|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
TARIK GÜNEŞ BAŞVURUSU
|
|
(Başvuru Numarası: 2022/48771)
|
|
|
|
Karar Tarihi: 4/12/2025
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
Başkan
|
:
|
Hasan Tahsin GÖKCAN
|
|
Üyeler
|
:
|
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
|
|
|
|
Selahaddin MENTEŞ
|
|
|
|
İrfan FİDAN
|
|
|
|
Muhterem İNCE
|
|
Raportör
|
:
|
Yusuf Enes KAYA
|
|
Başvurucu
|
:
|
Tarık GÜNEŞ
|
|
Vekilleri
|
:
|
Av. Ali İhsan GÜVEN
|
|
|
|
Av. Timur Emre YILMAZ
|
|
|
|
Av. Umut YILMAZ
|
|
|
|
Av. Metin GÜLLÜ
|
|
|
|
Av. Ruken GÜVEN
|
|
|
|
Av. Yusuf KARAARSLAN
|
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 16/3/2022 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Bireysel Başvuru Öncesi Süreç
4. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
5. Avukat olan başvurucu, bireysel başvuruya konu olayların geçtiği tarihte İnsan Hakları Derneği (İHD) Muş Şubesinin başkanı olarak görev yapmaktadır.
6. Başvurucunun KCK sözleşmesiyle oluşturulan hukuk komitesi üyesi olduğu, haklarında adli işlem yapılan örgüt üyelerinin avukatlığını üstlenerek PKK/KCK terör örgütüyle aralarındaki haberleşmeyi sağladığı iddiasıyla hakkında Muş Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından soruşturma başlatılmıştır.
7. Soruşturma sonucunda Başsavcılık tarafından 28/3/2017 tarihinde dava açmaya yeterli delil elde edilememesi nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.
8. Başvurucunun 2013, 2014, 2015 ve 2016 yıllarında PKK/KCK silahlı terör örgütünün çağrısı üzerine birçok basın açıklamasına ve gösteri yürüyüşüne katıldığının, terör örgütü lehine rapor düzenleyerek kamuoyuna ilan ettiğinin ve örgüte müzahir internet sitelerinde örgütle ilişkisini gösterir haberlerin bulunduğunun tespit edilmesi üzerine başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yeniden soruşturma başlatılmıştır.
9. Bu soruşturma kapsamında 12/2/2022 tarihinde başvurucu yakalanarak gözaltına alınmıştır. Aynı gün kolluk görevlileri tarafından müdafii eşliğinde başvurucu ifade vermiştir. Başvurucuya ifadesi alınmadan önce isnat edilen eylemler (iddianamede ayrıntılarıyla belirtilen) açıklanmıştır. Başvurucu, üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiştir. Cumhuriyet savcısı tarafından 13/2/2022 tarihinde başvurucunun ifadesi müdafi katılımıyla alınmıştır. Başvurucu, kolluktaki ifadesine benzer şekilde, yüklenen suçları kabul etmemiştir. Başvurucu; ifadesinde ve sorgusunda söz konusu raporu İHD yöneticisi olarak hak ihlallerini tespit etmek amacıyla hazırladığını, avukat ve İHD başkanı olduğu için bu raporun hazırlanmasının istendiğini, örgütsel bir amacının bulunmadığını belirtmiştir. Gösteri yürüyüşleri ve basın açıklamalarına ise İHD yöneticisi olması nedeniyle katıldığını, birçoğuna gözlemci sıfatıyla gittiğini, bu katılımların örgütsel bir mahiyet taşımadığını, sosyal medya paylaşımlarını örgütsel saikle yapmadığını, bu paylaşımlarda bir suç unsuru bulunmadığını belirtmiştir. Terör örgütüne müzahir yayın organlarında adının geçmesinin ise iradesi dışında gerçekleştiğini, bu hususun atılı suç bakımından delil olmayacağını beyan etmiştir.
10. Başsavcılık 13/2/2022 tarihinde, başvurucuyu silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle Muş Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir.
11. Muş Sulh Ceza Hâkimliği 13/2/2022 tarihinde başvurucunun sorgusunu yapmıştır. Başvurucu sorgusunda suçlamaları reddetmiştir. Yapılan sorgunun ardından başvurucunun terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar verilmiştir. Tutuklama kararının ilgili kısmı şu şekildedir:
"... Şüphelinin katıldığı farklı tarihlerdeki basın açıklaması ve gösteri yürüyüşü tespitleri ve bu tespitlerde yer alan içerikler, bu basın açıklaması ve gösteri yürüyüşlerinin süreklilik ve çeşitlilik içermesi, şüpheli tarafından güvenlik güçlerince etkisiz hale getirilen terör örgütü mensuplarının etkisiz hale getirilmesi akabinde düzenlenen rapor içeriği, muhtelif tarihlerde müzahir sitelerde adının geçtiği bir çok haberin bulunması, çözüm süreci diye adlandırılan süreç itibariyle sosyal medya üzerinden yapmış olduğu paylaşımlar birlikte değerlendirildiğinde; şüphelinin üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği konusunda, bu aşamada dosyadaki mevcut delil durumu itibariyle somut delillere dayalı kuvvetli suç şüphesinin var olduğu, atılı suçun vasıf ve mahiyeti, atılı suçun katalog suçlardan olduğu, CMK'nın 100. ve devamı maddesinde düzenlenen tutuklamanın şart ve nedenlerinin tamamının gerçekleşmiş olduğu, şüpheliye isnat edilen suç için kanunda öngörülen cezanın alt ve üst sınırları sebebiyle şüphelinin alabileceği ceza miktarı dikkate alındığında tutuklama tedbirinin şu aşamada yerinde ve ölçülü olacağı, açıklanan nedenlerle adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı kanaatine varılarak … tutuklanmasına... [karar verildi.]"
12. Başvurucu 15/2/2022 tarihinde tutuklanma kararına itiraz etmiştir. Muş 3. Asliye Ceza Mahkemesi 16/2/2022 tarihinde itirazı reddetmiştir.
13. Başvurucu 15/3/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. Bireysel Başvuru Sonrası Süreç
14. Başsavcılık; başvurucu tutuklandıktan sonra, 14/2/2022 tarihinde Muş Sulh Ceza Hâkimliğinden ortaya çıkan yeni deliller nedeniyle önceki tarihte başvurucu hakkında verilen kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair kararın 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 172. maddesinin (2) numaralı fıkrası gereğince kaldırılmasını talep etmiştir. Muş Sulh Ceza Hâkimliği aynı tarihte soruşturma dosyasındaki delillerin yeni delil niteliğinde olduğunu belirterek kovuşturmaya yer olmadığı kararını kaldırmıştır.
15. Başsavcılık 21/2/2022 tarihinde başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma ve terör örgütü propagandası yapma suçlarından cezalandırılması talebiyle başvurucu hakkında iddianame düzenlemiştir.
16. İddianamede Başsavcılık ilk olarak başvurucunun düzenlediği ve kamuoyuna açıkladığı raporla ilgili değerlendirmelerde bulunmuştur. Başsavcılık, rapora konu olayla ilgili olarak 17/9/2015-18/9/2015 tarihinde Muş'un Varto ilçesi Kolan bölgesinde güvenlik güçlerinin PKK terör örgütüne yönelik gerçekleştirdiği operasyonun sonucunda bölgedeki birden fazla sığınağın imha edildiğini, iki örgüt mensubunun ölü, iki örgüt mensubunun yaralı olarak ele geçirildiğini, örgüt mensuplarınca kaçırılarak zorla alıkonulduğu tespit edilen bir şahsın kurtarıldığını, Kolan bölgesinde PKK terör örgütünün ölen mensuplarının gömüldüğü sözde şehitlik olan binanın mezarlara dokunulmadan Muş Valiliğince alınan karar gereği yıkıldığını, mezarlık çevresinde iki farklı noktada tespit edilen patlayıcı maddenin de yerinde imha edildiğini belirtmiştir. Ayrıca yıkılan binada çok sayıda silah, mühimmat, örgütsel bayrak/flama/posterler ve yaşam malzemesinin bulunduğunu vurgulamıştır. Başsavcılık çeşitli tarihlerde kolluk kuvvetlerince örgüt mensupları ve bu örgüt mensuplarıyla iş birliği yapan şahısların alınan ifadesinde, yıkılan yerin örgüt kampı olarak kullanıldığını, yeni katılımların toplanma yeri olduğunu, bu yerde örgüt mensuplarının mezarlarının bulunduğunu ve burada festival tarzı etkinlikler düzenlenerek yeni katılımların sağlandığını beyan ettiklerini ileri sürmüştür.
17. İddianamede; çok sayıda vakıf, dernek, sendika, temsilcilik, kooperatif, birlikten oluşan, kendilerini Muş Sivil Toplum Platformu (MSTP) olarak adlandıran ve içinde başvurucunun da yer aldığı grubun söz konusu mezarlığa gittiği ve burada yaptığı incelemeleri rapor hâline getirdiği, sonrasında bu raporu başvurucunun 4/10/2015 tarihinde Muş Barosu Lokalinde okuduğu belirtilmiştir. Söz konusu raporda şu değerlendirmelerde bulunulmuştur:
"1- Muş ili Varto ilçesi Kolan Bölgesinde uygulanan Özel Güvenlik Bölgesi ve Geçici Askeri Yasak Bölgelerinin başta yaşam hakkı olmak üzere birçok insani hakkı ortadan kaldıran uygulamalar oluşturacağından dolayı derhal kaldırılması gerekmektedir.
2- Heyetimiz sivilleri hedef alan ve yaşam hakkı ihlali başta olmak üzere ağır insan hakları ihlaline neden olan özellikle ibadet alanlarına ve mezarlara yönelik saldırıları kınamaktadır. Olayların bütün boyutları ile açığa çıkartılması amacıyla etkin bir soruşturma başlatılmasını talep etmektedir.
3- İşkence mağduru yurttaşlara işkence yapan kişiler hakkında derhal soruşturma başlatılmalı ve bu kişiler soruşturma süreci boyunca görevlerinden el çektirilmelidir.
4- Muş Valiliği tarafından bir zarar tespit komisyonu oluşturularak, olaylar sırasında yurttaşların yaşadığı maddi zararlar karşılanmalıdır.
5- Olası olayların önlenmesi için mülki amir ve yöneticiler; ilçedeki siyasi parti, sivil toplum örgütleri ve kanaat önderleri ile diyalog süreci geliştirmelidir.
6- Muş'un Varto ilçesindeki güvenlik güçlerinin vatandaş ile diyalogları ve rutin uygulamaları, 90'lı yıllardaki olağan üstü hal uygulamalarını hatırlattığından bu uygulamalara derhal son verilmesi gerekmektedir.
7- Heyetimiz genel olarak çatışmalı süreç ile birlikte yaşam hakkı başta olmak üzere artan hak ihlallerine dikkat çekmekte; geçici hükümeti ve PKK’yi, sivillerin yaşam hakkını tehlikeye atan her türlü şiddet içerikli eylemden geri durmaya, çatışmasızlığın yeniden sağlanıp, tarafları diyalog ve müzakereye dönmeye çağırmaktadır."
18. Ayrıca bu olayla ilgili olarak örgütsel yayınları dolayısıyla kapatılan ANF News isimli internet sitesinde 28/9/2015 tarihinde "Amed Halk İnisiyatifi: Halkımız saldırılara karşı ayaklanmalı", 19/9/2015 tarihinde "KONGRE GEL: Yarın geç olabilir; ne yapacaksak bugün yapalım", 18/9/2015 tarihinde "Askerler Varto’da şehitliğe yürümek isteyen halkı taradı" başlıklı talimat ve sahiplenme içerikli haberler olduğu belirtilmiştir.
19. Başsavcılık; bu raporda terör örgütünün barınma ve şehitlik olarak adlandırılan yapılarının dinî-sosyal yapılar olarak gösterildiğini, örgüte ait bayrak/amblem/simgelerin bulunduğu mezar taşlarının yıkılmasının mezar taşlarının tahrip edilmesi olarak nitelendirildiğini, güvenlik güçleriyle girmiş oldukları çatışmada sağ olarak ele geçirilen iki terör örgütü mensubunun PKK üyesi olarak adlandırılarak faaliyetlerinin meşru gösterilmek istendiğini ve bu örgüt mensuplarına güvenlik güçleri tarafından işkence yapıldığının tespit edildiği yönünde kara propaganda yapıldığını, bölgede bulunan köy sakinlerinin can güvenliğini sağlamak amacıyla operasyon yapılan bölgeye gitmelerini engellemek için alınan tedbirlerin köylülere kötü muamele olarak lanse edildiğini, özel güvenlik bölgesi ve geçici askerî yasak bölgelerinin kaldırılması istenerek güvenlik güçlerince yapılan operasyonların sekteye uğratılmasının amaçlandığını, "İlçedeki siyasi parti, sivil toplum örgütleri ve kanaat önderleriyle diyalog süreci geliştirmelidir." şeklinde beyan kullanılarak terör örgütü mensuplarıyla yaşanan çatışmaların Türkiye Cumhuriyeti devletiyle bölge halkı arasında gerçekleşmiş gibi gösterildiğini ileri sürmüştür.
20. İddianamede; başvurucunun Muş'ta katıldığı ve terör örgütü propagandasına dönüştüğü iddia edilen basın açıklamasına, gösteri yürüyüşü şeklindeki etkinliklere ve bu etkinliklerden bazılarına ilişkin terör örgütüne müzahir olduğu belirtilen medya organlarındaki sahiplenici veya talimat niteliğindeki haberlere yer verilmiştir. Bu kapsamda;
- 29/10/2013 tarihinde Muş'un Belediye meydanında basın açıklaması yapıldığı, basın açıklamasının içeriğinin PKK terör örgütü tutuklu/hükümlülerine yönelik ceza infaz kurumlarındaki baskı ve tecritlerin sona erdirilmesiyle ilgili olduğu, basın açıklaması sırasında "Biji Berhudane Zındane (Yaşa Zindanda Direnenlere), Siyasi Tutsaklar Onurumuzdur, Kadına Uzanan Eller Kırılsın" şeklinde sloganlar atıldığı ve PKK terör örgütünden Kürt Özgürlük Hareketi, örgüt üyeliği suçundan tutuklu bulunan şahıslardan siyasi tutsaklar, Türkiye’nin doğu bölgesinden Kürdistan, terör örgütü lideri Abdullah Öcalan’dan önder olarak bahsedildiği, bu basın açıklamasıyla ilgili olarak terör örgütünün güdümünde yayın yapan Fırat News isimli internet sitesinde "Tutsaklara Yönelik Saldırılar Bir Çok Kentte Protesto Edildi" başlıklı, yine aynı internet sitesinde "Göğsümüz sıkılarak taciz edildik" başlıklı haberlerin yer aldığı belirtilmiştir.
- 16/11/2013 tarihinde, Belediye meydanında Muş BDP İl Başkanlığı ve TUHAD-DER (Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Yardımlaşma Derneği) Muş Şubesi tarafından düzenlenen "cezaevlerinde bulunan hasta hükümlülerin serbest bırakılması ve Abdullah Öcalan’a özgürlük" konulu basın açıklaması sırasında beş dakikalık oturma eyleminin gerçekleştiği, gösteride "Yaşasın Zindan Direnişi, Siyasi Tutsaklar Onurumuzdur, PKK Halktır Halk Burada, Kadına Uzanan Eller Kırılsın" şeklinde sloganların atıldığı, üzerinde Abdullah Öcalan’a ait poster ile "Özgür Önderlik, Özgür Dil, Özgür Kürdistan Şiarıyla Zafere Yürüyoruz Muş BDP İl Örgütü" şeklinde pankartların açıldığı, basın açıklaması içeriğinde "PKK terör örgütü değildir bir halk hareketidir, Türkiye ile Suriye arasındaki sınırları kabul etmiyoruz, PKK’nın terör örgütü listesinden çıkartılmasını istiyoruz." şeklinde açıklamaların yer aldığı, bu basın açıklamasıyla ilgili olarak terör örgütünün güdümünde yayın yapan ANF News isimli internet sitesinde 14/11/2013 tarihinde "Üçer:Tutsaklara yönelime halk isyanıyla karşılık veririz" başlıklı haberin yer aldığı ileri sürülmüştür.
- 15/3/2014 tarihinde Belediye meydanında ceza infaz kurumundaki hasta tutukluların durumunu protesto etmek amacıyla gösteri düzenlendiği, gösteride "Askeri Yargı Kaldırılsın", "Cezaevlerinde Ölüm İstemiyoruz" şeklinde pankartların açıldığı belirtilmiştir.
- 18/4/2014 tarihinde Belediye meydanında ceza infaz kurumundaki hasta tutukluların durumunu protesto etmek amacıyla gösteri düzenlendiği belirtilmiştir.
- 10/6/2014 tarihinde, Muş Valiliği önünde Lice’de yapılmak istenen kalekol binasını protesto etmek amacıyla bir süredir Diyarbakır-Bingöl kara yolunu trafiğe kapatan PKK terör örgütü mensuplarına müdahale eden güvenlik güçleri ile çıkan çatışmada ölen iki kişiyle ilgili basın açıklaması yapıldığı, basın açıklaması sırasında"Akp Öldürme Yaşat-Barış İçin Adım At KESK Muş Şubeler Platformu" ve "Lice Direnişini Selamlıyoruz" yazılı pankartlar açıldığı, bu basın açıklamasıyla ilgili olarak Fırat News isimli internet sitesinde 8/6/2014 tarihinde "KCK:Lice şehitlerini her yerde sahiplenin", 9/6/2014 tarihinde "KCK: Devrimci halk serhildanları yükseltilmeli", "Halk inisiyatifi: Bütün kentleri direniş kalesine çevirelim", "YJA koordinasyonu: Her yer Lice, her yer serhildan olmalı" başlıklı haberlerin yer aldığı ileri sürülmüştür.
- 6/8/2014 tarihinde, İHD Muş Şubesi tarafından İŞİD’in Şengal’deki saldırılarını protesto etmek amacıyla gösteri düzenlendiği, gösteride "Şengal Halkı Yalnız Değildir. İHD Muş Şubesi" şeklinde pankartın açıldığı, başvurucunun belirtilen pankartı tutan şahıslardan olduğu, gösteri esnasında "İŞİD Şaşırma Sabrımızı Taşırma, Biji Serok Apo (Yaşasın Başkan Apo),Şengal Halkı Yalnız Değildir, Biji Berhudane YPG (Yaşasın YPG Direnişi), Biji Berhudane PKK (Yaşasın PKK Direnişi)" şeklinde sloganların atıldığı, bu gösteriyle ilgili olarak terör örgütünün güdümünde yayın yapan Dicle Haber Ajansı (DİHA) isimli internet sitesinde 3/8/2014 tarihinde "Ezidiler HPG ve YPG’yi Şengal’i savunmaya çağırdı", "Herkes tüm gücüyle Şengal’e sahip çıkmalıdır", "Şengal'de katliamla karşı karşıya olan halk dağlara sığınıyor", "Herkes tüm gücüyle Şengal'e sahip çıkmalıdır" başlıklı, 4/8/2014 tarihinde "Şengal direniş birlikleri kuruldu" başlıklı, 6/8/2014 tarihinde "Şengal'e yapılan saldırıları kınandı", "Şengal katliamı protestoları sürüyor" başlıklı, 7/8/2014 tarihinde "Şengal'e saldırı yürüyüşle kınandı" başlıklı haberlerin yer aldığı belirtilmiştir.
- 8/8/2014 tarihinde Muş KESK Şubeler Platformu tarafından "Şengal ve Gazze’deki Katliama Sessiz Kalma" konulu etkinlik düzenlendiği, etkinlik sırasında "İşid Kürdistandan Defol, Şengal Halkı Yalnız Değildir, Kürdistan İŞİD’e Mezar Olacak, Biji Berxuldane Kurdistan (Yaşasın Kürdistan Direnişi), Biji Berxuldane YPG (Yaşasın YPG Direnişi)" şeklinde sloganların atıldığı belirtilmiştir.
- 25/8/2014 tarihinde bir gösteri düzenlendiği, gösteri sırasında "Lice ve Varto’da Halka Yapılan Saldırıları Lanetliyoruz Muş DBP İl Örgütü" pankartının taşındığı ve "Lice Halkı Yalnız Değildir, Her Yer Lice Her Yer Direniş, Biji Berxwedan Lice (Yaşasın Lice Direnişi), Biji Serok Apo (Yaşasın Başkan Apo), Lice’de İsyan Var Öcalana Selam Var, Biji Berxwedan YPG (Yaşasın YPG Direnişi)" şeklinde sloganlar atıldığı, bu gösteriyle ilgiliolarak Fırat News isimli internet sitesinde 21/8/2014 tarihinde "KCK’dan Lice Açıklaması: AKP Ateşle Oynuyor", "YDG/H ve YDGK:Lice Saldırısına Serhildanlarla Yanıt Verelim", "DBP’den Lice Tepkisi: Bu hareketi asla kabul etmeyeceğiz", "Halk Savunma Merkezinden Lice Açıklaması", "Komalen Ciwan’dan Lice Açıklaması", "Varto’da askerlerin saldırısında yakıt tankeri patladı" başlıklı haberlerin yer aldığı belirtilmiştir.
- 15/9/2014 tarihinde "anadilde eğitim" konulu gösteri düzenlendiği, gösteride "Em Perwerdeya Zımane Dayıke Dıxwazın (Biz Ana Dilde Eğitim İstiyoruz)-Jın Jıyan Zıman Azadi (Kadın Yaşam Dil Özgürlük), Beziman Jiyan Nabe (Dilsiz Yaşam Olmaz)" şeklinde sloganlar atıldığı, gösteride "Çocuklarımızı Bu Ülkenin Okullarına Göndermek İçimizden Gelmiyor", "Milli Eğitimi ve Okulları Boykot Ediyoruz, Çocuklarımızı 1 Hafta Okula Göndermiyoruz ", "Lice’de, Cizre’de, Gever’de, Muş’ta Kendi Okullarımızı Açar Eğitimi Kendi Ana Dilde Eğitimi Yaparız " şeklinde açıklamalarda bulunulduğu, bu gösteriyle ilgili olarak ANF News isimli internet sitesinde 12/9/2014 tarihinde "KCK: Anadilde eğitimi reddetme, bir halkı ölü sayma anlamına geliyor","Anadilde eğitim lütuf değil bir haktır" şeklinde haberlerin yer aldığı belirtilmiştir.
- 9/10/2014 tarihinde "Kobani’deki İŞİD Saldırılarını Protesto Etmek" amacıyla gösteri düzenlendiği, gösteride "Kobane Halkı Yalnız Değildir, Katil İşid İşbirlikçi Akp, Heryer Kobani Heryer Direniş, Katil İşid Kürdistandan Defol, Muş Halkı Uyama Onuruna Sahip Çık, Katil Devlet Hesap Verecek, Kobani İŞİD’e Mezar Olacak, Şehit Namırın (Şehitler Ölmez), Biji Berhudane YPG (Yaşasın YPG Direnişi), Biji Berhudane Kobane (Yaşasın Kobane Direnişi)" şeklinde sloganlar atıldığı ve "İşid Saldırıyor Kobane Direniyor, Dünya Zulmü İzliyor, Muş Emek Ve Demokrasi Platformu, KESK Muş Şubesi" şeklinde pankart açıldığı, bu gösteriyle ilgili olarak Fırat News isimli internet sitesinde 7/10/2014 tarihinde "KCK Milyonları Sokaklara Çağırdı" başlıklı, 9/10/2014 tarihinde "KCK: Milyonlar Sokaklardan Ve Mücadele Alanlarından Çekilmemeli" başlıklı haberlerin yer aldığı belirtilmiştir.
- 11/10/2014 tarihinde "Kobani’deki İŞİD Saldırılarını Protesto Etmek" amacıyla gösteri düzenlendiği, gösteride "İŞİD Saldırıyor, Kobani Direniyor, Dünya Bu Zulmü İzliyor (Muş Emek Ve Demokrasi Platformu), Faşizme Karşı Omuz Omuza Direniyoruz (MED-DER)" şeklinde pankartların açıldığı, "AKP Halka Hesap Verecek, Biji Berhudane YPG (Yaşasın YPG Direnişi), Her yer Kobani Her yer Direniş, Katil İŞİD İşbirlikçi AKP, Gençlik Aponun Fedaisidir, Öcalan-Öcalan, Katil Polis Hesap Verecek, Kürdistan Faşizme Mezar Olacak, Biji Serok Apo (Yaşasın Başkan Apo), Azadiye Kürdistan, YPG Vuruyor Kürdistanı Koruyor" şeklinde sloganların atıldığı, başvurucunun da yürüyüş esnasında "Yaşasın Ypg Direnişi" sloganına eşlik ettiği, bu gösteriyle ilgili olarakFırat News isimli internet sitesinde 9/10/2014 tarihinde "KCK Milyonları Sokaklara Çağırdı", "KCK:Milyonlar Sokaklardan Ve Mücadele Alanlarından Çekilmemeli" başlıklı haberlerin yer aldığı ileri sürülmüştür.
- 1/11/2014 tarihinde "1 Kasım Kobane Günü" adıyla gösteri düzenlendiği, gösteride "Muş Halkı Uyuma Onuruna Sahip Çık- Biji Berhodane YPG - Her Yer Kobani, Her Yer direniş-Katil Devlet Hesap Vereçek-Katil Devlet Hesap verecek-YPG-Biji Serok Apo- Direne Direne Kazanacağız-Be Serok Jiyan Nabe(Başkansız Yaşam Olmaz)- Şehit Namirin (Şehitler Ölmez)- Devletin İtleri Yıldıramaz Bizleri -PKK Burada Katil Polis Nerede" sloganlarının atıldığı ve "İşid Saldırıyor Kobane Direniyor Dünya Bu Zulmü İzliyor Muş Emek ve Demokrasi Platformu, MED-DER Muş Demokratik Öğrenci Derneği Gün Mazlumun Ayağa Kalktığı Gündür! Gün Kobani Şahsında Halkların Özgürleştiği Gündür! Kobane’ye Ses Ver, İnsanlığa Nefer Ver! 1 Kasım Dünya Kobane Günü" şeklinde pankartın açıldığı ve PKK marşının okunduğu, bu gösteriyle ilgili olarak ANF News isimli internet sitesinde 30/10/2014 tarihinde "DİDF: Kobane Halkıyla Dayanışmak İçin Alanlara" başlıklı, 29/10/2014 tarihinde "DÖKH kadınları 1 Kasım Kobane gününe çağırdı" başlıklı, 1/11/2014 tarihinde "Gündem 1 Kasım 2014" başlıklı haberlerin yer aldığı belirtilmiştir.
- 17/12/2014 tarihinde "Faşizme Karşı Omuz Omuza, Direne Direne Kazanacağız, Kürdistan Faşizme Mezar Olacak" şeklinde sloganlar atılan, katılımcılar tarafından "Yaşasın YPG Direnişi" şarkısı eşliğinde halay çekilen bir gösteri düzenlendiği belirtilmiştir.
- 5/2/2015 tarihinde İHD tarafından kamuoyunda "İç Güvenlik Yasası" olarak bilinen düzenlemeleri protesto konulu basın açıklaması yapıldığı, basın açıklamasında 6-7-8 Ekim olayları olarak bilinen şiddet eylemlerinin Kobani’ye destek için normal eylemlermiş gibi gösterilmeye çalışıldığı, bu basın açıklaması ile ilgili muş.gen.tr isimli internet sitesinde 5/2/2015 tarihinde "İHD'den iç güvenlik paketi açıklaması" başlıklı, ANF News isimli internet sitesinde 5/2/2015 tarihinde "Ülke polis devleti olacak" başlıklı, 6/3/2015 tarihinde "Karasu: Pratik olmadan sözlerin anlamı yok" başlıklı haberlerin yer aldığı belirtilmiştir.
- 20/2/2015 tarihinde, Muş Ceza İnfaz Kurumu önünde PKK terör örgütüne üye olduğu gerekçesiyle tutuklu/hükümlü olarak bulunmakta olan şahıslara destek vermek amacıyla gösteri düzenlendiği, gösteride "Be Serok Jiyan Nabe (Başkansız Yaşam Olmaz)-Biji Serok Apo (Yaşasın Başkan Apo)- PKK Halktır Halk Burada-Kürdistan Faşizme Mezar Olacak-Biji Berhundane Zindane (Yaşasın Zindan Direnişi)-Siyasi Tutsaklar Onurumuzdur-Selam Selam İmralıya Bin Selam-İrademe Uzanan Eller Kırılsın-Baskılar Bizi Yıldıramaz-AKP’nin İtleri Yıldıramaz Bizleri-İçerde Dışarda Engelleri Parçala-Kadın Tutsaklar Onurumuzdur-Katil Devlet Kürdistan’dan Defol-Jin Jjiyan Azadi(Kadın Yaşam Özgürlük)-Akp Şaşırma Bizi Dağa Taşırma-Dişe Diş Kana Kan Seninleyiz Öcalan-Direne Direne Kazanacağız-Fedai Gençlik İşkenceyi Yenecek-Muş’un Ovası PKK Yuvası" şeklinde sloganların atıldığı ve gerilla marşının okunduğu belirtilmiştir.
- 28/3/2015 tarihinde başvurucunun MED-DER'in (Muş Demokratik Öğrenci Derneği) yeni binasının açılışına katıldığı, açık kaynaklardan yapılan araştırmalarda MED-DER’in PKK terör örgütünün gençlik yapılanması kapsamında kurulmuş bir dernek olduğu, faaliyetleri itibarıyla PKK/KCK terör örgütünün gençlik yapılanması olan DEM-GENÇ'e bağlı faaliyet gösterdiği, PKK/KCK terör örgütünün meşruiyetinin sağlanması amacıyla konser, gezi ve piknik şeklinde etkinlikler tertip ederek örgüt mensuplarıyla halkın bir araya getirilmesi ve örgüte katılımların hedeflendiği etkinlikler organize ettiği, 31/10/2016 tarihli ve 677 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile PKK terör örgütüyle iltisakı nedeniyle kapatıldığı yönünde bilgiler elde edildiği belirtilmiştir.
- 2/4/2015 tarihinde İHD Muş Şubesi organizesinde PKK terör örgütü üyeliğinden tutuklu bulunan C.Ş. ve Ş.K. isimli şahısların serbest bırakılması amacıyla gösteri düzenlendiği, gösteride "Hasta Tutsaklar Derhal Serbest Bırakılsın İnsan Hakları Derneği Muş Şubesi" şeklinde pankartların, "Zindanlar Öldürüyor, Hasta Tutsaklar Ölürse İnsanlık Ölür, Hasta Tutsaklar Pazarlık Konusu Edilemez, Cezaevi Kapısı Cehennem Kapısı Olmasın, Hasta Tutsaklar Ölüyor Devlet Sessiz Kalıyor, C.Ş.ye Özgürlük, Ş.K.ye özgürlük" şeklinde dövizlerin taşındığı, "Hasta Tutsaklar Onurumuzdur, Biji Berhendane Zindane (Yaşasın Zindan Direnişi)" şeklinde sloganların atıldığı, başvurucunun "Hasta Tutsaklar Onurumuzdur ve Biji Berxwadane Zindane (Yaşasın Zindanlardaki Direniş)" sloganlarına eşlik ettiği, gösteriyle ilgili olarak ANF News isimli internet sitesinde 21/3/2015 tarihinde "Hasta tutsaklar eylemi 39. Haftasında devam etti" başlıklı, DİHA isimli internet sitesinde 2/4/2015 tarihinde "Hasta Tutsak Ş. ve K.nin tahliyesi istendi" başlıklı haberlerin yer aldığı belirtilmiştir.
- 9/5/2015 tarihinde yine hasta mahkûmlarla ilgili gösteri düzenlendiği, gösteride "Ölümlere Sessiz Kalmayacağız, Ağır Hasta Mahpuslar Serbest Bırakılsın, İHD Muş Şubesi, C.Ş. ve Ş.K.ye Özgürlük" şeklinde pankartların açıldığı, "Direne Direne Kazanacağız, Hasta Mahkûmlar Onurumuzdur, Zindanlar Boşaltılsın Tutsaklara Özgürlük, Biji Berhudane Zindana (Yaşasın Zindan Direnişi), Susma Haykır Tutsaklara Özgürlük" şeklinde sloganların atıldığı, başvurucunun açılan pankartları getirdiği, "Ölümlere Sessiz Kalmayacağız, Ağır Hasta Mahpuslar Serbest Bırakılsın İHD Muş Şubesi" yazılı pankartı tuttuğu, basın açıklaması sonrasında mikrofonu alarak grubu oturma eylemine davet ettiği, oturma eylemi esnasında "Susma Haykır Tutsaklara Özgürlük, Biji Berhudane Zindane (Yaşasın Zindan Direnişi)" sloganlarına eşlik ettiği ileri sürülmüştür.
- 30/6/2015 tarihinde, DEM-GENÇ ve KJA organizesinde PKK/KCK terör örgütü adına 30/6/1996 tarihinde sekiz askerin şehit olduğu Tunceli'de gerçekleştirilen ilk canlı bomba eyleminin yıl dönümü olması sebebiyle bir etkinlik düzenlendiği, etkinlikte Abdullah Öcalan ile 1996 yılında intihar eylemini gerçekleştiren Zilan kod adlı örgüt mensubu Z.K.nın resminin bulunduğu ve üzerinde "Zilanların Önderliğinde Önderliğimizi Özgürleştirelim" yazılı pankartın açıldığı, "Biji Serok Apo(Yaşasın Başkan Apo)- Biji Berxudane Kobani(Yaşasın Kobani Direnişi)- Be Serok Jiyan Nabe(Başkansız Yaşam Olmaz)- Öcalansız Dünyayı Başınıza Yıkarız- Şehit Namırın(Şehitler Ölmez)- Biji Berxudane PKK (Yaşasın PKK Direnişi)- Biji Berxudane Apo(Yaşasın Apo Direnişi)- Selam Selam İmralıya Bin Selam Kürdistan IŞİD’e Mezar Olacak -Gençlik Aponun Fedaisidir" şeklinde sloganların atıldığı, etkinlikle ilgili ANF News isimli internet sitesinde 30/6/2015 tarihinde "TJKE:Zilan’ın bilinciyle mücadeleyi yükseltelim" başlıklı haberin yer aldığı belirtilmiştir.
- 17/8/2015 tarihinde, Varto ilçesinde güvenlik güçleri tarafından öldürülen terör örgütü üyesi Ekin Van kod adlı K.E.nin çıplak cesedinin sosyal medyada teşhir edilmesini protesto etmek amacıyla gösteri düzenlendiği, gösteride "Kadına Uzanan Eller Kırılsın, Ekine Uzanan Eller Kırılsın, Şehit Namırın (Şehitler Ölmez), Biji Berhudane Jina (Yaşasın Kadın Direnişi), Ekin Yoldaş Onurumuzdur" şeklinde sloganların atıldığı, basın açıklaması içeriğinde Kürdistan, gerilla, hak arama yöntemi olarak silahın tercih edilmesi, "Bir tane değil binlerce 'özgürlük' diyen Ekin gibi kadınlar var." şeklinde ifadelerin bulunduğu, gösteriyle ilgiliANF News isimli internet sitesinde 17/8/2015 tarihinde "YJA Star: Ekin Van’ın cenazesine yapılan saygısızlık cevapsız kalmayacak" başlıklı haberin yer aldığı belirtilmiştir.
- 15/12/2015 tarihinde, sokağa çıkma yasaklarını protesto etmek amacıyla gösteri düzenlendiği, gösteride PKK/KCK terör örgütü mensuplarına karşı yürütülen operasyonlardan dolayı ilan edilen sokağa çıkma yasaklarının hukuka aykırı olduğu, bunların birer abluka olduğu, sivillere yönelik yaşam hakkı ihlallerinin yapıldığı, Abdullah Öcalan’ın üzerindeki sözde tecritin bir an evvel kaldırılması, Sur, Cizre, Silopi, Nusaybin, Dargeçit’teki savaş uygulamalarına son verilmesi gerektiği yönünde basın açıklamasının başvurucu tarafından okunduğu belirtilmiştir.
- 26/6/2015 tarihinde, Kobani’deki saldırıları protesto amacıyla gösteri düzenlendiği, gösteride "Şehid Namırın (Şehitler Ölmez), İnsanlık Uyuma Onuruna Sahip Çık, katil İŞİD işbirlikçi AKP" şeklinde sloganların atıldığı ileri sürülmüştür.
- 7/10/2014 tarihinde, Varto ilçesinde 6-7-8 Ekim olaylarında ölen H.B. isimli şahsın otopsisi akabinde Varto ilçesine gönderilmesinden sonra kara yolları kavşağında toplanan grupta başvurucunun da bulunduğu belirtilmiştir.
21. İddianamede, başvurucunun isminin geçtiği ve fotoğrafının bulunduğu bazı haberlere de yer verilmiştir. Bu kapsamda;
- "Varto’daki Sokağa Çıkma Yasağı Bu Sabaha Karşı Bitti" başlıklı haberde İHD Muş şube başkanı olarak başvurucunun isminin geçtiği, PKK terör örgütü mensubu K.E.den gerilla olarak bahsedildiği, ayrıca bu örgüt mensubunun işkence yapılarak öldürüldüğü yönünde ifadelere yer verildiği, bu konuda başvurucu tarafından suç duyurusunda bulunulacağı belirtilmiştir.
- "Varto Raporu: Cenazeye İşkence İnfial Yarattı" başlığıyla PKK terör örgütüyle iltisakı dolayısıyla kapatılan DİHA'da yayımlanan haberde İHD Muş şube başkanı olarak başvurucunun isminin geçtiği, haber içeriğinde bu olayla ilgili bir rapor düzenlendiği ve bu raporda güvenlik güçleriyle girdiği çatışmanın sonucunda öldürülen PKK/KCK terör örgütü mensubu K.S.den gerilla olarak bahsedildiği, bu örgüt mensubunun katledildiği yönünde propaganda içerikli beyanlar bulunduğu belirtilmiştir.
- "Varto’da İncelemelerde Bulunan DTK Heyeti Halk Tepkili" başlığıyla agos.com.tr isimli sitede yayımlanan haberde İHD Muş şube başkanı olarak başvurucunun isminin geçtiği ve haberde başvurucunun K.S.den kadın gerilla olarak bahsettiği ileri sürülmüştür.
- Gimgim Haber isimli Facebook hesabında "Muş Sivil Toplum Platformu üyeleri Varto’da askerler tarafından yerle bir edilen...ile yıkılan cami ve cem evinin ruhsat problemi olmadığını açıkladı." şeklinde paylaşım yapıldığı, paylaşımda geçen raporun içeriğinde başvurucunun isminin bulunduğu, inceleme raporunu başvurucunun kamuoyuna açıkladığı, raporun içeriğinde örgüt mensuplarından HPG gerillası ve PKK’lı olarak bahsedildiği iddia edilmiştir.
- "Çözüm Süreci Zarar Görmesin, Muş Sivil Toplum Platformu (MSTP) Tarafından Cizre’de Yaşanan Olaylar ve Çözüm Süreci İle İlgili Basın Açıklaması Yapıldı" başlıklı haberde başvurucunun resmine yer verildiği, haberin içeriğinin PKK terör örgütü mensuplarına karşı Cizre’de yürütülen operasyonları protesto etmek için düzenlenmiş bir etkinlik ile ilgili olduğu, haberde Türkiye Cumhuriyeti’nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinden Kürdistan olarak bahsedildiği belirtilmiştir.
22. İddianamede, başvurucunun sosyal medya paylaşımlarına da yer verilmiştir. Bu kapsamda;
- Başvurucunun 2/1/2016 tarihinde güvenlik güçleri ile PKK terör örgütü arasındaki çatışmada öldürülen örgüt mensuplarının ailelerinin "devletimiz sağ olsun demesini bekliyorlar ciddi ciddi" şeklinde paylaşımda bulunduğu belirtilmiştir.
- 4/6/2014 tarihinde başvurucunun güvenlik güçlerinin PKK terör örgütüne karşı yürüttüğü operasyonlara yönelik "İmha zihniyeti insanlıktan çıkmanın belirtisidir" şeklinde paylaşımı yaptığı ileri sürülmüştür.
- 4/6/2014 tarihinde başvurucunun "Lice’deki anonslar Teslim ol, ailene yuvana kavuş yazılarını hatırlattı" şeklinde paylaşımda bulunduğu belirtilmiştir. Başsavcılık "Teslim ol, ailene yuvana kavuş." ifadelerinin güvenlik güçleri ile PKK terör örgütü arasında yaşanan çatışmalarda, güvenlik güçlerine karşı örgüt mensupları tarafından söylendiğini, başvurucunun bu suretle örgütsel eylemlere atıf yaptığını belirtmiştir.
- 4/6/2014 tarihinde başvurucunun "PKK Erbil’e konsolos gönderdi" şeklinde paylaşım yaptığı, bu paylaşımıyla PKK terör örgütünü legal bir yapılanma şeklinde göstermeye çalıştığı ileri sürülmüştür.
- 4/6/2014 tarihinde "Kürdistan ismi iade edilsin denmiş, kimden talep ediliyor. Taga bakılınca bahşedicilerden geçilmiyor" şeklinde paylaşımda bulunduğu, bu paylaşımda başvurucunun "Kürdistan" ifadesine yer verdiği, Kürdistan’ın PKK terör örgütünün Türkiye topraklarını da içine alan toprak parçalarını birleştirme hayali olduğu belirtilmiştir.
23. Başsavcılık sonuç olarak başvurucunun PKK terör örgütünün emir ve talimatlarıyla düzenlenen örgütsel mahiyette birçok basın açıklaması ve gösteri yürüyüşüne katıldığını, atılan sloganlara eşlik ettiğini, Kolan’daki olayla ilgili raporun hazırlanmasına iştirak ederek söz konusu raporu okuduğunu, bu şekilde PKK’nın emir ve talimatlarını yerine getirdiğini, terör örgütünün hiyerarşik yapısı dâhilinde çeşitlilik ve süreklilik oluşturacak nitelikte faaliyet yürüttüğünü, dolayısıyla terör örgütü üyeliği suçundan kamu davası açmaya yeterli şüphe oluşturacak delil bulunduğunu değerlendirmiştir.
24. Başsavcılık; başvurucunun 11/10/2014 tarihli gösteri yürüyüşünde "Yaşasın Ypg Direnişi" şeklindeki slogana eşlik edip Kolan bölgesindeki olayla ilgili rapor hazırlayarak, bunu kamuoyuna duyurarak ve sosyal medyada paylaşımlarda bulunarak terör örgütü propagandası yapma suçunu işlediğini ileri sürmüştür.
25. Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesince 28/2/2022 tarihinde iddianamenin kabulüne karar verilmesiyle başvurucu hakkında kovuşturma evresi başlamıştır.
26. Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 30/3/2022 tarihinde yapılan ilk duruşmada başvurucunun tahliyesine karar verilmiştir.
27. Başsavcılık başvurucunun serbest bırakılması kararına itiraz etmiştir. Muş 1. Ağır Ceza Mahkemesi 8/4/2022 tarihinde Başsavcılığın itirazını reddetmiştir.
28. Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesi 22/6/2022 tarihinde başvurucunun terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, terör örgütü propagandası suçundan beraatine karar vermiştir. Beraat kararında başvurucunun sosyal medya paylaşımlarının düşünce açıklamasından ibaret olduğu, paylaşımlarının herhangi birinde örgütü sembolize eder bir görüntü, fotoğraf ya da ses kaydının bulunmadığı, örgütün şiddet içeren eylemlerini sahiplenir mahiyet arz etmediği yahut şiddet içeren bu eylemlerin güzellemesine dair herhangi bir ifade barındırmadığı belirtilmiştir.
29. Van Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi 4/10/2022 tarihinde istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
30. Bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla temyiz incelemesi devam etmektedir.
IV. İLGİLİ HUKUK
31. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, §§ 64-89.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
32. Anayasa Mahkemesinin 4/12/2025 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
33. Başvurucu; terör örgütüne üye olma suçundan hakkında daha önce 2017 yılında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, 2022 yılında aynı suçtan yeniden soruşturma açıldığını, kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilen ve bu tarihten önceki eylemlerinin 2022 yılında yeniden başlatılan soruşturmaya dâhil edilemeyeceğini, hukuka aykırı bir soruşturma sonucunda tutuklandığını, kuvvetli suç şüphesine dayanak gösterilen eylemlerin İHD başkanı olarak katıldığı basın açıklamaları, gösteri yürüyüşleri, hazırladığı inceleme raporu ve sosyal medya paylaşımları gibi ifade ve toplanma özgürlüğü kapsamındaki hukuka uygun eylemler olduğunu, tutuklama kararının ilgili ve yeterli gerekçe ihtiva etmediğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
34. Bakanlık görüşünde, Anayasa Mahkemesinin verdiği bazı kararlara ve derece mahkemelerinin gerekçelerine yer verilmiş; inceleme yapılırken Anayasa'nın ve mevzuatın ilgili hükümlerinin, Anayasa Mahkemesi içtihadının ve somut olayın kendine özgü şartlarının dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir.
35. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru dilekçesindeki iddialarını yinelemiştir.
B. Değerlendirme
36. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması" başlıklı 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
37. Anayasa'nın "Kişi hürriyeti ve güvenliği" başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."
38. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun şikâyetinin özü, tutukluluğun hukuki olmadığına ilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
39. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden bulunmadığı anlaşılan bu bölümdeki iddiaların kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Genel İlkeler
40. Genel ilkeler için bkz. Gülser Yıldırım (2), §§ 110-124; Eren Erdem [1. B.], B. No: 2019/9120, 9/6/2020, §§ 131-137; Metin Evecen [2. B.], B. No: 2017/744, 4/4/2018, §§ 47-52.
b. İlkelerin Olaya Uygulanması
41. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanuni dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, terör örgütüne üye olma suçundan 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Anılan suç 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda suç olarak düzenlenmiş ve bir yaptırıma (hapis cezasına) bağlanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.
42. Öte yandan başvurucu, tutuklandığı suçtan daha önce hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğini, bu kararın verildiği tarihe kadar olan eylemlerine dayalı olarak yeniden soruşturma başlatılıp tutuklanmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Bu iddia, tutuklamanın önünde kanuni bir engel bulunup bulunmadığı hususuyla bağlantılı görüldüğünden kanunilik kriteri çerçevesinde incelenmiştir.
43. 5271 sayılı Kanun’un 172. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe aynı fiilden dolayı kamu davası açılamayacaktır. Ancak bu hüküm sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe yeniden soruşturma başlatılması ve soruşturma kapsamında tutuklama kararı verilmesi önünde bir engel oluşturmamaktadır. Bu hükümde sadece kamu davasının açılamayacağı belirtilmektedir. Somut olayda Sulh Ceza Hâkimliğinin kararı başvurucunun tutuklanmasından sonra olsa da bu durum tutuklamanın kanuniliği bakımından bir sorun oluşturmamaktadır.
44. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
45. Başvurucu hakkında daha önce terör örgütüne üye olma suçundan kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiştir. Bu kovuşturmaya yer olmadığı kararına konu delillere dayalı olarak tekrar tutuklama kararı verilmesi hâlinde kuvvetli suç şüphesinin bulunduğundan bahsedilemeyecektir. Dolayısıyla kovuşturmaya yer olmadığı kararından sonra yeni delillerin bulunup bulunmadığı kuvvetli belirti incelemesi bakımından önem taşımaktadır.
46. Somut olayda kovuşturmaya yer olmadığı kararı incelendiğinde başvurucuya KCK sözleşmesiyle oluşturulan hukuk komitesi üyesi olduğuna, haklarında adli işlem yapılan örgüt üyelerinin avukatlığını üstlenerek PKK/KCK terör örgütü ile aralarında haberleşmeyi sağladığına ilişkin isnatlarda bulunulduğu görülmektedir. Sonraki soruşturmada ise başvurucunun İHD başkanlığını yürüttüğü sırada düzenlediği bir rapora, sosyal medya paylaşımlarına, katıldığı gösterilere ve basın açıklamalarına, basın yayın organlarında adının geçtiği haberlere dayanılmıştır. Dolayısıyla sonraki soruşturmanın yeni delillere dayandığı görülmektedir. Nitekim başvurucunun tutuklanmasından bir gün sonra Sulh Ceza Hâkimliği yeni deliller bulunduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığı kararını kaldırmıştır. Bu durumda geriye bu delillerin suç işlendiğine dair kuvvetli belirti oluşturup oluşturmadığını belirlemek kalmaktadır.
47. Muş Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen tutuklama kararında; başvurucunun farklı tarihlerdeki basın açıklaması ve gösteri yürüyüşüne katılmasına, terör örgütü mensuplarının güvenlik güçlerince etkisiz hâle getirilmesinin akabinde başvurucunun düzenlediği rapora, terör örgütüne müzahir sitelerde başvurucunun adının geçtiği birçok haberin bulunmasına ve sosyal medya paylaşımlarına dayanılarak kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunduğu belirtilmiştir.
48. Güvenlik güçlerince PKK terör örgütü mensuplarının cenazelerinin olduğu ve örgütün şehitlik olarak adlandırdığı alana yönelik gerçekleştirilen müdahale sonrasında bu olaya ilişkin rapor hazırlanmasına başvurucunun iştirak etmesi ve söz konusu raporu okuyarak kamuoyuna açıklaması tutuklama gerekçelerinden birini oluşturmaktadır. Söz konusu rapor incelendiğinde devlet yetkililerine yönelik sert eleştiriler, suçlayıcı ifadeler bulunsa bile raporda PKK terörünün övülmesi, terörizme destek gösterisi, şiddet kullanımına, silahlı direnişe ya da başkaldırıya doğrudan veya dolaylı teşvik olarak nitelendirilecek bir içerik bulunmamaktadır. Rapordaki ifadelerin ön yargılı ya da abartılı olması, gerçeği saptırması veya devlete yönelik suçlayıcı ifadeler içeriyor olması tek başına o ifadelerin suç işlendiğine dair kuvvetli belirti oluşturması için yeterli değildir. Ayrıca, raporun terör örgütünün talimatıyla hazırlandığına dair somut bir kanıt da sunulmamıştır.
49. Öte yandan başvurucunun katılmış olduğu bazı gösteri yürüyüşü ve basın açıklamaları da tutuklamanın gerekçesini oluşturmuştur. Başvurucunun katılmış olduğu gösteri yürüyüşleri ve basın açıklamalarının bir kısmının örgüte müzahir yayın kuruluşlarının çağrı içerikli haberleriyle uyumlu ve aynı tarihlerde oldukları bir kısmının da yine bu haber sitelerinde paylaşıldıkları belirtilmiş ise de başvurucuya atfedilen eylemlerin büyük çoğunluğunun salt bu toplantılarda yer almaktan ibaret olduğu görülmektedir. Bununla birlikte başvurucunun 6/8/2014 tarihli toplantıda "Şengal Halkı Yalnız Değildir İHD Muş Şubesi" şeklindeki pankartı tuttuğu, 11/10/2014 tarihinde IŞİD saldırılarına maruz kalan Kobani halkına destek amacıyla düzenlenen bir gösteride "Yaşasın YPG direnişi" sloganına eşlik ettiği, 2/4/2015 tarihinde hasta tutukluların serbest bırakılmasına ilişkin bir basın açıklamasını okuduğu, 9/5/2015 tarihli bir gösteride "Zulümlere Sessiz Kalmayacağız, Ağır Hasta Mahpuslar Serbest Bırakılsın İHD Muş Şubesi" yazılı pankartı tuttuğu, 15/12/2015 tarihinde sokağa çıkma yasaklarının hukuka aykırı ve birer abluka olduğu, sivillere yönelik yaşam hakkı ihlallerinin yapıldığı, Abdullah Öcalan’ın üzerindeki tecritin bir an evvel kaldırılması ve Sur, Cizre, Silopi, Nusaybin ile Dargeçit’teki operasyonlara son verilmesi gerektiği yönünde değerlendirmeler içeren basın açıklamasını okuduğu belirtilmiştir. Ancak başvurucunun bu gösterilerdeki eylemlerinin PKK terörünün övülmesi, terörizme destek gösterisi, şiddet kullanımını, silahlı direnişi ya da başkaldırıyı doğrudan veya dolaylı teşvik olarak nitelendirilmesi mümkün görünmemektedir. Başvurucu; bu eylemleriyle şiddet yöntemlerini kullanmaya çağrı yapmadığı gibi bir saldırı failini de övmemiş, bir saldırının mağdurlarını aşağılamamış, terör örgütlerine kaynak yaratma ya da diğer benzer davranışlar için çağrı yapmamıştır.
50. "Yaşasın YPG direnişi" sloganına eşlik ettiği iddiası bakımından ise Anayasa Mahkemesinin Ahmet Aslan ([1. B.], B. No: 2021/23949, 6/10/2022) kararının dikkate alınması gerekir. Anayasa Mahkemesi bu kararda, 21/5/2015 tarihinden önce PYD-YPG'nin bir terör örgütü olduğunun kesinleşmiş yargı kararıyla tespit edilmediği, henüz bilinir hâle gelmediği, dolayısıyla -oluşumun bir terör örgütü olduğunu bildiği ortaya konulmadan- terör örgütü propagandası yapma suçundan cezalandırılmanın öngörülebilir olmadığı gerekçesiyle müdahalenin kanunilik şartını sağlamadığı sonucuna varmıştır. Somut olayda da söz konusu slogan 21/5/2015 tarihinden önce 11/10/2014 tarihinde atılmıştır.
51. Öte yandan bu toplantıların bir kısmında şiddet çağrısı olarak görülebilecek bazı sloganlar atılmış ise de başvurucunun göstericiler tarafından atılan sloganların kaynağı olduğunu gösteren herhangi bir delil bulunmamaktadır. Söz konusu sloganların bizzat başvurucu tarafından atıldığı yönünde bir tespit de yoktur. Ayrıca başvurucunun slogan atmaları için göstericileri cesaretlendirdiği veya bu yönde talimat verdiği de tespit edilmemiştir. Bu gösterilerin barışçıl olmadığını veya gösteriye katılan kişilerin şiddet içeren eylemlerde bulunduklarını gösteren herhangi bir delil bulunduğu da ileri sürülmemiştir. Bu gösterilerin PKK'nın talimatı ile yapıldığına ilişkin varsayımı aşan (terör örgütüne müzahir haber sitelerindeki çağrı niteliğindeki haberlerden öğrenildiği varsayımı) bir delil gösterilmemiştir.
52. Başvurucunun sosyal medya paylaşımlarında ise daha sonra verilen beraat kararında da belirtildiği üzere terör örgütünü sembolize eder herhangi bir görüntü, fotoğraf ya da ses kaydının bulunmadığı, yapılan paylaşımların örgütün şiddet içeren eylemlerini sahiplenir mahiyet arz etmediği yahut şiddet içeren eylemlerin güzellemesine dair herhangi bir ifade barındırmadığı görülmektedir.
53. Terör örgütüne müzahir sitelerde adının geçtiği birçok haberin bulunması da başvurucunun tutuklanmasına dayanak olarak gösterilmiştir. Başvurucunun iradesi dışında gerçekleşen bu olayın neden suçlama konusu yapıldığı anlaşılamamıştır. Ancak iddianamede, isminin geçtiği haberlerde başvurucunun öldürülen bir terör örgütü üyesinden gerilla olarak bahsettiği belirtilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin de vurguladığı üzere PKK üyelerinden gerilla olarak bahsedilmesi tek başına şiddete, silahlı direnişe veya başkaldırıya teşvik olarak yorumlanamaz (Belge/Türkiye, B. No: 50171/09, 6/12/2016, § 34).
54. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi söz konusu delillerin başvurucunun terör örgütüne üye olma suçunu işlemiş olabileceği yönünde kuvvetli belirti oluşturabileceğine ikna olmamıştır. Tüm bu hususlar gözetildiğinde tutuklama için gerekli olan suç işlendiğine dair kuvvetli belirtinin soruşturma mercileri tarafından ortaya konulamadığı kanaatine varılmıştır.
55. Bu sonuç karşısında tutuklama nedenlerinin bulunup bulunmadığına ve tutuklamanın ölçülü olup olmadığına ilişkin ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
56. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
İrfan FİDAN ve Muhterem İNCE bu sonuca farklı gerekçeyle katılmıştır.
VI. GİDERİM
57. Başvurucu; ihlalin tespit edilmesi, tutukluluk hâlinin sonlandırılması, 100.000 TL maddi, 100.000 TL manevi tazminata hükmedilmesi talebinde bulunmuştur.
58. Başvuruda, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmiştir. Yargılandığı dava kapsamında başvurucu hakkında tahliye kararı verilmiş ve böylelikle başvurucunun tutukluluk statüsü sona ermiştir. Dolayısıyla hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
59. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesinin başvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı açıktır. Başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik müdahale nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya talebiyle bağlı kalınarak 100.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir. Başvurucu, maddi zarara ilişkin olarak bilgi/belge sunmadığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
VII. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 100.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, maddi tazminat talebinin REDDİNE,
D. 664,10 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.664,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin bilgi için Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2022/86, K.2022/213) GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 4/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
FARKLI GEREKÇE
1. Başvurucu, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Mahkememiz çoğunluğu suç işlendiğine dair kuvvetli belirtinin soruşturma makamlarınca yeterince ortaya konulamadığı gerekçesiyle ihlal sonucuna varmıştır. Kanaatimce başvurucunun tutuklanması için kuvvetli suç şüphesinin ve bir tutuklama nedeninin bulunduğundan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği sonucuna tutuklamanın ölçülü olmadığı yönünden farklı gerekçe ile katılmaktayız.
2. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilirken; sosyal medya paylaşımlarında 2/1/2016 tarihinde güvenlik güçleri ile PKK terör örgütü arasındaki çatışmada öldürülen örgüt mensuplarının ailelerinin “devletimiz sağ olsun demesini bekliyorlar ciddi ciddi” şeklinde paylaşımda bulunduğuna; 4/6/2014 tarihinde başvurucunun güvenlik güçlerinin PKK terör örgütüne karşı yürüttüğü operasyonlara yönelik “İmha zihniyeti insanlıktan çıkmanın belirtisidir” şeklinde paylaşım yapmasına;4/6/2014 tarihinde başvurucunun “Lice’deki anonslar Teslim ol, ailene yuvana kavuş yazılarını hatırlattı” şeklinde paylaşımda bulunmasına; bu paylaşımın “Teslim ol, ailene yuvana kavuş.” ifadelerinin güvenlik güçleri ile PKK terör örgütü arasında yaşanan çatışmalarda, güvenlik güçlerine karşı örgüt mensupları tarafından söylendiğinden başvurucunun bu suretle örgütsel eylemlere atıf yaptığına; 4/6/2014 tarihinde başvurucunun “PKK Erbil’e konsolos gönderdi” şeklindeki paylaşımıyla PKK terör örgütünü legal bir yapılanma şeklinde göstermeye çalışmasına; 4/6/2014 tarihinde “Kürdistan ismi iade edilsin denmiş, kimden talep ediliyor. Taga bakılınca bahşedicilerden geçilmiyor” şeklinde paylaşımıyla başvurucunun “Kürdistan” ifadesine yer verdiği, Kürdistan’ın PKK terör örgütünün Türkiye topraklarını da içine alan toprak parçalarını birleştirme hayali olduğuna değinilmiştir.
3. Tutuklama kararı verilirken ayrıca başvurucunun 11/10/2014 tarihli gösteri yürüyüşünde “Yaşasın Ypg Direnişi” şeklindeki slogana eşlik edip Kolan bölgesindeki olayla ilgili rapor hazırlayıp bunu kamuoyuna duyurmasına ve sosyal medyada paylaşımlarda bulunmasına; başvurucunun Muş’ta katıldığı ve terör örgütü propagandasına dönüşen basın açıklamasına, gösteri yürüyüşü şeklindeki etkinliklere ve bu etkinliklerden bazılarına ilişkin terör örgütüne müzahir olduğu belirtilen medya organlarındaki sahiplenici veya talimat niteliğindeki haberlere dair delillere dayanılmış ve anılan delillerin kuvvetli suç şüphesini oluşturduğu belirtilmiştir. Soruşturma dosyasındaki deliller birlikte dikkate alındığında soruşturma ve kovuşturma makamlarınca kuvvetli belirtinin ortaya konulmadığı söylenemez. Belirtilen nedenlerle somut olayda tutuklamanın ön koşulu olan kuvvetli belirtinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
4. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu değerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar gözardı edilmemelidir. Somut olayda Sulh Ceza Hakimliğince başvurucunun tutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan silahlı terör örgütüne üye olma suçunun niteliğine, suça ilişkin olarak kanunda öngörülen yaptırımın ağırlığına, kaçma şüphesine, delillerin karartılması ihtimaline ve isnat edilen suçun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında düzenlenen katalog suçlar arasında yer almasına dayanılmıştır. Dolayısıyla somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Hâkimlik tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğinde başvurucu yönünden özellikle -suçun ağırlığına atfen- kaçma şüphesine yönelen tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğu söylenebilir (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Yıldırım Ataş [1. B.], B. No: 2014/4459, 26/10/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66).
5. Son olarak başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup olmadığının da belirlenmesi gerekmektedir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa’nın 13. ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm özellikleri dikkate alınmalıdır. Tutuklamaya konu edilen basın açıklamaları, katılınan toplantılar ve sosyal medya paylaşımlarının 2016 tarihi ve öncesine ait olduğu anlaşılmaktadır. Bu eylemleri konu alan soruşturma kapsamında ise başvurucu 12/2/2022 tarihinde yakalanarak gözaltına alınmış; akabinde tutuklanmıştır. Dolayısıyla aradan geçen zaman sonunda soruşturma makamlarınca yeni bir delile de dayanılmadığı dikkate alındığında başvurucunun tutuklanmasının ölçülü olduğu söylenemeyecektir.
6. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 19.maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kişi hürriyeti ve hakkının ihlal edildiğine dair sonuca farklı gerekçe ile katılıyoruz.
|
|
Üye
İrfan FİDAN
|
|
Üye
Muhterem İNCE
|
|