logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Selami Arslan [1. B.], B. No: 2022/46821, 28/1/2026, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

SELAMİ ARSLAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/46821)

 

Karar Tarihi: 28/1/2026

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

 

 

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

 

 

İrfan FİDAN

 

 

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

İsmail ŞAHİN

Başvurucu

:

Selami ARSLAN

Vekili

:

Av. Ali Erdem GÜNDOĞAN

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılması nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

2. Başvurucu safra kesesinde taş ve çamur izlenmesi nedeniyle 13/5/2019 tarihinde Ankara Gazi Mustafa Kemal Devlet Hastanesinde (Hastane) safra kesesi ameliyatı olmuştur.

3. Başvurucu hatalı tıbbi müdahaleden kaynaklanan zararlarının giderimi talebinin Sağlık Bakanlığı tarafından reddedilmesi üzerine 21/7/2020 tarihinde Ankara 11. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) tam yargı davası açmıştır. Dava dilekçesinde; ameliyat sırasında gerekli dikkat ve özen gösterilmeyerek safra kesesine, safra yollarına ve çevre dokulara zarar verildiğini, bu yüzden hayati tehlike geçirdiğini ve uzun süre yoğun bakımda tedavi edildiğini belirten başvurucu fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere 55.000 TL maddi ve 500 TL manevi tazminatın ödenmesini talep etmiştir.

4. Yargılama sürecinde alınan Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğü Tıp Fakültesi Dekanlığı Cerrahi Tıp Bilimleri Bölüm Başkanlığı Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanlığının 25/10/2021 tarihli raporunda; başvurucunun doğru teşhis ve gereklilik ile ameliyat edildiği, ameliyat sırasında karşılaşılan sorunun farkına varılarak ameliyatta doğru işlem yapıldığı (zor safra kesesi anatomisi nedeniyle açık ameliyata geçildiği ve T-tüp ile drenaj yapıldığı) belirtilmiştir. Ameliyat sonrası servis takibi döneminde gerekli tetkik ve tedavi uygulandıktan sonra başvurucunun bir üst basamağa (hepatobiliyer cerrahi konusunda deneyimli merkeze) sevk edildiği ve orada hastalığın tedavisine uygun şekilde devam edildiği vurgulanmıştır. Netice itibarıyla başvurucuya Hastanede yapılan tıbbi müdahalede güncel tıp ilmine göre kusur bulunmadığı görüş ve kanaatine varılmıştır.

5. Başvurucu, anılan rapora itiraz ederek ameliyatı yapan doktorun dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması sonucu safra kesesi ile safra yollarına ve çevre dokulara zarar verildiğini belirterek yeniden rapor alınmasını talep etmiştir.

6. Mahkemece, bilirkişi raporuna itirazları yerinde görmeyerek 27/1/2022 tarihinde davanın reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde; bilirkişi raporuna atıfla davalı idareye ve ilgili hekimlere yüklenebilecek herhangi bir kusurun bulunmadığı belirtilmiştir. Başvurucu, anılan karara karşı istinaf kanun yolu başvurusunda bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek hatalı yapılan ameliyat nedeniyle birçok defa ameliyat olmak zorunda kaldığını ve uzun süre yoğun bakım hizmeti aldığını ifade etmiştir.

7. Ankara 10. İdari Dava Dairesi (Daire) 8/4/2022 tarihinde Mahkeme kararının usul ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddi ile kararın onanmasına kesin olarak karar vermiştir.

8. Başvurucu vekili, nihai kararı 25/4/2022 tarihinde tebellüğ ettikten sonra 10/5/2022 tarihinde bireysel başvuru yapmıştır.

9. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

II. DEĞERLENDİRME

10. Başvurucu; safra kesesi ameliyatında yapılan tıbbi hata nedeniyle safra kesesi ve yollarının zarar görerek enfeksiyon geliştiğini, ameliyat sonrası uzun süreli tedavi görmek zorunda kaldığını, bunun üzerine açtığı tam yargı davasının da hatalı bilirkişi raporuna istinaden reddedildiğini belirterek maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

11. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; tıbbi ihmal dosyalarına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarına yer verildikten sonra mevcut başvuruda Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihadı ve somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı cevabında başvuru formunda ileri sürdüğü iddiaları yinelemiştir.

12. Başvurunun Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

13. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

14. Anayasa’nın 17. maddesinin amacı, esas olarak bireylerin maddi ve manevi varlığına karşı devlet tarafından yapılabilecek keyfî müdahalelerin önlenmesidir. Bunun yanı sıra devletin tıbbi müdahaleler nedeniyle kişilerin maddi ve manevi varlığını etkili olarak koruma ve maddi ve manevi varlığına saygı gösterme şeklinde pozitif yükümlülüğü de bulunmaktadır (Ahmet Acartürk [2. B.], B. No: 2013/2084, 15/10/2015, § 49). Bu kapsamda anılan Anayasa hükmü ile kişinin maddi ve manevi varlığının bütünlüğü gerek kamusal yetkilerle donatılmış kişilerin gerekse özel kişilerin müdahalelerine karşı güvence altına alınmıştır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri [2. B.], B. No: 2012/752, 17/9/2013, §§ 50, 51; Özkan Şen [2. B.], B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 40). Anayasa’nın 56. maddesinde belirtildiği üzere anılan pozitif yükümlülük, sağlık alanında yürütülen faaliyetleri de kapsamaktadır (İlker Başer ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/1943, 9/9/2015, § 44).

15. Devlet, bireylerin yaşam hakkı ile maddi ve manevi varlıklarını koruma hakkı kapsamında -ister kamu isterse özel sağlık kuruluşları tarafından yerine getirilsin- sağlık hizmetlerini hastaların yaşamları ile maddi ve manevi varlıklarının korunmasına yönelik gerekli tedbirlerin alınabilmesini sağlayacak şekilde düzenlemek zorundadır (Nail Artuç [1. B.], B. No: 2013/2839, 3/4/2014, § 35; Ahmet Acartürk, § 51). Bununla birlikte sağlık personeli, mesleğini de yerine getirirken özen yükümlülüğü kapsamında risklerin gerçekleşmesini önlemeye ilişkin olarak elindeki tüm imkânları kullanmak mecburiyetindedir. Buna göre riskleri mümkünse önleyici, değilse asgariye indirici şekilde davranmaları, buna rağmen riskler doğduğunda yapacakları müdahaleyle zarar veya tehlike neticesini mümkün olduğunca ortadan kaldırmaları gerekmektedir (Eliçe Aydın ve diğerleri [2. B.], B. No: 2015/5228, 20/3/2019, § 54). Anayasa Mahkemesi ise Anayasa'nın anılan maddeleri kapsamında devlete düşen pozitif yükümlülüklerin somut olay bağlamında yerine getirilip getirilmediğini denetlemek durumundadır (Tevfik Gayretli [2. B.], B. No: 2014/18266, 25/1/2018, § 36).

16. Bu bağlamda maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkı kapsamında hukuki sorumluluğu ortaya koymak adına adli ve idari yargıda açılacak tazminat davalarının makul derecede dikkatli ve özenli inceleme şartını yerine getirmesi gerekmektedir (Yasin Çıldır [2. B.], B. No: 2013/8147, 14/4/2016, § 57; Tevfik Gayretli, § 32). Diğer taraftan belirtmek gerekir ki olayların oluşumuna ilişkin delillerin değerlendirilmesi öncelikle idari ve yargısal makamların ödevidir. Aynı şekilde başvuru dosyasında bulunan tıbbi bilgi ve belgelerden hareketle bilirkişilerin vardığı sonuçların doğruluğu hakkında fikir yürütmek Anayasa Mahkemesinin görevi değildir (Mehmet Çolakoğlu [1. B.], B. No: 2014/15355, 21/2/2018). Ancak derece mahkemelerinin gerekçeleri, tarafların kanun yoluna başvuru imkânını etkili şekilde kullanabilmesini sağlayacak surette ayrıntılı olarak ortaya konulmalı; ulaşılan sonuçlar yeterli açıklıktaki bilimsel görüş ve raporlar gibi somut, nesnel verilere dayandırılmalıdır (Murat Atılgan [2. B.], B. No: 2013/9047, 7/5/2015, § 45).

17. Başvurucunun şikâyetlerinin özü; safra kesesi ameliyatı sırasında doktorun gerekli dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle safra kesesi ve yollarının zarar görmesine rağmen açtığı tam yargı davasının eksik ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak reddedilmesidir. Mahkemece; doğru teşhis ve gereklilik ile başvurucunun ameliyat edildiği, ameliyat sırasında karşılaşılan sorunun farkına varılarak ameliyatta doğru işlem yapıldığı, olayda doktorların ve Hastanenin kusurunun bulunmadığı yönünde görüş bildiren bilirkişi raporuna dayanılarak davanın reddine karar verilmiştir. Hükme esas alınan raporda tarafların iddialarının kişi hakkında düzenlenen tıbbi belgelerdeki bulgular ve genel tıp kuralları gözetilerek değerlendirildiği görülmüştür. Buna göre yargı makamlarının vardığı sonucun bariz takdir hatası veya keyfîlik içerdiği söylenemez. Ayrıca başvurucunun yargılama sürecine etkili katılımının sağlandığı, dava dosyasını inceleyip itirazlarını ileri sürebildiği anlaşılmıştır. (Benzer değerlendirmeler için birçok karar arasından bkz. Zümrüt Ağapınar [2. B.], B. No: 2015/3747, 26/12/2018; Fesih Ayda [1. B.], B. No: 2015/4259, 10/1/2019; Tuba Arıkan [1. B.], B. No: 2018/17729, 6/10/2021; Ğanime Yayman ve diğerleri [2. B.], B. No: 2021/1039, 18/9/2024).

18. Ayrıca yargılama sürecinde avukat tarafından temsil edilen başvurucunun bilirkişi raporuna ve kararlara karşı kanuni yollara başvurabildiği ve bu surette meşru çıkarlarının korunması için söz konusu davaya gerekli olduğu ölçüde etkili katılımının sağlandığı, dava dosyasını inceleyip ayrıca bilgi ve belge sunabildiği, toplanan delillerden haberdar edildiği anlaşılmaktadır.

19. Sonuç olarak uyuşmazlığın çözümü için esaslı olan iddiaların yargısal makamlarca Anayasa'nın 17. maddesinin gerektirdiği özen ve derinlikte incelendiği anlaşılmaktadır. Somut olay bakımından kamu makamlarınca pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmediği söylenemeyeceğinden maddi ve manevi varlığının korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edilmediği açıktır.

20. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında güvence altına alınan maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 28/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal Olmadığı)
Künye
(Selami Arslan [1. B.], B. No: 2022/46821, 28/1/2026, § …)
   
Başvuru Adı SELAMİ ARSLAN
Başvuru No 2022/46821
Başvuru Tarihi 10/5/2022
Karar Tarihi 28/1/2026

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılması nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Maddi ve manevi varlığın korunması hakkı Tıbbi ihmal-Tıbbi uygulamalar İhlal Olmadığı
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi