınavın sonucuna ilişkin iddiaları açıklığa kavuşturulmamıştır. Bu itibarla yargılama süreci bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

23. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

24. Başvurucunun masumiyet karinesinin, eşitlik ilkesinin, özel hayata ve aile hayatına saygı, maddi ve manevi varlığının korunması ve geliştirilmesi, çalışma ile kamu hizmetine girme haklarının ihlal edildiğini ileri sürdüğü görülmekte ise de gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verildiğindendiğer ihlal iddiaları hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasının gerek olmadığı değerlendirilmiştir.

III. GİDERİM

25. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile 300.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

26. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir(Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

27. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

28. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,

E. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 3. İdare Mahkemesine (E.2017/3154, K.2019/583) GÖNDERİLMESİNE,

F. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 17/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Vildan Eraslanoğlu [1. B.], B. No: 2022/29916, 17/2/2026, § …)
   
Başvuru Adı VİLDAN ERASLANOĞLU
Başvuru No 2022/29916
Başvuru Tarihi 28/3/2022
Karar Tarihi 17/2/2026

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, hâkim adaylığı eğitim sonu sözlü sınav sonucuna yapılan itirazın reddine dair işleme karşı açılan davada davanın sonucuna etkili iddianın kararda karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler) Gerekçeli karar hakkı (idare) İhlal Yeniden yargılama
Masumiyet karinesi (idare) İncelenmesine Yer Olmadığı
Ayrımcılık yasağı Ayrımcılık İncelenmesine Yer Olmadığı
Özel hayatın ve aile hayatının korunması hakkı Meslek (atama, disiplin, OHAL hariç işten çıkarma) İncelenmesine Yer Olmadığı
Maddi ve manevi varlığın korunması hakkı Fiziksel ve ruhsal bütünlük (şiddet, kazalar vs) İncelenmesine Yer Olmadığı
Kapsam dışı haklar Kapsam dışı (hak) İncelenmesine Yer Olmadığı
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi