logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(İlhan Boyacıoğlu [2. B.], B. No: 2022/56189, 13/1/2026, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

İLHAN BOYACIOĞLU BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/56189)

 

Karar Tarihi: 13/1/2026

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

 

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Kenan YAŞAR

 

 

Ömer ÇINAR

Raportör

:

Mehmet Yavuz YAŞAR

Başvurucu

:

İlhan BOYACIOĞLU

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, iş akdinin emekliliğe ayrılma sebebiyle sonlandırılması üzerine işveren tarafından ödenen ek ödeme üzerinden yapılan gelir vergisi kesintisinin iadesi istemiyle açılan davanın aynı iddialarla açılan davalarda verilen kararların aksi sonuca ulaşılarak reddedilmesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu, özel bir firmada çalışmaktayken emeklilik sebebiyle iş akdi karşılıklı olarak 10/1/2017 tarihinde sonlandırılmıştır. Başvurucuya iş akdinin feshi nedeniyle iyi niyet tazminatı olarak belirtilen 144.985 TL ek ödeme yapılmış, işveren muhtasar beyanname yönünden bağlı bulunduğu vergi dairesi müdürlüğüne söz konusu tutara isabet eden gelir vergisini ödemiştir.

3. Başvurucu 4/2/2019 tarihli dilekçeyle 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 122. maddesi uyarınca Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Müdürlüğüne vergi hatası düzeltme başvurusunda bulunmuştur. Başvurucu; iş akdinin feshi nedeniyle tarafına yapılan ödemenin 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 25. maddesi gereğince işsizlik tazminatı niteliği taşıdığını, ücret vasfında olmadığını, gelir vergisinden müstesna bulunduğunu ve bu nedenle ödenen verginin iadesinin gerektiğini belirtmiştir. Düzeltme talebine herhangi bir cevap verilmemesi üzerine başvurucu 213 sayılı Kanun'un 124. maddesi uyarınca Gelir İdaresi Başkanlığına 20/8/2020 tarihinde şikâyet yoluyla müracaat etmiştir. Şikâyet müracaatına karşı da herhangi bir cevap verilmemiştir.

4. Başvurucu, Gelir İdaresi Başkanlığının sessiz kalmasını zımni ret işlemi olarak yorumlamak suretiyle 22/10/2020 tarihinde İstanbul 14. Vergi Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Dava dilekçesinde; işsizlik sebebiyle ve yardım amaçlı olarak yapılan ödemenin ücret niteliği taşımadığını, ücret vasfında olmayan ve işe son verilme nedeniyle yapılan ödemenin gelir vergisine tabi olmadığını belirtmiş; hatalı olarak yapılan gelir vergisi tarhiyatına karşı şikâyet başvurusunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptalini ve yapılan kesintinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesini talep etmiştir.

5. Davalı idare tarafından Mahkemeye sunulan cevap dilekçesinde, başvurucunun 10/1/2017 tarihi itibarıyla istifa ederek kendi iradesiyle iştenayrıldığı, işinden ikale yani bozma sözleşmesi kapsamında ayrılmadığı, iş akdi sonlandırılırken ikale sözleşmesi düzenlenmediği, bu nedenle başvurucuya ödenen tutarın işsizlik tazminatı kapsamında olup olmadığının anlaşılamadığı ileri sürülmüştür.

6. Mahkeme 20/5/2021 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Olayda; davacının emekliliğine ilişkin talep dilekçesinin iş yerine ibrazıyla birlikte, çalıştığı işyerinden yaş veya hizmet yılı gibi sebeplerle kendi isteğiyle ayrıldığı, emeklilik işlemleri üzerine kendisine her ne kadar iyi niyet tazminatı adı altında bir ödeme yapılmışsa da anılan bu ödemenin gerçek mahiyetinin emeklilik ikramiyesi olduğu, tazmin amacı taşımadığı gibi işsizlik sebebiyle yapılan bir ödeme de olmadığı, işverene bağlı ve hizmet karşılığı olarak yapılan bu ödemenin yukarıda açıklanan mevzuat hükümlerine göre ücret sayılan ödemelerin ortak özelliğini taşıdığı, böylece ücret olarak vergilendirilmesi gerektiği anlaşılmakla bu durumda, yasal olarak vergiden istisna edilmemiş olan ve davacıya, işveren bünyesindeki çalışması karşılığında bir çeşit emekli ikramiyesi olarak ödenen brüt 144.985,00-TL üzerinden gelir vergisi kesilmesi gerektiğinden, söz konusu ek ödeme üzerinden yapılan gelir vergisi kesintisinin iadesi talebinin reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir."

7. Başvurucu, bu karara karşı istinaf kanun yolu başvurusunda bulunmuştur. İstinaf dilekçesinde; iş akdinin emeklilik nedeniyle sona ermesi neticesinde işveren tarafından yapılan söz konusu ödemenin ücret ve ücret sayılan ödemelerden olmadığını, iş akdinin sonlanması nedeniyle ödenen iş güvencesi/iyi niyet tazminatı niteliği taşıdığını ve gelir vergisine tabi bulunmadığını ileri sürmüştür. Başvurucu; istinaf dilekçesinde, benzer uyuşmazlıklarda çok sayıda lehe bölge idare mahkemesi ve Danıştay kararları olduğunu mahkeme esas numaralarını vererek belirtmiştir. Başvurucu, son olarak Danıştay Dördüncü Dairesinin 7/10/2020 tarihinde vermiş olduğu E.2020/1614, K.2020/3526 sayılı emsal nitelikteki kararı istinaf dilekçesi ekine eklemiştir.

8. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 3. Vergi Dava Dairesi (Bölge İdare Mahkemesi) 28/2/2022 tarihinde istinaf başvurusunun reddine kesin olarak karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Dosyadaki belgelerin incelenmesinden; istinafa konu kararda 2577 sayılı Yasa’nın 45. ve 49. maddelerinde sayılan kararın kaldırılmasını gerektiren nedenlerin bulunmadığı ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddiaların da kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte olmadığı sonucuna varılmıştır."

9. Başvurucu, nihai kararı 8/4/2022 tarihinde öğrendikten sonra 27/4/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

10. Komisyon mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilemez olduğunu, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

11. Başvurucunun istinaf dilekçesi ekinde sunduğu Danıştay Dördüncü Dairesinin 7/10/2020 tarihli ve E.2020/1614, K.2020/3526 sayılı emsal nitelikteki kararı üzerine İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesi 26/3/2021 tarihinde ilk kararında ısrar ederek davanın reddine hükmetmiştir. Israr kararı üzerine yapılan temyiz başvurusunu inceleyen Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu 7/12/2022 tarihli kararıyla ısrar kararının bozulmasına karar vermiştir. Bozma kararı üzerine uyuşmazlığı yeniden ele alan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesi 13/4/2023 tarihinde bozma kararına uyarak davanın kabulüne hükmetmiştir. Kararın temyiz edilmesi üzerine bu kez dosya temyiz başvurusunun görüşülüp karara bağlanması için Danıştay Üçüncü Dairesinin 10/3/2025 tarihli kararı ile Danıştay Vergi Dava Daireleri Kuruluna gönderilmiştir. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu 9/7/2025 tarihli ve E.2025/205, K.2025/540 sayılı kararıyla İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesi kararına yönelik temyiz isteminin bozma kararına uygunluk yönünden reddine, kararın bozma kararı kapsamı dışında kalan diğer hüküm fıkralarına yönelik temyiz incelemesi sonuçlandırılmak üzere dosyanın Danıştay Üçüncü Dairesine gönderilmesine karar vermiştir.

II. DEĞERLENDİRME

12. Başvurucu; tarafına ek ödeme adı altında yapılan ödemenin iş sözleşmesinin devamı sürecinde emeği karşılığında yapılan bir ödeme olmadığını, söz konusu ödemenin iş sözleşmesinin sona erdirilmesi nedeniyle mahrum kalınan haklarının tazminine yönelik ve yasal zorunluluk olmaksızın yapılan bir ödeme olduğunu iddia etmiştir. Başvurucu ayrıca bu ödemenin ücret niteliğinde olmaması nedeniyle gelir vergisinden müstesna tutulması gerektiğini, ek ödemeden gelir vergisi tevkifatı yapılmasının açık bir vergilendirme hatası olduğunu belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu son olarak benzer uyuşmazlıklarda lehe olan çok sayıda bölge idare mahkemesi ve Danıştay kararları olduğunu numaralarını vererek belirtmiş ve Danıştay Dördüncü Dairesinin 7/10/2020 tarihinde vermiş olduğu E.2020/1614, K.2020/3526 sayılı emsal nitelikteki kararı başvuru formu ekine eklemiştir.

13. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; bölge idare mahkemeleri arasında içtihat aykırılığının giderilmesi talebi üzerine Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 24/11/2021 tarihli ve E.2021/6, K.2021/8 sayılı kararıyla aykırılığın 27/3/2018 tarihinden önce işten ayrılanlara tazminat olarak yapılan ilave ödemelerin, ücret geliri mahiyetinde olmadığı yönünde giderilmesine kesin olarak karar verildiği belirtilmiştir. Başvurucunun temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği ileri sürülmüştür. Ayrıca konuyla ilgili olarak idareden temin edilen görüş ve ilgili belgelerin başvurucunun şikâyetlerine yönelik yapılacak incelemede dikkate alınmak üzere sunulduğu ifade edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı başvuru formundaki iddialarını tekrarlamıştır.

14. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Somut olayda başvurucunun, tarafına yapılan ek ödemeye yönelik Mahkeme yorumunun hatalı olduğundan ve yerleşik içtihada aykırı karar verildiğinden şikâyet ettiği anlaşılmıştır. Bu doğrultuda başvurucunun iddialarının adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı yönünden incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

15. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

16. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının, davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

17. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan merciinin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciinde ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).

18. Yargılama makamlarınca gerçekleştirilen araştırma ve incelemeler neticesinde tespit edilen hususların hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerini temin edecek ve keyfî uygulamaların önüne geçecek şekilde somut olayın özelliği dikkate alınarak gerekçeli kararda ortaya konulması gerekmektedir. Bu kapsamda sadece şeklî anlamda bir gerekçenin varlığı yeterli olmayıp gerekçenin aynı zamanda makul olması da aranmaktadır. Makul gerekçeden anlaşılması gereken, mahkemelerin dava konusu maddi olay ve olguların kanıtlanmasını, delillerin değerlendirilmesini, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanmasını, uyuşmazlıkla ilgili vardığı sonucu, sonuca varmada kullandığı takdir yetkisinin sebeplerini ortaya koymasıdır (D.E. [2. B.], B. No: 2022/44461, 20/11/2024, § 13).

19. Eldeki olayda başvurucu, emeklilik hakkı nedeniyle istifa ederek işten ayrılması üzerine kendisine ödenen 144.985 TL için yapılan gelir vergisi ödemesinin, bu ödemenin gelir vergisine tabi olmadığını belirterek iadesi için düzeltme ve şikâyet yoluna müracaat etmiştir. İdari aşamadan netice temin edemeyen başvurucunun açtığı davada Mahkeme, başvurucuya yapılan ödemenin verilmiş olan hizmetlerin ve çalışmanın karşılığı olarak ödenen emekli ikramiyesi niteliğinde olduğu, mevzuat uyarınca ücret olarak değerlendirilmesinde ve bu tutar üzerinden kesinti yapılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna vararak davayı reddetmiştir (bkz. § 6). Karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran başvurucu; istinaf dilekçesinde benzer uyuşmazlıklarda leheçok sayıda bölge idare mahkemesi ve Danıştay kararları olduğunu numaralarını vererek belirtmiş ve özellikle Danıştay Dördüncü Dairesinin 7/10/2020 tarihinde verdiği E.2020/1614, K.2020/3526 sayılı emsal nitelikteki karara dikkat çekmiştir. İstinaf başvurusunu inceleyen Bölge İdare Mahkemesi ise herhangi bir ek gerekçe belirtmeksizin istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddiaların kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine kesin olarak karar vermiştir (bkz. § 8).

20. Başvurucu ısrarla Mahkemenin Danıştay içtihadına aykırı karar verdiğini ileri sürmüştür. Başvurucunun emsal gösterdiği kararlarda uyuşmazlığa konu ödemelerin ücret niteliğinde olmadığı değerlendirilmiş ve bu nedenle gelir vergisi tevkifatı yapılamayacağı kabul edilmiştir. Başvurucu, emeklilik hakkı nedeniyle iş akdinin sona erdirilmesinden dolayı yapılan toptan ödemelerin gelir vergisine tabi olmadığını kabul eden Danıştay kararlarını Bölge İdare Mahkemesine istinaf dilekçesi ekindeibraz etmiştir.

21. Olayda bireysel başvuru formuna eklenen ve emsal olduğu belirlenen Danıştay kararının Bölge İdare Mahkemesinin bilgisine sunulmasına karşın söz konusu kararlarla ilgili değerlendirme yapılmamış ve ibraz edilen kararlardan farklı yorum yapılmasının gerekçeleri izah edilmemiştir.

22. Bu itibarla uyuşmazlığın neticesine etkili olabilecek nitelikteki esaslı bir iddia olan Danıştayın benzer mahiyetteki kararlarının Bölge İdare Mahkemesince tartışılmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

23. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

24. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile tür belirtmeksizin42.675 TL tazminat talebinde bulunmuştur.

25. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

26. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

27. İhlalin niteliğine göre yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 14. Vergi Mahkemesine (E.2020/2632, K.2021/1131) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 664,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 13/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(İlhan Boyacıoğlu [2. B.], B. No: 2022/56189, 13/1/2026, § …)
   
Başvuru Adı İLHAN BOYACIOĞLU
Başvuru No 2022/56189
Başvuru Tarihi 27/4/2022
Karar Tarihi 13/1/2026

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, iş akdinin emekliliğe ayrılma sebebiyle sonlandırılması üzerine işveren tarafından ödenen ek ödeme üzerinden yapılan gelir vergisi kesintisinin iadesi istemiyle açılan davanın aynı iddialarla açılan davalarda verilen kararların aksi sonuca ulaşılarak reddedilmesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler) Gerekçeli karar hakkı (idare) İhlal Yeniden yargılama
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi