|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
ÖZGÜR ERDOĞAN BAŞVURUSU
|
|
(Başvuru Numarası: 2022/50784)
|
|
|
|
Karar Tarihi: 11/2/2026
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
Başkan
|
:
|
Hasan Tahsin GÖKCAN
|
|
Üyeler
|
:
|
Recai AKYEL
|
|
|
|
Selahaddin MENTEŞ
|
|
|
|
Muhterem İNCE
|
|
|
|
Yılmaz AKÇİL
|
|
Raportör
|
:
|
Alperen KONAK
|
|
Başvurucu
|
:
|
Özgür ERDOĞAN
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Mert YAŞAR
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Kırgızistan Cumhuriyeti vatandaşı olan mağdurun dolandırılması olayıyla ilgili Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) soruşturma başlatmıştır. Olaya ilişkin kolluk görevlileri tarafından düzenlenen fezleke evrakında şu açıklamalara yer verilmiştir:
i. Antalya Emniyet Müdürlüğüne (Müdürlük) müracaat eden mağdurun 9/8/2016 tarihinde kolluk görevlileri tarafından alınan ifadesinde kısaca; Antalya bölgesinde bulunan otellere yabancı dil bilen sezonluk işçi temin ettiğini, aynı işi yapmakta olan T. Organizasyon isimli şirketin sahibi olan başvurucu ile iş nedeniyle tanıştıklarını, başvurucu vasıtasıyla da diğer şüpheli C.Ç. ile tanıştıklarını belirtmiştir. Mağdur, ifadesinin devamında 12/4/2016 tarihinde şüpheliler Özgür Erdoğan (başvurucu) ve C.Ç. ile buluştuklarında başvurucunun yönlendirmesi ile şüpheli C.Ç.nin kendisine kârlı bir işin olduğundan bahsetmiş; Kırgızistan'dan 2010 yılı basımlı Amerikan Dolarlarını getirmesi hâlinde 2006 yılı veya daha öncesi basımlı Amerikan Dolarlarını %25 kârlı bir şekilde değiştireceklerini teklif etmiş, kendisi de bu teklifi kabul etmiştir. Mağdur 24/4/2016 tarihinde şüpheliler Özgür Erdoğan, C.Ç. ve K.B. ile tekrar buluşup 8.000 Amerikan doları vererek karşılığında 10.000 Amerikan Doları almıştır. Daha sonrasında 27/6/2016 tarihinde yine şüpheliler C.Ç. ve K.B. ile buluştuğunu ve bu sefer 105.000 Amerikan Doları verdiğini, şüpheli K.B.nin parayı alarak uzaklaştığını, şüpheli C.Ç.nin ise kendisine havaalanına gitmesini, parayı orada vereceklerini söylediğini, bunun üzerine havaalanına gittiğini ancak şüphelilerin gelmediğini, bir gün sonra şüpheli C.Ç. ile buluştuklarını, kendisine 300.000 Amerikan Doları daha getirmezse parayı alamayacağını söylediğini, bu şahısların kendisini dolandırdığını belirterek şikâyetçi olmuştur.
ii. Konu ile ilgili olarak 11/8/2016 tarihinde tekrar Müdürlüğe gelen mağdur, şüpheli K.B. ile görüştüğünü ve havaalanında 300.000 Amerikan Doları vermesi üzerine anlaştıklarını kolluk görevlilerine iletmiştir. Kolluk görevlileri Cumhuriyet Savcısından aldıkları talimat üzerine mağdurun şüpheli ile anlaştığı meblağ için sembolik para poşeti hazırlamış ve mağdur ile birlikte havaalanına gitmiştir. Mağdurun şüpheliye sembolik para poşetini vermesi sonrası havaalanı çıkışında şüpheli K.B.nin kullandığı araç kolluk görevlilerince durdurularak şüpheli K.B. hakkında yakalama işlemi yapılmıştır.
iii. Şüpheli K.B.nin kolluk görevlilerince alınan ifadesinde kısaca; mağduru şüpheli C.Ç. vasıtasıyla tanıdığını, mağdur ve eşinin sık sık kendi işlettiği kafeye geldiğini, şüpheli Özgür Erdoğan'ı tanımadığını, yakalandığı gün mağduru havaalanından almak için geldiğini, mağdurun dolandırılması ile bir ilgisi olmadığını beyan etmiştir.
iv. Başvurucunun ifadesinin alınması için kolluk görevlilerince ikametgâhına gidilmiş ancak adresinde bulunamamıştır. Buna ilişkin kolluk görevlilerince tutanak tanzim edilmiştir. Ayrıca mağdurun, şüpheliler K.B. ve C.Ç. ile yaptığı görüşme kayıtlarına ilişkin belgeler de tahkikat evrakına eklenmiştir.
3. Başsavcılık, başvurucunun ifadesi alınamadığından dolayı hakkında yakalama çıkarılmasını talep etmiş; Antalya 1. Sulh Ceza Hâkimliği 12/8/2016 tarihli kararı ile başvurucu hakkında yakalama kararı vermiştir. 19/8/2016 tarihinde başvurucu yakalanmış ve kolluk görevlilerince şüpheli olarak ifadesi alınmıştır. Başvurucu ifadesinde özetle; mağdur ile aynı işi yapması nedeniyle tanıştığını, şüpheli C.Ç. ile uzun yıllardır arkadaş olduğunu, şüpheli K.B.yi tanımadığını, mağdur ile şüpheli C.Ç.yi denk gelmesi nedeniyle tanıştırdığını, şüpheli C.Ç.nin mağdurun parasını alıp geri vermediğini ortak arkadaşlarından duyduğunu, kendisinin mağdurun dolandırılması olayı ile bir ilgisi olmadığını belirtmiştir. Başvurucunun ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:
"... Benim C.Ç. ile N. Hanım [müşteki] arasındaki görüşmede dolar alışverişi ile ilgili şahit olduğum tek konu ilk görüşmede C.Ç., N. Hanıma 'Kırgızistanve Rusya ile Çinde bazı dolarların daha doğrusu Saddam zamanında Saddam'a gönderilen bir kısım dolarların başka ülkelerde kullanılamayacağını, kendilerinin bu dolarları alıp karşılığında %20 fazlası ile para verebileceklerini' söyledi. Kırgızistandan dolar getirmesi karşılığında bu dolarları kendilerinin alıp %20 kar payı ile satın alabileceğini söyledi. N. hanımda bu durumu kabul etti ve Kırgızistana gidip para getireceğini söyledi. Hatta ben buna pek inanmamıştım. Ayrıca ilk seferde benim yanımdan C.Ç. ile N. hanım kalkıp K.B. isimli şahsın yanına götürdü. Orda da bu durumu konuşmak için aralarında görüştüler ancak aralarında ne konuştuklarını bilmiyorum. 8.000 USD'luk para alışverişinde aralarındaki görüşmede ise ben sadece N. hanımı Havalimanından alıp oteline getirip E. isimli cafeye bıraktım. Ancak içeriye girmedim. Bunun dışında poliste verdiğim ifadeler doğrudur. Bunun dışında hiçbir görüşmede para alışverişinde bulunmadım. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum..."
4. Başsavcılık, başvurucunun tutuklanması talebi ile Nöbetçi Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiş; Antalya 5. Sulh Ceza Hâkimliği başvurucunun tutuklanması talebinin reddine, yurt dışına çıkmamak ve ikametgâhının bulunduğu yerdeki karakola düzenli olarak başvurmak şeklinde adlî kontrol altına alınmasına karar vermiştir.
5. Başsavcılık, soruşturma sonucunda başvurucunun ve diğer şüphelilerin dolandırıcılık suçunu işlediği iddiasıyla 19/8/2016 tarihinde iddianame düzenlemiştir.
6. İddianamenin kabulü ile açılan dava, Antalya 10. Asliye Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) görülmeye başlanmıştır. Yargılamada dördüncü celse katılanın (mağdurun) eşi olan tanık T.M.U. dinlenmiştir. Tanık T.M.U.nun ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:
"... 105 bin Doların verildiği gün de ben eşimin yanındaydım, eşim kendi çantasından çıkartıp 105 bin Doları restoranda masanın etrafında sanıklar K.B. ve C.Ç.nin bulunduğu sırada masanın üzerine koymak suretiyle onlara verdi, sanık K.B. kendi yanında getirdiği kumaştan imal bir torba gibi bir şeyin içine bu parayı alıp koydu, sonra ben geliyorum deyip içeriye bölmeye geçti, bir iki dakikaya geleceğini söyleyen sanık K.B.yi yaklaşık 1 saat bekledik, dönmedi, sonra biz orada beklerken sanık C. Ç. sanık K. B. ile görüştü, paramızın havaalanında verileceğini söyledi, beraber havaalanına gideceğimiz sırada sanık C. Ç. başka bir araca bindi ve bunun üzerine eşim(mağdur) neden bizimle gelmiyorsun diye sordu, o da ben kendi aracımla sizi takip edeceğim dedi, ancak havaalanına o da gelmedi..."
7. Mahkeme, görülen yargılama sırasında altıncı celse sanıkların üzerilerine atılı suçun uzlaşma kapsamında olan suçlardan olması ve uzlaşma bürolarınca işlemlerin yapılması gerektiğinden bahisle 23/3/2017 tarihinde yargılamanın durdurulmasına karar vermiştir. Mahkemenin bu kararına karşı katılan vekili ve sanık K.B. müdafii tarafından itiraz edilmiş, Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesi (İtiraz Makamı) tarafların itirazını kabul ederek Mahkemenin kararını kaldırmıştır.
8. İtiraz Makamının kararı sonrası Mahkemece yargılamaya devam edilmiştir. Mahkeme tarafından ikinci celse katılan başvurucu ve diğer sanık K.B.nin beyanları alınmış; duruşmada hazır bulunan tanık F.B.nin gelecek celse dinlenmesine karar verilmiştir. Üçüncü celse tanık F.B.nin ifadesi alınmış, duruşmada hazır bulunan başvurucu, müdafii, diğer sanık K.B. ve müdafii tanığa sorularını sormuştur. Mahkemece diğerlerinin yanı sıra katılanın verdiği telefondaki konuşmaların ve yazışmaların çözümü için bilirkişiye gönderilmesine karar verilmiştir. Tanık F.B.nin ifadesi şöyledir:
"... Ben katılanın eşini daha önceden tanırım, katılanı ise tanıklık yapacağım olayla ilgili olarak olaydan bir gün önce tanıdım, bana başlarından geçen olayı ve nasıl dolandırıldıklarını anlattılar, konu yargıya intikal etti dediler, bu çerçevede bir sohbet oldu, ertesi sabah saat:06.00 da oteldeki odamda katılanın eşi tarafından uyandırıldım, benden bir görüşme olacak gel bize yardımcı ol dedi, ben de kahvaltı salonuna indim, şuanda mahkemede bulunan sanık Özgür Erdoğan avukatıyla birlikte geldi, ben, katılan ve eşi de kahvaltıda biraradaydık, konuşma davaya geldi, avukat yanlarında paranın hazır olduğunu bu konuda şikayetlerinin geri çekilmesini talep ettiklerini söylediler, daha önce güvence bedeli olarak yatırılan 35000 TL üzerine 40 000 TL daha getirdiklerini ve 75 000 TL ödeyeceklerini söylediler, bu suretle bu olayın dışında tutulmayı talep ettiler, sanık Özgür Erdoğan'dan bu suça karıştığına dair bir itiraf duymadım, diğer sanıkların da bu işe karıştığına dair bir itiraf olmadı, katılan bu paranın az olduğunu en azından üçte birini ödenmesini istediğini söyledi, sonuç olarak bir anlaşma olmadı, ben bu davayı katılanın eşi ile samimiyetime binaen takip ediyorum, geçen celse de tanık olarak dinleneceğim düşüncesiyle duruşmada bulunmuştum, duruşmayı izledim, katılan bana bu görüşmeleri kaydettiğini söyledi, önceden bilgim yoktur..."
9. Dördüncü celsede bilirkişi raporu sunulmuştur. Anılan raporda katılan tarafından teslim edilen cep telefonundaki Whatsapp uygulaması üzerinden katılan ile sanıklar C.Ç. ve başvurucuyla olan konuşmaların yazıya aktarıldığı belirtilmiştir. Mahkemece taraflara bilirkişi raporunu incelemeleri ve beyanlarını sunmaları için süre verilmiştir. Beşinci celse taraflar bilirkişi raporuna karşı beyanda bulunmuş ve raporun eksik ve hatalı olduğunu ileri sürmüş; Mahkeme ise bilirkişiden ek rapor alınmasına karar vermiştir.
10. Altıncı celse taraflar bilirkişiden araştırılmasını istediği hususları iletmişlerdir. Yedinci celsede bilirkişi raporu sunulmuş, başvurucu ise bilirkişi raporuna konu ses kayıtlarının hukuka aykırı delil mahiyetinde olduğunu ileri sürmüştür. Bu celse bilirkişi duruşmada dinlenmiş ve telefon görüşmelerine ilişkin kayıtların incelenmesini tamamlayamadığını, ek süre verilmesini talep etmiş; Mahkeme, bilirkişiye ek raporun tanzimi için süre vermiştir.
11. Mahkemece daha sonrasında sekizinci celse bilirkişiye tekrar süre verilmiş, dokuzuncu celse taraflara esas hakkında beyanda bulunmaları için süre verilmiş, onuncu celse yine bilirkişi raporu beklenmiş ve on birinci celse bilirkişi raporu hazırlanmış ve dosya arasına alınmıştır. Başvurucu müdafii, bilirkişi raporuna konu olan ses kayıtları ve mesajlaşmaların hukuka aykırı delil mahiyetinde olduğunu yinelemiştir.
12. Mahkeme yargılama sonucunda başvurucunun da aralarında olduğu sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar vermiştir. Mahkemenin gerekçeli kararı şöyledir:
"Kırgızistan Cumhuriyeti Vatandaşı olan katılanın Türkiye Ülkesi Antalya Bölgesinde otellere sezonluk işçi temin ettiği, suç tarihinden takriben 3 yıl öncesinde sanık Özgür Erdoğan ile tanıştığı, sanık Özgür Erdoğan'ın 2016 yılı içerisinde diğer sanık C.Ç. ile katılanı tanıştırdığı ve aynı yılın nisan ayı içerisinde katılan ve sanık K.B. hariç diğer sanıkların birlikte oturdukları sırada sanıklardan Özgür'ün, sanık C.Ç.ye hitaben 'N. hanıma[katılan] bu karlı işten bahsetsene' demesi üzerine sanık C.Ç.nin katılana Kırgızistan 2010 yılı basımı dolar getirmesi durumunda getireceği dolarlar karşlığında %25 fazlası ile ödeme yapılmasını sağlayacaklarını beyan etmesi üzerine daha sonraki bir tarihte katılanın öncelikle tüm sanıklarla buluştuktan sonra 8.000 doları sanık K.B.ye teslim ettiği, sanık K.B.nin de karşılığında 10.000 amerikan dolarını katılana verdiği, katılanın gerçekleştirmiş olduğu işlem nedeniyle karlı çıktığını düşünmesi ve sanıklarında, katılana 'büyük iş yapalım' demeleri üzerine katılanın Kırgızistan ülkesine tekrar giderek 105.000 doları toplamak suretiyle 27/4/2016 tarihinde Antalya iline geldiği, sanıklardan C.Ç. ve K.B. ile buluştuğu ve sanık K.B.ye parayı teslim ettiği, sanık K.B.nin katılana kısa bir süre beklemesini söyledikten sonra parayı da almak suretiyle katılanın yanından ayrıldığı, bu esnada diğer sanık C.Ç.nin katılana hava limanına gitmesini, işlerin karıştığını, parayı hava limanında vereceklerini söyleyerek katılanı hava limanına gönderdiği, akabinde sanık K.B.nin, katılana paranın büyükler tarafından alındığını, polise gitmemesi gerektiğini, paranın yetmediğini, 30.000 dolar daha getirdiği takdirde kar payı verebileceğini söyleyerek katılanın İstanbul'a gitmesini sağladığı, katılanın bir süre İstanbul'da bekledikten sonra paranın da gelmemesi üzerine dolandırıldığını fark ettiği, bu süreçten sonra katılanın devamlı suretle sanık C.Ç. ve K.B. ile telefon ve whatssup aracılığıyla paranın tekrar iadesi hususunda görüşmeler yaptığı, katılanın sanıkları yakalatabilmek amacıyla kendisine teklif edilen 30.000 doların da getirilmesi halinde kar payının verileceğinin söylenmesi üzerine sahte olarak oluşturduğu dolar görünümlü kâğıt parçaları ile tekrardan İstanbul'a geldiği, durumu polislere bildirdiği, akabinde kendisini karşılamaya gelen sanık K.B.ye parayı teslim ettiği ve paranın aracın ön konsolunda bulunduğu esnada polisler tarafından suç üstüyapıldığı, bu olayın kolluk tarafından tutanak ve anlatımları ile sabit olduğu, bu haliyle sanık Özgür'ün, diğer sanık C.Ç.ye katılanın da bulunduğu ortamda karlı dolar alışverişinden katılana bahsetmesini söyleyerek hileli hareketlerle katılanı olayın içine çekerek ve katılanın güvensizliğini ortadan kaldırarak sanıklar K.B. ve C.Ç. ile dolar işiniyapmasını sağladığı, C.Ç. ve K.B. de 105.000 doları katılandan aldıktan sonra kar payını da vereceklerini iddia ederek katılanı olay yerinden çeşitli hileli hareketlerle uzaklaştırdıkları, sanıkların iştirak halinde yukarıda bahsedilen hileli hareketlerle katılanı aldatıp kendi yararlarına menfaat elde ettikleri sanık savunmaları, katılan beyanları, katılanın eşi olan ve mahkememizce samimi olduğu değerlendirilen tanık T.M.U.nun beyanları ve tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Her ne kadar sanıklar üzerilerine atılı suçlamaları kabul etmemişler ise de, katılanın tüm aşamalardaki istikrarlı beyanları, sanıklarla aralarında önceye dayalı husumet bulunmaması nedeniyle iftira atmasını gerektirecek bir durumun bulunmaması, sanık Özgür'ün 19/8/2016 tarihli kollukta alınan beyanında katılanın beyanlarını doğrular nitelikte kısmi ikrarda bulunmuş olması, sanıklardan C.Ç. ve Özgür'ün tespit edilebildiği kadarıyla 96 kez, sanık K.B. ile katılanın 36 kez, sanık Özgür ile katılanın 15 kez görüşme yaptıkları, bu haliyle katılanın beyanlarını doğrular şekilde bir çok görüşme yapıldığının HTS kayıtları ile sabit olduğu değerlendirildiğinde tüm sanıkların sadece inkâra dayalı soyut savunmalarına itibar edilememiş ve aşağıdaki şekilde sanıkların mahkumiyeti şeklinde hüküm kurulmuştur."
13. Başvurucu, anılan karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi (İstinaf Dairesi) aralarında başvurucunun da bulunduğu sanıkların istinaf kanun yoluna başvuru taleplerini 7/3/2022 tarihinde esastan reddetmiştir.
14. Başvurucu, nihai kararı 7/3/2022 tarihinde öğrendikten sonra 5/4/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
15. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
A. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
16. Başvurucu; istinaf kanun yolunda dile getirdiği itirazlar doğrultusunda kendisi ve diğer sanıklar hakkında ayrı ayrı değerlendirme yapılmadığını, son bilirkişi raporundan haberdar olmadığını, bilirkişi raporuna konu ses kaydının hukuka aykırı delil mahiyetinde olduğunu, buna ilişkin itirazlarının gerekçeli kararda tartışılmadığını, diğer sanıkların suçuna iştirak etmediğine dair davanın esasına etkili itirazları konusunda değerlendirme yapılmadan mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
17. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; gerekçeli karar hakkına ilişkin mevzuat hükümleri ile yargısal içtihatlara değinildikten sonra anılan hakkın ihlal edildiğine dair iddianın incelenmesinde ilgili mevzuatın, yargısal içtihatların ve somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
18. Başvuru, adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı yönünden incelenmiştir.
19. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
20. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının, davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
21. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan merciin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciine ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).
22. Somut olayda başvurucu hakkında dolandırıcılık suçunu işlediğinden bahisle hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Mahkeme gerekçeli kararında, başvurucunun katılanın da bulunduğu bir ortamda diğer şüpheli C.Ç.yi hileli harekette bulundurmasına yönlendirerek suça iştirak ettiğinden bahsedilmiştir. Mahkeme tarafından ayrıca başvurucunun soruşturma aşamasındaki beyanında katılan beyanlarını doğrular nitelikte kısmi ikrarda bulunduğundan bahsedilmiş, başvurucunun da aralarında olduğu sanıkların inkâra dayalı savunmalarının soyut nitelikte olduğu belirtilerek itibar edilmemiştir (bkz. § 12).
23. Başvurucu; kendisi ve diğer sanıklar hakkında ayrı ayrı değerlendirme yapılmadığını, bilirkişi raporuna konu ses kaydının hukuka aykırı delil mahiyetinde olduğunu belirterek karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Kanun yolu incelemesi yapan istinaf dairesinin yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaştığı açıktır. İstinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin gerekçede nelerin dikkate alındığı belirtilmiş, dosyanın incelenmediği kuşkusuna sebep olacak şekilde bir değerlendirme yapılmamıştır.
24. Bu noktada belirtmek gerekir ki Anayasa Mahkemesinin doğrudan ilgili soruşturma ve yargılama makamlarının yerine geçerek delil değerlendirmesi yapması söz konusu olamaz. Bu konuda asıl sorumlu ve yetkili olanlar ilk elden olayları inceleyen yetkili adli ve idari mercilerdir (Cemil Danışman [1. B.], B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 58). Mahkemenin gerekçeli kararından anlaşıldığı üzere başvurucunun üzerine atılı suçu işlediğine dair deliller ayrı ve açık olarak tartışılmış ve karşılanmıştır. Bir başka deyişle, başvurucu hakkında dolandırıcılık suçunun sübut bulduğunu kabul eden yerel mahkeme somut olay bağlamında taraf ve tanık beyanları, bilirkişi raporları ve diğer delilleri değerlendirmiş; kararını gerekçelendirmiş ve hüküm kurmuştur. Yerel mahkemenin kararı gerekçeli olup hukuk kurallarının uygulanmasında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik de mevcut değildir.
25. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.
B. Diğer İhlal İddiaları
26. Başvurucunun;
i. Tanık F.B.nin celseleri izlemesi ve ses kayıtlarının hukuka aykırı şekilde elde edilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasında Mahkemenin başkaca delillere dayanarak karar vermesi nedeniyle Orhan Kılıç ([G.K.], B. No: 2014/4704, 1/2/2018) ve Jakop Gabriel ([1.B.], B. No: 2013/2392, 15/4/2015) kararları doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna,
ii. Delillerin toplanmaması, bilirkişi incelemesi yapılmaması ve bir kısım talebinin reddedilmesi nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddiasının müdafii yardımından faydalanan başvurucunun yargılamaya etkin olarak katılma imkânının elinden alındığına dair bir bulgu saptanmadığı dikkate alınarak Yüksel Hançer ([1. B.], B. No: 2013/2116, 23/1/2014, §§ 14-21) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle,
iii. Yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Veysi Ado ([GK] B. No: 2022/100837, 27/4/2023) kararı doğrultusunda başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle,
iv. Davasına bakmakla yetkilendirilen mahkeme veya hâkimin ön yargılı işlem ve tutumlarda bulunduğuna ilişkin iddiasının Çetin Doğan (3) ([GK], B. No: 2021/30714, 15/2/2023, §§ 228-234) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle,
v. Belediye meclis üyesi iken hapis cezası alması nedeniyle seçilme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Mansur Yavaş ve Cumhuriyet Halk Partisi ([1. B.], B. No: 2014/5425, 23/7/2014, § 35) kararı doğrultusunda konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Diğer ihlal iddialarının kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,
D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 11/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.