TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
KARAR
|
|
SEVAL GÜLMEZ BAŞVURUSU
|
(Başvuru Numarası: 2022/59107)
|
|
Karar Tarihi: 28/5/2025
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
KARAR
|
|
Başkan
|
:
|
Basri BAĞCI
|
Üyeler
|
:
|
Engin YILDIRIM
|
|
|
Rıdvan GÜLEÇ
|
|
|
Yıldız SEFERİNOĞLU
|
|
|
Metin KIRATLI
|
Raportör
|
:
|
Aydın DEMİREL
|
Başvurucu
|
:
|
Seval GÜLMEZ
|
Vekili
|
:
|
Av. Cemile TURHALLI
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru; tutuklamanın hukuki olmaması ve tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, siyasi faaliyetler ile ifade özgürlüğü kapsamındaki eylemlerin tutuklamaya konu edilmesi nedeniyle de ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
A. Başvurucunun Tutuklanmasına İlişkin Süreç
1. 2021/26921 Numaralı Soruşturmaya İlişkin Süreç
2. PKK/KCK terör örgütünün kadın yapılanması içinde yer alan KJA (Kongreya Jinen Azâdi-Özgür Kadın Kongresi) isimli derneğin 22/11/2016 tarihli ve 29896 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 677 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılmasından sonra bu yapının devamı olduğu değerlendirilen TJA isimli yapının çağrıları doğrultusunda, bir siyasi partinin Diyarbakır eş başkanlığı görevini yürüten başvurucunun basın açıklaması, gösteri yürüyüşü gibi etkinliklere katılım sağladığı iddia edilmektedir. Başvurucunun PKK/KCK terör örgütünün çağrıları doğrultusunda kırk farklı etkinliğe katıldığı, ayrıca örgüte müzahir haber sitelerinde yirmi iki ayrı haberde bu etkinliklere yer verildiği, başvurucunun ikametgâhında yapılan aramalarda terör örgütünün kadın yapılanmasına ilişkin delil niteliğinde belgelerin bulunduğu, cep telefonunda üst yönetimindeki örgüt üyelerinin fotoğrafları ile TJA ve PJAK gibi örgütlerin örgütsel dokümanlarının ele geçirildiği ifade edilmiş; başvurucu 8/4/2021 tarihinde silahlı terör örgütüne üye olma suçundan gözaltına alınmıştır.
3. Başvurucu, çıkarıldığı Diyarbakır 3. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından 9/4/2021 tarihinde tutuklanmıştır.
4. 14/6/2021 tarihinde düzenlenen iddianameye göre başvurucunun eylemleri nedeniyle silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması talep edilmiştir. İddianamenin ilgili kısmı şu şekildedir:
"...Buna göre tüm dosya kapsamından şüphelinin PKK/KCK silahlı terör örgütünün kadın yapılanması içerisinde yer alan ve örgütün ideolojisine sıkı sıkıya bağlı olacak şekilde, örgütün güdümünde aktif olarak faaliyet yürüten TJA isimli oluşuma mensup olduğu, yapılan örgütsel çağrılar ve verilen talimatlar üzerine yukarıda belirtilen ve örgütün propagandasına dönüşen çok sayıda organizasyona katılım sağladığı, müzahir sitelerde bulunan ve yine yukarıda belirtilen çok sayıda demeci verdiği, güvenlik güçlerimizce etkisiz hâle getirilen terör örgütü mensuplarını benimseyip sahiplendiği, ikametgâhında ve cep telefonunda örgütsel mahiyette oluşturulmuş ve örgütsel faaliyetlerde kullanılmaya elverişli çok sayıda doküman bulundurduğu, örgütün emirlerine uyarak hareket ettiği, bu bağlamda örgüt ile organik bağ kurduğu, bilerek ve isteyerek gerçekleştirdiği süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren belirtilen eylemleri ile örgütün hiyerarşik yapısına dâhil olduğu hususunda yeterli şüpheye ulaşılmış olup;
Şüphelinin yargılamasının mahkemenizce yapılarak eylemlerine uyan ve yukarıda belirtilen sevk maddeleri gereğince CEZALANDIRILMASINA... [karar verilmesi talep olunur.]"
5. İddianame 15/6/2021 tarihinde kabul edilmiş ve başvurucu hakkında Diyarbakır 11. Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde E.2021/110 sayılı yargılama başlamıştır.
6. Başvurucu 6/9/2021 tarihinde tahliye edilmiştir.
2. 2022/5267 Numaralı Soruşturmaya İlişkin Süreç
7. Başvurucu, soruşturma kapsamında 2/2/2022 tarihinde silahlı terör örgütüne üye olma suçundan gözaltına alınmıştır. Savcılık, başvurucuya öldürülen PKK üyeleri lehine anma etkinliğine katıldığı, buna ilişkin fotoğrafların sosyal medyadan paylaşıldığı, çeşitli tarihlerde düzenlenen etkinliklerde bölücü terör örgütü lideri hakkında "Kürt halk önderi" ifadesini kullandığı, öldürülen örgüt üyeleri lehine slogan attığı, örgüte müzahir yayın organlarınca yapılan çağrılara uyarak protesto eylemlerine katıldığı, etkinliklerde örgüt lideri ve üyeleri lehine propaganda yapıldığı hususlarındaki tespitlere ilişkin sorular yöneltmiştir. Ayrıca evinde ve parti binasında ele geçirilen hakkında yasaklama ve toplatma kararı bulunan yayınlara ilişkin beyanları alınmıştır.
8. Başvurucu, Diyarbakır 4. Sulh Ceza Hâkimliğince 2/2/2022 tarihinde silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmıştır. Tutuklama kararının ilgili kısmı şu şekildedir:
"...Şüphelinin üzerine atılı suçu işlediğine dair somut delillerin bulunması, şüphelinin değişik tarihlerde katılmış olduğu öldürülen BTÖ mensuplarının taziyeleri, sözde tecrit eylemleri, basın açıklaması, PKK/KCK propagandasına dönüşen etkinliklere katılımcı ve konuşmacı olarak katılmış olması, bu etkinliklerin PKK'nın ideolojisi ve hedefleri doğrultusunda süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz edici nitelikte olması, eylemlerin yoğunluğu, şüpheli savunması, şüphelinin ikametinde ele geçirilen ve hakkında yasaklama/toplatma kararı bulunan 4 adet kitap bulunması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 5. maddesinde öngörülen geçerli şüphe sebeplerinin, 1982 Anayasasının 19. maddesinde belirtilen kuvvetli belirtinin veCMK'nın 100/1 maddesinde öngörülen kuvvetli suç şüphesini gösterir somut delillerin mevcut olduğu müsnet suç için kanunda öngörülen cezanın alt ve üst sınırı, verilmesi beklenen cezaya göre şüphelinin kaçma ihtimalinin kuvvetle muhtemel bulunması, tutuklama tedbirinin ölçülü olması ve bu safhada adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı anlaşıldığından şüphelinin CMK 100 ve devamı maddeleri gereğince TUTUKLANMASINA... [karar verildi.]"
9. 9/2/2022 tarihinde düzenlenen iddianameye göre başvurucunun eylemleri nedeniyle silahlı terör örgütüne üye olma ve silahlı terör örgütü propagandası yapma suçlarından cezalandırılması talep edilmiştir. 10/2/2022 tarihinde kabul edilen ve Diyarbakır 11. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2021/142 sayılı yargılaması ile birleştirilmesine karar verilen iddianamenin ilgili kısmı şu şekildedir:
"...Yapılan incelemede, dosya arasında yer alan tespit tutanakları, görüntü inceleme tutanakları, örgüte müzahir yayın organlarınca gerçekleştirilen sözde haber içerikleri ve yine örgüte müzahir yayın organlarınca yapılan eylem çağrıları kapsamında şüphelinin PKK/KCK silahlı terör örgütünün ideolojisi ve hedefleri doğrultusunda hareket ederek PKK/KCK silahlı terör örgütünün propagandasına dönüşen eylem ve etkinliklere katıldığı, bu eylem ve etkinliklerin sözde tecrit altında cezaevinde bulunan örgüt üyelerinin ve ölen örgüt üyelerinin sahiplenip benimsenmesine yönelik olduğunun anlaşıldığı, şüphelinin bu şekilde yukarıda ayrıntılı olarak değinilen toplam 17 farklı eyleme katıldığının tespit edildiği, şüphelinin dosya arasında yer alan arama ve el koyma tutanakları kapsamında evinde ve DBP il başkanlık binasında ele geçirilen PKK/KCK silahlı terör örgütünün cebir, şiddet ve tehdit içeren eylem ve faaliyetlerini destekler ve meşru gösterir tarzda yayınları barındırdığı, şüphelinin il başkanı olarak faaliyet yürüttüğü DBP il başkanlığında ele geçirilen yayınlar ve örgüt mensuplarının yer aldığı fotoğrafların ne şekilde il başkanlığı binasında bulunduğunu bilmediği yönündeki beyanının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu zira, şüphelinin il başkanı olarak üst düzey pozisyonda aktif faaliyet yürüttüğü il başkanlığı görevinde parti mensuplarınca kullanıldığı anlaşılan il başkanlık binasında ele geçirilen dokümanlardan haberdar olmaması hususunun hayatın olağan akışına uygun olmadığı, şüphelinin katılmış olduğu eylem ve etkinlikler ile PKK/KCK silahlı terör örgütünün hedef ve ideolojilerini benimsediğine karine teşkil edecek dokümanlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde şüphelinin PKK/KCK silahlı terör örgütü faaliyetleri kapsamında zamana yayılan çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk barındıran eylem ve faaliyetlerde bulunarak üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma eylemini gerçekleştirdiği,
Şüphelinin yöneticisi konumunda bulunduğu siyasi partinin il binasında öldürülen terör örgütü üyelerinin sözde örgüt bayrağı önünde çekilmiş fotoğrafları çerçeveleyerek yapılan toplantılarda astırdığının kabulü gerektiği, fotoğraflarda yer alan örgüt üyelerini şehit olarak göstermek suretiyle eylemlerine meşruiyet kazandırdığı, parti binasında ele geçirilen yasaklı yayınların çeşitliliği dikkate alındığında şüphelinin parti binasına gelen kişilerinbu yayınlara ulaşmalarını sağlayarak PKK/KCK silahlı terör örgütünün cebir, şiddet ve tehdit içereneylem ve faaliyetlerini meşru göstermeye yönelik aktif faaliyette bulunduğunun kabulü gerektiği, dosya arasında yer alan emsal nitelikteki Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 2018/624 esas 2018/1408 karar numaralı ilamında parti binasında ele geçirilen örgütsel yayın ve örgüt üyelerine ait fotoğrafların bulundurulmasını içeren eylemin PKK/KCK silahlı terör örgütü propagandası yapma eylemine vücut vereceğinindeğerlendirildiği, arama ve el koyma tutanakları ve şüphelinin suçtan kurtulmaya yönelik alınan savunması doğrultusunda şüphelinin parti binasına gelen şahıslara ulaşmasını amaçladığı, PKK/KCK silahlı terör örgütünün cebir, şiddet ve tehdit içeren eylem ve faaliyetlerini destekler ve meşru gösterir tarzda kaleme alınmış dokümanları bulundurarak üzerine atılı silahlı terör örgütü propagandası yapma suçunu işlediği anlaşılmakla..."
10. Başlayan yargılamada Diyarbakır 11. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 2/3/2022 tarihinde başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.
11. 8/3/2022 tarihinde başvurucunun tutukluluğunun devamına ilişkin itirazı kesin olarak reddedilmiştir.
12. 30/3/2022 tarihinde yapılan bireysel başvuru sonrası 18/5/2022 tarihinde başvurucunun tahliyesine karar verilmiştir.
B. Bireysel Başvurudan Sonraki Süreç
1. 2022/23275 Numaralı Soruşturmaya İlişkin Süreç
13. 29/4/2022 tarihinde düzenlenen iddianameye göre başvurucunun PKK/KCK silahlı terör örgütünün kadın yapılanması içinde yer aldığı, örgütün ideolojisine sıkı sıkıya bağlı olacak şekilde, örgütün güdümünde aktif olarak faaliyet yürüten TJA isimli oluşuma mensup olduğu, yapılan örgütsel çağrılar ve verilen talimatlar üzerine organizasyonlara katıldığı, örgütün emirlerine uyarak hareket ettiği, bu bağlamda örgüt ile organik bağ kurduğu ifade edilerek cezalandırılması talep edilmiştir. Düzenlenen iddianame 10/5/2022 tarihinde kabul edilmiş ve Diyarbakır 11. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2021/142 sayılı yargılaması ile birleştirilmiştir.
2. 2022/51031 Numaralı Soruşturmaya İlişkin Süreç
14. 20/10/2022 tarihinde düzenlenen iddianamede, tanık beyanına göre TJA aktivisti olarak kendini tanıtan ve PKK/KCK silahlı terör örgütü içinde faaliyet yürüttüğü belirtilen başvurucunun cezalandırılması talep edilmiştir. Düzenlenen iddianame 4/11/2022 tarihinde kabul edilmiş ve Diyarbakır 11. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2021/142 sayılı yargılamasıyla birleştirilmiştir.
3. 2023/2475 Numaralı Soruşturmaya İlişkin Süreç
15. 10/1/2023 tarihinde düzenlenen iddianameye göre başvurucunun 1/11/2021 ve 22/12/2021 tarihlerinde iki etkinliğe katıldığı, parti binasında yapılan aramalarda örgüte müzahir birçok yayının tespit edildiği, yine ele geçirilen dijital materyallerin içeriğinde birçok örgütsel ses ve video dosyasına ulaşıldığı, başvurucunun dijital materyallerinde yapılan incelemede Abdullah Öcalan'ın bulunduğu birçok fotoğraf dosyasının tespit edildiği belirtilerek PKK/KCK silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği ileri sürülmektedir. Düzenlenen iddianame 20/1/2023 tarihinde kabul edilmiş ve Diyarbakır 11. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2021/142 sayılı yargılaması ile birleştirilmiştir.
4. 2023/69843 Numaralı Soruşturmaya İlişkin Süreç
16. 10/11/2023 tarihinde düzenlenen iddianameye göre tanık Ü.A., başvurucunun haberdar olduğu "Hakikat Atölyesi" isimli eğitim sonrası E.A.nın terör örgütünün kırsal alanına katılma kararı aldığını ancak daha sonra yakalandığını anlatmıştır. Tanık Ü.A. ayrıca başvurucunun da katıldığı Diyarbakır İl Koordinasyon Toplantısı'nda basın açıklamaları, adalet nöbetleri, anma ve programların ne şekilde yapılacağı hususlarının belirlendiğini söylemiştir. Başvurucunun PKK silahlı terör örgütü ile organik bağ kurduğunun, PKK/KCK silahlı terör örgütü içinde faaliyet gösterdiğinin, örgütün hiyerarşik yapısı içinde hareket ettiğinin, örgütün hiyerarşik yapısına dâhil olduğunun ifade edildiği iddianame 22/11/2023 tarihinde kabul edilmiş ve Diyarbakır 11. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2021/142 sayılı yargılaması ile birleştirilmiştir.
5. 2025/4637 Numaralı Soruşturmaya İlişkin Süreç
17. 6/2/2025 tarihinde düzenlenen iddianamede, başvurucunun 8/2/2024 tarihinde "ANF NEWS" internet sitesinde yayımlanan "Atina'dan İmralı'ya Mektup" isimli haberde geçen ifadelere göre silahlı terör örgütü üyesi olduğu ileri sürülmektedir. Başvurucunun PKK/KCK silahlı terör örgütünün hiyerarşisinde yer aldığının, örgütle organik bağ kurarak örgüt adına sürekli, çeşitli ve yoğun faaliyette bulunduğunun, örgütün çağrılarına uyarak örgütün amaç ve hedefleri doğrultusunda eylem ve faaliyetlerine katıldığının ifade edildiği iddianame 11/2/2025 tarihinde kabul edilmiş ve Diyarbakır 11. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2021/142 sayılı yargılamasıyla birleştirilmiştir.
18. Başvurucu hakkında 9/10/2024 tarihinde çıkarılan yakalama emri birleşen dosya kapsamındaki belgeler de eklenerek 11/2/2025 tarihinde yeniden düzenlenmiştir.
19. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Tutuklamanın Hukuki Olmadığına İlişkin İddia
20. Başvurucu; suç işlediğine dair kuvvetli belirti olmamasına rağmen tutuklandığını, kaçma ve delilleri karartma şüphesi bulunmadığını ve tutuklama tedbirinin ölçülü olmadığını belirterek tutuklamanın hukuki olmadığını ileri sürmüştür. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) yapılacak incelemede Anayasa ve mevzuat hükümleri doğrultusunda somut olayın kendine özgü koşullarının gözönüne alınması gerektiği görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı başvuru formu ile benzer beyanda bulunmuştur.
21. Başvuru, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmiştir.
22. Anayasa Mahkemesi içtihadına göre tutuklama tedbirinin uygulandığı yargılama neticesinde verilen kararın kesinleşmiş olması hâlinde başvurucu tutuklamanın hukuka aykırı olduğu iddiasına yönelik olarak 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi kapsamında tazminat davası açabilecektir (birçok karar arasından bkz. Reşat Ertan [1. B.], B. No: 2013/5700, 15/4/2015, § 26; Ömer Köse [2. B.], B. No: 2014/12036, 16/11/2016, § 34; Eyyüp Güneş [GK], B. No: 2017/28308, 21/10/2021, § 88; Murat Ağırel ve diğerleri [GK], B. No: 2020/11655, 7/4/2022, §§ 23-26). Somut olayda hakkında yakalama emri bulunan başvurucu hakkındaki yargılama Diyarbakır 11. Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde devam etmektedir. Dolayısıyla açıkça dayanaktan yoksun olmayıp kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
23. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik müdahale, temel hak ve özgürlüklerin olağan dönemde sınırlandırılmasına ilişkin ölçütlerin belirlendiği Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa'nın 19. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple müdahalenin Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve tutuklama tedbirinin niteliğine uygun düşen; kanun tarafından öngörülme, Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir (Halas Aslan [1. B.], B. No: 2014/4994, 16/2/2017, §§ 53, 54; Selçuk Özdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 60).
24. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında, suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişilerin ancak kaçmalarını, delilleri yok etmelerini veya değiştirmelerini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hâllerde hâkim kararıyla tutuklanabilecekleri belirtilmiştir (Halas Aslan, § 57). Buna göre tutuklama ancak suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler bakımından mümkündür. Bir başka anlatımla tutuklamada meşru bir amacın olması için ön koşul, kişinin suçluluğu hakkında kuvvetli belirtinin bulunmasıdır. Bu husus, tutuklama tedbiri için aranan olmazsa olmaz unsurdur. Bunun için suçlamanın kuvvetli sayılabilecek inandırıcı delillerle desteklenmesi gerekir. İnandırıcı delil sayılabilecek olgu ve bilgilerin niteliği büyük ölçüde somut olayın kendine özgü şartlarına bağlıdır (Mustafa Ali Balbay [1. B.], B. No: 2012/1272, 4/12/2013, § 72).
25. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanuni dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, silahlı terör örgütünün üyesi olma suçundan 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.
26. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
27. Somut olayda hakkında yapılan tespitlere göre başvurucunun terör örgütünün talimatları doğrultusunda örgüt lehine gerçekleştirilen etkinliklere katıldığı, gerek ikametgâhında gerekse il eş başkanlığını yaptığı parti binasında yasaklı yayınlar ele geçirildiği görülmüştür (bkz. § 7). Diyarbakır 4. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından PKK terör örgütü mensuplarının taziyelerine ve PKK/KCK propagandasına dönüşen etkinliklere katılımcı ve konuşmacı olarak katılan başvurucunun ikametgâhında yasaklı yayınlar ele geçirildiği ifade edilerek başvurucunun tutuklanmasına karar verilmiştir (bkz. § 8). Anayasa Mahkemesi tarafından Diyarbakır 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin kuvvetli suç şüphesinin var olduğuna dair tespitlerinden ayrılmayı gerektiren bir durum olmadığı değerlendirilmiştir. Dolayısıyla belirtilen bu hususların tutuklama tedbirinin uygulanmasında suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin temelsiz ve keyfî olduğu söylenemeyecektir.
28. Başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suç şüphesinin bulunması şeklindeki ön koşulu yerine gelmiş olan tutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.
29. Somut olayda başvurucu hakkında verilen tutuklama kararında tutuklama nedeni olarak öncelikle isnat edilen suçun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği "tutuklama nedeni varsayılabilen" suçlar arasında olmasına dayanılmış, ayrıca suça ilişkin kanunda öngörülen cezanın alt ve üst sınırı ile işin önemi itibarıyla tutuklamanın ölçülü olduğu belirtilmiş ve adli kontrolün yetersiz kalacağına değinilmiştir.
30. Kişinin mahkûmiyeti hâlinde alacağı hapis cezasının ağırlığı, kaçma şüphesinin varlığına işaret eden durumlardan biridir (Hüseyin Burçak [2. B.], B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66). PKK'nın yurt içinde ve yurt dışındaki faaliyetleri dolayısıyla bu örgüte üye olmakla suçlanan başvurucunun serbest bırakıldığında yurt içinde saklanması veya yurt dışına çıkması ve burada barınması imkânı diğer kişilere göre çok daha fazladır (benzer yöndeki bir değerlendirme için bkz. Yıldırım Ataş [1. B.], B. No: 2014/4459, 26/10/2016, § 60). Kaldı ki başvurucu 18/5/2022 tarihinde serbest bırakılmış, yargılama sürecinde yapılan çağrılara rağmen duruşmalara gelmemesi nedeniyle hakkında 9/10/2024 tarihinde yakalama emri çıkarılmıştır. Söz konusu tarihten itibaren hakkındaki yakalama emri infaz edilememiştir. Bu itibarla somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Diyarbakır 4. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğinde başvurucu yönünden tutuklama nedenlerinin bulunduğu sonucuna varılmıştır.
31. Öte yandan başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bu tedbirin Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm özellikleri dikkate alınmalıdır. Bu husus değerlendirilirken anayasal denetimin tutuklamaya ilişkin süreç ile tutuklama gerekçeleri üzerinden yapılması gerekir (Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No: 2015/18567, 25/2/2016, § 79; Mehmet Baransu (2) [2. B.], B. No: 2015/7231, 17/5/2016, § 136).
32. Terör suçlarının soruşturulması/kovuşturulması kamu makamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri [2. B.], B. No: 2015/9756, 16/11/2016, § 214).
33. Sonuç olarak başvurucunun terörle bağlantılı bir suç nedeniyle tutuklandığı dikkate alındığında Diyarbakır 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülen yaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, § 214; Devran Duran, § 64).
34. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.
2. Tutukluluğun Makul Süreyi Aştığına İlişkin İddia
35. Başvurucu, tutukluluğun matbu gerekçelerle makul olmayan bir süre devam ettirildiğini belirterek gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
36. Başvurucunun bu iddiaları kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmiştir.
37. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye edilmiş veya hükümlü hâle gelmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak [2. B.], B. No: 2014/8515, 28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek [1. B.], B. No: 2014/6500, 29/9/2016, §§ 33-45; Ahmet Kubilay Tezcan [2. B.], B. No: 2014/3473, 25/1/2018, § 26). Somut olayda 18/5/2022 tarihinde tahliye edilen başvurucu yönünden anılan kararlardan ayrılmayı gerektiren bir durumun olmadığı anlaşılmıştır.
38. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. İfade Özgürlüğü İle Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
39. Başvurucu, siyasi faaliyetleri ile ifade özgürlüğü kapsamındaki eylemlerin tutuklamaya konu edilmesi nedeniyle ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
40. Anayasa Mahkemesi, tutuklama tedbirinin ifade ve basın özgürlükleri, dernek kurma hürriyeti, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakları gibi diğer temel hak ve özgürlükler üzerindeki etkisini incelerken öncelikle tutuklamanın hukuki olup olmadığını ve/veya tutukluluğun makul süreyi aşıp aşmadığını değerlendirmekte; sonrasında tutuklamanın hukukiliğine ya da tutukluluğun süresinin makullüğüne ilişkin vardığı sonucu da dikkate alarak diğer temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilip edilmediğini belirlemektedir (Erdem Gül ve Can Dündar, §§ 92-100; Mehmet Baransu (2), §§ 157-164; Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 191-203; Mehmet Haberal [1. B.], B. No: 2012/849, 4/12/2013, §§ 105-116; Mustafa Ali Balbay, §§ 120-134; Kemal Aktaş ve Selma Irmak [2. B.], B. No: 2014/85, 3/1/2014, §§ 61-75; Faysal Sarıyıldız [1. B.], B. No: 2014/9, 3/1/2014, §§ 61-75; İbrahim Ayhan [2. B.], B. No: 2013/9895, 2/1/2014, §§ 60-74; Gülser Yıldırım [1. B.], B. No: 2013/9894, 2/1/2014, §§ 60-74).
41. Somut olayda başvurucunun tutuklanmasının hukuki olmadığı iddiası incelenirken mahkemelerin olayda tutuklama nedeninin ve başvurucunun suç işlemiş olabileceğine ilişkin inandırıcı delillerin bulunduğuna, ayrıca tutuklamanın ölçülü olduğuna ilişkin gerekçelerinin ilgili ve yeterli olduğu, kararın keyfî bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu kapsamda yapılan değerlendirmeler dikkate alındığında başvurucunun yalnızca ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı kapsamında kalan eylemleri nedeniyle soruşturmaya maruz kaldığı ve tutuklandığı iddiası yönünden farklı bir sonuca varılmasını gerekli kılan bir durum bulunmamaktadır (aynı yöndeki değerlendirme için bkz. Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, §§ 185-187).
42. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklanmasının ifade özgürlüğü iletoplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını ihlal ettiği iddialarının tutuklamanın hukuki olmadığı iddiasına ilişkin olarak yapılan açıklamalar da gözetildiğinde açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Tutukluluğun makul süreyi aşması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. İfade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Tutuklamanın hukuki olmadığı iddiası bakımından Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,
D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 28/5/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.