logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Mevlide Şan Karaman [1. B.], B. No: 2022/45379, 11/3/2026, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

MEVLİDE ŞAN KARAMAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/45379)

 

Karar Tarihi: 11/3/2026

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan y.

:

Recai AKYEL

Üyeler

:

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

 

 

Selahaddin MENTEŞ

 

 

İrfan FİDAN

 

 

Muhterem İNCE

Raportör

:

Eren Can BENAKAY

Başvurucu

:

Mevlide ŞAN KARAMAN

Vekili

:

Av. Tekin BOSTANCİ

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, uyarma disiplin cezasına karşı açılan davada uyuşmazlığın sonucuna etkili iddianın kararda karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Kadın hastalıkları ve doğum uzmanı olan başvurucu, Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görev yaptığı dönemde teşhis ve tespit ettiği 18 yaş altı gebelikleri bildirim yükümlülüğü bulunmasına rağmen bildirmediğinden bahisle sağlık meslek mensuplarının suçu bildirmemesi fiilini işlediği gerekçesiyle hakkında disiplin soruşturması başlatılmıştır. Disiplin soruşturması sonucunda başvurucu, Sağlık Bakanlığınca 28/6/2019 tarihinde, 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (B) bendinin (a) alt bendi olan "verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımından kusurlu davranmak" hükmü uyarınca kınama cezası ile cezalandırılmıştır.

3. Başvurucu, verilen kınama cezasına karşı yasal süresi içinde itiraz etmiştir. Bakanlık Merkez Disiplin Kurulu 23/1/2020 tarihinde itirazı kabul etmiş ve başvurucunun eyleminin 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) alt bendinde yer alan "verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmî belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kayıtsızlık göstermek veya düzensiz davranmak" fiiline uyduğu gerekçesiyle bir alt ceza olan uyarma cezası ile tecziyesine karar vermiştir. Başvurucu, anılan işlemin iptali istemiyle 30/5/2020 tarihinde dava açmıştır.

4. Van 4. İdare Mahkemesince (Mahkeme) dava konusu işlem 20/4/2021 tarihinde iptal edilmiştir. Kararda başvurucu hakkında sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirmemesi suçundan başlatılan soruşturmada verilen takipsizlik kararının gerekçesinin ilgili kısmına yer verilmiştir. Başvurucuya idari makamlarca isnat edilen sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirmemesi suçunu işlemediğinin yapılan soruşturma sonucunda ortaya konulduğu belirtilmiştir. Bu nedenle de disiplin cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Sağlık Bakanlığı, karara karşı 30/5/2021 tarihinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

5. Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesince (Bölge İdare Mahkemesi) 4/1/2022 tarihinde istinaf istemi kabul edilerek Mahkeme kararı kaldırılmış ve dava kesin olarak reddedilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şu şekildedir:

"Dava konusu olayda, davacının 18 yaş altı gebeliğini teşhis ve tespit ettiği gebelikleri bildirim yükümlülüğü olmasına rağmen bildirmediğinin sabit olduğu, dolayısıyla dava konusu disiplin cezasına konu eylemin sübut bulduğu anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık, aksi yöndeki Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır."

6. Başvurucu hakkında sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirmemesi suçundan başlatılan soruşturmada Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca 6/5/2019 tarihinde takipsizlik kararı verilmiştir. Kararda, hamilelik tespiti yapılan kişilerin 15 yaş üstü kişiler oldukları ve bu kişilerin cebir, tehdit ve hileli bir eylem sonucu hamile kaldıklarına yönelik herhangi bir iddia ya da delil bulunmadığı belirtilmiştir. Dolayısıyla reşit olmayanla cinsel ilişki kapsamında kalan ve takibi şikâyete bağlı olan olaylarda bildirim yapılmamasının müsnet suçu oluşturmayacağı ifade edilmiştir.

7. Nihai karar olan Bölge İdare Mahkemesinin 4/1/2022 tarihli kararı başvurucuya 27/3/2022 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 12/4/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

8. Başvurucu, Bölge İdare Mahkemesinin ceza soruşturması ve takipsizlik kararını değerlendirmemesinden yakınmıştır. İdare Mahkemesi kararında yer alan verilerin herhangi bir şekilde irdelenmediğini belirtmiştir. Hakkında gerçekleştirilen ceza soruşturmasında bildirmesi gereken herhangi bir suç bulunmadığının ortaya konulduğunu iddia ederek gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

9. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, başvurucunun temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

10. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

11. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

12. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan mercinin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciine ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).

13. Mahkeme, dava konusu işlemi iptal ederken başvurucu hakkında yürütülen soruşturma sonucunda verilen takipsizlik kararında yer alan tespitlerden yararlanmıştır. Buna karşın Bölge İdare Mahkemesi, başvurucunun 18 yaş altı gebeliğini teşhis ve tespit ettiği gebelikleri bildirim yükümlülüğü olmasına rağmen bildirmediğinin sabit olduğunu değerlendirmiştir. Ancak bu kanıya nasıl vardığını kararında açıklamamıştır. Başvurucu hakkında elde edilen hangi verilerden bu sonuca ulaştığı kararın gerekçesinde yer almamıştır. Başvurucu hakkında verilen takipsizlik kararında yer alan verilerden hareket edilip edilmediği Bölge İdare Mahkemesince ortaya konulmamıştır. Zira -takipsizlik kararında da belirtildiği üzere- 15 yaşını doldurup da 18 yaş altında kalan gebeliklerin bildirimi konusunda; cebir, tehdit ve hileli bir eylem sonucu hamile kaldığına dair iddia ya da delil bulunması gerekmektedir. Başvurucunun, 18 yaş altı olduğunu teşhis ve tespit ettiği gebeliklerin bu açıdan da ayrı bir değerlendirmeye tabi tutulması gerekir. Bölge İdare Mahkemesi ise, bu yönden de bir irdeleme yapmamıştır. Ayrıca Mahkeme tarafından yapılan değerlendirmenin neden kabul edilmemesi gerektiğini de kararında açıklamamıştır.

14. Öte yandan başvurucu, Bölge İdare Mahkemesinin hakkında yürütülen soruşturma sonucunda verilen takipsizlik kararında yer alan verileri değerlendirmemesinden şikâyet etmiştir. Ceza soruşturmasında yer alan bilgi ve belgelere ulaşılarak söz konusu verilerin başvurucunun almış olduğu cezaya olan etkisinin değerlendirilmesinin önünde -masumiyet karinesine uygun olmak koşuluyla- herhangi bir engel bulunmamaktadır. Bölge İdare Mahkemesi tarafından ceza soruşturmasında yer alan verilerin disiplin cezasına olan etkisinin ortaya konulması gerekmektedir (Diren Taş [1. B.], B. No: 2019/38230, 24/1/2024, § 35).

15. Mahkeme kararında, takipsizlik kararında yer alan tespitlere yer verilmesine karşın Bölge İdare Mahkemesince bu hususa yer verilmediği gibi herhangi bir şekilde de değerlendirilmemiştir. Ayrıca takipsizlik kararında yer alan hususlara tek başına yer verilmesi de yeterli değildir. Zira ceza soruşturmasına konu olay ve olguların da Bölge İdare Mahkemesi tarafından irdelenmesi gerekmektedir. Bu bağlamda olayın meydana geliş şekli, fiilin özelliği, ağırlığı gibi olaya özgü durumlar değerlendirilerek karar sonucuna ulaşılma nedeni, ilgili ve yeterli bir gerekçe ile ortaya konulmalıdır (Diren Taş, § 34).

16. Sonuç olarak başvurucu hakkında elde edilen bilgilerin verilen disiplin cezasını neden ve nasıl haklılaştırdığı hususunun Bölge İdare Mahkemesinin gerekçesinde yer almadığı görülmektedir. Bölge İdare Mahkemesince esas alınan tespitlere karşı başvurucunun iddiaları gözönüne alındığında disiplin cezasının haksız ve hukuka aykırı olduğuna ilişkin başvurucunun iddialarının yeterli bir şekilde açıklığa kavuşturulmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle yargılama süreci bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

17. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

18. Başvurucu tarafından masumiyet karinesinin ihlal edildiğinin ileri sürüldüğü görülmekteyse de gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verildiğinden diğer ihlal iddiası hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasının gerek olmadığı değerlendirilmiştir.

III. GİDERİM

19. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile 50.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

20. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir(Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

21. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır.Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

22. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Diğer ihlal iddiasının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,

D. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesine (E.2021/175, K.2022/2) iletilmek üzere Van 4. İdare Mahkemesine (E.2020/2058, K.2021/829) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

F. 664,10 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.664,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

G. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 11/3/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Mevlide Şan Karaman [1. B.], B. No: 2022/45379, 11/3/2026, § …)
   
Başvuru Adı MEVLİDE ŞAN KARAMAN
Başvuru No 2022/45379
Başvuru Tarihi 12/4/2022
Karar Tarihi 11/3/2026

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, uyarma disiplin cezasına karşı açılan davada uyuşmazlığın sonucuna etkili iddianın kararda karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler) Gerekçeli karar hakkı (idare) İhlal Yeniden yargılama
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi