|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
BALANS TURİZM GIDA ORG. YAYINCILIK SAN. VE TİC. A.Ş. BAŞVURUSU
|
|
(Başvuru Numarası: 2022/44676)
|
|
|
|
Karar Tarihi: 13/1/2026
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
Başkan
|
:
|
Basri BAĞCI
|
|
Üyeler
|
:
|
Engin YILDIRIM
|
|
|
|
Rıdvan GÜLEÇ
|
|
|
|
Kenan YAŞAR
|
|
|
|
Ömer ÇINAR
|
|
Raportör
|
:
|
Mehmet Yavuz YAŞAR
|
|
Başvurucu
|
:
|
Balans Turizm Gıda Org. Yayıncılık San. ve Tic. A.Ş.
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Ahmet GÜREL
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, işçi ve işveren ilişkisinden kaynaklanan alacak davasında istinaf talebinin süre aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının, yapılan temyiz başvurusunun gerekçe içermeyen kararla reddedilmesi nedeniyle de gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
2. Başvurucu şirket bünyesinde şef garson olarak çalışan E.Ç tarafından 16/12/2019 tarihinde başvurucuya karşı işçilik alacaklarının tahsiline yönelik olarak İstanbul 35. İş Mahkemesinde (Mahkeme) dava açılmıştır. İncelenen resmî belgelere göre başvurucu şirket yetkilileri A.İ.S. veA.Ç olarak belirlenmiştir.
3. Mahkeme bilirkişi incelemesi yaptırmak suretiyle davanın kısmen kabulüne 7/1/2021 tarihli kararla hükmetmiştir. Kararın gerekçesinde, iş akdinin kıdem ve ihbar tazminatını hak etmeyecek şekilde sona erdiğine yönelik ispat yükünün davalı başvurucuda olduğunu ancak bu hususa yönelik beyanda bulunulmadığını ve delil de sunulmadığını belirtmiştir. Mahkeme ayrıca tanıkların da davacının haksız işten çıkartıldığını beyan ettiğini, bu şartlar altında davalının iş sözleşmesini haksız feshettiğini vurgulayarak kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığını belirlemiştir. Mahkeme bu tespitlerden yola çıkarak 456,63 TL asgari geçim indirimi ve 26.383,88 TL ücret alacağının ödendiği ispat edilemediğinden bu tutarlara isabet eden kısmın kabulünün, fazlaya ilişkin taleplerin reddinin gerektiğini ifade etmiştir.
4. Anılan karar, başvurucu şirketin elektronik posta adresine 2/3/2021 tarihinde iletilmiş ve beşinci günün sonunda 7/3/2021 tarihinde bu tebliğ okundu sayılmıştır. Başvurucu vekili tarafından 29/4/2021 tarihinde vekâletname sunularak 17/5/2021 tarihinde karara karşı istinaf talebinde bulunulmuştur. Başvurucu istinaf dilekçesinde, Mahkemece dava dilekçesi ve diğer tüm belgelerin elektronik tebligat yoluyla usulsüz şekilde gönderildiğini iddia etmiştir. Dilekçede ayrıca, dosyadan ve verilen karardan harici yollarla haberdar oldukları, şirketlerince yapılmış bir Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi (UETS) başvurusunun bulunmadığı gibi şirketin aktif bir UETS adresinin de olmadığı ileri sürülmüştür.
5. Mahkeme 24/6/2021 tarihli ek kararla süresinde olmadığından istinaf talebinin reddine istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar vermiştir. Ek kararın gerekçesinde 7/1/2021 tarihli gerekçeli kararın başvurucuya 7/3/2021 tarihinde tebliğ edildiği, başvurucu vekili tarafından vekâletnamenin 29/4/2021 tarihinde sunularak 17/5/2021 tarihli dilekçe ile istinaf başvurusunda bulunulduğu ancak yasada belirtilen iki haftalık istinaf süresinin 22/3/2021 tarihinde son bulduğu açıklanmıştır.
6. Başvurucunun ek karara karşı istinaf kanun yoluna başvurması üzerine dosyayı inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 41. Hukuk Dairesi (İstinaf) 5/11/2021 tarihli kararla istinaf başvurusunun esastan reddine temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucunun UETS adresine 7/3/2021 tarihinde Mahkeme kararının tebliğinin yapılmasına karşın 17/5/2021 tarihinde kararın istinaf edildiği vurgulanmıştır. İstinaf ayrıca ilgili UETS adresindeki vergi numarasının başvurucuya ait olduğunun vekâletnameden anlaşıldığını belirtmiştir. İstinaf bu tespitten hareketle Mahkeme ek kararının yerinde olduğunu işaret etmiştir.
7. Başvurucu, istinaf dilekçesinde belirttiği aynı iddialarla temyiz talebinde bulunmuştur. Talebi inceleyen Yargıtay 9. Hukuk Dairesi (Daire) 24/2/2022 tarihli kararla ek bir gerekçe belirtmeksizin istinaf kararının onanmasına hükmetmiştir.
8. Başvurucu, nihai kararı 14/3/2022 tarihinde öğrendikten sonra 13/4/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
A. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
9. Başvurucu tarafından Mahkemece dava dilekçesi ve diğer tüm belgelerin elektronik tebligat yoluyla usulsüz şekilde gönderildiği iddia edilmiştir. Başvuru formunda ayrıca dosyadan ve verilen karardan harici yollarla haberdar oldukları, şirketlerince yapılmış bir UETS başvurusunun bulunmadığı gibi şirketin aktif bir UETS adresinin de olmadığı ileri sürülmüştür. Başvurucu son olarak Mahkeme kararına karşı öğrenme tarihi itibarıyla süresinde istinaf talebinde bulunmalarına rağmen İstinaf tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak süre aşımı nedeniyle taleplerinin reddedildiği belirtilerek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini belirtmiştir.
10. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüş yazısında, başvurucunun temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Bakanlık ayrıca konuyla ilgili olarak Posta ve Telgraf Teşkilatı A.Ş. Elektronik Posta Daire Başkanlığından temin edilen görüş ve ilgili belgelerin başvurucunun şikâyetlerine ilişkin olarak yapılacak incelemede dikkate alınmak üzere sunulduğunu ifade etmiştir.
11. Posta ve Telgraf Teşkilatı A.Ş. Elektronik Posta Daire Başkanlığından temin edilen 10/10/2024 tarihli yazıda, başvurucu şirket yetkilisi A.İ.S.'nin e-Devlet sistemine girerek 31/12/2019 tarihinde şirketin elektronik tebligat adresini aktif hâle getirdiğinin tespit edildiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık ve ilgili kurum görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
12. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun şikâyeti adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olan mahkemeye erişim hakkı yönünden incelenmiştir.
13. 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 7/a maddesinde, elektronik yolla tebligatın muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağı hüküm altına alınmıştır.
14. 6/12/2018 tarihli ve 30617 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Elektronik Tebligat Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) 9. maddesinde tebligat çıkarmaya yetkili makam ve mercinin, elektronik tebligat mesajını hazırlayarak UETS'ye teslim edeceği belirtilmiştir. UETS tarafından elektronik tebligat mesajının zaman damgasıyla ilişkilendirilerek muhatabın elektronik tebligat adresine ulaştırılacağı ifade edilmiştir. Son olarak elektronik yolla tebligatın, muhatabın elektronik tebligat adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağı da düzenleme altına alınmıştır.
15. Adil yargılanma hakkının görünümlerinden biri olan mahkemeye erişim hakkı, mutlak bir hak olmayıp bu hakkın sınırlandırılması mümkündür. Ancak mahkemeye erişim hakkına müdahalede bulunulurken Anayasa'nın temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen 13. maddesinin gözönünde bulundurulması gerekmektedir. Müdahalenin Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Bu bakımdan öncelikle başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağının bulunup bulunmadığının incelenmesi gerekir.
16. Müdahalenin kanuna dayalı olması öncelikle şeklî manada bir kanunun varlığını zorunlu kılar (Ali Hıdır Akyol ve diğerleri [GK], B. No: 2015/17510, 18/10/2017, § 56). Öte yandan müdahalenin kanuna dayalı olması, iç hukukta müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir ve öngörülebilir kuralların bulunmasını gerektirir (Türkiye İş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44). Bir uyuşmazlıkta uygulanacak hukuk kurallarının ve özellikle müdahalenin kanuni dayanağını oluşturan kanun hükümlerinin yorumlanması yargı mercilerinin takdirindedir. Yargı mercilerince mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağını oluşturduğu ifade edilen hükümlerle ilgili olarak geliştirilen yorumların isabetli olup olmadığını denetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi değildir. Bununla birlikte yargı mercilerinin yorumlarının kanunun açık lafzıyla çelişki içinde olduğu veya kanun metni dikkate alındığında bireyler tarafından öngörülmesinin mümkün olmadığı sonucuna ulaşıldığı hâllerde mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağının bulunmadığı kanaatine varılması mümkündür (Ziya Özden [1. B.], B. No: 2016/67737, 19/11/2019, § 59).
17. Somut olayda mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağa sahip olduğu ve sınırlamanın meşru amacının bulunduğu (idari işlem ya da eylemlere karşı açılacak davalarda süre şartı öngörülmesinin en genel ifadeyle idari istikrarın sağlanması şeklinde bir meşru amaca hizmet ettiği yönünde ayrıntılı değerlendirme için bkz. Ayşe Yıldırım [1. B.], B. No: 2014/5, 25/10/2017, §§ 54, 55; Fatma Altuner [2. B.], B. No: 2014/17714, 26/10/2017, §§ 48, 49; Çölbeyi Lojistik Nakliyat Gümrükleme Denizcilik İnşaat Turizm Sanayii ve Ticaret Limited Şirketi [1. B.], B. No: 2014/12354, 9/11/2017, § 52) anlaşılmıştır.
18. Kanunilik ve meşru amaç şartlarını sağladığı anlaşılan mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahale, ölçülülük ilkesi bakımından da değerlendirilmelidir. Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).
19. Hak arama özgürlüğünün bağlandığı usul kurallarına uyulmaması nedeniyle uyuşmazlıkların esası hakkında karar verilmemesi suretiyle mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin idari istikrarın sağlanması amacının gerçekleştirilmesi bakımından elverişli ve gerekli olduğu söylenebilir. Somut olayda değerlendirilmesi gereken mesele başvurucunun istinaf talebinin kanun yolu incelemesine konu yapılmamasının mahkemeye erişim hakkına orantısız bir müdahale oluşturup oluşturmadığıdır.
20. Başvurucu şirket; davalı konumda olduğu yargılama sonucu verilen hükmü istinafa taşımış; İstinaf, süresi içinde istinaf talebinde bulunulmadığına yönelik ek karara karşı yapılan istinaf talebini reddetmiştir. İstinaf, Mahkeme kararının başvurucunun elektronik posta adresine iletildiği 7/3/2021 tarihini dikkate almış ve bu tarihte tebliğ işleminin gerçekleştiğini kabul ederek gerekçesini oluşturmuştur.
21. 7201 sayılı Kanun'un 7/a maddesinde elektronik yolla tebligatın muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağı hükme bağlanmıştır. Öte yandan elektronik tebligata ilişkin çıkarılan Yönetmelik'in 9. maddesinde de -7201 sayılı Kanun ile aynı yönde düzenlemeye yer verilerek- elektronik yolla tebligatın, elektronik tebligat adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağı belirtilmiştir (bkz. §§ 13-14).
22. Mahkeme kararı, başvurucu şirket yetkilisi A.İ.S'nin e-Devlet sistemini kullanarak 31/12/2019 tarihinde aktif hâle getirdiği elektronik tebligat hesabına 2/3/2021 tarihinde iletilmiştir. 7201 sayılı Kanun ile Yönetmelik'e göre, bu tarihten itibaren beş gün sonra yani 7/3/2021 tarihinde Mahkeme kararı tebliğ edilmiş sayılır. Nitekim Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden incelenen elektronik tebligat sorgulama raporunda, başvurucu şirketin elektronik tebligat adresi doğrulanmış olup yapılan tebligat ile adresinin uyumlu olduğu görülmüştür. Buna göre başvuruya konu davada, İstinafın, Mahkeme kararının başvurucunun elektronik posta hesabına usulüne uygun olarak tebliğ edildiğine ilişkin yorumunun 7201 sayılı Kanun ve Yönetmelik ile bağdaştığı söylenebilecektir.
23. Bu durumda istinaf süresinin hesaplanma usulünün sürenin başlatılacağı tarihin belirlenmesiyle ilgili yorumun ve mevzuata dair değerlendirmenin öngörülemez nitelikte olmadığı ve başvurucunun dava açmasını aşırı derecede zorlaştıracak ya da imkânsız kılacak nitelikte katı bir yaklaşım içermediği sonucuna varılmıştır.
24. Buna göre başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin ölçülü olduğu, dolayısıyla belirtilen şikâyet bağlamında bir ihlalin olmadığı anlaşılmıştır.
25. Açıklanan gerekçelerle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
26. Başvurucu, Daire onama kararının gerekçesiz olduğundan yakınmıştır.
27. Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsamaktadır (daha geniş değerlendirme için bkz. Abdullah Topçu [1. B.], B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75). Nitekim Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma yükümlülüğü yüklenmiştir. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı yanıt vermesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak mahkemeler, kendilerine sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilse de (Yasemin Ekşi [1. B.], B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56) davanın esas sorunlarını inceledikleri gerekçeli karardan anlaşılmalıdır. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği davanın niteliğine ve şartlarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili, başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte olması hâlinde davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemeler, makul bir gerekçe ile yanıt vermelidir (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, § 35). Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında ilgili ve yeterli bir yanıt vermemesi veya yanıt vermeyi gerektiren usul veya esasa dair iddiaları cevapsız bırakması hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri, § 39).
28. Öte yandan istinaf/temyiz merciinin yargılamayı yapan mahkemenin kararını uygun bulması hâlinde bunu ya aynı gerekçeyi kullanarak ya da bir atıfla kararına yansıtması yeterlidir. Burada önemli olan husus istinaf/temyiz merciinin bir şekilde istinafta/temyizde dile getirilmiş ana unsurları incelediğini, ilk derece mahkemesinin kararını inceleyerek onadığını ya da bozduğunu göstermesidir (bazı değişikliklerle birlikte bkz. Yasemin Ekşi, § 57).
29. Somut olayda İstinafın kararında tarafların davanın sonucuna etkili olabilecek tüm iddia ve savunmalarının tartışılmak suretiyle hükme ulaşılması için yeterli gerekçe bulunduğu görülmektedir. Daire de dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığından hareketle Mahkeme ve İstinafın ulaştığı kanaatin aksi yönünde bir neticeye varmamıştır.
30. Dolayısıyla yargısal süreçte gerekçe sunulmadığı söylenemez. Ayrıca başvurucu, ilk derece ve istinaftaki yargılama sırasında mevcut olmayan, ilk kez temyiz aşamasında ortaya çıkan ve bu sebeple Dairenin ayrı ve açık yanıt vermesini gerektiren bir durumun varlığını da iddia etmemiştir. Bu hâle göre Daire tarafından İstinafın hüküm ve gerekçesinin uygun bulunduğu dikkate alındığında gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlalin bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
31. Açıklanan gerekçelerle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 13/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.