|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
ÖZLEM AKTAŞ BAŞVURUSU
|
|
(Başvuru Numarası: 2022/51485)
|
|
|
|
Karar Tarihi: 11/3/2026
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
Başkan y.
|
:
|
Recai AKYEL
|
|
Üyeler
|
:
|
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
|
|
|
|
Selahaddin MENTEŞ
|
|
|
|
İrfan FİDAN
|
|
|
|
Muhterem İNCE
|
|
Raportör
|
:
|
Eren Can BENAKAY
|
|
Başvurucu
|
:
|
Özlem AKTAŞ
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Edip İlkay SUNAY
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, imzalanan protokolün feshinin iptali talebiyle açılan davada uyuşmazlığın sonucuna etkili iddianın kararda karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucu, kendi adını taşıyan eczaneyi işletmektedir. Başvurucu ile Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) arasında 1/4/2016 tarihinde Türk Eczacılar Birliği Üyesi Eczanelerden İlaç Teminine İlişkin Protokol imzalanmıştır. 25/11/2016 tarihinde reçete kaydı esnasında MEDULA sisteminde (Sağlık Bakanlığı tarafından ilaç almayı kolaylaştırmak için oluşturulmuş bir program) "bu eczane 25/11/2016 tarihi ve sonrası iptalidir" uyarısı ile karşılaşmıştır. Bu işlemi takiben protokolün 5.1. maddesi uyarınca sözleşmenin feshedileceğine ilişkin 28/11/2016 tarihli bilgilendirme yazısı başvurucuya gönderilmiş ve 1/1/2017 tarihi itibarıyla fesih işlemi başlatılmıştır.
3. Başvurucu, MEDULA ekranına erişimin engellenmesi suretiyle gerçekleşen feshin ilaç teminine ilişkin protokole aykırı olarak yapılması nedeniyle haksız olduğunu ileri sürerek iptali istemiyle 3/5/2018 tarihinde dava açmıştır.
4. Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesi (Mahkeme) 2/7/2019 tarihinde davayı reddetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şu şekildedir:
"Davacının Kütahya Cumhuriyet Başsavcılığı 2017/7789 soruşturma sayılı dosyasında silahla terör örgütüne üye olma suçundan yeterli delil olmadığı gerekçesiyle takipsizlik kararı verildiği görülmüştür.
Davacının kurum işleminin iptali talebi yönünden Sosyal Güvenlik Kurumu Kapsamındaki Kişilerin Türk Eczacıları Birliği Üyesi Eczanelerden İlaç Teminine İlişkin Protokolün 'Sözleşmenin Feshi ve Cezai Şartlar' başlıklı 5.1. maddesinde aynen 'taraflar bir ay önceden yazılı bildirimde bulunmak şartıyla sözleşmeyi her zaman feshedebilir.' hükmüne yer verilmiş olduğundan,davalı kurum işleminin sözleşme maddesine uygun olduğu görülmekle, davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."
5. Başvurucu, karara karşı 5/8/2019 tarihinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi) 3/2/2021 tarihinde istinaf talebini reddetmiştir. Başvurucu, karara karşı 4/3/2021 tarihinde temyiz yoluna başvurmuştur. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (Yargıtay) 10/2/2022 tarihinde temyiz talebini reddetmiştir.
6. Nihai karar, başvurucu vekili tarafından Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden 2/3/2022 tarihinde öğrenilmiştir. Başvurucu 3/3/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan başlatılan soruşturmada Kütahya Cumhuriyet Savcılığı tarafından 8/6/2018 tarihinde takipsizlik kararı verilmiştir. Kararda 17-25 Aralık sürecinden sonra Bank Asyada hesap açtırma, Bank Asyanın mali yapısını kurtarma amaçlı para yatırma, Bank Asyanın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na (TMSF) geçmesinden sonra tepki amaçlı Bank Asya ile çalışmayı bırakma şeklinde örgütsel sayılabilecek bir davranışının bulunmadığı belirtilmiştir. Şüphelinin Bank Asyada talimat üzerine hesap açtırdığına, hesaba toplu para yatırdığına, Bank Asyanın TMSF'ye geçtikten sonra tepki amaçlı para çektiği veya bankayla çalışmayı bıraktığına, bu şekilde örgütsel tavır sergilediğine dair bir delil olmadığı ifade edilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
8. Başvurucu, herhangi bir terör örgütü ile bağlantısının bulunmadığını ifade etmiştir. Buna ilişkin hakkında soruşturma ya da kovuşturma bulunmadığını belirtmiştir. Hukuka aykırı bir şekilde, gerekçesi bildirilmeden MEDULA sistemine erişiminin engellenmesi nedeniyle zarara uğramaktan yakınmıştır. Sözleşmenin feshi için somut tespitlerin yer almadığını, soyut iddialardan hareket edildiğini iddia ederek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
9. Adalet Bakanlığı görüşünde; gerek Asliye Hukuk Mahkemesinin gerek Bölge Adliye Mahkemesinin gerekse de Yargıtayın dava konusu maddi olay ve olguları, delillerin değerlendirmesini, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanmasını, uyuşmazlıkla ilgili vardığı sonucu ve kullandığı takdir yetkisinin sebeplerini gerekçelendirdiği ve bu suretle hükmün kesinleştiği belirtilmiştir. Bu nedenle mevcut başvurunun kabul edilebilirliğine dair yapılacak incelemede başvurucunun iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olup olmadığı hususunun dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
10. Başvuru, gerekçeli karar hakkı kapsamında değerlendirilmiştir.
11. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
12. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
13. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan mercinin yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciine ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).
14. Mahkeme kararında fesih işleminin hukuka uygun bulunmasının nedeninin, başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan başlatılan soruşturmada yeterli delil olmadığı gerekçesiyle verilen takipsizlik kararı olduğu anlaşılmaktadır. Mahkeme kararında başvurucu hakkında verilen takipsizlik kararı aktarılmakla birlikte herhangi bir şekilde değerlendirilmemiştir. Kararda yalnızca başvurucu hakkındaki takipsizlik kararı verildiği bilgisine yer verilmiştir. Ancak bu husus yeterli olmayıp ceza soruşturmasına konu olay ve olguların da Mahkeme tarafından irdelenmesi gerekmektedir. Bu bağlamda olayın meydana geliş şekli, fiilin özelliği, ağırlığı gibi olaya özgü durumlar değerlendirilerek karar sonucuna ulaşılma nedeni, ilgili ve yeterli bir gerekçe ile ortaya konulmalıdır (Diren Taş [1. B.], B. No: 2019/38230, 24/1/2024, § 34).
15. Ceza soruşturmasında yer alan bilgi ve belgelere ulaşılarak söz konusu verilerin yapılan fesih işlemine olan etkisinin değerlendirilmesinin önünde -masumiyet karinesine uygun olmak koşuluyla- herhangi bir engel bulunmamaktadır. Mahkeme tarafından ceza soruşturmasında yer alan verilerin fesih işlemine olan etkisinin ortaya konulması gerekmektedir. Olaya bakıldığında ise Mahkeme tarafından ceza soruşturması esas alınmakla birlikte soruşturmada yer alan olgular irdelenmemiştir (Diren Taş § 35).
16. Kural olarak mahkeme kararlarında esasa ilişkin hususlarda yeterli gerekçe bulunması hâlinde kanun yolu merciince bu karara atıf yapılarak değerlendirme yapılması makul görülebilir. Mahkeme kararlarında gerekçe bulunmadığı hâllerde ise kişilerin ileri sürdüğü esaslı itirazların kanun yolu mercii tarafından gerekçeli bir şekilde karşılanması gerekir. Somut olayda Mahkeme kararının yukarıda belirtilen bağlamda bir gerekçe içermediği, Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay tarafından ise bu karara atıf yapılarak herhangi bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmıştır (Diren Taş § 36).
17. Sonuç olarak ceza soruşturmasında yer alan verilerin fesih işlemini neden ve nasıl haklılaştırdığı hususunun yargılama mercilerinin kararlarının gerekçelerinde yer almadığı görülmektedir. Yargılama mercileri ceza soruşturmasında yer alan verileri herhangi bir şekilde değerlendirmediğinden fesih işleminin sonucuna ilişkin başvurucunun iddiaları yeterli bir şekilde açıklığa kavuşturulmamıştır. Bu itibarla yargılama süreci bir bütün olarak değerlendirildiğinde, başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
18. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
19. Başvurucu tarafından masumiyet karinesinin ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiğinin ileri sürüldüğü görülmekte ise de gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verildiğinden diğer ihlal iddiaları hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek olmadığı değerlendirilmiştir.
III. GİDERİM
20. Başvurucu, ihlalin tespiti ve yeniden yargılama yapılması talebinde bulunmuştur. Başvurucunun tazminat talebi bulunmamaktadır.
21. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir(Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
22. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır.Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,
D. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2018/331, K.2019/333) GÖNDERİLMESİNE,
E. 664,10 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam40.664,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 11/3/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.