logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Ali Ergin Demirhan (3) [2.B.], B. No: 2022/48653, 22/5/2024, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

ALİ ERGİN DEMİRHAN BAŞVURUSU (3)

(Başvuru Numarası: 2022/48653)

 

Karar Tarihi: 22/5/2024

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Kenan YAŞAR

 

 

Ömer ÇINAR

Raportör

:

Ekin ÇANKAL

Başvurucu

:

Ali Ergin DEMİRHAN

Vekili

:

Av. Doğukan Tonguç CANKURT

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, yayımladığı bir haber gerekçe gösterilerek manevi tazminat ödemesinin gazeteci başvurucunun ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

2. 2011 yılında Suriye'de iç savaş başlamış, Esed rejimine karşı çeşitli örgütler baş göstermiştir. Heyet-ul Tahriru’ş Şam’ı (Şam’ı Özgürleştirme Heyeti -HTŞ-) isimli örgüt de 2017 yılı başında rejime karşı mücadele eden muhalif grupların tek çatı altında birleşmesiyle kurulmuştur. İlerleyen süreçte Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 1267 (1999), 1988 (2011) ve 1989 (2011) sayılı kararlarıyla listelenen kişi, kuruluş ve organizasyonlardan olan HTŞ'nin tasarrufunda olan mal varlıklarının dondurulması amacıyla 31/8/2018 tarihli 30521 sayılı Resmî Gazete'de Cumhurbaşkanı kararı yayımlanmıştır. Zira 1267 sayılı kararla terörizme finansal destek sağlayan kişi ve örgütlerin listesi belirlenerek Birleşmiş Milletler üyesi devletlere bu listede yer alan kişi ya da terör örgütlerinin mal varlıklarının dondurulması yükümlülüğü getirilmektedir.

3. Başvurucunun temsilcisi olduğu sendika.org isimli internet haber sitesinde 8/7/2019 tarihinde "TRT 'onurlandırıldı': Türkiye’nin ‘terörist’ saydığı HTŞ’den plaket aldılar" başlığıyla bir haber yayımlanmıştır. Mezkûr haber şu şekildedir:

"İdlip’teki cihatçıların siyasi yapısı “Kurtuluş Hükümeti”, TRT’ye ve TRT World çalışanlarına “devrime katkıları” dolayısıyla plaket verdi

Suriye’nin İdlip vilayetini büyük oranda kontrol eden Heyet-i Tahrir’uş Şam’ın (HTŞ) siyasi yapısı “Kurtuluş Hükümeti”, TRT’ye ve TRT World çalışanlarına “devrime katkıları” dolayısıyla ayrı ayrı plaket verdi.

“Kurtuluş Hükümeti” 2017 yılında HTŞ öncülüğünde kuruldu. Şam’ın Fethi Cephesi (eski adıyla Nusra Cephesi) liderliğindeki çatı örgütü HTŞ ise Türkiye tarafından resmi olarak “terör örgütü” kabul ediliyor.

Söz konusu gelişme, “Kurtuluş Hükümeti”nin resmi internet sitesinde, 4 Temmuz tarihli “Kurtuluş Hükümeti lideri Fevaz Hilal, TRT muhabirlerini onurlandırdı” başlıklı haber ile duyuruldu.

Habere göre, “Kurtuluş Hükümeti” lideri Fevaz Hilal, İçişleri Bakanı Ahmed Latif ile Yerel Yönetim ve Kamu Hizmetleri Bakanı Muayyed el-Hasan’ın katıldığı törende, TRT’ye ve üç muhabirine “Suriye devrimine ilişkin olayların aktarılmasına katkıları ve gerçekleri anlatma konusundaki istekleri” dolayısıyla ayrı ayrı plaket verildiği belirtildi.

İdlip’teki çalışmaları dolayısıyla TRT’ye ve TRT World bünyesinde çalışan prodüktör [H.A.], muhabir [U.H.] ve kameraman [M.F. Y.]’ye ayrı ayrı plaket veren Hilal’in, törenin sonunda Arap medyasına ve yabancı medya kuruluşlarına “Suriye’nin kurtarılmış kuzey bölgelerine gelme” çağrısında bulunması dikkat çekti."

4. Söz konusu haberin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunu iddia eden Türkiye Radyo Televizyon Kurumu (TRT) haberde hakkındaki ifadelerin sert eleştiri sınırını aştığını, gerçeklerin manipüle edildiğini ileri sürmüş, 20.000 TL manevi tazminat talep etmiştir. TRT (davacı), TRT ve TRT World ekiplerinin Kurtuluş Hükûmetinden -devrime katkıları sebebiyle- plaket aldıkları iddiasının asılsız olduğunu, yasa dışı bir örgütle bağlantılı oldukları izlenimi verilerek toplum nezdindeki saygınlıklarının zedelenmesinin amaçlandığını savunmuştur. Davacı bahsi geçen ödüle, bölgede gerçekleşen insani dramı objektif şekilde aktardıkları için layık görüldüklerini vurgulamıştır.

5. İhtilafa konu haberin eleştiri sınırları içinde olup davacının kişilik haklarına saldırı niteliği taşımadığı kanaatine varan ilk derece mahkemesi davayı reddetmiştir. Kararın istinaf edilmesi üzerine ise Bölge Adliye Mahkemesi davacının talebinin kabulüne, 20.000 TL manevi tazminatın başvurucudan tahsiline karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesine göre, haberde davacının terör örgütü ile ilişkili olduğu algısı oluşturulması, yararlı ve ilgili olmayan nitelemeler ve yorumlar yapılması, tahrik edici, kamuoyunda husumet ve kuşku yaratıcı, güven zedeleyici bir üslup kullanılması, özle biçim arasındaki dengenin korunmaması ve haberin gerçek olmaması sebebiyle davacının kişilik hakları ihlal edilmiştir. Karar kesin niteliktedir.

6. Başvurucu 29/4/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

7. Başvurucu, Bölge Adliye Mahkemesinin kararının ifade özgürlüğüne yöneltilen hukuka aykırı, keyfî bir müdahale olduğunu; bir gazeteci olarak ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü kapsamında haber yaptığını, haberde geçen bilgilerin kamunun erişimine açık kaynaklarda mevcut olduğunu, gerçeğe aykırı olmadığını vurgulamıştır. Başvurucu yargılama süresince habere konu bilgilerin yayımlandığı başkaca haberleri, HTŞ'nin terör örgütü ilan edildiğini gösterir belgeyi de dosyaya sunduğunun altını çizmiştir. Bu yöndeki delillerinin ne mahkemece dikkate alındığını ne de davacının iddialarını destekler karşı delilleri sunabildiğini belirten başvurucu, somut olayda ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini iddia etmiştir.

8. Bakanlık görüşünde, ifade özgürlüğü ile şeref ve itibarın korunması hakkı arasında adil bir denge kurulup kurulmadığının değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

9. Başvuru ifade özgürlüğü kapsamında incelenmiştir. Anayasa Mahkemesi; Anayasa'nın 26. maddesinde düzenlenen ifade özgürlüğü ile onun özel güvencelere bağlanmış şekli olan ve Anayasa'nın 28. maddesinde düzenlenen basın özgürlüğünün demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden olduğunu, toplumun ilerlemesi ve her bireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan birini oluşturduğunu daha önce pek çok kez ifade etmiştir. Bu bağlamda somut olay incelenirken ifade özgürlüğünün herkes için geçerli ve demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemde olduğu dikkate alınacaktır (Mehmet Ali Aydın, B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 69; Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 34-36).

10. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

11. İfade özgürlüğüne gerçekleştirilen müdahalenin dayanağı olan 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 58. maddesinin kanunilik ölçütünü karşıladığı değerlendirilmiştir. Müdahalenin başkalarının şöhret veya haklarının korunmasına yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır. Bu noktada müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk ölçütü yönünden incelenmesi gereklidir.

12. Anayasa Mahkemesi daha önce pek çok kez demokratik toplum düzeninin gerekleri kavramının kapsamını açıklamıştır. Buna göre temel hak ve özgürlükleri sınırlayan tedbir, toplumsal bir ihtiyacı karşılamalı ve başvurulabilecek en son çare niteliğinde olmalıdır. Nitekim bu şartları taşımayan bir tedbir, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir tedbir olarak değerlendirilemez (Mehmet Ali Aydın [GK], § 68; Bekir Coşkun [GK], § 51). Buna ilaveten müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için kamu makamları tarafından ortaya konulan gerekçelerin ilgili ve yeterli olması gerekir (diğerleri arasından bkz. Kemal Kılıçdaroğlu, B. No: 2014/1577, 25/10/2017, § 58; Bekir Coşkun, § 56; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, § 56; Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri [GK], B. No: 2018/17635, 26/7/2019, § 120; Sırrı Süreyya Önder [GK], B. No: 2018/38143, 3/10/2019, § 60). Bunun için başvuruya benzer davalarda mahkemelerin taraflardan birinin ifade özgürlüğü ile diğerinin şeref ve itibarının korunması hakkı arasında adil bir denge sağlamaları hayati önem taşımaktadır. Bu dengeleme işlemi yapılırken kullanılması gereken ölçütler genel olarak şunlardır:

i. İfadelerin kim tarafından dile getirildiği (Nihat Zeybekci, B. No: 2015/5633, 8/5/2019, § 29; Kemal Kılıçdaroğlu, § 59),

ii. Hedef alınan kişinin kim olduğu, ünlülük düzeyi ve önceki davranışları yanında katlanması gereken eleştirinin sınırlarının sade bir vatandaşa göre daha geniş olup olmadığı (hedef alınan kişinin kamusal yetki kullanan bir görevli olması nedeniyle yapılan değerlendirmelerin bulunduğu kararlar için bkz. Ali Suat Ertosun (7), B. No: 2014/1416, 15/10/2015, § 36; Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, §§ 128, 129; Nilgün Halloran, B. No: 2012/1184, 16/7/2014, § 45; İlhan Cihaner (2), § 82; Kadir Sağdıç [GK], B. No: 2013/6617, 8/4/2015, §§ 60-66; hedef alınan kişinin siyasetçi olması nedeniyle yapılan değerlendirmelerin bulunduğu kararlar için bkz. Bekir Coşkun, §§ 66, 67; Ergün Poyraz (2) [GK], B. No: 2013/8503, 27/10/2015, § 56; Kemal Kılıçdaroğlu, §§ 59- 61),

iii. İfadelerin genel yarara ilişkin bir tartışmaya katkı sağlayıp sağlamadığı, kamuoyu ile diğer kişilerin düşünce açıklamaları karşısında sahip oldukları hakların ağırlığı (Bekir Coşkun, § 69; Çetin Doğan (2) [GK], B. No: 2014/3494, 27/2/2019, § 62; Ergün Poyraz (2), § 56; Kadir Sağdıç, §§ 60-66; İlhan Cihaner (2), §§ 66-73; Nihat Zeybekci, § 32),

iv. Kamuyu bilgilendirme değeri, toplumsal ilginin varlığı ve konunun güncel olup olmadığı (Seray Şahiner Özkan, B. No: 2016/6439, 9/6/2021, § 44; İbrahim Okur (2), B. No: 2018/12363, 26/5/2021, § 28),

v. Davacının kendisine yöneltilen ifadelere cevap verme olanağının bulunup bulunmadığı (Temel Coşkun, B. No: 2017/1632, 29/1/2020, § 33; Şaban Sevinç (2), B. No: 2016/36777, 26/5/2021, § 42; Nihat Zeybekci, § 39),

vi. İfadelerin hedef alınan kişinin hayatı üzerindeki etkisi (Ali Suat Ertosun (2), B. No: 2013/1592, 20/5/2015, § 33; Hüseyin Kocabıyık, B. No: 2020/15593, 22/11/2022, § 24),

vii. Cezalandırmaya ya da tazminata konu edilen ifadelerin kullanıldıkları bağlamından kopartılıp kopartılmadığı (Nilgün Halloran, § 52; Bekir Coşkun, §§ 62, 63; Önder Balıkçı, B. No: 2014/6009, 15/2/2017, § 45, Nihat Zeybekci, § 36),

viii. Başvurucunun yaptırıma maruz kalma endişesinin başvurucu üzerinde caydırıcı etki yaratıp yaratmayacağı (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Ergün Poyraz (2), § 79; Kemal Kılıçdaroğlu ve Cumhuriyet Halk Partisi, B. No: 2014/12482, 8/5/2019, § 46),

ix. Dava konusu söylemlerin maddi vakıaların açıklanması veya değer yargısı olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceği (Durmuş Fikri Sağlar (2) [GK], B. No: 2017/29735, 17/3/2021, § 50; Deniz Karadeniz ve diğerleri [GK], B. No: 2014/18001, 6/2/2020, §§ 48, 49).

13. Öncelikle başvurucunun gazeteci olup, ihtilafa konu haberin kişilik haklarına zarar verdiğini iddia eden davacının ise ülkenin önde gelen bir yayın kuruluşu olduğu hatırlanmalıdır. Davacı TRT, 24/12/1963 tarihli ve 359 sayılı mülga Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Kanunu ile 1964 yılında kurulmuş, özerk kamu tüzel kişiliğini haiz ilk ve tek yayın kuruluşudur. Mezkûr haberin içeriğinde davacı ile ilgili bazı olgusal isnatların mevcut olduğu açıktır. TRT çalışanlarına, HTŞ'nin siyasi kanadının ayrı ayrı plaket verdiği ileri sürülmüş hatta bu iddiayı destekler fotoğraflara da haberde yer verilmiştir. Yine bu ödülle ilgili olarak Kurtuluş Hükûmetinin resmî internet sitesindeki duyuruya atıf yapılmış, duyurudaki bilgiler tırnak işareti içerisinde aynen aktarılmıştır. Ayrıca haberde, HTŞ ve Kurtuluş Hükûmeti hakkında bilgiler verildiği, bahsi geçen örgütün resmî olarak terör örgütü ilan edildiğinin vurgulandığı görülmektedir.

14. Davacıya HTŞ tarafından ödül verildiği konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Öte yandan davacı bahsi geçen haberde kişilik haklarına saldırıldığının, terör örgütü ile bağlantılı olduğunun ima edildiğini iddia etmiştir. Oysa başvurucunun, haberini nesnel verilerle kurguladığı ve söz konusu olgulardan yola çıkarak ilave yorum dahi yapmadığı açıktır. Gerçekten de 31/8/2018 tarihli Resmî Gazete'de HTŞ'nin mal varlığının dondurulmasına karar verilmiş; ihtilaflı haber ise bu tarihten sonra yayımlanmıştır. Haberde HTŞ'nin terör örgütü olduğu ve TRT çalışanlarına ödül verdiği, bu ödülle ilgili Kurtuluş Hükûmetinin resmî internet sitesinde mevcut duyuruda geçen ifadeler dışında gazetecinin habere bir katkı sunmadığı anlaşılmaktadır. Hatta ihtilaflı haberin başlığında "onurlandırdı" ifadesinin tırnak işareti içerisinde kullanılması da gazetecinin örgütün duyurusuna atıf yapmasından ileri gelmektedir. Şu hâlde, haberde gerçek dışı, uydurma bilgi bulunmadığı, keyfî ve sebepsiz bir saldırı da olmadığı ortadadır.

15. Şüphesiz ki ülkenin resmî bir yayın kuruluşunun, mal varlığının dondurulmasına karar verilen bir örgütten plaket alması güncel, kamu yararı ve haber değeri taşıyan bir meseledir. Üstelik kişilik haklarına saldırıldığını iddia eden davacı, başvurucuya cevap verme imkânını ve bu cevabı geniş kitlelerin dikkatine sunacak araçları haizdir (Hüseyin Kocabıyık, § 24).

16. Bu açıklamalara rağmen Bölge Adliye Mahkemesi Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasının, kamu yararına ilişkin meseleleri kapsayan alanlarda ifade özgürlüğünün sınırlandırılmasına çok az yer bıraktığını gözardı ederek, tarafların toplumdaki konumlarını tartışmaksızın, başvurucunun ileri sürdüğü delilleri dikkate almadan, haberde davacı hakkında yararlı ve ilgili olmayan nitelemeler ve yorumlar yapıldığını kabul etmiştir. Üstelik mahkeme haberdeki hangi ifadenin yararsız ya da ilgisiz olduğunu da açıklamamıştır. Hâlbuki basının yerine geçip belli bir durumda benimsenecek haber yapma şeklinin ne olacağını belirlemek, yargı mercilerinin görevi değildir (bkz. İlhan Cihaner (2), § 59). Somut olayda, başvurucunun ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyaca karşılık geldiği söylenemez. Bu noktada özellikle bir medya kuruluşu hakkındaki haberle ilgili, somut olayda olduğu gibi soyut bir gerekçelendirme ile ifade özgürlüğünü kısıtlamak, gazeteciler üzerinde caydırıcı etki doğurduğundan, çatışan haklar arasında dengeleme işlemi titizlikle yapılmalı ve mahkemeler ulaştığı sonucu ilgili ve yeterli şekilde gerekçelendirmelidir.

17. Yukarıdaki açıklamalar ışığında, Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

Ömer ÇINAR bu sonuca katılmamıştır.

III. GİDERİM

18. Başvurucu ihlalin tespiti, yeniden yargılama ve 75.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

19. Başvuruda tespit edilen hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Bu kapsamda kararın gönderildiği mahkemece yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatmak ve Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar vermektir (bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

20. Eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi için başvurucuya manevi zararı karşılığında net 30.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE Ömer ÇINAR'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA ,

C. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılması amacıyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesine (E. 2020/1199, K. 2022/866) iletilmek üzere İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesine(E. 2019/434, K. 2020/336) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 30.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. 664,10 TL harç ve 18.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 19.464,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 22/5/2024 tarihinde karar verildi.

 

 

 

KARŞIOY GEREKÇESİ

Başvurucu, 08.07.2019 tarihinde temsilcisi olduğu internet haber sitesinde "TRT "onurlandırıldı": Türkiye'nin "terörist" saydığı HTŞ'den plaket aldılar" başlığı ile haber yayımlamıştır. Söz konusu haberde "TRT ve TRT World çalışanlarına devrime katkıları dolayısıyla ayrı ayrı plaket verildiği" belirtilmiştir. TRT tarafından açılan manevi tazminat davasında yerel Mahkeme davayı reddetmiş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ise, haberde davacının terör ile ilişkili olduğu algısı oluşturulduğu, ilgisiz yorumlar yapıldığı, kamuoyunda husumet ve kuşku yaratıcı, güven zedeleyici bir üslup kullanıldığı, özle biçim arasında denge kurulmadığı ve haberin gerçek olmadığı gerekçeleri ile yerel mahkeme kararını kaldırarak manevi tazminata hükmetmiştir. Başvurucu ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

Başvuru, Anayasa'nın 26. Maddesinde düzenlenen ifade hürriyeti kapsamında incelendiğinde, söz konusu maddede "başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması" gerekçeleri ile hakkın sınırlanabileceği belirtilmektedir. Başvurucu tarafından yapılan haberde HTŞ'nin terör örgütü listesinde olduğu, malvarlığının dondurulduğu ve buna bağlı yorumlar ifade ve basın özgürlüğü kapsamında kalmakta ise de söz konusu haberin başlığında yer alan "Türkiye'nin "terörist" saydığı HTŞ'den plaket aldılar" başlığının, TRT ve onun çalışanlarının Suriye'de yaşanan olayları halkı bilgilendirme amacı ile doğru ve gerçek bir şekilde aktarmasından ziyade terörist bir örgüt ile işbirliği yaptığı, onun faaliyetlerine katkı sunduğu ve bu nedenle ödül aldığı izlenimini uyandırdığı, bu şekilde Anayasal bir kurum olan ve Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi yayın organı olan TRT'nin şöhretini ve saygınlığını zedelediği şüpheden uzaktır. Her ne kadar çoğunluk tarafından Bölge Adliye Mahkemesinin kararının soyut gerekçeler içerdiği, yararsız ve ilgisiz yorumların ne olduğu hususunun açıklanmadığı belirtilmiş ise de haberin başlığında yer alan "teröristten plaket alma" ve haber içeriğinde yer alan "devrime katkılarından dolayı" gibi ifadelerin haberin ilgisiz, yararsız ve terörist ile işbirliği yapma hususunda şüphe uyandırdığı konusunda somut örnek ve içerik oluşturduğu aşikardır.

Kaldı ki, çoğunluk görüşünde Başvurucu'ya yapılan müdahalenin gazeteciler üzerinde caydırıcı etki doğuracağı ileri sürülmüş ise de hakkında haber yapılan kişi ve kurumun gazetecilik yaptığı, basın faaliyeti ve halkı bilgilendirme adına Suriye'deki olayları yansıttığı nazara alındığında bu gerekçeye katılmak mümkün değildir. Suriye'deki olayları gazetecilik faaliyeti kapsamında kamuoyuna aktaran gazetecilerin teröristten ödül aldığı ve onlarla işbirliği yaptığı şeklinde duyrulması, TRT ve onun çalışanlarının Suriye'deki olayları haber yapması üzerinde baskı ve caydırıcılık oluşturacak ve gazetecilik faaliyetine müdahale oluşturacaktır. Başvurucu tarafından hakkında haber yapılan TRT ve çalışanlarının basın faaliyeti yaptığı nazara alındığında çoğunluk tarafından benimsenen bu gerekçeye katılmak mümkün değildir.

Somut olayda Başvurucunun yapmış olduğu haber nedeniyle hürriyeti bağlayıcı veya başka bir adlî ceza ile cezalandırılmadığı da nazara alınmamıştır. Anayasa Mahkemesi çok sayıdaki benzer başvurularda adli yargı mahkemelerinin kararlarını değerlendirirken ifade özgürlüğüne yönelik kısıtlamaların niteliğine ve kapsamına da bakmakta, bireysel başvuruya konu olan yargı kararının hürriyeti bağlayıcı bir ceza veya tazminat öngörmesi arasında önemli bir fark bulunduğunu belirterek değerlendirilmenin bu bağlamda yapılmasını gerektiğini ifade etmektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesinin Mustafa Tepeli başvurusunda önceki içtihatlara atıf yapılarak bu husus açıkça vurgulanmıştır."..22. Kişinin itibarına yapılan saldırının belli bir ağırlık düzeyine erişmiş olduğu hâllerde Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında mündemiç negatif yükümlülüğe, bireyin maddi ve manevi varlığına etkin bir saygının sağlanması için gerekli pozitif yükümlülükler eklenir. Pozitif yükümlülükler, kişilerin birbirleri ile olan ilişkilerini de kapsayacak şekilde kişisel itibara saygının güvence altına alınması amacıyla birtakım tedbirler alınmasını gerektirir (İlhan Cihaner (2), B. No: 2013/5574, 30/6/2014, § 47; Kadir Sağdıç [GK], B. No: 2013/6617, 8/4/2015, § 40). 23…. Başka bir deyişle Anayasa Mahkemesi, devletin maddi ve manevi varlığa yönelik müdahalelere karşı etkili mekanizma kurma yükümlülüğünün mutlaka ceza soruşturması yapılmasını gerekli kılmadığına, bireyin üçüncü kişilerce şeref ve itibarına müdahale edildiği iddiasıyla tazminat davası yoluyla da giderim sağlamasının mümkün olduğuna karar vermiştir (Adnan Oktar (3), § 35)…". (Mustafa Tepeli [GK] B. No: 2014/5831, 1/3/2017).

Manevî tazminat, kişilik haklarının hukuka aykırı şekilde ihlal edilmesi nedeniyle duyulan üzüntü ve kederin hafifletilmesine yönelik bir "giderim" olup, ceza hukuku yaptırımı değildir. Çoğunluk görüşünde manevi tazminatın bu işlevi nazara alınmamıştır. Bu nedenlerle, Başvurucunun Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiği şeklindeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

 

 

 

 

Üye

Ömer ÇINAR

 

 

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Ali Ergin Demirhan (3) [2.B.], B. No: 2022/48653, 22/5/2024, § …)
   
Başvuru Adı ALİ ERGİN DEMİRHAN (3)
Başvuru No 2022/48653
Başvuru Tarihi 29/4/2022
Karar Tarihi 22/5/2024

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, yayımladığı bir haber gerekçe gösterilerek manevi tazminat ödemesinin gazeteci başvurucunun ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
İfade özgürlüğü İfade özgürlüğü - şeref ve itibar dengesi İhlal Manevi tazminat, Yeniden yargılama
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi