|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
RAMAZAN AYDOĞDU BAŞVURUSU
|
|
(Başvuru Numarası: 2022/4860)
|
|
|
|
Karar Tarihi: 15/10/2025
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
Başkan
|
:
|
Basri BAĞCI
|
|
Üyeler
|
:
|
Engin YILDIRIM
|
|
|
|
Rıdvan GÜLEÇ
|
|
|
|
Kenan YAŞAR
|
|
|
|
Ömer ÇINAR
|
|
Raportör
|
:
|
Yusuf Enes KAYA
|
|
Başvurucu
|
:
|
Ramazan AYDOĞDU
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Ali AKTAŞ
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru; tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, yargılamadaki hukuka aykırılıklar nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
2. İstanbul İl Emniyet Müdürlüğüne 12/11/2021 tarihinde "...Basında ve sosyal medyada yayınlanan asılsız haberlerin [TÜGVA ile ilgili] M. isimli Twitter kullanıcısı olan gazeteciye servis edenlerin İl Spor Müdürlüğünde çalışan Ramazan Aydoğdu isimli şahıs olduğunu ortak arkadaşımızdan duydum. Bunda bir de Harddisk varmış bilgiler[i] bunun evinde saklıyormuş, gözü gibi bakıyormuş. Siz yetkililere bildir[il]mek istedim..." şeklinde ihbarda bulunulması üzerine başvurucu hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) bilişim sistemindeki verileri bozma, yok etme, erişilmez kılma, sisteme veri yerleştirme ile kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme veya yayma suçlarından soruşturma işlemlerine başlanmıştır.
3. Başsavcılık 19/11/2021 tarihinde başvurucu hakkında yürütülen soruşturmaya esas olmak üzere başvurucunun ev ve işyeri adresinde, adına kayıtlı aracında suç delillerinin elde edilebilmesi amacıyla bir defaya mahsus olmak üzere arama yapılması ve aramalarda elde edilecek suç unsurlarına el konularak bunlar üzerinde inceleme yapılması ile aramalarda elde edilecek dijital materyaller üzerinde de inceleme, kopya alma, şifreli verileri çözümleme ve verileri metin hâline getirme kararı verilmesi için sulh ceza hâkimliğinden talepte bulunmuştur.
4. İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği aynı gün Başsavcılığın bahsi geçen talebini kabul etmiş ve Başsavcılık aynı tarihte İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin arama, elkoyma ve inceleme kararının yerine getirilebilmesi için başvurucunun gözaltına alınmasına karar vermiştir.
5. Bu kapsamda başvurucu 21/11/2021 tarihinde yakalanarak gözaltına alınmış, gözaltı süresi Başsavcılık tarafından iki kez uzatılmıştır. 24/11/2021 tarihinde Başsavcılık tarafından ifadesine başvurulan başvurucu, müdafi eşliğinde alınan ifadesinde hakkındaki suçlamaları reddetmiş ve Türkiye Gençlik Vakfında (TÜGVA) belli bir süre çalıştığını ancak "@m…" rumuzlu Twitter hesabı kullanıcısını tanımadığını ve bu kişiye herhangi bir şekilde bilgi sızdırmadığını savunmuştur.
6. Başsavcılık 24/11/2021 tarihinde İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliğinden başvurucunun üzerine atılı suçlardan tutuklanmasını talep etmiştir.
7. Aynı gün İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından Başsavcılığın tutuklama talebinde belirttiği gerekçelere itibar edilerek başvurucunun tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
"Şüphelinin üzerine atılı kişisel verileri, hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak, bilişim sistemindeki verileri bozma, yok etme, erişilmez kılma, sisteme veri yerleştirme vb. suçu ile ilgili tutuklanması talep edilmiş olmakla, atılı suçun vasıf ve mahiyeti, şüphelinin ifadeleri, dosya kapsamında mevcut ön inceleme raporu ve kolluk tutanak içerikleri ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği'nin 19/11/2021 tarih … kararı uyarınca şüpheli şahsın ikamet ve iş yeri adreslerinde arama ve el koyma işleminin icra edildiği, yapılan arama neticesinde de, 3 adet cep telefonu, 37 adet flash bellek, 3 adet diz üstü bilgisayar, 1 adet tablet bilgisayar ve 4 adet CD'nin ele geçirildiği, ele geçirilen dijital materyallere ilişkin tanzim olunan rapor içeriğinde, şahsın kullanımında bulunan 'Protonmail' hesabına kayıtlı 'TUGVAbelgeleri61', 'TUGVAbelgeleri devam ediyor' mail hesaplarının bulunduğu, yandex.mail.com hesabının ad soyad kısmının karşılığından 'TUGVAbelgeleri' ibaresinin yer aldığı, şahsın ayrıca fiili kullanıcısı olduğunu ikrar ettiği @tugvabelgeleri isimli twitter sosyal medya hesabından çeşitli kişi ve kuruluşlara mail ve uygulamanın mesaj kısmından ileti gönderdiği, whatsapp uygulaması üzerinden dosya ile il[gi]li bir değer taşıyan yazışma içeriklerinin anılan rapor içeriğinde yer aldığı, incelemesi yapılan hafıza kartı içeriğinde şahsın beyan ettiği mail hesapları haricinde ‘yusufcadusunmek@gmail.com’ isimli e-posta adresinin de yer aldığı ve 'm…' rumuzlu twitter hesabından paylaşılan whatsapp yazışmalarına ait görsellerin… 64 GB kapasiteli flash bellek içerisinde yer aldığının tespit edildiği,
Bu itibarla; şüpheli Ramazan Aydoğdu'nun TÜGVA bünyesinde üstlenmiş olduğu görevler nedeniyle kişisel bilgi niteliğine haiz çeşitli verileri ele geçirdiği, manipüle edilmiş olduğu değerlendirilen bu belgeleri başka kişi/kişilerle paylaştığına yönelik kuvvetli suç şüphesinin mevcut olduğu, dosyaya yansıyan tespit ve araştırma tutanaklarının bütün halinde dosya ile örtüştüğü, şüpheliden ele geçirilen dijital materyallerin incelenmesinin henüz neticelenmediği anlaşılmakla şüphelinin üzerine atılı suçu işlediği yönünde kuvvetli suç şüphesi ve somut delillerin bulunduğu, şüphelinin üzerine atılı suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun konusu, önem ve değeri, atılı suç nedeni ile meydana gelen zararın mahiyeti ve tehlikenin ağırlığı, şüphelinin kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik göz önüne alındığında işlenen suçun yasal tanımında öngörülen cezanın alt sınırından uzaklaşılarak temel cezanın belirlenebilecek olması hususları dikkate alındığında şüphelinin üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut olguların mevcut olduğu, şüphelinin delilleri karartma şüphesinin bulunması, kaçma ihtimali olması vebu suç için ceza kanununda öngörülen ceza miktarı ile soruşturma konusu suçun ağırlığı ve önemi dikkate alındığında adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağından CMK 100 ve devamı maddeleri gereğince şüphelinin tutuklanmasına… [karar verildi.]"
8. Başvurucunun 2/12/2021 tarihinde tutuklama kararına yaptığı itiraz İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliğince 14/12/2021 tarihinde reddedilmiştir. Kararda; kuvvetli suç şüphesinin devam ettiği, başvurucunun tutukluluk hâlinin sonlandırılmasını gerektirecek yeni bir delil bulunmadığı, dolayısıyla bu aşamada adli kontrol tedbirlerinin tutuklamadan beklenen faydayı sağlamayacağı belirtilmiştir.
9. İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliği 22/12/2021 tarihinde başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Kararda; atılı suçların vasıfve mahiyetine, mevcut delil durumuna, delillerin henüz toplanmamış olmasına, atılı suç için kanunda öngörülen cezanın alt ve üst sınırına, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunmasına, suçun sabit görülmesi hâlinde verilmesi muhtemel cezaya göre tutuklama tedbirinin ölçülü olmasına, soruşturma konusu suçun işleniş şekli itibarıyla ağırlığı ve önemi dikkate alındığında tutukluluk hâlinin sonlandırılmasını gerektirecek nitelikte yeni bir delilin bulunmamasına dayanılmıştır.
10. Başvurucunun bu tutukluluğun devamı kararına 27/12/2021 tarihinde yaptığı itiraz, İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 10/1/2022 tarihli kararı ile asliye ceza mahkemesine itiraz yolu açık olmak üzere reddedilmiştir.
11. Başvurucunun İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesine sunduğu itirazı ise 12/1/2022 tarihinde başvurucunun üzerine yüklenen suça ilişkin suç şüphesini gösteren olguların mevcudiyeti, başvurucunun tutuklulukta kaldığı süre, tutukluluğun devamının ölçülü olması, başvurucunun kaçma ihtimalinin bulunması ve adli kontrol önlemlerinin yetersizliği dikkate alınarak reddedilmiştir.
12. Başvurucu 17/1/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
13. Öte yandan Başsavcılık 1/3/2022 tarihinde başvurucu ve "@m…" rumuzlu Twitter hesabı kullanıcısı C.Y. hakkında düzenlediği iddianamede, başvurucunun üzerine atılı suçlardan cezalandırılmasını talep etmiştir. İddianamenin kabulü ile İstanbul 22. Asliye Ceza Mahkemesinde kovuşturma evresi başlamıştır. İstanbul 22. Asliye Ceza Mahkemesi 18/3/2022 ve 15/4/2022 tarihli celselerde başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.
14. 11/5/2022 tarihli celsede başvurucunun tahliyesine karar verilmiştir.
15. İstanbul 22. Asliye Ceza Mahkemesi 28/4/2023 tarihinde başvurucunun kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme ve yayma eylemi suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezası, bilişim sistemindeki verileri bozma, yok etme, erişilmez kılma, sisteme veri yerleştirme suçundan 5 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar vermiştir.
16. Bu karara yapılan itiraz İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesince 7/7/2023 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir.
17. Anayasa Mahkemesi kesinleşen HAGB kararı üzerine yapılan bireysel başvuruda adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ve kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir (Taner Kök ve diğerleri [2. B.], B. No: 2022/6051, 18/9/2024). Anayasa Mahkemesi kararı üzerine yeniden yargılamaya başlanmış olup yargılama devam etmektedir.
18. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
19. Başvurucu; suç işlediğine dair kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedeni bulunmadığını, tedbirin ölçülü olmadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
20. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, Anayasa Mahkemesinin ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin verdiği bazı kararlara ve ilgili yargı mercilerinin gerekçelerine yer verilmiş; inceleme yapılırken Anayasanın ve mevzuatın ilgili hükümlerinin, Anayasa Mahkemesi içtihadının ve somut olayın kendine özgü şartlarının dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir.
21. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında üzerine atılı suçların oluşmadığına ilişkin açıklamalarda bulunmuş ve başvuru dilekçesindeki ihlal iddialarını yinelemiştir.
22. Başvurunun bu kısmı kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmiştir.
23. Anayasa Mahkemesi Abdulhalim Tepret ([1. B.], B. No: 2021/33907, 16/11/2023, §§ 10-13) başvurusunda yargılama sonucunda verilen HAGB kararının kesinleştiğini, kesinleşmiş bir karar bulunduğundan başvurucunun tutuklama tedbiri açısından 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde düzenlenen tazminat yoluna başvurabilmesinin mümkün olduğunu belirterek tutuklamanın hukuki olmadığı şikâyetiyle ilgili olarak başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir. Ancak somut olayda başvurucu hakkında verilen HAGB kararıyla ilgili olarak Anayasa Mahkemesi ihlal sonucuna ulaşmış ve dosyanın ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Dolayısıyla bu tarih itibarıyla kesinleşmiş bir karar olduğundan söz edilemeyecektir. Bu nedenle anılan tazminat yolunun tüketilmesi gerekli değildir. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
24. Tutuklamanın hukukiliğine ilişkin genel ilkeler daha önce Anayasa Mahkemesince belirlenmiştir. Buna göre kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik bir müdahale, temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin ölçütlerin belirlendiği Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen şartlara uygun olmadığı müddetçe Anayasa'nın 19. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple sınırlamanın Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve tutuklama tedbirinin niteliğine uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir (Halas Aslan [1. B.], B. No: 2014/4994, 16/2/2017, §§ 53, 54).
25. Başvurucu; kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme veya yayma ile bilişim sistemindeki verileri bozma, yok etme, erişilmez kılma, sisteme veri yerleştirme suçlarından 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.
26. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
27. Başvurucu hakkında verilen tutuklama kararında, başvurucunun kullanımında olan "TUGVAbelgeleri61", "TUGVAbelgeleridevamediyor" isimli mail hesaplarının bulunduğu, yandex.mail.com hesabının "ad soyadı" kısmının karşılığında "TUGVAbelgeleri" ibaresinin yer aldığı, başvurucunun ayrıca fiili kullanıcısı olduğunu ikrar ettiği @tugvabelgeleri isimli Twitter sosyal medya hesabından çeşitli kişi ve kuruluşlara mail ve uygulamanın mesaj kısmından ileti gönderdiği, WhatsApp uygulaması üzerinden dosya ile ilgili yazışma içeriklerinin bulunduğu, incelemesi yapılan hafıza kartı içeriğinde başvurucunun beyan ettiği mail hesapları haricinde "yusufcadusunmek@gmail.com" isimli e-posta adresinin de yer aldığı, "m…" rumuzlu Twitter hesabından paylaşılan WhatsApp yazışmalarına ait görsellerin aynılarının başvurucudan ele geçirilen taşınır (flaş) bellekte yer aldığı belirtilerek atılı suçları işlediğine yönelik kuvvetli suç şüphesinin var olduğu değerlendirilmiştir. Tutuklama kararındaki değerlendirmeler dikkate alındığında başvurucunun üzerine atılı suçları işlediği yönünde kuvvetli suç belirtisinin bulunduğunun kabul edilmesinin temelsiz ve keyfî olmadığı sonucuna varılmıştır.
28. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.
29. Tutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ile ilgili olarak tutuklama kararında, tutukluluğun devamına ilişkin kararda ve İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen itirazın reddi kararında temel olarak başvurucudan elde edilen dijital materyaller üzerindeki incelemenin henüz tamamlanmamış ve delillerin toplanmamış olması nedeniyle delilleri karartma şüphesinin bulunduğuna, kaçma ihtimalinin olduğuna, isnat edilen suçların cezasının alt ve üst sınırına, suçların ağırlığı ve önemi dikkate alındığında adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı hususlarına dayanıldığı görülmektedir.
30. Başvurucunun tutuklanmasına esas alınan suçlar Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar öngörülen suçlar değildir. Dolayısıyla somut olayda suça ilişkin olarak kanunda öngörülen cezanın kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biri olarak görülmesi mümkün değildir (karşılaştırma için bkz. Hüseyin Burçak [2. B.], B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66). Anılan suçlar 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlar arasında da yer almamaktadır.
31. Somut olayda dijital materyaller üzerindeki incelemenin henüz tamamlanmamış ve delillerin toplanmamış olması nedeniyle başvurucunun delilleri karartma şüphesinin engellenmesi amacıyla tutuklandığı söylense bile adli kontrol tedbirlerinin bu amacın gerçekleştirilmesi bakımından işlevsiz olduğu ortaya konulmamıştır. 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde işin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması hâlinde tutuklama kararı verilemeyeceği belirtilmiştir. Başvurucunun isnat edilen suçtan mahkûm olması durumunda dahi, hükmolunacak cezanın adli para cezasına çevrilmesi, ertelenmesi veya HAGB müessesesinin uygulanması ihtimalinin yüksek olduğu görülmektedir. Bu bağlamda soruşturma konusu eylemin ağırlığı ve muhtemel ceza miktarı nazara alındığında, adli kontrol tedbirinin neden yetersiz kalacağına dair tatmin edici bir gerekçelendirme yapılmaksızın başvurucunun yaklaşık altı ay süreyle tutuklu bırakılmasının ölçülülük ilkesine aykırılık teşkil ettiği sonucuna ulaşılmıştır.
32. Bu itibarla tutuklama tedbirinin ölçülü olduğuna dair olgular yeterince ortaya konmadan başvurucu hakkında tutuklama tedbiri uygulanmasının vebu tedbirin yaklaşık altı ay devam etmesinin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına ilişkin olarak Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan güvencelere aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
33. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
B. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
34. Başvurucu; isnat edilen suçla ilgisi olmayan bir şekilde soruşturmanın terör suçlarına bakan Başsavcılık tarafından yürütülmesi nedeniyle toplum nezdinde menfi bir algı oluşturulmaya çalışıldığını, üzerine atılı suçun oluşmadığını, kendisinden sadır olmayan eylemlerin suçlama konusu yapıldığını, yargılamada hukuka aykırı delillerin kullanıldığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
35. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil nitelikte bir yoldur. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle genel yargı mercilerinde olağan yasa yolları ile çözüme kavuşturulması esastır. Bireysel başvuru yoluna, iddia edilen hak ihlallerinin bu olağan denetim mekanizması içinde giderilememesi durumunda başvurulabilir (Bayram Gök [2. B.], B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 18).
36. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle hukuk sisteminde düzenlenen başvuru yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve adli mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (Bayram Gök, § 19).
37. Somut olayda yapılan yargılama sonucunda HAGB kararı verilmiştir. Bu kararla ilgili olarak Anayasa Mahkemesine yapılan başvuruda Anayasa Mahkemesi adil yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmış veadil yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Bu karar üzerine yeniden yargılama yapılmasına karar verilmiş olup yargılama ilk derece mahkemesinde devam etmektedir.
38. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Diğer İhlal İddiaları
39. Başvurucunun gözaltına alınmasının hukuka aykırı olduğu, gözaltı süresinin hukuka aykırı bir şekilde uzatıldığına ilişkin iddialarının Hikmet Kopar ve diğerleri ([GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72), Hidayet Karaca ([GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 53-64) kararları doğrultusunda; tutukluluğa itirazının cevapsız bırakıldığına ilişkin iddiasının Emre Altındağ ([1. B.], B. No: 2017/7726, 10/3/2021, §§ 98-101), Mustafa Cengiz ([2. B.], B. No: 2016/77983, 3/11/2020, §§ 73, 74), Mustafa Okumuş ([2. B.], B. No: 2017/17773, 25/9/2019, § 84) kararları doğrultusunda; elkoyma işleminin hukuka aykırı olduğuna ilişkin iddialarının Nuray Işık ([2. B.], B. No: 2014/7561, 28/9/2016, §§ 60-67), Mehmet Ali Aslan ([2. B.], B. No: 2013/2429, 30/3/2016, § 28) kararları doğrultusunda başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle, arama kararının hukuka aykırı olduğuna ilişkin iddiasının da Hatice Özyar Karataş ([1. B.], B. No: 2022/5325, 6/6/2024, §§ 19-25) kararı doğrultusunda süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
40. Başvurucu, ihlalin tespiti ve 100.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
41. Başvuruda, tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmiştir. Ancak somut olayda başvurucu hakkında 11/5/2022 tarihinde tahliye kararı verilmiştir. Dolayısıyla kararın yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili yargı merciine gönderilmesinde hukuki yarar bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesinin başvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı açıktır. Başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik müdahale nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya talebiyle bağlı kalınarak net 100.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Diğer ihlal iddialarının kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 100.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,
D. 664,10 TL harç ve 30.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 30.664,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 15/10/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.