logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Müfide Işıl Yıldız [2. B.], B. No: 2022/53022, 10/2/2026, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

MÜFİDE IŞIL YILDIZ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/53022)

 

Karar Tarihi: 10/2/2026

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Yıldız SEFERİNOĞLU

 

 

Kenan YAŞAR

 

 

Ömer ÇINAR

 

 

Metin KIRATLI

Raportör

:

Hüseyin ERAL

Başvurucu

:

Müfide Işıl YILDIZ

Vekili

:

Av. Uğur YILDIRIM

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, delillerin eksik ve hatalı değerlendirilerek mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuruda ayrıca adil yargılanma hakkının farklı güvencelerinin ihlal edildiği iddiası da bulunmaktadır.

2. Müşteki M.Y., cep telefonuyla internete girdiği esnada bir kamu bankası tarafından verildiğini düşündüğü reklama tıkladıktan sonra hesabındaki paranın başvurucuya ait banka hesabına havale edildiğine dair mesaj gelmesi üzerine havale işlemini gerçekleştiren kişiden şikâyetçi olmuştur. Müştekinin şikâyeti doğrultusunda Suruç Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucu hakkında 24/10/2017 tarihinde soruşturma başlatılmıştır.

3. Suruç Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma işlemleri kapsamında müşteki ve başvurucuya ait banka hesap hareketleri ile havale işlemine ilişkin internet protokol adresi (IP) kayıtlarını araştırmıştır. Dosyaya gönderilen yazı cevaplarıyla havale işleminde kullanılan IP numarası tespit edilmiş ve yine müştekinin banka hesabından başvurucuya ait hesaba 23/10/2017 tarihinde "...taksit ödemesi" açıklamasıyla 2.000 TL para transferi yapıldığı anlaşılmıştır.

4. Başvurucu; kolluk görevlilerine verdiği 30/4/2018 tarihli ifadesinde müştekiyi tanımadığını, şubeye gittiğinde adına kayıtlı banka hesabına iki farklı hesaptan para geldiğini öğrendiğini, söz konusu parayı ATM'den çekmediğini ve banka görevlisinden hesabına gelen paraları iade etmesini istediğini belirtmiştir.

5. Hesap hareketleri incelendiğinde başvurucuya ait olup paranın transfer edildiği hesaptan 1.000 TL'nin aynı gün başvurucunun ikametinin bulunduğu Bahçelievler'deki ATM üzerinden banka kartı kullanılarak çekildiği tespit edilmiştir. Ayrıca havale işleminde kullanılan IP numarasının 0537 404...41 numaralı cep telefonu üzerinden kullanıldığı, hattın yabancı uyruklu O.F. adına kayıtlı olduğu ve bu hatta ait HTS kaydında veri bulunmadığı ilgili kurum tarafından bildirilmiştir. O.F. soruşturma aşamasında alınan ifadesinde anılan hattın kendisine ait olmadığını, hattı kullanmadığını ve müştekiyi aramadığını beyan etmiştir. Bankanın 13/6/2018 tarihli yazı cevabında, başvurucunun hesabına 23/10/2017 tarihinde gönderilen 2.000 TL'den ATM üzerinden çekilmeyen 1.000 TL'sinin müştekiye ait hesaba 19/12/2017 tarihinde iade edildiği belirtilmiştir. Ayrıca yasal saklama süresinin dolması nedeniyle ATM kamera görüntülerinin temin edilemediği de açıklanmıştır.

6. Müşteki 8/6/2018 tarihli ek ifadesinde hesabından rızası dışından çekilen 2.000 TL'nin 1.000 TL'sinin başvurucuya ait hesaptan iade edildiğini beyan etmiştir.

7. Suruç Cumhuriyet Başsavcılığı müşteki tarafından gönderilen paranın İstanbul'dan çekilmesi nedeniyle 23/10/2019 tarihinde yetkisizlik kararı vermiş ve dosyayı Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) göndermiştir.

8. Başsavcılıkça, başvurucunun bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçundan cezalandırılması talebiyle 20/11/2019 tarihli iddianame düzenlenmiştir. İddianamede özetle müştekinin banka hesabından rızası dışında gönderilen paranın başvurucunun banka hesabına havale edildikten sonra ikamet adresinin yakınındaki ATM'den çekildiği ve başvurucu hakkında benzer suçtan dört farklı dosyanın bulunduğu belirtilerek atılı suçu işlediği iddia edilmiştir.

9. İddianamenin kabulü ile açılan dava Bakırköy 5. Asliye Ceza Mahkemesince (Mahkeme) görülmeye başlanmıştır. Mahkemece 17/12/2019 tarihinde duruşma hazırlığı işlemleri yapılmıştır. Tensip tutanağında başvurucu ve müştekinin beyanlarının tespitine yönelik işlem yapılmasına karar verilmiştir.

10. Yargılama on bir celsede tamamlanmıştır. Müşteki ve başvurucunun katılmadığı birinci celse, tensip tutanağında belirtilen ara kararlarının yerine getirilmesinin beklenmesi amacıyla ertelenmiştir. Beşinci celseye kadar anılan ara kararlarının tamamlanması beklenmiştir. Beşinci celsede savunmasını yapan başvurucu; banka hesabını emekli maaşını almak için kullandığını, olay günü kredi kartının ödeme gününün geçmesi nedeniyle banka şubesinden görevlinin kendisini araması üzerine şubeye gittiğini, görevlinin kendisine hesabında 2.500 TL olduğunu ve bu parayla kart borcunu ödeyebileceğini söylediğini ifade etmiştir. Başvurucu ayrıca bilgisi dışında hesabına gelen paranın kendisine ait olmadığını ve sahibine iade edilmesi gerektiğini beyan ettiğini, bu amaçla 3/11/2017 tarihinde bankaya dilekçe verdiğini, müşteki tarafça gönderilen paradan haberinin bulunmadığını ve müştekinin kalan 1.000 TL zararını da ödemek istediğini belirtmiştir. Celse, müştekinin zararını ödemesi için başvurucuya süre verilmesi ve bankadan müştekiye yapılan 1.000 TL tutarındaki ödemenin araştırılması amacıyla ertelenmiştir.

11. Sekizinci celse öncesinde müştekinin istinabe mahkemesi tarafından alınan beyanları dosyaya gönderilmiştir. Olayın gerçekleşme şekline ilişkin önceki beyanlarını tekrar eden müşteki, zararının ödenmesi nedeniyle şikâyetinin bulunmadığını ifade etmiştir. Sekizinci celse, başvurucunun talebi doğrultusunda banka görevlisi M.E.C.nin dinlenmesi amacıyla ertelenmiştir. Dokuzuncu celsede hazır bulunan M.E.C.; başvurucunun şubeye gelerek hesabını kullanamadığını söylediğini, bunun üzerine hesabı incelediklerini ve dolandırıcılık işlemi şüphesiyle hesapta bloke bulunduğunu tespit ettiklerini, başvurucunun gelen paradan haberinin olmadığını söylemesi üzerine kendisinden bu yönde dilekçe aldıklarını, sonrasında bir miktar paranın ilgili hesaplara iade edildiğini belirtmiştir. Mahkeme başvurucu hakkında benzer suçtan işlem yapılan dosyaların araştırılmasına karar vererek celseyi ertelemiştir.

12. Celse arasında başvurucu hakkında benzer suçlama içeren derdest dört soruşturma ve kovuşturma dosyası tespit edilmiş ve ilgili evrak dosyaya eklenmiştir. Onuncu celsede esas hakkında mütalaasını sunan Cumhuriyet savcısı, başvurucunun etkin pişmanlık hükümleri gözetilerek atılı suçtan cezalandırılmasını talep etmiştir. Başvurucu; paranın hesabına gönderilmesiyle bir ilgisinin olmadığını, bu durumun paranın iadesine ilişkin dilekçe vermesinden de anlaşılabileceğini, kamera kayıtları ve hesap hareketlerinin detaylı şekilde incelenmesini ve yine benzer suçlamaya ilişkin dosyaların kıyas yoluyla değerlendirilemeyeceğini ileri sürmüştür.

13. Mahkemece başvurucunun bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçunu işlediği sabit kabul edilerek anılan suçtan etkin pişmanlık hükümleri de uygulanmak suretiyle 1 yıl 13 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Mahkemenin gerekçeli kararında; müştekinin beyanlarına, tanık anlatımına, banka yazı cevaplarına ve başvurucuya hakkında benzer suçtan işlem yapılan kovuşturma dosyasında yer alan bilgilere değinilmiştir. Gerekçeli kararın delillerin değerlendirildiği kısmı ise şu şekildedir:

"...İddia, sanık savunması, nüfus ve adli sicil kaydı, mağdur beyanı, tanık beyanı, Ziraat Bankası müzekkere cevapları, şüpheli [O.nun] ifadesi, Karabük 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/680 Esas sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;

Suruç İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne müracaat eden mağdur [M.Y.], internette gezinirken gördüğü bir [...Bankası] Bahar Kampanyası'na giriş yaptığını, açılan sayfaya banka bilgilerini ve şifresini girdiğini, bilahare kontrol ettiğinde hesabından 2.000,00 TL çalındığını gördüğünü belirtip şikayetçi olması üzerine sanık [başvurucu] hakkında kamu davası açıldığı, yapılan yargılamasında sanığın aşamalardaki savunmalarında üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği, mağdurun zararını giderdiğini beyan ettiği, bankadan gelen cevabi yazıda mağdurun [...Bankası] Suruç Şubesi'nde bulunan hesabından 23/10/2017 tarihinde 2.000,00 TL'nin sanık Müfide Işıl [Yıldız]'ın hesabına havale edildiği ve bu paranın da sanığın ikamet adresi olan Bahçelievler'de Atm'den çekildiğinin belirlendiği, sanığın yargılama aşamasında mağdurun kalan 1.000,00 TL zararını ödediği, makbuzu mahkememiz dosyasına sunduğu, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın savunmasının aksine üzerine atılı suçu işlediği sabit olmakla sanığın eylemine uyan TCK'nın 142/2-e, 168/2, 62. maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."

14. Başvurucu; mahkûmiyet kararına karşı sunduğu istinaf dilekçesinde -diğerlerinin yanı sıra-eksik araştırma yapıldığını, işlenen suçla ilgisinin bulunmadığını, paranın iadesine yönelik dilekçe vermesinin suçu işlemediğini gösterdiğini ve benzer suçlama içeren dosyaların delil olarak kullanılamayacağını ileri sürmüştür. Başvurucunun istinaf talebi İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesince 25/4/2022 tarihinde kesin olarak esastan reddedilmiştir.

15. Başvurucu, nihai kararı 6/5/2022 tarihinde öğrendikten sonra 20/5/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

16. Başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

17. Başvurucu; banka ve HTS kayıtlarının hatalı değerlendirilmesi sonucu ceza verildiğini, müştekiye ait parayı iade etmiş olmasının suç işleme kastının bulunmadığını gösterdiğini, içtihatlarda aranan araştırmaların yapılmadığını ve şüpheye rağmen cezalandırıldığını belirtmek suretiyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

18. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; öncelikle başvuruda kabul edilebilirlik şartlarının karşılanıp karşılanmadığının incelenmesi gerektiği, kabul edilebilirlik şartlarının karşılandığının değerlendirilmesi hâlinde Anayasa Mahkemesince de belirtildiği üzere başvurucunun iddialarıyla ilgili olarak adil yargılanma hakkının bireylere dava sonucunda verilen kararın değil yargılama sürecinin ve usulünün adil olup olmadığını denetletme imkânı verdiği ve başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve mevzuat hükümleri doğrultusunda somut olayın kendine özgü koşullarının gözönüne alınması gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı başvuru formundaki iddialarını yinelemiştir.

19. Başvuru, özü itibarıyla ceza davasında delillerin eksik ve hatalı değerlendirilmesi sonucu mahkûmiyet kararı verilmesine ilişkin olduğundan başvurucunun iddiaları adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkı yönünden incelenmiştir.

20. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı maddi adaleti değil şeklî adaleti temin etmeye yönelik güvenceler içermektedir. Bu bakımdan adil yargılanma hakkı davanın taraflardan biri lehine sonuçlanmasını garanti etmemektedir. Adil yargılanma hakkı temel olarak yargılama sürecinin ve usulünün hakkaniyete uygun olarak yürütülmesini teminat altına almaktadır (M.B. [GK], B. No: 2018/37392, 23/7/2020, § 80).

21. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz (konuya ilişkin birçok karar arasından bkz. Ahmet Sağlam [2. B.] B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

22. Ancak temel hak ve özgürlüklere müdahalenin söz konusu olduğu durumlarda mahkemelerin takdir ve değerlendirmelerinin Anayasa'daki güvencelere etkisini nihai olarak değerlendirecek merci Anayasa Mahkemesidir. Bu itibarla Anayasa'da öngörülen güvenceler dikkate alınarak bireysel başvuru kapsamındaki temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilip edilmediğine ilişkin herhangi bir inceleme kanun yolunda gözetilmesi gereken hususun incelenmesi olarak nitelendirilemez (Şahin Alpay (2) [GK], B. No: 2018/3007, 15/3/2018, § 53).

23. Diğer taraftan Anayasa Mahkemesi, çok istisnai durumlarda temel hak ve özgürlüklerden biri ile doğrudan ilgili olmayan bir şikâyeti kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin yasak kapsamına girmeden inceleyebilir. Açık bir keyfîlik nedeniyle yargılamanın hakkaniyetinin temelden sarsıldığı ve adil yargılanma hakkı kapsamındaki usule ilişkin güvencelerin anlamsız hâle geldiği çok istisnai hâllerde, aslında yargılamanın sonucuna ilişkin olan bu durumun bizatihi kendisi usule ilişkin bir güvenceye dönüşmüş olur. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin, mahkemelerin değerlendirmelerinin usule ilişkin güvenceleri anlamsız hâle getirip getirmediğini ve açık bir keyfîlik nedeniyle yargılamanın hakkaniyetinin temelden sarsılıp sarsılmadığını incelemesi yargılamanın sonucunu değerlendirdiği anlamına gelmez. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, mahkemelerin delillerle ilgili değerlendirmelerine ancak açık bir keyfîlik ve adil yargılanma hakkı kapsamındaki usule ilişkin güvenceleri anlamsız hâle getiren bir uygulama varsa müdahale edebilecektir (Ferhat Kara [GK], B. No: 2018/15231, 4/6/2020, § 149; M.B., § 83).

24. Mahkemenin gerekçeli kararının içeriğine göre başvurucunun bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçundan mahkûmiyetine esas alınan deliller müştekinin banka hesabında bulunan paranın rızası dışında başvurucuya ait banka hesabına gönderildiğine ilişkin kayıtlar ile gönderilen paranın bir kısmının aynı gün başvurucunun ikamet adresinin yakınındaki ATM'den çekilmiş olması şeklinde açıklanmıştır (bkz. § 13). Başvurucu, soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki savunmalarında banka hesabına gelen para konusunda bilgisinin bulunmadığını, bu durumu öğrenir öğrenmez paranın iadesine yönelik dilekçe verdiğini ve parayı ATM'den çekmediğini ileri sürmüştür (bkz. §§ 4, 10).

25. Somut olayda Mahkeme müşteki ve başvurucuya ait banka kayıtları, suçta kullanılan cep telefonu numarasına ilişkin IP ve HTS kayıtları ile başvurucunun hesabına gönderilen paranın bloke uygulanmayan kısmının aynı gün başvurucunun ikamet adresinin yakınındaki ATM'den çekilmiş olması nedeniyle mahkûmiyet sonucuna varmıştır. Bu noktada başvurucunun paranın yatmış olduğu hesabına bağlı banka kartının kaybolduğu ya da başkası tarafından kullanıldığı yönünde savunmasının olmadığının altı çizilmelidir. Başvurucu, Mahkemece dayanılan söz konusu delillerin doğruluğunun ve güvenilirliğinin sınanması için ATM güvenlik kamera görüntüleri ile banka kayıtlarının toplanmasını talep etmiştir. Dosya kapsamında banka hesap dökümü ile para çekme anına ilişkin kamera kayıtlarının tespit edilemediğine ve yine suçta kullanılan cep telefonu numarasına ilişkin olarak HTS kayıtlarında hiçbir veri bulunmadığına dair yazı cevapları mevcuttur (bkz. § 5). Bu nedenle anılan şikâyetlerin başvurucuyu usule ilişkin imkânlardan yararlanma noktasında önemli ölçüde dezavantajlı konuma düşürmediği açıktır. Kaldı ki Mahkeme kararında yer verilen gerekçe doğrultusunda istinaf başvurusunun da reddine karar verilmiştir.

26. Bu itibarla başvuru konusu olayda başvurucunun ileri sürdüğü iddiaların yargı mercilerince delillerin değerlendirilmesine ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olduğu, mahkeme kararında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan bir durumun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmıştır.

27. Açıklanan gerekçelerle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

Basri BAĞCI ve Kenan YAŞAR bu sonuca katılmamıştır.

B. Diğer İhlal İddiaları

28. Başvurucunun benzer suçlama içeren soruşturma ve kovuşturma dosyalarının kıyas yoluyla yargılandığı dosyada dikkate alınması nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddiasının mahkûmiyet gerekçesinde başvurucuyla ilgili diğer dosyalara dayanılmadığı ve bu dosyalara bağlı olarak başvurucunun suçlu olduğu yönünde bir çıkarımda bulunulmadığı dikkate alınarak Galip Şahin ([1. B.], B. No: 2015/6075, 11/6/2018, § 47) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle; delillerin toplanmaması, bilirkişi incelemesi yapılmaması ve bir kısım talebinin reddedilmesi nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddiasının kamera kayıtlarının tespit edilemediği, HTS ve banka kayıtlarının toplandığı ve müdafi yardımından faydalanan başvurucunun yargılamaya etkin olarak katılma imkânının elinden alındığına dair bir bulgu saptanmadığı dikkate alınarak Yüksel Hançer ([1. B.], B. No: 2013/2116, 23/1/2014, §§ 14-21) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA Basri BAĞCI ve Kenan YAŞAR'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

2. Diğer ihlal iddialarının kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 10/2/2026 tarihinde karar verildi.

 

 

 

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Başvuru, delillerin eksik ve hatalı değerlendirilerek mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuruda ayrıca adil yargılanma hakkının farklı güvencelerinin ihlal edildiği iddiası da bulunmaktadır.

2. Başvurucunun diğer iddiaları yönünden başvurunun kabul edilemez bulunduğuna ilişkin Mahkeme kararına katılmakla birlikte, adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle kabul edilemez olduğuna dair Mahkememiz çoğunluğunun değerlendirmesine, aşağıda açıklanan gerekçelerle iştirak edilmemiştir.

3. Müşteki M.Y. internette banka reklamı izlenimi veren bir bağlantıya girerek bilgilerini paylaşmasının ardından banka hesabından rızası dışında 2.000 TL’nin başvurucuya ait banka hesabına havale edildiğini fark etmiş ve şikâyetçi olmuştur. Soruşturma kapsamında yapılan incelemelerde söz konusu paranın 23/10/2017 tarihinde başvurucuya ait hesaba aktarıldığı, aynı gün bu tutarın 1.000 TL’sinin başvurucunun ikametinin bulunduğu yerdeki bir ATM’den banka kartı kullanılarak çekildiği, kalan 1.000 TL’nin ise daha sonra müştekiye iade edildiği tespit edilmiştir. Havale işleminde kullanılan IP adresinin bir cep telefonu hattı üzerinden kullanıldığı, hattın adına kayıtlı görünen kişinin hattı kullanmadığını beyan ettiği, ATM kamera görüntülerinin ise yasal saklama süresi dolduğu için temin edilemediği anlaşılmıştır.

4. Başvurucu, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında müştekiyi tanımadığını, hesabına gelen paradan bilgisinin bulunmadığını, paranın kendisine ait olmadığını bankaya bildirdiğini ve iadesi için dilekçe verdiğini savunmuştur. Yargılama sırasında dinlenen banka görevlisi de başvurucunun şubeye gelerek hesabına gelen paradan haberdar olmadığını söylediğini ve bu yönde dilekçe verdiğini doğrulamıştır. Müşteki ise zararının giderilmesi üzerine şikâyetinin bulunmadığını beyan etmiştir.

5. Bakırköy 5. Asliye Ceza Mahkemesi, müştekinin beyanları, banka kayıtları, tanık anlatımı ve dosya kapsamını birlikte değerlendirerek başvurucunun bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçunu işlediği sonucuna ulaşmış; etkin pişmanlık hükümlerini de uygulayarak başvurucunun 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir.

6. Başvurucunun eksik araştırma yapıldığı, suçla ilgisinin bulunmadığı, paranın iadesine yönelik davranışlarının dikkate alınmadığı ve benzer dosyaların delil olarak kullanılamayacağı yönündeki istinaf itirazları, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiş; bunun üzerine başvurucu, mahkûmiyet kararının adil yargılanma hakkını ihlal ettiği iddiasıyla süresi içinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

7. Başvurucu, bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçundan 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmıştır. İlk derece mahkemesi bu sonuca, esas itibarıyla müştekinin banka hesabından başvurucuya ait hesaba para havalesi yapılmış olmasına ve bu paranın başvurucunun ikametinin bulunduğu ilçedeki bir ATM’den çekildiğinin tespit edilmesine dayanarak ulaşmıştır.

8. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, mahkemelerin tarafların yargılamanın sonucuna etkili olabilecek iddia ve itirazlarını ilgili ve yeterli bir gerekçeyle karşılamasını zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda gerekçeli karar hakkının ihlal edilip edilmediğinin tespitinde, başvurucunun ileri sürdüğü savunmaların ve itirazların mahkemece gerçekten değerlendirilip değerlendirilmediği ve hükme esas alınan gerekçelerin denetlenebilir nitelikte olup olmadığı önem taşımaktadır.

9. Somut olayda başvurucu, yargılamanın çeşitli aşamalarında; havale işleminde kullanılan IP adresinin yabancı uyruklu bir kişi adına kayıtlı bir telefon hattı üzerinden gerçekleştirildiğini, bu hatta ilişkin HTS ve IMEI kayıtlarına ulaşılamadığını, ATM kamera görüntülerinin temin edilemediğini, parayı bizzat çektiğine dair herhangi bir banka kaydı bulunmadığını ve banka çalışanının beyanlarının da paradan haberdar olmadığı yönündeki savunmasını doğruladığını ileri sürmüştür. Ayrıca, hesabına gelen parayı geç öğrendiğini, bu durumu fark eder etmez bankaya başvurarak iade talebinde bulunduğunu ve bu hususun dosyada dilekçe ve tanık anlatımıyla sabit olduğunu belirtmiştir.

10. Başvurucu ayrıca Yargıtay içtihatlarında, benzer olaylarda paranın kim tarafından ve ne şekilde çekildiğinin, kamera kayıtlarının temin edilip edilemeyeceğinin, havale işlemine ilişkin IP adresinin hangi cihaz ve kişilerle bağlantılı olduğunun ve sanık ile bu kişiler arasında bir irtibat bulunup bulunmadığının araştırılmasının zorunlu görüldüğüne işaret etmiş; somut olayda bu yönde kapsamlı bir araştırma yapılmadığını ifade etmiştir.

11. Buna karşın ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında, başvurucunun anılan iddia ve itirazlarının neden hükmün sonucunu etkilemeyecek nitelikte görüldüğü açık ve denetlenebilir şekilde ortaya konulmamıştır. Kararda, paranın başvurucunun hesabına aktarılma ve ATM’den çekilme olguları esas alınmış; ancak bu işlemlerin başvurucu tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, üçüncü kişilerce yapılmış olma ihtimali ve başvurucunun iade yönündeki davranışlarının suçun maddi ve manevi unsurları bakımından taşıdığı anlam tartışılmamıştır.

12. Olayda havale edilen paranın başvurucunun hesabına hangi yöntemle aktarıldığı, ATM’den çekim işleminin kim tarafından gerçekleştirildiği ve başvurucunun bu işlemler üzerindeki hâkimiyetinin bulunup bulunmadığı hususları açıklığa kavuşturulmadan mahkûmiyet sonucuna ulaşılması, gerekçeli karar hakkı bakımından ciddi bir eksiklik oluşturmaktadır. Bu eksikliğin istinaf aşamasında da giderilmediği anlaşılmaktadır.

13. Bu itibarla, başvurucunun hükmün sonucuna etkili olabilecek nitelikteki savunmalarının ilgili ve yeterli bir gerekçeyle karşılanmadığı, mahkûmiyet kararının dayandığı gerekçelerin başvurucu bakımından ikna edici ve denetlenebilir olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

14. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği kanaatiyle çoğunluk görüşüne iştirak edilmemiştir.

 

Başkan

Basri BAĞCI

Üye

Kenan YAŞAR

 

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Kabul Edilemezlik vd.
Künye
(Müfide Işıl Yıldız [2. B.], B. No: 2022/53022, 10/2/2026, § …)
   
Başvuru Adı MÜFİDE IŞIL YILDIZ
Başvuru No 2022/53022
Başvuru Tarihi 20/5/2022
Karar Tarihi 10/2/2026

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, delillerin eksik ve hatalı değerlendirilerek mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) Hakkaniyete uygun yargılanma hakkı (hukuka aykırı deliller, bariz takdir hatası vs.) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Masumiyet karinesi (Ceza) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Silahların eşitliği ilkesi / çelişmeli yargılama ilkesi (ceza) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Müdafi yardımından yararlanma hakkı (ceza) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi